461
Kullanım
1
Lemma
19
Türev
15
Anlam
1 lemma, 19 türev form
Kelime | Okunuş | Anlam | Tür | Adet | ||
|---|---|---|---|---|---|---|
ٱلۡأَرۡضِ Lemma | el-ardi | yerin, yer, toprak, yeryüzü | İsim | 219 | ||
Örnek Ayetler (5 / 219) Bakara 2:11 · Kuran-ı Kerim وَإِذَا قِيلَ لَهُمۡ لَا تُفۡسِدُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ قَالُوٓاْ إِنَّمَا نَحۡنُ مُصۡلِحُونَ Ve onlara 'Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın' denildiği zaman, 'Biz ancak düzelticileriz' dediler. Bakara 2:27 · Kuran-ı Kerim ٱلَّذِينَ يَنقُضُونَ عَهۡدَ ٱللَّهِ مِنۢ بَعۡدِ مِيثَٰقِهِۦ وَيَقۡطَعُونَ مَآ أَمَرَ ٱللَّهُ بِهِۦٓ أَن يُوصَلَ وَيُفۡسِدُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِۚ أُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡخَٰسِرُونَ O kimseler ki onun kesin sözünden sonra Allah'ın sözleşmesini bozarlar ve Allah'ın birleştirilmesini emrettiği şeyi keserler ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. İşte onlar kaybedenlerin ta kendileridir. Bakara 2:29 · Kuran-ı Kerim هُوَ ٱلَّذِي خَلَقَ لَكُم مَّا فِي ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعٗا ثُمَّ ٱسۡتَوَىٰٓ إِلَى ٱلسَّمَآءِ فَسَوَّىٰهُنَّ سَبۡعَ سَمَٰوَٰتٖۚ وَهُوَ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمٞ O ki yerin içindeki şeyin tamamını sizin için yarattı, sonra göğe yöneldi, bunun üzerine onları yedi gök olarak düzenledi. Ve O her şeyi bilendir. Bakara 2:30 · Kuran-ı Kerim وَإِذۡ قَالَ رَبُّكَ لِلۡمَلَـٰٓئِكَةِ إِنِّي جَاعِلٞ فِي ٱلۡأَرۡضِ خَلِيفَةٗۖ قَالُوٓاْ أَتَجۡعَلُ فِيهَا مَن يُفۡسِدُ فِيهَا وَيَسۡفِكُ ٱلدِّمَآءَ وَنَحۡنُ نُسَبِّحُ بِحَمۡدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَۖ قَالَ إِنِّيٓ أَعۡلَمُ مَا لَا تَعۡلَمُونَ Ve Rabbin meleklere 'Şüphesiz ben yeryüzünde bir halife kılanım' demişti. 'Biz senin övgünle uzak tutarız ve seni kutsal sayarız iken, onun içinde bozgunculuk yapan ve kanları döken kimseyi mi onun içinde kılarsın?' dediler. 'Şüphesiz ben sizin bilmediğiniz şeyi bilirim' dedi. Bakara 2:36 · Kuran-ı Kerim فَأَزَلَّهُمَا ٱلشَّيۡطَٰنُ عَنۡهَا فَأَخۡرَجَهُمَا مِمَّا كَانَا فِيهِۖ وَقُلۡنَا ٱهۡبِطُواْ بَعۡضُكُمۡ لِبَعۡضٍ عَدُوّٞۖ وَلَكُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ مُسۡتَقَرّٞ وَمَتَٰعٌ إِلَىٰ حِينٖ Bunun üzerine şeytan o ikisini ondan kaydırdı, bunun üzerine o ikisini içinde oldukları şeyden çıkardı. Ve 'Bazınız bazınıza bir düşman olarak inin; ve yeryüzünde sizin için bir yerleşim yeri ve bir süreye kadar bir geçimlik vardır' demiştik. | ||||||
وَٱلۡأَرۡضِ | ve-el-ardi | ve yerin, yer, toprak, yeryüzü | İsim | 108 | ||
ٱلۡأَرۡضَ | el-arda | yeri, yer, toprak, yeryüzü | İsim | 45 | ||
وَٱلۡأَرۡضَ | ve-el-arda | ve yeri, toprak, yer, yeryüzü | İsim | 41 | ||
ٱلۡأَرۡضُ | el-ardu | yer, yer, toprak, yeryüzü | İsim | 23 | ||
وَٱلۡأَرۡضُ | ve-el-ardu | ve yer, yer, toprak, yeryüzü | İsim | 8 | ||
أَرۡضِ | ardi | yerin, yer, toprak, yeryüzü | İsim | 2 | ||
أَرۡضِكُم | ardikum | yeriniz, yer, toprak, yeryüzü | İsim | 2 | ||
أَرۡضِنَآ | ardina | yerimiz, yer, toprak, yeryüzü | İsim | 2 | ||
وَلِلۡأَرۡضِ | ve-li-l-ardi | ve yer için, yer, toprak, yeryüzü | İsim | 1 | ||
وَأَرۡضٗا | ve-ardan | ve yeri, yer, toprak, yeryüzü | İsim | 1 | ||
أَرۡضَهُمۡ | ardahum | yerlerini, yer, toprak, yeryüzü | İsim | 1 | ||
أَرۡضٗا | ardan | yeri, yer, toprak, yeryüzü | İsim | 1 | ||
أَرۡضِي | ardi | yerim, yer, toprak, yeryüzü | İsim | 1 | ||
أَرۡضُ | ardu | yer, yer, toprak, yeryüzü | İsim | 1 | ||
أَرۡضٖ | ardin | yerin, yer, toprak, yeryüzü | İsim | 1 | ||
أَرۡضِنَا | ardina | yerimiz, yer, toprak, yeryüzü | İsim | 1 | ||
يَـٰٓأَرۡضُ | ya-ardu | ey yer, yer, toprak, yeryüzü | İsim | 1 | ||
وَأَرۡضُ | ve-ardu | ve yer, yer, toprak, yeryüzü | İsim | 1 | ||
أَرۡضِكُمۡ | ardikum | yerinizin, yer, toprak, yeryüzü | İsim | 1 | ||
Örnek Ayetler (5 / 219)
Bakara 2:11
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذَا قِيلَ لَهُمۡ لَا تُفۡسِدُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ قَالُوٓاْ إِنَّمَا نَحۡنُ مُصۡلِحُونَ
Ve onlara 'Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın' denildiği zaman, 'Biz ancak düzelticileriz' dediler.
Bakara 2:27
·
Kuran-ı Kerim
ٱلَّذِينَ يَنقُضُونَ عَهۡدَ ٱللَّهِ مِنۢ بَعۡدِ مِيثَٰقِهِۦ وَيَقۡطَعُونَ مَآ أَمَرَ ٱللَّهُ بِهِۦٓ أَن يُوصَلَ وَيُفۡسِدُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِۚ أُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡخَٰسِرُونَ
O kimseler ki onun kesin sözünden sonra Allah'ın sözleşmesini bozarlar ve Allah'ın birleştirilmesini emrettiği şeyi keserler ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. İşte onlar kaybedenlerin ta kendileridir.
Bakara 2:29
·
Kuran-ı Kerim
هُوَ ٱلَّذِي خَلَقَ لَكُم مَّا فِي ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعٗا ثُمَّ ٱسۡتَوَىٰٓ إِلَى ٱلسَّمَآءِ فَسَوَّىٰهُنَّ سَبۡعَ سَمَٰوَٰتٖۚ وَهُوَ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمٞ
O ki yerin içindeki şeyin tamamını sizin için yarattı, sonra göğe yöneldi, bunun üzerine onları yedi gök olarak düzenledi. Ve O her şeyi bilendir.
Bakara 2:30
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذۡ قَالَ رَبُّكَ لِلۡمَلَـٰٓئِكَةِ إِنِّي جَاعِلٞ فِي ٱلۡأَرۡضِ خَلِيفَةٗۖ قَالُوٓاْ أَتَجۡعَلُ فِيهَا مَن يُفۡسِدُ فِيهَا وَيَسۡفِكُ ٱلدِّمَآءَ وَنَحۡنُ نُسَبِّحُ بِحَمۡدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَۖ قَالَ إِنِّيٓ أَعۡلَمُ مَا لَا تَعۡلَمُونَ
Ve Rabbin meleklere 'Şüphesiz ben yeryüzünde bir halife kılanım' demişti. 'Biz senin övgünle uzak tutarız ve seni kutsal sayarız iken, onun içinde bozgunculuk yapan ve kanları döken kimseyi mi onun içinde kılarsın?' dediler. 'Şüphesiz ben sizin bilmediğiniz şeyi bilirim' dedi.
Bakara 2:36
·
Kuran-ı Kerim
فَأَزَلَّهُمَا ٱلشَّيۡطَٰنُ عَنۡهَا فَأَخۡرَجَهُمَا مِمَّا كَانَا فِيهِۖ وَقُلۡنَا ٱهۡبِطُواْ بَعۡضُكُمۡ لِبَعۡضٍ عَدُوّٞۖ وَلَكُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ مُسۡتَقَرّٞ وَمَتَٰعٌ إِلَىٰ حِينٖ
Bunun üzerine şeytan o ikisini ondan kaydırdı, bunun üzerine o ikisini içinde oldukları şeyden çıkardı. Ve 'Bazınız bazınıza bir düşman olarak inin; ve yeryüzünde sizin için bir yerleşim yeri ve bir süreye kadar bir geçimlik vardır' demiştik.
Örnek Ayetler (5 / 108)
Bakara 2:33
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ يَـٰٓـَٔادَمُ أَنۢبِئۡهُم بِأَسۡمَآئِهِمۡۖ فَلَمَّآ أَنۢبَأَهُم بِأَسۡمَآئِهِمۡ قَالَ أَلَمۡ أَقُل لَّكُمۡ إِنِّيٓ أَعۡلَمُ غَيۡبَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَأَعۡلَمُ مَا تُبۡدُونَ وَمَا كُنتُمۡ تَكۡتُمُونَ
'Ey Adem, onların isimlerini onlara haber ver' dedi. Bunun üzerine onların isimlerini onlara haber verdiği zaman, 'Size şüphesiz ben göklerin ve yerin görünmeyenini bilirim ve açığa vurduğunuz şeyi ve gizliyor olduğunuz şeyi bilirim demedim mi?' dedi.
Bakara 2:107
·
Kuran-ı Kerim
أَلَمۡ تَعۡلَمۡ أَنَّ ٱللَّهَ لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۗ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِيّٖ وَلَا نَصِيرٍ
Şüphesiz göklerin ve yerin egemenliğinin Allah'ın olduğunu bilmedin mi? Ve sizin için Allah'ın dışında bir koruyucu ve bir yardımcı yoktur.
Bakara 2:116
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالُواْ ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ وَلَدٗاۗ سُبۡحَٰنَهُۥۖ بَل لَّهُۥ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ كُلّٞ لَّهُۥ قَٰنِتُونَ
Ve 'Allah bir çocuk edindi' dediler. O uzaktır. Aksine göklerin ve yerin içindeki şey O'nundur; hepsi O'na boyun eğenlerdir.
Bakara 2:117
·
Kuran-ı Kerim
بَدِيعُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ وَإِذَا قَضَىٰٓ أَمۡرٗا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ
Göklerin ve yerin Eşsiz Yaratanıdır. Ve ne zaman bir işe hükmederse, bunun üzerine ona ancak 'Ol' der, bunun üzerine olur.
Bakara 2:164
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّ فِي خَلۡقِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَٱخۡتِلَٰفِ ٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِ وَٱلۡفُلۡكِ ٱلَّتِي تَجۡرِي فِي ٱلۡبَحۡرِ بِمَا يَنفَعُ ٱلنَّاسَ وَمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مِن مَّآءٖ فَأَحۡيَا بِهِ ٱلۡأَرۡضَ بَعۡدَ مَوۡتِهَا وَبَثَّ فِيهَا مِن كُلِّ دَآبَّةٖ وَتَصۡرِيفِ ٱلرِّيَٰحِ وَٱلسَّحَابِ ٱلۡمُسَخَّرِ بَيۡنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِ لَأٓيَٰتٖ لِّقَوۡمٖ يَعۡقِلُونَ
Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gecenin ve gündüzün değişmesinde, insanlara fayda veren şeylerle denizde akıp giden gemilerde; Allah'ın gökten indirdiği, böylece onunla ölümünden sonra yeri dirilttiği ve orada her hareket eden canlıdan yaydığı suda; rüzgarların yönlendirilmesinde ve gök ile yer arasında boyun eğdirilmiş bulutlarda akleden bir topluluk için kesinlikle işaretler vardır.
Örnek Ayetler (5 / 45)
Bakara 2:22
·
Kuran-ı Kerim
ٱلَّذِي جَعَلَ لَكُمُ ٱلۡأَرۡضَ فِرَٰشٗا وَٱلسَّمَآءَ بِنَآءٗ وَأَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءٗ فَأَخۡرَجَ بِهِۦ مِنَ ٱلثَّمَرَٰتِ رِزۡقٗا لَّكُمۡۖ فَلَا تَجۡعَلُواْ لِلَّهِ أَندَادٗا وَأَنتُمۡ تَعۡلَمُونَ
O ki sizin için yeri bir döşek ve göğü bir bina kıldı ve gökten bir su indirdi, bunun üzerine onunla sizin için ürünlerden bir rızık çıkardı. Bunun üzerine siz biliyorken Allah'a denkler kılmayın.
Bakara 2:71
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ إِنَّهُۥ يَقُولُ إِنَّهَا بَقَرَةٞ لَّا ذَلُولٞ تُثِيرُ ٱلۡأَرۡضَ وَلَا تَسۡقِي ٱلۡحَرۡثَ مُسَلَّمَةٞ لَّا شِيَةَ فِيهَاۚ قَالُواْ ٱلۡـَٰٔنَ جِئۡتَ بِٱلۡحَقِّۚ فَذَبَحُوهَا وَمَا كَادُواْ يَفۡعَلُونَ
Dedi: 'Şüphesiz O diyor: O, ne yeryüzünü sürmek için boyun eğdirilmiş ne de ekini sulayan bir inektir; kusursuzdur, onda bir leke yoktur.' Dediler: 'Şimdi gerçekle geldin.' Bunun üzerine onu boğazladılar ve neredeyse yapmıyorlardı.
Bakara 2:164
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّ فِي خَلۡقِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَٱخۡتِلَٰفِ ٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِ وَٱلۡفُلۡكِ ٱلَّتِي تَجۡرِي فِي ٱلۡبَحۡرِ بِمَا يَنفَعُ ٱلنَّاسَ وَمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مِن مَّآءٖ فَأَحۡيَا بِهِ ٱلۡأَرۡضَ بَعۡدَ مَوۡتِهَا وَبَثَّ فِيهَا مِن كُلِّ دَآبَّةٖ وَتَصۡرِيفِ ٱلرِّيَٰحِ وَٱلسَّحَابِ ٱلۡمُسَخَّرِ بَيۡنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِ لَأٓيَٰتٖ لِّقَوۡمٖ يَعۡقِلُونَ
Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gecenin ve gündüzün değişmesinde, insanlara fayda veren şeylerle denizde akıp giden gemilerde; Allah'ın gökten indirdiği, böylece onunla ölümünden sonra yeri dirilttiği ve orada her hareket eden canlıdan yaydığı suda; rüzgarların yönlendirilmesinde ve gök ile yer arasında boyun eğdirilmiş bulutlarda akleden bir topluluk için kesinlikle işaretler vardır.
Maide 5:21
·
Kuran-ı Kerim
يَٰقَوۡمِ ٱدۡخُلُواْ ٱلۡأَرۡضَ ٱلۡمُقَدَّسَةَ ٱلَّتِي كَتَبَ ٱللَّهُ لَكُمۡ وَلَا تَرۡتَدُّواْ عَلَىٰٓ أَدۡبَارِكُمۡ فَتَنقَلِبُواْ خَٰسِرِينَ
Ey kavmim, Allah'ın size yazdığı kutsal yere girin ve arkalarınız üzerine dönmeyin, böylece kaybedenler olarak dönersiniz.
A'raf 7:100
·
Kuran-ı Kerim
أَوَلَمۡ يَهۡدِ لِلَّذِينَ يَرِثُونَ ٱلۡأَرۡضَ مِنۢ بَعۡدِ أَهۡلِهَآ أَن لَّوۡ نَشَآءُ أَصَبۡنَٰهُم بِذُنُوبِهِمۡۚ وَنَطۡبَعُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمۡ فَهُمۡ لَا يَسۡمَعُونَ
Yeri onun halkından sonra miras alanlara belli olmadı mı ki, eğer dileseydik günahları sebebiyle onlara isabet ettirirdik; ve kalplerinin üzerini mühürleriz, böylece onlar işitmezler.
Örnek Ayetler (5 / 41)
Bakara 2:255
·
Kuran-ı Kerim
ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلۡحَيُّ ٱلۡقَيُّومُۚ لَا تَأۡخُذُهُۥ سِنَةٞ وَلَا نَوۡمٞۚ لَّهُۥ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِۗ مَن ذَا ٱلَّذِي يَشۡفَعُ عِندَهُۥٓ إِلَّا بِإِذۡنِهِۦۚ يَعۡلَمُ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيهِمۡ وَمَا خَلۡفَهُمۡۖ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَيۡءٖ مِّنۡ عِلۡمِهِۦٓ إِلَّا بِمَا شَآءَۚ وَسِعَ كُرۡسِيُّهُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَۖ وَلَا يَـُٔودُهُۥ حِفۡظُهُمَاۚ وَهُوَ ٱلۡعَلِيُّ ٱلۡعَظِيمُ
Allah, O'ndan başka ilah yoktur; Diri'dir, Ayakta Duran'dır. O'nu ne uyuklama ne uyku tutar. Göklerin içindeki şeyler ve yerin içindeki şeyler O'nundur. O'nun izni hariç O'nun katında aracılık edecek şu kimse kimdir? Onların elleri arasındaki şeyi ve arkalarındaki şeyi bilir. Ve O'nun dilediği şey hariç O'nun bilgisinden bir şeyi kavrayamazlar. O'nun kürsüsü gökleri ve yeri kuşatmıştır ve o ikisinin korunması O'na ağır gelmez. Ve O Yüce'dir, Büyük'tür.
En'am 6:1
·
Kuran-ı Kerim
ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَجَعَلَ ٱلظُّلُمَٰتِ وَٱلنُّورَۖ ثُمَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِرَبِّهِمۡ يَعۡدِلُونَ
Övgü, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve ışığı kılan Allah'adır. Sonra örten kimseler kendi Rablerine denk tutarlar.
En'am 6:73
·
Kuran-ı Kerim
وَهُوَ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِٱلۡحَقِّۖ وَيَوۡمَ يَقُولُ كُن فَيَكُونُۚ قَوۡلُهُ ٱلۡحَقُّۚ وَلَهُ ٱلۡمُلۡكُ يَوۡمَ يُنفَخُ فِي ٱلصُّورِۚ عَٰلِمُ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَٰدَةِۚ وَهُوَ ٱلۡحَكِيمُ ٱلۡخَبِيرُ
Ve gökleri ve yeri gerçek ile yaratan O'dur. Ve 'Ol' dediği gün böylece olur; O'nun sözü gerçektir. Sur'un içine üflendiği gün egemenlik O'nundur; görünmeyeni ve görüneni Bilenidir. Ve O, Hikmetli olandır, Haberdar olandır.
En'am 6:79
·
Kuran-ı Kerim
إِنِّي وَجَّهۡتُ وَجۡهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ حَنِيفٗاۖ وَمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ
Şüphesiz ben yüzümü gökleri ve yeri yaratan kimseye dosdoğru olarak yönelttim; ve ben ortak koşanlardan değilim.
A'raf 7:54
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّ رَبَّكُمُ ٱللَّهُ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامٖ ثُمَّ ٱسۡتَوَىٰ عَلَى ٱلۡعَرۡشِۖ يُغۡشِي ٱلَّيۡلَ ٱلنَّهَارَ يَطۡلُبُهُۥ حَثِيثٗا وَٱلشَّمۡسَ وَٱلۡقَمَرَ وَٱلنُّجُومَ مُسَخَّرَٰتِۭ بِأَمۡرِهِۦٓۗ أَلَا لَهُ ٱلۡخَلۡقُ وَٱلۡأَمۡرُۗ تَبَارَكَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
Şüphesiz Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arşın üzerine kurulan, geceyi onu hızlıca arayan gündüze örten, güneşi, ayı ve yıldızları emriyle boyun eğdirilmiş olarak yaratan Allah'tır. Dikkat edin, yaratmak ve emretmek O'nundur. Alemlerin Rabbi olan Allah ne bereketlidir!
Örnek Ayetler (5 / 23)
Bakara 2:61
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذۡ قُلۡتُمۡ يَٰمُوسَىٰ لَن نَّصۡبِرَ عَلَىٰ طَعَامٖ وَٰحِدٖ فَٱدۡعُ لَنَا رَبَّكَ يُخۡرِجۡ لَنَا مِمَّا تُنۢبِتُ ٱلۡأَرۡضُ مِنۢ بَقۡلِهَا وَقِثَّآئِهَا وَفُومِهَا وَعَدَسِهَا وَبَصَلِهَاۖ قَالَ أَتَسۡتَبۡدِلُونَ ٱلَّذِي هُوَ أَدۡنَىٰ بِٱلَّذِي هُوَ خَيۡرٌۚ ٱهۡبِطُواْ مِصۡرٗا فَإِنَّ لَكُم مَّا سَأَلۡتُمۡۗ وَضُرِبَتۡ عَلَيۡهِمُ ٱلذِّلَّةُ وَٱلۡمَسۡكَنَةُ وَبَآءُو بِغَضَبٖ مِّنَ ٱللَّهِۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ كَانُواْ يَكۡفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَيَقۡتُلُونَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ بِغَيۡرِ ٱلۡحَقِّۚ ذَٰلِكَ بِمَا عَصَواْ وَّكَانُواْ يَعۡتَدُونَ
Ve demiştiniz: 'Ey Musa, tek bir yemeğin üzerine asla sabretmeyeceğiz. Öyleyse bizim için Rabbini çağır, yeryüzünün bitirdiği şeylerden; sebzesinden, acurundan, sarımsağından, mercimeğinden ve soğanından bize çıkarsın.' Demişti: 'Daha aşağı olanı daha hayırlı olanla mı değiştiriyorsunuz? Mısır'a inin, şüphesiz istediğiniz şey sizin içindir.' Ve onların üzerine alçaklık ve miskinlik vuruldu ve Allah'tan bir gazapla döndüler. Bu, onların Allah'ın ayetlerini örtmeleri ve nebileri hak olmaksızın katletmeleri sebebiyledir. Bu, isyan etmeleri ve haddi aşmaları sebebiyledir.
Bakara 2:251
·
Kuran-ı Kerim
فَهَزَمُوهُم بِإِذۡنِ ٱللَّهِ وَقَتَلَ دَاوُۥدُ جَالُوتَ وَءَاتَىٰهُ ٱللَّهُ ٱلۡمُلۡكَ وَٱلۡحِكۡمَةَ وَعَلَّمَهُۥ مِمَّا يَشَآءُۗ وَلَوۡلَا دَفۡعُ ٱللَّهِ ٱلنَّاسَ بَعۡضَهُم بِبَعۡضٖ لَّفَسَدَتِ ٱلۡأَرۡضُ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ ذُو فَضۡلٍ عَلَى ٱلۡعَٰلَمِينَ
Böylece Allah'ın izniyle onları hezimete uğrattılar ve Davut Calut'u katletti. Ve Allah ona egemenliği ve hikmeti verdi ve dilediği şeyden ona öğretti. Ve eğer Allah'ın insanların bir kısmını bir kısmıyla savunması olmasaydı yer kesinlikle bozulurdu; fakat Allah alemlerin üzerine lütuf sahibidir.
Nisa 4:42
·
Kuran-ı Kerim
يَوۡمَئِذٖ يَوَدُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَعَصَوُاْ ٱلرَّسُولَ لَوۡ تُسَوَّىٰ بِهِمُ ٱلۡأَرۡضُ وَلَا يَكۡتُمُونَ ٱللَّهَ حَدِيثٗا
O gün örten ve resule isyan eden kimseler yer onlarla düzlense ister. Ve Allah'tan bir sözü gizleyemezler.
Tevbe 9:25
·
Kuran-ı Kerim
لَقَدۡ نَصَرَكُمُ ٱللَّهُ فِي مَوَاطِنَ كَثِيرَةٖ وَيَوۡمَ حُنَيۡنٍ إِذۡ أَعۡجَبَتۡكُمۡ كَثۡرَتُكُمۡ فَلَمۡ تُغۡنِ عَنكُمۡ شَيۡـٔٗا وَضَاقَتۡ عَلَيۡكُمُ ٱلۡأَرۡضُ بِمَا رَحُبَتۡ ثُمَّ وَلَّيۡتُم مُّدۡبِرِينَ
Kesinlikle Allah birçok yerlerde ve Huneyn gününde size yardım etmişti; hani çokluğunuz sizi böbürlendirmişti fakat size bir şey fayda vermemişti ve yer genişliğine rağmen size daralmıştı, sonra arkalarınızı dönerek dönmüştünüz.
Tevbe 9:118
·
Kuran-ı Kerim
وَعَلَى ٱلثَّلَٰثَةِ ٱلَّذِينَ خُلِّفُواْ حَتَّىٰٓ إِذَا ضَاقَتۡ عَلَيۡهِمُ ٱلۡأَرۡضُ بِمَا رَحُبَتۡ وَضَاقَتۡ عَلَيۡهِمۡ أَنفُسُهُمۡ وَظَنُّوٓاْ أَن لَّا مَلۡجَأَ مِنَ ٱللَّهِ إِلَّآ إِلَيۡهِ ثُمَّ تَابَ عَلَيۡهِمۡ لِيَتُوبُوٓاْۚ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ
Ve geride bırakılan üç kişinin de üzerine; yer genişlediği şeye rağmen onlara daraldığı ve onların nefsleri onlara daraldığı ve Allah'tan O'na başka hiçbir sığınak olmadığı zannında bulundukları zamana kadar. Sonra dönsünler diye onların dönüşünü kabul etti. Şüphesiz Allah, O Dönüşü Kabul Eden'dir, Merhameti Kesintisiz'dir.
Örnek Ayetler (5 / 8)
Ali İmran 3:133
·
Kuran-ı Kerim
۞وَسَارِعُوٓاْ إِلَىٰ مَغۡفِرَةٖ مِّن رَّبِّكُمۡ وَجَنَّةٍ عَرۡضُهَا ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلۡأَرۡضُ أُعِدَّتۡ لِلۡمُتَّقِينَ
Ve Rabbinizden bir örtülmeye ve genişliği gökler ve yer olan, sakınanlar için hazırlanmış bir bahçeye yarışın.
Hud 11:107
·
Kuran-ı Kerim
خَٰلِدِينَ فِيهَا مَا دَامَتِ ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلۡأَرۡضُ إِلَّا مَا شَآءَ رَبُّكَۚ إِنَّ رَبَّكَ فَعَّالٞ لِّمَا يُرِيدُ
Gökler ve yer durdukça orada kalıcıdırlar, Rabbinin dilediği hariç. Şüphesiz Rabbin dilediğini yapandır.
Hud 11:108
·
Kuran-ı Kerim
۞وَأَمَّا ٱلَّذِينَ سُعِدُواْ فَفِي ٱلۡجَنَّةِ خَٰلِدِينَ فِيهَا مَا دَامَتِ ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلۡأَرۡضُ إِلَّا مَا شَآءَ رَبُّكَۖ عَطَآءً غَيۡرَ مَجۡذُوذٖ
Ve mutlu olanlara gelince, onlar bahçededirler; gökler ve yer durdukça orada kalıcıdırlar, Rabbinin dilediği hariç; kesintisiz bir bağış olarak.
İsra 17:44
·
Kuran-ı Kerim
تُسَبِّحُ لَهُ ٱلسَّمَٰوَٰتُ ٱلسَّبۡعُ وَٱلۡأَرۡضُ وَمَن فِيهِنَّۚ وَإِن مِّن شَيۡءٍ إِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمۡدِهِۦ وَلَٰكِن لَّا تَفۡقَهُونَ تَسۡبِيحَهُمۡۚ إِنَّهُۥ كَانَ حَلِيمًا غَفُورٗا
Yedi gök, yeryüzü ve onların içindeki kimseler O'nu uzak tutar. Ve O'nun övgüsüyle uzak tutan hariç hiçbir şey yoktur; ve lakin onların uzak tutmasını anlamazsınız. Şüphesiz O, Yumuşak Başlı'dır, Örten'dir.
Mü'minun 23:71
·
Kuran-ı Kerim
وَلَوِ ٱتَّبَعَ ٱلۡحَقُّ أَهۡوَآءَهُمۡ لَفَسَدَتِ ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلۡأَرۡضُ وَمَن فِيهِنَّۚ بَلۡ أَتَيۡنَٰهُم بِذِكۡرِهِمۡ فَهُمۡ عَن ذِكۡرِهِم مُّعۡرِضُونَ
Ve eğer gerçek onların heveslerine uysaydı, gökler, yer ve onların içindekiler kesinlikle bozulurdu. Aksine onlara zikirlerini getirdik, fakat onlar kendi zikirlerinden yüz çevirenlerdir.
Örnek Ayetler (2)
A'raf 7:73
·
Kuran-ı Kerim
وَإِلَىٰ ثَمُودَ أَخَاهُمۡ صَٰلِحٗاۚ قَالَ يَٰقَوۡمِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَٰهٍ غَيۡرُهُۥۖ قَدۡ جَآءَتۡكُم بَيِّنَةٞ مِّن رَّبِّكُمۡۖ هَٰذِهِۦ نَاقَةُ ٱللَّهِ لَكُمۡ ءَايَةٗۖ فَذَرُوهَا تَأۡكُلۡ فِيٓ أَرۡضِ ٱللَّهِۖ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءٖ فَيَأۡخُذَكُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٞ
Ve Semud'a kardeşleri Salih'i. Dedi: 'Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin için O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Kesinlikle size Rabbinizden apaçık bir delil geldi. Bu, sizin için bir ayet olarak Allah'ın devesidir. Öyleyse onu bırakın, Allah'ın yeryüzünde yesin ve ona bir kötülükle dokunmayın, yoksa sizi acı verici bir azap yakalar.'
Hud 11:64
·
Kuran-ı Kerim
وَيَٰقَوۡمِ هَٰذِهِۦ نَاقَةُ ٱللَّهِ لَكُمۡ ءَايَةٗۖ فَذَرُوهَا تَأۡكُلۡ فِيٓ أَرۡضِ ٱللَّهِۖ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءٖ فَيَأۡخُذَكُمۡ عَذَابٞ قَرِيبٞ
Ey kavmim, işte bu sizin için bir ayet olarak Allah'ın dişi devesidir. Bunun üzerine onu bırakın, Allah'ın yerinde yesin ve ona bir kötülükle dokunmayın, yoksa sizi yakın bir azap yakalar.
Örnek Ayetler (2)
Taha 20:63
·
Kuran-ı Kerim
قَالُوٓاْ إِنۡ هَٰذَٰنِ لَسَٰحِرَٰنِ يُرِيدَانِ أَن يُخۡرِجَاكُم مِّنۡ أَرۡضِكُم بِسِحۡرِهِمَا وَيَذۡهَبَا بِطَرِيقَتِكُمُ ٱلۡمُثۡلَىٰ
Dediler ki: 'Şüphesiz bu ikisi kesinlikle iki sihirbazdır, sihirleriyle sizi yerinizden çıkarmak ve en üstün yolunuzu yok etmek istiyorlar.'
Şuara 26:35
·
Kuran-ı Kerim
يُرِيدُ أَن يُخۡرِجَكُم مِّنۡ أَرۡضِكُم بِسِحۡرِهِۦ فَمَاذَا تَأۡمُرُونَ
Sihriyle sizi toprağınızdan çıkarmak istiyor, o halde ne emredersiniz?
Örnek Ayetler (2)
İbrahim 14:13
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لِرُسُلِهِمۡ لَنُخۡرِجَنَّكُم مِّنۡ أَرۡضِنَآ أَوۡ لَتَعُودُنَّ فِي مِلَّتِنَاۖ فَأَوۡحَىٰٓ إِلَيۡهِمۡ رَبُّهُمۡ لَنُهۡلِكَنَّ ٱلظَّـٰلِمِينَ
Ve örtenler resullerine dedi: 'Sizi kesinlikle yurdumuzdan çıkaracağız veya kesinlikle dinimize döneceksiniz.' Bunun üzerine Rableri onlara vahyetti: 'Zalimleri kesinlikle helak edeceğiz.
Kasas 28:57
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالُوٓاْ إِن نَّتَّبِعِ ٱلۡهُدَىٰ مَعَكَ نُتَخَطَّفۡ مِنۡ أَرۡضِنَآۚ أَوَلَمۡ نُمَكِّن لَّهُمۡ حَرَمًا ءَامِنٗا يُجۡبَىٰٓ إِلَيۡهِ ثَمَرَٰتُ كُلِّ شَيۡءٖ رِّزۡقٗا مِّن لَّدُنَّا وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ
Ve dediler ki: 'Eğer seninle birlikte yol göstermeye uyarsak, yerimizden kapılıp götürülürüz.' Onlar için güvenli bir haremi yerleştirmedik mi? Katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürünleri oraya toplanır. Fakat onların çoğu bilmezler.
Örnek Ayetler (1)
Fussilet 41:11
·
Kuran-ı Kerim
ثُمَّ ٱسۡتَوَىٰٓ إِلَى ٱلسَّمَآءِ وَهِيَ دُخَانٞ فَقَالَ لَهَا وَلِلۡأَرۡضِ ٱئۡتِيَا طَوۡعًا أَوۡ كَرۡهٗا قَالَتَآ أَتَيۡنَا طَآئِعِينَ
Sonra o bir duman iken göğe yöneldi, ona ve yere dedi: 'İsteyerek veya zorla ikiniz gelin.' İkisi dediler: 'İsteyenler olarak geldik.'
Örnek Ayetler (1)
Ahzab 33:27
·
Kuran-ı Kerim
وَأَوۡرَثَكُمۡ أَرۡضَهُمۡ وَدِيَٰرَهُمۡ وَأَمۡوَٰلَهُمۡ وَأَرۡضٗا لَّمۡ تَطَـُٔوهَاۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٗا
Ve onların yerini, yurtlarını, mallarını ve ayak basmadığınız bir yeri size miras bıraktı. Ve Allah her şeye Güç Yetiren'dir.
Örnek Ayetler (1)
Ahzab 33:27
·
Kuran-ı Kerim
وَأَوۡرَثَكُمۡ أَرۡضَهُمۡ وَدِيَٰرَهُمۡ وَأَمۡوَٰلَهُمۡ وَأَرۡضٗا لَّمۡ تَطَـُٔوهَاۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٗا
Ve onların yerini, yurtlarını, mallarını ve ayak basmadığınız bir yeri size miras bıraktı. Ve Allah her şeye Güç Yetiren'dir.
Örnek Ayetler (1)
Yusuf 12:9
·
Kuran-ı Kerim
ٱقۡتُلُواْ يُوسُفَ أَوِ ٱطۡرَحُوهُ أَرۡضٗا يَخۡلُ لَكُمۡ وَجۡهُ أَبِيكُمۡ وَتَكُونُواْ مِنۢ بَعۡدِهِۦ قَوۡمٗا صَٰلِحِينَ
Yusuf'u katledin veya onu bir yere atın; babanızın yüzü size boş kalsın ve ondan sonra iyi bir topluluk olasınız.
Örnek Ayetler (1)
Ankebut 29:56
·
Kuran-ı Kerim
يَٰعِبَادِيَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِنَّ أَرۡضِي وَٰسِعَةٞ فَإِيَّـٰيَ فَٱعۡبُدُونِ
Ey inanan kullarım, şüphesiz benim yerim geniştir, böylece sadece bana kulluk edin.
Örnek Ayetler (1)
Nisa 4:97
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّ ٱلَّذِينَ تَوَفَّىٰهُمُ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ ظَالِمِيٓ أَنفُسِهِمۡ قَالُواْ فِيمَ كُنتُمۡۖ قَالُواْ كُنَّا مُسۡتَضۡعَفِينَ فِي ٱلۡأَرۡضِۚ قَالُوٓاْ أَلَمۡ تَكُنۡ أَرۡضُ ٱللَّهِ وَٰسِعَةٗ فَتُهَاجِرُواْ فِيهَاۚ فَأُوْلَـٰٓئِكَ مَأۡوَىٰهُمۡ جَهَنَّمُۖ وَسَآءَتۡ مَصِيرًا
Şüphesiz melekler kendi nefislerinin zalimleri iken onları vefat ettirdiklerinde derler: 'Neyin içindeydiniz?' Derler: 'Biz yeryüzünde zayıf bırakılanlardık.' Derler: 'Allah'ın yeryüzü geniş değil miydi, böylece onun içinde hicret etseydiniz?' İşte onların barınakları cehennemdir. Ve varış yeri ne kötüdür.
Örnek Ayetler (1)
Lokman 31:34
·
Kuran-ı Kerim
إِنَّ ٱللَّهَ عِندَهُۥ عِلۡمُ ٱلسَّاعَةِ وَيُنَزِّلُ ٱلۡغَيۡثَ وَيَعۡلَمُ مَا فِي ٱلۡأَرۡحَامِۖ وَمَا تَدۡرِي نَفۡسٞ مَّاذَا تَكۡسِبُ غَدٗاۖ وَمَا تَدۡرِي نَفۡسُۢ بِأَيِّ أَرۡضٖ تَمُوتُۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرُۢ
Şüphesiz Allah, saatin bilgisi O'nun katındadır. Ve yağmuru indirir ve rahimlerin içindekini bilir. Ve hiçbir nefs yarın ne kazanacağını bilmez. Ve hiçbir nefs hangi yerde öleceğini bilmez. Şüphesiz Allah Bilen'dir, Haberdar'dır.
Örnek Ayetler (1)
Taha 20:57
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ أَجِئۡتَنَا لِتُخۡرِجَنَا مِنۡ أَرۡضِنَا بِسِحۡرِكَ يَٰمُوسَىٰ
Dedi ki: 'Ey Musa, sihrinle bizi yerimizden çıkarmak için mi bize geldin?'
Örnek Ayetler (1)
Hud 11:44
·
Kuran-ı Kerim
وَقِيلَ يَـٰٓأَرۡضُ ٱبۡلَعِي مَآءَكِ وَيَٰسَمَآءُ أَقۡلِعِي وَغِيضَ ٱلۡمَآءُ وَقُضِيَ ٱلۡأَمۡرُ وَٱسۡتَوَتۡ عَلَى ٱلۡجُودِيِّۖ وَقِيلَ بُعۡدٗا لِّلۡقَوۡمِ ٱلظَّـٰلِمِينَ
Ve denildi: 'Ey yeryüzü, senin suyunu yut ve ey gök, tut.' Ve su çekildi ve emir yerine getirildi ve Cudi'nin üzerine oturdu. Ve denildi: 'Zalim kavme uzaklık.'
Örnek Ayetler (1)
Zümer 39:10
·
Kuran-ı Kerim
قُلۡ يَٰعِبَادِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّقُواْ رَبَّكُمۡۚ لِلَّذِينَ أَحۡسَنُواْ فِي هَٰذِهِ ٱلدُّنۡيَا حَسَنَةٞۗ وَأَرۡضُ ٱللَّهِ وَٰسِعَةٌۗ إِنَّمَا يُوَفَّى ٱلصَّـٰبِرُونَ أَجۡرَهُم بِغَيۡرِ حِسَابٖ
De ki: 'Ey inanan kullarım, Rabbinizden sakının. Bu dünya içinde iyilik eden kimseler için bir iyilik vardır. Ve Allah'ın yeri geniştir. Ancak sabredenlere onların ücretleri hesap olmaksızın eksiksiz verilir.'