659
Kullanım
22
Lemma
143
Türev
187
Anlam
22 lemma, 143 türev form
Kelime | Okunuş | Anlam | Tür | Adet | ||
|---|---|---|---|---|---|---|
ٱلۡقِيَٰمَةِ Lemma | el-kiyameti | kalkışın, kalkış, dikiliş, diriliş | İsim | 70 | ||
يَٰقَوۡمِ Lemma | ya-kavmi | ey topluluğum, topluluk, kavim, halk | İsim | 38 | ||
لِّقَوۡمٖ | li-kavmin | topluluk için, topluluk, kavim, halk | İsim | 35 | ||
ٱلۡقَوۡمِ | el-kavmi | kalkan topluluğun, kalkan topluluk, kavim, halk | İsim | 31 | ||
ٱلۡقَوۡمَ | el-kavme | kalkanları, kalkanlar, duranlar, topluluk, halk | İsim | 26 | ||
قَوۡمٗا | kavmen | bir topluluğu, topluluk, kavim, halk | İsim | 25 | ||
Örnek Ayetler (5 / 25) Ali İmran 3:86 · Kuran-ı Kerim كَيۡفَ يَهۡدِي ٱللَّهُ قَوۡمٗا كَفَرُواْ بَعۡدَ إِيمَٰنِهِمۡ وَشَهِدُوٓاْ أَنَّ ٱلرَّسُولَ حَقّٞ وَجَآءَهُمُ ٱلۡبَيِّنَٰتُۚ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّـٰلِمِينَ İnançlarından, resulün gerçek olduğuna tanık olduklarından ve onlara açık deliller geldikten sonra örten bir topluluğa Allah nasıl yol gösterir? Ve Allah zalim topluluğa yol göstermez. Maide 5:22 · Kuran-ı Kerim قَالُواْ يَٰمُوسَىٰٓ إِنَّ فِيهَا قَوۡمٗا جَبَّارِينَ وَإِنَّا لَن نَّدۡخُلَهَا حَتَّىٰ يَخۡرُجُواْ مِنۡهَا فَإِن يَخۡرُجُواْ مِنۡهَا فَإِنَّا دَٰخِلُونَ Dediler: 'Ey Musa, şüphesiz orada zorlayıcı bir kavim vardır ve şüphesiz biz, onlar oradan çıkana kadar oraya asla girmeyiz. O halde eğer oradan çıkarlarsa, o halde şüphesiz biz girenleriz.' En'am 6:89 · Kuran-ı Kerim أُوْلَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ ءَاتَيۡنَٰهُمُ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡحُكۡمَ وَٱلنُّبُوَّةَۚ فَإِن يَكۡفُرۡ بِهَا هَـٰٓؤُلَآءِ فَقَدۡ وَكَّلۡنَا بِهَا قَوۡمٗا لَّيۡسُواْ بِهَا بِكَٰفِرِينَ İşte onlar kitabı, hükmü ve nebiliği kendilerine verdiğimiz kimselerdir. Bunun üzerine eğer bunlar onu örterse, kesinlikle onu örtenler olmayan bir kavmi ona vekil kıldık. A'raf 7:133 · Kuran-ı Kerim فَأَرۡسَلۡنَا عَلَيۡهِمُ ٱلطُّوفَانَ وَٱلۡجَرَادَ وَٱلۡقُمَّلَ وَٱلضَّفَادِعَ وَٱلدَّمَ ءَايَٰتٖ مُّفَصَّلَٰتٖ فَٱسۡتَكۡبَرُواْ وَكَانُواْ قَوۡمٗا مُّجۡرِمِينَ Bunun üzerine ayrıntılı ayetler olarak onların üzerine tufanı, çekirgeyi, haşereyi, kurbağaları ve kanı gönderdik. Bunun üzerine büyüklük tasladılar ve suçlu toplum oldular. Tevbe 9:13 · Kuran-ı Kerim أَلَا تُقَٰتِلُونَ قَوۡمٗا نَّكَثُوٓاْ أَيۡمَٰنَهُمۡ وَهَمُّواْ بِإِخۡرَاجِ ٱلرَّسُولِ وَهُم بَدَءُوكُمۡ أَوَّلَ مَرَّةٍۚ أَتَخۡشَوۡنَهُمۡۚ فَٱللَّهُ أَحَقُّ أَن تَخۡشَوۡهُ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ Yeminlerini bozan, resulü çıkarmaya yeltenen ve size ilk defa başlayan bir toplulukla savaşmıyor musunuz? Onlardan korkuyor musunuz? Eğer inananlar iseniz, kendisinden korkmanıza Allah daha hak sahibidir. | ||||||
قَوۡمٞ | kavmun | topluluk, topluluk, halk, kavim | İsim | 22 | ||
قَوۡمِهِۦ | kavmihi | topluluğunun, ayakta duranlar, kavim, topluluk | İsim | 18 | ||
لِقَوۡمٖ | li-kavmin | topluluk için, topluluk, kavim, halk | İsim | 14 | ||
قَوۡمِ | kavmi | topluluğun, topluluk, halk, kavim | İsim | 11 | ||
قَوۡمُ | kavmu | topluluğu, kalkanlar, topluluk, halk | İsim | 11 | ||
قَوۡمٖ | kavmin | bir topluluğun, topluluk, halk, kavim | İsim | 11 | ||
قَوۡمًا | kavmen | topluluk, topluluk, halk, kavim | İsim | 10 | ||
قَوۡمٍ | kavmin | topluluğun, topluluk, halk, kavim | İsim | 9 | ||
وَيَٰقَوۡمِ | ve-ya-kavmi | ve ey duranlarım, duranlar, topluluk, kavim | İsim | 9 | ||
قَوۡمِهِۦٓ | kavmihi | onun topluluğunun, kalkanlar, topluluk, kavim | İsim | 8 | ||
قَوۡمَ | kavme | topluluğu, kalkanlar, topluluk, kavim | İsim | 8 | ||
ٱلۡقَوۡمُ | el-kavmu | topluluk, topluluk, kavim, halk | İsim | 5 | ||
لِقَوۡمِهِۦ | li-kavmihi | kalkanları için, kalkanlar, topluluk, halk | İsim | 5 | ||
قَوۡمِي | kavmi | topluluğum, topluluk, kavim, halk | İsim | 5 | ||
Örnek Ayetler (5 / 70)
Bakara 2:85
·
Kuran-ı Kerim
ثُمَّ أَنتُمۡ هَـٰٓؤُلَآءِ تَقۡتُلُونَ أَنفُسَكُمۡ وَتُخۡرِجُونَ فَرِيقٗا مِّنكُم مِّن دِيَٰرِهِمۡ تَظَٰهَرُونَ عَلَيۡهِم بِٱلۡإِثۡمِ وَٱلۡعُدۡوَٰنِ وَإِن يَأۡتُوكُمۡ أُسَٰرَىٰ تُفَٰدُوهُمۡ وَهُوَ مُحَرَّمٌ عَلَيۡكُمۡ إِخۡرَاجُهُمۡۚ أَفَتُؤۡمِنُونَ بِبَعۡضِ ٱلۡكِتَٰبِ وَتَكۡفُرُونَ بِبَعۡضٖۚ فَمَا جَزَآءُ مَن يَفۡعَلُ ذَٰلِكَ مِنكُمۡ إِلَّا خِزۡيٞ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَاۖ وَيَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ يُرَدُّونَ إِلَىٰٓ أَشَدِّ ٱلۡعَذَابِۗ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعۡمَلُونَ
Sonra siz şunlarsınız; nefslerinizi katlediyorsunuz ve sizden bir grubu diyarlarından çıkarıyorsunuz, onlara karşı günah ve düşmanlık ile yardımlaşıyorsunuz. Ve eğer size esirler olarak gelirlerse onların fidyelerini veriyorsunuz; ve onların çıkarılması size haram kılınmıştır. Bunun üzerine kitabın bir kısmına inanıyor ve bir kısmını örtüyor musunuz? Bunun üzerine sizden bunu yapan kimsenin karşılığı dünya hayatı içinde rezillik hariç nedir? Ve kalkış günü azabın en şiddetlisine döndürülürler. Ve Allah yaptığınız şeyden habersiz değildir.
Bakara 2:113
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالَتِ ٱلۡيَهُودُ لَيۡسَتِ ٱلنَّصَٰرَىٰ عَلَىٰ شَيۡءٖ وَقَالَتِ ٱلنَّصَٰرَىٰ لَيۡسَتِ ٱلۡيَهُودُ عَلَىٰ شَيۡءٖ وَهُمۡ يَتۡلُونَ ٱلۡكِتَٰبَۗ كَذَٰلِكَ قَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَعۡلَمُونَ مِثۡلَ قَوۡلِهِمۡۚ فَٱللَّهُ يَحۡكُمُ بَيۡنَهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ فِيمَا كَانُواْ فِيهِ يَخۡتَلِفُونَ
Ve Yahudiler 'Nasraniler bir şey üzerinde değildir' dedi ve Nasraniler 'Yahudiler bir şey üzerinde değildir' dedi; ve onlar kitabı okuyorlar. Bunun gibi bilmeyen kimseler onların sözünün mislini dedi. Bunun üzerine Allah, içinde ayrılığa düştükleri şeyde kalkış günü onların arasında hüküm verir.
Bakara 2:174
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكۡتُمُونَ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلۡكِتَٰبِ وَيَشۡتَرُونَ بِهِۦ ثَمَنٗا قَلِيلًا أُوْلَـٰٓئِكَ مَا يَأۡكُلُونَ فِي بُطُونِهِمۡ إِلَّا ٱلنَّارَ وَلَا يُكَلِّمُهُمُ ٱللَّهُ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ وَلَا يُزَكِّيهِمۡ وَلَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Şüphesiz Allah'ın kitaptan indirdiğini gizleyenler ve onun karşılığında az bir bedel satın alanlar; işte onlar, karınlarında ateşten başkasını yemezler. Ve kalkış gününde Allah onlarla konuşmaz ve onları arındırmaz. Ve onlar için acı verici bir azap vardır.
Bakara 2:212
·
Kuran-ı Kerim
زُيِّنَ لِلَّذِينَ كَفَرُواْ ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَا وَيَسۡخَرُونَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْۘ وَٱلَّذِينَ ٱتَّقَوۡاْ فَوۡقَهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِۗ وَٱللَّهُ يَرۡزُقُ مَن يَشَآءُ بِغَيۡرِ حِسَابٖ
Dünya hayatı örtenlere süslü gösterildi ve inananlarla alay ederler. Sakınanlar kalkış gününde onların üstündedir. Allah dilediğini hesapsız rızıklandırır.
Ali İmran 3:55
·
Kuran-ı Kerim
إِذۡ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَىٰٓ إِنِّي مُتَوَفِّيكَ وَرَافِعُكَ إِلَيَّ وَمُطَهِّرُكَ مِنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَجَاعِلُ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوكَ فَوۡقَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِۖ ثُمَّ إِلَيَّ مَرۡجِعُكُمۡ فَأَحۡكُمُ بَيۡنَكُمۡ فِيمَا كُنتُمۡ فِيهِ تَخۡتَلِفُونَ
Allah demişti: 'Ey İsa, şüphesiz ben seni vefat ettireceğim, seni kendime yükselteceğim, seni örtenlerden arındıracağım ve sana uyanları kalkış gününe kadar örtenlerin üstünde kılacağım. Sonra dönüşünüz banadır, böylece içinde ayrılığa düştüğünüz şeylerde aranızda hükmedeceğim.'
Örnek Ayetler (5 / 38)
Bakara 2:54
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذۡ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوۡمِهِۦ يَٰقَوۡمِ إِنَّكُمۡ ظَلَمۡتُمۡ أَنفُسَكُم بِٱتِّخَاذِكُمُ ٱلۡعِجۡلَ فَتُوبُوٓاْ إِلَىٰ بَارِئِكُمۡ فَٱقۡتُلُوٓاْ أَنفُسَكُمۡ ذَٰلِكُمۡ خَيۡرٞ لَّكُمۡ عِندَ بَارِئِكُمۡ فَتَابَ عَلَيۡكُمۡۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ
Ve Musa kavmine demişti: 'Ey kavmim, şüphesiz siz buzağıyı edinmenizle nefslerinize zulmettiniz. Öyleyse Yaratanınıza dönün ve nefslerinizi katledin; bu, Yaratanınızın katında sizin için daha hayırlıdır.' Bunun üzerine O size döndü. Şüphesiz O, Dönüşü Kabul Eden'dir, Merhameti Kesintisiz'dir.
Maide 5:20
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذۡ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوۡمِهِۦ يَٰقَوۡمِ ٱذۡكُرُواْ نِعۡمَةَ ٱللَّهِ عَلَيۡكُمۡ إِذۡ جَعَلَ فِيكُمۡ أَنۢبِيَآءَ وَجَعَلَكُم مُّلُوكٗا وَءَاتَىٰكُم مَّا لَمۡ يُؤۡتِ أَحَدٗا مِّنَ ٱلۡعَٰلَمِينَ
Ve hani Musa kavmine demişti: 'Ey kavmim, Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani içinizde nebiler kılmıştı, sizi krallar kılmıştı ve alemlerden kimseye vermediğini size vermişti.'
Maide 5:21
·
Kuran-ı Kerim
يَٰقَوۡمِ ٱدۡخُلُواْ ٱلۡأَرۡضَ ٱلۡمُقَدَّسَةَ ٱلَّتِي كَتَبَ ٱللَّهُ لَكُمۡ وَلَا تَرۡتَدُّواْ عَلَىٰٓ أَدۡبَارِكُمۡ فَتَنقَلِبُواْ خَٰسِرِينَ
Ey kavmim, Allah'ın size yazdığı kutsal yere girin ve arkalarınız üzerine dönmeyin, böylece kaybedenler olarak dönersiniz.
En'am 6:78
·
Kuran-ı Kerim
فَلَمَّا رَءَا ٱلشَّمۡسَ بَازِغَةٗ قَالَ هَٰذَا رَبِّي هَٰذَآ أَكۡبَرُۖ فَلَمَّآ أَفَلَتۡ قَالَ يَٰقَوۡمِ إِنِّي بَرِيٓءٞ مِّمَّا تُشۡرِكُونَ
Bunun üzerine Güneş'i doğarken gördüğü zaman 'Bu benim Rabbimdir, bu daha büyüktür' dedi; bunun üzerine battığı zaman 'Ey kavmim, şüphesiz ben sizin ortak koştuğunuz şeyden uzağım' dedi.
En'am 6:135
·
Kuran-ı Kerim
قُلۡ يَٰقَوۡمِ ٱعۡمَلُواْ عَلَىٰ مَكَانَتِكُمۡ إِنِّي عَامِلٞۖ فَسَوۡفَ تَعۡلَمُونَ مَن تَكُونُ لَهُۥ عَٰقِبَةُ ٱلدَّارِۚ إِنَّهُۥ لَا يُفۡلِحُ ٱلظَّـٰلِمُونَ
De ki: 'Ey topluluğum, kendi konumunuz üzere yapın; şüphesiz ben yapanım. Yurdun sonunun kimin olacağını yakında bileceksiniz. Şüphesiz o zalimler kurtuluşa ermez.'
Örnek Ayetler (5 / 35)
Bakara 2:164
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّ فِي خَلۡقِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَٱخۡتِلَٰفِ ٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِ وَٱلۡفُلۡكِ ٱلَّتِي تَجۡرِي فِي ٱلۡبَحۡرِ بِمَا يَنفَعُ ٱلنَّاسَ وَمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مِن مَّآءٖ فَأَحۡيَا بِهِ ٱلۡأَرۡضَ بَعۡدَ مَوۡتِهَا وَبَثَّ فِيهَا مِن كُلِّ دَآبَّةٖ وَتَصۡرِيفِ ٱلرِّيَٰحِ وَٱلسَّحَابِ ٱلۡمُسَخَّرِ بَيۡنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِ لَأٓيَٰتٖ لِّقَوۡمٖ يَعۡقِلُونَ
Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gecenin ve gündüzün değişmesinde, insanlara fayda veren şeylerle denizde akıp giden gemilerde; Allah'ın gökten indirdiği, böylece onunla ölümünden sonra yeri dirilttiği ve orada her hareket eden canlıdan yaydığı suda; rüzgarların yönlendirilmesinde ve gök ile yer arasında boyun eğdirilmiş bulutlarda akleden bir topluluk için kesinlikle işaretler vardır.
Maide 5:50
·
Kuran-ı Kerim
أَفَحُكۡمَ ٱلۡجَٰهِلِيَّةِ يَبۡغُونَۚ وَمَنۡ أَحۡسَنُ مِنَ ٱللَّهِ حُكۡمٗا لِّقَوۡمٖ يُوقِنُونَ
Cahiliye hükmünü mü arıyorlar? Ve kesin inanan bir kavim için hüküm bakımından Allah'tan kim daha güzeldir?
En'am 6:99
·
Kuran-ı Kerim
وَهُوَ ٱلَّذِيٓ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءٗ فَأَخۡرَجۡنَا بِهِۦ نَبَاتَ كُلِّ شَيۡءٖ فَأَخۡرَجۡنَا مِنۡهُ خَضِرٗا نُّخۡرِجُ مِنۡهُ حَبّٗا مُّتَرَاكِبٗا وَمِنَ ٱلنَّخۡلِ مِن طَلۡعِهَا قِنۡوَانٞ دَانِيَةٞ وَجَنَّـٰتٖ مِّنۡ أَعۡنَابٖ وَٱلزَّيۡتُونَ وَٱلرُّمَّانَ مُشۡتَبِهٗا وَغَيۡرَ مُتَشَٰبِهٍۗ ٱنظُرُوٓاْ إِلَىٰ ثَمَرِهِۦٓ إِذَآ أَثۡمَرَ وَيَنۡعِهِۦٓۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكُمۡ لَأٓيَٰتٖ لِّقَوۡمٖ يُؤۡمِنُونَ
Gökten su indiren O'dur. Onunla her şeyin bitkisini çıkardık. Ondan yeşillik çıkardık. Ondan üst üste binmiş taneler çıkarırız. Hurma ağacının tomurcuğundan sarkan salkımlar, üzümlerden bahçeler, birbirine benzeyen ve benzemeyen zeytin ve nar vardır. Meyve verdiğinde onun meyvesine ve olgunlaşmasına bakın. Şüphesiz bunlarda inanan bir topluluk için ayetler vardır.
A'raf 7:52
·
Kuran-ı Kerim
وَلَقَدۡ جِئۡنَٰهُم بِكِتَٰبٖ فَصَّلۡنَٰهُ عَلَىٰ عِلۡمٍ هُدٗى وَرَحۡمَةٗ لِّقَوۡمٖ يُؤۡمِنُونَ
Ve kesinlikle onlara, inanan bir topluluk için bir yol gösterici ve bir merhamet olarak bir bilgi üzerine detaylandırdığımız bir kitap getirdik.
A'raf 7:188
·
Kuran-ı Kerim
قُل لَّآ أَمۡلِكُ لِنَفۡسِي نَفۡعٗا وَلَا ضَرًّا إِلَّا مَا شَآءَ ٱللَّهُۚ وَلَوۡ كُنتُ أَعۡلَمُ ٱلۡغَيۡبَ لَٱسۡتَكۡثَرۡتُ مِنَ ٱلۡخَيۡرِ وَمَا مَسَّنِيَ ٱلسُّوٓءُۚ إِنۡ أَنَا۠ إِلَّا نَذِيرٞ وَبَشِيرٞ لِّقَوۡمٖ يُؤۡمِنُونَ
De ki: 'Allah'ın dilediği dışında kendi nefsime ne bir faydaya ne de bir zarara sahip değilim. Ve eğer görünmeyeni bilseydim iyiliği çoğaltırdım ve bana kötülük dokunmazdı. Ben ancak inanan bir topluluk için bir uyarıcı ve bir müjdeleyiciyim.'
Örnek Ayetler (5 / 31)
Bakara 2:250
·
Kuran-ı Kerim
وَلَمَّا بَرَزُواْ لِجَالُوتَ وَجُنُودِهِۦ قَالُواْ رَبَّنَآ أَفۡرِغۡ عَلَيۡنَا صَبۡرٗا وَثَبِّتۡ أَقۡدَامَنَا وَٱنصُرۡنَا عَلَى ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡكَٰفِرِينَ
Ve Calut'a ve ordularına çıktıklarında dediler: 'Rabbimiz, üzerimize sabır boşalt, ayaklarımızı sabit kıl ve örten topluluğa karşı bize yardım et.'
Bakara 2:286
·
Kuran-ı Kerim
لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفۡسًا إِلَّا وُسۡعَهَاۚ لَهَا مَا كَسَبَتۡ وَعَلَيۡهَا مَا ٱكۡتَسَبَتۡۗ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذۡنَآ إِن نَّسِينَآ أَوۡ أَخۡطَأۡنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تَحۡمِلۡ عَلَيۡنَآ إِصۡرٗا كَمَا حَمَلۡتَهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلۡنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِۦۖ وَٱعۡفُ عَنَّا وَٱغۡفِرۡ لَنَا وَٱرۡحَمۡنَآۚ أَنتَ مَوۡلَىٰنَا فَٱنصُرۡنَا عَلَى ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡكَٰفِرِينَ
Allah bir nefse kapasitesinden başkasını yüklemez. Kazandığı onadır ve kazandığı onun aleyhinedir. Rabbimiz, eğer unuttuysak veya hata yaptıysak bizi hesaba çekme. Rabbimiz, bizden öncekilerin üzerine yüklediğin gibi bizim üzerimize de ağır bir yük yükleme. Rabbimiz, kendisine gücümüz olmayan şeyi bize yükleme. Ve bizi sil ve bizi ört ve bize merhamet et. Sen bizim Koruyucumuzsun, böylece örten topluluğa karşı bize yardım et.
Ali İmran 3:147
·
Kuran-ı Kerim
وَمَا كَانَ قَوۡلَهُمۡ إِلَّآ أَن قَالُواْ رَبَّنَا ٱغۡفِرۡ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسۡرَافَنَا فِيٓ أَمۡرِنَا وَثَبِّتۡ أَقۡدَامَنَا وَٱنصُرۡنَا عَلَى ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡكَٰفِرِينَ
Ve onların sözü sadece şöyle demeleriydi: 'Rabbimiz, günahlarımızı ve işimizdeki aşırılığımızı bize ört ve ayaklarımızı sabit kıl ve örtenler topluluğuna karşı bize yardım et.'
Nisa 4:78
·
Kuran-ı Kerim
أَيۡنَمَا تَكُونُواْ يُدۡرِككُّمُ ٱلۡمَوۡتُ وَلَوۡ كُنتُمۡ فِي بُرُوجٖ مُّشَيَّدَةٖۗ وَإِن تُصِبۡهُمۡ حَسَنَةٞ يَقُولُواْ هَٰذِهِۦ مِنۡ عِندِ ٱللَّهِۖ وَإِن تُصِبۡهُمۡ سَيِّئَةٞ يَقُولُواْ هَٰذِهِۦ مِنۡ عِندِكَۚ قُلۡ كُلّٞ مِّنۡ عِندِ ٱللَّهِۖ فَمَالِ هَـٰٓؤُلَآءِ ٱلۡقَوۡمِ لَا يَكَادُونَ يَفۡقَهُونَ حَدِيثٗا
Nerede olursanız olun, sağlam kalelerde olsanız bile ölüm size yetişir. Onlara bir iyilik isabet ederse 'Bu Allah'ın katındandır' derler. Onlara bir kötülük isabet ederse 'Bu senin katındandır' derler. De ki: 'Hepsi Allah'ın katındandır.' O halde bu topluluğa ne oluyor ki neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar?
Nisa 4:104
·
Kuran-ı Kerim
وَلَا تَهِنُواْ فِي ٱبۡتِغَآءِ ٱلۡقَوۡمِۖ إِن تَكُونُواْ تَأۡلَمُونَ فَإِنَّهُمۡ يَأۡلَمُونَ كَمَا تَأۡلَمُونَۖ وَتَرۡجُونَ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا يَرۡجُونَۗ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا
Ve o topluluğu aramakta gevşemeyin. Eğer siz acı çekiyorsanız, şüphesiz sizin acı çektiğiniz gibi onlar da acı çekiyorlar. Ve siz Allah'tan onların ummadığı şeyi umuyorsunuz. Ve Allah Bilen'dir, Hikmetli'dir.
Örnek Ayetler (5 / 26)
Bakara 2:258
·
Kuran-ı Kerim
أَلَمۡ تَرَ إِلَى ٱلَّذِي حَآجَّ إِبۡرَٰهِـۧمَ فِي رَبِّهِۦٓ أَنۡ ءَاتَىٰهُ ٱللَّهُ ٱلۡمُلۡكَ إِذۡ قَالَ إِبۡرَٰهِـۧمُ رَبِّيَ ٱلَّذِي يُحۡيِۦ وَيُمِيتُ قَالَ أَنَا۠ أُحۡيِۦ وَأُمِيتُۖ قَالَ إِبۡرَٰهِـۧمُ فَإِنَّ ٱللَّهَ يَأۡتِي بِٱلشَّمۡسِ مِنَ ٱلۡمَشۡرِقِ فَأۡتِ بِهَا مِنَ ٱلۡمَغۡرِبِ فَبُهِتَ ٱلَّذِي كَفَرَۗ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّـٰلِمِينَ
Allah ona egemenliği verdi diye Rabbi hakkında İbrahim'le tartışan kimseyi görmedin mi? Hani İbrahim 'Benim Rabbim dirilten ve öldüren kimsedir' demişti. 'Ben diriltirim ve öldürürüm' demişti. İbrahim 'Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir, böylece onu batıdan getir' demişti. Bunun üzerine örten kimse şaşırıp kaldı. Ve Allah zalim topluluğa yol göstermez.
Bakara 2:264
·
Kuran-ı Kerim
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تُبۡطِلُواْ صَدَقَٰتِكُم بِٱلۡمَنِّ وَٱلۡأَذَىٰ كَٱلَّذِي يُنفِقُ مَالَهُۥ رِئَآءَ ٱلنَّاسِ وَلَا يُؤۡمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِۖ فَمَثَلُهُۥ كَمَثَلِ صَفۡوَانٍ عَلَيۡهِ تُرَابٞ فَأَصَابَهُۥ وَابِلٞ فَتَرَكَهُۥ صَلۡدٗاۖ لَّا يَقۡدِرُونَ عَلَىٰ شَيۡءٖ مِّمَّا كَسَبُواْۗ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلۡكَٰفِرِينَ
Ey inanan kimseler, insanlara gösterişi için malını infak eden ve Allah'a ve son güne inanmayan kimse gibi sadakalarınızı başa kakmayla ve eziyetle boşa çıkarmayın. Böylece onun durumu, üzerinde toprak olan bir kayanın durumu gibidir; ona sağanak isabet eder, böylece onu çıplak bırakır. Kazandıkları şeyden bir şeyin üzerine güç yetiremezler. Ve Allah örten topluluğa yol göstermez.
Ali İmran 3:86
·
Kuran-ı Kerim
كَيۡفَ يَهۡدِي ٱللَّهُ قَوۡمٗا كَفَرُواْ بَعۡدَ إِيمَٰنِهِمۡ وَشَهِدُوٓاْ أَنَّ ٱلرَّسُولَ حَقّٞ وَجَآءَهُمُ ٱلۡبَيِّنَٰتُۚ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّـٰلِمِينَ
İnançlarından, resulün gerçek olduğuna tanık olduklarından ve onlara açık deliller geldikten sonra örten bir topluluğa Allah nasıl yol gösterir? Ve Allah zalim topluluğa yol göstermez.
Ali İmran 3:140
·
Kuran-ı Kerim
إِن يَمۡسَسۡكُمۡ قَرۡحٞ فَقَدۡ مَسَّ ٱلۡقَوۡمَ قَرۡحٞ مِّثۡلُهُۥۚ وَتِلۡكَ ٱلۡأَيَّامُ نُدَاوِلُهَا بَيۡنَ ٱلنَّاسِ وَلِيَعۡلَمَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَيَتَّخِذَ مِنكُمۡ شُهَدَآءَۗ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلظَّـٰلِمِينَ
Eğer size bir yara dokunursa, kesinlikle topluluğa da onun gibi bir yara dokunmuştur. Ve Allah inananları bilsin ve sizden tanıklar edinsin diye o günleri insanlar arasında döndürürüz. Ve Allah zalimleri sevmez.
Maide 5:51
·
Kuran-ı Kerim
۞يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَتَّخِذُواْ ٱلۡيَهُودَ وَٱلنَّصَٰرَىٰٓ أَوۡلِيَآءَۘ بَعۡضُهُمۡ أَوۡلِيَآءُ بَعۡضٖۚ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمۡ فَإِنَّهُۥ مِنۡهُمۡۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّـٰلِمِينَ
Ey inanan kimseler, Yahudileri ve Nasranileri koruyucular edinmeyin. Onların bir kısmı bir kısmının koruyucularıdır. Ve sizden kim onları koruyucu edinirse, o halde şüphesiz o onlardandır. Şüphesiz Allah zalim kavme yol göstermez.
Örnek Ayetler (5 / 25)
Ali İmran 3:86
·
Kuran-ı Kerim
كَيۡفَ يَهۡدِي ٱللَّهُ قَوۡمٗا كَفَرُواْ بَعۡدَ إِيمَٰنِهِمۡ وَشَهِدُوٓاْ أَنَّ ٱلرَّسُولَ حَقّٞ وَجَآءَهُمُ ٱلۡبَيِّنَٰتُۚ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّـٰلِمِينَ
İnançlarından, resulün gerçek olduğuna tanık olduklarından ve onlara açık deliller geldikten sonra örten bir topluluğa Allah nasıl yol gösterir? Ve Allah zalim topluluğa yol göstermez.
Maide 5:22
·
Kuran-ı Kerim
قَالُواْ يَٰمُوسَىٰٓ إِنَّ فِيهَا قَوۡمٗا جَبَّارِينَ وَإِنَّا لَن نَّدۡخُلَهَا حَتَّىٰ يَخۡرُجُواْ مِنۡهَا فَإِن يَخۡرُجُواْ مِنۡهَا فَإِنَّا دَٰخِلُونَ
Dediler: 'Ey Musa, şüphesiz orada zorlayıcı bir kavim vardır ve şüphesiz biz, onlar oradan çıkana kadar oraya asla girmeyiz. O halde eğer oradan çıkarlarsa, o halde şüphesiz biz girenleriz.'
En'am 6:89
·
Kuran-ı Kerim
أُوْلَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ ءَاتَيۡنَٰهُمُ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡحُكۡمَ وَٱلنُّبُوَّةَۚ فَإِن يَكۡفُرۡ بِهَا هَـٰٓؤُلَآءِ فَقَدۡ وَكَّلۡنَا بِهَا قَوۡمٗا لَّيۡسُواْ بِهَا بِكَٰفِرِينَ
İşte onlar kitabı, hükmü ve nebiliği kendilerine verdiğimiz kimselerdir. Bunun üzerine eğer bunlar onu örterse, kesinlikle onu örtenler olmayan bir kavmi ona vekil kıldık.
A'raf 7:133
·
Kuran-ı Kerim
فَأَرۡسَلۡنَا عَلَيۡهِمُ ٱلطُّوفَانَ وَٱلۡجَرَادَ وَٱلۡقُمَّلَ وَٱلضَّفَادِعَ وَٱلدَّمَ ءَايَٰتٖ مُّفَصَّلَٰتٖ فَٱسۡتَكۡبَرُواْ وَكَانُواْ قَوۡمٗا مُّجۡرِمِينَ
Bunun üzerine ayrıntılı ayetler olarak onların üzerine tufanı, çekirgeyi, haşereyi, kurbağaları ve kanı gönderdik. Bunun üzerine büyüklük tasladılar ve suçlu toplum oldular.
Tevbe 9:13
·
Kuran-ı Kerim
أَلَا تُقَٰتِلُونَ قَوۡمٗا نَّكَثُوٓاْ أَيۡمَٰنَهُمۡ وَهَمُّواْ بِإِخۡرَاجِ ٱلرَّسُولِ وَهُم بَدَءُوكُمۡ أَوَّلَ مَرَّةٍۚ أَتَخۡشَوۡنَهُمۡۚ فَٱللَّهُ أَحَقُّ أَن تَخۡشَوۡهُ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ
Yeminlerini bozan, resulü çıkarmaya yeltenen ve size ilk defa başlayan bir toplulukla savaşmıyor musunuz? Onlardan korkuyor musunuz? Eğer inananlar iseniz, kendisinden korkmanıza Allah daha hak sahibidir.
Örnek Ayetler (5 / 22)
Maide 5:58
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذَا نَادَيۡتُمۡ إِلَى ٱلصَّلَوٰةِ ٱتَّخَذُوهَا هُزُوٗا وَلَعِبٗاۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ قَوۡمٞ لَّا يَعۡقِلُونَ
Ve salata seslendiğiniz zaman onu alay ve oyun edinirler. Bu, şüphesiz onların akletmeyen bir topluluk olmasındandır.
Maide 5:102
·
Kuran-ı Kerim
قَدۡ سَأَلَهَا قَوۡمٞ مِّن قَبۡلِكُمۡ ثُمَّ أَصۡبَحُواْ بِهَا كَٰفِرِينَ
Kesinlikle sizden önce bir topluluk onları sordu, sonra onları örtenler oldular.
A'raf 7:81
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّكُمۡ لَتَأۡتُونَ ٱلرِّجَالَ شَهۡوَةٗ مِّن دُونِ ٱلنِّسَآءِۚ بَلۡ أَنتُمۡ قَوۡمٞ مُّسۡرِفُونَ
'Şüphesiz siz kadınların dışında şehvetle kesinlikle erkeklere geliyorsunuz. Bilakis siz sınırı aşan bir topluluksunuz.'
A'raf 7:138
·
Kuran-ı Kerim
وَجَٰوَزۡنَا بِبَنِيٓ إِسۡرَـٰٓءِيلَ ٱلۡبَحۡرَ فَأَتَوۡاْ عَلَىٰ قَوۡمٖ يَعۡكُفُونَ عَلَىٰٓ أَصۡنَامٖ لَّهُمۡۚ قَالُواْ يَٰمُوسَى ٱجۡعَل لَّنَآ إِلَٰهٗا كَمَا لَهُمۡ ءَالِهَةٞۚ قَالَ إِنَّكُمۡ قَوۡمٞ تَجۡهَلُونَ
Ve İsrail oğullarını denizden geçirdik, bunun üzerine kendilerine ait putların üzerine kapanan bir toplumun üzerine geldiler. Dediler: 'Ey Musa, onların ilahları olduğu gibi bize ilah yap.' Dedi: 'Şüphesiz siz cahillik eden bir toplumsunuz.'
Enfal 8:65
·
Kuran-ı Kerim
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ حَرِّضِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ عَلَى ٱلۡقِتَالِۚ إِن يَكُن مِّنكُمۡ عِشۡرُونَ صَٰبِرُونَ يَغۡلِبُواْ مِاْئَتَيۡنِۚ وَإِن يَكُن مِّنكُم مِّاْئَةٞ يَغۡلِبُوٓاْ أَلۡفٗا مِّنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِأَنَّهُمۡ قَوۡمٞ لَّا يَفۡقَهُونَ
Ey nebi, inananları savaşa teşvik et. Eğer sizden sabreden yirmi kişi olursa iki yüz kişiye galip gelirler. Ve eğer sizden yüz kişi olursa, onların anlamayan bir topluluk olmaları sebebiyle örtenlerden bin kişiye galip gelirler.
Örnek Ayetler (5 / 18)
En'am 6:83
·
Kuran-ı Kerim
وَتِلۡكَ حُجَّتُنَآ ءَاتَيۡنَٰهَآ إِبۡرَٰهِيمَ عَلَىٰ قَوۡمِهِۦۚ نَرۡفَعُ دَرَجَٰتٖ مَّن نَّشَآءُۗ إِنَّ رَبَّكَ حَكِيمٌ عَلِيمٞ
Ve işte bu, kavmine karşı İbrahim'e verdiğimiz bizim delilimizdir; dilediğimiz kimseyi derecelerle yükseltiriz. Şüphesiz senin Rabbin Hikmetli olandır, Bilen olandır.
A'raf 7:59
·
Kuran-ı Kerim
لَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوۡمِهِۦ فَقَالَ يَٰقَوۡمِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَٰهٍ غَيۡرُهُۥٓ إِنِّيٓ أَخَافُ عَلَيۡكُمۡ عَذَابَ يَوۡمٍ عَظِيمٖ
Kesinlikle Nuh'u kavmine gönderdik, bunun üzerine dedi: 'Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin için O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Şüphesiz ben sizin üzerinize büyük bir günün azabından korkuyorum.'
A'raf 7:75
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ ٱلۡمَلَأُ ٱلَّذِينَ ٱسۡتَكۡبَرُواْ مِن قَوۡمِهِۦ لِلَّذِينَ ٱسۡتُضۡعِفُواْ لِمَنۡ ءَامَنَ مِنۡهُمۡ أَتَعۡلَمُونَ أَنَّ صَٰلِحٗا مُّرۡسَلٞ مِّن رَّبِّهِۦۚ قَالُوٓاْ إِنَّا بِمَآ أُرۡسِلَ بِهِۦ مُؤۡمِنُونَ
Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler, onlardan inanan zayıf bırakılanlara dedi: 'Şüphesiz Salih'in Rabbi tarafından gönderilmiş olduğunu biliyor musunuz?' Dediler: 'Şüphesiz biz onunla gönderildiği şeye inananlarız.'
A'raf 7:88
·
Kuran-ı Kerim
۞قَالَ ٱلۡمَلَأُ ٱلَّذِينَ ٱسۡتَكۡبَرُواْ مِن قَوۡمِهِۦ لَنُخۡرِجَنَّكَ يَٰشُعَيۡبُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مَعَكَ مِن قَرۡيَتِنَآ أَوۡ لَتَعُودُنَّ فِي مِلَّتِنَاۚ قَالَ أَوَلَوۡ كُنَّا كَٰرِهِينَ
Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler dedi: 'Ey Şuayb, kesinlikle seni ve seninle beraber inananları kentimizden çıkaracağız veya kesinlikle dinimize döneceksiniz.' Dedi: 'Biz istemeyenler olsak bile mi?'
A'raf 7:90
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالَ ٱلۡمَلَأُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن قَوۡمِهِۦ لَئِنِ ٱتَّبَعۡتُمۡ شُعَيۡبًا إِنَّكُمۡ إِذٗا لَّخَٰسِرُونَ
Ve kavminden örten ileri gelenler dedi: 'Eğer Şuayb'a uyarsanız, şüphesiz siz o zaman kesinlikle hüsrana uğrayanlarsınız.'
Örnek Ayetler (5 / 14)
Bakara 2:118
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَعۡلَمُونَ لَوۡلَا يُكَلِّمُنَا ٱللَّهُ أَوۡ تَأۡتِينَآ ءَايَةٞۗ كَذَٰلِكَ قَالَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِم مِّثۡلَ قَوۡلِهِمۡۘ تَشَٰبَهَتۡ قُلُوبُهُمۡۗ قَدۡ بَيَّنَّا ٱلۡأٓيَٰتِ لِقَوۡمٖ يُوقِنُونَ
Ve bilmeyen kimseler dedi: 'Allah bizimle konuşsaydı veya bize bir ayet gelseydi ya!' Onlardan önceki kimseler de onların sözünün benzerini bunun gibi dedi. Kalpleri benzedi. Kesin olarak inanan bir topluluk için ayetleri kesinlikle açıkladık.
Bakara 2:230
·
Kuran-ı Kerim
فَإِن طَلَّقَهَا فَلَا تَحِلُّ لَهُۥ مِنۢ بَعۡدُ حَتَّىٰ تَنكِحَ زَوۡجًا غَيۡرَهُۥۗ فَإِن طَلَّقَهَا فَلَا جُنَاحَ عَلَيۡهِمَآ أَن يَتَرَاجَعَآ إِن ظَنَّآ أَن يُقِيمَا حُدُودَ ٱللَّهِۗ وَتِلۡكَ حُدُودُ ٱللَّهِ يُبَيِّنُهَا لِقَوۡمٖ يَعۡلَمُونَ
Eğer onu boşarsa, ondan sonra kadın ondan başka bir eşle evleninceye kadar ona helal olmaz. Eğer o da onu boşarsa, Allah'ın sınırlarını koruyacakları zannında bulunurlarsa, birbirlerine dönmelerinde ikisinin üzerine günah yoktur. Bunlar Allah'ın sınırlarıdır, onları bilen bir topluluk için açıklar.
En'am 6:97
·
Kuran-ı Kerim
وَهُوَ ٱلَّذِي جَعَلَ لَكُمُ ٱلنُّجُومَ لِتَهۡتَدُواْ بِهَا فِي ظُلُمَٰتِ ٱلۡبَرِّ وَٱلۡبَحۡرِۗ قَدۡ فَصَّلۡنَا ٱلۡأٓيَٰتِ لِقَوۡمٖ يَعۡلَمُونَ
Karanın ve denizin karanlıklarında onlarla yol bulmanız için yıldızları sizin için kılan O'dur. Kesinlikle ayetleri bilen bir topluluk için ayrıntılı açıkladık.
En'am 6:98
·
Kuran-ı Kerim
وَهُوَ ٱلَّذِيٓ أَنشَأَكُم مِّن نَّفۡسٖ وَٰحِدَةٖ فَمُسۡتَقَرّٞ وَمُسۡتَوۡدَعٞۗ قَدۡ فَصَّلۡنَا ٱلۡأٓيَٰتِ لِقَوۡمٖ يَفۡقَهُونَ
Sizi tek bir nefsten inşa eden O'dur. Böylece bir karar yeri ve bir emanet yeri vardır. Kesinlikle ayetleri kavrayan bir topluluk için ayrıntılı açıkladık.
En'am 6:105
·
Kuran-ı Kerim
وَكَذَٰلِكَ نُصَرِّفُ ٱلۡأٓيَٰتِ وَلِيَقُولُواْ دَرَسۡتَ وَلِنُبَيِّنَهُۥ لِقَوۡمٖ يَعۡلَمُونَ
Ve işte böyle ayetleri çeşitlendiririz; 'Sen öğrendin' desinler diye ve onu bilen bir topluluk için açıklayalım diye.
Örnek Ayetler (5 / 11)
A'raf 7:69
·
Kuran-ı Kerim
أَوَعَجِبۡتُمۡ أَن جَآءَكُمۡ ذِكۡرٞ مِّن رَّبِّكُمۡ عَلَىٰ رَجُلٖ مِّنكُمۡ لِيُنذِرَكُمۡۚ وَٱذۡكُرُوٓاْ إِذۡ جَعَلَكُمۡ خُلَفَآءَ مِنۢ بَعۡدِ قَوۡمِ نُوحٖ وَزَادَكُمۡ فِي ٱلۡخَلۡقِ بَصۜۡطَةٗۖ فَٱذۡكُرُوٓاْ ءَالَآءَ ٱللَّهِ لَعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ
'Sizi uyarması için sizden bir adam üzerine Rabbinizden size bir hatırlatma gelmesine şaşırdınız mı? Ve Nuh kavminden sonra sizi halifeler kıldığı ve yaratılışta size bir genişlik artırdığı zamanı hatırlayın. Öyleyse Allah'ın nimetlerini hatırlayın, umulur ki kurtuluşa erersiniz.'
A'raf 7:109
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ ٱلۡمَلَأُ مِن قَوۡمِ فِرۡعَوۡنَ إِنَّ هَٰذَا لَسَٰحِرٌ عَلِيمٞ
Firavun'un kavminden ileri gelenler dedi: 'Şüphesiz bu kesinlikle bilen bir sihirbazdır.'
A'raf 7:127
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالَ ٱلۡمَلَأُ مِن قَوۡمِ فِرۡعَوۡنَ أَتَذَرُ مُوسَىٰ وَقَوۡمَهُۥ لِيُفۡسِدُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَيَذَرَكَ وَءَالِهَتَكَۚ قَالَ سَنُقَتِّلُ أَبۡنَآءَهُمۡ وَنَسۡتَحۡيِۦ نِسَآءَهُمۡ وَإِنَّا فَوۡقَهُمۡ قَٰهِرُونَ
Ve Firavun'un kavminden ileri gelenler dedi: 'Yerde bozgunculuk yapsınlar ve seni ve senin ilahlarını bıraksın diye Musa'yı ve onun kavmini bırakacak mısın?' Dedi: 'Onların oğullarını katledeceğiz ve onların kadınlarını sağ bırakacağız; ve şüphesiz biz onların üzerinde ezenleriz.'
A'raf 7:159
·
Kuran-ı Kerim
وَمِن قَوۡمِ مُوسَىٰٓ أُمَّةٞ يَهۡدُونَ بِٱلۡحَقِّ وَبِهِۦ يَعۡدِلُونَ
Ve Musa'nın toplumundan gerçekle yol gösteren ve onunla adalet sağlayan bir topluluk vardır.
Tevbe 9:70
·
Kuran-ı Kerim
أَلَمۡ يَأۡتِهِمۡ نَبَأُ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ قَوۡمِ نُوحٖ وَعَادٖ وَثَمُودَ وَقَوۡمِ إِبۡرَٰهِيمَ وَأَصۡحَٰبِ مَدۡيَنَ وَٱلۡمُؤۡتَفِكَٰتِۚ أَتَتۡهُمۡ رُسُلُهُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِۖ فَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيَظۡلِمَهُمۡ وَلَٰكِن كَانُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ يَظۡلِمُونَ
Onlara onlardan öncekilerin; Nuh topluluğunun, Ad'ın, Semud'un, İbrahim topluluğunun, Medyen sahiplerinin ve altüst olanların haberi gelmedi mi? Onların resulleri onlara apaçık delillerle gelmişti. Bunun üzerine Allah onlara zulmedecek değildi, fakat onlar kendi canlarına zulmediyorlardı.
Örnek Ayetler (5 / 11)
A'raf 7:148
·
Kuran-ı Kerim
وَٱتَّخَذَ قَوۡمُ مُوسَىٰ مِنۢ بَعۡدِهِۦ مِنۡ حُلِيِّهِمۡ عِجۡلٗا جَسَدٗا لَّهُۥ خُوَارٌۚ أَلَمۡ يَرَوۡاْ أَنَّهُۥ لَا يُكَلِّمُهُمۡ وَلَا يَهۡدِيهِمۡ سَبِيلًاۘ ٱتَّخَذُوهُ وَكَانُواْ ظَٰلِمِينَ
Ve Musa'nın toplumu ondan sonra süs eşyalarından böğürmesi olan beden bir buzağı edindi. Şüphesiz onun onlarla konuşmadığını ve onlara bir yola yol göstermediğini görmediler mi? Onu edindiler ve zalimler idiler.
Hud 11:89
·
Kuran-ı Kerim
وَيَٰقَوۡمِ لَا يَجۡرِمَنَّكُمۡ شِقَاقِيٓ أَن يُصِيبَكُم مِّثۡلُ مَآ أَصَابَ قَوۡمَ نُوحٍ أَوۡ قَوۡمَ هُودٍ أَوۡ قَوۡمَ صَٰلِحٖۚ وَمَا قَوۡمُ لُوطٖ مِّنكُم بِبَعِيدٖ
Ey kavmim, bana ayrılığınız, Nuh'un kavmine veya Hud'un kavmine veya Salih'in kavmine isabet eden şeyin mislinin size isabet etmesine sizi suç işlemeye sevk etmesin. Ve Lut'un kavmi sizden uzak değildir.
Hac 22:42
·
Kuran-ı Kerim
وَإِن يُكَذِّبُوكَ فَقَدۡ كَذَّبَتۡ قَبۡلَهُمۡ قَوۡمُ نُوحٖ وَعَادٞ وَثَمُودُ
Ve eğer seni yalanlarlarsa, onlardan önce Nuh kavmi, Ad ve Semud kesinlikle yalanlamıştı.
Şuara 26:105
·
Kuran-ı Kerim
كَذَّبَتۡ قَوۡمُ نُوحٍ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
Nuh toplumu gönderilenleri yalanladı.
Şuara 26:160
·
Kuran-ı Kerim
كَذَّبَتۡ قَوۡمُ لُوطٍ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
Lut'un kavmi gönderilenleri yalanladı.
Örnek Ayetler (5 / 11)
Ali İmran 3:117
·
Kuran-ı Kerim
مَثَلُ مَا يُنفِقُونَ فِي هَٰذِهِ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا كَمَثَلِ رِيحٖ فِيهَا صِرٌّ أَصَابَتۡ حَرۡثَ قَوۡمٖ ظَلَمُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ فَأَهۡلَكَتۡهُۚ وَمَا ظَلَمَهُمُ ٱللَّهُ وَلَٰكِنۡ أَنفُسَهُمۡ يَظۡلِمُونَ
Onların bu dünya hayatında harcadıklarının durumu, içinde dondurucu soğuk bulunan, nefslerine zulmeden bir topluluğun ekinine isabet eden ve onu helak eden bir rüzgarın durumu gibidir. Ve Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar nefslerine zulmediyorlar.
Maide 5:77
·
Kuran-ı Kerim
قُلۡ يَـٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ لَا تَغۡلُواْ فِي دِينِكُمۡ غَيۡرَ ٱلۡحَقِّ وَلَا تَتَّبِعُوٓاْ أَهۡوَآءَ قَوۡمٖ قَدۡ ضَلُّواْ مِن قَبۡلُ وَأَضَلُّواْ كَثِيرٗا وَضَلُّواْ عَن سَوَآءِ ٱلسَّبِيلِ
De ki: 'Ey kitap ehli, dininizin içinde gerçek olmayanla aşırı gitmeyin. Ve önceden kesinlikle sapan, çoğunu saptıran ve yolun doğrusundan sapan bir topluluğun arzularına uymayın.'
A'raf 7:93
·
Kuran-ı Kerim
فَتَوَلَّىٰ عَنۡهُمۡ وَقَالَ يَٰقَوۡمِ لَقَدۡ أَبۡلَغۡتُكُمۡ رِسَٰلَٰتِ رَبِّي وَنَصَحۡتُ لَكُمۡۖ فَكَيۡفَ ءَاسَىٰ عَلَىٰ قَوۡمٖ كَٰفِرِينَ
Bunun üzerine onlardan yüz çevirdi ve dedi: 'Ey kavmim, kesinlikle Rabbimin mesajlarını size ulaştırdım ve size öğüt verdim; o halde örten bir kavme nasıl üzülürüm?'
A'raf 7:138
·
Kuran-ı Kerim
وَجَٰوَزۡنَا بِبَنِيٓ إِسۡرَـٰٓءِيلَ ٱلۡبَحۡرَ فَأَتَوۡاْ عَلَىٰ قَوۡمٖ يَعۡكُفُونَ عَلَىٰٓ أَصۡنَامٖ لَّهُمۡۚ قَالُواْ يَٰمُوسَى ٱجۡعَل لَّنَآ إِلَٰهٗا كَمَا لَهُمۡ ءَالِهَةٞۚ قَالَ إِنَّكُمۡ قَوۡمٞ تَجۡهَلُونَ
Ve İsrail oğullarını denizden geçirdik, bunun üzerine kendilerine ait putların üzerine kapanan bir toplumun üzerine geldiler. Dediler: 'Ey Musa, onların ilahları olduğu gibi bize ilah yap.' Dedi: 'Şüphesiz siz cahillik eden bir toplumsunuz.'
Tevbe 9:14
·
Kuran-ı Kerim
قَٰتِلُوهُمۡ يُعَذِّبۡهُمُ ٱللَّهُ بِأَيۡدِيكُمۡ وَيُخۡزِهِمۡ وَيَنصُرۡكُمۡ عَلَيۡهِمۡ وَيَشۡفِ صُدُورَ قَوۡمٖ مُّؤۡمِنِينَ
Onlarla savaşın ki Allah ellerinizle onlara azap etsin, onları rezil etsin, onlara karşı size yardım etsin ve inanan bir topluluğun göğüslerine şifa versin.
Örnek Ayetler (5 / 10)
A'raf 7:64
·
Kuran-ı Kerim
فَكَذَّبُوهُ فَأَنجَيۡنَٰهُ وَٱلَّذِينَ مَعَهُۥ فِي ٱلۡفُلۡكِ وَأَغۡرَقۡنَا ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَآۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَوۡمًا عَمِينَ
Bunun üzerine onu yalanladılar, böylece onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık ve ayetlerimizi yalanlayanları batırdık. Şüphesiz onlar kör bir topluluk idiler.
A'raf 7:164
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذۡ قَالَتۡ أُمَّةٞ مِّنۡهُمۡ لِمَ تَعِظُونَ قَوۡمًا ٱللَّهُ مُهۡلِكُهُمۡ أَوۡ مُعَذِّبُهُمۡ عَذَابٗا شَدِيدٗاۖ قَالُواْ مَعۡذِرَةً إِلَىٰ رَبِّكُمۡ وَلَعَلَّهُمۡ يَتَّقُونَ
Ve hani onlardan bir topluluk demişti: 'Allah'ın onları helak edeceği veya onlara şiddetli bir azapla azap edeceği bir topluma niçin öğüt veriyorsunuz?' Dediler: 'Rabbinize doğru bir mazeret olsun diye ve umulur ki onlar sakınırlar.'
Tevbe 9:39
·
Kuran-ı Kerim
إِلَّا تَنفِرُواْ يُعَذِّبۡكُمۡ عَذَابًا أَلِيمٗا وَيَسۡتَبۡدِلۡ قَوۡمًا غَيۡرَكُمۡ وَلَا تَضُرُّوهُ شَيۡـٔٗاۗ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٌ
Eğer seferber olmazsanız, size acı verici bir azapla azap eder ve sizden başkası bir toplulukla değiştirir ve O'na bir şey zarar vermezsiniz. Ve Allah her şeyin üzerine Güç Yetiren'dir.
Hud 11:57
·
Kuran-ı Kerim
فَإِن تَوَلَّوۡاْ فَقَدۡ أَبۡلَغۡتُكُم مَّآ أُرۡسِلۡتُ بِهِۦٓ إِلَيۡكُمۡۚ وَيَسۡتَخۡلِفُ رَبِّي قَوۡمًا غَيۡرَكُمۡ وَلَا تَضُرُّونَهُۥ شَيۡـًٔاۚ إِنَّ رَبِّي عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٍ حَفِيظٞ
Bunun üzerine eğer yüz çevirirseniz, kesinlikle onunla size gönderildiğim şeyi size ulaştırdım. Ve benim Rabbim sizden başka bir kavmi yerinize geçirir ve O'na hiçbir şeyle zarar veremezsiniz. Şüphesiz benim Rabbim her şeyin üzerinde Koruyan'dır.
Enbiya 21:11
·
Kuran-ı Kerim
وَكَمۡ قَصَمۡنَا مِن قَرۡيَةٖ كَانَتۡ ظَالِمَةٗ وَأَنشَأۡنَا بَعۡدَهَا قَوۡمًا ءَاخَرِينَ
Ve zalim olan nice şehri kırıp geçirdik ve ondan sonra başka bir topluluk inşa ettik.
Örnek Ayetler (5 / 9)
Nisa 4:92
·
Kuran-ı Kerim
وَمَا كَانَ لِمُؤۡمِنٍ أَن يَقۡتُلَ مُؤۡمِنًا إِلَّا خَطَـٔٗاۚ وَمَن قَتَلَ مُؤۡمِنًا خَطَـٔٗا فَتَحۡرِيرُ رَقَبَةٖ مُّؤۡمِنَةٖ وَدِيَةٞ مُّسَلَّمَةٌ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِۦٓ إِلَّآ أَن يَصَّدَّقُواْۚ فَإِن كَانَ مِن قَوۡمٍ عَدُوّٖ لَّكُمۡ وَهُوَ مُؤۡمِنٞ فَتَحۡرِيرُ رَقَبَةٖ مُّؤۡمِنَةٖۖ وَإِن كَانَ مِن قَوۡمِۭ بَيۡنَكُمۡ وَبَيۡنَهُم مِّيثَٰقٞ فَدِيَةٞ مُّسَلَّمَةٌ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِۦ وَتَحۡرِيرُ رَقَبَةٖ مُّؤۡمِنَةٖۖ فَمَن لَّمۡ يَجِدۡ فَصِيَامُ شَهۡرَيۡنِ مُتَتَابِعَيۡنِ تَوۡبَةٗ مِّنَ ٱللَّهِۗ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمٗا
Bir inananın bir inananı hata ile olması hariç katletmesi olmaz. Kim bir inananı hata ile katlederse, inanan bir boynu özgür bırakmak ve onların sadaka olarak bağışlaması hariç onun ailesine teslim edilen bir diyet gerekir. Fakat eğer o size düşman olan bir topluluktan ise ve o inanan ise, inanan bir boynu özgür bırakmak gerekir. Ve eğer o sizinle aralarında bir sözleşme olan bir topluluktan ise, onun ailesine teslim edilen bir diyet ve inanan bir boynu özgür bırakmak gerekir. Kim bulamazsa, Allah'tan bir dönüş olarak peş peşe iki ay oruç tutmaktır. Ve Allah Bilen'dir, Hikmetli'dir.
Maide 5:2
·
Kuran-ı Kerim
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تُحِلُّواْ شَعَـٰٓئِرَ ٱللَّهِ وَلَا ٱلشَّهۡرَ ٱلۡحَرَامَ وَلَا ٱلۡهَدۡيَ وَلَا ٱلۡقَلَـٰٓئِدَ وَلَآ ءَآمِّينَ ٱلۡبَيۡتَ ٱلۡحَرَامَ يَبۡتَغُونَ فَضۡلٗا مِّن رَّبِّهِمۡ وَرِضۡوَٰنٗاۚ وَإِذَا حَلَلۡتُمۡ فَٱصۡطَادُواْۚ وَلَا يَجۡرِمَنَّكُمۡ شَنَـَٔانُ قَوۡمٍ أَن صَدُّوكُمۡ عَنِ ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِ أَن تَعۡتَدُواْۘ وَتَعَاوَنُواْ عَلَى ٱلۡبِرِّ وَٱلتَّقۡوَىٰۖ وَلَا تَعَاوَنُواْ عَلَى ٱلۡإِثۡمِ وَٱلۡعُدۡوَٰنِۚ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۖ إِنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ
Ey inanan kimseler, Allah'ın nişanelerini, haram ayı, kurbanı, gerdanlıkları ve Rablerinden bir lütuf ve bir hoşnutluk isteyerek haram eve yönelenleri helal saymayın. Ve ihramdan çıktığınız zaman böylece avlanın. Sizi haram mescitten alıkoydular diye bir topluluğun öfkesi sizi sınırı aşmanıza sürüklemesin. Ve iyilik ve sakınma üzerine yardımlaşın ve günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. Ve Allah'tan sakının. Şüphesiz Allah cezası şiddetlidir.
Maide 5:8
·
Kuran-ı Kerim
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ كُونُواْ قَوَّـٰمِينَ لِلَّهِ شُهَدَآءَ بِٱلۡقِسۡطِۖ وَلَا يَجۡرِمَنَّكُمۡ شَنَـَٔانُ قَوۡمٍ عَلَىٰٓ أَلَّا تَعۡدِلُواْۚ ٱعۡدِلُواْ هُوَ أَقۡرَبُ لِلتَّقۡوَىٰۖ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۚ إِنَّ ٱللَّهَ خَبِيرُۢ بِمَا تَعۡمَلُونَ
Ey inanan kimseler, Allah için adalet ile tanıklar olarak ayakta tutanlar olun. Ve bir topluluğun öfkesi sizi adalet etmemeniz üzerine sürüklemesin. Adalet edin, o sakınmaya daha yakındır. Ve Allah'tan sakının. Şüphesiz Allah yaptığınız şeyden Haberdar'dır.
En'am 6:133
·
Kuran-ı Kerim
وَرَبُّكَ ٱلۡغَنِيُّ ذُو ٱلرَّحۡمَةِۚ إِن يَشَأۡ يُذۡهِبۡكُمۡ وَيَسۡتَخۡلِفۡ مِنۢ بَعۡدِكُم مَّا يَشَآءُ كَمَآ أَنشَأَكُم مِّن ذُرِّيَّةِ قَوۡمٍ ءَاخَرِينَ
Ve Rabbin Zengindir, merhamet sahibidir. Eğer dilerse sizi giderir ve sizi başka bir topluluğun soyundan inşa ettiği gibi, sizden sonra dilediği şeyi yerinize getirir.
Enfal 8:53
·
Kuran-ı Kerim
ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ لَمۡ يَكُ مُغَيِّرٗا نِّعۡمَةً أَنۡعَمَهَا عَلَىٰ قَوۡمٍ حَتَّىٰ يُغَيِّرُواْ مَا بِأَنفُسِهِمۡ وَأَنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٞ
Bu, bir topluluk kendi nefslerindekini değiştirmedikçe Allah'ın onlara lütfettiği bir nimeti değiştirecek olmamasındandır. Ve şüphesiz Allah İşitendir, Bilendir.
Örnek Ayetler (5 / 9)
Hud 11:29
·
Kuran-ı Kerim
وَيَٰقَوۡمِ لَآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ مَالًاۖ إِنۡ أَجۡرِيَ إِلَّا عَلَى ٱللَّهِۚ وَمَآ أَنَا۠ بِطَارِدِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْۚ إِنَّهُم مُّلَٰقُواْ رَبِّهِمۡ وَلَٰكِنِّيٓ أَرَىٰكُمۡ قَوۡمٗا تَجۡهَلُونَ
'Ve ey kavmim, ona karşılık sizden bir mal istemiyorum. Benim ücretim Allah'ın üzerinde olmaktan başkası değildir. Ve ben inanan kimseleri kovucu değilim. Şüphesiz onlar Rablerine kavuşacaklardır. Ve fakat ben sizi cahillik eden bir kavim görüyorum.'
Hud 11:30
·
Kuran-ı Kerim
وَيَٰقَوۡمِ مَن يَنصُرُنِي مِنَ ٱللَّهِ إِن طَرَدتُّهُمۡۚ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ
'Ve ey kavmim, eğer onları kovarsam Allah'a karşı bana kim yardım eder? Öyleyse hatırlamaz mısınız?'
Hud 11:52
·
Kuran-ı Kerim
وَيَٰقَوۡمِ ٱسۡتَغۡفِرُواْ رَبَّكُمۡ ثُمَّ تُوبُوٓاْ إِلَيۡهِ يُرۡسِلِ ٱلسَّمَآءَ عَلَيۡكُم مِّدۡرَارٗا وَيَزِدۡكُمۡ قُوَّةً إِلَىٰ قُوَّتِكُمۡ وَلَا تَتَوَلَّوۡاْ مُجۡرِمِينَ
Ey kavmim, Rabbinizden örtülme dileyin, sonra O'na dönün; göğü üzerinize sağanak halinde göndersin ve gücünüze güç artırsın ve suçlular olarak yüz çevirmeyin.
Hud 11:64
·
Kuran-ı Kerim
وَيَٰقَوۡمِ هَٰذِهِۦ نَاقَةُ ٱللَّهِ لَكُمۡ ءَايَةٗۖ فَذَرُوهَا تَأۡكُلۡ فِيٓ أَرۡضِ ٱللَّهِۖ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءٖ فَيَأۡخُذَكُمۡ عَذَابٞ قَرِيبٞ
Ey kavmim, işte bu sizin için bir ayet olarak Allah'ın dişi devesidir. Bunun üzerine onu bırakın, Allah'ın yerinde yesin ve ona bir kötülükle dokunmayın, yoksa sizi yakın bir azap yakalar.
Hud 11:85
·
Kuran-ı Kerim
وَيَٰقَوۡمِ أَوۡفُواْ ٱلۡمِكۡيَالَ وَٱلۡمِيزَانَ بِٱلۡقِسۡطِۖ وَلَا تَبۡخَسُواْ ٱلنَّاسَ أَشۡيَآءَهُمۡ وَلَا تَعۡثَوۡاْ فِي ٱلۡأَرۡضِ مُفۡسِدِينَ
Ey kavmim, ölçeği ve tartıyı adaletle tam yapın ve insanların eşyalarını eksiltmeyin ve bozguncular olarak yerin içinde taşkınlık yapmayın.
Örnek Ayetler (5 / 8)
A'raf 7:60
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ ٱلۡمَلَأُ مِن قَوۡمِهِۦٓ إِنَّا لَنَرَىٰكَ فِي ضَلَٰلٖ مُّبِينٖ
Kavminden ileri gelenler dedi: 'Şüphesiz biz seni kesinlikle apaçık bir sapkınlık içinde görüyoruz.'
A'raf 7:66
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ ٱلۡمَلَأُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن قَوۡمِهِۦٓ إِنَّا لَنَرَىٰكَ فِي سَفَاهَةٖ وَإِنَّا لَنَظُنُّكَ مِنَ ٱلۡكَٰذِبِينَ
Kavminden örten ileri gelenler dedi: 'Şüphesiz biz seni kesinlikle bir akılsızlık içinde görüyoruz ve şüphesiz biz senin kesinlikle yalancılardan olduğun zannındayız.'
A'raf 7:82
·
Kuran-ı Kerim
وَمَا كَانَ جَوَابَ قَوۡمِهِۦٓ إِلَّآ أَن قَالُوٓاْ أَخۡرِجُوهُم مِّن قَرۡيَتِكُمۡۖ إِنَّهُمۡ أُنَاسٞ يَتَطَهَّرُونَ
Ve kavminin cevabı: 'Onları kentinizden çıkarın, şüphesiz onlar temizlenen insanlardır' demelerinden başkası olmadı.
Hud 11:25
·
Kuran-ı Kerim
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوۡمِهِۦٓ إِنِّي لَكُمۡ نَذِيرٞ مُّبِينٌ
Ve kesinlikle Nuh'u kavmine gönderdik: 'Şüphesiz ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.'
Neml 27:56
·
Kuran-ı Kerim
۞فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوۡمِهِۦٓ إِلَّآ أَن قَالُوٓاْ أَخۡرِجُوٓاْ ءَالَ لُوطٖ مِّن قَرۡيَتِكُمۡۖ إِنَّهُمۡ أُنَاسٞ يَتَطَهَّرُونَ
Bunun üzerine kavminin cevabı sadece şöyle demeleri oldu: 'Lut'un ailesini şehrinizden çıkarın; şüphesiz onlar temizlenen insanlardır.'
Örnek Ayetler (3 / 8)
Yunus 10:98
·
Kuran-ı Kerim
فَلَوۡلَا كَانَتۡ قَرۡيَةٌ ءَامَنَتۡ فَنَفَعَهَآ إِيمَٰنُهَآ إِلَّا قَوۡمَ يُونُسَ لَمَّآ ءَامَنُواْ كَشَفۡنَا عَنۡهُمۡ عَذَابَ ٱلۡخِزۡيِ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَمَتَّعۡنَٰهُمۡ إِلَىٰ حِينٖ
Yunus kavmi hariç, inanan ve inancı kendisine fayda veren bir şehir neden olmadı? İnandıkları zaman dünya hayatında onlardan rezillik azabını kaldırdık ve onları bir süreye kadar faydalandırdık.
Hud 11:89
·
Kuran-ı Kerim
وَيَٰقَوۡمِ لَا يَجۡرِمَنَّكُمۡ شِقَاقِيٓ أَن يُصِيبَكُم مِّثۡلُ مَآ أَصَابَ قَوۡمَ نُوحٍ أَوۡ قَوۡمَ هُودٍ أَوۡ قَوۡمَ صَٰلِحٖۚ وَمَا قَوۡمُ لُوطٖ مِّنكُم بِبَعِيدٖ
Ey kavmim, bana ayrılığınız, Nuh'un kavmine veya Hud'un kavmine veya Salih'in kavmine isabet eden şeyin mislinin size isabet etmesine sizi suç işlemeye sevk etmesin. Ve Lut'un kavmi sizden uzak değildir.
Enbiya 21:74
·
Kuran-ı Kerim
وَلُوطًا ءَاتَيۡنَٰهُ حُكۡمٗا وَعِلۡمٗا وَنَجَّيۡنَٰهُ مِنَ ٱلۡقَرۡيَةِ ٱلَّتِي كَانَت تَّعۡمَلُ ٱلۡخَبَـٰٓئِثَۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَوۡمَ سَوۡءٖ فَٰسِقِينَ
Ve Lut'a, ona bir hüküm ve bir ilim verdik. Ve onu kötülükleri yapan şehirden kurtardık. Şüphesiz onlar yoldan çıkanlar olan kötülük kavmiydiler.
Örnek Ayetler (5)
En'am 6:47
·
Kuran-ı Kerim
قُلۡ أَرَءَيۡتَكُمۡ إِنۡ أَتَىٰكُمۡ عَذَابُ ٱللَّهِ بَغۡتَةً أَوۡ جَهۡرَةً هَلۡ يُهۡلَكُ إِلَّا ٱلۡقَوۡمُ ٱلظَّـٰلِمُونَ
De ki: 'Gördünüz mü, eğer Allah'ın azabı size ansızın veya açıkça gelirse, zalim topluluktan başkası mı helak edilir?'
A'raf 7:99
·
Kuran-ı Kerim
أَفَأَمِنُواْ مَكۡرَ ٱللَّهِۚ فَلَا يَأۡمَنُ مَكۡرَ ٱللَّهِ إِلَّا ٱلۡقَوۡمُ ٱلۡخَٰسِرُونَ
Allah'ın tuzağından güvende mi hissettiler? Böylece kaybeden kavimden başkası Allah'ın tuzağından güvende hissetmez.
A'raf 7:177
·
Kuran-ı Kerim
سَآءَ مَثَلًا ٱلۡقَوۡمُ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا وَأَنفُسَهُمۡ كَانُواْ يَظۡلِمُونَ
Ayetlerimizi yalanlayan topluluğun durumu ne kötüdür! Ve onlar kendi nefslerine zulmediyorlardı.
Yusuf 12:87
·
Kuran-ı Kerim
يَٰبَنِيَّ ٱذۡهَبُواْ فَتَحَسَّسُواْ مِن يُوسُفَ وَأَخِيهِ وَلَا تَاْيۡـَٔسُواْ مِن رَّوۡحِ ٱللَّهِۖ إِنَّهُۥ لَا يَاْيۡـَٔسُ مِن رَّوۡحِ ٱللَّهِ إِلَّا ٱلۡقَوۡمُ ٱلۡكَٰفِرُونَ
Ey oğullarım, gidin ve Yusuf'u ve kardeşini araştırın. Ve Allah'ın ferahlığından ümit kesmeyin. Şüphesiz örten topluluktan başkası Allah'ın ferahlığından ümit kesmez.
Ahkaf 46:35
·
Kuran-ı Kerim
فَٱصۡبِرۡ كَمَا صَبَرَ أُوْلُواْ ٱلۡعَزۡمِ مِنَ ٱلرُّسُلِ وَلَا تَسۡتَعۡجِل لَّهُمۡۚ كَأَنَّهُمۡ يَوۡمَ يَرَوۡنَ مَا يُوعَدُونَ لَمۡ يَلۡبَثُوٓاْ إِلَّا سَاعَةٗ مِّن نَّهَارِۭۚ بَلَٰغٞۚ فَهَلۡ يُهۡلَكُ إِلَّا ٱلۡقَوۡمُ ٱلۡفَٰسِقُونَ
Böylece resullerden azim sahiplerinin sabrettiği gibi sabret. Ve onlar için acele isteme. Söz verildikleri şeyi gördükleri gün, sanki onlar gündüzden bir saatten başka kalmamışlardır. Bir ulaştırmadır. O halde yoldan çıkan kavimden başkası mı helak edilir?
Örnek Ayetler (5)
Bakara 2:54
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذۡ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوۡمِهِۦ يَٰقَوۡمِ إِنَّكُمۡ ظَلَمۡتُمۡ أَنفُسَكُم بِٱتِّخَاذِكُمُ ٱلۡعِجۡلَ فَتُوبُوٓاْ إِلَىٰ بَارِئِكُمۡ فَٱقۡتُلُوٓاْ أَنفُسَكُمۡ ذَٰلِكُمۡ خَيۡرٞ لَّكُمۡ عِندَ بَارِئِكُمۡ فَتَابَ عَلَيۡكُمۡۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ
Ve Musa kavmine demişti: 'Ey kavmim, şüphesiz siz buzağıyı edinmenizle nefslerinize zulmettiniz. Öyleyse Yaratanınıza dönün ve nefslerinizi katledin; bu, Yaratanınızın katında sizin için daha hayırlıdır.' Bunun üzerine O size döndü. Şüphesiz O, Dönüşü Kabul Eden'dir, Merhameti Kesintisiz'dir.
Bakara 2:60
·
Kuran-ı Kerim
۞وَإِذِ ٱسۡتَسۡقَىٰ مُوسَىٰ لِقَوۡمِهِۦ فَقُلۡنَا ٱضۡرِب بِّعَصَاكَ ٱلۡحَجَرَۖ فَٱنفَجَرَتۡ مِنۡهُ ٱثۡنَتَا عَشۡرَةَ عَيۡنٗاۖ قَدۡ عَلِمَ كُلُّ أُنَاسٖ مَّشۡرَبَهُمۡۖ كُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ مِن رِّزۡقِ ٱللَّهِ وَلَا تَعۡثَوۡاْ فِي ٱلۡأَرۡضِ مُفۡسِدِينَ
Ve Musa kavmi için su istemişti, bunun üzerine demiştik: 'Asanla taşa vur.' Bunun üzerine ondan on iki pınar fışkırmıştı. Kesinlikle her insan grubu içeceği yeri bilmişti. 'Allah'ın rızkından yiyin ve için ve yeryüzünde bozguncular olarak taşkınlık yapmayın.'
Maide 5:20
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذۡ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوۡمِهِۦ يَٰقَوۡمِ ٱذۡكُرُواْ نِعۡمَةَ ٱللَّهِ عَلَيۡكُمۡ إِذۡ جَعَلَ فِيكُمۡ أَنۢبِيَآءَ وَجَعَلَكُم مُّلُوكٗا وَءَاتَىٰكُم مَّا لَمۡ يُؤۡتِ أَحَدٗا مِّنَ ٱلۡعَٰلَمِينَ
Ve hani Musa kavmine demişti: 'Ey kavmim, Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani içinizde nebiler kılmıştı, sizi krallar kılmıştı ve alemlerden kimseye vermediğini size vermişti.'
Yunus 10:71
·
Kuran-ı Kerim
۞وَٱتۡلُ عَلَيۡهِمۡ نَبَأَ نُوحٍ إِذۡ قَالَ لِقَوۡمِهِۦ يَٰقَوۡمِ إِن كَانَ كَبُرَ عَلَيۡكُم مَّقَامِي وَتَذۡكِيرِي بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ فَعَلَى ٱللَّهِ تَوَكَّلۡتُ فَأَجۡمِعُوٓاْ أَمۡرَكُمۡ وَشُرَكَآءَكُمۡ ثُمَّ لَا يَكُنۡ أَمۡرُكُمۡ عَلَيۡكُمۡ غُمَّةٗ ثُمَّ ٱقۡضُوٓاْ إِلَيَّ وَلَا تُنظِرُونِ
Ve onlara Nuh'un haberini oku. Hani toplumuna demişti: 'Ey toplumum, eğer benim konumum ve Allah'ın ayetlerini hatırlatmam size büyük geldiyse, Allah'ı vekil kıldım. Böylece işinizi ve ortaklarınızı toplayın. Sonra işiniz size bir örtü olmasın. Sonra bana hükmedin ve bana süre vermeyin.'
Saf 61:5
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذۡ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوۡمِهِۦ يَٰقَوۡمِ لِمَ تُؤۡذُونَنِي وَقَد تَّعۡلَمُونَ أَنِّي رَسُولُ ٱللَّهِ إِلَيۡكُمۡۖ فَلَمَّا زَاغُوٓاْ أَزَاغَ ٱللَّهُ قُلُوبَهُمۡۚ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلۡفَٰسِقِينَ
Ve Musa kavmine demişti: 'Ey kavmim, benim size Allah'ın elçisi olduğumu kesinlikle bildiğiniz halde neden bana eziyet ediyorsunuz?' Bunun üzerine onlar saptıklarında, Allah onların kalplerini saptırdı. Ve Allah yoldan çıkan kavme yol göstermez.
Örnek Ayetler (5)
A'raf 7:142
·
Kuran-ı Kerim
۞وَوَٰعَدۡنَا مُوسَىٰ ثَلَٰثِينَ لَيۡلَةٗ وَأَتۡمَمۡنَٰهَا بِعَشۡرٖ فَتَمَّ مِيقَٰتُ رَبِّهِۦٓ أَرۡبَعِينَ لَيۡلَةٗۚ وَقَالَ مُوسَىٰ لِأَخِيهِ هَٰرُونَ ٱخۡلُفۡنِي فِي قَوۡمِي وَأَصۡلِحۡ وَلَا تَتَّبِعۡ سَبِيلَ ٱلۡمُفۡسِدِينَ
Ve Musa ile otuz gece sözleştik ve onu on ile tamamladık, böylece Rabbinin süresi kırk geceye tamamlandı. Ve Musa kardeşine, Harun'a dedi: 'Toplumumun içinde benim yerime geç ve düzelt ve bozguncuların yoluna uyma.'
Furkan 25:30
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالَ ٱلرَّسُولُ يَٰرَبِّ إِنَّ قَوۡمِي ٱتَّخَذُواْ هَٰذَا ٱلۡقُرۡءَانَ مَهۡجُورٗا
Ve resul dedi ki: 'Ey Rabbim, şüphesiz kavmim bu Kuran'ı terk edilmiş edindi.'
Şuara 26:117
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ رَبِّ إِنَّ قَوۡمِي كَذَّبُونِ
Dedi: 'Rabbim, şüphesiz kavmim beni yalanladı.'
Yasin 36:26
·
Kuran-ı Kerim
قِيلَ ٱدۡخُلِ ٱلۡجَنَّةَۖ قَالَ يَٰلَيۡتَ قَوۡمِي يَعۡلَمُونَ
'Bahçeye gir' denildi. Dedi: 'Keşke kavmim bilseydi.'
Nuh 71:5
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ رَبِّ إِنِّي دَعَوۡتُ قَوۡمِي لَيۡلٗا وَنَهَارٗا
Dedi: 'Rabbim, şüphesiz ben kavmimi gece ve gündüz çağırdım.'