1723
Kullanım
6
Lemma
144
Türev
112
Anlam
6 lemma, 144 türev form
Örnek Ayetler (4)
A'raf 7:39
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالَتۡ أُولَىٰهُمۡ لِأُخۡرَىٰهُمۡ فَمَا كَانَ لَكُمۡ عَلَيۡنَا مِن فَضۡلٖ فَذُوقُواْ ٱلۡعَذَابَ بِمَا كُنتُمۡ تَكۡسِبُونَ
Ve onların öncekisi onların sonrakisi için dedi: 'Böylece sizin için bizim üzerimize bir üstünlük olmadı; öyleyse kazandığınız şey sebebiyle azabı tadın.'
Yusuf 12:23
·
Kuran-ı Kerim
وَرَٰوَدَتۡهُ ٱلَّتِي هُوَ فِي بَيۡتِهَا عَن نَّفۡسِهِۦ وَغَلَّقَتِ ٱلۡأَبۡوَٰبَ وَقَالَتۡ هَيۡتَ لَكَۚ قَالَ مَعَاذَ ٱللَّهِۖ إِنَّهُۥ رَبِّيٓ أَحۡسَنَ مَثۡوَايَۖ إِنَّهُۥ لَا يُفۡلِحُ ٱلظَّـٰلِمُونَ
Ve evinde olduğu kadın, onun nefsinden murat almak istedi ve kapıları sımsıkı kapattı ve dedi: 'Hadi gel!' Dedi: 'Allah'a sığınırım! Şüphesiz o benim Rabbimdir, yerimi güzel yaptı. Şüphesiz zalimler kurtuluşa ermezler.'
Kasas 28:11
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالَتۡ لِأُخۡتِهِۦ قُصِّيهِۖ فَبَصُرَتۡ بِهِۦ عَن جُنُبٖ وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ
Ve onun kız kardeşine dedi: 'Onu izle.' Böylece onlar farkında değillerken onu uzaktan gözetledi.
Zariyat 51:29
·
Kuran-ı Kerim
فَأَقۡبَلَتِ ٱمۡرَأَتُهُۥ فِي صَرَّةٖ فَصَكَّتۡ وَجۡهَهَا وَقَالَتۡ عَجُوزٌ عَقِيمٞ
Bunun üzerine karısı bir çığlık içinde geldi ve yüzüne vurdu ve 'Kısır yaşlı bir kadın' dedi.
Örnek Ayetler (4)
Bakara 2:142
·
Kuran-ı Kerim
۞سَيَقُولُ ٱلسُّفَهَآءُ مِنَ ٱلنَّاسِ مَا وَلَّىٰهُمۡ عَن قِبۡلَتِهِمُ ٱلَّتِي كَانُواْ عَلَيۡهَاۚ قُل لِّلَّهِ ٱلۡمَشۡرِقُ وَٱلۡمَغۡرِبُۚ يَهۡدِي مَن يَشَآءُ إِلَىٰ صِرَٰطٖ مُّسۡتَقِيمٖ
İnsanlardan akılsızlar diyecek: 'Üzerinde oldukları kıblelerinden onları ne çevirdi?' De ki: 'Doğu ve batı Allah'ındır. Dilediği kimseye dosdoğru bir yola yol gösterir.'
En'am 6:148
·
Kuran-ı Kerim
سَيَقُولُ ٱلَّذِينَ أَشۡرَكُواْ لَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ مَآ أَشۡرَكۡنَا وَلَآ ءَابَآؤُنَا وَلَا حَرَّمۡنَا مِن شَيۡءٖۚ كَذَٰلِكَ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ حَتَّىٰ ذَاقُواْ بَأۡسَنَاۗ قُلۡ هَلۡ عِندَكُم مِّنۡ عِلۡمٖ فَتُخۡرِجُوهُ لَنَآۖ إِن تَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَإِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا تَخۡرُصُونَ
Ortak koşan kimseler diyecek: 'Eğer Allah dileseydi biz ve babalarımız ortak koşmazdık ve hiçbir şeyi yasaklamazdık.' Onlardan önceki kimseler de azabımızı tadana kadar böylece yalanladı. De ki: 'Yanınızda bize çıkaracağınız bir bilgi var mı? Siz zandan başkasına uymuyorsunuz ve siz tahmin edenlerden başkası değilsiniz.'
Fetih 48:11
·
Kuran-ı Kerim
سَيَقُولُ لَكَ ٱلۡمُخَلَّفُونَ مِنَ ٱلۡأَعۡرَابِ شَغَلَتۡنَآ أَمۡوَٰلُنَا وَأَهۡلُونَا فَٱسۡتَغۡفِرۡ لَنَاۚ يَقُولُونَ بِأَلۡسِنَتِهِم مَّا لَيۡسَ فِي قُلُوبِهِمۡۚ قُلۡ فَمَن يَمۡلِكُ لَكُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيۡـًٔا إِنۡ أَرَادَ بِكُمۡ ضَرًّا أَوۡ أَرَادَ بِكُمۡ نَفۡعَۢاۚ بَلۡ كَانَ ٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ خَبِيرَۢا
Bedevilerden geri bırakılanlar sana diyecek: 'Mallarımız ve ailelerimiz bizi meşgul etti, böylece bizim için örtülme dile.' Kalplerinin içinde olmayan şeyi dilleriyle derler. De ki: 'Eğer size bir zarar dilerse veya size bir fayda dilerse, o halde kim sizin için Allah'a karşı hiçbir şeye sahip olabilir? Aksine Allah yaptığınız şeye Haberdar'dır.'
Fetih 48:15
·
Kuran-ı Kerim
سَيَقُولُ ٱلۡمُخَلَّفُونَ إِذَا ٱنطَلَقۡتُمۡ إِلَىٰ مَغَانِمَ لِتَأۡخُذُوهَا ذَرُونَا نَتَّبِعۡكُمۡۖ يُرِيدُونَ أَن يُبَدِّلُواْ كَلَٰمَ ٱللَّهِۚ قُل لَّن تَتَّبِعُونَا كَذَٰلِكُمۡ قَالَ ٱللَّهُ مِن قَبۡلُۖ فَسَيَقُولُونَ بَلۡ تَحۡسُدُونَنَاۚ بَلۡ كَانُواْ لَا يَفۡقَهُونَ إِلَّا قَلِيلٗا
Onları almanız için ganimetlere gittiğiniz zaman geri bırakılanlar diyecek: 'Bırakın bizi size tabi olalım.' Allah'ın sözünü değiştirmeyi isterler. De ki: 'Bize asla tabi olmayacaksınız, işte Allah önceden böyle dedi.' Bunun üzerine diyecekler: 'Aksine bizi kıskanıyorsunuz.' Aksine onlar azı hariç anlamazlardı.
Örnek Ayetler (4)
Bakara 2:33
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ يَـٰٓـَٔادَمُ أَنۢبِئۡهُم بِأَسۡمَآئِهِمۡۖ فَلَمَّآ أَنۢبَأَهُم بِأَسۡمَآئِهِمۡ قَالَ أَلَمۡ أَقُل لَّكُمۡ إِنِّيٓ أَعۡلَمُ غَيۡبَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَأَعۡلَمُ مَا تُبۡدُونَ وَمَا كُنتُمۡ تَكۡتُمُونَ
'Ey Adem, onların isimlerini onlara haber ver' dedi. Bunun üzerine onların isimlerini onlara haber verdiği zaman, 'Size şüphesiz ben göklerin ve yerin görünmeyenini bilirim ve açığa vurduğunuz şeyi ve gizliyor olduğunuz şeyi bilirim demedim mi?' dedi.
Yusuf 12:96
·
Kuran-ı Kerim
فَلَمَّآ أَن جَآءَ ٱلۡبَشِيرُ أَلۡقَىٰهُ عَلَىٰ وَجۡهِهِۦ فَٱرۡتَدَّ بَصِيرٗاۖ قَالَ أَلَمۡ أَقُل لَّكُمۡ إِنِّيٓ أَعۡلَمُ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا تَعۡلَمُونَ
Müjdeci geldiğinde onu yüzünün üzerine attı, böylece gören olarak döndü. Dedi ki: 'Size dememiş miydim, şüphesiz ben Allah'tan sizin bilmediklerinizi biliyorum.'
Kehf 18:75
·
Kuran-ı Kerim
۞قَالَ أَلَمۡ أَقُل لَّكَ إِنَّكَ لَن تَسۡتَطِيعَ مَعِيَ صَبۡرٗا
Dedi: 'Şüphesiz sen benimle birlikte sabretmeye güç yetiremezsin diye sana demedim mi?'
Kalem 68:28
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ أَوۡسَطُهُمۡ أَلَمۡ أَقُل لَّكُمۡ لَوۡلَا تُسَبِّحُونَ
Onların ortancası dedi: 'Size dememiş miydim? Uzak tutmalı değil miydiniz?'
Örnek Ayetler (4)
Bakara 2:214
·
Kuran-ı Kerim
أَمۡ حَسِبۡتُمۡ أَن تَدۡخُلُواْ ٱلۡجَنَّةَ وَلَمَّا يَأۡتِكُم مَّثَلُ ٱلَّذِينَ خَلَوۡاْ مِن قَبۡلِكُمۖ مَّسَّتۡهُمُ ٱلۡبَأۡسَآءُ وَٱلضَّرَّآءُ وَزُلۡزِلُواْ حَتَّىٰ يَقُولَ ٱلرَّسُولُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مَعَهُۥ مَتَىٰ نَصۡرُ ٱللَّهِۗ أَلَآ إِنَّ نَصۡرَ ٱللَّهِ قَرِيبٞ
Yoksa sizden önce geçenlerin durumu size gelmeden bahçeye gireceğinizi mi sandınız? Onlara zorluk ve sıkıntı dokundu ve sarsıldılar; öyle ki resul ve onunla birlikte inananlar: 'Allah'ın yardımı ne zaman?' diyordu. Dikkat edin, şüphesiz Allah'ın yardımı yakındır.
Ali İmran 3:79
·
Kuran-ı Kerim
مَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُؤۡتِيَهُ ٱللَّهُ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡحُكۡمَ وَٱلنُّبُوَّةَ ثُمَّ يَقُولَ لِلنَّاسِ كُونُواْ عِبَادٗا لِّي مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَٰكِن كُونُواْ رَبَّـٰنِيِّـۧنَ بِمَا كُنتُمۡ تُعَلِّمُونَ ٱلۡكِتَٰبَ وَبِمَا كُنتُمۡ تَدۡرُسُونَ
Allah'ın kendisine kitabı, hükmü ve nebiliği verdiği bir beşer için, sonra insanlara: 'Allah'ın astından bana kullar olun' demesi olacak şey değildir. Fakat kitabı öğrettiğiniz sebebiyle ve okuduğunuz sebebiyle Rabb'e ait olanlar olun.
Yasin 36:82
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّمَآ أَمۡرُهُۥٓ إِذَآ أَرَادَ شَيۡـًٔا أَن يَقُولَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ
Bir şeyi istediği zaman O'nun emri ancak ona 'Ol' demesidir, böylece olur.
Mü'min 40:28
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالَ رَجُلٞ مُّؤۡمِنٞ مِّنۡ ءَالِ فِرۡعَوۡنَ يَكۡتُمُ إِيمَٰنَهُۥٓ أَتَقۡتُلُونَ رَجُلًا أَن يَقُولَ رَبِّيَ ٱللَّهُ وَقَدۡ جَآءَكُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِ مِن رَّبِّكُمۡۖ وَإِن يَكُ كَٰذِبٗا فَعَلَيۡهِ كَذِبُهُۥۖ وَإِن يَكُ صَادِقٗا يُصِبۡكُم بَعۡضُ ٱلَّذِي يَعِدُكُمۡۖ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِي مَنۡ هُوَ مُسۡرِفٞ كَذَّابٞ
Ve Firavun ailesinden inancını gizleyen inanan bir adam dedi: 'Rabbim Allah'tır demesi sebebiyle bir adamı katlediyor musunuz? Ve o size Rabbinizden açık kanıtlarla gelmiştir. Ve eğer yalancıysa, yalanı onun üzerinedir. Ve eğer doğru söyleyense, size vaat ettiğinin bir kısmı size isabet eder. Şüphesiz Allah, sınırı aşan, yalancı kimseye yol göstermez.'
Örnek Ayetler (4)
Maide 5:116
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذۡ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَى ٱبۡنَ مَرۡيَمَ ءَأَنتَ قُلۡتَ لِلنَّاسِ ٱتَّخِذُونِي وَأُمِّيَ إِلَٰهَيۡنِ مِن دُونِ ٱللَّهِۖ قَالَ سُبۡحَٰنَكَ مَا يَكُونُ لِيٓ أَنۡ أَقُولَ مَا لَيۡسَ لِي بِحَقٍّۚ إِن كُنتُ قُلۡتُهُۥ فَقَدۡ عَلِمۡتَهُۥۚ تَعۡلَمُ مَا فِي نَفۡسِي وَلَآ أَعۡلَمُ مَا فِي نَفۡسِكَۚ إِنَّكَ أَنتَ عَلَّـٰمُ ٱلۡغُيُوبِ
Ve hani Allah demişti: 'Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara: Allah'ın dışında beni ve annemi iki ilah edinin, sen mi dedin?' Dedi: 'Sen uzaksın, benim için bir hak olmayan şeyi demem benim için olmaz. Eğer onu demiş idiysem, bunun üzerine kesinlikle Sen onu bilmişsindir. Sen benim nefsimin içindeki şeyi bilirsin ve ben Senin nefsinin içindeki şeyi bilmem. Şüphesiz Sen, görünmeyenleri Çok İyi Bilen'sin.'
Tevbe 9:92
·
Kuran-ı Kerim
وَلَا عَلَى ٱلَّذِينَ إِذَا مَآ أَتَوۡكَ لِتَحۡمِلَهُمۡ قُلۡتَ لَآ أَجِدُ مَآ أَحۡمِلُكُمۡ عَلَيۡهِ تَوَلَّواْ وَّأَعۡيُنُهُمۡ تَفِيضُ مِنَ ٱلدَّمۡعِ حَزَنًا أَلَّا يَجِدُواْ مَا يُنفِقُونَ
Ve onları taşıman için sana geldikleri zaman, 'Üzerinde sizi taşıyacağım şeyi bulamıyorum' dediğin, harcayacaklarını bulamamalarından üzüntüden gözleri gözyaşından taşıyarak dönen kimselerin üzerine de.
Hud 11:7
·
Kuran-ı Kerim
وَهُوَ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامٖ وَكَانَ عَرۡشُهُۥ عَلَى ٱلۡمَآءِ لِيَبۡلُوَكُمۡ أَيُّكُمۡ أَحۡسَنُ عَمَلٗاۗ وَلَئِن قُلۡتَ إِنَّكُم مَّبۡعُوثُونَ مِنۢ بَعۡدِ ٱلۡمَوۡتِ لَيَقُولَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا سِحۡرٞ مُّبِينٞ
Ve hanginizin iş olarak daha güzel olduğunu sizi sınamak için gökleri ve yeri altı günde yaratan O'dur ve arşı su üzerindeydi. Ve andolsun eğer 'Şüphesiz siz ölümden sonra diriltileceksiniz' dersen, örten kimseler kesinlikle derler: 'Bu açık sihirden başkası değildir.'
Kehf 18:39
·
Kuran-ı Kerim
وَلَوۡلَآ إِذۡ دَخَلۡتَ جَنَّتَكَ قُلۡتَ مَا شَآءَ ٱللَّهُ لَا قُوَّةَ إِلَّا بِٱللَّهِۚ إِن تَرَنِ أَنَا۠ أَقَلَّ مِنكَ مَالٗا وَوَلَدٗا
Ve bahçene girdiğin zaman keşke deseydin: 'Allah'ın dilediği olur, Allah ile olandan hariç güç yoktur.' Eğer beni malca ve çocukça senden daha az görüyorsan.
Örnek Ayetler (4)
Yunus 10:31
·
Kuran-ı Kerim
قُلۡ مَن يَرۡزُقُكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِ أَمَّن يَمۡلِكُ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡأَبۡصَٰرَ وَمَن يُخۡرِجُ ٱلۡحَيَّ مِنَ ٱلۡمَيِّتِ وَيُخۡرِجُ ٱلۡمَيِّتَ مِنَ ٱلۡحَيِّ وَمَن يُدَبِّرُ ٱلۡأَمۡرَۚ فَسَيَقُولُونَ ٱللَّهُۚ فَقُلۡ أَفَلَا تَتَّقُونَ
De ki: 'Gökten ve yerden sizi kim rızıklandırır? Yoksa işitmeye ve görüşlere kim sahiptir? Ve ölüden diriyi kim çıkarır ve diriden ölüyü kim çıkarır? Ve işi kim düzenler?' Bunun üzerine diyecekler: 'Allah.' Bunun üzerine de ki: 'Sakınmıyor musunuz?'
İsra 17:51
·
Kuran-ı Kerim
أَوۡ خَلۡقٗا مِّمَّا يَكۡبُرُ فِي صُدُورِكُمۡۚ فَسَيَقُولُونَ مَن يُعِيدُنَاۖ قُلِ ٱلَّذِي فَطَرَكُمۡ أَوَّلَ مَرَّةٖۚ فَسَيُنۡغِضُونَ إِلَيۡكَ رُءُوسَهُمۡ وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هُوَۖ قُلۡ عَسَىٰٓ أَن يَكُونَ قَرِيبٗا
Veya sizin göğüslerinizin içinde büyüyen şeyden bir yaratılış. Bunun üzerine diyecekler: 'Bizi kim geri döndürecek?' De ki: 'Sizi ilk defa yaratan kimse.' Bunun üzerine sana onların başlarını sallayacaklar ve diyecekler: 'O ne zaman?' De ki: 'Onun yakın olması umulur.'
Ahkaf 46:11
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لِلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَوۡ كَانَ خَيۡرٗا مَّا سَبَقُونَآ إِلَيۡهِۚ وَإِذۡ لَمۡ يَهۡتَدُواْ بِهِۦ فَسَيَقُولُونَ هَٰذَآ إِفۡكٞ قَدِيمٞ
Ve örtenler inananlar için dediler ki: 'Eğer o iyi olsaydı, ona bizden önce geçemezlerdi.' Ve onunla doğru yolu bulamadıkları için, 'Bu eski bir yalandır' diyecekler.
Fetih 48:15
·
Kuran-ı Kerim
سَيَقُولُ ٱلۡمُخَلَّفُونَ إِذَا ٱنطَلَقۡتُمۡ إِلَىٰ مَغَانِمَ لِتَأۡخُذُوهَا ذَرُونَا نَتَّبِعۡكُمۡۖ يُرِيدُونَ أَن يُبَدِّلُواْ كَلَٰمَ ٱللَّهِۚ قُل لَّن تَتَّبِعُونَا كَذَٰلِكُمۡ قَالَ ٱللَّهُ مِن قَبۡلُۖ فَسَيَقُولُونَ بَلۡ تَحۡسُدُونَنَاۚ بَلۡ كَانُواْ لَا يَفۡقَهُونَ إِلَّا قَلِيلٗا
Onları almanız için ganimetlere gittiğiniz zaman geri bırakılanlar diyecek: 'Bırakın bizi size tabi olalım.' Allah'ın sözünü değiştirmeyi isterler. De ki: 'Bize asla tabi olmayacaksınız, işte Allah önceden böyle dedi.' Bunun üzerine diyecekler: 'Aksine bizi kıskanıyorsunuz.' Aksine onlar azı hariç anlamazlardı.
Örnek Ayetler (4)
Saffat 37:151
·
Kuran-ı Kerim
أَلَآ إِنَّهُم مِّنۡ إِفۡكِهِمۡ لَيَقُولُونَ
Dikkat edin, şüphesiz onlar kendi uydurmalarından kesinlikle söylüyorlar:
Saffat 37:167
·
Kuran-ı Kerim
وَإِن كَانُواْ لَيَقُولُونَ
Ve şüphesiz onlar kesinlikle söylüyorlardı:
Duhan 44:34
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّ هَـٰٓؤُلَآءِ لَيَقُولُونَ
Şüphesiz bunlar kesinlikle diyorlar:
Mücadele 58:2
·
Kuran-ı Kerim
ٱلَّذِينَ يُظَٰهِرُونَ مِنكُم مِّن نِّسَآئِهِم مَّا هُنَّ أُمَّهَٰتِهِمۡۖ إِنۡ أُمَّهَٰتُهُمۡ إِلَّا ٱلَّـٰٓـِٔي وَلَدۡنَهُمۡۚ وَإِنَّهُمۡ لَيَقُولُونَ مُنكَرٗا مِّنَ ٱلۡقَوۡلِ وَزُورٗاۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَعَفُوٌّ غَفُورٞ
Sizden kadınlarına sırtını benzetenlerin kadınları, onların anneleri değildir. Onların anneleri, onları doğuran kadınlardan başkası değildir. Ve şüphesiz onlar sözden çirkin olanı ve yalanı kesinlikle söylerler. Ve şüphesiz Allah kesinlikle Silendir, Örtendir.
Örnek Ayetler (4)
Enbiya 21:112
·
Kuran-ı Kerim
قَٰلَ رَبِّ ٱحۡكُم بِٱلۡحَقِّۗ وَرَبُّنَا ٱلرَّحۡمَٰنُ ٱلۡمُسۡتَعَانُ عَلَىٰ مَا تَصِفُونَ
Dedi: 'Rabbim, gerçek ile hükmet. Ve Rabbimiz Merhameti Bol olandır, nitelediğiniz şeye karşı yardım istenendir.'
Mü'minun 23:112
·
Kuran-ı Kerim
قَٰلَ كَمۡ لَبِثۡتُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ عَدَدَ سِنِينَ
Dedi ki: 'Yılların sayısı olarak yerin içinde ne kadar kaldınız?'
Mü'minun 23:114
·
Kuran-ı Kerim
قَٰلَ إِن لَّبِثۡتُمۡ إِلَّا قَلِيلٗاۖ لَّوۡ أَنَّكُمۡ كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ
Dedi ki: 'Az hariç kalmadınız; keşke siz biliyor olsaydınız.'
Zuhruf 43:24
·
Kuran-ı Kerim
۞قَٰلَ أَوَلَوۡ جِئۡتُكُم بِأَهۡدَىٰ مِمَّا وَجَدتُّمۡ عَلَيۡهِ ءَابَآءَكُمۡۖ قَالُوٓاْ إِنَّا بِمَآ أُرۡسِلۡتُم بِهِۦ كَٰفِرُونَ
Dedi: 'Babalarınızı üzerinde bulduğunuz şeyden daha doğru yol gösterenini size getirsem bile mi?' Dediler: 'Şüphesiz biz sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi örtenleriz.'
Örnek Ayetler (4)
En'am 6:147
·
Kuran-ı Kerim
فَإِن كَذَّبُوكَ فَقُل رَّبُّكُمۡ ذُو رَحۡمَةٖ وَٰسِعَةٖ وَلَا يُرَدُّ بَأۡسُهُۥ عَنِ ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡمُجۡرِمِينَ
Böylece eğer seni yalanlarlarsa bunun üzerine de ki: 'Sizin Rabbiniz geniş merhamet sahibidir ve O'nun azabı suçlu toplumdan geri çevrilmez.'
Tevbe 9:83
·
Kuran-ı Kerim
فَإِن رَّجَعَكَ ٱللَّهُ إِلَىٰ طَآئِفَةٖ مِّنۡهُمۡ فَٱسۡتَـٔۡذَنُوكَ لِلۡخُرُوجِ فَقُل لَّن تَخۡرُجُواْ مَعِيَ أَبَدٗا وَلَن تُقَٰتِلُواْ مَعِيَ عَدُوًّاۖ إِنَّكُمۡ رَضِيتُم بِٱلۡقُعُودِ أَوَّلَ مَرَّةٖ فَٱقۡعُدُواْ مَعَ ٱلۡخَٰلِفِينَ
Bunun üzerine eğer Allah seni onlardan bir gruba döndürürse ve çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: 'Benimle beraber asla çıkmayacaksınız ve benimle beraber düşmanla savaşmayacaksınız. Şüphesiz siz ilk defasında oturmaya razı oldunuz, bunun üzerine geri kalanlarla beraber oturun.'
Yunus 10:41
·
Kuran-ı Kerim
وَإِن كَذَّبُوكَ فَقُل لِّي عَمَلِي وَلَكُمۡ عَمَلُكُمۡۖ أَنتُم بَرِيٓـُٔونَ مِمَّآ أَعۡمَلُ وَأَنَا۠ بَرِيٓءٞ مِّمَّا تَعۡمَلُونَ
Ve eğer seni yalanlarlarsa de ki: 'Benim işim benimdir ve sizin işiniz sizindir. Siz benim yaptığımdan uzaksınız ve ben sizin yaptığınızdan uzağım.'
İsra 17:28
·
Kuran-ı Kerim
وَإِمَّا تُعۡرِضَنَّ عَنۡهُمُ ٱبۡتِغَآءَ رَحۡمَةٖ مِّن رَّبِّكَ تَرۡجُوهَا فَقُل لَّهُمۡ قَوۡلٗا مَّيۡسُورٗا
Ve eğer senin Rabbinden onu umduğun bir merhamet arayarak onlardan yüz çevirirsen, o halde onlara kolaylaştırılmış bir söz söyle.
Örnek Ayetler (4)
Kehf 18:22
·
Kuran-ı Kerim
سَيَقُولُونَ ثَلَٰثَةٞ رَّابِعُهُمۡ كَلۡبُهُمۡ وَيَقُولُونَ خَمۡسَةٞ سَادِسُهُمۡ كَلۡبُهُمۡ رَجۡمَۢا بِٱلۡغَيۡبِۖ وَيَقُولُونَ سَبۡعَةٞ وَثَامِنُهُمۡ كَلۡبُهُمۡۚ قُل رَّبِّيٓ أَعۡلَمُ بِعِدَّتِهِم مَّا يَعۡلَمُهُمۡ إِلَّا قَلِيلٞۗ فَلَا تُمَارِ فِيهِمۡ إِلَّا مِرَآءٗ ظَٰهِرٗا وَلَا تَسۡتَفۡتِ فِيهِم مِّنۡهُمۡ أَحَدٗا
Görünmeyene taş atarak 'Üçtürler, onların dördüncüsü onların köpeğidir' diyecekler ve 'Beştirler, onların altıncısı onların köpeğidir' diyecekler. 'Yedidirler ve onların sekizincisi onların köpeğidir' diyecekler. De ki: 'Rabbim onların sayısını daha iyi bilendir; onları azdan başkası bilmez.' O halde açık bir tartışmadan başka onlar hakkında tartışma ve onlar hakkında onlardan hiç kimseden fetva isteme.
Mü'minun 23:85
·
Kuran-ı Kerim
سَيَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلۡ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ
'Allah'ındır' diyecekler. De ki: 'Hatırlamıyor musunuz?'
Mü'minun 23:87
·
Kuran-ı Kerim
سَيَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلۡ أَفَلَا تَتَّقُونَ
'Allah'ındır' diyecekler. De ki: 'Sakınmıyor musunuz?'
Mü'minun 23:89
·
Kuran-ı Kerim
سَيَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلۡ فَأَنَّىٰ تُسۡحَرُونَ
'Allah'ındır' diyecekler. De ki: 'Böylece nasıl büyüleniyorsunuz?'
Örnek Ayetler (3)
Enbiya 21:60
·
Kuran-ı Kerim
قَالُواْ سَمِعۡنَا فَتٗى يَذۡكُرُهُمۡ يُقَالُ لَهُۥٓ إِبۡرَٰهِيمُ
Dediler: 'Onları anan bir genç işittik, ona İbrahim denilir.'
Fussilet 41:43
·
Kuran-ı Kerim
مَّا يُقَالُ لَكَ إِلَّا مَا قَدۡ قِيلَ لِلرُّسُلِ مِن قَبۡلِكَۚ إِنَّ رَبَّكَ لَذُو مَغۡفِرَةٖ وَذُو عِقَابٍ أَلِيمٖ
Sana, senden önceki resullere söylenmiş olandan başka bir şey söylenmez. Şüphesiz senin Rabbin kesinlikle bir örtme sahibidir ve acı verici bir ceza sahibidir.
Mutaffifin 83:17
·
Kuran-ı Kerim
ثُمَّ يُقَالُ هَٰذَا ٱلَّذِي كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
Sonra 'Yalanlıyor olduğunuz budur' denilir.
Örnek Ayetler (3)
A'raf 7:28
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذَا فَعَلُواْ فَٰحِشَةٗ قَالُواْ وَجَدۡنَا عَلَيۡهَآ ءَابَآءَنَا وَٱللَّهُ أَمَرَنَا بِهَاۗ قُلۡ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَأۡمُرُ بِٱلۡفَحۡشَآءِۖ أَتَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعۡلَمُونَ
Ve bir çirkinlik yaptıklarında dediler: 'Babalarımızı onun üzerinde bulduk ve Allah onu bize emretti.' De ki: 'Şüphesiz Allah çirkinliği emretmez; Allah'a karşı bilmediğiniz şeyi mi söylüyorsunuz?'
Yunus 10:68
·
Kuran-ı Kerim
قَالُواْ ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ وَلَدٗاۗ سُبۡحَٰنَهُۥۖ هُوَ ٱلۡغَنِيُّۖ لَهُۥ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِۚ إِنۡ عِندَكُم مِّن سُلۡطَٰنِۭ بِهَٰذَآۚ أَتَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعۡلَمُونَ
Dediler: 'Allah bir çocuk edindi.' O uzaktır. O Zengindir. Göklerdeki ve yerdeki şeyler O'nundur. Yanınızda buna dair bir delil yoktur. Allah üzerine bilmediğiniz şeyi mi söylüyorsunuz?
Yunus 10:77
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ مُوسَىٰٓ أَتَقُولُونَ لِلۡحَقِّ لَمَّا جَآءَكُمۡۖ أَسِحۡرٌ هَٰذَا وَلَا يُفۡلِحُ ٱلسَّـٰحِرُونَ
Musa dedi: 'Size geldiği zaman gerçek için mi söylüyorsunuz? Bu bir büyü müdür? Ve büyücüler kurtuluşa ermezler.'
Örnek Ayetler (2)
Ali İmran 3:64
·
Kuran-ı Kerim
قُلۡ يَـٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ تَعَالَوۡاْ إِلَىٰ كَلِمَةٖ سَوَآءِۭ بَيۡنَنَا وَبَيۡنَكُمۡ أَلَّا نَعۡبُدَ إِلَّا ٱللَّهَ وَلَا نُشۡرِكَ بِهِۦ شَيۡـٔٗا وَلَا يَتَّخِذَ بَعۡضُنَا بَعۡضًا أَرۡبَابٗا مِّن دُونِ ٱللَّهِۚ فَإِن تَوَلَّوۡاْ فَقُولُواْ ٱشۡهَدُواْ بِأَنَّا مُسۡلِمُونَ
De ki: 'Ey kitap ehli, bizimle sizin aranızda eşit olan bir kelimeye gelin: Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ın dışında bir kısmımız bir kısmımızı rabler edinmesin.' Eğer dönerlerse, deyin ki: 'Şüphesiz bizim Müslümanlar olduğumuza tanık olun.'
Yusuf 12:81
·
Kuran-ı Kerim
ٱرۡجِعُوٓاْ إِلَىٰٓ أَبِيكُمۡ فَقُولُواْ يَـٰٓأَبَانَآ إِنَّ ٱبۡنَكَ سَرَقَ وَمَا شَهِدۡنَآ إِلَّا بِمَا عَلِمۡنَا وَمَا كُنَّا لِلۡغَيۡبِ حَٰفِظِينَ
Babanıza dönün ve deyin: 'Ey babamız, şüphesiz senin oğlun çaldı. Ve bildiğimiz şeyden başkasına tanıklık etmedik. Ve görünmeyeni koruyanlar olmadık.'
Örnek Ayetler (2)
A'raf 7:23
·
Kuran-ı Kerim
قَالَا رَبَّنَا ظَلَمۡنَآ أَنفُسَنَا وَإِن لَّمۡ تَغۡفِرۡ لَنَا وَتَرۡحَمۡنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡخَٰسِرِينَ
İkisi dedi: 'Rabbimiz, nefslerimize zulmettik; ve eğer bize örtmezsen ve bize merhamet etmezsen kesinlikle hüsrana uğrayanlardan oluruz.'
Taha 20:45
·
Kuran-ı Kerim
قَالَا رَبَّنَآ إِنَّنَا نَخَافُ أَن يَفۡرُطَ عَلَيۡنَآ أَوۡ أَن يَطۡغَىٰ
İkisi dedi: 'Rabbimiz, şüphesiz biz onun bize karşı taşkınlık etmesinden veya azmasından korkuyoruz.'
Örnek Ayetler (2)
Ali İmran 3:181
·
Kuran-ı Kerim
لَّقَدۡ سَمِعَ ٱللَّهُ قَوۡلَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓاْ إِنَّ ٱللَّهَ فَقِيرٞ وَنَحۡنُ أَغۡنِيَآءُۘ سَنَكۡتُبُ مَا قَالُواْ وَقَتۡلَهُمُ ٱلۡأَنۢبِيَآءَ بِغَيۡرِ حَقّٖ وَنَقُولُ ذُوقُواْ عَذَابَ ٱلۡحَرِيقِ
Kesinlikle Allah: 'Şüphesiz Allah fakirdir ve biz zenginleriz' diyenlerin sözünü işitti. Dediklerini ve nebileri haksız yere katletmelerini yazacağız ve diyeceğiz: 'Yakıcı azabı tadın.'
Sebe 34:42
·
Kuran-ı Kerim
فَٱلۡيَوۡمَ لَا يَمۡلِكُ بَعۡضُكُمۡ لِبَعۡضٖ نَّفۡعٗا وَلَا ضَرّٗا وَنَقُولُ لِلَّذِينَ ظَلَمُواْ ذُوقُواْ عَذَابَ ٱلنَّارِ ٱلَّتِي كُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ
Böylece bugün bazınız bazınıza ne bir faydaya ne de bir zarara sahip olur. Ve zalimlere deriz: 'Kendisini yalanladığınız ateşin azabını tadın.'
Örnek Ayetler (2)
Bakara 2:136
·
Kuran-ı Kerim
قُولُوٓاْ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيۡنَا وَمَآ أُنزِلَ إِلَىٰٓ إِبۡرَٰهِـۧمَ وَإِسۡمَٰعِيلَ وَإِسۡحَٰقَ وَيَعۡقُوبَ وَٱلۡأَسۡبَاطِ وَمَآ أُوتِيَ مُوسَىٰ وَعِيسَىٰ وَمَآ أُوتِيَ ٱلنَّبِيُّونَ مِن رَّبِّهِمۡ لَا نُفَرِّقُ بَيۡنَ أَحَدٖ مِّنۡهُمۡ وَنَحۡنُ لَهُۥ مُسۡلِمُونَ
Deyin: 'Allah'a, bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup'a ve torunlara indirilene, Musa'ya ve İsa'ya verilene ve nebilere Rablerinden verilene inandık, onlardan hiçbirinin arasını ayırmayız ve biz ona Müslümanlarız.'
Hucurat 49:14
·
Kuran-ı Kerim
۞قَالَتِ ٱلۡأَعۡرَابُ ءَامَنَّاۖ قُل لَّمۡ تُؤۡمِنُواْ وَلَٰكِن قُولُوٓاْ أَسۡلَمۡنَا وَلَمَّا يَدۡخُلِ ٱلۡإِيمَٰنُ فِي قُلُوبِكُمۡۖ وَإِن تُطِيعُواْ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ لَا يَلِتۡكُم مِّنۡ أَعۡمَٰلِكُمۡ شَيۡـًٔاۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٞ رَّحِيمٌ
Bedeviler dedi: 'İnandık.' De ki: 'Siz inanmadınız, fakat 'Biz teslim olduk' deyin; ve inanç henüz kalplerinizin içine girmedi. Ve eğer Allah'a ve elçisine itaat ederseniz, işlerinizden hiçbir şey eksiltmez. Şüphesiz Allah Örten'dir, Merhameti Kesintisiz'dir.'
Örnek Ayetler (2)
Şuara 26:203
·
Kuran-ı Kerim
فَيَقُولُواْ هَلۡ نَحۡنُ مُنظَرُونَ
Bunun üzerine derler: 'Biz süre verilenler miyiz?'
Kasas 28:47
·
Kuran-ı Kerim
وَلَوۡلَآ أَن تُصِيبَهُم مُّصِيبَةُۢ بِمَا قَدَّمَتۡ أَيۡدِيهِمۡ فَيَقُولُواْ رَبَّنَا لَوۡلَآ أَرۡسَلۡتَ إِلَيۡنَا رَسُولٗا فَنَتَّبِعَ ءَايَٰتِكَ وَنَكُونَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
Ve ellerinin öne sürdükleri sebebiyle onlara bir musibet isabet ettiğinde: 'Rabbimiz, bize bir resul gönderseydin de Senin ayetlerine uysaydık ve inananlardan olsaydık' dememeleri olmasaydı.
Örnek Ayetler (2)
Nur 24:16
·
Kuran-ı Kerim
وَلَوۡلَآ إِذۡ سَمِعۡتُمُوهُ قُلۡتُم مَّا يَكُونُ لَنَآ أَن نَّتَكَلَّمَ بِهَٰذَا سُبۡحَٰنَكَ هَٰذَا بُهۡتَٰنٌ عَظِيمٞ
Ve onu işittiğinizde: 'Bunu konuşmamız bize olmaz; Sen uzaksın, bu büyük bir iftiradır' demeli değil miydiniz?
Casiye 45:32
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذَا قِيلَ إِنَّ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقّٞ وَٱلسَّاعَةُ لَا رَيۡبَ فِيهَا قُلۡتُم مَّا نَدۡرِي مَا ٱلسَّاعَةُ إِن نَّظُنُّ إِلَّا ظَنّٗا وَمَا نَحۡنُ بِمُسۡتَيۡقِنِينَ
Ve 'Şüphesiz Allah'ın sözü gerçektir ve saat, onda şüphe yoktur' denildiğinde, 'Saatin ne olduğunu bilmiyoruz, sadece bir zanda bulunuyoruz ve biz kesin olarak inananlar değiliz' dediniz.
Örnek Ayetler (2)
Taha 20:47
·
Kuran-ı Kerim
فَأۡتِيَاهُ فَقُولَآ إِنَّا رَسُولَا رَبِّكَ فَأَرۡسِلۡ مَعَنَا بَنِيٓ إِسۡرَـٰٓءِيلَ وَلَا تُعَذِّبۡهُمۡۖ قَدۡ جِئۡنَٰكَ بِـَٔايَةٖ مِّن رَّبِّكَۖ وَٱلسَّلَٰمُ عَلَىٰ مَنِ ٱتَّبَعَ ٱلۡهُدَىٰٓ
Bunun üzerine ona gidin ve deyin: 'Şüphesiz biz senin Rabbinin iki resulüyüz, bunun üzerine İsrail oğullarını bizimle gönder ve onlara azap etme. Kesinlikle sana Rabbinden bir işaretle geldik. Ve esenlik yol göstermeye uyan kimsenin üzerinedir.'
Şuara 26:16
·
Kuran-ı Kerim
فَأۡتِيَا فِرۡعَوۡنَ فَقُولَآ إِنَّا رَسُولُ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
Bunun üzerine ikiniz Firavun'a gidin, bunun üzerine deyin: 'Şüphesiz biz alemlerin Rabbinin elçisiyiz.'
Örnek Ayetler (2)
Hac 22:68
·
Kuran-ı Kerim
وَإِن جَٰدَلُوكَ فَقُلِ ٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا تَعۡمَلُونَ
Ve eğer seninle tartışırlarsa, böylece de ki: 'Allah sizin yaptığınızı daha iyi bilendir.'
Mü'minun 23:28
·
Kuran-ı Kerim
فَإِذَا ٱسۡتَوَيۡتَ أَنتَ وَمَن مَّعَكَ عَلَى ٱلۡفُلۡكِ فَقُلِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِي نَجَّىٰنَا مِنَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّـٰلِمِينَ
Bunun üzerine sen ve seninle beraber olan kimseler geminin üzerine yerleştiğin zaman, bunun üzerine de: 'Övgü, bizi zalim kavimden kurtaran Allah'adır.'