273
Kullanım
7
Lemma
139
Türev
128
Anlam
7 lemma, 139 türev form
Kelime | Okunuş | Anlam | Tür | Adet | ||
|---|---|---|---|---|---|---|
فَأَخَذَتۡهُمُ | fe-ehazethumu | böylece aldı onları, almak, tutmak, yakalamak | Fiil | 8 | ||
فَأَخَذَهُمُ | fe-ehazehumu | böylece onları aldı, almak, tutmak, yakalamak | Fiil | 7 | ||
Örnek Ayetler (5 / 7) Ali İmran 3:11 · Kuran-ı Kerim كَدَأۡبِ ءَالِ فِرۡعَوۡنَ وَٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۚ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُ بِذُنُوبِهِمۡۗ وَٱللَّهُ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibi. Ayetlerimizi yalanladılar, bunun üzerine Allah onları günahlarıyla yakaladı. Ve Allah cezası şiddetli olandır. Enfal 8:52 · Kuran-ı Kerim كَدَأۡبِ ءَالِ فِرۡعَوۡنَ وَٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۚ كَفَرُواْ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُ بِذُنُوبِهِمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ قَوِيّٞ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibi; Allah'ın ayetlerini örttüler, bunun üzerine Allah onları günahlarıyla yakaladı. Şüphesiz Allah Güçlüdür, cezası çetin olandır. Nahl 16:113 · Kuran-ı Kerim وَلَقَدۡ جَآءَهُمۡ رَسُولٞ مِّنۡهُمۡ فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمُ ٱلۡعَذَابُ وَهُمۡ ظَٰلِمُونَ Ve andolsun onlara kendilerinden bir resul geldi, bunun üzerine onu yalanladılar, bunun üzerine onlar zalimlerken azap onları yakaladı. Şuara 26:158 · Kuran-ı Kerim فَأَخَذَهُمُ ٱلۡعَذَابُۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةٗۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ Bunun üzerine azap onları yakaladı. Şüphesiz bunda kesinlikle bir ayet vardır ve onların çoğu inananlar olmadı. Ankebut 29:14 · Kuran-ı Kerim وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوۡمِهِۦ فَلَبِثَ فِيهِمۡ أَلۡفَ سَنَةٍ إِلَّا خَمۡسِينَ عَامٗا فَأَخَذَهُمُ ٱلطُّوفَانُ وَهُمۡ ظَٰلِمُونَ Ve kesinlikle Nuh'u toplumuna gönderdik, bunun üzerine onların içinde elli yıl dışında bin sene kaldı. Bunun üzerine onlar zalimlerken tufan onları yakaladı. | ||||||
خُذُواْ | huzu | alın, almak, tutmak, yakalamak | Fiil | 5 | ||
أَخَذۡنَآ | ehazna | aldık, almak, tutmak, yakalamak | Fiil | 3 | ||
فَأَخَذۡنَٰهُ | fe-ehaznahu | böylece onu aldık, almak, tutmak, yakalamak, cezalandırmak | Fiil | 3 | ||
فَخُذۡ | fe-huz | ve al, almak, tutmak, yakalamak | Fiil | 3 | ||
فَأَخَذۡنَٰهُم | fe-ehaznahum | böylece onları aldık, almak, tutmak, yakalamak | Fiil | 3 | ||
وَأَخَذۡنَا | ve-ehazna | ve aldık, almak, tutmak, yakalamak | Fiil | 3 | ||
فَيَأۡخُذَكُمۡ | fe-ye'huzekum | böylece sizi alır, almak, tutmak, yakalamak | Fiil | 3 | ||
فَخُذُوهُ | fe-huzuhu | ve onu alın, almak, tutmak, yakalamak | Fiil | 2 | ||
أَخَذۡتُهُمۡ | ehaztuhum | aldım, almak, tutmak, yakalamak | Fiil | 2 | ||
تَأۡخُذُواْ | te'huzu | tutarsınız, elle tutmak veya kavramak, tutmak, almak, kabul etmek | Fiil | 2 | ||
خُذُوهُ | huzuhu | onu alın, almak, tutmak, yakalamak | Fiil | 2 | ||
فَأَخَذَهُمۡ | fe-ehazahum | böylece onları tuttu, tutmak, yakalamak, almak | Fiil | 2 | ||
يُؤۡخَذۡ | yu'haz | alınır, alınmak, tutulmak, yakalanmak | Fiil | 2 | ||
يَأۡخُذَهُمۡ | ye'huzehum | onları alır, almak, tutmak, yakalamak | Fiil | 2 | ||
يُؤۡخَذُ | yu'hazu | alınır, almak, tutmak, yakalamak | Fiil | 2 | ||
أَخَذَتۡهُ | ehazethu | tuttu onu, tutmak, almak, yakalamak | Fiil | 2 | ||
أَخَذۡنَٰهُم | ehaznahum | tuttuk onları, tutmak, almak, yakalamak | Fiil | 2 | ||
خُذِ | huzi | tut, tutmak, almak, yakalamak | Fiil | 2 | ||
Örnek Ayetler (5 / 8)
Nisa 4:153
·
Kuran-ı Kerim
يَسۡـَٔلُكَ أَهۡلُ ٱلۡكِتَٰبِ أَن تُنَزِّلَ عَلَيۡهِمۡ كِتَٰبٗا مِّنَ ٱلسَّمَآءِۚ فَقَدۡ سَأَلُواْ مُوسَىٰٓ أَكۡبَرَ مِن ذَٰلِكَ فَقَالُوٓاْ أَرِنَا ٱللَّهَ جَهۡرَةٗ فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلصَّـٰعِقَةُ بِظُلۡمِهِمۡۚ ثُمَّ ٱتَّخَذُواْ ٱلۡعِجۡلَ مِنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَتۡهُمُ ٱلۡبَيِّنَٰتُ فَعَفَوۡنَا عَن ذَٰلِكَۚ وَءَاتَيۡنَا مُوسَىٰ سُلۡطَٰنٗا مُّبِينٗا
Kitap ehli, gökten onlara bir kitap indirmeni senden istiyor. Kesinlikle Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi ve 'Allah'ı bize açıkça göster' demişlerdi. Bunun üzerine zulümleri sebebiyle onları yıldırım yakaladı. Sonra açık deliller onlara geldikten sonra buzağıyı edindiler. Bunun üzerine bunu sildik ve Musa'ya apaçık bir yetki verdik.
A'raf 7:78
·
Kuran-ı Kerim
فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلرَّجۡفَةُ فَأَصۡبَحُواْ فِي دَارِهِمۡ جَٰثِمِينَ
Böylece sarsıntı onları yakaladı, böylece yurtlarında diz üstü çökenler oldular.
A'raf 7:91
·
Kuran-ı Kerim
فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلرَّجۡفَةُ فَأَصۡبَحُواْ فِي دَارِهِمۡ جَٰثِمِينَ
Bunun üzerine sarsıntı onları yakaladı, böylece yurtlarında diz üstü çökmüş kimseler oldular.
Hicr 15:73
·
Kuran-ı Kerim
فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلصَّيۡحَةُ مُشۡرِقِينَ
Bunun üzerine güneş doğarken o çığlık onları yakaladı.
Hicr 15:83
·
Kuran-ı Kerim
فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلصَّيۡحَةُ مُصۡبِحِينَ
Bunun üzerine sabahlarken o çığlık onları aldı.
Örnek Ayetler (5 / 7)
Ali İmran 3:11
·
Kuran-ı Kerim
كَدَأۡبِ ءَالِ فِرۡعَوۡنَ وَٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۚ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُ بِذُنُوبِهِمۡۗ وَٱللَّهُ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ
Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibi. Ayetlerimizi yalanladılar, bunun üzerine Allah onları günahlarıyla yakaladı. Ve Allah cezası şiddetli olandır.
Enfal 8:52
·
Kuran-ı Kerim
كَدَأۡبِ ءَالِ فِرۡعَوۡنَ وَٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۚ كَفَرُواْ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُ بِذُنُوبِهِمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ قَوِيّٞ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ
Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibi; Allah'ın ayetlerini örttüler, bunun üzerine Allah onları günahlarıyla yakaladı. Şüphesiz Allah Güçlüdür, cezası çetin olandır.
Nahl 16:113
·
Kuran-ı Kerim
وَلَقَدۡ جَآءَهُمۡ رَسُولٞ مِّنۡهُمۡ فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمُ ٱلۡعَذَابُ وَهُمۡ ظَٰلِمُونَ
Ve andolsun onlara kendilerinden bir resul geldi, bunun üzerine onu yalanladılar, bunun üzerine onlar zalimlerken azap onları yakaladı.
Şuara 26:158
·
Kuran-ı Kerim
فَأَخَذَهُمُ ٱلۡعَذَابُۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةٗۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ
Bunun üzerine azap onları yakaladı. Şüphesiz bunda kesinlikle bir ayet vardır ve onların çoğu inananlar olmadı.
Ankebut 29:14
·
Kuran-ı Kerim
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوۡمِهِۦ فَلَبِثَ فِيهِمۡ أَلۡفَ سَنَةٍ إِلَّا خَمۡسِينَ عَامٗا فَأَخَذَهُمُ ٱلطُّوفَانُ وَهُمۡ ظَٰلِمُونَ
Ve kesinlikle Nuh'u toplumuna gönderdik, bunun üzerine onların içinde elli yıl dışında bin sene kaldı. Bunun üzerine onlar zalimlerken tufan onları yakaladı.
Örnek Ayetler (5)
Bakara 2:63
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذۡ أَخَذۡنَا مِيثَٰقَكُمۡ وَرَفَعۡنَا فَوۡقَكُمُ ٱلطُّورَ خُذُواْ مَآ ءَاتَيۡنَٰكُم بِقُوَّةٖ وَٱذۡكُرُواْ مَا فِيهِ لَعَلَّكُمۡ تَتَّقُونَ
Ve sözleşmenizi almıştık ve üzerinize Tur'u yükseltmiştik: 'Size verdiğimizi kuvvetle alın ve içindekini hatırlayın, umulur ki siz sakınırsınız.'
Bakara 2:93
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذۡ أَخَذۡنَا مِيثَٰقَكُمۡ وَرَفَعۡنَا فَوۡقَكُمُ ٱلطُّورَ خُذُواْ مَآ ءَاتَيۡنَٰكُم بِقُوَّةٖ وَٱسۡمَعُواْۖ قَالُواْ سَمِعۡنَا وَعَصَيۡنَا وَأُشۡرِبُواْ فِي قُلُوبِهِمُ ٱلۡعِجۡلَ بِكُفۡرِهِمۡۚ قُلۡ بِئۡسَمَا يَأۡمُرُكُم بِهِۦٓ إِيمَٰنُكُمۡ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ
Ve hani sözünüzü almıştık ve dağı üzerinize kaldırmıştık: 'Size verdiğimiz şeyi kuvvetle alın ve işitin.' Dediler: 'İşittik ve isyan ettik.' Ve örtmeleri sebebiyle kalplerinin içine buzağı içirildiler. De ki: 'Eğer inananlar idiyseniz, inancınızın size onu emrettiği şey ne kötüdür!'
Nisa 4:71
·
Kuran-ı Kerim
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ خُذُواْ حِذۡرَكُمۡ فَٱنفِرُواْ ثُبَاتٍ أَوِ ٱنفِرُواْ جَمِيعٗا
Ey inanan kimseler, tedbirinizi alın, böylece birlikler halinde sefere çıkın veya topluca sefere çıkın.
A'raf 7:31
·
Kuran-ı Kerim
۞يَٰبَنِيٓ ءَادَمَ خُذُواْ زِينَتَكُمۡ عِندَ كُلِّ مَسۡجِدٖ وَكُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ وَلَا تُسۡرِفُوٓاْۚ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلۡمُسۡرِفِينَ
Ey Adem oğulları, her secde yerinde süsünüzü alın, yiyin ve için ve israf etmeyin; şüphesiz O, israf edenleri sevmez.
A'raf 7:171
·
Kuran-ı Kerim
۞وَإِذۡ نَتَقۡنَا ٱلۡجَبَلَ فَوۡقَهُمۡ كَأَنَّهُۥ ظُلَّةٞ وَظَنُّوٓاْ أَنَّهُۥ وَاقِعُۢ بِهِمۡ خُذُواْ مَآ ءَاتَيۡنَٰكُم بِقُوَّةٖ وَٱذۡكُرُواْ مَا فِيهِ لَعَلَّكُمۡ تَتَّقُونَ
Ve dağı onların üzerine sanki o bir gölgelikmiş gibi kaldırmıştık ve onun kendi üzerlerine düşeceği zannında bulunmuşlardı: 'Size verdiğimizi kuvvetle alın ve onun içindekileri hatırlayın, umulur ki sakınırsınız.'
Örnek Ayetler (3)
A'raf 7:94
·
Kuran-ı Kerim
وَمَآ أَرۡسَلۡنَا فِي قَرۡيَةٖ مِّن نَّبِيٍّ إِلَّآ أَخَذۡنَآ أَهۡلَهَا بِٱلۡبَأۡسَآءِ وَٱلضَّرَّآءِ لَعَلَّهُمۡ يَضَّرَّعُونَ
Ve bir şehre hiçbir nebi göndermedik, ancak umulur ki yalvarırlar diye onun halkını zorlukla ve sıkıntıyla yakaladık.
A'raf 7:130
·
Kuran-ı Kerim
وَلَقَدۡ أَخَذۡنَآ ءَالَ فِرۡعَوۡنَ بِٱلسِّنِينَ وَنَقۡصٖ مِّنَ ٱلثَّمَرَٰتِ لَعَلَّهُمۡ يَذَّكَّرُونَ
Ve kesinlikle Firavun'un ailesini, umulur ki hatırlarlar diye yıllarla ve ürünlerden eksiltmeyle yakaladık.
Tevbe 9:50
·
Kuran-ı Kerim
إِن تُصِبۡكَ حَسَنَةٞ تَسُؤۡهُمۡۖ وَإِن تُصِبۡكَ مُصِيبَةٞ يَقُولُواْ قَدۡ أَخَذۡنَآ أَمۡرَنَا مِن قَبۡلُ وَيَتَوَلَّواْ وَّهُمۡ فَرِحُونَ
Eğer sana iyilik isabet ederse onları üzer. Ve eğer sana musibet isabet ederse derler: 'Kesinlikle biz işimizi önceden aldık.' Ve onlar sevinerek dönerler.
Örnek Ayetler (3)
Kasas 28:40
·
Kuran-ı Kerim
فَأَخَذۡنَٰهُ وَجُنُودَهُۥ فَنَبَذۡنَٰهُمۡ فِي ٱلۡيَمِّۖ فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلظَّـٰلِمِينَ
Bunun üzerine onu ve askerlerini tuttuk, onları denize attık. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak.
Zariyat 51:40
·
Kuran-ı Kerim
فَأَخَذۡنَٰهُ وَجُنُودَهُۥ فَنَبَذۡنَٰهُمۡ فِي ٱلۡيَمِّ وَهُوَ مُلِيمٞ
Bunun üzerine onu ve askerlerini aldık ve onları denizin içine attık; ve o kınanacak iş yapandı.
Müzzemmil 73:16
·
Kuran-ı Kerim
فَعَصَىٰ فِرۡعَوۡنُ ٱلرَّسُولَ فَأَخَذۡنَٰهُ أَخۡذٗا وَبِيلٗا
Bunun üzerine Firavun resule isyan etti, bunun üzerine onu ağır bir yakalayışla yakaladık.
Örnek Ayetler (3)
Bakara 2:260
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذۡ قَالَ إِبۡرَٰهِـۧمُ رَبِّ أَرِنِي كَيۡفَ تُحۡيِ ٱلۡمَوۡتَىٰۖ قَالَ أَوَلَمۡ تُؤۡمِنۖ قَالَ بَلَىٰ وَلَٰكِن لِّيَطۡمَئِنَّ قَلۡبِيۖ قَالَ فَخُذۡ أَرۡبَعَةٗ مِّنَ ٱلطَّيۡرِ فَصُرۡهُنَّ إِلَيۡكَ ثُمَّ ٱجۡعَلۡ عَلَىٰ كُلِّ جَبَلٖ مِّنۡهُنَّ جُزۡءٗا ثُمَّ ٱدۡعُهُنَّ يَأۡتِينَكَ سَعۡيٗاۚ وَٱعۡلَمۡ أَنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٞ
Ve hani İbrahim 'Rabbim, ölüleri nasıl diriltiyorsun bana göster' demişti. 'Yoksa inanmıyor musun?' demişti. 'Evet, fakat kalbimin tatmin olması için' demişti. 'Böylece kuşlardan dört tane al, sonra onları kendine alıştır, sonra her dağın üzerine onlardan bir parça koy, sonra onları çağır, koşarak sana gelirler. Ve bil ki Allah Üstün'dür, Hikmetli'dir' demişti.
A'raf 7:144
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ يَٰمُوسَىٰٓ إِنِّي ٱصۡطَفَيۡتُكَ عَلَى ٱلنَّاسِ بِرِسَٰلَٰتِي وَبِكَلَٰمِي فَخُذۡ مَآ ءَاتَيۡتُكَ وَكُن مِّنَ ٱلشَّـٰكِرِينَ
Dedi: 'Ey Musa, şüphesiz ben mesajlarımla ve sözümle seni insanların üzerine seçtim. Bunun üzerine sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol.'
Yusuf 12:78
·
Kuran-ı Kerim
قَالُواْ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلۡعَزِيزُ إِنَّ لَهُۥٓ أَبٗا شَيۡخٗا كَبِيرٗا فَخُذۡ أَحَدَنَا مَكَانَهُۥٓۖ إِنَّا نَرَىٰكَ مِنَ ٱلۡمُحۡسِنِينَ
Dediler: 'Ey Üstün olan, şüphesiz onun büyük yaşlı bir babası vardır. Bunun üzerine onun yerine birimizi al. Şüphesiz biz seni iyilik edenlerden görüyoruz.'
Örnek Ayetler (3)
En'am 6:42
·
Kuran-ı Kerim
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَآ إِلَىٰٓ أُمَمٖ مِّن قَبۡلِكَ فَأَخَذۡنَٰهُم بِٱلۡبَأۡسَآءِ وَٱلضَّرَّآءِ لَعَلَّهُمۡ يَتَضَرَّعُونَ
Ve andolsun, senden önce topluluklara gönderdik ve umulur ki onlar yalvarırlar diye onları zorlukla ve sıkıntıyla yakaladık.
A'raf 7:95
·
Kuran-ı Kerim
ثُمَّ بَدَّلۡنَا مَكَانَ ٱلسَّيِّئَةِ ٱلۡحَسَنَةَ حَتَّىٰ عَفَواْ وَّقَالُواْ قَدۡ مَسَّ ءَابَآءَنَا ٱلضَّرَّآءُ وَٱلسَّرَّآءُ فَأَخَذۡنَٰهُم بَغۡتَةٗ وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ
Sonra kötülüğün yerini iyilikle değiştirdik, ta ki çoğaldılar ve 'Gerçekten babalarımıza sıkıntı ve bolluk dokundu' dediler. Bunun üzerine onlar farkında değillerken onları aniden yakaladık.
A'raf 7:96
·
Kuran-ı Kerim
وَلَوۡ أَنَّ أَهۡلَ ٱلۡقُرَىٰٓ ءَامَنُواْ وَٱتَّقَوۡاْ لَفَتَحۡنَا عَلَيۡهِم بَرَكَٰتٖ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِ وَلَٰكِن كَذَّبُواْ فَأَخَذۡنَٰهُم بِمَا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ
Ve eğer şehirlerin halkı inansalardı ve sakınsalardı, kesinlikle onların üzerine gökten ve yerden bereketler açardık. Fakat yalanladılar, bunun üzerine kazandıkları sebebiyle onları yakaladık.
Örnek Ayetler (3)
Nisa 4:154
·
Kuran-ı Kerim
وَرَفَعۡنَا فَوۡقَهُمُ ٱلطُّورَ بِمِيثَٰقِهِمۡ وَقُلۡنَا لَهُمُ ٱدۡخُلُواْ ٱلۡبَابَ سُجَّدٗا وَقُلۡنَا لَهُمۡ لَا تَعۡدُواْ فِي ٱلسَّبۡتِ وَأَخَذۡنَا مِنۡهُم مِّيثَٰقًا غَلِيظٗا
Ve sözleşmeleri sebebiyle dağı onların üzerine kaldırdık ve onlara 'Kapıdan secde ederek girin' dedik. Ve onlara 'Şabat hakkında sınırı aşmayın' dedik ve onlardan ağır bir sözleşme aldık.
A'raf 7:165
·
Kuran-ı Kerim
فَلَمَّا نَسُواْ مَا ذُكِّرُواْ بِهِۦٓ أَنجَيۡنَا ٱلَّذِينَ يَنۡهَوۡنَ عَنِ ٱلسُّوٓءِ وَأَخَذۡنَا ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ بِعَذَابِۭ بَـِٔيسِۭ بِمَا كَانُواْ يَفۡسُقُونَ
Fakat onunla hatırlatıldıkları şeyi unuttuklarında, kötülükten yasaklayan kimseleri kurtardık ve zulmeden kimseleri yoldan çıkmakta oldukları şey sebebiyle şiddetli bir azapla aldık.
Ahzab 33:7
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذۡ أَخَذۡنَا مِنَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ مِيثَٰقَهُمۡ وَمِنكَ وَمِن نُّوحٖ وَإِبۡرَٰهِيمَ وَمُوسَىٰ وَعِيسَى ٱبۡنِ مَرۡيَمَۖ وَأَخَذۡنَا مِنۡهُم مِّيثَٰقًا غَلِيظٗا
Ve hani nebilerden sözleşmelerini almıştık; senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan. Ve onlardan sağlam bir sözleşme almıştık.
Örnek Ayetler (3)
A'raf 7:73
·
Kuran-ı Kerim
وَإِلَىٰ ثَمُودَ أَخَاهُمۡ صَٰلِحٗاۚ قَالَ يَٰقَوۡمِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَٰهٍ غَيۡرُهُۥۖ قَدۡ جَآءَتۡكُم بَيِّنَةٞ مِّن رَّبِّكُمۡۖ هَٰذِهِۦ نَاقَةُ ٱللَّهِ لَكُمۡ ءَايَةٗۖ فَذَرُوهَا تَأۡكُلۡ فِيٓ أَرۡضِ ٱللَّهِۖ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءٖ فَيَأۡخُذَكُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٞ
Ve Semud'a kardeşleri Salih'i. Dedi: 'Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin için O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Kesinlikle size Rabbinizden apaçık bir delil geldi. Bu, sizin için bir ayet olarak Allah'ın devesidir. Öyleyse onu bırakın, Allah'ın yeryüzünde yesin ve ona bir kötülükle dokunmayın, yoksa sizi acı verici bir azap yakalar.'
Hud 11:64
·
Kuran-ı Kerim
وَيَٰقَوۡمِ هَٰذِهِۦ نَاقَةُ ٱللَّهِ لَكُمۡ ءَايَةٗۖ فَذَرُوهَا تَأۡكُلۡ فِيٓ أَرۡضِ ٱللَّهِۖ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءٖ فَيَأۡخُذَكُمۡ عَذَابٞ قَرِيبٞ
Ey kavmim, işte bu sizin için bir ayet olarak Allah'ın dişi devesidir. Bunun üzerine onu bırakın, Allah'ın yerinde yesin ve ona bir kötülükle dokunmayın, yoksa sizi yakın bir azap yakalar.
Şuara 26:156
·
Kuran-ı Kerim
وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءٖ فَيَأۡخُذَكُمۡ عَذَابُ يَوۡمٍ عَظِيمٖ
Ve ona kötülükle dokunmayın, bunun üzerine sizi büyük bir günün azabı yakalar.
Örnek Ayetler (2)
Maide 5:41
·
Kuran-ı Kerim
۞يَـٰٓأَيُّهَا ٱلرَّسُولُ لَا يَحۡزُنكَ ٱلَّذِينَ يُسَٰرِعُونَ فِي ٱلۡكُفۡرِ مِنَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓاْ ءَامَنَّا بِأَفۡوَٰهِهِمۡ وَلَمۡ تُؤۡمِن قُلُوبُهُمۡۛ وَمِنَ ٱلَّذِينَ هَادُواْۛ سَمَّـٰعُونَ لِلۡكَذِبِ سَمَّـٰعُونَ لِقَوۡمٍ ءَاخَرِينَ لَمۡ يَأۡتُوكَۖ يُحَرِّفُونَ ٱلۡكَلِمَ مِنۢ بَعۡدِ مَوَاضِعِهِۦۖ يَقُولُونَ إِنۡ أُوتِيتُمۡ هَٰذَا فَخُذُوهُ وَإِن لَّمۡ تُؤۡتَوۡهُ فَٱحۡذَرُواْۚ وَمَن يُرِدِ ٱللَّهُ فِتۡنَتَهُۥ فَلَن تَمۡلِكَ لَهُۥ مِنَ ٱللَّهِ شَيۡـًٔاۚ أُوْلَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَمۡ يُرِدِ ٱللَّهُ أَن يُطَهِّرَ قُلُوبَهُمۡۚ لَهُمۡ فِي ٱلدُّنۡيَا خِزۡيٞۖ وَلَهُمۡ فِي ٱلۡأٓخِرَةِ عَذَابٌ عَظِيمٞ
Ey resul, ağızlarıyla 'İnandık' diyen ve kalpleri inanmayan kimselerden örtmede acele eden kimseler seni üzmesin. Ve dönen kimselerden yalanı çok dinleyenlerdir, sana gelmeyen diğer bir kavmi çok dinleyenlerdir. Kelimeleri yerlerinden sonra değiştirirler. Derler: 'Eğer size bu verilirse o halde onu alın ve eğer size verilmezse o halde sakının.' Ve Allah kimin sınanmasını dilerse, o halde Allah'tan ona bir şeye asla sahip olamazsın. İşte onlar, Allah'ın kalplerini temizlemeyi dilemediği kimselerdir. Dünyada onlar için bir rezillik vardır ve ahirette onlar için büyük bir azap vardır.
Haşr 59:7
·
Kuran-ı Kerim
مَّآ أَفَآءَ ٱللَّهُ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ مِنۡ أَهۡلِ ٱلۡقُرَىٰ فَلِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي ٱلۡقُرۡبَىٰ وَٱلۡيَتَٰمَىٰ وَٱلۡمَسَٰكِينِ وَٱبۡنِ ٱلسَّبِيلِ كَيۡ لَا يَكُونَ دُولَةَۢ بَيۡنَ ٱلۡأَغۡنِيَآءِ مِنكُمۡۚ وَمَآ ءَاتَىٰكُمُ ٱلرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَىٰكُمۡ عَنۡهُ فَٱنتَهُواْۚ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۖ إِنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ
Allah'ın kasabalar ehlinden resulüne ganimet olarak verdikleri; Allah'a, resule, yakınlık sahibine, yetimlere, yoksullara ve yol oğluna aittir. Ta ki içinizden zenginler arasında dolaşan bir şey olmasın. Ve resul size ne verdiyse onu alın ve size neyi yasakladıysa ondan son verin. Ve Allah'tan sakının. Şüphesiz Allah cezası çetin olandır.
Örnek Ayetler (2)
Ra'd 13:32
·
Kuran-ı Kerim
وَلَقَدِ ٱسۡتُهۡزِئَ بِرُسُلٖ مِّن قَبۡلِكَ فَأَمۡلَيۡتُ لِلَّذِينَ كَفَرُواْ ثُمَّ أَخَذۡتُهُمۡۖ فَكَيۡفَ كَانَ عِقَابِ
Ve kesinlikle senden önce resullerle alay edildi. Bunun üzerine örtenlere süre verdim, sonra onları yakaladım. Böylece cezam nasıldı?
Hac 22:44
·
Kuran-ı Kerim
وَأَصۡحَٰبُ مَدۡيَنَۖ وَكُذِّبَ مُوسَىٰۖ فَأَمۡلَيۡتُ لِلۡكَٰفِرِينَ ثُمَّ أَخَذۡتُهُمۡۖ فَكَيۡفَ كَانَ نَكِيرِ
Ve Medyen halkı. Ve Musa yalanlandı. Böylece örtenlere süre verdim, sonra onları yakaladım. Böylece benim inkarım nasıl oldu?
Örnek Ayetler (2)
Bakara 2:229
·
Kuran-ı Kerim
ٱلطَّلَٰقُ مَرَّتَانِۖ فَإِمۡسَاكُۢ بِمَعۡرُوفٍ أَوۡ تَسۡرِيحُۢ بِإِحۡسَٰنٖۗ وَلَا يَحِلُّ لَكُمۡ أَن تَأۡخُذُواْ مِمَّآ ءَاتَيۡتُمُوهُنَّ شَيۡـًٔا إِلَّآ أَن يَخَافَآ أَلَّا يُقِيمَا حُدُودَ ٱللَّهِۖ فَإِنۡ خِفۡتُمۡ أَلَّا يُقِيمَا حُدُودَ ٱللَّهِ فَلَا جُنَاحَ عَلَيۡهِمَا فِيمَا ٱفۡتَدَتۡ بِهِۦۗ تِلۡكَ حُدُودُ ٱللَّهِ فَلَا تَعۡتَدُوهَاۚ وَمَن يَتَعَدَّ حُدُودَ ٱللَّهِ فَأُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّـٰلِمُونَ
Boşanma iki defadır; sonra uygun şekilde tutmak veya iyilikle serbest bırakmak gerekir. Onlara verdiklerinizden bir şey almanız size helal olmaz; ancak ikisinin Allah'ın sınırlarını koruyamamalarından korkmaları hariç. Eğer ikisinin Allah'ın sınırlarını koruyamayacaklarından korkarsanız, kadının fidye olarak verdiğinde ikisinin üzerine günah yoktur. Bunlar Allah'ın sınırlarıdır, onları aşmayın. Kim Allah'ın sınırlarını aşarsa, işte onlar zalimlerdir.
Nisa 4:20
·
Kuran-ı Kerim
وَإِنۡ أَرَدتُّمُ ٱسۡتِبۡدَالَ زَوۡجٖ مَّكَانَ زَوۡجٖ وَءَاتَيۡتُمۡ إِحۡدَىٰهُنَّ قِنطَارٗا فَلَا تَأۡخُذُواْ مِنۡهُ شَيۡـًٔاۚ أَتَأۡخُذُونَهُۥ بُهۡتَٰنٗا وَإِثۡمٗا مُّبِينٗا
Ve eğer bir eşin yerine bir eşi değiştirmek isterseniz ve onlardan birine bir kantar vermişseniz, bunun üzerine ondan bir şey almayın. Onu bir iftira ve apaçık bir günah olarak alır mısınız?
Örnek Ayetler (2)
Duhan 44:47
·
Kuran-ı Kerim
خُذُوهُ فَٱعۡتِلُوهُ إِلَىٰ سَوَآءِ ٱلۡجَحِيمِ
Onu tutun, böylece onu cehennemin ortasına sürükleyin.
Hakka 69:30
·
Kuran-ı Kerim
خُذُوهُ فَغُلُّوهُ
Onu alın, böylece onu bağlayın.
Örnek Ayetler (2)
Şuara 26:189
·
Kuran-ı Kerim
فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمۡ عَذَابُ يَوۡمِ ٱلظُّلَّةِۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَذَابَ يَوۡمٍ عَظِيمٍ
Bunun üzerine onu yalanladılar, bunun üzerine gölge gününün azabı onları yakaladı. Şüphesiz o, büyük bir günün azabıydı.
Hakka 69:10
·
Kuran-ı Kerim
فَعَصَوۡاْ رَسُولَ رَبِّهِمۡ فَأَخَذَهُمۡ أَخۡذَةٗ رَّابِيَةً
Böylece Rablerinin elçisine isyan ettiler, bunun üzerine onları şiddetli bir yakalayışla yakaladı.
Örnek Ayetler (2)
En'am 6:70
·
Kuran-ı Kerim
وَذَرِ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُواْ دِينَهُمۡ لَعِبٗا وَلَهۡوٗا وَغَرَّتۡهُمُ ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَاۚ وَذَكِّرۡ بِهِۦٓ أَن تُبۡسَلَ نَفۡسُۢ بِمَا كَسَبَتۡ لَيۡسَ لَهَا مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلِيّٞ وَلَا شَفِيعٞ وَإِن تَعۡدِلۡ كُلَّ عَدۡلٖ لَّا يُؤۡخَذۡ مِنۡهَآۗ أُوْلَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ أُبۡسِلُواْ بِمَا كَسَبُواْۖ لَهُمۡ شَرَابٞ مِّنۡ حَمِيمٖ وَعَذَابٌ أَلِيمُۢ بِمَا كَانُواْ يَكۡفُرُونَ
Ve dinlerini bir oyun ve bir eğlence edinen, dünya hayatının kendilerini aldattığı kimseleri bırak. Ve kazandığı şey sebebiyle bir nefsin teslim edilmemesi için onunla hatırlat; onun için Allah'ın dışında bir koruyucu ve bir aracı yoktur. Ve her dengi verse de ondan alınmaz. İşte onlar kazandıkları şey sebebiyle teslim edilen kimselerdir; örtmeleri sebebiyle onlar için kaynar sudan bir içecek ve acı verici bir azap vardır.
A'raf 7:169
·
Kuran-ı Kerim
فَخَلَفَ مِنۢ بَعۡدِهِمۡ خَلۡفٞ وَرِثُواْ ٱلۡكِتَٰبَ يَأۡخُذُونَ عَرَضَ هَٰذَا ٱلۡأَدۡنَىٰ وَيَقُولُونَ سَيُغۡفَرُ لَنَا وَإِن يَأۡتِهِمۡ عَرَضٞ مِّثۡلُهُۥ يَأۡخُذُوهُۚ أَلَمۡ يُؤۡخَذۡ عَلَيۡهِم مِّيثَٰقُ ٱلۡكِتَٰبِ أَن لَّا يَقُولُواْ عَلَى ٱللَّهِ إِلَّا ٱلۡحَقَّ وَدَرَسُواْ مَا فِيهِۗ وَٱلدَّارُ ٱلۡأٓخِرَةُ خَيۡرٞ لِّلَّذِينَ يَتَّقُونَۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ
Bunun üzerine onlardan sonra kitabı miras alan bir nesil geçti; bu aşağılık olanın geçici malını alırlar ve derler: 'Bizim için örtülecektir.' Ve eğer onlara onun misli bir geçici mal gelirse onu alırlar. Allah'ın üzerine gerçek dışında söylemeyecekler diye onların üzerine kitabın sözleşmesi alınmadı mı? Ve onun içindeki şeyi okudular. Ve ahiret yurdu sakınan kimseler için daha hayırlıdır. Hala mı akletmiyorsunuz?
Örnek Ayetler (2)
Nahl 16:46
·
Kuran-ı Kerim
أَوۡ يَأۡخُذَهُمۡ فِي تَقَلُّبِهِمۡ فَمَا هُم بِمُعۡجِزِينَ
Veya dönüp dolaşmalarında onları yakalamasından? Böylece onlar aciz bırakacak değillerdir.
Nahl 16:47
·
Kuran-ı Kerim
أَوۡ يَأۡخُذَهُمۡ عَلَىٰ تَخَوُّفٖ فَإِنَّ رَبَّكُمۡ لَرَءُوفٞ رَّحِيمٌ
Veya onları bir korku üzerinde yakalamasından? Şüphesiz Rabbiniz kesinlikle Şefkatlidir, Merhameti Kesintisizdir.
Örnek Ayetler (2)
Bakara 2:48
·
Kuran-ı Kerim
وَٱتَّقُواْ يَوۡمٗا لَّا تَجۡزِي نَفۡسٌ عَن نَّفۡسٖ شَيۡـٔٗا وَلَا يُقۡبَلُ مِنۡهَا شَفَٰعَةٞ وَلَا يُؤۡخَذُ مِنۡهَا عَدۡلٞ وَلَا هُمۡ يُنصَرُونَ
Ve hiçbir nefsin bir nefs için hiçbir şey ödemeyeceği, ondan ne bir aracılığın kabul edileceği, ne ondan bir fidye alınacağı, ne de onlara yardım edileceği bir günden sakının.
Hadid 57:15
·
Kuran-ı Kerim
فَٱلۡيَوۡمَ لَا يُؤۡخَذُ مِنكُمۡ فِدۡيَةٞ وَلَا مِنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْۚ مَأۡوَىٰكُمُ ٱلنَّارُۖ هِيَ مَوۡلَىٰكُمۡۖ وَبِئۡسَ ٱلۡمَصِيرُ
Böylece bugün sizden ve örtenlerden bir fidye alınmaz. Barınağınız ateştir. O sizin Sahipleneninizdir. Ve dönüş yeri ne kötüdür.
Örnek Ayetler (2)
Bakara 2:206
·
Kuran-ı Kerim
وَإِذَا قِيلَ لَهُ ٱتَّقِ ٱللَّهَ أَخَذَتۡهُ ٱلۡعِزَّةُ بِٱلۡإِثۡمِۚ فَحَسۡبُهُۥ جَهَنَّمُۖ وَلَبِئۡسَ ٱلۡمِهَادُ
Ona: 'Allah'tan sakın' denildiğinde, gurur onu günaha sürükler. Ona cehennem yeter; o ne kötü yataktır.
Ankebut 29:40
·
Kuran-ı Kerim
فَكُلًّا أَخَذۡنَا بِذَنۢبِهِۦۖ فَمِنۡهُم مَّنۡ أَرۡسَلۡنَا عَلَيۡهِ حَاصِبٗا وَمِنۡهُم مَّنۡ أَخَذَتۡهُ ٱلصَّيۡحَةُ وَمِنۡهُم مَّنۡ خَسَفۡنَا بِهِ ٱلۡأَرۡضَ وَمِنۡهُم مَّنۡ أَغۡرَقۡنَاۚ وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيَظۡلِمَهُمۡ وَلَٰكِن كَانُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ يَظۡلِمُونَ
Böylece her birini günahı sebebiyle aldık. Böylece onlardan üzerine taş savuran rüzgar gönderdiğimiz kimse vardır ve onlardan kendisini korkunç sesin aldığı kimse vardır ve onlardan kendisiyle yeri batırdığımız kimse vardır ve onlardan batırdığımız kimse vardır. Ve Allah onlara zulmedecek değildi ve lakin kendi nefslerine zulmediyor oldular.
Örnek Ayetler (2)
En'am 6:44
·
Kuran-ı Kerim
فَلَمَّا نَسُواْ مَا ذُكِّرُواْ بِهِۦ فَتَحۡنَا عَلَيۡهِمۡ أَبۡوَٰبَ كُلِّ شَيۡءٍ حَتَّىٰٓ إِذَا فَرِحُواْ بِمَآ أُوتُوٓاْ أَخَذۡنَٰهُم بَغۡتَةٗ فَإِذَا هُم مُّبۡلِسُونَ
Onunla hatırlatıldıkları şeyi unuttukları zaman, her şeyin kapılarını onların üzerine açtık. Hatta kendilerine verilen şeyle sevindikleri zaman onları ansızın yakaladık ve bir de bakarsın onlar umutsuzluğa düşenlerdir.
Mü'minun 23:76
·
Kuran-ı Kerim
وَلَقَدۡ أَخَذۡنَٰهُم بِٱلۡعَذَابِ فَمَا ٱسۡتَكَانُواْ لِرَبِّهِمۡ وَمَا يَتَضَرَّعُونَ
Ve kesinlikle onları azapla yakaladık, buna rağmen Rablerine boyun eğmediler ve yalvarmazlar.
Örnek Ayetler (2)
A'raf 7:199
·
Kuran-ı Kerim
خُذِ ٱلۡعَفۡوَ وَأۡمُرۡ بِٱلۡعُرۡفِ وَأَعۡرِضۡ عَنِ ٱلۡجَٰهِلِينَ
Affı al, bilineni emret ve cahillerden yüz çevir.
Meryem 19:12
·
Kuran-ı Kerim
يَٰيَحۡيَىٰ خُذِ ٱلۡكِتَٰبَ بِقُوَّةٖۖ وَءَاتَيۡنَٰهُ ٱلۡحُكۡمَ صَبِيّٗا
'Ey Yahya, kitabı kuvvetle al.' Ve ona bir çocukken hükmü verdik.