1723
Kullanım
6
Lemma
144
Türev
112
Anlam
6 lemma, 144 türev form
Kelime | Okunuş | Anlam | Tür | Adet | ||
|---|---|---|---|---|---|---|
تَقُولَنَّ | tekulenne | mutlaka söyleyesin, söylemek, konuşmak, demek | Fiil | 1 | ||
فَقَالَتۡ | fe-kalet | ve söyledi, söylemek, konuşmak, demek | Fiil | 1 | ||
قَالَتَا | kaleta | ikisi söyledi, söylemek, konuşmak, demek | Fiil | 1 | ||
وَتَقُولُونَ | ve-tekulune | ve söylersiniz, söylemek, konuşmak, demek | Fiil | 1 | ||
قُلۡنَ | kulne | söylediler, söylemek, konuşmak, ifade etmek | Fiil | 1 | ||
وَلِيَقُولَ | ve-li-yekule | ve söylesin diye, söylemek, konuşmak, ifade etmek | Fiil | 1 | ||
فَيَقُولَ | fe-yekule | böylece söyler, söylemek, konuşmak, ifade etmek | Fiil | 1 | ||
وَيَقُولُواْ | ve-yekulu | ve söylerler, söylemek, demek, konuşmak | Fiil | 1 | ||
يَقُولَآ | yekula | söylerler, söylemek, demek, konuşmak | Fiil | 1 | ||
قَوۡلٗا Lemma | kavlen | sözü, ses, söz, ifade, konuşma | İsim | 15 | ||
ٱلۡقَوۡلُ | el-kavlu | ses, ses, söz, ifade | İsim | 12 | ||
Örnek Ayetler (5 / 12) Hud 11:40 · Kuran-ı Kerim حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَمۡرُنَا وَفَارَ ٱلتَّنُّورُ قُلۡنَا ٱحۡمِلۡ فِيهَا مِن كُلّٖ زَوۡجَيۡنِ ٱثۡنَيۡنِ وَأَهۡلَكَ إِلَّا مَن سَبَقَ عَلَيۡهِ ٱلۡقَوۡلُ وَمَنۡ ءَامَنَۚ وَمَآ ءَامَنَ مَعَهُۥٓ إِلَّا قَلِيلٞ Bizim emrimiz geldiği ve tandır kaynadığı zaman dedik: 'Onun içinde her şeyden iki eşi ve aleyhine söz geçmiş olan kimse hariç aileni ve inanan kimseleri taşı.' Ve onunla beraber azdan başkası inanmadı. İsra 17:16 · Kuran-ı Kerim وَإِذَآ أَرَدۡنَآ أَن نُّهۡلِكَ قَرۡيَةً أَمَرۡنَا مُتۡرَفِيهَا فَفَسَقُواْ فِيهَا فَحَقَّ عَلَيۡهَا ٱلۡقَوۡلُ فَدَمَّرۡنَٰهَا تَدۡمِيرٗا Ve bir şehri helak etmeyi istediğimizde, onun refah içindekilerine emrettik, bunun üzerine onun içinde yoldan çıktılar; böylece o söz onun üzerine hak oldu, bunun üzerine onu tamamen yerle bir ettik. Mü'minun 23:27 · Kuran-ı Kerim فَأَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡهِ أَنِ ٱصۡنَعِ ٱلۡفُلۡكَ بِأَعۡيُنِنَا وَوَحۡيِنَا فَإِذَا جَآءَ أَمۡرُنَا وَفَارَ ٱلتَّنُّورُ فَٱسۡلُكۡ فِيهَا مِن كُلّٖ زَوۡجَيۡنِ ٱثۡنَيۡنِ وَأَهۡلَكَ إِلَّا مَن سَبَقَ عَلَيۡهِ ٱلۡقَوۡلُ مِنۡهُمۡۖ وَلَا تُخَٰطِبۡنِي فِي ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓاْ إِنَّهُم مُّغۡرَقُونَ Bunun üzerine ona vahyettik: 'Gözlerimizle ve vahyimizle gemiyi yap. Bunun üzerine emrimiz geldiği ve fırın kaynadığı zaman, her iki eşten ikisini ve onlardan aleyhine söz geçmiş kimse hariç aileni onun içine koy. Ve zulmeden kimseler hakkında bana hitap etme, şüphesiz onlar batırılacaklardır.' Neml 27:82 · Kuran-ı Kerim ۞وَإِذَا وَقَعَ ٱلۡقَوۡلُ عَلَيۡهِمۡ أَخۡرَجۡنَا لَهُمۡ دَآبَّةٗ مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ تُكَلِّمُهُمۡ أَنَّ ٱلنَّاسَ كَانُواْ بِـَٔايَٰتِنَا لَا يُوقِنُونَ Ve söz onların üzerine gerçekleştiğinde, onlara yerden bir canlı çıkarırız ki onlarla konuşur: Şüphesiz insanlar ayetlerimize kesin olarak inanmıyorlardı. Neml 27:85 · Kuran-ı Kerim وَوَقَعَ ٱلۡقَوۡلُ عَلَيۡهِم بِمَا ظَلَمُواْ فَهُمۡ لَا يَنطِقُونَ Ve zulmetmeleri sebebiyle söz onların üzerine gerçekleşti, böylece onlar konuşamazlar. | ||||||
ٱلۡقَوۡلِ | el-kavli | sesin, ses, söz, ifade | İsim | 9 | ||
قَوۡلَ | kavle | sesi, ses, söz, ifade | İsim | 7 | ||
ٱلۡقَوۡلَ | el-kavle | sözü, söz, ifade, konuşma | İsim | 7 | ||
بِٱلۡقَوۡلِ | bi'l-kavli | ses ile, ses, söz, ifade | İsim | 5 | ||
قَوۡلًا | kavlen | ses, ses, söz, ifade | İsim | 3 | ||
قَوۡلُهُمۡ | kavluhum | sesleri, ses, söz, ifade | İsim | 3 | ||
وَقَوۡلِهِمۡ | ve-kavlihim | ve sözlerinin, söz, ses, ifade | İsim | 3 | ||
بِقَوۡلِ | bi-kavli | sözüyle, söz, ifade, görüş | İsim | 3 | ||
قَوۡلُ | kavlu | ses, ses, söz, ifade | İsim | 2 | ||
Örnek Ayetler (1)
Kehf 18:23
·
Kuran-ı Kerim
وَلَا تَقُولَنَّ لِشَاْيۡءٍ إِنِّي فَاعِلٞ ذَٰلِكَ غَدًا
Bir şey için kesinlikle deme: 'Şüphesiz ben bunu yarın yapanım.'
Örnek Ayetler (1)
Kasas 28:12
·
Kuran-ı Kerim
۞وَحَرَّمۡنَا عَلَيۡهِ ٱلۡمَرَاضِعَ مِن قَبۡلُ فَقَالَتۡ هَلۡ أَدُلُّكُمۡ عَلَىٰٓ أَهۡلِ بَيۡتٖ يَكۡفُلُونَهُۥ لَكُمۡ وَهُمۡ لَهُۥ نَٰصِحُونَ
Ve önceden ona sütanneleri yasaklamıştık. Bunun üzerine dedi: 'Sizin için onun bakımını üstlenecek ve ona iyi davranacak bir ev halkını size göstereyim mi?'
Örnek Ayetler (1)
Kasas 28:23
·
Kuran-ı Kerim
وَلَمَّا وَرَدَ مَآءَ مَدۡيَنَ وَجَدَ عَلَيۡهِ أُمَّةٗ مِّنَ ٱلنَّاسِ يَسۡقُونَ وَوَجَدَ مِن دُونِهِمُ ٱمۡرَأَتَيۡنِ تَذُودَانِۖ قَالَ مَا خَطۡبُكُمَاۖ قَالَتَا لَا نَسۡقِي حَتَّىٰ يُصۡدِرَ ٱلرِّعَآءُۖ وَأَبُونَا شَيۡخٞ كَبِيرٞ
Ve Medyen suyuna vardığında, onun üzerinde sulayan insanlardan bir topluluk buldu. Ve onların gerisinde engelleyen iki kadın buldu. Dedi: 'İkinizin durumu nedir?' İkisi dedi: 'Çobanlar ayrılana kadar biz sulamayız; ve babamız büyük bir yaşlıdır.'
Örnek Ayetler (1)
Nur 24:15
·
Kuran-ı Kerim
إِذۡ تَلَقَّوۡنَهُۥ بِأَلۡسِنَتِكُمۡ وَتَقُولُونَ بِأَفۡوَاهِكُم مَّا لَيۡسَ لَكُم بِهِۦ عِلۡمٞ وَتَحۡسَبُونَهُۥ هَيِّنٗا وَهُوَ عِندَ ٱللَّهِ عَظِيمٞ
Hani onu dillerinizle karşılıyordunuz ve hakkında bilginiz olmayan şeyi ağızlarınızla söylüyordunuz. Ve onu önemsiz zannediyordunuz; oysa o, Allah katında büyüktür.
Örnek Ayetler (1)
Yusuf 12:51
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ مَا خَطۡبُكُنَّ إِذۡ رَٰوَدتُّنَّ يُوسُفَ عَن نَّفۡسِهِۦۚ قُلۡنَ حَٰشَ لِلَّهِ مَا عَلِمۡنَا عَلَيۡهِ مِن سُوٓءٖۚ قَالَتِ ٱمۡرَأَتُ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡـَٰٔنَ حَصۡحَصَ ٱلۡحَقُّ أَنَا۠ رَٰوَدتُّهُۥ عَن نَّفۡسِهِۦ وَإِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلصَّـٰدِقِينَ
Dedi: 'Yusuf'u nefsinden arzuladığınızda durumunuz neydi?' Dediler: 'Allah uzaktır, onun üzerinde hiçbir kötülük bilmedik.' Üstün olanın karısı dedi: 'Şimdi gerçek ortaya çıktı, onu nefsinden ben arzuladım ve şüphesiz o kesinlikle doğru olanlardandır.'
Örnek Ayetler (1)
Müddessir 74:31
·
Kuran-ı Kerim
وَمَا جَعَلۡنَآ أَصۡحَٰبَ ٱلنَّارِ إِلَّا مَلَـٰٓئِكَةٗۖ وَمَا جَعَلۡنَا عِدَّتَهُمۡ إِلَّا فِتۡنَةٗ لِّلَّذِينَ كَفَرُواْ لِيَسۡتَيۡقِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ وَيَزۡدَادَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِيمَٰنٗا وَلَا يَرۡتَابَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡمُؤۡمِنُونَ وَلِيَقُولَ ٱلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٞ وَٱلۡكَٰفِرُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَٰذَا مَثَلٗاۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهۡدِي مَن يَشَآءُۚ وَمَا يَعۡلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَۚ وَمَا هِيَ إِلَّا ذِكۡرَىٰ لِلۡبَشَرِ
Ve ateşin arkadaşlarını meleklerden başkası kılmadık. Ve onların sayısını örtenler için bir sınamadan başkası kılmadık; kitap verilenler kesin olarak bilsinler, inananların inancı artsın, kitap verilenler ve inananlar şüphe etmesinler, kalplerinde hastalık olanlar ve örtenler 'Allah bununla örnek olarak ne diledi?' desinler diye. Böylece Allah dilediğini saptırır ve dilediğine yol gösterir. Ve Rabbinin ordularını O'ndan başkası bilmez. Ve o, insan için bir hatırlatmadan başkası değildir.
Örnek Ayetler (1)
Münafikun 63:10
·
Kuran-ı Kerim
وَأَنفِقُواْ مِن مَّا رَزَقۡنَٰكُم مِّن قَبۡلِ أَن يَأۡتِيَ أَحَدَكُمُ ٱلۡمَوۡتُ فَيَقُولَ رَبِّ لَوۡلَآ أَخَّرۡتَنِيٓ إِلَىٰٓ أَجَلٖ قَرِيبٖ فَأَصَّدَّقَ وَأَكُن مِّنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ
Ve sizden birinize ölüm gelip de: 'Rabbim, beni yakın bir süreye kadar erteleseydin de sadaka verseydim ve iyi kimselerden olsaydım' demesinden önce, sizi rızıklandırdığımız şeylerden harcayın.
Örnek Ayetler (1)
Kamer 54:2
·
Kuran-ı Kerim
وَإِن يَرَوۡاْ ءَايَةٗ يُعۡرِضُواْ وَيَقُولُواْ سِحۡرٞ مُّسۡتَمِرّٞ
Ve eğer bir ayet görürlerse yüz çevirirler ve derler: 'Sürüp giden bir büyüdür.'
Örnek Ayetler (1)
Bakara 2:102
·
Kuran-ı Kerim
وَٱتَّبَعُواْ مَا تَتۡلُواْ ٱلشَّيَٰطِينُ عَلَىٰ مُلۡكِ سُلَيۡمَٰنَۖ وَمَا كَفَرَ سُلَيۡمَٰنُ وَلَٰكِنَّ ٱلشَّيَٰطِينَ كَفَرُواْ يُعَلِّمُونَ ٱلنَّاسَ ٱلسِّحۡرَ وَمَآ أُنزِلَ عَلَى ٱلۡمَلَكَيۡنِ بِبَابِلَ هَٰرُوتَ وَمَٰرُوتَۚ وَمَا يُعَلِّمَانِ مِنۡ أَحَدٍ حَتَّىٰ يَقُولَآ إِنَّمَا نَحۡنُ فِتۡنَةٞ فَلَا تَكۡفُرۡۖ فَيَتَعَلَّمُونَ مِنۡهُمَا مَا يُفَرِّقُونَ بِهِۦ بَيۡنَ ٱلۡمَرۡءِ وَزَوۡجِهِۦۚ وَمَا هُم بِضَآرِّينَ بِهِۦ مِنۡ أَحَدٍ إِلَّا بِإِذۡنِ ٱللَّهِۚ وَيَتَعَلَّمُونَ مَا يَضُرُّهُمۡ وَلَا يَنفَعُهُمۡۚ وَلَقَدۡ عَلِمُواْ لَمَنِ ٱشۡتَرَىٰهُ مَا لَهُۥ فِي ٱلۡأٓخِرَةِ مِنۡ خَلَٰقٖۚ وَلَبِئۡسَ مَا شَرَوۡاْ بِهِۦٓ أَنفُسَهُمۡۚ لَوۡ كَانُواْ يَعۡلَمُونَ
Ve Süleyman'ın egemenliği üzerine şeytanların okuduğu şeye uydular. Ve Süleyman örtmedi ve lakin şeytanlar örttüler; insanlara sihri ve Babil'de Harut ve Marut iki meleğin üzerine indirilen şeyi öğretiyorlar. Ve ikisi 'Ancak biz bir sınamayız, bunun üzerine örtme' demedikçe birine öğretmezler. Bunun üzerine ikisinden, onunla kişinin ve eşinin arasını ayırdıkları şeyi öğreniyorlar. Ve onlar Allah'ın izni hariç onunla birine zarar vericiler değildir. Ve onlara zarar veren ve onlara fayda vermeyen şeyi öğreniyorlar. Ve kesinlikle onu satın alan kimsenin ahiret içinde bir payı olmadığını bildiler. Ve onun karşılığında nefslerini sattıkları şey kesinlikle ne kötüdür; keşke biliyor olsaydılar.
Örnek Ayetler (5 / 15)
Bakara 2:235
·
Kuran-ı Kerim
وَلَا جُنَاحَ عَلَيۡكُمۡ فِيمَا عَرَّضۡتُم بِهِۦ مِنۡ خِطۡبَةِ ٱلنِّسَآءِ أَوۡ أَكۡنَنتُمۡ فِيٓ أَنفُسِكُمۡۚ عَلِمَ ٱللَّهُ أَنَّكُمۡ سَتَذۡكُرُونَهُنَّ وَلَٰكِن لَّا تُوَاعِدُوهُنَّ سِرًّا إِلَّآ أَن تَقُولُواْ قَوۡلٗا مَّعۡرُوفٗاۚ وَلَا تَعۡزِمُواْ عُقۡدَةَ ٱلنِّكَاحِ حَتَّىٰ يَبۡلُغَ ٱلۡكِتَٰبُ أَجَلَهُۥۚ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ يَعۡلَمُ مَا فِيٓ أَنفُسِكُمۡ فَٱحۡذَرُوهُۚ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ حَلِيمٞ
Kadınlara evlenme isteğinizi üstü kapalı söylemenizde veya kendi nefislerinizde gizlemenizde sizin üzerinize günah yoktur. Allah onları anacağınızı bildi; ancak uygun bir söz söylemeniz hariç, onlarla gizlice sözleşmeyin. Yazılan süreye ulaşıncaya kadar nikah bağına karar vermeyin. Şüphesiz Allah'ın nefislerinizdekini bildiğini bilin ve O'ndan sakının. Şüphesiz Allah'ın Örten, Yumuşak Başlı olduğunu bilin.
Nisa 4:5
·
Kuran-ı Kerim
وَلَا تُؤۡتُواْ ٱلسُّفَهَآءَ أَمۡوَٰلَكُمُ ٱلَّتِي جَعَلَ ٱللَّهُ لَكُمۡ قِيَٰمٗا وَٱرۡزُقُوهُمۡ فِيهَا وَٱكۡسُوهُمۡ وَقُولُواْ لَهُمۡ قَوۡلٗا مَّعۡرُوفٗا
Ve Allah'ın sizin için bir geçim kaynağı kıldığı mallarınızı akılsızlara vermeyin. Ve onun içinde onları rızıklandırın, onları giydirin ve onlara bilinen bir söz söyleyin.
Nisa 4:8
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذَا حَضَرَ ٱلۡقِسۡمَةَ أُوْلُواْ ٱلۡقُرۡبَىٰ وَٱلۡيَتَٰمَىٰ وَٱلۡمَسَٰكِينُ فَٱرۡزُقُوهُم مِّنۡهُ وَقُولُواْ لَهُمۡ قَوۡلٗا مَّعۡرُوفٗا
Ve paylaşımda yakınlık sahipleri, yetimler ve yoksullar hazır bulunduğu zaman, ondan onları rızıklandırın ve onlara bilinen bir söz söyleyin.
Nisa 4:9
·
Kuran-ı Kerim
وَلۡيَخۡشَ ٱلَّذِينَ لَوۡ تَرَكُواْ مِنۡ خَلۡفِهِمۡ ذُرِّيَّةٗ ضِعَٰفًا خَافُواْ عَلَيۡهِمۡ فَلۡيَتَّقُواْ ٱللَّهَ وَلۡيَقُولُواْ قَوۡلٗا سَدِيدًا
Ve arkalarından zayıf bir soy bıraksalardı onlar üzerine korkacak olan kimseler korksun. Bunun üzerine Allah'tan sakınsınlar ve doğru bir söz söylesinler.
İsra 17:23
·
Kuran-ı Kerim
۞وَقَضَىٰ رَبُّكَ أَلَّا تَعۡبُدُوٓاْ إِلَّآ إِيَّاهُ وَبِٱلۡوَٰلِدَيۡنِ إِحۡسَٰنًاۚ إِمَّا يَبۡلُغَنَّ عِندَكَ ٱلۡكِبَرَ أَحَدُهُمَآ أَوۡ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُل لَّهُمَآ أُفّٖ وَلَا تَنۡهَرۡهُمَا وَقُل لَّهُمَا قَوۡلٗا كَرِيمٗا
Ve senin Rabbin, O'ndan başkasına kulluk etmemenize ve anne babaya iyilik yapmanıza hükmetti. Eğer senin yanında onların ikisinden biri veya onların ikisi yaşlılığa ulaşırsa, o halde onların ikisine 'öf' deme ve onların ikisini azarlama ve onların ikisine değerli bir söz söyle.
Örnek Ayetler (5 / 12)
Hud 11:40
·
Kuran-ı Kerim
حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَمۡرُنَا وَفَارَ ٱلتَّنُّورُ قُلۡنَا ٱحۡمِلۡ فِيهَا مِن كُلّٖ زَوۡجَيۡنِ ٱثۡنَيۡنِ وَأَهۡلَكَ إِلَّا مَن سَبَقَ عَلَيۡهِ ٱلۡقَوۡلُ وَمَنۡ ءَامَنَۚ وَمَآ ءَامَنَ مَعَهُۥٓ إِلَّا قَلِيلٞ
Bizim emrimiz geldiği ve tandır kaynadığı zaman dedik: 'Onun içinde her şeyden iki eşi ve aleyhine söz geçmiş olan kimse hariç aileni ve inanan kimseleri taşı.' Ve onunla beraber azdan başkası inanmadı.
İsra 17:16
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذَآ أَرَدۡنَآ أَن نُّهۡلِكَ قَرۡيَةً أَمَرۡنَا مُتۡرَفِيهَا فَفَسَقُواْ فِيهَا فَحَقَّ عَلَيۡهَا ٱلۡقَوۡلُ فَدَمَّرۡنَٰهَا تَدۡمِيرٗا
Ve bir şehri helak etmeyi istediğimizde, onun refah içindekilerine emrettik, bunun üzerine onun içinde yoldan çıktılar; böylece o söz onun üzerine hak oldu, bunun üzerine onu tamamen yerle bir ettik.
Mü'minun 23:27
·
Kuran-ı Kerim
فَأَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡهِ أَنِ ٱصۡنَعِ ٱلۡفُلۡكَ بِأَعۡيُنِنَا وَوَحۡيِنَا فَإِذَا جَآءَ أَمۡرُنَا وَفَارَ ٱلتَّنُّورُ فَٱسۡلُكۡ فِيهَا مِن كُلّٖ زَوۡجَيۡنِ ٱثۡنَيۡنِ وَأَهۡلَكَ إِلَّا مَن سَبَقَ عَلَيۡهِ ٱلۡقَوۡلُ مِنۡهُمۡۖ وَلَا تُخَٰطِبۡنِي فِي ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓاْ إِنَّهُم مُّغۡرَقُونَ
Bunun üzerine ona vahyettik: 'Gözlerimizle ve vahyimizle gemiyi yap. Bunun üzerine emrimiz geldiği ve fırın kaynadığı zaman, her iki eşten ikisini ve onlardan aleyhine söz geçmiş kimse hariç aileni onun içine koy. Ve zulmeden kimseler hakkında bana hitap etme, şüphesiz onlar batırılacaklardır.'
Neml 27:82
·
Kuran-ı Kerim
۞وَإِذَا وَقَعَ ٱلۡقَوۡلُ عَلَيۡهِمۡ أَخۡرَجۡنَا لَهُمۡ دَآبَّةٗ مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ تُكَلِّمُهُمۡ أَنَّ ٱلنَّاسَ كَانُواْ بِـَٔايَٰتِنَا لَا يُوقِنُونَ
Ve söz onların üzerine gerçekleştiğinde, onlara yerden bir canlı çıkarırız ki onlarla konuşur: Şüphesiz insanlar ayetlerimize kesin olarak inanmıyorlardı.
Neml 27:85
·
Kuran-ı Kerim
وَوَقَعَ ٱلۡقَوۡلُ عَلَيۡهِم بِمَا ظَلَمُواْ فَهُمۡ لَا يَنطِقُونَ
Ve zulmetmeleri sebebiyle söz onların üzerine gerçekleşti, böylece onlar konuşamazlar.
Örnek Ayetler (5 / 9)
Nisa 4:108
·
Kuran-ı Kerim
يَسۡتَخۡفُونَ مِنَ ٱلنَّاسِ وَلَا يَسۡتَخۡفُونَ مِنَ ٱللَّهِ وَهُوَ مَعَهُمۡ إِذۡ يُبَيِّتُونَ مَا لَا يَرۡضَىٰ مِنَ ٱلۡقَوۡلِۚ وَكَانَ ٱللَّهُ بِمَا يَعۡمَلُونَ مُحِيطًا
İnsanlardan gizlenirler ve Allah'tan gizlenmezler. Oysa sözden O'nun razı olmadığı şeyi geceleyin kurdukları zaman O onlarla beraberdir. Ve Allah onların yaptıklarını Kuşatan'dır.
Nisa 4:148
·
Kuran-ı Kerim
۞لَّا يُحِبُّ ٱللَّهُ ٱلۡجَهۡرَ بِٱلسُّوٓءِ مِنَ ٱلۡقَوۡلِ إِلَّا مَن ظُلِمَۚ وَكَانَ ٱللَّهُ سَمِيعًا عَلِيمًا
Zulme uğrayan kimse hariç, Allah sözden kötülüğün açığa vurulmasını sevmez. Ve Allah İşiten'dir, Bilen'dir.
En'am 6:112
·
Kuran-ı Kerim
وَكَذَٰلِكَ جَعَلۡنَا لِكُلِّ نَبِيٍّ عَدُوّٗا شَيَٰطِينَ ٱلۡإِنسِ وَٱلۡجِنِّ يُوحِي بَعۡضُهُمۡ إِلَىٰ بَعۡضٖ زُخۡرُفَ ٱلۡقَوۡلِ غُرُورٗاۚ وَلَوۡ شَآءَ رَبُّكَ مَا فَعَلُوهُۖ فَذَرۡهُمۡ وَمَا يَفۡتَرُونَ
Ve işte böyle her nebi için insan ve cin şeytanlarını bir düşman kıldık. Aldatmak için onların bazısı bazısına yaldızlı sözü fısıldar. Ve eğer Rabbin dileseydi onu yapmazlardı. Öyleyse onları ve uydurduklarını bırak.
A'raf 7:205
·
Kuran-ı Kerim
وَٱذۡكُر رَّبَّكَ فِي نَفۡسِكَ تَضَرُّعٗا وَخِيفَةٗ وَدُونَ ٱلۡجَهۡرِ مِنَ ٱلۡقَوۡلِ بِٱلۡغُدُوِّ وَٱلۡأٓصَالِ وَلَا تَكُن مِّنَ ٱلۡغَٰفِلِينَ
Ve kendi nefsinde Rabbini yalvararak ve korkarak, sözden yüksek sesin altında sabahları ve akşamları hatırla. Ve habersiz olanlardan olma.
Ra'd 13:33
·
Kuran-ı Kerim
أَفَمَنۡ هُوَ قَآئِمٌ عَلَىٰ كُلِّ نَفۡسِۭ بِمَا كَسَبَتۡۗ وَجَعَلُواْ لِلَّهِ شُرَكَآءَ قُلۡ سَمُّوهُمۡۚ أَمۡ تُنَبِّـُٔونَهُۥ بِمَا لَا يَعۡلَمُ فِي ٱلۡأَرۡضِ أَم بِظَٰهِرٖ مِّنَ ٱلۡقَوۡلِۗ بَلۡ زُيِّنَ لِلَّذِينَ كَفَرُواْ مَكۡرُهُمۡ وَصُدُّواْ عَنِ ٱلسَّبِيلِۗ وَمَن يُضۡلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِنۡ هَادٖ
Her nefsin kazandığı şeyin üzerinde duran kimse mi? Ve Allah'a ortaklar kıldılar. De ki: 'Onları isimlendirin. Yoksa O'na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Yoksa sözden açık olanla mı?' Aksine, örtenlere tuzakları süslü gösterildi ve yoldan alıkonuldular. Ve Allah kimi saptırırsa, artık onun için hiçbir yol gösteren yoktur.
Örnek Ayetler (5 / 7)
Ali İmran 3:181
·
Kuran-ı Kerim
لَّقَدۡ سَمِعَ ٱللَّهُ قَوۡلَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓاْ إِنَّ ٱللَّهَ فَقِيرٞ وَنَحۡنُ أَغۡنِيَآءُۘ سَنَكۡتُبُ مَا قَالُواْ وَقَتۡلَهُمُ ٱلۡأَنۢبِيَآءَ بِغَيۡرِ حَقّٖ وَنَقُولُ ذُوقُواْ عَذَابَ ٱلۡحَرِيقِ
Kesinlikle Allah: 'Şüphesiz Allah fakirdir ve biz zenginleriz' diyenlerin sözünü işitti. Dediklerini ve nebileri haksız yere katletmelerini yazacağız ve diyeceğiz: 'Yakıcı azabı tadın.'
Tevbe 9:30
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالَتِ ٱلۡيَهُودُ عُزَيۡرٌ ٱبۡنُ ٱللَّهِ وَقَالَتِ ٱلنَّصَٰرَى ٱلۡمَسِيحُ ٱبۡنُ ٱللَّهِۖ ذَٰلِكَ قَوۡلُهُم بِأَفۡوَٰهِهِمۡۖ يُضَٰهِـُٔونَ قَوۡلَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن قَبۡلُۚ قَٰتَلَهُمُ ٱللَّهُۖ أَنَّىٰ يُؤۡفَكُونَ
Ve Yahudiler: 'Üzeyir Allah'ın oğludur' dedi. Ve Nasraniler: 'Mesih Allah'ın oğludur' dedi. İşte bu ağızlarıyla onların sözüdür; önceden örten kimselerin sözüne benzetiyorlar. Allah onları katletsin, nasıl çevriliyorlar!
Meryem 19:34
·
Kuran-ı Kerim
ذَٰلِكَ عِيسَى ٱبۡنُ مَرۡيَمَۖ قَوۡلَ ٱلۡحَقِّ ٱلَّذِي فِيهِ يَمۡتَرُونَ
İşte bu, Meryem oğlu İsa'dır; hakkında şüphe ettikleri gerçeğin sözüdür.
Hac 22:30
·
Kuran-ı Kerim
ذَٰلِكَۖ وَمَن يُعَظِّمۡ حُرُمَٰتِ ٱللَّهِ فَهُوَ خَيۡرٞ لَّهُۥ عِندَ رَبِّهِۦۗ وَأُحِلَّتۡ لَكُمُ ٱلۡأَنۡعَٰمُ إِلَّا مَا يُتۡلَىٰ عَلَيۡكُمۡۖ فَٱجۡتَنِبُواْ ٱلرِّجۡسَ مِنَ ٱلۡأَوۡثَٰنِ وَٱجۡتَنِبُواْ قَوۡلَ ٱلزُّورِ
Bu böyledir. Ve kim Allah'ın kutsallarını yüceltirse, o Rabbinin katında onun için hayırdır. Ve size okunanlar hariç enam sizin için helal kılındı. Böylece putlardan olan pislikten kaçının ve yalan sözden kaçının.
Nur 24:51
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّمَا كَانَ قَوۡلَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ إِذَا دُعُوٓاْ إِلَى ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ لِيَحۡكُمَ بَيۡنَهُمۡ أَن يَقُولُواْ سَمِعۡنَا وَأَطَعۡنَاۚ وَأُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُفۡلِحُونَ
Onların arasına hükmetmesi için Allah'a ve O'nun resulüne çağrıldıkları zaman inananların sözü ancak 'İşittik ve itaat ettik' demeleridir. Ve işte onlar, onlar kurtulanlardır.
Örnek Ayetler (5 / 7)
Ra'd 13:10
·
Kuran-ı Kerim
سَوَآءٞ مِّنكُم مَّنۡ أَسَرَّ ٱلۡقَوۡلَ وَمَن جَهَرَ بِهِۦ وَمَنۡ هُوَ مُسۡتَخۡفِۭ بِٱلَّيۡلِ وَسَارِبُۢ بِٱلنَّهَارِ
Sizden sözü gizleyen ve onu açığa vuran, geceleyin gizlenen ve gündüzün dolaşan eşittir.
Nahl 16:86
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذَا رَءَا ٱلَّذِينَ أَشۡرَكُواْ شُرَكَآءَهُمۡ قَالُواْ رَبَّنَا هَـٰٓؤُلَآءِ شُرَكَآؤُنَا ٱلَّذِينَ كُنَّا نَدۡعُواْ مِن دُونِكَۖ فَأَلۡقَوۡاْ إِلَيۡهِمُ ٱلۡقَوۡلَ إِنَّكُمۡ لَكَٰذِبُونَ
Ve ortak koşan kimseler ortaklarını gördüklerinde dediler: 'Rabbimiz, bunlar senin astından çağırdığımız ortaklarımızdır.' Bunun üzerine onlara sözü attılar: 'Şüphesiz siz kesinlikle yalancılarsınız.'
Enbiya 21:4
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ رَبِّي يَعۡلَمُ ٱلۡقَوۡلَ فِي ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِۖ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ
Dedi ki: 'Benim Rabim gökte ve yerde sözü bilir. Ve O İşitendir, Bilendir.'
Mü'minun 23:68
·
Kuran-ı Kerim
أَفَلَمۡ يَدَّبَّرُواْ ٱلۡقَوۡلَ أَمۡ جَآءَهُم مَّا لَمۡ يَأۡتِ ءَابَآءَهُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ
Peki sözü düşünmediler mi, yoksa onlara önceki babalarına gelmeyen şey mi geldi?
Kasas 28:51
·
Kuran-ı Kerim
۞وَلَقَدۡ وَصَّلۡنَا لَهُمُ ٱلۡقَوۡلَ لَعَلَّهُمۡ يَتَذَكَّرُونَ
Ve kesinlikle onlar için sözü ulaştırdık; belki hatırlarlar.
Örnek Ayetler (5)
İbrahim 14:27
·
Kuran-ı Kerim
يُثَبِّتُ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ بِٱلۡقَوۡلِ ٱلثَّابِتِ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَفِي ٱلۡأٓخِرَةِۖ وَيُضِلُّ ٱللَّهُ ٱلظَّـٰلِمِينَۚ وَيَفۡعَلُ ٱللَّهُ مَا يَشَآءُ
Allah inananları dünya hayatında ve ahirette sabit söz ile sabitler; ve Allah zalimleri saptırır ve Allah dilediğini yapar.
Taha 20:7
·
Kuran-ı Kerim
وَإِن تَجۡهَرۡ بِٱلۡقَوۡلِ فَإِنَّهُۥ يَعۡلَمُ ٱلسِّرَّ وَأَخۡفَى
Ve eğer sözü açığa vurursan, şüphesiz O sırrı ve daha gizli olanı bilir.
Enbiya 21:27
·
Kuran-ı Kerim
لَا يَسۡبِقُونَهُۥ بِٱلۡقَوۡلِ وَهُم بِأَمۡرِهِۦ يَعۡمَلُونَ
Söz ile O'nun önüne geçmezler ve onlar O'nun emriyle hareket ederler.
Ahzab 33:32
·
Kuran-ı Kerim
يَٰنِسَآءَ ٱلنَّبِيِّ لَسۡتُنَّ كَأَحَدٖ مِّنَ ٱلنِّسَآءِ إِنِ ٱتَّقَيۡتُنَّۚ فَلَا تَخۡضَعۡنَ بِٱلۡقَوۡلِ فَيَطۡمَعَ ٱلَّذِي فِي قَلۡبِهِۦ مَرَضٞ وَقُلۡنَ قَوۡلٗا مَّعۡرُوفٗا
Ey nebinin kadınları, eğer sakınırsanız kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Söz ile yumuşaklık göstermeyin, yoksa kalbinde hastalık olan kimse tamah eder. Ve bilinen bir söz söyleyin.
Hucurat 49:2
·
Kuran-ı Kerim
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَرۡفَعُوٓاْ أَصۡوَٰتَكُمۡ فَوۡقَ صَوۡتِ ٱلنَّبِيِّ وَلَا تَجۡهَرُواْ لَهُۥ بِٱلۡقَوۡلِ كَجَهۡرِ بَعۡضِكُمۡ لِبَعۡضٍ أَن تَحۡبَطَ أَعۡمَٰلُكُمۡ وَأَنتُمۡ لَا تَشۡعُرُونَ
Ey inanan kimseler, seslerinizi nebinin sesinin üzerine yükseltmeyin ve bazınızın bazısına yüksek sesle söylemesi gibi ona sözü yüksek sesle söylemeyin; siz farkında olmazken işlerinizin boşa gitmesinden.
Örnek Ayetler (3)
Bakara 2:59
·
Kuran-ı Kerim
فَبَدَّلَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ قَوۡلًا غَيۡرَ ٱلَّذِي قِيلَ لَهُمۡ فَأَنزَلۡنَا عَلَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ رِجۡزٗا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ بِمَا كَانُواْ يَفۡسُقُونَ
Bunun üzerine zulmedenler, sözü onlara denilenden başkasıyla değiştirdi. Bunun üzerine yoldan çıkmaları sebebiyle zulmedenlerin üzerine gökten bir azap indirdik.
A'raf 7:162
·
Kuran-ı Kerim
فَبَدَّلَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ مِنۡهُمۡ قَوۡلًا غَيۡرَ ٱلَّذِي قِيلَ لَهُمۡ فَأَرۡسَلۡنَا عَلَيۡهِمۡ رِجۡزٗا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ بِمَا كَانُواْ يَظۡلِمُونَ
Bunun üzerine onlardan zulmeden kimseler sözü onlara denilmiş olandan başkasıyla değiştirdi. Bunun üzerine zulmetmekte oldukları şey sebebiyle onların üzerine gökten bir azap gönderdik.
İsra 17:40
·
Kuran-ı Kerim
أَفَأَصۡفَىٰكُمۡ رَبُّكُم بِٱلۡبَنِينَ وَٱتَّخَذَ مِنَ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةِ إِنَٰثًاۚ إِنَّكُمۡ لَتَقُولُونَ قَوۡلًا عَظِيمٗا
O halde sizin Rabbiniz sizi oğullarla seçkin mi kıldı ve meleklerden dişiler edindi? Şüphesiz siz elbette büyük bir söz söylüyorsunuz.
Örnek Ayetler (3)
Yunus 10:65
·
Kuran-ı Kerim
وَلَا يَحۡزُنكَ قَوۡلُهُمۡۘ إِنَّ ٱلۡعِزَّةَ لِلَّهِ جَمِيعًاۚ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ
Ve onların sözü seni üzmesin. Şüphesiz üstünlük tamamen Allah'ındır. O İşitendir, Bilendir.
Ra'd 13:5
·
Kuran-ı Kerim
۞وَإِن تَعۡجَبۡ فَعَجَبٞ قَوۡلُهُمۡ أَءِذَا كُنَّا تُرَٰبًا أَءِنَّا لَفِي خَلۡقٖ جَدِيدٍۗ أُوْلَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِرَبِّهِمۡۖ وَأُوْلَـٰٓئِكَ ٱلۡأَغۡلَٰلُ فِيٓ أَعۡنَاقِهِمۡۖ وَأُوْلَـٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلنَّارِۖ هُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ
Ve eğer şaşırıyorsan, onların 'Biz toprak olduğumuzda mı, şüphesiz biz gerçekten yeni bir yaratılış içinde mi olacağız?' sözü şaşırtıcıdır. İşte onlar Rablerini örtenlerdir. Ve işte onlar, boyunlarında demir halkalar olanlardır. Ve işte onlar ateşin arkadaşlarıdır; onlar orada kalıcıdırlar.
Yasin 36:76
·
Kuran-ı Kerim
فَلَا يَحۡزُنكَ قَوۡلُهُمۡۘ إِنَّا نَعۡلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعۡلِنُونَ
Böylece onların sözü seni üzmesin. Şüphesiz biz gizlediklerini ve açıkladıklarını biliriz.
Örnek Ayetler (3)
Nisa 4:155
·
Kuran-ı Kerim
فَبِمَا نَقۡضِهِم مِّيثَٰقَهُمۡ وَكُفۡرِهِم بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَقَتۡلِهِمُ ٱلۡأَنۢبِيَآءَ بِغَيۡرِ حَقّٖ وَقَوۡلِهِمۡ قُلُوبُنَا غُلۡفُۢۚ بَلۡ طَبَعَ ٱللَّهُ عَلَيۡهَا بِكُفۡرِهِمۡ فَلَا يُؤۡمِنُونَ إِلَّا قَلِيلٗا
Sözleşmelerini bozmaları, Allah'ın ayetlerini örtmeleri, nebileri haksız yere katletmeleri ve 'Kalplerimiz kılıflıdır' demeleri sebebiyle; aksine örtmeleri sebebiyle Allah onların üzerini mühürledi. Böylece azı hariç inanmazlar.
Nisa 4:156
·
Kuran-ı Kerim
وَبِكُفۡرِهِمۡ وَقَوۡلِهِمۡ عَلَىٰ مَرۡيَمَ بُهۡتَٰنًا عَظِيمٗا
Ve örtmeleri ve Meryem'in üzerine büyük bir iftira söylemeleri sebebiyle.
Nisa 4:157
·
Kuran-ı Kerim
وَقَوۡلِهِمۡ إِنَّا قَتَلۡنَا ٱلۡمَسِيحَ عِيسَى ٱبۡنَ مَرۡيَمَ رَسُولَ ٱللَّهِ وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ وَلَٰكِن شُبِّهَ لَهُمۡۚ وَإِنَّ ٱلَّذِينَ ٱخۡتَلَفُواْ فِيهِ لَفِي شَكّٖ مِّنۡهُۚ مَا لَهُم بِهِۦ مِنۡ عِلۡمٍ إِلَّا ٱتِّبَاعَ ٱلظَّنِّۚ وَمَا قَتَلُوهُ يَقِينَۢا
Ve 'Şüphesiz biz Allah'ın resulü Meryem oğlu Mesih İsa'yı katlettik' demeleri sebebiyle. Ve onu katletmediler ve onu asmadılar, fakat onlara benzetildi. Ve şüphesiz onun hakkında ayrılığa düşen kimseler, ondan kesinlikle bir şüphe içindedirler. Zanna uymak hariç onların onun hakkında hiçbir bilgisi yoktur. Ve onu kesin olarak katletmediler.
Örnek Ayetler (3)
Hakka 69:41
·
Kuran-ı Kerim
وَمَا هُوَ بِقَوۡلِ شَاعِرٖۚ قَلِيلٗا مَّا تُؤۡمِنُونَ
Ve o bir şairin sözü değildir; ne kadar az inanıyorsunuz.
Hakka 69:42
·
Kuran-ı Kerim
وَلَا بِقَوۡلِ كَاهِنٖۚ قَلِيلٗا مَّا تَذَكَّرُونَ
Ve bir kahinin sözüyle değil; ne kadar az hatırlıyorsunuz.
Tekvir 81:25
·
Kuran-ı Kerim
وَمَا هُوَ بِقَوۡلِ شَيۡطَٰنٖ رَّجِيمٖ
Ve o, taşlanmış bir şeytanın sözü değildir.
Örnek Ayetler (2)
Saffat 37:31
·
Kuran-ı Kerim
فَحَقَّ عَلَيۡنَا قَوۡلُ رَبِّنَآۖ إِنَّا لَذَآئِقُونَ
Böylece Rabbimizin sözü üzerimize gerçekleşti; şüphesiz biz kesinlikle tadacak olanlarız.
Müddessir 74:25
·
Kuran-ı Kerim
إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا قَوۡلُ ٱلۡبَشَرِ
Bu insanın sözünden başkası değildir.