Kök Analizi

Ana Sayfa

Kök Analizi

ق و ل

q-v-l — Kök Analizi

ق و ل

1723

Kullanım

6

Lemma

144

Türev

112

Anlam

6 lemma, 144 türev form

Kelime

Okunuş

Anlam

Tür

Adet

فَقَالُواْ

fe-kalu

ve söylediler, söylemek, konuşmak, demek

Fiil
11

وَيَقُولُ

ve-yekulu

ve söyler, söylemek, konuşmak, demek

Fiil
11

وَقَالُوٓاْ

ve-kalu

ve söylediler, söylemek, konuşmak, demek

Fiil
11

يَقُولُواْ

yekulu

söylerler, söylemek, konuşmak, demek

Fiil
10

لَيَقُولُنَّ

le-yekulunne

kesinlikle söyleyecekler, söylemek, konuşmak, demek

Fiil
9

وَقَالَتِ

ve-kaleti

ve söyledi, söylemek, konuşmak, demek

Fiil
8

وَقُولُواْ

ve-kulu

ve söyleyin, söylemek, konuşmak, demek

Fiil
7

أَقُولُ

ekulu

söylerim, söylemek, konuşmak, demek

Fiil
7

فَقَالُوٓاْ

fe-kalu

böylece söylediler, söylemek, konuşmak, demek

Fiil
7

قُلۡتُمۡ

kultum

söylediniz, söylemek, konuşmak, ifade etmek

Fiil
7

Örnek Ayetler (5 / 7)

Bakara 2:55

·

Kuran-ı Kerim

وَإِذۡ قُلۡتُمۡ يَٰمُوسَىٰ لَن نُّؤۡمِنَ لَكَ حَتَّىٰ نَرَى ٱللَّهَ جَهۡرَةٗ فَأَخَذَتۡكُمُ ٱلصَّـٰعِقَةُ وَأَنتُمۡ تَنظُرُونَ

Ve demiştiniz: 'Ey Musa, Allah'ı açıkça görene kadar sana asla inanmayacağız.' Bunun üzerine siz bakıyorken sizi yıldırım yakalamıştı.

Bakara 2:61

·

Kuran-ı Kerim

وَإِذۡ قُلۡتُمۡ يَٰمُوسَىٰ لَن نَّصۡبِرَ عَلَىٰ طَعَامٖ وَٰحِدٖ فَٱدۡعُ لَنَا رَبَّكَ يُخۡرِجۡ لَنَا مِمَّا تُنۢبِتُ ٱلۡأَرۡضُ مِنۢ بَقۡلِهَا وَقِثَّآئِهَا وَفُومِهَا وَعَدَسِهَا وَبَصَلِهَاۖ قَالَ أَتَسۡتَبۡدِلُونَ ٱلَّذِي هُوَ أَدۡنَىٰ بِٱلَّذِي هُوَ خَيۡرٌۚ ٱهۡبِطُواْ مِصۡرٗا فَإِنَّ لَكُم مَّا سَأَلۡتُمۡۗ وَضُرِبَتۡ عَلَيۡهِمُ ٱلذِّلَّةُ وَٱلۡمَسۡكَنَةُ وَبَآءُو بِغَضَبٖ مِّنَ ٱللَّهِۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ كَانُواْ يَكۡفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَيَقۡتُلُونَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ بِغَيۡرِ ٱلۡحَقِّۚ ذَٰلِكَ بِمَا عَصَواْ وَّكَانُواْ يَعۡتَدُونَ

Ve demiştiniz: 'Ey Musa, tek bir yemeğin üzerine asla sabretmeyeceğiz. Öyleyse bizim için Rabbini çağır, yeryüzünün bitirdiği şeylerden; sebzesinden, acurundan, sarımsağından, mercimeğinden ve soğanından bize çıkarsın.' Demişti: 'Daha aşağı olanı daha hayırlı olanla mı değiştiriyorsunuz? Mısır'a inin, şüphesiz istediğiniz şey sizin içindir.' Ve onların üzerine alçaklık ve miskinlik vuruldu ve Allah'tan bir gazapla döndüler. Bu, onların Allah'ın ayetlerini örtmeleri ve nebileri hak olmaksızın katletmeleri sebebiyledir. Bu, isyan etmeleri ve haddi aşmaları sebebiyledir.

Ali İmran 3:165

·

Kuran-ı Kerim

أَوَلَمَّآ أَصَٰبَتۡكُم مُّصِيبَةٞ قَدۡ أَصَبۡتُم مِّثۡلَيۡهَا قُلۡتُمۡ أَنَّىٰ هَٰذَاۖ قُلۡ هُوَ مِنۡ عِندِ أَنفُسِكُمۡۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٞ

Kesinlikle siz onun iki katını isabet ettirmişken, size bir musibet isabet ettiğinde mi: 'Bu nereden?' dediniz. De ki: 'O sizin nefslerinizin katındandır.' Şüphesiz Allah her şeye Güç Yetiren'dir.

Ali İmran 3:183

·

Kuran-ı Kerim

ٱلَّذِينَ قَالُوٓاْ إِنَّ ٱللَّهَ عَهِدَ إِلَيۡنَآ أَلَّا نُؤۡمِنَ لِرَسُولٍ حَتَّىٰ يَأۡتِيَنَا بِقُرۡبَانٖ تَأۡكُلُهُ ٱلنَّارُۗ قُلۡ قَدۡ جَآءَكُمۡ رُسُلٞ مِّن قَبۡلِي بِٱلۡبَيِّنَٰتِ وَبِٱلَّذِي قُلۡتُمۡ فَلِمَ قَتَلۡتُمُوهُمۡ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ

'Şüphesiz Allah bize ateşin yiyeceği bir kurbanla bize gelinceye kadar bir resule inanmamamızı söz verdi' diyenler. De ki: 'Kesinlikle benden önce resuller apaçık delillerle ve dediğiniz şeyle size gelmişti. Bunun üzerine eğer doğru söyleyenlerseniz onları niçin katlettiniz?'

Maide 5:7

·

Kuran-ı Kerim

وَٱذۡكُرُواْ نِعۡمَةَ ٱللَّهِ عَلَيۡكُمۡ وَمِيثَٰقَهُ ٱلَّذِي وَاثَقَكُم بِهِۦٓ إِذۡ قُلۡتُمۡ سَمِعۡنَا وَأَطَعۡنَاۖ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

Ve Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini ve 'İşittik ve itaat ettik' dediğiniz zaman onunla sizinle sözleştiği O'nun sözleşmesini hatırlayın. Ve Allah'tan sakının. Şüphesiz Allah göğüslerin özünü Bilen'dir.

Tüm 7 kullanımı gör

تَقُولَ

tekule

söylersin, söylemek, konuşmak, demek

Fiil
6

نَقُولُ

nekulu

söyleriz, söylemek, demek, konuşmak

Fiil
6

فَقُلۡنَا

fe-kulna

ve söyledik, söylemek, demek, konuşmak

Fiil
6

وَقُلۡنَا

ve-kulna

ve ses çıkardık, ses çıkarmak, söylemek, konuşmak

Fiil
6

تَقُولُونَ

tekulune

ses çıkarırsınız, ses çıkarmak, söylemek, konuşmak

Fiil
6

وَقُلۡ

ve-kul

ve söyle, söylemek, konuşmak, demek

Fiil
5

قَالَتِ

kaleti

ses çıkardı, ses çıkarmak, söylemek, demek

Fiil
5

وَقُلِ

ve-kuli

ve söyle, söylemek, konuşmak, demek

Fiil
4

تَقُولُ

tekulu

söyler, söylemek, konuşmak, demek

Fiil
4

لَيَقُولَنَّ

le-yekulenne

elbette söyleyecekler, söylemek, konuşmak, demek

Fiil
4

فَقَالُواْ

fe-kaluve söylediler

11

وَيَقُولُ

ve-yekuluve söyler

11

وَقَالُوٓاْ

ve-kaluve söylediler

11

يَقُولُواْ

yekulusöylerler

10

لَيَقُولُنَّ

le-yekulunnekesinlikle söyleyecekler

9

وَقَالَتِ

ve-kaletive söyledi

8

وَقُولُواْ

ve-kuluve söyleyin

7

أَقُولُ

ekulusöylerim

7

فَقَالُوٓاْ

fe-kaluböylece söylediler

7

قُلۡتُمۡ

kultumsöylediniz

7

Örnek Ayetler (5 / 7)

Bakara 2:55

·

Kuran-ı Kerim

وَإِذۡ قُلۡتُمۡ يَٰمُوسَىٰ لَن نُّؤۡمِنَ لَكَ حَتَّىٰ نَرَى ٱللَّهَ جَهۡرَةٗ فَأَخَذَتۡكُمُ ٱلصَّـٰعِقَةُ وَأَنتُمۡ تَنظُرُونَ

Ve demiştiniz: 'Ey Musa, Allah'ı açıkça görene kadar sana asla inanmayacağız.' Bunun üzerine siz bakıyorken sizi yıldırım yakalamıştı.

Bakara 2:61

·

Kuran-ı Kerim

وَإِذۡ قُلۡتُمۡ يَٰمُوسَىٰ لَن نَّصۡبِرَ عَلَىٰ طَعَامٖ وَٰحِدٖ فَٱدۡعُ لَنَا رَبَّكَ يُخۡرِجۡ لَنَا مِمَّا تُنۢبِتُ ٱلۡأَرۡضُ مِنۢ بَقۡلِهَا وَقِثَّآئِهَا وَفُومِهَا وَعَدَسِهَا وَبَصَلِهَاۖ قَالَ أَتَسۡتَبۡدِلُونَ ٱلَّذِي هُوَ أَدۡنَىٰ بِٱلَّذِي هُوَ خَيۡرٌۚ ٱهۡبِطُواْ مِصۡرٗا فَإِنَّ لَكُم مَّا سَأَلۡتُمۡۗ وَضُرِبَتۡ عَلَيۡهِمُ ٱلذِّلَّةُ وَٱلۡمَسۡكَنَةُ وَبَآءُو بِغَضَبٖ مِّنَ ٱللَّهِۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ كَانُواْ يَكۡفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَيَقۡتُلُونَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ بِغَيۡرِ ٱلۡحَقِّۚ ذَٰلِكَ بِمَا عَصَواْ وَّكَانُواْ يَعۡتَدُونَ

Ve demiştiniz: 'Ey Musa, tek bir yemeğin üzerine asla sabretmeyeceğiz. Öyleyse bizim için Rabbini çağır, yeryüzünün bitirdiği şeylerden; sebzesinden, acurundan, sarımsağından, mercimeğinden ve soğanından bize çıkarsın.' Demişti: 'Daha aşağı olanı daha hayırlı olanla mı değiştiriyorsunuz? Mısır'a inin, şüphesiz istediğiniz şey sizin içindir.' Ve onların üzerine alçaklık ve miskinlik vuruldu ve Allah'tan bir gazapla döndüler. Bu, onların Allah'ın ayetlerini örtmeleri ve nebileri hak olmaksızın katletmeleri sebebiyledir. Bu, isyan etmeleri ve haddi aşmaları sebebiyledir.

Ali İmran 3:165

·

Kuran-ı Kerim

أَوَلَمَّآ أَصَٰبَتۡكُم مُّصِيبَةٞ قَدۡ أَصَبۡتُم مِّثۡلَيۡهَا قُلۡتُمۡ أَنَّىٰ هَٰذَاۖ قُلۡ هُوَ مِنۡ عِندِ أَنفُسِكُمۡۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٞ

Kesinlikle siz onun iki katını isabet ettirmişken, size bir musibet isabet ettiğinde mi: 'Bu nereden?' dediniz. De ki: 'O sizin nefslerinizin katındandır.' Şüphesiz Allah her şeye Güç Yetiren'dir.

Ali İmran 3:183

·

Kuran-ı Kerim

ٱلَّذِينَ قَالُوٓاْ إِنَّ ٱللَّهَ عَهِدَ إِلَيۡنَآ أَلَّا نُؤۡمِنَ لِرَسُولٍ حَتَّىٰ يَأۡتِيَنَا بِقُرۡبَانٖ تَأۡكُلُهُ ٱلنَّارُۗ قُلۡ قَدۡ جَآءَكُمۡ رُسُلٞ مِّن قَبۡلِي بِٱلۡبَيِّنَٰتِ وَبِٱلَّذِي قُلۡتُمۡ فَلِمَ قَتَلۡتُمُوهُمۡ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ

'Şüphesiz Allah bize ateşin yiyeceği bir kurbanla bize gelinceye kadar bir resule inanmamamızı söz verdi' diyenler. De ki: 'Kesinlikle benden önce resuller apaçık delillerle ve dediğiniz şeyle size gelmişti. Bunun üzerine eğer doğru söyleyenlerseniz onları niçin katlettiniz?'

Maide 5:7

·

Kuran-ı Kerim

وَٱذۡكُرُواْ نِعۡمَةَ ٱللَّهِ عَلَيۡكُمۡ وَمِيثَٰقَهُ ٱلَّذِي وَاثَقَكُم بِهِۦٓ إِذۡ قُلۡتُمۡ سَمِعۡنَا وَأَطَعۡنَاۖ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

Ve Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini ve 'İşittik ve itaat ettik' dediğiniz zaman onunla sizinle sözleştiği O'nun sözleşmesini hatırlayın. Ve Allah'tan sakının. Şüphesiz Allah göğüslerin özünü Bilen'dir.

Tüm 7 kullanımı gör

تَقُولَ

tekulesöylersin

6

نَقُولُ

nekulusöyleriz

6

فَقُلۡنَا

fe-kulnave söyledik

6

وَقُلۡنَا

ve-kulnave ses çıkardık

6

تَقُولُونَ

tekuluneses çıkarırsınız

6

وَقُلۡ

ve-kulve söyle

5

قَالَتِ

kaletises çıkardı

5

وَقُلِ

ve-kulive söyle

4

تَقُولُ

tekulusöyler

4

لَيَقُولَنَّ

le-yekulenneelbette söyleyecekler

4