Kök Analizi

Ana Sayfa

Kök Analizi

ج ي أ

g-y-' — Kök Analizi

ج ي أ

278

Kullanım

1

Lemma

65

Türev

43

Anlam

1 lemma, 65 türev form

Kelime

Okunuş

Anlam

Tür

Adet

جَآءَ

Lemma

cae

geldi, gelmek, ulaşmak, getirmek

Fiil
57

جَآءَهُمۡ

caehum

geldi, gelmek, varmak, getirmek

Fiil
15

Örnek Ayetler (5 / 15)

Bakara 2:89

·

Kuran-ı Kerim

وَلَمَّا جَآءَهُمۡ كِتَٰبٞ مِّنۡ عِندِ ٱللَّهِ مُصَدِّقٞ لِّمَا مَعَهُمۡ وَكَانُواْ مِن قَبۡلُ يَسۡتَفۡتِحُونَ عَلَى ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فَلَمَّا جَآءَهُم مَّا عَرَفُواْ كَفَرُواْ بِهِۦۚ فَلَعۡنَةُ ٱللَّهِ عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ

Ve onlarla beraber olan şeyi doğrulayıcı bir kitap Allah'ın katından onlara geldiğinde, ve önceden örten kimselere karşı zafer istiyorlardı, bunun üzerine tanıdıkları şey onlara geldiğinde onu örttüler. Bunun üzerine Allah'ın laneti örtenlerin üzerinedir.

Bakara 2:101

·

Kuran-ı Kerim

وَلَمَّا جَآءَهُمۡ رَسُولٞ مِّنۡ عِندِ ٱللَّهِ مُصَدِّقٞ لِّمَا مَعَهُمۡ نَبَذَ فَرِيقٞ مِّنَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ كِتَٰبَ ٱللَّهِ وَرَآءَ ظُهُورِهِمۡ كَأَنَّهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ

Ve onlarla beraber olan şeyi doğrulayıcı bir resul Allah'ın katından onlara geldiğinde, kitap verilen kimselerden bir grup sanki onlar bilmiyorlar gibi Allah'ın kitabını sırtlarının arkasına attı.

Nisa 4:83

·

Kuran-ı Kerim

وَإِذَا جَآءَهُمۡ أَمۡرٞ مِّنَ ٱلۡأَمۡنِ أَوِ ٱلۡخَوۡفِ أَذَاعُواْ بِهِۦۖ وَلَوۡ رَدُّوهُ إِلَى ٱلرَّسُولِ وَإِلَىٰٓ أُوْلِي ٱلۡأَمۡرِ مِنۡهُمۡ لَعَلِمَهُ ٱلَّذِينَ يَسۡتَنۢبِطُونَهُۥ مِنۡهُمۡۗ وَلَوۡلَا فَضۡلُ ٱللَّهِ عَلَيۡكُمۡ وَرَحۡمَتُهُۥ لَٱتَّبَعۡتُمُ ٱلشَّيۡطَٰنَ إِلَّا قَلِيلٗا

Onlara güvenlikten veya korkudan bir haber geldiğinde onu yayarlar. Eğer onu resule ve onlardan olan emir sahiplerine götürselerdi, onlardan onu çıkarıp anlayanlar kesinlikle onu bilirdi. Sizin üzerinize Allah'ın lütfu ve O'nun merhameti olmasaydı, azınız hariç kesinlikle şeytana uyup giderdiniz.

Maide 5:70

·

Kuran-ı Kerim

لَقَدۡ أَخَذۡنَا مِيثَٰقَ بَنِيٓ إِسۡرَـٰٓءِيلَ وَأَرۡسَلۡنَآ إِلَيۡهِمۡ رُسُلٗاۖ كُلَّمَا جَآءَهُمۡ رَسُولُۢ بِمَا لَا تَهۡوَىٰٓ أَنفُسُهُمۡ فَرِيقٗا كَذَّبُواْ وَفَرِيقٗا يَقۡتُلُونَ

Kesinlikle İsrail oğullarının sözleşmesini aldık ve onlara resuller gönderdik. Her ne zaman bir resul onlara nefslerinin arzulamadığı bir şeyle gelse, bir grubu yalanladılar ve bir grubu katlederler.

En'am 6:5

·

Kuran-ı Kerim

فَقَدۡ كَذَّبُواْ بِٱلۡحَقِّ لَمَّا جَآءَهُمۡ فَسَوۡفَ يَأۡتِيهِمۡ أَنۢبَـٰٓؤُاْ مَا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ

Bunun üzerine onlara geldiği zaman gerçeği kesinlikle yalanladılar. Bunun üzerine onunla alay ediyor oldukları şeyin haberleri ileride onlara gelecektir.

Tüm 15 kullanımı gör

جَآءَهُم

caehum

geldi, gelmek, varmak, getirmek

Fiil
15

جَآءَكَ

ca'eke

geldi sana, gelmek, ulaşmak, getirmek

Fiil
11

جَآءَتۡهُمۡ

caethum

onlara geldi, gelmek, ulaşmak, getirmek

Fiil
11

جَآءَكُمۡ

ca'ekum

size geldi, gelmek, ulaşmak, getirmek

Fiil
11

جَآءَهُمُ

ca'ehumu

onlara geldi, gelmek, ulaşmak, getirmek

Fiil
11

جَآءَكُم

ca'ekum

size geldi, gelmek, ulaşmak, getirmek

Fiil
10

وَجَآءَ

ve-cae

ve geldi, gelmek, ortaya çıkmak, getirmek

Fiil
10

جَآءَتۡ

caet

geldi, gelmek, varmak, getirmek

Fiil
8

جَآءَتۡهُمُ

caethumu

onlara geldi, gelmek, varmak, ulaşmak

Fiil
7

جَآءَنَا

ca'ena

geldi, gelmek, ulaşmak, getirmek

Fiil
6

جَآءُو

ca'u

geldiler, gelmek, varmak, getirmek

Fiil
6

أَجِئۡتَنَا

e-ci'tena

bize geldin mi, gelmek, varmak, getirmek

Fiil
5

جِئۡتَ

ci'te

geldin, gelmek, varmak, getirmek

Fiil
5

جَآءُوكَ

cauke

sana geldiler, gelmek, varmak, ulaşmak

Fiil
5

جَآءَكُمُ

ca'ekumu

size geldi, gelmek, varmak, ulaşmak

Fiil
4

جِئۡنَا

ci'na

geldik, gelmek, varmak, getirmek

Fiil
4

جِئۡتُكُم

ci'tukum

size geldim, gelmek, getirmek

Fiil
4

جِئۡنَٰكَ

ci'nake

geldik, gelmek, varmak, getirmek

Fiil
3

جَآءَ

Lemma

caegeldi

57

جَآءَهُمۡ

caehumgeldi

15

Örnek Ayetler (5 / 15)

Bakara 2:89

·

Kuran-ı Kerim

وَلَمَّا جَآءَهُمۡ كِتَٰبٞ مِّنۡ عِندِ ٱللَّهِ مُصَدِّقٞ لِّمَا مَعَهُمۡ وَكَانُواْ مِن قَبۡلُ يَسۡتَفۡتِحُونَ عَلَى ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فَلَمَّا جَآءَهُم مَّا عَرَفُواْ كَفَرُواْ بِهِۦۚ فَلَعۡنَةُ ٱللَّهِ عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ

Ve onlarla beraber olan şeyi doğrulayıcı bir kitap Allah'ın katından onlara geldiğinde, ve önceden örten kimselere karşı zafer istiyorlardı, bunun üzerine tanıdıkları şey onlara geldiğinde onu örttüler. Bunun üzerine Allah'ın laneti örtenlerin üzerinedir.

Bakara 2:101

·

Kuran-ı Kerim

وَلَمَّا جَآءَهُمۡ رَسُولٞ مِّنۡ عِندِ ٱللَّهِ مُصَدِّقٞ لِّمَا مَعَهُمۡ نَبَذَ فَرِيقٞ مِّنَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ كِتَٰبَ ٱللَّهِ وَرَآءَ ظُهُورِهِمۡ كَأَنَّهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ

Ve onlarla beraber olan şeyi doğrulayıcı bir resul Allah'ın katından onlara geldiğinde, kitap verilen kimselerden bir grup sanki onlar bilmiyorlar gibi Allah'ın kitabını sırtlarının arkasına attı.

Nisa 4:83

·

Kuran-ı Kerim

وَإِذَا جَآءَهُمۡ أَمۡرٞ مِّنَ ٱلۡأَمۡنِ أَوِ ٱلۡخَوۡفِ أَذَاعُواْ بِهِۦۖ وَلَوۡ رَدُّوهُ إِلَى ٱلرَّسُولِ وَإِلَىٰٓ أُوْلِي ٱلۡأَمۡرِ مِنۡهُمۡ لَعَلِمَهُ ٱلَّذِينَ يَسۡتَنۢبِطُونَهُۥ مِنۡهُمۡۗ وَلَوۡلَا فَضۡلُ ٱللَّهِ عَلَيۡكُمۡ وَرَحۡمَتُهُۥ لَٱتَّبَعۡتُمُ ٱلشَّيۡطَٰنَ إِلَّا قَلِيلٗا

Onlara güvenlikten veya korkudan bir haber geldiğinde onu yayarlar. Eğer onu resule ve onlardan olan emir sahiplerine götürselerdi, onlardan onu çıkarıp anlayanlar kesinlikle onu bilirdi. Sizin üzerinize Allah'ın lütfu ve O'nun merhameti olmasaydı, azınız hariç kesinlikle şeytana uyup giderdiniz.

Maide 5:70

·

Kuran-ı Kerim

لَقَدۡ أَخَذۡنَا مِيثَٰقَ بَنِيٓ إِسۡرَـٰٓءِيلَ وَأَرۡسَلۡنَآ إِلَيۡهِمۡ رُسُلٗاۖ كُلَّمَا جَآءَهُمۡ رَسُولُۢ بِمَا لَا تَهۡوَىٰٓ أَنفُسُهُمۡ فَرِيقٗا كَذَّبُواْ وَفَرِيقٗا يَقۡتُلُونَ

Kesinlikle İsrail oğullarının sözleşmesini aldık ve onlara resuller gönderdik. Her ne zaman bir resul onlara nefslerinin arzulamadığı bir şeyle gelse, bir grubu yalanladılar ve bir grubu katlederler.

En'am 6:5

·

Kuran-ı Kerim

فَقَدۡ كَذَّبُواْ بِٱلۡحَقِّ لَمَّا جَآءَهُمۡ فَسَوۡفَ يَأۡتِيهِمۡ أَنۢبَـٰٓؤُاْ مَا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ

Bunun üzerine onlara geldiği zaman gerçeği kesinlikle yalanladılar. Bunun üzerine onunla alay ediyor oldukları şeyin haberleri ileride onlara gelecektir.

Tüm 15 kullanımı gör

جَآءَهُم

caehumgeldi

15

جَآءَكَ

ca'ekegeldi sana

11

جَآءَتۡهُمۡ

caethumonlara geldi

11

جَآءَكُمۡ

ca'ekumsize geldi

11

جَآءَهُمُ

ca'ehumuonlara geldi

11

جَآءَكُم

ca'ekumsize geldi

10

وَجَآءَ

ve-caeve geldi

10

جَآءَتۡ

caetgeldi

8

جَآءَتۡهُمُ

caethumuonlara geldi

7

جَآءَنَا

ca'enageldi

6

جَآءُو

ca'ugeldiler

6

أَجِئۡتَنَا

e-ci'tenabize geldin mi

5

جِئۡتَ

ci'tegeldin

5

جَآءُوكَ

caukesana geldiler

5

جَآءَكُمُ

ca'ekumusize geldi

4

جِئۡنَا

ci'nageldik

4

جِئۡتُكُم

ci'tukumsize geldim

4

جِئۡنَٰكَ

ci'nakegeldik

3