Kök Analizi

Ana Sayfa

Kök Analizi

ك و ن

k-v-n — Kök Analizi

ك و ن

1390

Kullanım

3

Lemma

119

Türev

80

Anlam

3 lemma, 119 türev form

Kelime

Okunuş

Anlam

Tür

Adet

كَانَ

Lemma

kane

oldu, olmak, bulunmak, gerçekleşmek

Fiil
323

كَانُواْ

kanu

oldular, olmak, bulunmak, var olmak

Fiil
210

كُنتُمۡ

kuntum

oldunuz, olmak, bulunmak, gerçekleşmek

Fiil
152

وَكَانَ

ve-kane

ve oldu, olmak, bulunmak, gerçekleşmek

Fiil
84

كُنَّا

kunna

olduk, olmak, var olmak, meydana gelmek

Fiil
62

كُنتُم

kuntum

oldunuz, olmak, bulunmak, gerçekleşmek

Fiil
36

كُنتَ

kunte

oldun, olmak, bulunmak, gerçekleşmek

Fiil
35

وَكَانُواْ

ve-kanu

ve oldular, olmak, bulunmak, gerçekleşmek

Fiil
30

يَكُن

yekun

olur, olmak, var olmak, meydana gelmek

Fiil
24

كَانَتۡ

kanet

oldu, olmak, var olmak, bulunmak

Fiil
23

تَكُونُواْ

tekunu

var olursunuz, var olmak, olmak, meydana gelmek

Fiil
19

كَانُوٓاْ

kanu

oldular, olmak, var olmak, meydana gelmek

Fiil
19

Örnek Ayetler (5 / 19)

Bakara 2:57

·

Kuran-ı Kerim

وَظَلَّلۡنَا عَلَيۡكُمُ ٱلۡغَمَامَ وَأَنزَلۡنَا عَلَيۡكُمُ ٱلۡمَنَّ وَٱلسَّلۡوَىٰۖ كُلُواْ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقۡنَٰكُمۡۚ وَمَا ظَلَمُونَا وَلَٰكِن كَانُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ يَظۡلِمُونَ

Ve üzerinize bulutu gölgelendirmiştik ve size manı ve bıldırcını indirmiştik: 'Sizi rızıklandırdığımız şeylerin temizlerinden yiyin.' Ve bize zulmetmediler fakat nefslerine zulmediyorlardı.

Nisa 4:12

·

Kuran-ı Kerim

۞وَلَكُمۡ نِصۡفُ مَا تَرَكَ أَزۡوَٰجُكُمۡ إِن لَّمۡ يَكُن لَّهُنَّ وَلَدٞۚ فَإِن كَانَ لَهُنَّ وَلَدٞ فَلَكُمُ ٱلرُّبُعُ مِمَّا تَرَكۡنَۚ مِنۢ بَعۡدِ وَصِيَّةٖ يُوصِينَ بِهَآ أَوۡ دَيۡنٖۚ وَلَهُنَّ ٱلرُّبُعُ مِمَّا تَرَكۡتُمۡ إِن لَّمۡ يَكُن لَّكُمۡ وَلَدٞۚ فَإِن كَانَ لَكُمۡ وَلَدٞ فَلَهُنَّ ٱلثُّمُنُ مِمَّا تَرَكۡتُمۚ مِّنۢ بَعۡدِ وَصِيَّةٖ تُوصُونَ بِهَآ أَوۡ دَيۡنٖۗ وَإِن كَانَ رَجُلٞ يُورَثُ كَلَٰلَةً أَوِ ٱمۡرَأَةٞ وَلَهُۥٓ أَخٌ أَوۡ أُخۡتٞ فَلِكُلِّ وَٰحِدٖ مِّنۡهُمَا ٱلسُّدُسُۚ فَإِن كَانُوٓاْ أَكۡثَرَ مِن ذَٰلِكَ فَهُمۡ شُرَكَآءُ فِي ٱلثُّلُثِۚ مِنۢ بَعۡدِ وَصِيَّةٖ يُوصَىٰ بِهَآ أَوۡ دَيۡنٍ غَيۡرَ مُضَآرّٖۚ وَصِيَّةٗ مِّنَ ٱللَّهِۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَلِيمٞ

Ve eğer onların bir çocuğu yoksa, eşlerinizin bıraktığı şeyin yarısı sizin içindir. Fakat eğer onların bir çocuğu varsa, vasiyet ettikleri bir vasiyetten veya bir borçtan sonra bıraktıkları şeyden dörtte bir sizin içindir. Ve eğer sizin bir çocuğunuz yoksa, bıraktığınız şeyden dörtte bir onlar içindir. Fakat eğer sizin bir çocuğunuz varsa, vasiyet ettiğiniz bir vasiyetten veya bir borçtan sonra bıraktığınız şeyden sekizde bir onlar içindir. Ve eğer miras bırakılan bir adam veya bir kadın kelale ise ve onun bir erkek kardeşi veya bir kız kardeşi varsa, ikisinden her biri için altıda bir vardır. Fakat eğer bundan daha çok iseler, zarar verici olmayan vasiyet edilen bir vasiyetten veya bir borçtan sonra üçte birin içinde ortaklardır. Allah'tan bir vasiyet olarak. Ve Allah Bilen'dir, Yumuşak Başlı'dır.

Nisa 4:176

·

Kuran-ı Kerim

يَسۡتَفۡتُونَكَ قُلِ ٱللَّهُ يُفۡتِيكُمۡ فِي ٱلۡكَلَٰلَةِۚ إِنِ ٱمۡرُؤٌاْ هَلَكَ لَيۡسَ لَهُۥ وَلَدٞ وَلَهُۥٓ أُخۡتٞ فَلَهَا نِصۡفُ مَا تَرَكَۚ وَهُوَ يَرِثُهَآ إِن لَّمۡ يَكُن لَّهَا وَلَدٞۚ فَإِن كَانَتَا ٱثۡنَتَيۡنِ فَلَهُمَا ٱلثُّلُثَانِ مِمَّا تَرَكَۚ وَإِن كَانُوٓاْ إِخۡوَةٗ رِّجَالٗا وَنِسَآءٗ فَلِلذَّكَرِ مِثۡلُ حَظِّ ٱلۡأُنثَيَيۡنِۗ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمۡ أَن تَضِلُّواْۗ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمُۢ

Senden fetva istiyorlar. De ki: 'Allah kelale hakkında size fetva veriyor. Eğer bir kişi helak olursa, onun bir çocuğu yoktur ve onun bir kız kardeşi vardır; böylece bıraktığı şeyin yarısı onundur. Ve eğer onun bir çocuğu yoksa o ona mirasçı olur. Böylece eğer onlar iki iseler, böylece bıraktığı şeyden üçte ikisi onlarındır. Ve eğer onlar erkekler ve kadınlar kardeşler iseler, böylece erkek için iki dişinin payının misli vardır.' Sapmamanız için Allah size açıklıyor. Ve Allah her şeyi Bilen'dir.

A'raf 7:160

·

Kuran-ı Kerim

وَقَطَّعۡنَٰهُمُ ٱثۡنَتَيۡ عَشۡرَةَ أَسۡبَاطًا أُمَمٗاۚ وَأَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ إِذِ ٱسۡتَسۡقَىٰهُ قَوۡمُهُۥٓ أَنِ ٱضۡرِب بِّعَصَاكَ ٱلۡحَجَرَۖ فَٱنۢبَجَسَتۡ مِنۡهُ ٱثۡنَتَا عَشۡرَةَ عَيۡنٗاۖ قَدۡ عَلِمَ كُلُّ أُنَاسٖ مَّشۡرَبَهُمۡۚ وَظَلَّلۡنَا عَلَيۡهِمُ ٱلۡغَمَٰمَ وَأَنزَلۡنَا عَلَيۡهِمُ ٱلۡمَنَّ وَٱلسَّلۡوَىٰۖ كُلُواْ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقۡنَٰكُمۡۚ وَمَا ظَلَمُونَا وَلَٰكِن كَانُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ يَظۡلِمُونَ

Ve onları topluluklar olarak on iki boya böldük. Ve toplumu ondan su istediğinde Musa'ya: 'Asanla taşa vur' diye vahyetmiştik. Bunun üzerine ondan on iki pınar fışkırdı; her insanlar içecekleri yeri kesinlikle bildi. Ve onların üzerine bulutu gölgelendirdik ve onların üzerine man ve bıldırcın indirdik: 'Sizi rızıklandırdığımız şeyin temizlerinden yiyin.' Ve bize zulmetmediler, fakat kendi nefslerine zulmediyor idiler.

Enfal 8:34

·

Kuran-ı Kerim

وَمَا لَهُمۡ أَلَّا يُعَذِّبَهُمُ ٱللَّهُ وَهُمۡ يَصُدُّونَ عَنِ ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِ وَمَا كَانُوٓاْ أَوۡلِيَآءَهُۥٓۚ إِنۡ أَوۡلِيَآؤُهُۥٓ إِلَّا ٱلۡمُتَّقُونَ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ

Ve onlar Mescid-i Haram'dan alıkoyarken Allah'ın onlara azap etmemesi için onlara ne var? Ve onlar onun koruyucuları değillerdi. Şüphesiz onun koruyucuları sakınanlardan başkası değildir; fakat onların çoğu bilmezler.

Tüm 19 kullanımı gör

يَكُونُ

yekunu

var olur, var olmak, olmak, meydana gelmek

Fiil
18

يَكُونَ

yekune

olur, olmak, var olmak, meydana gelmek

Fiil
17

وَكُنَّا

ve-kunna

ve olduk, olmak, var olmak, meydana gelmek

Fiil
16

كُنتُ

kuntu

oldum, durmak, olmak, bulunmak, gerçekleşmek

Fiil
15

تَكُن

tekun

olur, var olmak, olmak, meydana gelmek

Fiil
14

تَكُونَ

tekune

olur, var olmak, olmak, meydana gelmek

Fiil
14

يَكُونُواْ

yekunu

olurlar, olmak, var olmak, bulunmak

Fiil
12

تَكُونُ

tekunu

olur, olmak, var olmak, meydana gelmek

Fiil
11

كَانَ

Lemma

kaneoldu

323

كَانُواْ

kanuoldular

210

كُنتُمۡ

kuntumoldunuz

152

وَكَانَ

ve-kaneve oldu

84

كُنَّا

kunnaolduk

62

كُنتُم

kuntumoldunuz

36

كُنتَ

kunteoldun

35

وَكَانُواْ

ve-kanuve oldular

30

يَكُن

yekunolur

24

كَانَتۡ

kanetoldu

23

تَكُونُواْ

tekunuvar olursunuz

19

كَانُوٓاْ

kanuoldular

19

Örnek Ayetler (5 / 19)

Bakara 2:57

·

Kuran-ı Kerim

وَظَلَّلۡنَا عَلَيۡكُمُ ٱلۡغَمَامَ وَأَنزَلۡنَا عَلَيۡكُمُ ٱلۡمَنَّ وَٱلسَّلۡوَىٰۖ كُلُواْ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقۡنَٰكُمۡۚ وَمَا ظَلَمُونَا وَلَٰكِن كَانُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ يَظۡلِمُونَ

Ve üzerinize bulutu gölgelendirmiştik ve size manı ve bıldırcını indirmiştik: 'Sizi rızıklandırdığımız şeylerin temizlerinden yiyin.' Ve bize zulmetmediler fakat nefslerine zulmediyorlardı.

Nisa 4:12

·

Kuran-ı Kerim

۞وَلَكُمۡ نِصۡفُ مَا تَرَكَ أَزۡوَٰجُكُمۡ إِن لَّمۡ يَكُن لَّهُنَّ وَلَدٞۚ فَإِن كَانَ لَهُنَّ وَلَدٞ فَلَكُمُ ٱلرُّبُعُ مِمَّا تَرَكۡنَۚ مِنۢ بَعۡدِ وَصِيَّةٖ يُوصِينَ بِهَآ أَوۡ دَيۡنٖۚ وَلَهُنَّ ٱلرُّبُعُ مِمَّا تَرَكۡتُمۡ إِن لَّمۡ يَكُن لَّكُمۡ وَلَدٞۚ فَإِن كَانَ لَكُمۡ وَلَدٞ فَلَهُنَّ ٱلثُّمُنُ مِمَّا تَرَكۡتُمۚ مِّنۢ بَعۡدِ وَصِيَّةٖ تُوصُونَ بِهَآ أَوۡ دَيۡنٖۗ وَإِن كَانَ رَجُلٞ يُورَثُ كَلَٰلَةً أَوِ ٱمۡرَأَةٞ وَلَهُۥٓ أَخٌ أَوۡ أُخۡتٞ فَلِكُلِّ وَٰحِدٖ مِّنۡهُمَا ٱلسُّدُسُۚ فَإِن كَانُوٓاْ أَكۡثَرَ مِن ذَٰلِكَ فَهُمۡ شُرَكَآءُ فِي ٱلثُّلُثِۚ مِنۢ بَعۡدِ وَصِيَّةٖ يُوصَىٰ بِهَآ أَوۡ دَيۡنٍ غَيۡرَ مُضَآرّٖۚ وَصِيَّةٗ مِّنَ ٱللَّهِۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَلِيمٞ

Ve eğer onların bir çocuğu yoksa, eşlerinizin bıraktığı şeyin yarısı sizin içindir. Fakat eğer onların bir çocuğu varsa, vasiyet ettikleri bir vasiyetten veya bir borçtan sonra bıraktıkları şeyden dörtte bir sizin içindir. Ve eğer sizin bir çocuğunuz yoksa, bıraktığınız şeyden dörtte bir onlar içindir. Fakat eğer sizin bir çocuğunuz varsa, vasiyet ettiğiniz bir vasiyetten veya bir borçtan sonra bıraktığınız şeyden sekizde bir onlar içindir. Ve eğer miras bırakılan bir adam veya bir kadın kelale ise ve onun bir erkek kardeşi veya bir kız kardeşi varsa, ikisinden her biri için altıda bir vardır. Fakat eğer bundan daha çok iseler, zarar verici olmayan vasiyet edilen bir vasiyetten veya bir borçtan sonra üçte birin içinde ortaklardır. Allah'tan bir vasiyet olarak. Ve Allah Bilen'dir, Yumuşak Başlı'dır.

Nisa 4:176

·

Kuran-ı Kerim

يَسۡتَفۡتُونَكَ قُلِ ٱللَّهُ يُفۡتِيكُمۡ فِي ٱلۡكَلَٰلَةِۚ إِنِ ٱمۡرُؤٌاْ هَلَكَ لَيۡسَ لَهُۥ وَلَدٞ وَلَهُۥٓ أُخۡتٞ فَلَهَا نِصۡفُ مَا تَرَكَۚ وَهُوَ يَرِثُهَآ إِن لَّمۡ يَكُن لَّهَا وَلَدٞۚ فَإِن كَانَتَا ٱثۡنَتَيۡنِ فَلَهُمَا ٱلثُّلُثَانِ مِمَّا تَرَكَۚ وَإِن كَانُوٓاْ إِخۡوَةٗ رِّجَالٗا وَنِسَآءٗ فَلِلذَّكَرِ مِثۡلُ حَظِّ ٱلۡأُنثَيَيۡنِۗ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمۡ أَن تَضِلُّواْۗ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمُۢ

Senden fetva istiyorlar. De ki: 'Allah kelale hakkında size fetva veriyor. Eğer bir kişi helak olursa, onun bir çocuğu yoktur ve onun bir kız kardeşi vardır; böylece bıraktığı şeyin yarısı onundur. Ve eğer onun bir çocuğu yoksa o ona mirasçı olur. Böylece eğer onlar iki iseler, böylece bıraktığı şeyden üçte ikisi onlarındır. Ve eğer onlar erkekler ve kadınlar kardeşler iseler, böylece erkek için iki dişinin payının misli vardır.' Sapmamanız için Allah size açıklıyor. Ve Allah her şeyi Bilen'dir.

A'raf 7:160

·

Kuran-ı Kerim

وَقَطَّعۡنَٰهُمُ ٱثۡنَتَيۡ عَشۡرَةَ أَسۡبَاطًا أُمَمٗاۚ وَأَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ إِذِ ٱسۡتَسۡقَىٰهُ قَوۡمُهُۥٓ أَنِ ٱضۡرِب بِّعَصَاكَ ٱلۡحَجَرَۖ فَٱنۢبَجَسَتۡ مِنۡهُ ٱثۡنَتَا عَشۡرَةَ عَيۡنٗاۖ قَدۡ عَلِمَ كُلُّ أُنَاسٖ مَّشۡرَبَهُمۡۚ وَظَلَّلۡنَا عَلَيۡهِمُ ٱلۡغَمَٰمَ وَأَنزَلۡنَا عَلَيۡهِمُ ٱلۡمَنَّ وَٱلسَّلۡوَىٰۖ كُلُواْ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقۡنَٰكُمۡۚ وَمَا ظَلَمُونَا وَلَٰكِن كَانُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ يَظۡلِمُونَ

Ve onları topluluklar olarak on iki boya böldük. Ve toplumu ondan su istediğinde Musa'ya: 'Asanla taşa vur' diye vahyetmiştik. Bunun üzerine ondan on iki pınar fışkırdı; her insanlar içecekleri yeri kesinlikle bildi. Ve onların üzerine bulutu gölgelendirdik ve onların üzerine man ve bıldırcın indirdik: 'Sizi rızıklandırdığımız şeyin temizlerinden yiyin.' Ve bize zulmetmediler, fakat kendi nefslerine zulmediyor idiler.

Enfal 8:34

·

Kuran-ı Kerim

وَمَا لَهُمۡ أَلَّا يُعَذِّبَهُمُ ٱللَّهُ وَهُمۡ يَصُدُّونَ عَنِ ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِ وَمَا كَانُوٓاْ أَوۡلِيَآءَهُۥٓۚ إِنۡ أَوۡلِيَآؤُهُۥٓ إِلَّا ٱلۡمُتَّقُونَ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ

Ve onlar Mescid-i Haram'dan alıkoyarken Allah'ın onlara azap etmemesi için onlara ne var? Ve onlar onun koruyucuları değillerdi. Şüphesiz onun koruyucuları sakınanlardan başkası değildir; fakat onların çoğu bilmezler.

Tüm 19 kullanımı gör

يَكُونُ

yekunuvar olur

18

يَكُونَ

yekuneolur

17

وَكُنَّا

ve-kunnave olduk

16

كُنتُ

kuntuoldum

15

تَكُن

tekunolur

14

تَكُونَ

tekuneolur

14

يَكُونُواْ

yekunuolurlar

12

تَكُونُ

tekunuolur

11