Kök Analizi

Ana Sayfa

Kök Analizi

أ م ن

'-m-n — Kök Analizi

أ م ن

879

Kullanım

15

Lemma

140

Türev

132

Anlam

15 lemma, 140 türev form

Kelime

Okunuş

Anlam

Tür

Adet

ءَامَنُواْ

Lemma

amenu

güvendiler, güvenmek, inanmak, emniyette olmak

Fiil
212

يُؤۡمِنُونَ

yu'minune

güvenirler, güvenmek, inanmak, tasdik etmek

Fiil
86

ءَامَنُوٓاْ

amenu

güvendiler, güvenmek, inanmak, emniyette olmak

Fiil
41

ءَامَنَّا

amenna

güvendik, güvenmek, emniyette olmak, inanmak

Fiil
31

ءَامَنَ

amene

güvendi, güvenmek, emniyette olmak, inanmak

Fiil
26

يُؤۡمِنُ

yu'minu

güvenir, güvenmek, emniyette olmak, inanmak

Fiil
18

ءَامِنُواْ

aminu

güvenin, güvenmek, emniyette olmak, iman etmek

Fiil
10

يُؤۡمِنُواْ

yu'minu

güvenirler, emniyette olmak, güvenmek, inanmak

Fiil
10

تُؤۡمِنُواْ

tu'minu

güvenirsiniz, güvenmek, inanmak, emniyete almak

Fiil
7

يُؤۡمِنۢ

yu'min

güvenir, güvenmek, inanmak, emniyette olmak

Fiil
6

ءَامَنتُم

amentum

güvendiniz, güvenmek, inanmak, emniyette olmak

Fiil
6

نُّؤۡمِنَ

nu'mine

güveniriz, güvenmek, inanmak, emniyette olmak

Fiil
6

Örnek Ayetler (5 / 6)

Bakara 2:55

·

Kuran-ı Kerim

وَإِذۡ قُلۡتُمۡ يَٰمُوسَىٰ لَن نُّؤۡمِنَ لَكَ حَتَّىٰ نَرَى ٱللَّهَ جَهۡرَةٗ فَأَخَذَتۡكُمُ ٱلصَّـٰعِقَةُ وَأَنتُمۡ تَنظُرُونَ

Ve demiştiniz: 'Ey Musa, Allah'ı açıkça görene kadar sana asla inanmayacağız.' Bunun üzerine siz bakıyorken sizi yıldırım yakalamıştı.

En'am 6:124

·

Kuran-ı Kerim

وَإِذَا جَآءَتۡهُمۡ ءَايَةٞ قَالُواْ لَن نُّؤۡمِنَ حَتَّىٰ نُؤۡتَىٰ مِثۡلَ مَآ أُوتِيَ رُسُلُ ٱللَّهِۘ ٱللَّهُ أَعۡلَمُ حَيۡثُ يَجۡعَلُ رِسَالَتَهُۥۗ سَيُصِيبُ ٱلَّذِينَ أَجۡرَمُواْ صَغَارٌ عِندَ ٱللَّهِ وَعَذَابٞ شَدِيدُۢ بِمَا كَانُواْ يَمۡكُرُونَ

Ve onlara bir ayet geldiği zaman dediler: 'Allah'ın resullerine verilen şeyin benzeri bize verilene kadar asla inanmayacağız.' Allah kendi elçiliğini nereye kılacağını en iyi bilendir. Suç işleyen kimselere, tuzak kurmuş oldukları şey sebebiyle Allah'ın katında bir aşağılanma ve şiddetli bir azap isabet edecektir.

Tevbe 9:94

·

Kuran-ı Kerim

يَعۡتَذِرُونَ إِلَيۡكُمۡ إِذَا رَجَعۡتُمۡ إِلَيۡهِمۡۚ قُل لَّا تَعۡتَذِرُواْ لَن نُّؤۡمِنَ لَكُمۡ قَدۡ نَبَّأَنَا ٱللَّهُ مِنۡ أَخۡبَارِكُمۡۚ وَسَيَرَى ٱللَّهُ عَمَلَكُمۡ وَرَسُولُهُۥ ثُمَّ تُرَدُّونَ إِلَىٰ عَٰلِمِ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ

Onlara döndüğünüz zaman size özür dilerler. De ki: 'Özür dilemeyin, size kesinlikle inanmayacağız; kesinlikle Allah sizin haberlerinizden bize haber verdi. Ve Allah ve O'nun resulü sizin işinizi görecektir. Sonra görünmeyeni ve görüneni Bilen'e döndürüleceksiniz, bunun üzerine yapıyor olduğunuz şeyi size haber verecektir.'

İsra 17:90

·

Kuran-ı Kerim

وَقَالُواْ لَن نُّؤۡمِنَ لَكَ حَتَّىٰ تَفۡجُرَ لَنَا مِنَ ٱلۡأَرۡضِ يَنۢبُوعًا

Ve dediler: 'Bizim için yerden bir pınar fışkırtana kadar sana asla inanmayacağız.'

İsra 17:93

·

Kuran-ı Kerim

أَوۡ يَكُونَ لَكَ بَيۡتٞ مِّن زُخۡرُفٍ أَوۡ تَرۡقَىٰ فِي ٱلسَّمَآءِ وَلَن نُّؤۡمِنَ لِرُقِيِّكَ حَتَّىٰ تُنَزِّلَ عَلَيۡنَا كِتَٰبٗا نَّقۡرَؤُهُۥۗ قُلۡ سُبۡحَانَ رَبِّي هَلۡ كُنتُ إِلَّا بَشَرٗا رَّسُولٗا

Veya senin için altından bir ev olana veya göğün içinde yükselene. Ve üzerimize onu okuyacağımız bir kitap indirene kadar senin yükselişine asla inanmayacağız.' De ki: 'Rabbim uzaktır; ben bir beşer, bir resulden başkası mıyım?'

Tüm 6 kullanımı gör

فَـَٔامِنُواْ

fe-aminu

ve güvenin, güvenmek, emniyette olmak, inanmak

Fiil
5

تُؤۡمِنُونَ

tu'minune

güvenirsiniz, güvenmek, inanmak, emniyette olmak

Fiil
5

ءَامَنَتۡ

amenet

güvendi, güvenmek, emniyette olmak, inanmak

Fiil
4

وَءَامَنَ

ve-amene

ve güvendi, güvenmek, inanmak, emniyette olmak

Fiil
4

لِيُؤۡمِنُواْ

li-yu'minu

güvensinler diye, güvenmek, inanmak, emniyette olmak

Fiil
3

ءَامَنتُ

amentu

güvendim, güvenmek, inanmak, emniyette olmak

Fiil
3

نُؤۡمِنُ

nu'minu

güveniriz, güvenmek, inanmak, tasdik etmek

Fiil
3

وَءَامِنُواْ

ve-aminu

ve güvenin, güvenmek, emniyette olmak, tasdik etmek

Fiil
3

ءَامَنُواْ

Lemma

amenugüvendiler

212

يُؤۡمِنُونَ

yu'minunegüvenirler

86

ءَامَنُوٓاْ

amenugüvendiler

41

ءَامَنَّا

amennagüvendik

31

ءَامَنَ

amenegüvendi

26

يُؤۡمِنُ

yu'minugüvenir

18

ءَامِنُواْ

aminugüvenin

10

يُؤۡمِنُواْ

yu'minugüvenirler

10

تُؤۡمِنُواْ

tu'minugüvenirsiniz

7

يُؤۡمِنۢ

yu'mingüvenir

6

ءَامَنتُم

amentumgüvendiniz

6

نُّؤۡمِنَ

nu'minegüveniriz

6

Örnek Ayetler (5 / 6)

Bakara 2:55

·

Kuran-ı Kerim

وَإِذۡ قُلۡتُمۡ يَٰمُوسَىٰ لَن نُّؤۡمِنَ لَكَ حَتَّىٰ نَرَى ٱللَّهَ جَهۡرَةٗ فَأَخَذَتۡكُمُ ٱلصَّـٰعِقَةُ وَأَنتُمۡ تَنظُرُونَ

Ve demiştiniz: 'Ey Musa, Allah'ı açıkça görene kadar sana asla inanmayacağız.' Bunun üzerine siz bakıyorken sizi yıldırım yakalamıştı.

En'am 6:124

·

Kuran-ı Kerim

وَإِذَا جَآءَتۡهُمۡ ءَايَةٞ قَالُواْ لَن نُّؤۡمِنَ حَتَّىٰ نُؤۡتَىٰ مِثۡلَ مَآ أُوتِيَ رُسُلُ ٱللَّهِۘ ٱللَّهُ أَعۡلَمُ حَيۡثُ يَجۡعَلُ رِسَالَتَهُۥۗ سَيُصِيبُ ٱلَّذِينَ أَجۡرَمُواْ صَغَارٌ عِندَ ٱللَّهِ وَعَذَابٞ شَدِيدُۢ بِمَا كَانُواْ يَمۡكُرُونَ

Ve onlara bir ayet geldiği zaman dediler: 'Allah'ın resullerine verilen şeyin benzeri bize verilene kadar asla inanmayacağız.' Allah kendi elçiliğini nereye kılacağını en iyi bilendir. Suç işleyen kimselere, tuzak kurmuş oldukları şey sebebiyle Allah'ın katında bir aşağılanma ve şiddetli bir azap isabet edecektir.

Tevbe 9:94

·

Kuran-ı Kerim

يَعۡتَذِرُونَ إِلَيۡكُمۡ إِذَا رَجَعۡتُمۡ إِلَيۡهِمۡۚ قُل لَّا تَعۡتَذِرُواْ لَن نُّؤۡمِنَ لَكُمۡ قَدۡ نَبَّأَنَا ٱللَّهُ مِنۡ أَخۡبَارِكُمۡۚ وَسَيَرَى ٱللَّهُ عَمَلَكُمۡ وَرَسُولُهُۥ ثُمَّ تُرَدُّونَ إِلَىٰ عَٰلِمِ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ

Onlara döndüğünüz zaman size özür dilerler. De ki: 'Özür dilemeyin, size kesinlikle inanmayacağız; kesinlikle Allah sizin haberlerinizden bize haber verdi. Ve Allah ve O'nun resulü sizin işinizi görecektir. Sonra görünmeyeni ve görüneni Bilen'e döndürüleceksiniz, bunun üzerine yapıyor olduğunuz şeyi size haber verecektir.'

İsra 17:90

·

Kuran-ı Kerim

وَقَالُواْ لَن نُّؤۡمِنَ لَكَ حَتَّىٰ تَفۡجُرَ لَنَا مِنَ ٱلۡأَرۡضِ يَنۢبُوعًا

Ve dediler: 'Bizim için yerden bir pınar fışkırtana kadar sana asla inanmayacağız.'

İsra 17:93

·

Kuran-ı Kerim

أَوۡ يَكُونَ لَكَ بَيۡتٞ مِّن زُخۡرُفٍ أَوۡ تَرۡقَىٰ فِي ٱلسَّمَآءِ وَلَن نُّؤۡمِنَ لِرُقِيِّكَ حَتَّىٰ تُنَزِّلَ عَلَيۡنَا كِتَٰبٗا نَّقۡرَؤُهُۥۗ قُلۡ سُبۡحَانَ رَبِّي هَلۡ كُنتُ إِلَّا بَشَرٗا رَّسُولٗا

Veya senin için altından bir ev olana veya göğün içinde yükselene. Ve üzerimize onu okuyacağımız bir kitap indirene kadar senin yükselişine asla inanmayacağız.' De ki: 'Rabbim uzaktır; ben bir beşer, bir resulden başkası mıyım?'

Tüm 6 kullanımı gör

فَـَٔامِنُواْ

fe-aminuve güvenin

5

تُؤۡمِنُونَ

tu'minunegüvenirsiniz

5

ءَامَنَتۡ

amenetgüvendi

4

وَءَامَنَ

ve-ameneve güvendi

4

لِيُؤۡمِنُواْ

li-yu'minugüvensinler diye

3

ءَامَنتُ

amentugüvendim

3

نُؤۡمِنُ

nu'minugüveniriz

3

وَءَامِنُواْ

ve-aminuve güvenin

3