Kök Analizi

Ana Sayfa

Kök Analizi

ق و ل

q-v-l — Kök Analizi

ق و ل

1723

Kullanım

6

Lemma

144

Türev

112

Anlam

6 lemma, 144 türev form

Kelime

Okunuş

Anlam

Tür

Adet

فَقَالُواْ

fe-kalu

ve söylediler, söylemek, konuşmak, demek

Fiil
11

وَيَقُولُ

ve-yekulu

ve söyler, söylemek, konuşmak, demek

Fiil
11

وَقَالُوٓاْ

ve-kalu

ve söylediler, söylemek, konuşmak, demek

Fiil
11

يَقُولُواْ

yekulu

söylerler, söylemek, konuşmak, demek

Fiil
10

Örnek Ayetler (4 / 10)

Nisa 4:78

·

Kuran-ı Kerim

أَيۡنَمَا تَكُونُواْ يُدۡرِككُّمُ ٱلۡمَوۡتُ وَلَوۡ كُنتُمۡ فِي بُرُوجٖ مُّشَيَّدَةٖۗ وَإِن تُصِبۡهُمۡ حَسَنَةٞ يَقُولُواْ هَٰذِهِۦ مِنۡ عِندِ ٱللَّهِۖ وَإِن تُصِبۡهُمۡ سَيِّئَةٞ يَقُولُواْ هَٰذِهِۦ مِنۡ عِندِكَۚ قُلۡ كُلّٞ مِّنۡ عِندِ ٱللَّهِۖ فَمَالِ هَـٰٓؤُلَآءِ ٱلۡقَوۡمِ لَا يَكَادُونَ يَفۡقَهُونَ حَدِيثٗا

Nerede olursanız olun, sağlam kalelerde olsanız bile ölüm size yetişir. Onlara bir iyilik isabet ederse 'Bu Allah'ın katındandır' derler. Onlara bir kötülük isabet ederse 'Bu senin katındandır' derler. De ki: 'Hepsi Allah'ın katındandır.' O halde bu topluluğa ne oluyor ki neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar?

A'raf 7:169

·

Kuran-ı Kerim

فَخَلَفَ مِنۢ بَعۡدِهِمۡ خَلۡفٞ وَرِثُواْ ٱلۡكِتَٰبَ يَأۡخُذُونَ عَرَضَ هَٰذَا ٱلۡأَدۡنَىٰ وَيَقُولُونَ سَيُغۡفَرُ لَنَا وَإِن يَأۡتِهِمۡ عَرَضٞ مِّثۡلُهُۥ يَأۡخُذُوهُۚ أَلَمۡ يُؤۡخَذۡ عَلَيۡهِم مِّيثَٰقُ ٱلۡكِتَٰبِ أَن لَّا يَقُولُواْ عَلَى ٱللَّهِ إِلَّا ٱلۡحَقَّ وَدَرَسُواْ مَا فِيهِۗ وَٱلدَّارُ ٱلۡأٓخِرَةُ خَيۡرٞ لِّلَّذِينَ يَتَّقُونَۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ

Bunun üzerine onlardan sonra kitabı miras alan bir nesil geçti; bu aşağılık olanın geçici malını alırlar ve derler: 'Bizim için örtülecektir.' Ve eğer onlara onun misli bir geçici mal gelirse onu alırlar. Allah'ın üzerine gerçek dışında söylemeyecekler diye onların üzerine kitabın sözleşmesi alınmadı mı? Ve onun içindeki şeyi okudular. Ve ahiret yurdu sakınan kimseler için daha hayırlıdır. Hala mı akletmiyorsunuz?

Tevbe 9:50

·

Kuran-ı Kerim

إِن تُصِبۡكَ حَسَنَةٞ تَسُؤۡهُمۡۖ وَإِن تُصِبۡكَ مُصِيبَةٞ يَقُولُواْ قَدۡ أَخَذۡنَآ أَمۡرَنَا مِن قَبۡلُ وَيَتَوَلَّواْ وَّهُمۡ فَرِحُونَ

Eğer sana iyilik isabet ederse onları üzer. Ve eğer sana musibet isabet ederse derler: 'Kesinlikle biz işimizi önceden aldık.' Ve onlar sevinerek dönerler.

Hud 11:12

·

Kuran-ı Kerim

فَلَعَلَّكَ تَارِكُۢ بَعۡضَ مَا يُوحَىٰٓ إِلَيۡكَ وَضَآئِقُۢ بِهِۦ صَدۡرُكَ أَن يَقُولُواْ لَوۡلَآ أُنزِلَ عَلَيۡهِ كَنزٌ أَوۡ جَآءَ مَعَهُۥ مَلَكٌۚ إِنَّمَآ أَنتَ نَذِيرٞۚ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ وَكِيلٌ

Belki sen, 'Ona bir hazine indirilmeli veya onunla beraber bir melek gelmeli değil miydi?' demeleri sebebiyle sana vahyedilenin bazısını terk edensin ve onunla göğsün daralandır. Sen ancak bir uyarıcısın. Ve Allah her şeye Vekildir.

Tüm 10 kullanımı gör

لَيَقُولُنَّ

le-yekulunne

kesinlikle söyleyecekler, söylemek, konuşmak, demek

Fiil
9

وَقَالَتِ

ve-kaleti

ve söyledi, söylemek, konuşmak, demek

Fiil
8

وَقُولُواْ

ve-kulu

ve söyleyin, söylemek, konuşmak, demek

Fiil
7

أَقُولُ

ekulu

söylerim, söylemek, konuşmak, demek

Fiil
7

فَقَالُوٓاْ

fe-kalu

böylece söylediler, söylemek, konuşmak, demek

Fiil
7

قُلۡتُمۡ

kultum

söylediniz, söylemek, konuşmak, ifade etmek

Fiil
7

تَقُولَ

tekule

söylersin, söylemek, konuşmak, demek

Fiil
6

نَقُولُ

nekulu

söyleriz, söylemek, demek, konuşmak

Fiil
6

فَقُلۡنَا

fe-kulna

ve söyledik, söylemek, demek, konuşmak

Fiil
6

وَقُلۡنَا

ve-kulna

ve ses çıkardık, ses çıkarmak, söylemek, konuşmak

Fiil
6

تَقُولُونَ

tekulune

ses çıkarırsınız, ses çıkarmak, söylemek, konuşmak

Fiil
6

وَقُلۡ

ve-kul

ve söyle, söylemek, konuşmak, demek

Fiil
5

قَالَتِ

kaleti

ses çıkardı, ses çıkarmak, söylemek, demek

Fiil
5

وَقُلِ

ve-kuli

ve söyle, söylemek, konuşmak, demek

Fiil
4

تَقُولُ

tekulu

söyler, söylemek, konuşmak, demek

Fiil
4

لَيَقُولَنَّ

le-yekulenne

elbette söyleyecekler, söylemek, konuşmak, demek

Fiil
4

فَقَالُواْ

fe-kaluve söylediler

11

وَيَقُولُ

ve-yekuluve söyler

11

وَقَالُوٓاْ

ve-kaluve söylediler

11

يَقُولُواْ

yekulusöylerler

10

Örnek Ayetler (4 / 10)

Nisa 4:78

·

Kuran-ı Kerim

أَيۡنَمَا تَكُونُواْ يُدۡرِككُّمُ ٱلۡمَوۡتُ وَلَوۡ كُنتُمۡ فِي بُرُوجٖ مُّشَيَّدَةٖۗ وَإِن تُصِبۡهُمۡ حَسَنَةٞ يَقُولُواْ هَٰذِهِۦ مِنۡ عِندِ ٱللَّهِۖ وَإِن تُصِبۡهُمۡ سَيِّئَةٞ يَقُولُواْ هَٰذِهِۦ مِنۡ عِندِكَۚ قُلۡ كُلّٞ مِّنۡ عِندِ ٱللَّهِۖ فَمَالِ هَـٰٓؤُلَآءِ ٱلۡقَوۡمِ لَا يَكَادُونَ يَفۡقَهُونَ حَدِيثٗا

Nerede olursanız olun, sağlam kalelerde olsanız bile ölüm size yetişir. Onlara bir iyilik isabet ederse 'Bu Allah'ın katındandır' derler. Onlara bir kötülük isabet ederse 'Bu senin katındandır' derler. De ki: 'Hepsi Allah'ın katındandır.' O halde bu topluluğa ne oluyor ki neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar?

A'raf 7:169

·

Kuran-ı Kerim

فَخَلَفَ مِنۢ بَعۡدِهِمۡ خَلۡفٞ وَرِثُواْ ٱلۡكِتَٰبَ يَأۡخُذُونَ عَرَضَ هَٰذَا ٱلۡأَدۡنَىٰ وَيَقُولُونَ سَيُغۡفَرُ لَنَا وَإِن يَأۡتِهِمۡ عَرَضٞ مِّثۡلُهُۥ يَأۡخُذُوهُۚ أَلَمۡ يُؤۡخَذۡ عَلَيۡهِم مِّيثَٰقُ ٱلۡكِتَٰبِ أَن لَّا يَقُولُواْ عَلَى ٱللَّهِ إِلَّا ٱلۡحَقَّ وَدَرَسُواْ مَا فِيهِۗ وَٱلدَّارُ ٱلۡأٓخِرَةُ خَيۡرٞ لِّلَّذِينَ يَتَّقُونَۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ

Bunun üzerine onlardan sonra kitabı miras alan bir nesil geçti; bu aşağılık olanın geçici malını alırlar ve derler: 'Bizim için örtülecektir.' Ve eğer onlara onun misli bir geçici mal gelirse onu alırlar. Allah'ın üzerine gerçek dışında söylemeyecekler diye onların üzerine kitabın sözleşmesi alınmadı mı? Ve onun içindeki şeyi okudular. Ve ahiret yurdu sakınan kimseler için daha hayırlıdır. Hala mı akletmiyorsunuz?

Tevbe 9:50

·

Kuran-ı Kerim

إِن تُصِبۡكَ حَسَنَةٞ تَسُؤۡهُمۡۖ وَإِن تُصِبۡكَ مُصِيبَةٞ يَقُولُواْ قَدۡ أَخَذۡنَآ أَمۡرَنَا مِن قَبۡلُ وَيَتَوَلَّواْ وَّهُمۡ فَرِحُونَ

Eğer sana iyilik isabet ederse onları üzer. Ve eğer sana musibet isabet ederse derler: 'Kesinlikle biz işimizi önceden aldık.' Ve onlar sevinerek dönerler.

Hud 11:12

·

Kuran-ı Kerim

فَلَعَلَّكَ تَارِكُۢ بَعۡضَ مَا يُوحَىٰٓ إِلَيۡكَ وَضَآئِقُۢ بِهِۦ صَدۡرُكَ أَن يَقُولُواْ لَوۡلَآ أُنزِلَ عَلَيۡهِ كَنزٌ أَوۡ جَآءَ مَعَهُۥ مَلَكٌۚ إِنَّمَآ أَنتَ نَذِيرٞۚ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ وَكِيلٌ

Belki sen, 'Ona bir hazine indirilmeli veya onunla beraber bir melek gelmeli değil miydi?' demeleri sebebiyle sana vahyedilenin bazısını terk edensin ve onunla göğsün daralandır. Sen ancak bir uyarıcısın. Ve Allah her şeye Vekildir.

Tüm 10 kullanımı gör

لَيَقُولُنَّ

le-yekulunnekesinlikle söyleyecekler

9

وَقَالَتِ

ve-kaletive söyledi

8

وَقُولُواْ

ve-kuluve söyleyin

7

أَقُولُ

ekulusöylerim

7

فَقَالُوٓاْ

fe-kaluböylece söylediler

7

قُلۡتُمۡ

kultumsöylediniz

7

تَقُولَ

tekulesöylersin

6

نَقُولُ

nekulusöyleriz

6

فَقُلۡنَا

fe-kulnave söyledik

6

وَقُلۡنَا

ve-kulnave ses çıkardık

6

تَقُولُونَ

tekuluneses çıkarırsınız

6

وَقُلۡ

ve-kulve söyle

5

قَالَتِ

kaletises çıkardı

5

وَقُلِ

ve-kulive söyle

4

تَقُولُ

tekulusöyler

4

لَيَقُولَنَّ

le-yekulenneelbette söyleyecekler

4