Kök Analizi

Ana Sayfa

Kök Analizi

أ م ن

'-m-n — Kök Analizi

أ م ن

879

Kullanım

15

Lemma

140

Türev

132

Anlam

15 lemma, 140 türev form

Kelime

Okunuş

Anlam

Tür

Adet

أَنُؤۡمِنُ

e-nu'minu

güvenelim mi, güvenmek, emniyette olmak, iman etmek

Fiil
3

لِتُؤۡمِنُواْ

li-tu'minu

güvenesiniz, güvenmek, inanmak, emniyette olmak

Fiil
2

تُؤۡمِن

tu'min

güvenirsin, güvenmek, emniyette olmak, inanmak

Fiil
2

Örnek Ayetler (2)

Bakara 2:260

·

Kuran-ı Kerim

وَإِذۡ قَالَ إِبۡرَٰهِـۧمُ رَبِّ أَرِنِي كَيۡفَ تُحۡيِ ٱلۡمَوۡتَىٰۖ قَالَ أَوَلَمۡ تُؤۡمِنۖ قَالَ بَلَىٰ وَلَٰكِن لِّيَطۡمَئِنَّ قَلۡبِيۖ قَالَ فَخُذۡ أَرۡبَعَةٗ مِّنَ ٱلطَّيۡرِ فَصُرۡهُنَّ إِلَيۡكَ ثُمَّ ٱجۡعَلۡ عَلَىٰ كُلِّ جَبَلٖ مِّنۡهُنَّ جُزۡءٗا ثُمَّ ٱدۡعُهُنَّ يَأۡتِينَكَ سَعۡيٗاۚ وَٱعۡلَمۡ أَنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٞ

Ve hani İbrahim 'Rabbim, ölüleri nasıl diriltiyorsun bana göster' demişti. 'Yoksa inanmıyor musun?' demişti. 'Evet, fakat kalbimin tatmin olması için' demişti. 'Böylece kuşlardan dört tane al, sonra onları kendine alıştır, sonra her dağın üzerine onlardan bir parça koy, sonra onları çağır, koşarak sana gelirler. Ve bil ki Allah Üstün'dür, Hikmetli'dir' demişti.

Maide 5:41

·

Kuran-ı Kerim

۞يَـٰٓأَيُّهَا ٱلرَّسُولُ لَا يَحۡزُنكَ ٱلَّذِينَ يُسَٰرِعُونَ فِي ٱلۡكُفۡرِ مِنَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓاْ ءَامَنَّا بِأَفۡوَٰهِهِمۡ وَلَمۡ تُؤۡمِن قُلُوبُهُمۡۛ وَمِنَ ٱلَّذِينَ هَادُواْۛ سَمَّـٰعُونَ لِلۡكَذِبِ سَمَّـٰعُونَ لِقَوۡمٍ ءَاخَرِينَ لَمۡ يَأۡتُوكَۖ يُحَرِّفُونَ ٱلۡكَلِمَ مِنۢ بَعۡدِ مَوَاضِعِهِۦۖ يَقُولُونَ إِنۡ أُوتِيتُمۡ هَٰذَا فَخُذُوهُ وَإِن لَّمۡ تُؤۡتَوۡهُ فَٱحۡذَرُواْۚ وَمَن يُرِدِ ٱللَّهُ فِتۡنَتَهُۥ فَلَن تَمۡلِكَ لَهُۥ مِنَ ٱللَّهِ شَيۡـًٔاۚ أُوْلَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَمۡ يُرِدِ ٱللَّهُ أَن يُطَهِّرَ قُلُوبَهُمۡۚ لَهُمۡ فِي ٱلدُّنۡيَا خِزۡيٞۖ وَلَهُمۡ فِي ٱلۡأٓخِرَةِ عَذَابٌ عَظِيمٞ

Ey resul, ağızlarıyla 'İnandık' diyen ve kalpleri inanmayan kimselerden örtmede acele eden kimseler seni üzmesin. Ve dönen kimselerden yalanı çok dinleyenlerdir, sana gelmeyen diğer bir kavmi çok dinleyenlerdir. Kelimeleri yerlerinden sonra değiştirirler. Derler: 'Eğer size bu verilirse o halde onu alın ve eğer size verilmezse o halde sakının.' Ve Allah kimin sınanmasını dilerse, o halde Allah'tan ona bir şeye asla sahip olamazsın. İşte onlar, Allah'ın kalplerini temizlemeyi dilemediği kimselerdir. Dünyada onlar için bir rezillik vardır ve ahirette onlar için büyük bir azap vardır.

يُؤۡمِنُوٓاْ

yu'minu

güvenirler, güvenmek, inanmak, emniyette olmak

Fiil
2

وَّءَامَنُواْ

ve-amenu

ve güvendiler, güvenmek, emniyette olmak, tasdik etmek

Fiil
2

تُؤۡمِنُوٓاْ

tu'minu

güvenirsiniz, güvenmek, emniyette olmak, inanmak

Fiil
2

وَتُؤۡمِنُونَ

ve-tu'minune

ve güveniyorsunuz, güvenmek, emniyette olmak, inanmak

Fiil
2

فَـَٔامَنَ

fe-amene

ve güvendi, güvenmek, emniyette hissetmek, inanmak, tasdik etmek

Fiil
2

فَـَٔامَنَّا

fe-amenna

böylece güvendik, güvenmek, emniyette olmak, inanmak

Fiil
2

يُؤۡمِنَّ

yu'minne

güvenirler, güvenmek, inanmak, emniyette olmak

Fiil
2

ءَامَنتُمۡ

amentum

güvendiniz, güvenmek, emniyette olmak, inanmak

Fiil
2

فَـَٔامَنَت

fe-amenet

böylece güvendi, güvenmek, emniyette olmak, iman etmek

Fiil
1

فَلۡيُؤۡمِن

fel-yu'min

öyleyse güvensin, emniyette olmak, güvenmek, tasdik etmek

Fiil
1

لَتُؤۡمِنُنَّ

le-tu'minunne

elbette güveneceksiniz, güvenmek, emniyette olmak, iman etmek

Fiil
1

لَّيُؤۡمِنُنَّ

le-yu'minunne

elbette güvenecekler, emniyette olmak, güvenmek, inanmak

Fiil
1

وَءَامَنُوٓاْ

ve-amenu

ve güvendiler, güvenmek, emniyette olmak, inanmak

Fiil
1

وَيُؤۡمِنۢ

ve-yu'min

ve güvenir, güvenmek, emniyette olmak, inanmak

Fiil
1

فَيُؤۡمِنُواْ

fe-yu'minu

ve güvenirler, güvenmek, emniyette olmak, inanmak

Fiil
1

وَءَامَنتُمۡ

ve-amentum

ve güvendiniz, güvenmek, emniyette olmak, inanmak

Fiil
1

لَنُؤۡمِنَنَّ

le-nu'minenne

elbette güveneceğiz, güvenmek, emniyette olmak, inanmak

Fiil
1

أَنُؤۡمِنُ

e-nu'minugüvenelim mi

3

لِتُؤۡمِنُواْ

li-tu'minugüvenesiniz

2

تُؤۡمِن

tu'mingüvenirsin

2

Örnek Ayetler (2)

Bakara 2:260

·

Kuran-ı Kerim

وَإِذۡ قَالَ إِبۡرَٰهِـۧمُ رَبِّ أَرِنِي كَيۡفَ تُحۡيِ ٱلۡمَوۡتَىٰۖ قَالَ أَوَلَمۡ تُؤۡمِنۖ قَالَ بَلَىٰ وَلَٰكِن لِّيَطۡمَئِنَّ قَلۡبِيۖ قَالَ فَخُذۡ أَرۡبَعَةٗ مِّنَ ٱلطَّيۡرِ فَصُرۡهُنَّ إِلَيۡكَ ثُمَّ ٱجۡعَلۡ عَلَىٰ كُلِّ جَبَلٖ مِّنۡهُنَّ جُزۡءٗا ثُمَّ ٱدۡعُهُنَّ يَأۡتِينَكَ سَعۡيٗاۚ وَٱعۡلَمۡ أَنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٞ

Ve hani İbrahim 'Rabbim, ölüleri nasıl diriltiyorsun bana göster' demişti. 'Yoksa inanmıyor musun?' demişti. 'Evet, fakat kalbimin tatmin olması için' demişti. 'Böylece kuşlardan dört tane al, sonra onları kendine alıştır, sonra her dağın üzerine onlardan bir parça koy, sonra onları çağır, koşarak sana gelirler. Ve bil ki Allah Üstün'dür, Hikmetli'dir' demişti.

Maide 5:41

·

Kuran-ı Kerim

۞يَـٰٓأَيُّهَا ٱلرَّسُولُ لَا يَحۡزُنكَ ٱلَّذِينَ يُسَٰرِعُونَ فِي ٱلۡكُفۡرِ مِنَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓاْ ءَامَنَّا بِأَفۡوَٰهِهِمۡ وَلَمۡ تُؤۡمِن قُلُوبُهُمۡۛ وَمِنَ ٱلَّذِينَ هَادُواْۛ سَمَّـٰعُونَ لِلۡكَذِبِ سَمَّـٰعُونَ لِقَوۡمٍ ءَاخَرِينَ لَمۡ يَأۡتُوكَۖ يُحَرِّفُونَ ٱلۡكَلِمَ مِنۢ بَعۡدِ مَوَاضِعِهِۦۖ يَقُولُونَ إِنۡ أُوتِيتُمۡ هَٰذَا فَخُذُوهُ وَإِن لَّمۡ تُؤۡتَوۡهُ فَٱحۡذَرُواْۚ وَمَن يُرِدِ ٱللَّهُ فِتۡنَتَهُۥ فَلَن تَمۡلِكَ لَهُۥ مِنَ ٱللَّهِ شَيۡـًٔاۚ أُوْلَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَمۡ يُرِدِ ٱللَّهُ أَن يُطَهِّرَ قُلُوبَهُمۡۚ لَهُمۡ فِي ٱلدُّنۡيَا خِزۡيٞۖ وَلَهُمۡ فِي ٱلۡأٓخِرَةِ عَذَابٌ عَظِيمٞ

Ey resul, ağızlarıyla 'İnandık' diyen ve kalpleri inanmayan kimselerden örtmede acele eden kimseler seni üzmesin. Ve dönen kimselerden yalanı çok dinleyenlerdir, sana gelmeyen diğer bir kavmi çok dinleyenlerdir. Kelimeleri yerlerinden sonra değiştirirler. Derler: 'Eğer size bu verilirse o halde onu alın ve eğer size verilmezse o halde sakının.' Ve Allah kimin sınanmasını dilerse, o halde Allah'tan ona bir şeye asla sahip olamazsın. İşte onlar, Allah'ın kalplerini temizlemeyi dilemediği kimselerdir. Dünyada onlar için bir rezillik vardır ve ahirette onlar için büyük bir azap vardır.

يُؤۡمِنُوٓاْ

yu'minugüvenirler

2

وَّءَامَنُواْ

ve-amenuve güvendiler

2

تُؤۡمِنُوٓاْ

tu'minugüvenirsiniz

2

وَتُؤۡمِنُونَ

ve-tu'minuneve güveniyorsunuz

2

فَـَٔامَنَ

fe-ameneve güvendi

2

فَـَٔامَنَّا

fe-amennaböylece güvendik

2

يُؤۡمِنَّ

yu'minnegüvenirler

2

ءَامَنتُمۡ

amentumgüvendiniz

2

فَـَٔامَنَت

fe-amenetböylece güvendi

1

فَلۡيُؤۡمِن

fel-yu'minöyleyse güvensin

1

لَتُؤۡمِنُنَّ

le-tu'minunneelbette güveneceksiniz

1

لَّيُؤۡمِنُنَّ

le-yu'minunneelbette güvenecekler

1

وَءَامَنُوٓاْ

ve-amenuve güvendiler

1

وَيُؤۡمِنۢ

ve-yu'minve güvenir

1

فَيُؤۡمِنُواْ

fe-yu'minuve güvenirler

1

وَءَامَنتُمۡ

ve-amentumve güvendiniz

1

لَنُؤۡمِنَنَّ

le-nu'minenneelbette güveneceğiz

1