1390
Kullanım
3
Lemma
119
Türev
80
Anlam
3 lemma, 119 türev form
Kelime | Okunuş | Anlam | Tür | Adet | ||
|---|---|---|---|---|---|---|
تَكُونَنَّ | tekunenne | olursun, olmak, meydana gelmek, bulunmak | Fiil | 9 | ||
أَكُونَ | ekune | olurum, olmak, var olmak, meydana gelmek | Fiil | 9 | ||
فَيَكُونُ | fe-yekunu | ve olur, olmak, meydana gelmek, bulunmak | Fiil | 9 | ||
كُن | kun | ol, olmak, var olmak, meydana gelmek | Fiil | 8 | ||
فَكَانَ | fe-kane | ve oldu, olmak, var olmak, meydana gelmek | Fiil | 8 | ||
يَكُ | yeku | olur, olmak, var olmak, bulunmak | Fiil | 8 | ||
Örnek Ayetler (5 / 8) Enfal 8:53 · Kuran-ı Kerim ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ لَمۡ يَكُ مُغَيِّرٗا نِّعۡمَةً أَنۡعَمَهَا عَلَىٰ قَوۡمٍ حَتَّىٰ يُغَيِّرُواْ مَا بِأَنفُسِهِمۡ وَأَنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٞ Bu, bir topluluk kendi nefslerindekini değiştirmedikçe Allah'ın onlara lütfettiği bir nimeti değiştirecek olmamasındandır. Ve şüphesiz Allah İşitendir, Bilendir. Tevbe 9:74 · Kuran-ı Kerim يَحۡلِفُونَ بِٱللَّهِ مَا قَالُواْ وَلَقَدۡ قَالُواْ كَلِمَةَ ٱلۡكُفۡرِ وَكَفَرُواْ بَعۡدَ إِسۡلَٰمِهِمۡ وَهَمُّواْ بِمَا لَمۡ يَنَالُواْۚ وَمَا نَقَمُوٓاْ إِلَّآ أَنۡ أَغۡنَىٰهُمُ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ مِن فَضۡلِهِۦۚ فَإِن يَتُوبُواْ يَكُ خَيۡرٗا لَّهُمۡۖ وَإِن يَتَوَلَّوۡاْ يُعَذِّبۡهُمُ ٱللَّهُ عَذَابًا أَلِيمٗا فِي ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡأٓخِرَةِۚ وَمَا لَهُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ مِن وَلِيّٖ وَلَا نَصِيرٖ Söylemediklerine Allah'a yemin ederler. Ve andolsun örtme kelimesini söylediler ve İslamlarından sonra örttüler ve ulaşamadıkları şeye yeltendiler. Ve Allah'ın ve O'nun resulünün kendi lütfundan onları zenginleştirmesinden başkası için öç almadılar. Bunun üzerine eğer dönerlerse onlar için hayır olur. Ve eğer dönerlerse Allah onlara dünyada ve ahirette acı verici azapla azap edecektir. Ve yeryüzünde onlar için ne koruyucu ne de yardımcı vardır. Nahl 16:120 · Kuran-ı Kerim إِنَّ إِبۡرَٰهِيمَ كَانَ أُمَّةٗ قَانِتٗا لِّلَّهِ حَنِيفٗا وَلَمۡ يَكُ مِنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ Şüphesiz İbrahim Allah'a gönülden boyun eğen, dosdoğru bir önderdi ve ortak koşanlardan olmadı. Meryem 19:67 · Kuran-ı Kerim أَوَلَا يَذۡكُرُ ٱلۡإِنسَٰنُ أَنَّا خَلَقۡنَٰهُ مِن قَبۡلُ وَلَمۡ يَكُ شَيۡـٔٗا İnsan, daha önce o hiçbir şey değilken şüphesiz bizim onu yarattığımızı hatırlamaz mı? Mü'min 40:28 · Kuran-ı Kerim وَقَالَ رَجُلٞ مُّؤۡمِنٞ مِّنۡ ءَالِ فِرۡعَوۡنَ يَكۡتُمُ إِيمَٰنَهُۥٓ أَتَقۡتُلُونَ رَجُلًا أَن يَقُولَ رَبِّيَ ٱللَّهُ وَقَدۡ جَآءَكُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِ مِن رَّبِّكُمۡۖ وَإِن يَكُ كَٰذِبٗا فَعَلَيۡهِ كَذِبُهُۥۖ وَإِن يَكُ صَادِقٗا يُصِبۡكُم بَعۡضُ ٱلَّذِي يَعِدُكُمۡۖ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِي مَنۡ هُوَ مُسۡرِفٞ كَذَّابٞ Ve Firavun ailesinden inancını gizleyen inanan bir adam dedi: 'Rabbim Allah'tır demesi sebebiyle bir adamı katlediyor musunuz? Ve o size Rabbinizden açık kanıtlarla gelmiştir. Ve eğer yalancıysa, yalanı onun üzerinedir. Ve eğer doğru söyleyense, size vaat ettiğinin bir kısmı size isabet eder. Şüphesiz Allah, sınırı aşan, yalancı kimseye yol göstermez.' | ||||||
كُونُواْ | kunu | olun, olmak, var olmak | Fiil | 8 | ||
وَكُنتُمۡ | ve-kuntum | ve oldunuz, olmak, bulunmak, var olmak | Fiil | 7 | ||
تَكُ | teku | olur, olmak, var olmak, bulunmak | Fiil | 7 | ||
لَكَانَ | le-kane | elbette oldu, olmak, var olmak, meydana gelmek | Fiil | 6 | ||
فَتَكُونَ | fe-tekune | ve olur, olmak, var olmak, meydana gelmek | Fiil | 6 | ||
فَكَانَتۡ | fe-kanet | ve oldu, olmak, var olmak, meydana gelmek | Fiil | 5 | ||
فَكَانُواْ | fe-kanu | ve oldular, olmak, var olmak, meydana gelmek | Fiil | 5 | ||
لَنَكُونَنَّ | le-nekunenne | elbette olacağız, var olmak, olmak, bulunmak | Fiil | 4 | ||
نَكُن | nekun | oluruz, olmak, bulunmak, var olmak | Fiil | 4 | ||
كَانَت | kanet | oldu, olmak, bulunmak, gerçekleşmek | Fiil | 4 | ||
تَكُنۡ | tekun | olursun, olmak, bulunmak, var olmak | Fiil | 4 | ||
يَكُنِ | yekuni | olur, olmak, var olmak, meydana gelmek | Fiil | 4 | ||
وَكُن | ve-kun | ve ol, olmak, var olmak, gerçekleşmek | Fiil | 3 | ||
وَنَكُونَ | ve-nekune | ve oluruz, olmak, var olmak, bulunmak | Fiil | 3 | ||
Örnek Ayetler (5 / 9)
Bakara 2:147
·
Kuran-ı Kerim
ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّكَ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡمُمۡتَرِينَ
Gerçek senin Rabbindendir. Bunun üzerine kesinlikle şüphe edenlerden olma.
En'am 6:14
·
Kuran-ı Kerim
قُلۡ أَغَيۡرَ ٱللَّهِ أَتَّخِذُ وَلِيّٗا فَاطِرِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَهُوَ يُطۡعِمُ وَلَا يُطۡعَمُۗ قُلۡ إِنِّيٓ أُمِرۡتُ أَنۡ أَكُونَ أَوَّلَ مَنۡ أَسۡلَمَۖ وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ
De ki: 'Gökleri ve yeri yaran, O yedirir ve yedirilmezken, Allah'ın başkasını mı bir koruyucu edineyim?' De ki: 'Şüphesiz ben teslim olan kimsenin ilki olmakla emrolundum.' Ve kesinlikle ortak koşanlardan olma.
En'am 6:35
·
Kuran-ı Kerim
وَإِن كَانَ كَبُرَ عَلَيۡكَ إِعۡرَاضُهُمۡ فَإِنِ ٱسۡتَطَعۡتَ أَن تَبۡتَغِيَ نَفَقٗا فِي ٱلۡأَرۡضِ أَوۡ سُلَّمٗا فِي ٱلسَّمَآءِ فَتَأۡتِيَهُم بِـَٔايَةٖۚ وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ لَجَمَعَهُمۡ عَلَى ٱلۡهُدَىٰۚ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡجَٰهِلِينَ
Ve eğer onların yüz çevirmesi sana büyük geldiyse, yerin içinde bir tünel veya göğün içinde bir merdiven arayıp onlara bir ayet getirmeye güç yetirebilirsen... Ve eğer Allah dileseydi, onları yol göstermenin üzerinde toplardı. Öyleyse kesinlikle cahillerden olma.
En'am 6:114
·
Kuran-ı Kerim
أَفَغَيۡرَ ٱللَّهِ أَبۡتَغِي حَكَمٗا وَهُوَ ٱلَّذِيٓ أَنزَلَ إِلَيۡكُمُ ٱلۡكِتَٰبَ مُفَصَّلٗاۚ وَٱلَّذِينَ ءَاتَيۡنَٰهُمُ ٱلۡكِتَٰبَ يَعۡلَمُونَ أَنَّهُۥ مُنَزَّلٞ مِّن رَّبِّكَ بِٱلۡحَقِّۖ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡمُمۡتَرِينَ
Size kitabı ayrıntılı olarak indiren O iken, Allah'tan başkasını mı bir hakem arayayım? Kendilerine kitabı verdiğimiz kimseler, şüphesiz onun Rabbinden gerçek ile indirilmiş olduğunu bilirler. Öyleyse sakın şüphe edenlerden olma.
Yunus 10:94
·
Kuran-ı Kerim
فَإِن كُنتَ فِي شَكّٖ مِّمَّآ أَنزَلۡنَآ إِلَيۡكَ فَسۡـَٔلِ ٱلَّذِينَ يَقۡرَءُونَ ٱلۡكِتَٰبَ مِن قَبۡلِكَۚ لَقَدۡ جَآءَكَ ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّكَ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡمُمۡتَرِينَ
Öyleyse sana indirdiğimizden şüphe içinde isen, senden önce kitabı okuyan kimselere sor. Andolsun Rabbinden sana gerçek geldi, öyleyse kesinlikle şüphe edenlerden olma.
Örnek Ayetler (5 / 9)
Bakara 2:67
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذۡ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوۡمِهِۦٓ إِنَّ ٱللَّهَ يَأۡمُرُكُمۡ أَن تَذۡبَحُواْ بَقَرَةٗۖ قَالُوٓاْ أَتَتَّخِذُنَا هُزُوٗاۖ قَالَ أَعُوذُ بِٱللَّهِ أَنۡ أَكُونَ مِنَ ٱلۡجَٰهِلِينَ
Ve Musa kavmine demişti: 'Şüphesiz Allah size bir inek boğazlamanızı emrediyor.' Dediler: 'Bizi bir alay mı ediniyorsun?' Dedi: 'Cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım.'
Maide 5:31
·
Kuran-ı Kerim
فَبَعَثَ ٱللَّهُ غُرَابٗا يَبۡحَثُ فِي ٱلۡأَرۡضِ لِيُرِيَهُۥ كَيۡفَ يُوَٰرِي سَوۡءَةَ أَخِيهِۚ قَالَ يَٰوَيۡلَتَىٰٓ أَعَجَزۡتُ أَنۡ أَكُونَ مِثۡلَ هَٰذَا ٱلۡغُرَابِ فَأُوَٰرِيَ سَوۡءَةَ أَخِيۖ فَأَصۡبَحَ مِنَ ٱلنَّـٰدِمِينَ
Böylece Allah, kardeşinin cesedini nasıl örteceğini ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. Dedi: 'Ey vah bana, bu karga gibi olmaktan, böylece kardeşimin cesedini örtmekten aciz mi oldum?' Böylece pişman olanlardan oldu.
En'am 6:14
·
Kuran-ı Kerim
قُلۡ أَغَيۡرَ ٱللَّهِ أَتَّخِذُ وَلِيّٗا فَاطِرِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَهُوَ يُطۡعِمُ وَلَا يُطۡعَمُۗ قُلۡ إِنِّيٓ أُمِرۡتُ أَنۡ أَكُونَ أَوَّلَ مَنۡ أَسۡلَمَۖ وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ
De ki: 'Gökleri ve yeri yaran, O yedirir ve yedirilmezken, Allah'ın başkasını mı bir koruyucu edineyim?' De ki: 'Şüphesiz ben teslim olan kimsenin ilki olmakla emrolundum.' Ve kesinlikle ortak koşanlardan olma.
Yunus 10:72
·
Kuran-ı Kerim
فَإِن تَوَلَّيۡتُمۡ فَمَا سَأَلۡتُكُم مِّنۡ أَجۡرٍۖ إِنۡ أَجۡرِيَ إِلَّا عَلَى ٱللَّهِۖ وَأُمِرۡتُ أَنۡ أَكُونَ مِنَ ٱلۡمُسۡلِمِينَ
Böylece eğer yüz çevirirseniz, zaten sizden bir ücret istemedim. Benim ücretim Allah'ın üzerinde olandan başkası değildir. Ve Müslümanlardan olmakla emrolundum.
Yunus 10:104
·
Kuran-ı Kerim
قُلۡ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِن كُنتُمۡ فِي شَكّٖ مِّن دِينِي فَلَآ أَعۡبُدُ ٱلَّذِينَ تَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَٰكِنۡ أَعۡبُدُ ٱللَّهَ ٱلَّذِي يَتَوَفَّىٰكُمۡۖ وَأُمِرۡتُ أَنۡ أَكُونَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
De ki: 'Ey insanlar, eğer dinimden şüphe içinde iseniz, öyleyse Allah'ın dışında kulluk ettiğiniz kimselere kulluk etmem. Ve lakin sizi vefat ettiren Allah'a kulluk ederim. Ve inananlardan olmakla emrolundum.'
Örnek Ayetler (5 / 9)
Bakara 2:117
·
Kuran-ı Kerim
بَدِيعُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ وَإِذَا قَضَىٰٓ أَمۡرٗا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ
Göklerin ve yerin Eşsiz Yaratanıdır. Ve ne zaman bir işe hükmederse, bunun üzerine ona ancak 'Ol' der, bunun üzerine olur.
Ali İmran 3:47
·
Kuran-ı Kerim
قَالَتۡ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِي وَلَدٞ وَلَمۡ يَمۡسَسۡنِي بَشَرٞۖ قَالَ كَذَٰلِكِ ٱللَّهُ يَخۡلُقُ مَا يَشَآءُۚ إِذَا قَضَىٰٓ أَمۡرٗا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ
Dedi: 'Rabbim, bana bir insan dokunmamışken benim nasıl bir çocuğum olur?' Dedi: 'Böyledir, Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmettiğinde, ona sadece 'Ol' der, böylece olur.'
Ali İmran 3:49
·
Kuran-ı Kerim
وَرَسُولًا إِلَىٰ بَنِيٓ إِسۡرَـٰٓءِيلَ أَنِّي قَدۡ جِئۡتُكُم بِـَٔايَةٖ مِّن رَّبِّكُمۡ أَنِّيٓ أَخۡلُقُ لَكُم مِّنَ ٱلطِّينِ كَهَيۡـَٔةِ ٱلطَّيۡرِ فَأَنفُخُ فِيهِ فَيَكُونُ طَيۡرَۢا بِإِذۡنِ ٱللَّهِۖ وَأُبۡرِئُ ٱلۡأَكۡمَهَ وَٱلۡأَبۡرَصَ وَأُحۡيِ ٱلۡمَوۡتَىٰ بِإِذۡنِ ٱللَّهِۖ وَأُنَبِّئُكُم بِمَا تَأۡكُلُونَ وَمَا تَدَّخِرُونَ فِي بُيُوتِكُمۡۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةٗ لَّكُمۡ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ
'Ve İsrail oğullarına bir resul olarak: Şüphesiz ben size Rabbinizden bir ayet ile geldim. Şüphesiz ben sizin için çamurdan kuş biçimi gibi yaratırım, sonra onun içine üflerim, böylece Allah'ın izniyle bir kuş olur. Ve Allah'ın izniyle körü ve alacalıyı iyileştiririm ve ölüleri diriltirim. Ve evlerinizde ne yediğinizi ve ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer inananlar iseniz, şüphesiz bunda sizin için kesinlikle bir ayet vardır.'
Ali İmran 3:59
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّ مَثَلَ عِيسَىٰ عِندَ ٱللَّهِ كَمَثَلِ ءَادَمَۖ خَلَقَهُۥ مِن تُرَابٖ ثُمَّ قَالَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ
Şüphesiz Allah'ın katında İsa'nın durumu Adem'in durumu gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ona 'Ol' dedi, böylece olur.
En'am 6:73
·
Kuran-ı Kerim
وَهُوَ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِٱلۡحَقِّۖ وَيَوۡمَ يَقُولُ كُن فَيَكُونُۚ قَوۡلُهُ ٱلۡحَقُّۚ وَلَهُ ٱلۡمُلۡكُ يَوۡمَ يُنفَخُ فِي ٱلصُّورِۚ عَٰلِمُ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَٰدَةِۚ وَهُوَ ٱلۡحَكِيمُ ٱلۡخَبِيرُ
Ve gökleri ve yeri gerçek ile yaratan O'dur. Ve 'Ol' dediği gün böylece olur; O'nun sözü gerçektir. Sur'un içine üflendiği gün egemenlik O'nundur; görünmeyeni ve görüneni Bilenidir. Ve O, Hikmetli olandır, Haberdar olandır.
Örnek Ayetler (5 / 8)
Bakara 2:117
·
Kuran-ı Kerim
بَدِيعُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ وَإِذَا قَضَىٰٓ أَمۡرٗا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ
Göklerin ve yerin Eşsiz Yaratanıdır. Ve ne zaman bir işe hükmederse, bunun üzerine ona ancak 'Ol' der, bunun üzerine olur.
Ali İmran 3:47
·
Kuran-ı Kerim
قَالَتۡ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِي وَلَدٞ وَلَمۡ يَمۡسَسۡنِي بَشَرٞۖ قَالَ كَذَٰلِكِ ٱللَّهُ يَخۡلُقُ مَا يَشَآءُۚ إِذَا قَضَىٰٓ أَمۡرٗا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ
Dedi: 'Rabbim, bana bir insan dokunmamışken benim nasıl bir çocuğum olur?' Dedi: 'Böyledir, Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmettiğinde, ona sadece 'Ol' der, böylece olur.'
Ali İmran 3:59
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّ مَثَلَ عِيسَىٰ عِندَ ٱللَّهِ كَمَثَلِ ءَادَمَۖ خَلَقَهُۥ مِن تُرَابٖ ثُمَّ قَالَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ
Şüphesiz Allah'ın katında İsa'nın durumu Adem'in durumu gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ona 'Ol' dedi, böylece olur.
En'am 6:73
·
Kuran-ı Kerim
وَهُوَ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِٱلۡحَقِّۖ وَيَوۡمَ يَقُولُ كُن فَيَكُونُۚ قَوۡلُهُ ٱلۡحَقُّۚ وَلَهُ ٱلۡمُلۡكُ يَوۡمَ يُنفَخُ فِي ٱلصُّورِۚ عَٰلِمُ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَٰدَةِۚ وَهُوَ ٱلۡحَكِيمُ ٱلۡخَبِيرُ
Ve gökleri ve yeri gerçek ile yaratan O'dur. Ve 'Ol' dediği gün böylece olur; O'nun sözü gerçektir. Sur'un içine üflendiği gün egemenlik O'nundur; görünmeyeni ve görüneni Bilenidir. Ve O, Hikmetli olandır, Haberdar olandır.
Nahl 16:40
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّمَا قَوۡلُنَا لِشَيۡءٍ إِذَآ أَرَدۡنَٰهُ أَن نَّقُولَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ
Bir şeyi dilediğimizde ona sözümüz sadece ona 'Ol' dememizdir, böylece olur.
Örnek Ayetler (5 / 8)
A'raf 7:175
·
Kuran-ı Kerim
وَٱتۡلُ عَلَيۡهِمۡ نَبَأَ ٱلَّذِيٓ ءَاتَيۡنَٰهُ ءَايَٰتِنَا فَٱنسَلَخَ مِنۡهَا فَأَتۡبَعَهُ ٱلشَّيۡطَٰنُ فَكَانَ مِنَ ٱلۡغَاوِينَ
Ve onlara ayetlerimizi verdiğimiz kimsenin haberini oku. Bunun üzerine onlardan sıyrılıp çıktı, bunun üzerine şeytan onu peşine taktı, böylece azgınlardan oldu.
Hud 11:43
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ سَـَٔاوِيٓ إِلَىٰ جَبَلٖ يَعۡصِمُنِي مِنَ ٱلۡمَآءِۚ قَالَ لَا عَاصِمَ ٱلۡيَوۡمَ مِنۡ أَمۡرِ ٱللَّهِ إِلَّا مَن رَّحِمَۚ وَحَالَ بَيۡنَهُمَا ٱلۡمَوۡجُ فَكَانَ مِنَ ٱلۡمُغۡرَقِينَ
Dedi: 'Beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım.' Dedi: 'Bugün Allah'ın emrinden merhamet ettiği kimseden başka koruyucu yoktur.' Ve ikisinin arasına dalga girdi, böylece batırılanlardan oldu.
Kehf 18:80
·
Kuran-ı Kerim
وَأَمَّا ٱلۡغُلَٰمُ فَكَانَ أَبَوَاهُ مُؤۡمِنَيۡنِ فَخَشِينَآ أَن يُرۡهِقَهُمَا طُغۡيَٰنٗا وَكُفۡرٗا
Oğlana gelince, onun babası ve annesi inananlardı; onlara taşkınlık ve örtme yüklemesinden korktuk.
Kehf 18:82
·
Kuran-ı Kerim
وَأَمَّا ٱلۡجِدَارُ فَكَانَ لِغُلَٰمَيۡنِ يَتِيمَيۡنِ فِي ٱلۡمَدِينَةِ وَكَانَ تَحۡتَهُۥ كَنزٞ لَّهُمَا وَكَانَ أَبُوهُمَا صَٰلِحٗا فَأَرَادَ رَبُّكَ أَن يَبۡلُغَآ أَشُدَّهُمَا وَيَسۡتَخۡرِجَا كَنزَهُمَا رَحۡمَةٗ مِّن رَّبِّكَۚ وَمَا فَعَلۡتُهُۥ عَنۡ أَمۡرِيۚ ذَٰلِكَ تَأۡوِيلُ مَا لَمۡ تَسۡطِع عَّلَيۡهِ صَبۡرٗا
Duvara gelince, şehirdeki iki yetim oğlanındı ve onun altında onlara ait bir hazine vardı ve onların babası doğru bir kimseydi. Böylece Rabbin onların güçlerine ulaşmalarını ve Rabbinden bir merhamet olarak hazinelerini çıkarmalarını istedi. Ve onu kendi emrimden yapmadım. İşte bu, üzerine sabretmeye güç yetiremediğin şeyin yorumudur.
Şuara 26:63
·
Kuran-ı Kerim
فَأَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱضۡرِب بِّعَصَاكَ ٱلۡبَحۡرَۖ فَٱنفَلَقَ فَكَانَ كُلُّ فِرۡقٖ كَٱلطَّوۡدِ ٱلۡعَظِيمِ
Bunun üzerine Musa'ya vahyettik: 'Asanla denize vur.' Bunun üzerine yarıldı ve her parça büyük dağ gibi oldu.
Örnek Ayetler (5 / 8)
Enfal 8:53
·
Kuran-ı Kerim
ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ لَمۡ يَكُ مُغَيِّرٗا نِّعۡمَةً أَنۡعَمَهَا عَلَىٰ قَوۡمٍ حَتَّىٰ يُغَيِّرُواْ مَا بِأَنفُسِهِمۡ وَأَنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٞ
Bu, bir topluluk kendi nefslerindekini değiştirmedikçe Allah'ın onlara lütfettiği bir nimeti değiştirecek olmamasındandır. Ve şüphesiz Allah İşitendir, Bilendir.
Tevbe 9:74
·
Kuran-ı Kerim
يَحۡلِفُونَ بِٱللَّهِ مَا قَالُواْ وَلَقَدۡ قَالُواْ كَلِمَةَ ٱلۡكُفۡرِ وَكَفَرُواْ بَعۡدَ إِسۡلَٰمِهِمۡ وَهَمُّواْ بِمَا لَمۡ يَنَالُواْۚ وَمَا نَقَمُوٓاْ إِلَّآ أَنۡ أَغۡنَىٰهُمُ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ مِن فَضۡلِهِۦۚ فَإِن يَتُوبُواْ يَكُ خَيۡرٗا لَّهُمۡۖ وَإِن يَتَوَلَّوۡاْ يُعَذِّبۡهُمُ ٱللَّهُ عَذَابًا أَلِيمٗا فِي ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡأٓخِرَةِۚ وَمَا لَهُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ مِن وَلِيّٖ وَلَا نَصِيرٖ
Söylemediklerine Allah'a yemin ederler. Ve andolsun örtme kelimesini söylediler ve İslamlarından sonra örttüler ve ulaşamadıkları şeye yeltendiler. Ve Allah'ın ve O'nun resulünün kendi lütfundan onları zenginleştirmesinden başkası için öç almadılar. Bunun üzerine eğer dönerlerse onlar için hayır olur. Ve eğer dönerlerse Allah onlara dünyada ve ahirette acı verici azapla azap edecektir. Ve yeryüzünde onlar için ne koruyucu ne de yardımcı vardır.
Nahl 16:120
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّ إِبۡرَٰهِيمَ كَانَ أُمَّةٗ قَانِتٗا لِّلَّهِ حَنِيفٗا وَلَمۡ يَكُ مِنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ
Şüphesiz İbrahim Allah'a gönülden boyun eğen, dosdoğru bir önderdi ve ortak koşanlardan olmadı.
Meryem 19:67
·
Kuran-ı Kerim
أَوَلَا يَذۡكُرُ ٱلۡإِنسَٰنُ أَنَّا خَلَقۡنَٰهُ مِن قَبۡلُ وَلَمۡ يَكُ شَيۡـٔٗا
İnsan, daha önce o hiçbir şey değilken şüphesiz bizim onu yarattığımızı hatırlamaz mı?
Mü'min 40:28
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالَ رَجُلٞ مُّؤۡمِنٞ مِّنۡ ءَالِ فِرۡعَوۡنَ يَكۡتُمُ إِيمَٰنَهُۥٓ أَتَقۡتُلُونَ رَجُلًا أَن يَقُولَ رَبِّيَ ٱللَّهُ وَقَدۡ جَآءَكُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِ مِن رَّبِّكُمۡۖ وَإِن يَكُ كَٰذِبٗا فَعَلَيۡهِ كَذِبُهُۥۖ وَإِن يَكُ صَادِقٗا يُصِبۡكُم بَعۡضُ ٱلَّذِي يَعِدُكُمۡۖ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِي مَنۡ هُوَ مُسۡرِفٞ كَذَّابٞ
Ve Firavun ailesinden inancını gizleyen inanan bir adam dedi: 'Rabbim Allah'tır demesi sebebiyle bir adamı katlediyor musunuz? Ve o size Rabbinizden açık kanıtlarla gelmiştir. Ve eğer yalancıysa, yalanı onun üzerinedir. Ve eğer doğru söyleyense, size vaat ettiğinin bir kısmı size isabet eder. Şüphesiz Allah, sınırı aşan, yalancı kimseye yol göstermez.'
Örnek Ayetler (4 / 8)
Bakara 2:65
·
Kuran-ı Kerim
وَلَقَدۡ عَلِمۡتُمُ ٱلَّذِينَ ٱعۡتَدَوۡاْ مِنكُمۡ فِي ٱلسَّبۡتِ فَقُلۡنَا لَهُمۡ كُونُواْ قِرَدَةً خَٰسِـِٔينَ
Ve andolsun sizden Şabat'ta haddi aşanları bilmiştiniz, bunun üzerine onlara demiştik: 'Aşağılanmış maymunlar olun.'
Bakara 2:135
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالُواْ كُونُواْ هُودًا أَوۡ نَصَٰرَىٰ تَهۡتَدُواْۗ قُلۡ بَلۡ مِلَّةَ إِبۡرَٰهِـۧمَ حَنِيفٗاۖ وَمَا كَانَ مِنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ
Ve dediler: 'Yahudiler veya Nasraniler olun ki yol bulasınız.' De ki: 'Aksine, dosdoğru yönelen İbrahim'in dinine. Ve o ortak koşanlardan değildi.'
Ali İmran 3:79
·
Kuran-ı Kerim
مَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُؤۡتِيَهُ ٱللَّهُ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡحُكۡمَ وَٱلنُّبُوَّةَ ثُمَّ يَقُولَ لِلنَّاسِ كُونُواْ عِبَادٗا لِّي مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَٰكِن كُونُواْ رَبَّـٰنِيِّـۧنَ بِمَا كُنتُمۡ تُعَلِّمُونَ ٱلۡكِتَٰبَ وَبِمَا كُنتُمۡ تَدۡرُسُونَ
Allah'ın kendisine kitabı, hükmü ve nebiliği verdiği bir beşer için, sonra insanlara: 'Allah'ın astından bana kullar olun' demesi olacak şey değildir. Fakat kitabı öğrettiğiniz sebebiyle ve okuduğunuz sebebiyle Rabb'e ait olanlar olun.
Nisa 4:135
·
Kuran-ı Kerim
۞يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ كُونُواْ قَوَّـٰمِينَ بِٱلۡقِسۡطِ شُهَدَآءَ لِلَّهِ وَلَوۡ عَلَىٰٓ أَنفُسِكُمۡ أَوِ ٱلۡوَٰلِدَيۡنِ وَٱلۡأَقۡرَبِينَۚ إِن يَكُنۡ غَنِيًّا أَوۡ فَقِيرٗا فَٱللَّهُ أَوۡلَىٰ بِهِمَاۖ فَلَا تَتَّبِعُواْ ٱلۡهَوَىٰٓ أَن تَعۡدِلُواْۚ وَإِن تَلۡوُۥٓاْ أَوۡ تُعۡرِضُواْ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِمَا تَعۡمَلُونَ خَبِيرٗا
Ey inanan kimseler, kendi nefslerinizin veya ana babanın ve yakınların aleyhine olsa da, adaleti ayakta tutanlar, Allah için tanıklar olun. Eğer zengin veya fakir olursa, Allah ikisine daha yakındır. Öyleyse adaletli olmaktan hevese uymayın. Ve eğer çarpıtırsanız veya yüz çevirirseniz, şüphesiz Allah yaptığınız şeyden Haberdar'dır.
Örnek Ayetler (5 / 7)
Bakara 2:28
·
Kuran-ı Kerim
كَيۡفَ تَكۡفُرُونَ بِٱللَّهِ وَكُنتُمۡ أَمۡوَٰتٗا فَأَحۡيَٰكُمۡۖ ثُمَّ يُمِيتُكُمۡ ثُمَّ يُحۡيِيكُمۡ ثُمَّ إِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ
Siz ölüler iken sizi dirilttiği halde Allah'ı nasıl örtersiniz? Sonra sizi öldürür, sonra sizi diriltir, sonra O'na döndürülürsünüz.
Ali İmran 3:103
·
Kuran-ı Kerim
وَٱعۡتَصِمُواْ بِحَبۡلِ ٱللَّهِ جَمِيعٗا وَلَا تَفَرَّقُواْۚ وَٱذۡكُرُواْ نِعۡمَتَ ٱللَّهِ عَلَيۡكُمۡ إِذۡ كُنتُمۡ أَعۡدَآءٗ فَأَلَّفَ بَيۡنَ قُلُوبِكُمۡ فَأَصۡبَحۡتُم بِنِعۡمَتِهِۦٓ إِخۡوَٰنٗا وَكُنتُمۡ عَلَىٰ شَفَا حُفۡرَةٖ مِّنَ ٱلنَّارِ فَأَنقَذَكُم مِّنۡهَاۗ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمۡ ءَايَٰتِهِۦ لَعَلَّكُمۡ تَهۡتَدُونَ
Ve hepiniz Allah'ın ipine sıkıca tutunun ve ayrılığa düşmeyin. Ve Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani düşmanlar idiniz; bunun üzerine kalplerinizin arasını uzlaştırdı. Böylece O'nun nimetiyle kardeşler oldunuz. Ve ateşten bir çukurun kenarının üzerinde idiniz; bunun üzerine sizi ondan kurtardı. Böylece Allah size ayetlerini açıklar; umulur ki yol bulursunuz.
En'am 6:93
·
Kuran-ı Kerim
وَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّنِ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَوۡ قَالَ أُوحِيَ إِلَيَّ وَلَمۡ يُوحَ إِلَيۡهِ شَيۡءٞ وَمَن قَالَ سَأُنزِلُ مِثۡلَ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُۗ وَلَوۡ تَرَىٰٓ إِذِ ٱلظَّـٰلِمُونَ فِي غَمَرَٰتِ ٱلۡمَوۡتِ وَٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ بَاسِطُوٓاْ أَيۡدِيهِمۡ أَخۡرِجُوٓاْ أَنفُسَكُمُۖ ٱلۡيَوۡمَ تُجۡزَوۡنَ عَذَابَ ٱلۡهُونِ بِمَا كُنتُمۡ تَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ غَيۡرَ ٱلۡحَقِّ وَكُنتُمۡ عَنۡ ءَايَٰتِهِۦ تَسۡتَكۡبِرُونَ
Ve Allah'ın üzerine bir yalan uyduran veya ona hiçbir şey vahiy olunmadığı halde 'Bana vahiy olundu' diyen ve 'Allah'ın indirdiği şeyin benzerini indireceğim' diyen kimseden kim daha zalimdir? Ve zalimler ölümün şiddetleri içindeyken ve melekler ellerini uzatmışken: 'Nefslerinizi çıkarın; Allah'ın üzerine gerçekten başka şey söylüyor olduğunuz ve O'nun ayetlerinden büyüklük taslıyor olduğunuz için bugün aşağılanmanın azabıyla karşılık göreceksiniz' derken eğer görseydin.
Mü'minun 23:35
·
Kuran-ı Kerim
أَيَعِدُكُمۡ أَنَّكُمۡ إِذَا مِتُّمۡ وَكُنتُمۡ تُرَابٗا وَعِظَٰمًا أَنَّكُم مُّخۡرَجُونَ
Öldüğünüz, toprak ve kemikler olduğunuz zaman, şüphesiz sizin çıkarılacaklar olduğunuzu mu size vaat ediyor?
Casiye 45:31
·
Kuran-ı Kerim
وَأَمَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ أَفَلَمۡ تَكُنۡ ءَايَٰتِي تُتۡلَىٰ عَلَيۡكُمۡ فَٱسۡتَكۡبَرۡتُمۡ وَكُنتُمۡ قَوۡمٗا مُّجۡرِمِينَ
Ve örtenlere gelince: 'Ayetlerim size okunmuyor muydu? Fakat siz büyüklük tasladınız ve suçlu bir topluluk oldunuz.'
Örnek Ayetler (5 / 7)
Nisa 4:40
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَظۡلِمُ مِثۡقَالَ ذَرَّةٖۖ وَإِن تَكُ حَسَنَةٗ يُضَٰعِفۡهَا وَيُؤۡتِ مِن لَّدُنۡهُ أَجۡرًا عَظِيمٗا
Şüphesiz Allah bir zerre ağırlığınca zulmetmez. Ve eğer bir iyilik olursa onu katlar ve kendi katından büyük bir ödül verir.
Hud 11:17
·
Kuran-ı Kerim
أَفَمَن كَانَ عَلَىٰ بَيِّنَةٖ مِّن رَّبِّهِۦ وَيَتۡلُوهُ شَاهِدٞ مِّنۡهُ وَمِن قَبۡلِهِۦ كِتَٰبُ مُوسَىٰٓ إِمَامٗا وَرَحۡمَةًۚ أُوْلَـٰٓئِكَ يُؤۡمِنُونَ بِهِۦۚ وَمَن يَكۡفُرۡ بِهِۦ مِنَ ٱلۡأَحۡزَابِ فَٱلنَّارُ مَوۡعِدُهُۥۚ فَلَا تَكُ فِي مِرۡيَةٖ مِّنۡهُۚ إِنَّهُ ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّكَ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يُؤۡمِنُونَ
Öyleyse Rabbinden bir açık delil üzerinde olan, O'ndan bir tanığın onu izlediği ve ondan önce bir önder ve bir merhamet olarak Musa'nın kitabının bulunduğu kimse mi? İşte onlar ona inanırlar. Ve gruplardan kim onu örterse, öyleyse ateş onun vaat edilen yeridir. Öyleyse ondan bir şüphe içinde olma. Şüphesiz o Rabbinden gerçektir fakat insanların çoğu inanmazlar.
Hud 11:109
·
Kuran-ı Kerim
فَلَا تَكُ فِي مِرۡيَةٖ مِّمَّا يَعۡبُدُ هَـٰٓؤُلَآءِۚ مَا يَعۡبُدُونَ إِلَّا كَمَا يَعۡبُدُ ءَابَآؤُهُم مِّن قَبۡلُۚ وَإِنَّا لَمُوَفُّوهُمۡ نَصِيبَهُمۡ غَيۡرَ مَنقُوصٖ
Böylece bunların kulluk ettikleri şeylerden bir şüphe içinde olma. Onlar sadece daha önce babalarının kulluk ettiği gibi kulluk ediyorlar. Ve şüphesiz biz onların paylarını eksiltmeden onlara tam olarak vereceğiz.
Nahl 16:127
·
Kuran-ı Kerim
وَٱصۡبِرۡ وَمَا صَبۡرُكَ إِلَّا بِٱللَّهِۚ وَلَا تَحۡزَنۡ عَلَيۡهِمۡ وَلَا تَكُ فِي ضَيۡقٖ مِّمَّا يَمۡكُرُونَ
Ve sabret ve senin sabrın Allah ile olandan başkası değildir. Ve onlara üzülme ve tuzak kurdukları şeyden bir sıkıntı içinde olma.
Meryem 19:9
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ كَذَٰلِكَ قَالَ رَبُّكَ هُوَ عَلَيَّ هَيِّنٞ وَقَدۡ خَلَقۡتُكَ مِن قَبۡلُ وَلَمۡ تَكُ شَيۡـٔٗا
Demişti: 'İşte böyle, Rabbin dedi: O bana kolaydır. Ve önceden sen bir şey değilken kesinlikle seni yarattım.'
Örnek Ayetler (5 / 6)
Ali İmran 3:110
·
Kuran-ı Kerim
كُنتُمۡ خَيۡرَ أُمَّةٍ أُخۡرِجَتۡ لِلنَّاسِ تَأۡمُرُونَ بِٱلۡمَعۡرُوفِ وَتَنۡهَوۡنَ عَنِ ٱلۡمُنكَرِ وَتُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِۗ وَلَوۡ ءَامَنَ أَهۡلُ ٱلۡكِتَٰبِ لَكَانَ خَيۡرٗا لَّهُمۚ مِّنۡهُمُ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ وَأَكۡثَرُهُمُ ٱلۡفَٰسِقُونَ
Siz insanlar için çıkarılan en hayırlı topluluk oldunuz. Bilineni emrediyorsunuz ve bilinmeyenden yasaklıyorsunuz ve Allah'a inanıyorsunuz. Ve eğer kitap ehli inansaydı, kesinlikle onlar için daha hayırlı olurdu. İnananlar onlardandır ve onların çoğu yoldan çıkanlardır.
Nisa 4:46
·
Kuran-ı Kerim
مِّنَ ٱلَّذِينَ هَادُواْ يُحَرِّفُونَ ٱلۡكَلِمَ عَن مَّوَاضِعِهِۦ وَيَقُولُونَ سَمِعۡنَا وَعَصَيۡنَا وَٱسۡمَعۡ غَيۡرَ مُسۡمَعٖ وَرَٰعِنَا لَيَّۢا بِأَلۡسِنَتِهِمۡ وَطَعۡنٗا فِي ٱلدِّينِۚ وَلَوۡ أَنَّهُمۡ قَالُواْ سَمِعۡنَا وَأَطَعۡنَا وَٱسۡمَعۡ وَٱنظُرۡنَا لَكَانَ خَيۡرٗا لَّهُمۡ وَأَقۡوَمَ وَلَٰكِن لَّعَنَهُمُ ٱللَّهُ بِكُفۡرِهِمۡ فَلَا يُؤۡمِنُونَ إِلَّا قَلِيلٗا
Dönen kimselerden kelimeleri onun yerlerinden saptırırlar ve dillerini bükerek ve dinin içinde bir yerme olarak 'işittik ve isyan ettik', 'işitilmiş olmadan işit' ve 'bizi gözet' derler. Ve eğer onlar 'işittik ve itaat ettik', 'işit ve bize bak' deselerdi onlar için daha iyi ve daha doğru olurdu. Ve ancak Allah onların örtmeleri sebebiyle onları lanetledi, böylece azı hariç inanmazlar.
Nisa 4:66
·
Kuran-ı Kerim
وَلَوۡ أَنَّا كَتَبۡنَا عَلَيۡهِمۡ أَنِ ٱقۡتُلُوٓاْ أَنفُسَكُمۡ أَوِ ٱخۡرُجُواْ مِن دِيَٰرِكُم مَّا فَعَلُوهُ إِلَّا قَلِيلٞ مِّنۡهُمۡۖ وَلَوۡ أَنَّهُمۡ فَعَلُواْ مَا يُوعَظُونَ بِهِۦ لَكَانَ خَيۡرٗا لَّهُمۡ وَأَشَدَّ تَثۡبِيتٗا
Ve eğer biz onların üzerine 'nefslerinizi katledin veya diyarlarınızdan çıkın' yazsaydık onlardan azı hariç onu yapmazlardı. Ve eğer onlar onunla onlara öğüt verilen şeyi yapsalardı onlar için daha iyi ve bir sağlamlaştırma olarak daha şiddetli olurdu.
Taha 20:129
·
Kuran-ı Kerim
وَلَوۡلَا كَلِمَةٞ سَبَقَتۡ مِن رَّبِّكَ لَكَانَ لِزَامٗا وَأَجَلٞ مُّسَمّٗى
Ve senin Rabbinden geçmiş olan bir söz ve belirlenmiş bir süre olmasaydı, kesinlikle kaçınılmaz olurdu.
Muhammed 47:21
·
Kuran-ı Kerim
طَاعَةٞ وَقَوۡلٞ مَّعۡرُوفٞۚ فَإِذَا عَزَمَ ٱلۡأَمۡرُ فَلَوۡ صَدَقُواْ ٱللَّهَ لَكَانَ خَيۡرٗا لَّهُمۡ
İtaat ve bilinen söz. Sonra iş kesinleştiğinde, eğer Allah'a doğru söyleselerdi elbette onlar için daha iyi olurdu.
Örnek Ayetler (5 / 6)
Maide 5:29
·
Kuran-ı Kerim
إِنِّيٓ أُرِيدُ أَن تَبُوٓأَ بِإِثۡمِي وَإِثۡمِكَ فَتَكُونَ مِنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلنَّارِۚ وَذَٰلِكَ جَزَـٰٓؤُاْ ٱلظَّـٰلِمِينَ
Şüphesiz ben, benim günahımı ve senin günahını yüklenmeni, böylece ateş arkadaşlarından olmanı isterim. Ve işte bu, zalimlerin karşılığıdır.
En'am 6:52
·
Kuran-ı Kerim
وَلَا تَطۡرُدِ ٱلَّذِينَ يَدۡعُونَ رَبَّهُم بِٱلۡغَدَوٰةِ وَٱلۡعَشِيِّ يُرِيدُونَ وَجۡهَهُۥۖ مَا عَلَيۡكَ مِنۡ حِسَابِهِم مِّن شَيۡءٖ وَمَا مِنۡ حِسَابِكَ عَلَيۡهِم مِّن شَيۡءٖ فَتَطۡرُدَهُمۡ فَتَكُونَ مِنَ ٱلظَّـٰلِمِينَ
Ve O'nun yüzünü isteyerek sabah ve akşam Rablerini çağıranları kovma. Onların hesabından senin üzerine hiçbir şey yoktur ve senin hesabından onların üzerine hiçbir şey yoktur; böylece onları kovarsın ve zalimlerden olursun.
Yunus 10:95
·
Kuran-ı Kerim
وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ فَتَكُونَ مِنَ ٱلۡخَٰسِرِينَ
Ve kesinlikle Allah'ın işaretlerini yalanlayan kimselerden olma, böylece hüsrana uğrayanlardan olursun.
Meryem 19:45
·
Kuran-ı Kerim
يَـٰٓأَبَتِ إِنِّيٓ أَخَافُ أَن يَمَسَّكَ عَذَابٞ مِّنَ ٱلرَّحۡمَٰنِ فَتَكُونَ لِلشَّيۡطَٰنِ وَلِيّٗا
Ey babacığım, şüphesiz ben Merhameti Bol Olandan sana bir azabın dokunmasından, böylece şeytana bir yakın olmandan korkuyorum.
Hac 22:46
·
Kuran-ı Kerim
أَفَلَمۡ يَسِيرُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَتَكُونَ لَهُمۡ قُلُوبٞ يَعۡقِلُونَ بِهَآ أَوۡ ءَاذَانٞ يَسۡمَعُونَ بِهَاۖ فَإِنَّهَا لَا تَعۡمَى ٱلۡأَبۡصَٰرُ وَلَٰكِن تَعۡمَى ٱلۡقُلُوبُ ٱلَّتِي فِي ٱلصُّدُورِ
Yeryüzünde yürümediler mi ki onlarla akıl edecekleri kalpleri veya onlarla işitecekleri kulakları olsun? Böylece şüphesiz görüşler kör olmaz ve ancak göğüslerin içindeki kalpler kör olur.
Örnek Ayetler (5)
Kehf 18:79
·
Kuran-ı Kerim
أَمَّا ٱلسَّفِينَةُ فَكَانَتۡ لِمَسَٰكِينَ يَعۡمَلُونَ فِي ٱلۡبَحۡرِ فَأَرَدتُّ أَنۡ أَعِيبَهَا وَكَانَ وَرَآءَهُم مَّلِكٞ يَأۡخُذُ كُلَّ سَفِينَةٍ غَصۡبٗا
Gemiye gelince, denizde çalışan yoksullarındı; onu kusurlu yapmak istedim, onların arkasında her gemiyi zorla alan bir kral vardı.
Rahman 55:37
·
Kuran-ı Kerim
فَإِذَا ٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتۡ وَرۡدَةٗ كَٱلدِّهَانِ
Böylece gök yarıldığı zaman, yağ gibi bir gül oldu.
Vakıa 56:6
·
Kuran-ı Kerim
فَكَانَتۡ هَبَآءٗ مُّنۢبَثّٗا
Böylece dağılmış toz zerreleri olduğunda.
Nebe 78:19
·
Kuran-ı Kerim
وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتۡ أَبۡوَٰبٗا
Ve gök açılmış, böylece kapılar olmuştur.
Nebe 78:20
·
Kuran-ı Kerim
وَسُيِّرَتِ ٱلۡجِبَالُ فَكَانَتۡ سَرَابًا
Ve dağlar yürütülmüş, böylece serap olmuştur.
Örnek Ayetler (5)
Hicr 15:81
·
Kuran-ı Kerim
وَءَاتَيۡنَٰهُمۡ ءَايَٰتِنَا فَكَانُواْ عَنۡهَا مُعۡرِضِينَ
Ve onlara ayetlerimizi verdik, bunun üzerine onlardan yüz çevirenler oldular.
Mü'minun 23:48
·
Kuran-ı Kerim
فَكَذَّبُوهُمَا فَكَانُواْ مِنَ ٱلۡمُهۡلَكِينَ
Bunun üzerine o ikisini yalanladılar, bunun üzerine helak edilenlerden oldular.
Saffat 37:116
·
Kuran-ı Kerim
وَنَصَرۡنَٰهُمۡ فَكَانُواْ هُمُ ٱلۡغَٰلِبِينَ
Ve onlara yardım ettik, böylece galip gelenler onlar oldular.
Kamer 54:31
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّآ أَرۡسَلۡنَا عَلَيۡهِمۡ صَيۡحَةٗ وَٰحِدَةٗ فَكَانُواْ كَهَشِيمِ ٱلۡمُحۡتَظِرِ
Şüphesiz biz onların üzerine tek bir çığlık gönderdik. Böylece ağıl yapanın kuru otu gibi oldular.
Cin 72:15
·
Kuran-ı Kerim
وَأَمَّا ٱلۡقَٰسِطُونَ فَكَانُواْ لِجَهَنَّمَ حَطَبٗا
Ama sapanlar cehenneme odun oldular.
Örnek Ayetler (4)
En'am 6:63
·
Kuran-ı Kerim
قُلۡ مَن يُنَجِّيكُم مِّن ظُلُمَٰتِ ٱلۡبَرِّ وَٱلۡبَحۡرِ تَدۡعُونَهُۥ تَضَرُّعٗا وَخُفۡيَةٗ لَّئِنۡ أَنجَىٰنَا مِنۡ هَٰذِهِۦ لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلشَّـٰكِرِينَ
De ki: 'Karanın ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarır? O'nu yalvararak ve gizlice çağırırsınız: Eğer bizi bundan kurtarırsa kesinlikle şükredenlerden oluruz.'
A'raf 7:23
·
Kuran-ı Kerim
قَالَا رَبَّنَا ظَلَمۡنَآ أَنفُسَنَا وَإِن لَّمۡ تَغۡفِرۡ لَنَا وَتَرۡحَمۡنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡخَٰسِرِينَ
İkisi dedi: 'Rabbimiz, nefslerimize zulmettik; ve eğer bize örtmezsen ve bize merhamet etmezsen kesinlikle hüsrana uğrayanlardan oluruz.'
A'raf 7:149
·
Kuran-ı Kerim
وَلَمَّا سُقِطَ فِيٓ أَيۡدِيهِمۡ وَرَأَوۡاْ أَنَّهُمۡ قَدۡ ضَلُّواْ قَالُواْ لَئِن لَّمۡ يَرۡحَمۡنَا رَبُّنَا وَيَغۡفِرۡ لَنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡخَٰسِرِينَ
Ve ellerinin içine düşürüldüğünde ve kesinlikle saptıklarını gördüklerinde dediler: 'Eğer Rabbimiz bize merhamet etmezse ve bizim için örtmezse, kesinlikle hüsrana uğrayanlardan olacağız.'
Yunus 10:22
·
Kuran-ı Kerim
هُوَ ٱلَّذِي يُسَيِّرُكُمۡ فِي ٱلۡبَرِّ وَٱلۡبَحۡرِۖ حَتَّىٰٓ إِذَا كُنتُمۡ فِي ٱلۡفُلۡكِ وَجَرَيۡنَ بِهِم بِرِيحٖ طَيِّبَةٖ وَفَرِحُواْ بِهَا جَآءَتۡهَا رِيحٌ عَاصِفٞ وَجَآءَهُمُ ٱلۡمَوۡجُ مِن كُلِّ مَكَانٖ وَظَنُّوٓاْ أَنَّهُمۡ أُحِيطَ بِهِمۡ دَعَوُاْ ٱللَّهَ مُخۡلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ لَئِنۡ أَنجَيۡتَنَا مِنۡ هَٰذِهِۦ لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلشَّـٰكِرِينَ
O, karanın ve denizin içinde sizi yürütendir. Gemilerin içinde olduğunuz ve güzel bir rüzgarla onlarla akıp gittikleri ve onunla sevindikleri zaman, ona şiddetli bir rüzgar gelir ve her yerden onlara dalga gelir ve kendilerinin kuşatıldığı zannında bulunurlar; dini O'na arıtarak Allah'ı çağırırlar: 'Andolsun eğer bizi bundan kurtarırsan, kesinlikle şükredenlerden olacağız.'
Örnek Ayetler (4)
Nisa 4:141
·
Kuran-ı Kerim
ٱلَّذِينَ يَتَرَبَّصُونَ بِكُمۡ فَإِن كَانَ لَكُمۡ فَتۡحٞ مِّنَ ٱللَّهِ قَالُوٓاْ أَلَمۡ نَكُن مَّعَكُمۡ وَإِن كَانَ لِلۡكَٰفِرِينَ نَصِيبٞ قَالُوٓاْ أَلَمۡ نَسۡتَحۡوِذۡ عَلَيۡكُمۡ وَنَمۡنَعۡكُم مِّنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَۚ فَٱللَّهُ يَحۡكُمُ بَيۡنَكُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِۚ وَلَن يَجۡعَلَ ٱللَّهُ لِلۡكَٰفِرِينَ عَلَى ٱلۡمُؤۡمِنِينَ سَبِيلًا
Sizi gözetleyen o kimseler, bunun üzerine eğer sizin için Allah'tan bir fetih olursa derler: 'Biz sizinle beraber değil miydik?' Ve eğer örtenler için bir pay olursa derler: 'Biz size üstün gelmedik mi ve sizi inananlardan engellemedik mi?' Bunun üzerine Allah kalkış günü aranızda hüküm verir. Ve Allah örtenler için inananların üzerine asla bir yol kılmayacaktır.
Tevbe 9:86
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذَآ أُنزِلَتۡ سُورَةٌ أَنۡ ءَامِنُواْ بِٱللَّهِ وَجَٰهِدُواْ مَعَ رَسُولِهِ ٱسۡتَـٔۡذَنَكَ أُوْلُواْ ٱلطَّوۡلِ مِنۡهُمۡ وَقَالُواْ ذَرۡنَا نَكُن مَّعَ ٱلۡقَٰعِدِينَ
Ve 'Allah'a inanın ve O'nun resulüyle beraber çaba gösterin' diye bir sure indirildiğinde, onlardan servet sahipleri senden izin istediler ve 'Bizi bırak, oturanlarla beraber olalım' dediler.
Mü'min 40:74
·
Kuran-ı Kerim
مِن دُونِ ٱللَّهِۖ قَالُواْ ضَلُّواْ عَنَّا بَل لَّمۡ نَكُن نَّدۡعُواْ مِن قَبۡلُ شَيۡـٔٗاۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ ٱلۡكَٰفِرِينَ
'Allah'tan başka.' Dediler: 'Bizden kayboldular, aksine biz önceden hiçbir şeye çağırmıyorduk.' Böylece Allah örtenleri saptırır.
Hadid 57:14
·
Kuran-ı Kerim
يُنَادُونَهُمۡ أَلَمۡ نَكُن مَّعَكُمۡۖ قَالُواْ بَلَىٰ وَلَٰكِنَّكُمۡ فَتَنتُمۡ أَنفُسَكُمۡ وَتَرَبَّصۡتُمۡ وَٱرۡتَبۡتُمۡ وَغَرَّتۡكُمُ ٱلۡأَمَانِيُّ حَتَّىٰ جَآءَ أَمۡرُ ٱللَّهِ وَغَرَّكُم بِٱللَّهِ ٱلۡغَرُورُ
Onlara seslenirler: 'Sizinle beraber değil miydik?' Dediler: 'Evet, fakat siz nefslerinizi sınadınız, beklediniz, şüphe ettiniz ve Allah'ın emri gelene kadar kuruntular sizi aldattı. Ve aldatıcı sizi Allah ile aldattı.'
Örnek Ayetler (4)
Enbiya 21:74
·
Kuran-ı Kerim
وَلُوطًا ءَاتَيۡنَٰهُ حُكۡمٗا وَعِلۡمٗا وَنَجَّيۡنَٰهُ مِنَ ٱلۡقَرۡيَةِ ٱلَّتِي كَانَت تَّعۡمَلُ ٱلۡخَبَـٰٓئِثَۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَوۡمَ سَوۡءٖ فَٰسِقِينَ
Ve Lut'a, ona bir hüküm ve bir ilim verdik. Ve onu kötülükleri yapan şehirden kurtardık. Şüphesiz onlar yoldan çıkanlar olan kötülük kavmiydiler.
Neml 27:43
·
Kuran-ı Kerim
وَصَدَّهَا مَا كَانَت تَّعۡبُدُ مِن دُونِ ٱللَّهِۖ إِنَّهَا كَانَتۡ مِن قَوۡمٖ كَٰفِرِينَ
Ve Allah'ın dışında taptığı şey onu alıkoydu. Şüphesiz o, örten bir kavimdendi.
Mü'min 40:22
·
Kuran-ı Kerim
ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ كَانَت تَّأۡتِيهِمۡ رُسُلُهُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِ فَكَفَرُواْ فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُۚ إِنَّهُۥ قَوِيّٞ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ
İşte bu, resullerinin onlara açık kanıtlarla gelmesi sebebiyledir. Bunun üzerine örttüler, bunun üzerine Allah onları yakaladı. Şüphesiz O Güçlüdür, cezası şiddetli olandır.
Tegabun 64:6
·
Kuran-ı Kerim
ذَٰلِكَ بِأَنَّهُۥ كَانَت تَّأۡتِيهِمۡ رُسُلُهُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِ فَقَالُوٓاْ أَبَشَرٞ يَهۡدُونَنَا فَكَفَرُواْ وَتَوَلَّواْۖ وَّٱسۡتَغۡنَى ٱللَّهُۚ وَٱللَّهُ غَنِيٌّ حَمِيدٞ
Bu, şundandır ki resulleri onlara açık delillerle geliyordu, bunun üzerine dediler: 'Bize bir beşer mi yol gösterecek?' Böylece örttüler ve yüz çevirdiler. Ve Allah ihtiyaçsızdır. Ve Allah Zengindir, Övülendir.
Örnek Ayetler (4)
Nisa 4:97
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّ ٱلَّذِينَ تَوَفَّىٰهُمُ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ ظَالِمِيٓ أَنفُسِهِمۡ قَالُواْ فِيمَ كُنتُمۡۖ قَالُواْ كُنَّا مُسۡتَضۡعَفِينَ فِي ٱلۡأَرۡضِۚ قَالُوٓاْ أَلَمۡ تَكُنۡ أَرۡضُ ٱللَّهِ وَٰسِعَةٗ فَتُهَاجِرُواْ فِيهَاۚ فَأُوْلَـٰٓئِكَ مَأۡوَىٰهُمۡ جَهَنَّمُۖ وَسَآءَتۡ مَصِيرًا
Şüphesiz melekler kendi nefislerinin zalimleri iken onları vefat ettirdiklerinde derler: 'Neyin içindeydiniz?' Derler: 'Biz yeryüzünde zayıf bırakılanlardık.' Derler: 'Allah'ın yeryüzü geniş değil miydi, böylece onun içinde hicret etseydiniz?' İşte onların barınakları cehennemdir. Ve varış yeri ne kötüdür.
En'am 6:158
·
Kuran-ı Kerim
هَلۡ يَنظُرُونَ إِلَّآ أَن تَأۡتِيَهُمُ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ أَوۡ يَأۡتِيَ رَبُّكَ أَوۡ يَأۡتِيَ بَعۡضُ ءَايَٰتِ رَبِّكَۗ يَوۡمَ يَأۡتِي بَعۡضُ ءَايَٰتِ رَبِّكَ لَا يَنفَعُ نَفۡسًا إِيمَٰنُهَا لَمۡ تَكُنۡ ءَامَنَتۡ مِن قَبۡلُ أَوۡ كَسَبَتۡ فِيٓ إِيمَٰنِهَا خَيۡرٗاۗ قُلِ ٱنتَظِرُوٓاْ إِنَّا مُنتَظِرُونَ
Onlara meleklerin gelmesinden veya senin Rabbinin gelmesinden veya senin Rabbinin ayetlerinin bazısının gelmesinden başkasını mı bekliyorlar? Senin Rabbinin ayetlerinin bazısının geldiği günü, önceden inanmış olmayan veya inancının içinde bir iyilik kazanmayan bir nefse inancı fayda vermez. De ki: 'Bekleyin, şüphesiz biz bekleyenleriz.'
Mü'minun 23:105
·
Kuran-ı Kerim
أَلَمۡ تَكُنۡ ءَايَٰتِي تُتۡلَىٰ عَلَيۡكُمۡ فَكُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ
'Ayetlerim size okunuyor değil miydi de siz onları yalanlıyordunuz?'
Casiye 45:31
·
Kuran-ı Kerim
وَأَمَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ أَفَلَمۡ تَكُنۡ ءَايَٰتِي تُتۡلَىٰ عَلَيۡكُمۡ فَٱسۡتَكۡبَرۡتُمۡ وَكُنتُمۡ قَوۡمٗا مُّجۡرِمِينَ
Ve örtenlere gelince: 'Ayetlerim size okunmuyor muydu? Fakat siz büyüklük tasladınız ve suçlu bir topluluk oldunuz.'
Örnek Ayetler (4)
Nisa 4:38
·
Kuran-ı Kerim
وَٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمۡوَٰلَهُمۡ رِئَآءَ ٱلنَّاسِ وَلَا يُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَلَا بِٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِۗ وَمَن يَكُنِ ٱلشَّيۡطَٰنُ لَهُۥ قَرِينٗا فَسَآءَ قَرِينٗا
Ve o kimseler ki mallarını insanlara gösteriş için harcarlar, Allah'a ve son güne inanmazlar. Ve kimin şeytan ona bir arkadaş olursa, arkadaş olarak ne kötüdür.
Nisa 4:137
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ثُمَّ كَفَرُواْ ثُمَّ ءَامَنُواْ ثُمَّ كَفَرُواْ ثُمَّ ٱزۡدَادُواْ كُفۡرٗا لَّمۡ يَكُنِ ٱللَّهُ لِيَغۡفِرَ لَهُمۡ وَلَا لِيَهۡدِيَهُمۡ سَبِيلَۢا
Şüphesiz inanan, sonra örten, sonra inanan, sonra örten, sonra örtmeyi arttıran kimseler için Allah örtecek değildir ve onlara bir yola yol gösterecek de değildir.
Nisa 4:168
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَظَلَمُواْ لَمۡ يَكُنِ ٱللَّهُ لِيَغۡفِرَ لَهُمۡ وَلَا لِيَهۡدِيَهُمۡ طَرِيقًا
Şüphesiz örten ve zulmeden kimseleri Allah örtecek değildir ve onlara bir yola yol gösterecek değildir.
Beyyine 98:1
·
Kuran-ı Kerim
لَمۡ يَكُنِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِنۡ أَهۡلِ ٱلۡكِتَٰبِ وَٱلۡمُشۡرِكِينَ مُنفَكِّينَ حَتَّىٰ تَأۡتِيَهُمُ ٱلۡبَيِّنَةُ
Kitap ehlinden örtenler ve ortak koşanlar, onlara açık delil gelinceye kadar ayrılanlar olmadı.
Örnek Ayetler (3)
A'raf 7:144
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ يَٰمُوسَىٰٓ إِنِّي ٱصۡطَفَيۡتُكَ عَلَى ٱلنَّاسِ بِرِسَٰلَٰتِي وَبِكَلَٰمِي فَخُذۡ مَآ ءَاتَيۡتُكَ وَكُن مِّنَ ٱلشَّـٰكِرِينَ
Dedi: 'Ey Musa, şüphesiz ben mesajlarımla ve sözümle seni insanların üzerine seçtim. Bunun üzerine sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol.'
Hicr 15:98
·
Kuran-ı Kerim
فَسَبِّحۡ بِحَمۡدِ رَبِّكَ وَكُن مِّنَ ٱلسَّـٰجِدِينَ
Bunun üzerine Rabbinin övgüsüyle uzak tut ve secde edenlerden ol.
Zümer 39:66
·
Kuran-ı Kerim
بَلِ ٱللَّهَ فَٱعۡبُدۡ وَكُن مِّنَ ٱلشَّـٰكِرِينَ
Aksine, yalnız Allah'a kulluk et ve şükredenlerden ol.
Örnek Ayetler (3)
Maide 5:113
·
Kuran-ı Kerim
قَالُواْ نُرِيدُ أَن نَّأۡكُلَ مِنۡهَا وَتَطۡمَئِنَّ قُلُوبُنَا وَنَعۡلَمَ أَن قَدۡ صَدَقۡتَنَا وَنَكُونَ عَلَيۡهَا مِنَ ٱلشَّـٰهِدِينَ
Dediler: 'Ondan yemeyi, kalplerimizin tatmin olmasını, kesinlikle bize doğru söylediğini bilmeyi ve onun üzerine tanıklardan olmayı istiyoruz.'
En'am 6:27
·
Kuran-ı Kerim
وَلَوۡ تَرَىٰٓ إِذۡ وُقِفُواْ عَلَى ٱلنَّارِ فَقَالُواْ يَٰلَيۡتَنَا نُرَدُّ وَلَا نُكَذِّبَ بِـَٔايَٰتِ رَبِّنَا وَنَكُونَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
Ve ateşin üzerinde durduruldukları zaman görseydin; dediler: 'Keşke biz geri döndürülsek, Rabbimizin ayetlerini yalanlamasak ve inananlardan olsak.'
Kasas 28:47
·
Kuran-ı Kerim
وَلَوۡلَآ أَن تُصِيبَهُم مُّصِيبَةُۢ بِمَا قَدَّمَتۡ أَيۡدِيهِمۡ فَيَقُولُواْ رَبَّنَا لَوۡلَآ أَرۡسَلۡتَ إِلَيۡنَا رَسُولٗا فَنَتَّبِعَ ءَايَٰتِكَ وَنَكُونَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
Ve ellerinin öne sürdükleri sebebiyle onlara bir musibet isabet ettiğinde: 'Rabbimiz, bize bir resul gönderseydin de Senin ayetlerine uysaydık ve inananlardan olsaydık' dememeleri olmasaydı.