Kök Analizi

Ana Sayfa

Kök Analizi

م ل ك

m-l-k — Kök Analizi

م ل ك

205

Kullanım

9

Lemma

51

Türev

69

Anlam

9 lemma, 51 türev form

Kelime

Okunuş

Anlam

Tür

Adet

ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ

Lemma

el-melaiketu

elçiler, elçi, haberci, melek

İsim
21

Örnek Ayetler (5 / 21)

Bakara 2:248

·

Kuran-ı Kerim

وَقَالَ لَهُمۡ نَبِيُّهُمۡ إِنَّ ءَايَةَ مُلۡكِهِۦٓ أَن يَأۡتِيَكُمُ ٱلتَّابُوتُ فِيهِ سَكِينَةٞ مِّن رَّبِّكُمۡ وَبَقِيَّةٞ مِّمَّا تَرَكَ ءَالُ مُوسَىٰ وَءَالُ هَٰرُونَ تَحۡمِلُهُ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةٗ لَّكُمۡ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ

Ve nebileri onlara demişti: 'Şüphesiz onun egemenliğinin ayeti, içinde Rabbinizden bir sükunet ve Musa ailesinin ve Harun ailesinin bıraktıklarından bir kalıntı olan tabutun size gelmesidir; onu melekler taşır. Eğer inananlar iseniz şüphesiz bunda sizin için kesinlikle bir ayet vardır.'

Ali İmran 3:39

·

Kuran-ı Kerim

فَنَادَتۡهُ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ وَهُوَ قَآئِمٞ يُصَلِّي فِي ٱلۡمِحۡرَابِ أَنَّ ٱللَّهَ يُبَشِّرُكَ بِيَحۡيَىٰ مُصَدِّقَۢا بِكَلِمَةٖ مِّنَ ٱللَّهِ وَسَيِّدٗا وَحَصُورٗا وَنَبِيّٗا مِّنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ

Bunun üzerine o mihrapta durmuş salat ederken melekler ona seslendi: 'Şüphesiz Allah seni, Allah'tan bir kelimeyi doğrulayıcı, bir efendi, kendini tutan ve doğrulardan bir nebi olarak Yahya ile müjdeler.'

Ali İmran 3:42

·

Kuran-ı Kerim

وَإِذۡ قَالَتِ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ يَٰمَرۡيَمُ إِنَّ ٱللَّهَ ٱصۡطَفَىٰكِ وَطَهَّرَكِ وَٱصۡطَفَىٰكِ عَلَىٰ نِسَآءِ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Ve melekler demişti: 'Ey Meryem, şüphesiz Allah seni seçti, seni arındırdı ve seni alemlerin kadınları üzerine seçti.'

Ali İmran 3:45

·

Kuran-ı Kerim

إِذۡ قَالَتِ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ يَٰمَرۡيَمُ إِنَّ ٱللَّهَ يُبَشِّرُكِ بِكَلِمَةٖ مِّنۡهُ ٱسۡمُهُ ٱلۡمَسِيحُ عِيسَى ٱبۡنُ مَرۡيَمَ وَجِيهٗا فِي ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡأٓخِرَةِ وَمِنَ ٱلۡمُقَرَّبِينَ

Melekler demişti: 'Ey Meryem, şüphesiz Allah seni kendisinden bir kelime ile müjdeler; onun ismi Meryem oğlu Mesih İsa'dır, dünyada ve ahirette yüzü ak ve yaklaştırılanlardandır.'

Nisa 4:97

·

Kuran-ı Kerim

إِنَّ ٱلَّذِينَ تَوَفَّىٰهُمُ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ ظَالِمِيٓ أَنفُسِهِمۡ قَالُواْ فِيمَ كُنتُمۡۖ قَالُواْ كُنَّا مُسۡتَضۡعَفِينَ فِي ٱلۡأَرۡضِۚ قَالُوٓاْ أَلَمۡ تَكُنۡ أَرۡضُ ٱللَّهِ وَٰسِعَةٗ فَتُهَاجِرُواْ فِيهَاۚ فَأُوْلَـٰٓئِكَ مَأۡوَىٰهُمۡ جَهَنَّمُۖ وَسَآءَتۡ مَصِيرًا

Şüphesiz melekler kendi nefislerinin zalimleri iken onları vefat ettirdiklerinde derler: 'Neyin içindeydiniz?' Derler: 'Biz yeryüzünde zayıf bırakılanlardık.' Derler: 'Allah'ın yeryüzü geniş değil miydi, böylece onun içinde hicret etseydiniz?' İşte onların barınakları cehennemdir. Ve varış yeri ne kötüdür.

Tüm 21 kullanımı gör

وَٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ

ve-l-melaiketu

ve haberciler, haberci, elçi, melek

İsim
10

ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةَ

el-melaikete

elçileri, elçi, melek, haberci

İsim
9

لِلۡمَلَـٰٓئِكَةِ

lil-melaiketi

elçiler için, elçi, haberci, melek

İsim
9

ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةِ

el-melaiketi

elçilerin, elçi, haberci, melek

İsim
8

مَلَكٞ

melekun

elçi, elçi, haberci, melek

İsim
4

وَٱلۡمَلَـٰٓئِكَةِ

ve'l-melaiketi

ve elçilerin, elçi, haberci, melek

İsim
4

مَلَـٰٓئِكَةٗ

melaiketen

elçiler, elçiler, haberciler, melekler

İsim
3

وَمَلَـٰٓئِكَتِهِۦ

ve-melaiketihi

ve elçileri, elçi, haberci, melek

İsim
3

مَلَكٗا

meleken

elçiyi, elçi, haberci, melek

İsim
3

وَٱلۡمَلَكُ

ve'l-meleku

ve elçi, elçi, melek, haberci

İsim
2

مَلَكٌ

melekun

elçi, elçi, haberci, melek

İsim
2

مَلَـٰٓئِكَةٞ

melâiketun

elçiler, elçi, haberci, melek

İsim
1

مَّلَكُ

meleku

elçi, elçi, haber getiren, melek

İsim
1

مَلَكَيۡنِ

melekeyni

iki elçi, elçi, melek

İsim
1

مَّلَكٖ

melekin

bir elçinin, elçi, haberci, melek

İsim
1

مَّلَـٰٓئِكَةٗ

melaiketen

elçiyi, elçi, haber getiren, melek

İsim
1

وَمَلَـٰٓئِكَتَهُۥ

ve-melaiketehu

ve elçilerini, elçi, melek, haberci

İsim
1

مَلَـٰٓئِكَةٌ

melaiketun

elçilerdir, elçi, melek, haberci

İsim
1

ٱلۡمَلَكَيۡنِ

el-melekeyni

iki elçiyi, elçi, melek, güç sahibi

İsim
1

ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ

Lemma

el-melaiketuelçiler

21

Örnek Ayetler (5 / 21)

Bakara 2:248

·

Kuran-ı Kerim

وَقَالَ لَهُمۡ نَبِيُّهُمۡ إِنَّ ءَايَةَ مُلۡكِهِۦٓ أَن يَأۡتِيَكُمُ ٱلتَّابُوتُ فِيهِ سَكِينَةٞ مِّن رَّبِّكُمۡ وَبَقِيَّةٞ مِّمَّا تَرَكَ ءَالُ مُوسَىٰ وَءَالُ هَٰرُونَ تَحۡمِلُهُ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةٗ لَّكُمۡ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ

Ve nebileri onlara demişti: 'Şüphesiz onun egemenliğinin ayeti, içinde Rabbinizden bir sükunet ve Musa ailesinin ve Harun ailesinin bıraktıklarından bir kalıntı olan tabutun size gelmesidir; onu melekler taşır. Eğer inananlar iseniz şüphesiz bunda sizin için kesinlikle bir ayet vardır.'

Ali İmran 3:39

·

Kuran-ı Kerim

فَنَادَتۡهُ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ وَهُوَ قَآئِمٞ يُصَلِّي فِي ٱلۡمِحۡرَابِ أَنَّ ٱللَّهَ يُبَشِّرُكَ بِيَحۡيَىٰ مُصَدِّقَۢا بِكَلِمَةٖ مِّنَ ٱللَّهِ وَسَيِّدٗا وَحَصُورٗا وَنَبِيّٗا مِّنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ

Bunun üzerine o mihrapta durmuş salat ederken melekler ona seslendi: 'Şüphesiz Allah seni, Allah'tan bir kelimeyi doğrulayıcı, bir efendi, kendini tutan ve doğrulardan bir nebi olarak Yahya ile müjdeler.'

Ali İmran 3:42

·

Kuran-ı Kerim

وَإِذۡ قَالَتِ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ يَٰمَرۡيَمُ إِنَّ ٱللَّهَ ٱصۡطَفَىٰكِ وَطَهَّرَكِ وَٱصۡطَفَىٰكِ عَلَىٰ نِسَآءِ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Ve melekler demişti: 'Ey Meryem, şüphesiz Allah seni seçti, seni arındırdı ve seni alemlerin kadınları üzerine seçti.'

Ali İmran 3:45

·

Kuran-ı Kerim

إِذۡ قَالَتِ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ يَٰمَرۡيَمُ إِنَّ ٱللَّهَ يُبَشِّرُكِ بِكَلِمَةٖ مِّنۡهُ ٱسۡمُهُ ٱلۡمَسِيحُ عِيسَى ٱبۡنُ مَرۡيَمَ وَجِيهٗا فِي ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡأٓخِرَةِ وَمِنَ ٱلۡمُقَرَّبِينَ

Melekler demişti: 'Ey Meryem, şüphesiz Allah seni kendisinden bir kelime ile müjdeler; onun ismi Meryem oğlu Mesih İsa'dır, dünyada ve ahirette yüzü ak ve yaklaştırılanlardandır.'

Nisa 4:97

·

Kuran-ı Kerim

إِنَّ ٱلَّذِينَ تَوَفَّىٰهُمُ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ ظَالِمِيٓ أَنفُسِهِمۡ قَالُواْ فِيمَ كُنتُمۡۖ قَالُواْ كُنَّا مُسۡتَضۡعَفِينَ فِي ٱلۡأَرۡضِۚ قَالُوٓاْ أَلَمۡ تَكُنۡ أَرۡضُ ٱللَّهِ وَٰسِعَةٗ فَتُهَاجِرُواْ فِيهَاۚ فَأُوْلَـٰٓئِكَ مَأۡوَىٰهُمۡ جَهَنَّمُۖ وَسَآءَتۡ مَصِيرًا

Şüphesiz melekler kendi nefislerinin zalimleri iken onları vefat ettirdiklerinde derler: 'Neyin içindeydiniz?' Derler: 'Biz yeryüzünde zayıf bırakılanlardık.' Derler: 'Allah'ın yeryüzü geniş değil miydi, böylece onun içinde hicret etseydiniz?' İşte onların barınakları cehennemdir. Ve varış yeri ne kötüdür.

Tüm 21 kullanımı gör

وَٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ

ve-l-melaiketuve haberciler

10

ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةَ

el-melaiketeelçileri

9

لِلۡمَلَـٰٓئِكَةِ

lil-melaiketielçiler için

9

ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةِ

el-melaiketielçilerin

8

مَلَكٞ

melekunelçi

4

وَٱلۡمَلَـٰٓئِكَةِ

ve'l-melaiketive elçilerin

4

مَلَـٰٓئِكَةٗ

melaiketenelçiler

3

وَمَلَـٰٓئِكَتِهِۦ

ve-melaiketihive elçileri

3

مَلَكٗا

melekenelçiyi

3

وَٱلۡمَلَكُ

ve'l-melekuve elçi

2

مَلَكٌ

melekunelçi

2

مَلَـٰٓئِكَةٞ

melâiketunelçiler

1

مَّلَكُ

melekuelçi

1

مَلَكَيۡنِ

melekeyniiki elçi

1

مَّلَكٖ

melekinbir elçinin

1

مَّلَـٰٓئِكَةٗ

melaiketenelçiyi

1

وَمَلَـٰٓئِكَتَهُۥ

ve-melaiketehuve elçilerini

1

مَلَـٰٓئِكَةٌ

melaiketunelçilerdir

1

ٱلۡمَلَكَيۡنِ

el-melekeyniiki elçiyi

1