167
Kullanım
10
Lemma
26
Türev
49
Anlam
10 lemma, 26 türev form
Örnek Ayetler (4 / 44)
Bakara 2:26
·
Kuran-ı Kerim
۞إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَسۡتَحۡيِۦٓ أَن يَضۡرِبَ مَثَلٗا مَّا بَعُوضَةٗ فَمَا فَوۡقَهَاۚ فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ فَيَعۡلَمُونَ أَنَّهُ ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّهِمۡۖ وَأَمَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فَيَقُولُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَٰذَا مَثَلٗاۘ يُضِلُّ بِهِۦ كَثِيرٗا وَيَهۡدِي بِهِۦ كَثِيرٗاۚ وَمَا يُضِلُّ بِهِۦٓ إِلَّا ٱلۡفَٰسِقِينَ
Şüphesiz Allah herhangi bir sivrisinek veya onun üstündeki şeyi bir örnek vermekten çekinmez. Bunun üzerine inanan kimseler, şüphesiz onun Rablerinden gelen gerçek olduğunu bilirler. Ve örten kimseler, 'Allah bir örnek olarak bununla ne istedi?' derler. Onunla çoğunu saptırır ve onunla çoğuna yol gösterir. Ve onunla yoldan çıkanlardan başkasını saptırmaz.
Bakara 2:269
·
Kuran-ı Kerim
يُؤۡتِي ٱلۡحِكۡمَةَ مَن يَشَآءُۚ وَمَن يُؤۡتَ ٱلۡحِكۡمَةَ فَقَدۡ أُوتِيَ خَيۡرٗا كَثِيرٗاۗ وَمَا يَذَّكَّرُ إِلَّآ أُوْلُواْ ٱلۡأَلۡبَٰبِ
Dilediği kimseye hikmeti verir. Ve kime hikmet verilirse muhakkak ona çok bir iyilik verilmiştir. Ve özlerin sahipleri hariç hatırlamazlar.
Ali İmran 3:41
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ رَبِّ ٱجۡعَل لِّيٓ ءَايَةٗۖ قَالَ ءَايَتُكَ أَلَّا تُكَلِّمَ ٱلنَّاسَ ثَلَٰثَةَ أَيَّامٍ إِلَّا رَمۡزٗاۗ وَٱذۡكُر رَّبَّكَ كَثِيرٗا وَسَبِّحۡ بِٱلۡعَشِيِّ وَٱلۡإِبۡكَٰرِ
Dedi: 'Rabbim, benim için bir ayet kıl.' Dedi: 'Senin ayetin, işaret dışında insanlarla üç gün konuşmamandır. Ve Rabbini çok an, akşam ve sabah uzak tut.'
Ali İmran 3:186
·
Kuran-ı Kerim
۞لَتُبۡلَوُنَّ فِيٓ أَمۡوَٰلِكُمۡ وَأَنفُسِكُمۡ وَلَتَسۡمَعُنَّ مِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ مِن قَبۡلِكُمۡ وَمِنَ ٱلَّذِينَ أَشۡرَكُوٓاْ أَذٗى كَثِيرٗاۚ وَإِن تَصۡبِرُواْ وَتَتَّقُواْ فَإِنَّ ذَٰلِكَ مِنۡ عَزۡمِ ٱلۡأُمُورِ
Kesinlikle mallarınızda ve nefslerinizde sınanacaksınız. Ve kesinlikle sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve ortak koşanlardan çokça eziyet işiteceksiniz. Ve eğer sabrederseniz ve sakınırsanız, şüphesiz bu işlerin kararlılığındandır.
Örnek Ayetler (5 / 7)
Nisa 4:114
·
Kuran-ı Kerim
۞لَّا خَيۡرَ فِي كَثِيرٖ مِّن نَّجۡوَىٰهُمۡ إِلَّا مَنۡ أَمَرَ بِصَدَقَةٍ أَوۡ مَعۡرُوفٍ أَوۡ إِصۡلَٰحِۭ بَيۡنَ ٱلنَّاسِۚ وَمَن يَفۡعَلۡ ذَٰلِكَ ٱبۡتِغَآءَ مَرۡضَاتِ ٱللَّهِ فَسَوۡفَ نُؤۡتِيهِ أَجۡرًا عَظِيمٗا
Bir sadaka veya bilinen iyi bir şey veya insanların arasını düzeltmeyi emreden kimse hariç, onların fısıldaşmalarının çoğunda hayır yoktur. Ve kim Allah'ın hoşnutluğunu arayarak bunu yaparsa, ileride ona büyük bir ödül vereceğiz.
Maide 5:15
·
Kuran-ı Kerim
يَـٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ قَدۡ جَآءَكُمۡ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمۡ كَثِيرٗا مِّمَّا كُنتُمۡ تُخۡفُونَ مِنَ ٱلۡكِتَٰبِ وَيَعۡفُواْ عَن كَثِيرٖۚ قَدۡ جَآءَكُم مِّنَ ٱللَّهِ نُورٞ وَكِتَٰبٞ مُّبِينٞ
Ey kitap ehli, kesinlikle resulümüz size geldi; kitaptan gizliyor olduğunuz şeyden çoğunu size açıklıyor ve çoğundan siliyor. Kesinlikle Allah'tan size bir ışık ve apaçık bir kitap geldi.
İsra 17:70
·
Kuran-ı Kerim
۞وَلَقَدۡ كَرَّمۡنَا بَنِيٓ ءَادَمَ وَحَمَلۡنَٰهُمۡ فِي ٱلۡبَرِّ وَٱلۡبَحۡرِ وَرَزَقۡنَٰهُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَفَضَّلۡنَٰهُمۡ عَلَىٰ كَثِيرٖ مِّمَّنۡ خَلَقۡنَا تَفۡضِيلٗا
Ve kesinlikle Adem oğullarını değerli kıldık, karada ve denizde onları taşıdık, temiz şeylerden onları rızıklandırdık ve yarattığımız kimselerden çoğunun üzerine onları tam bir üstünlükle üstün kıldık.
Neml 27:15
·
Kuran-ı Kerim
وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا دَاوُۥدَ وَسُلَيۡمَٰنَ عِلۡمٗاۖ وَقَالَا ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِي فَضَّلَنَا عَلَىٰ كَثِيرٖ مِّنۡ عِبَادِهِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
Ve kesinlikle Davut'a ve Süleyman'a bir bilgi verdik. Ve dediler: 'Övgü, bizi inanan kullarından birçoğuna üstün kılan Allah'adır.'
Şura 42:30
·
Kuran-ı Kerim
وَمَآ أَصَٰبَكُم مِّن مُّصِيبَةٖ فَبِمَا كَسَبَتۡ أَيۡدِيكُمۡ وَيَعۡفُواْ عَن كَثِيرٖ
Ve size bir musibetten ne isabet ettiyse, ellerinizin kazandığı şey sebebiyledir. Ve birçoğunu bağışlar.
Örnek Ayetler (5)
Maide 5:66
·
Kuran-ı Kerim
وَلَوۡ أَنَّهُمۡ أَقَامُواْ ٱلتَّوۡرَىٰةَ وَٱلۡإِنجِيلَ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيۡهِم مِّن رَّبِّهِمۡ لَأَكَلُواْ مِن فَوۡقِهِمۡ وَمِن تَحۡتِ أَرۡجُلِهِمۚ مِّنۡهُمۡ أُمَّةٞ مُّقۡتَصِدَةٞۖ وَكَثِيرٞ مِّنۡهُمۡ سَآءَ مَا يَعۡمَلُونَ
Ve eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rablerinden onlara indirileni ayakta tutsalardı, kesinlikle üstlerinden ve ayaklarının altından yerlerdi. Onlardan orta yollu bir topluluk vardır. Ve onlardan çoğunun yapıyor oldukları şey ne kötüdür.
Hac 22:18
·
Kuran-ı Kerim
أَلَمۡ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يَسۡجُدُۤ لَهُۥۤ مَن فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَن فِي ٱلۡأَرۡضِ وَٱلشَّمۡسُ وَٱلۡقَمَرُ وَٱلنُّجُومُ وَٱلۡجِبَالُ وَٱلشَّجَرُ وَٱلدَّوَآبُّ وَكَثِيرٞ مِّنَ ٱلنَّاسِۖ وَكَثِيرٌ حَقَّ عَلَيۡهِ ٱلۡعَذَابُۗ وَمَن يُهِنِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِن مُّكۡرِمٍۚ إِنَّ ٱللَّهَ يَفۡعَلُ مَا يَشَآءُ۩
Göklerin içindeki kimselerin, yerin içindeki kimselerin, güneşin, ayın, yıldızların, dağların, ağaçların, hareket eden canlıların ve insanlardan birçoğunun şüphesiz Allah'a secde ettiğini görmedin mi? Ve birçoğunun üzerine azap hak oldu. Ve Allah kimi alçaltırsa, onun için hiçbir ikram eden yoktur. Şüphesiz Allah dilediği şeyi yapar.
Hadid 57:16
·
Kuran-ı Kerim
۞أَلَمۡ يَأۡنِ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَن تَخۡشَعَ قُلُوبُهُمۡ لِذِكۡرِ ٱللَّهِ وَمَا نَزَلَ مِنَ ٱلۡحَقِّ وَلَا يَكُونُواْ كَٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ مِن قَبۡلُ فَطَالَ عَلَيۡهِمُ ٱلۡأَمَدُ فَقَسَتۡ قُلُوبُهُمۡۖ وَكَثِيرٞ مِّنۡهُمۡ فَٰسِقُونَ
İnananlar için, kalplerinin Allah'ın zikrine ve gerçekten inene ürpermesinin vakti gelmedi mi? Ve önceden kitap verilen kimseler gibi olmamalarının; böylece onların üzerine süre uzadı, böylece kalpleri katılaştı. Ve onlardan çoğu yoldan çıkanlardır.
Hadid 57:26
·
Kuran-ı Kerim
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا نُوحٗا وَإِبۡرَٰهِيمَ وَجَعَلۡنَا فِي ذُرِّيَّتِهِمَا ٱلنُّبُوَّةَ وَٱلۡكِتَٰبَۖ فَمِنۡهُم مُّهۡتَدٖۖ وَكَثِيرٞ مِّنۡهُمۡ فَٰسِقُونَ
Ve kesinlikle Nuh'u ve İbrahim'i gönderdik ve ikisinin soyunda nebiliği ve kitabı kıldık. Böylece onlardan yol bulan vardır. Ve onlardan çoğu yoldan çıkanlardır.
Hadid 57:27
·
Kuran-ı Kerim
ثُمَّ قَفَّيۡنَا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم بِرُسُلِنَا وَقَفَّيۡنَا بِعِيسَى ٱبۡنِ مَرۡيَمَ وَءَاتَيۡنَٰهُ ٱلۡإِنجِيلَۖ وَجَعَلۡنَا فِي قُلُوبِ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُ رَأۡفَةٗ وَرَحۡمَةٗۚ وَرَهۡبَانِيَّةً ٱبۡتَدَعُوهَا مَا كَتَبۡنَٰهَا عَلَيۡهِمۡ إِلَّا ٱبۡتِغَآءَ رِضۡوَٰنِ ٱللَّهِ فَمَا رَعَوۡهَا حَقَّ رِعَايَتِهَاۖ فَـَٔاتَيۡنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مِنۡهُمۡ أَجۡرَهُمۡۖ وَكَثِيرٞ مِّنۡهُمۡ فَٰسِقُونَ
Sonra onların izleri üzerine resullerimizi ardından gönderdik ve Meryem oğlu İsa'yı ardından gönderdik ve ona İncil'i verdik. Ve ona uyanların kalplerinde bir şefkat ve bir merhamet kıldık. Ve bir ruhbanlığı uydurdular; onu onların üzerine Allah'ın hoşnutluğunu aramaktan başka yazmadık, böylece onu gözetilmesinin hakkıyla gözetmediler. Böylece onlardan inananlara ödüllerini verdik. Ve onlardan çoğu yoldan çıkanlardır.
Örnek Ayetler (3)
Bakara 2:109
·
Kuran-ı Kerim
وَدَّ كَثِيرٞ مِّنۡ أَهۡلِ ٱلۡكِتَٰبِ لَوۡ يَرُدُّونَكُم مِّنۢ بَعۡدِ إِيمَٰنِكُمۡ كُفَّارًا حَسَدٗا مِّنۡ عِندِ أَنفُسِهِم مِّنۢ بَعۡدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ ٱلۡحَقُّۖ فَٱعۡفُواْ وَٱصۡفَحُواْ حَتَّىٰ يَأۡتِيَ ٱللَّهُ بِأَمۡرِهِۦٓۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٞ
Kitap ehlinden çoğu, gerçek onlara açıklandıktan sonra nefslerinin katından kıskançlıktan inancınızdan sonra sizi örtenler olarak döndürmeyi arzu etti. Bunun üzerine Allah emrini getirinceye kadar silin ve yüz çevirin. Şüphesiz Allah her şeye Güç Yetirendir.
Ali İmran 3:146
·
Kuran-ı Kerim
وَكَأَيِّن مِّن نَّبِيّٖ قَٰتَلَ مَعَهُۥ رِبِّيُّونَ كَثِيرٞ فَمَا وَهَنُواْ لِمَآ أَصَابَهُمۡ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ وَمَا ضَعُفُواْ وَمَا ٱسۡتَكَانُواْۗ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلصَّـٰبِرِينَ
Ve nice nebi vardır ki, onunla birlikte birçok Rabbaniler savaştı. Bunun üzerine Allah yolunda onlara isabet edenler sebebiyle gevşemediler ve zayıflamadılar ve boyun eğmediler. Ve Allah sabredenleri sever.
Maide 5:71
·
Kuran-ı Kerim
وَحَسِبُوٓاْ أَلَّا تَكُونَ فِتۡنَةٞ فَعَمُواْ وَصَمُّواْ ثُمَّ تَابَ ٱللَّهُ عَلَيۡهِمۡ ثُمَّ عَمُواْ وَصَمُّواْ كَثِيرٞ مِّنۡهُمۡۚ وَٱللَّهُ بَصِيرُۢ بِمَا يَعۡمَلُونَ
Ve bir sınama olmayacağını zannettiler, bunun üzerine kör oldular ve sağır oldular. Sonra Allah onların dönüşünü kabul etti. Sonra onlardan çoğu kör oldular ve sağır oldular. Ve Allah yapıyor olduklarını görendir.
Örnek Ayetler (2)
Taha 20:34
·
Kuran-ı Kerim
وَنَذۡكُرَكَ كَثِيرًا
Ve seni çokça anmamız için.
Yasin 36:62
·
Kuran-ı Kerim
وَلَقَدۡ أَضَلَّ مِنكُمۡ جِبِلّٗا كَثِيرًاۖ أَفَلَمۡ تَكُونُواْ تَعۡقِلُونَ
Ve kesinlikle sizden çok nesilleri saptırdı. Akletmiyor muydunuz?
Örnek Ayetler (1)
En'am 6:137
·
Kuran-ı Kerim
وَكَذَٰلِكَ زَيَّنَ لِكَثِيرٖ مِّنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ قَتۡلَ أَوۡلَٰدِهِمۡ شُرَكَآؤُهُمۡ لِيُرۡدُوهُمۡ وَلِيَلۡبِسُواْ عَلَيۡهِمۡ دِينَهُمۡۖ وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ مَا فَعَلُوهُۖ فَذَرۡهُمۡ وَمَا يَفۡتَرُونَ
Ve böylece ortak koşanlardan çoğuna, onları helak etmek ve onlara dinlerini karıştırmak için ortakları çocuklarını katletmeyi süslü gösterdi. Ve eğer Allah dileseydi onu yapmazlardı; böylece onları ve uydurduklarını bırak.
Örnek Ayetler (1)
Hac 22:18
·
Kuran-ı Kerim
أَلَمۡ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يَسۡجُدُۤ لَهُۥۤ مَن فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَن فِي ٱلۡأَرۡضِ وَٱلشَّمۡسُ وَٱلۡقَمَرُ وَٱلنُّجُومُ وَٱلۡجِبَالُ وَٱلشَّجَرُ وَٱلدَّوَآبُّ وَكَثِيرٞ مِّنَ ٱلنَّاسِۖ وَكَثِيرٌ حَقَّ عَلَيۡهِ ٱلۡعَذَابُۗ وَمَن يُهِنِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِن مُّكۡرِمٍۚ إِنَّ ٱللَّهَ يَفۡعَلُ مَا يَشَآءُ۩
Göklerin içindeki kimselerin, yerin içindeki kimselerin, güneşin, ayın, yıldızların, dağların, ağaçların, hareket eden canlıların ve insanlardan birçoğunun şüphesiz Allah'a secde ettiğini görmedin mi? Ve birçoğunun üzerine azap hak oldu. Ve Allah kimi alçaltırsa, onun için hiçbir ikram eden yoktur. Şüphesiz Allah dilediği şeyi yapar.
Örnek Ayetler (5 / 25)
Bakara 2:243
·
Kuran-ı Kerim
۞أَلَمۡ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ خَرَجُواْ مِن دِيَٰرِهِمۡ وَهُمۡ أُلُوفٌ حَذَرَ ٱلۡمَوۡتِ فَقَالَ لَهُمُ ٱللَّهُ مُوتُواْ ثُمَّ أَحۡيَٰهُمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَذُو فَضۡلٍ عَلَى ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَشۡكُرُونَ
Ölüm korkusuyla binlerce kişi olarak diyarlarından çıkanları görmedin mi? Bunun üzerine Allah onlara 'Ölün' dedi, sonra onları diriltti. Şüphesiz Allah insanların üzerine lütuf sahibidir fakat insanların çoğu şükretmezler.
Nisa 4:12
·
Kuran-ı Kerim
۞وَلَكُمۡ نِصۡفُ مَا تَرَكَ أَزۡوَٰجُكُمۡ إِن لَّمۡ يَكُن لَّهُنَّ وَلَدٞۚ فَإِن كَانَ لَهُنَّ وَلَدٞ فَلَكُمُ ٱلرُّبُعُ مِمَّا تَرَكۡنَۚ مِنۢ بَعۡدِ وَصِيَّةٖ يُوصِينَ بِهَآ أَوۡ دَيۡنٖۚ وَلَهُنَّ ٱلرُّبُعُ مِمَّا تَرَكۡتُمۡ إِن لَّمۡ يَكُن لَّكُمۡ وَلَدٞۚ فَإِن كَانَ لَكُمۡ وَلَدٞ فَلَهُنَّ ٱلثُّمُنُ مِمَّا تَرَكۡتُمۚ مِّنۢ بَعۡدِ وَصِيَّةٖ تُوصُونَ بِهَآ أَوۡ دَيۡنٖۗ وَإِن كَانَ رَجُلٞ يُورَثُ كَلَٰلَةً أَوِ ٱمۡرَأَةٞ وَلَهُۥٓ أَخٌ أَوۡ أُخۡتٞ فَلِكُلِّ وَٰحِدٖ مِّنۡهُمَا ٱلسُّدُسُۚ فَإِن كَانُوٓاْ أَكۡثَرَ مِن ذَٰلِكَ فَهُمۡ شُرَكَآءُ فِي ٱلثُّلُثِۚ مِنۢ بَعۡدِ وَصِيَّةٖ يُوصَىٰ بِهَآ أَوۡ دَيۡنٍ غَيۡرَ مُضَآرّٖۚ وَصِيَّةٗ مِّنَ ٱللَّهِۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَلِيمٞ
Ve eğer onların bir çocuğu yoksa, eşlerinizin bıraktığı şeyin yarısı sizin içindir. Fakat eğer onların bir çocuğu varsa, vasiyet ettikleri bir vasiyetten veya bir borçtan sonra bıraktıkları şeyden dörtte bir sizin içindir. Ve eğer sizin bir çocuğunuz yoksa, bıraktığınız şeyden dörtte bir onlar içindir. Fakat eğer sizin bir çocuğunuz varsa, vasiyet ettiğiniz bir vasiyetten veya bir borçtan sonra bıraktığınız şeyden sekizde bir onlar içindir. Ve eğer miras bırakılan bir adam veya bir kadın kelale ise ve onun bir erkek kardeşi veya bir kız kardeşi varsa, ikisinden her biri için altıda bir vardır. Fakat eğer bundan daha çok iseler, zarar verici olmayan vasiyet edilen bir vasiyetten veya bir borçtan sonra üçte birin içinde ortaklardır. Allah'tan bir vasiyet olarak. Ve Allah Bilen'dir, Yumuşak Başlı'dır.
En'am 6:116
·
Kuran-ı Kerim
وَإِن تُطِعۡ أَكۡثَرَ مَن فِي ٱلۡأَرۡضِ يُضِلُّوكَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِۚ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَإِنۡ هُمۡ إِلَّا يَخۡرُصُونَ
Ve eğer yeryüzündekilerin çoğuna itaat edersen, seni Allah'ın yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak yalan uydururlar.
A'raf 7:187
·
Kuran-ı Kerim
يَسۡـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرۡسَىٰهَاۖ قُلۡ إِنَّمَا عِلۡمُهَا عِندَ رَبِّيۖ لَا يُجَلِّيهَا لِوَقۡتِهَآ إِلَّا هُوَۚ ثَقُلَتۡ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ لَا تَأۡتِيكُمۡ إِلَّا بَغۡتَةٗۗ يَسۡـَٔلُونَكَ كَأَنَّكَ حَفِيٌّ عَنۡهَاۖ قُلۡ إِنَّمَا عِلۡمُهَا عِندَ ٱللَّهِ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعۡلَمُونَ
Sana saati soruyorlar, onun gerçekleşmesi ne zamandır? De ki: 'Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde O'ndan başkası açığa çıkarmaz. Göklerde ve yerde ağırlaştı. Size ancak ansızın gelir.' Sanki sen ondan haberdarmışsın gibi sana soruyorlar. De ki: 'Onun bilgisi ancak Allah'ın katındadır, fakat insanların çoğu bilmezler.'
Hud 11:17
·
Kuran-ı Kerim
أَفَمَن كَانَ عَلَىٰ بَيِّنَةٖ مِّن رَّبِّهِۦ وَيَتۡلُوهُ شَاهِدٞ مِّنۡهُ وَمِن قَبۡلِهِۦ كِتَٰبُ مُوسَىٰٓ إِمَامٗا وَرَحۡمَةًۚ أُوْلَـٰٓئِكَ يُؤۡمِنُونَ بِهِۦۚ وَمَن يَكۡفُرۡ بِهِۦ مِنَ ٱلۡأَحۡزَابِ فَٱلنَّارُ مَوۡعِدُهُۥۚ فَلَا تَكُ فِي مِرۡيَةٖ مِّنۡهُۚ إِنَّهُ ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّكَ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يُؤۡمِنُونَ
Öyleyse Rabbinden bir açık delil üzerinde olan, O'ndan bir tanığın onu izlediği ve ondan önce bir önder ve bir merhamet olarak Musa'nın kitabının bulunduğu kimse mi? İşte onlar ona inanırlar. Ve gruplardan kim onu örterse, öyleyse ateş onun vaat edilen yeridir. Öyleyse ondan bir şüphe içinde olma. Şüphesiz o Rabbinden gerçektir fakat insanların çoğu inanmazlar.
Örnek Ayetler (5 / 15)
En'am 6:37
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالُواْ لَوۡلَا نُزِّلَ عَلَيۡهِ ءَايَةٞ مِّن رَّبِّهِۦۚ قُلۡ إِنَّ ٱللَّهَ قَادِرٌ عَلَىٰٓ أَن يُنَزِّلَ ءَايَةٗ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ
Ve dediler: 'Ona Rabbinden bir ayet indirilmeli değil miydi?' De ki: 'Şüphesiz Allah bir ayet indirmeye güç yetirendir, fakat onların çoğu bilmiyorlar.'
En'am 6:111
·
Kuran-ı Kerim
۞وَلَوۡ أَنَّنَا نَزَّلۡنَآ إِلَيۡهِمُ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةَ وَكَلَّمَهُمُ ٱلۡمَوۡتَىٰ وَحَشَرۡنَا عَلَيۡهِمۡ كُلَّ شَيۡءٖ قُبُلٗا مَّا كَانُواْ لِيُؤۡمِنُوٓاْ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ يَجۡهَلُونَ
Eğer onlara melekleri indirseydik, ölüler onlarla konuşsaydı ve her şeyi karşı karşıya onların üzerine toplasaydık; Allah'ın dilemesi hariç inanacak değillerdi. Fakat onların çoğu bilmezler.
A'raf 7:17
·
Kuran-ı Kerim
ثُمَّ لَأٓتِيَنَّهُم مِّنۢ بَيۡنِ أَيۡدِيهِمۡ وَمِنۡ خَلۡفِهِمۡ وَعَنۡ أَيۡمَٰنِهِمۡ وَعَن شَمَآئِلِهِمۡۖ وَلَا تَجِدُ أَكۡثَرَهُمۡ شَٰكِرِينَ
Sonra kesinlikle onlara iki ellerinin arasından, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim; ve onların çoğunu şükredenler bulmayacaksın.
A'raf 7:102
·
Kuran-ı Kerim
وَمَا وَجَدۡنَا لِأَكۡثَرِهِم مِّنۡ عَهۡدٖۖ وَإِن وَجَدۡنَآ أَكۡثَرَهُمۡ لَفَٰسِقِينَ
Ve onların çoğunda hiçbir sözleşme bulmadık; ve şüphesiz onların çoğunu kesinlikle yoldan çıkanlar bulduk.
A'raf 7:131
·
Kuran-ı Kerim
فَإِذَا جَآءَتۡهُمُ ٱلۡحَسَنَةُ قَالُواْ لَنَا هَٰذِهِۦۖ وَإِن تُصِبۡهُمۡ سَيِّئَةٞ يَطَّيَّرُواْ بِمُوسَىٰ وَمَن مَّعَهُۥٓۗ أَلَآ إِنَّمَا طَـٰٓئِرُهُمۡ عِندَ ٱللَّهِ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ
Onlara iyilik geldiğinde: 'Bu bizimdir' dediler. Ve onlara kötülük isabet ederse, Musa ve onunla beraber olanlarla uğursuzluk sayarlar. Dikkat edin, onların uğursuzluğu ancak Allah'ın katındadır, fakat onların çoğu bilmezler.
Örnek Ayetler (5 / 11)
Bakara 2:100
·
Kuran-ı Kerim
أَوَكُلَّمَا عَٰهَدُواْ عَهۡدٗا نَّبَذَهُۥ فَرِيقٞ مِّنۡهُمۚ بَلۡ أَكۡثَرُهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ
Her ne zaman bir söz verdiler mi onlardan bir grup onu attı? Aksine onların çoğu inanmazlar.
Yunus 10:36
·
Kuran-ı Kerim
وَمَا يَتَّبِعُ أَكۡثَرُهُمۡ إِلَّا ظَنًّاۚ إِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغۡنِي مِنَ ٱلۡحَقِّ شَيۡـًٔاۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمُۢ بِمَا يَفۡعَلُونَ
Ve onların çoğu bir zandan başkasına uymaz. Şüphesiz zan gerçekten hiçbir şey fayda vermez. Şüphesiz Allah yaptıkları şeyi bilendir.
Nahl 16:75
·
Kuran-ı Kerim
۞ضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا عَبۡدٗا مَّمۡلُوكٗا لَّا يَقۡدِرُ عَلَىٰ شَيۡءٖ وَمَن رَّزَقۡنَٰهُ مِنَّا رِزۡقًا حَسَنٗا فَهُوَ يُنفِقُ مِنۡهُ سِرّٗا وَجَهۡرًاۖ هَلۡ يَسۡتَوُۥنَۚ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِۚ بَلۡ أَكۡثَرُهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ
Allah, hiçbir şeye güç yetiremeyen sahiplenilmiş bir kulu ve bizden güzel bir rızıkla rızıklandırdığımız, böylece ondan gizli ve açık harcayan kimseyi örnek verdi. Onlar eşit olurlar mı? Övgü Allah'adır. Aksine onların çoğu bilmezler.
Nahl 16:101
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذَا بَدَّلۡنَآ ءَايَةٗ مَّكَانَ ءَايَةٖ وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا يُنَزِّلُ قَالُوٓاْ إِنَّمَآ أَنتَ مُفۡتَرِۭۚ بَلۡ أَكۡثَرُهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ
Ve bir ayetin yerine bir ayeti değiştirdiğimiz zaman, ve Allah indirdiği şeyi daha iyi bilir, dediler: 'Şüphesiz sen sadece bir uydurucusun.' Aksine onların çoğu bilmezler.
Enbiya 21:24
·
Kuran-ı Kerim
أَمِ ٱتَّخَذُواْ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةٗۖ قُلۡ هَاتُواْ بُرۡهَٰنَكُمۡۖ هَٰذَا ذِكۡرُ مَن مَّعِيَ وَذِكۡرُ مَن قَبۡلِيۚ بَلۡ أَكۡثَرُهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ ٱلۡحَقَّۖ فَهُم مُّعۡرِضُونَ
Yoksa O'nun dışında ilahlar mı edindiler? De ki: 'Kanıtınızı getirin. Bu benimle beraber olanların zikri ve benden öncekilerin zikridir.' Aksine onların çoğu gerçeği bilmezler, bu yüzden onlar yüz çevirenlerdir.
Örnek Ayetler (5 / 11)
Yusuf 12:106
·
Kuran-ı Kerim
وَمَا يُؤۡمِنُ أَكۡثَرُهُم بِٱللَّهِ إِلَّا وَهُم مُّشۡرِكُونَ
Ve onların çoğu, onlar ortak koşanlar olmaları dışında Allah'a inanmazlar.
Şuara 26:8
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةٗۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ
Şüphesiz bunun içinde kesinlikle bir ayet vardır ve onların çoğu inananlar olmadı.
Şuara 26:67
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةٗۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ
Şüphesiz bunda kesinlikle bir ayet vardır ve onların çoğu inananlar olmadı.
Şuara 26:103
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةٗۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ
Şüphesiz bunda bir işaret vardır; ve onların çoğu inananlar olmadı.
Şuara 26:121
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةٗۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ
Şüphesiz bunda kesinlikle bir işaret vardır ve onların çoğu inananlar olmadı.
Örnek Ayetler (5 / 6)
Yusuf 12:103
·
Kuran-ı Kerim
وَمَآ أَكۡثَرُ ٱلنَّاسِ وَلَوۡ حَرَصۡتَ بِمُؤۡمِنِينَ
Ve sen şiddetle arzulasan da insanların çoğu inananlar değildir.
İsra 17:89
·
Kuran-ı Kerim
وَلَقَدۡ صَرَّفۡنَا لِلنَّاسِ فِي هَٰذَا ٱلۡقُرۡءَانِ مِن كُلِّ مَثَلٖ فَأَبَىٰٓ أَكۡثَرُ ٱلنَّاسِ إِلَّا كُفُورٗا
Ve kesinlikle insanlar için bu Kuran'ın içinde her örnekten açıkladık. Bunun üzerine insanların çoğu örtmekten başkasında diretti.
Kehf 18:34
·
Kuran-ı Kerim
وَكَانَ لَهُۥ ثَمَرٞ فَقَالَ لِصَٰحِبِهِۦ وَهُوَ يُحَاوِرُهُۥٓ أَنَا۠ أَكۡثَرُ مِنكَ مَالٗا وَأَعَزُّ نَفَرٗا
Ve onun ürünü vardı. Bunun üzerine onunla konuşurken arkadaşına dedi: 'Ben malca senden daha çoğum ve adamca daha güçlüyüm.'
Furkan 25:50
·
Kuran-ı Kerim
وَلَقَدۡ صَرَّفۡنَٰهُ بَيۡنَهُمۡ لِيَذَّكَّرُواْ فَأَبَىٰٓ أَكۡثَرُ ٱلنَّاسِ إِلَّا كُفُورٗا
Ve kesinlikle hatırlamaları için onu onların arasında çevirdik. Bunun üzerine insanların çoğu örtmekten başkasında diretti.
Sebe 34:35
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالُواْ نَحۡنُ أَكۡثَرُ أَمۡوَٰلٗا وَأَوۡلَٰدٗا وَمَا نَحۡنُ بِمُعَذَّبِينَ
Ve dediler: 'Biz mallar bakımından ve çocuklar bakımından daha çoğuz ve biz azap edilecekler değiliz.'
Örnek Ayetler (4)
Maide 5:103
·
Kuran-ı Kerim
مَا جَعَلَ ٱللَّهُ مِنۢ بَحِيرَةٖ وَلَا سَآئِبَةٖ وَلَا وَصِيلَةٖ وَلَا حَامٖ وَلَٰكِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ يَفۡتَرُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلۡكَذِبَۖ وَأَكۡثَرُهُمۡ لَا يَعۡقِلُونَ
Allah hiçbir bahira, saibe, vasile ve ham kılmadı. Fakat örten kimseler Allah'ın üzerine yalan uydururlar. Ve onların çoğu akletmezler.
Tevbe 9:8
·
Kuran-ı Kerim
كَيۡفَ وَإِن يَظۡهَرُواْ عَلَيۡكُمۡ لَا يَرۡقُبُواْ فِيكُمۡ إِلّٗا وَلَا ذِمَّةٗۚ يُرۡضُونَكُم بِأَفۡوَٰهِهِمۡ وَتَأۡبَىٰ قُلُوبُهُمۡ وَأَكۡثَرُهُمۡ فَٰسِقُونَ
Nasıl olabilir? Ve eğer size üstün gelirlerse sizin hakkınızda ne bir yemin ne de bir antlaşma gözetirler. Ağızlarıyla sizi razı ederler ve kalpleri direnir ve onların çoğu yoldan çıkanlardır.
Mü'minun 23:70
·
Kuran-ı Kerim
أَمۡ يَقُولُونَ بِهِۦ جِنَّةُۢۚ بَلۡ جَآءَهُم بِٱلۡحَقِّ وَأَكۡثَرُهُمۡ لِلۡحَقِّ كَٰرِهُونَ
Yoksa 'Onda bir delilik vardır' mı diyorlar? Aksine onlara gerçekle geldi ve onların çoğu gerçeği çirkin görenlerdir.
Şuara 26:223
·
Kuran-ı Kerim
يُلۡقُونَ ٱلسَّمۡعَ وَأَكۡثَرُهُمۡ كَٰذِبُونَ
Kulak verirler ve onların çoğu yalancılardır.
Örnek Ayetler (2)
Maide 5:59
·
Kuran-ı Kerim
قُلۡ يَـٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ هَلۡ تَنقِمُونَ مِنَّآ إِلَّآ أَنۡ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيۡنَا وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبۡلُ وَأَنَّ أَكۡثَرَكُمۡ فَٰسِقُونَ
De ki: 'Ey kitap ehli, bizden sadece Allah'a, bize indirilene ve önceden indirilene inanmamızdan ve şüphesiz çoğunuzun yoldan çıkanlar olmasından dolayı mı öç alıyorsunuz?'
Zuhruf 43:78
·
Kuran-ı Kerim
لَقَدۡ جِئۡنَٰكُم بِٱلۡحَقِّ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَكُمۡ لِلۡحَقِّ كَٰرِهُونَ
Andolsun size gerçekle geldik ve lakin sizin çoğunuz gerçeği hoş görmeyenlersiniz.
Örnek Ayetler (2)
Ali İmran 3:110
·
Kuran-ı Kerim
كُنتُمۡ خَيۡرَ أُمَّةٍ أُخۡرِجَتۡ لِلنَّاسِ تَأۡمُرُونَ بِٱلۡمَعۡرُوفِ وَتَنۡهَوۡنَ عَنِ ٱلۡمُنكَرِ وَتُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِۗ وَلَوۡ ءَامَنَ أَهۡلُ ٱلۡكِتَٰبِ لَكَانَ خَيۡرٗا لَّهُمۚ مِّنۡهُمُ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ وَأَكۡثَرُهُمُ ٱلۡفَٰسِقُونَ
Siz insanlar için çıkarılan en hayırlı topluluk oldunuz. Bilineni emrediyorsunuz ve bilinmeyenden yasaklıyorsunuz ve Allah'a inanıyorsunuz. Ve eğer kitap ehli inansaydı, kesinlikle onlar için daha hayırlı olurdu. İnananlar onlardandır ve onların çoğu yoldan çıkanlardır.
Nahl 16:83
·
Kuran-ı Kerim
يَعۡرِفُونَ نِعۡمَتَ ٱللَّهِ ثُمَّ يُنكِرُونَهَا وَأَكۡثَرُهُمُ ٱلۡكَٰفِرُونَ
Allah'ın nimetini bilirler, sonra onu inkar ederler ve onların çoğu örtenlerdir.
Örnek Ayetler (1)
Kasas 28:78
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ إِنَّمَآ أُوتِيتُهُۥ عَلَىٰ عِلۡمٍ عِندِيٓۚ أَوَلَمۡ يَعۡلَمۡ أَنَّ ٱللَّهَ قَدۡ أَهۡلَكَ مِن قَبۡلِهِۦ مِنَ ٱلۡقُرُونِ مَنۡ هُوَ أَشَدُّ مِنۡهُ قُوَّةٗ وَأَكۡثَرُ جَمۡعٗاۚ وَلَا يُسۡـَٔلُ عَن ذُنُوبِهِمُ ٱلۡمُجۡرِمُونَ
Dedi: 'O bana ancak yanımdaki bir bilgi üzerine verildi.' Ve o, şüphesiz Allah'ın ondan önceki nesillerden, güç bakımından ondan daha çetin ve birikim bakımından daha çok olan kimseleri kesinlikle yok ettiğini bilmedi mi? Ve suçlulara günahları hakkında sorulmaz.
Örnek Ayetler (1)
Yasin 36:7
·
Kuran-ı Kerim
لَقَدۡ حَقَّ ٱلۡقَوۡلُ عَلَىٰٓ أَكۡثَرِهِمۡ فَهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ
Kesinlikle onların çoğunun üzerine söz gerçekleşti; böylece onlar inanmazlar.
Örnek Ayetler (1)
Tevbe 9:69
·
Kuran-ı Kerim
كَٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِكُمۡ كَانُوٓاْ أَشَدَّ مِنكُمۡ قُوَّةٗ وَأَكۡثَرَ أَمۡوَٰلٗا وَأَوۡلَٰدٗا فَٱسۡتَمۡتَعُواْ بِخَلَٰقِهِمۡ فَٱسۡتَمۡتَعۡتُم بِخَلَٰقِكُمۡ كَمَا ٱسۡتَمۡتَعَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِكُم بِخَلَٰقِهِمۡ وَخُضۡتُمۡ كَٱلَّذِي خَاضُوٓاْۚ أُوْلَـٰٓئِكَ حَبِطَتۡ أَعۡمَٰلُهُمۡ فِي ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡأٓخِرَةِۖ وَأُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡخَٰسِرُونَ
Sizden öncekiler gibi; onlar güç bakımından sizden daha şiddetli, mallar ve çocuklar bakımından daha çoktular. Bunun üzerine paylarıyla faydalandılar. Sizden öncekilerin paylarıyla faydalandıkları gibi siz de payınızla faydalandınız ve onların daldıkları gibi daldınız. İşte onlar, onların işleri dünyada ve ahirette boşa gitmiştir. Ve işte onlar, onlar kaybedenlerdir.
Örnek Ayetler (1)
A'raf 7:102
·
Kuran-ı Kerim
وَمَا وَجَدۡنَا لِأَكۡثَرِهِم مِّنۡ عَهۡدٖۖ وَإِن وَجَدۡنَآ أَكۡثَرَهُمۡ لَفَٰسِقِينَ
Ve onların çoğunda hiçbir sözleşme bulmadık; ve şüphesiz onların çoğunu kesinlikle yoldan çıkanlar bulduk.
Örnek Ayetler (4)
Nisa 4:94
·
Kuran-ı Kerim
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا ضَرَبۡتُمۡ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ فَتَبَيَّنُواْ وَلَا تَقُولُواْ لِمَنۡ أَلۡقَىٰٓ إِلَيۡكُمُ ٱلسَّلَٰمَ لَسۡتَ مُؤۡمِنٗا تَبۡتَغُونَ عَرَضَ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا فَعِندَ ٱللَّهِ مَغَانِمُ كَثِيرَةٞۚ كَذَٰلِكَ كُنتُم مِّن قَبۡلُ فَمَنَّ ٱللَّهُ عَلَيۡكُمۡ فَتَبَيَّنُوٓاْۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِمَا تَعۡمَلُونَ خَبِيرٗا
Ey inananlar, Allah yolunda sefere çıktığınızda iyice araştırın. Ve dünya hayatının geçici malını arayarak size barışı sunan kimseye 'Sen inanan değilsin' demeyin. Çünkü Allah'ın katında çokça ganimetler vardır. Daha önce siz de böyleydiniz, sonra Allah sizin üzerinize lütufta bulundu. O halde iyice araştırın. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan Haberdar'dır.
Mü'minun 23:19
·
Kuran-ı Kerim
فَأَنشَأۡنَا لَكُم بِهِۦ جَنَّـٰتٖ مِّن نَّخِيلٖ وَأَعۡنَٰبٖ لَّكُمۡ فِيهَا فَوَٰكِهُ كَثِيرَةٞ وَمِنۡهَا تَأۡكُلُونَ
Bunun üzerine onunla sizin için hurmalıklardan ve üzümlerden bahçeler inşa ettik. Onlarda sizin için çok meyveler vardır ve onlardan yersiniz.
Mü'minun 23:21
·
Kuran-ı Kerim
وَإِنَّ لَكُمۡ فِي ٱلۡأَنۡعَٰمِ لَعِبۡرَةٗۖ نُّسۡقِيكُم مِّمَّا فِي بُطُونِهَا وَلَكُمۡ فِيهَا مَنَٰفِعُ كَثِيرَةٞ وَمِنۡهَا تَأۡكُلُونَ
Ve şüphesiz sağmal hayvanlarda sizin için kesinlikle bir ibret vardır. Onların karınlarının içindekilerden size içiririz, onlarda sizin için çok faydalar vardır ve onlardan yersiniz.
Zuhruf 43:73
·
Kuran-ı Kerim
لَكُمۡ فِيهَا فَٰكِهَةٞ كَثِيرَةٞ مِّنۡهَا تَأۡكُلُونَ
Onun içinde sizin için çok meyve vardır, ondan yersiniz.