548
Kullanım
6
Lemma
248
Türev
196
Anlam
6 lemma, 248 türev form
Kelime | Okunuş | Anlam | Tür | Adet | ||
|---|---|---|---|---|---|---|
يُؤۡتَوۡنَ | yu'tevne | verilirler, verilmek, getirilmek, gelmek | Fiil | 1 | ||
يُؤۡتِيهِمۡ | yu'tihim | onlara verir, vermek, getirmek, sunmak | Fiil | 1 | ||
ءَاتَىٰنِيَ | ataniya | bana verdi, vermek, getirmek, sunmak | Fiil | 1 | ||
يُؤۡتُوٓاْ | yu'tu | verirler, vermek, getirmek, sunmak | Fiil | 1 | ||
تُؤۡتُونِ | tu'tuni | bana verirsiniz, getirmek, vermek, sunmak | Fiil | 1 | ||
وَءَاتَىٰهُمۡ | ve-atahum | ve onlara verdi, vermek, sunmak, bahşetmek | Fiil | 1 | ||
يُؤۡتِيَهُ | yu'tiyehu | verir ona, vermek, bahşetmek, getirmek | Fiil | 1 | ||
يُؤۡتِكُمُ | yu'tikumu | verir size, vermek, bahşetmek, getirmek | Fiil | 1 | ||
لَأُوتَيَنَّ | le-uteyenne | elbette verileceğim, vermek, getirmek | Fiil | 1 | ||
ءَاتُونِيٓ | atuni | bana verin, vermek, sunmak, getirmek | Fiil | 1 | ||
يُؤۡتِيَنِ | yu'tiyeni | bana verir, vermek, sunmak, bahşetmek | Fiil | 1 | ||
وَءَاتُوهُنَّ | ve-atuhunne | ve onlara verin, getirmek, vermek, sunmak | Fiil | 1 | ||
يَأۡتِيَ Lemma | ye'tiye | gelir, gelmek, getirmek, vermek | Fiil | 14 | ||
Örnek Ayetler (4 / 14) Bakara 2:109 · Kuran-ı Kerim وَدَّ كَثِيرٞ مِّنۡ أَهۡلِ ٱلۡكِتَٰبِ لَوۡ يَرُدُّونَكُم مِّنۢ بَعۡدِ إِيمَٰنِكُمۡ كُفَّارًا حَسَدٗا مِّنۡ عِندِ أَنفُسِهِم مِّنۢ بَعۡدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ ٱلۡحَقُّۖ فَٱعۡفُواْ وَٱصۡفَحُواْ حَتَّىٰ يَأۡتِيَ ٱللَّهُ بِأَمۡرِهِۦٓۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٞ Kitap ehlinden çoğu, gerçek onlara açıklandıktan sonra nefslerinin katından kıskançlıktan inancınızdan sonra sizi örtenler olarak döndürmeyi arzu etti. Bunun üzerine Allah emrini getirinceye kadar silin ve yüz çevirin. Şüphesiz Allah her şeye Güç Yetirendir. Bakara 2:254 · Kuran-ı Kerim يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَنفِقُواْ مِمَّا رَزَقۡنَٰكُم مِّن قَبۡلِ أَن يَأۡتِيَ يَوۡمٞ لَّا بَيۡعٞ فِيهِ وَلَا خُلَّةٞ وَلَا شَفَٰعَةٞۗ وَٱلۡكَٰفِرُونَ هُمُ ٱلظَّـٰلِمُونَ Ey inanan kimseler, içinde alışveriş, dostluk ve aracılık olmayan bir gün gelmesinden önce sizi rızıklandırdığımız şeyden infak edin. Ve örtenler, zalimler onlardır. Maide 5:52 · Kuran-ı Kerim فَتَرَى ٱلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٞ يُسَٰرِعُونَ فِيهِمۡ يَقُولُونَ نَخۡشَىٰٓ أَن تُصِيبَنَا دَآئِرَةٞۚ فَعَسَى ٱللَّهُ أَن يَأۡتِيَ بِٱلۡفَتۡحِ أَوۡ أَمۡرٖ مِّنۡ عِندِهِۦ فَيُصۡبِحُواْ عَلَىٰ مَآ أَسَرُّواْ فِيٓ أَنفُسِهِمۡ نَٰدِمِينَ Böylece kalplerinde bir hastalık olan kimseleri görürsün, onların içinde acele ederler. Derler: 'Bize bir felaket isabet etmesinden korkarız.' O halde umulur ki Allah fethi veya kendi katından bir işi getirir, böylece nefslerinde gizledikleri şeye pişman olanlar olurlar. En'am 6:158 · Kuran-ı Kerim هَلۡ يَنظُرُونَ إِلَّآ أَن تَأۡتِيَهُمُ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ أَوۡ يَأۡتِيَ رَبُّكَ أَوۡ يَأۡتِيَ بَعۡضُ ءَايَٰتِ رَبِّكَۗ يَوۡمَ يَأۡتِي بَعۡضُ ءَايَٰتِ رَبِّكَ لَا يَنفَعُ نَفۡسًا إِيمَٰنُهَا لَمۡ تَكُنۡ ءَامَنَتۡ مِن قَبۡلُ أَوۡ كَسَبَتۡ فِيٓ إِيمَٰنِهَا خَيۡرٗاۗ قُلِ ٱنتَظِرُوٓاْ إِنَّا مُنتَظِرُونَ Onlara meleklerin gelmesinden veya senin Rabbinin gelmesinden veya senin Rabbinin ayetlerinin bazısının gelmesinden başkasını mı bekliyorlar? Senin Rabbinin ayetlerinin bazısının geldiği günü, önceden inanmış olmayan veya inancının içinde bir iyilik kazanmayan bir nefse inancı fayda vermez. De ki: 'Bekleyin, şüphesiz biz bekleyenleriz.' | ||||||
يَأۡتِ | ye'ti | gelir, gelmek, ulaşmak, getirmek | Fiil | 10 | ||
فَأۡتُواْ | fe'tu | ve gelin, gelmek, getirmek, ulaşmak | Fiil | 9 | ||
يَأۡتِي | ye'ti | gelir, gelmek, varmak, getirmek | Fiil | 7 | ||
أَتَىٰكَ | etake | geldi, gelmek, ulaşmak, vermek | Fiil | 6 | ||
يَأۡتِيهِم | ye'tihim | gelir, gelmek, getirmek, vermek | Fiil | 5 | ||
ٱئۡتُونِي | i'tuni | gelin bana, gelmek, getirmek, vermek | Fiil | 5 | ||
تَأۡتِيَهُمُ | te'tiyehumu | gelir, gelmek, ulaşmak, getirmek | Fiil | 5 | ||
Örnek Ayetler (1)
Kasas 28:54
·
Kuran-ı Kerim
أُوْلَـٰٓئِكَ يُؤۡتَوۡنَ أَجۡرَهُم مَّرَّتَيۡنِ بِمَا صَبَرُواْ وَيَدۡرَءُونَ بِٱلۡحَسَنَةِ ٱلسَّيِّئَةَ وَمِمَّا رَزَقۡنَٰهُمۡ يُنفِقُونَ
İşte onlara sabretmeleri sebebiyle ödülleri iki kez verilir. Ve onlar kötülüğü iyilikle savarlar ve onları rızıklandırdıklarımızdan harcarlar.
Örnek Ayetler (1)
Nisa 4:152
·
Kuran-ı Kerim
وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ وَلَمۡ يُفَرِّقُواْ بَيۡنَ أَحَدٖ مِّنۡهُمۡ أُوْلَـٰٓئِكَ سَوۡفَ يُؤۡتِيهِمۡ أُجُورَهُمۡۚ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورٗا رَّحِيمٗا
Allah'a ve O'nun resullerine inananlar ve onlardan hiçbirinin arasını ayırmayanlar; işte onlara ödüllerini verecektir. Ve Allah Örten'dir, Merhameti Kesintisiz'dir.
Örnek Ayetler (1)
Meryem 19:30
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ إِنِّي عَبۡدُ ٱللَّهِ ءَاتَىٰنِيَ ٱلۡكِتَٰبَ وَجَعَلَنِي نَبِيّٗا
Demişti: 'Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. Bana kitabı verdi ve beni bir nebi yaptı.'
Örnek Ayetler (1)
Nur 24:22
·
Kuran-ı Kerim
وَلَا يَأۡتَلِ أُوْلُواْ ٱلۡفَضۡلِ مِنكُمۡ وَٱلسَّعَةِ أَن يُؤۡتُوٓاْ أُوْلِي ٱلۡقُرۡبَىٰ وَٱلۡمَسَٰكِينَ وَٱلۡمُهَٰجِرِينَ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِۖ وَلۡيَعۡفُواْ وَلۡيَصۡفَحُوٓاْۗ أَلَا تُحِبُّونَ أَن يَغۡفِرَ ٱللَّهُ لَكُمۡۚ وَٱللَّهُ غَفُورٞ رَّحِيمٌ
Ve sizden lütuf ve genişlik sahipleri; yakınlık sahiplerine, yoksullara ve Allah yolunda göç edenlere vermeyeceklerine yemin etmesinler. Ve silsinler ve hoşgörsünler. Allah'ın sizi örtmesini sevmez misiniz? Ve Allah Örten'dir, Merhameti Kesintisiz'dir.
Örnek Ayetler (1)
Yusuf 12:66
·
Kuran-ı Kerim
قَالَ لَنۡ أُرۡسِلَهُۥ مَعَكُمۡ حَتَّىٰ تُؤۡتُونِ مَوۡثِقٗا مِّنَ ٱللَّهِ لَتَأۡتُنَّنِي بِهِۦٓ إِلَّآ أَن يُحَاطَ بِكُمۡۖ فَلَمَّآ ءَاتَوۡهُ مَوۡثِقَهُمۡ قَالَ ٱللَّهُ عَلَىٰ مَا نَقُولُ وَكِيلٞ
Dedi: 'Sizin kuşatılmanız hariç, onu bana kesinlikle getireceğinize dair Allah'tan bana sağlam bir söz verene kadar onu sizinle asla göndermeyeceğim.' Bunun üzerine ona sağlam sözlerini verdiklerinde dedi: 'Allah söylediğimiz şeye Vekildir.'
Örnek Ayetler (1)
Muhammed 47:17
·
Kuran-ı Kerim
وَٱلَّذِينَ ٱهۡتَدَوۡاْ زَادَهُمۡ هُدٗى وَءَاتَىٰهُمۡ تَقۡوَىٰهُمۡ
Ve yol bulan kimselere yol göstermeyi arttırdı ve onlara sakınmalarını verdi.
Örnek Ayetler (1)
Ali İmran 3:79
·
Kuran-ı Kerim
مَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُؤۡتِيَهُ ٱللَّهُ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡحُكۡمَ وَٱلنُّبُوَّةَ ثُمَّ يَقُولَ لِلنَّاسِ كُونُواْ عِبَادٗا لِّي مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَٰكِن كُونُواْ رَبَّـٰنِيِّـۧنَ بِمَا كُنتُمۡ تُعَلِّمُونَ ٱلۡكِتَٰبَ وَبِمَا كُنتُمۡ تَدۡرُسُونَ
Allah'ın kendisine kitabı, hükmü ve nebiliği verdiği bir beşer için, sonra insanlara: 'Allah'ın astından bana kullar olun' demesi olacak şey değildir. Fakat kitabı öğrettiğiniz sebebiyle ve okuduğunuz sebebiyle Rabb'e ait olanlar olun.
Örnek Ayetler (1)
Fetih 48:16
·
Kuran-ı Kerim
قُل لِّلۡمُخَلَّفِينَ مِنَ ٱلۡأَعۡرَابِ سَتُدۡعَوۡنَ إِلَىٰ قَوۡمٍ أُوْلِي بَأۡسٖ شَدِيدٖ تُقَٰتِلُونَهُمۡ أَوۡ يُسۡلِمُونَۖ فَإِن تُطِيعُواْ يُؤۡتِكُمُ ٱللَّهُ أَجۡرًا حَسَنٗاۖ وَإِن تَتَوَلَّوۡاْ كَمَا تَوَلَّيۡتُم مِّن قَبۡلُ يُعَذِّبۡكُمۡ عَذَابًا أَلِيمٗا
Bedevilerden geri bırakılanlara de ki: 'Şiddetli bir güç sahibi bir topluluğa çağrılacaksınız; onlarla çarpışırsınız veya teslim olurlar. Böylece eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir ücret verir. Ve eğer önceden yüz çevirdiğiniz gibi yüz çevirirseniz, size acı verici bir azapla azap eder.'
Örnek Ayetler (1)
Meryem 19:77
·
Kuran-ı Kerim
أَفَرَءَيۡتَ ٱلَّذِي كَفَرَ بِـَٔايَٰتِنَا وَقَالَ لَأُوتَيَنَّ مَالٗا وَوَلَدًا
Ayetlerimizi örten ve 'Kesinlikle bana mal ve çocuk verilecek' diyen kimseyi gördün mü?
Örnek Ayetler (1)
Kehf 18:96
·
Kuran-ı Kerim
ءَاتُونِي زُبَرَ ٱلۡحَدِيدِۖ حَتَّىٰٓ إِذَا سَاوَىٰ بَيۡنَ ٱلصَّدَفَيۡنِ قَالَ ٱنفُخُواْۖ حَتَّىٰٓ إِذَا جَعَلَهُۥ نَارٗا قَالَ ءَاتُونِيٓ أُفۡرِغۡ عَلَيۡهِ قِطۡرٗا
'Bana demir parçaları getirin.' İki dağ yamacının arasını eşitlediğinde dedi: 'Üfleyin.' Onu bir ateş yaptığında dedi: 'Bana getirin, üzerine erimiş bakır dökeyim.'
Örnek Ayetler (1)
Kehf 18:40
·
Kuran-ı Kerim
فَعَسَىٰ رَبِّيٓ أَن يُؤۡتِيَنِ خَيۡرٗا مِّن جَنَّتِكَ وَيُرۡسِلَ عَلَيۡهَا حُسۡبَانٗا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فَتُصۡبِحَ صَعِيدٗا زَلَقًا
Umulur ki Rabbim bana senin bahçenden daha hayırlısını verir ve onun üzerine gökten bir afet gönderir, böylece kaygan bir toprak olur.
Örnek Ayetler (1)
Nisa 4:25
·
Kuran-ı Kerim
وَمَن لَّمۡ يَسۡتَطِعۡ مِنكُمۡ طَوۡلًا أَن يَنكِحَ ٱلۡمُحۡصَنَٰتِ ٱلۡمُؤۡمِنَٰتِ فَمِن مَّا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُكُم مِّن فَتَيَٰتِكُمُ ٱلۡمُؤۡمِنَٰتِۚ وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِإِيمَٰنِكُمۚ بَعۡضُكُم مِّنۢ بَعۡضٖۚ فَٱنكِحُوهُنَّ بِإِذۡنِ أَهۡلِهِنَّ وَءَاتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ بِٱلۡمَعۡرُوفِ مُحۡصَنَٰتٍ غَيۡرَ مُسَٰفِحَٰتٖ وَلَا مُتَّخِذَٰتِ أَخۡدَانٖۚ فَإِذَآ أُحۡصِنَّ فَإِنۡ أَتَيۡنَ بِفَٰحِشَةٖ فَعَلَيۡهِنَّ نِصۡفُ مَا عَلَى ٱلۡمُحۡصَنَٰتِ مِنَ ٱلۡعَذَابِۚ ذَٰلِكَ لِمَنۡ خَشِيَ ٱلۡعَنَتَ مِنكُمۡۚ وَأَن تَصۡبِرُواْ خَيۡرٞ لَّكُمۡۗ وَٱللَّهُ غَفُورٞ رَّحِيمٞ
Ve sizden kim inanan hür kadınları nikahlamaya bir zenginliğe güç yetiremezse, bunun üzerine sağ ellerinizin sahip olduğu inanan genç kızlarınızdandır. Ve Allah inancınızı daha iyi bilendir. Bazınız bazınızdandır. Bunun üzerine onları sahiplerinin izniyle nikahlayın ve onlara ücretlerini bilinenle verin; korunanlar olarak, fuhuş yapanlar ve gizli dostlar edinenler olmayan. Bunun üzerine evlendikleri zaman, fakat eğer bir fuhuş yaparlarsa, bunun üzerine hür kadınların üzerindeki azabın yarısı onların üzerinedir. İşte bu, sizden sıkıntıdan korkan kimse içindir. Ve sabretmeniz sizin için daha hayırlıdır. Ve Allah Örten'dir, Merhameti Kesintisiz'dir.
Örnek Ayetler (4 / 14)
Bakara 2:109
·
Kuran-ı Kerim
وَدَّ كَثِيرٞ مِّنۡ أَهۡلِ ٱلۡكِتَٰبِ لَوۡ يَرُدُّونَكُم مِّنۢ بَعۡدِ إِيمَٰنِكُمۡ كُفَّارًا حَسَدٗا مِّنۡ عِندِ أَنفُسِهِم مِّنۢ بَعۡدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ ٱلۡحَقُّۖ فَٱعۡفُواْ وَٱصۡفَحُواْ حَتَّىٰ يَأۡتِيَ ٱللَّهُ بِأَمۡرِهِۦٓۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٞ
Kitap ehlinden çoğu, gerçek onlara açıklandıktan sonra nefslerinin katından kıskançlıktan inancınızdan sonra sizi örtenler olarak döndürmeyi arzu etti. Bunun üzerine Allah emrini getirinceye kadar silin ve yüz çevirin. Şüphesiz Allah her şeye Güç Yetirendir.
Bakara 2:254
·
Kuran-ı Kerim
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَنفِقُواْ مِمَّا رَزَقۡنَٰكُم مِّن قَبۡلِ أَن يَأۡتِيَ يَوۡمٞ لَّا بَيۡعٞ فِيهِ وَلَا خُلَّةٞ وَلَا شَفَٰعَةٞۗ وَٱلۡكَٰفِرُونَ هُمُ ٱلظَّـٰلِمُونَ
Ey inanan kimseler, içinde alışveriş, dostluk ve aracılık olmayan bir gün gelmesinden önce sizi rızıklandırdığımız şeyden infak edin. Ve örtenler, zalimler onlardır.
Maide 5:52
·
Kuran-ı Kerim
فَتَرَى ٱلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٞ يُسَٰرِعُونَ فِيهِمۡ يَقُولُونَ نَخۡشَىٰٓ أَن تُصِيبَنَا دَآئِرَةٞۚ فَعَسَى ٱللَّهُ أَن يَأۡتِيَ بِٱلۡفَتۡحِ أَوۡ أَمۡرٖ مِّنۡ عِندِهِۦ فَيُصۡبِحُواْ عَلَىٰ مَآ أَسَرُّواْ فِيٓ أَنفُسِهِمۡ نَٰدِمِينَ
Böylece kalplerinde bir hastalık olan kimseleri görürsün, onların içinde acele ederler. Derler: 'Bize bir felaket isabet etmesinden korkarız.' O halde umulur ki Allah fethi veya kendi katından bir işi getirir, böylece nefslerinde gizledikleri şeye pişman olanlar olurlar.
En'am 6:158
·
Kuran-ı Kerim
هَلۡ يَنظُرُونَ إِلَّآ أَن تَأۡتِيَهُمُ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ أَوۡ يَأۡتِيَ رَبُّكَ أَوۡ يَأۡتِيَ بَعۡضُ ءَايَٰتِ رَبِّكَۗ يَوۡمَ يَأۡتِي بَعۡضُ ءَايَٰتِ رَبِّكَ لَا يَنفَعُ نَفۡسًا إِيمَٰنُهَا لَمۡ تَكُنۡ ءَامَنَتۡ مِن قَبۡلُ أَوۡ كَسَبَتۡ فِيٓ إِيمَٰنِهَا خَيۡرٗاۗ قُلِ ٱنتَظِرُوٓاْ إِنَّا مُنتَظِرُونَ
Onlara meleklerin gelmesinden veya senin Rabbinin gelmesinden veya senin Rabbinin ayetlerinin bazısının gelmesinden başkasını mı bekliyorlar? Senin Rabbinin ayetlerinin bazısının geldiği günü, önceden inanmış olmayan veya inancının içinde bir iyilik kazanmayan bir nefse inancı fayda vermez. De ki: 'Bekleyin, şüphesiz biz bekleyenleriz.'
Örnek Ayetler (5 / 10)
Bakara 2:148
·
Kuran-ı Kerim
وَلِكُلّٖ وِجۡهَةٌ هُوَ مُوَلِّيهَاۖ فَٱسۡتَبِقُواْ ٱلۡخَيۡرَٰتِۚ أَيۡنَ مَا تَكُونُواْ يَأۡتِ بِكُمُ ٱللَّهُ جَمِيعًاۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٞ
Ve herkes için onun ona yöneldiği bir yön vardır. Bunun üzerine iyiliklerde yarışın. Her nerede olursanız Allah sizi topluca getirir. Şüphesiz Allah her şeyin üzerine Güç Yetirendir.
Ali İmran 3:161
·
Kuran-ı Kerim
وَمَا كَانَ لِنَبِيٍّ أَن يَغُلَّۚ وَمَن يَغۡلُلۡ يَأۡتِ بِمَا غَلَّ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِۚ ثُمَّ تُوَفَّىٰ كُلُّ نَفۡسٖ مَّا كَسَبَتۡ وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ
Ve bir nebi için hıyanet etmesi olacak şey değildir. Ve kim hıyanet ederse kalkış günü hıyanet ettiği şeyle gelir. Sonra her nefse kazandığı eksiksiz verilir ve onlara zulmedilmez.
Hud 11:105
·
Kuran-ı Kerim
يَوۡمَ يَأۡتِ لَا تَكَلَّمُ نَفۡسٌ إِلَّا بِإِذۡنِهِۦۚ فَمِنۡهُمۡ شَقِيّٞ وَسَعِيدٞ
O geldiği gün, O'nun izni olmadan hiçbir nefs konuşmaz. Böylece onlardan mutsuz olan ve mutlu olan vardır.
Yusuf 12:93
·
Kuran-ı Kerim
ٱذۡهَبُواْ بِقَمِيصِي هَٰذَا فَأَلۡقُوهُ عَلَىٰ وَجۡهِ أَبِي يَأۡتِ بَصِيرٗا وَأۡتُونِي بِأَهۡلِكُمۡ أَجۡمَعِينَ
'Bu gömleğimi götürün, onu babamın yüzüne atın, gören olarak gelir. Ve ailenizin tamamını bana getirin.'
Nahl 16:76
·
Kuran-ı Kerim
وَضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلٗا رَّجُلَيۡنِ أَحَدُهُمَآ أَبۡكَمُ لَا يَقۡدِرُ عَلَىٰ شَيۡءٖ وَهُوَ كَلٌّ عَلَىٰ مَوۡلَىٰهُ أَيۡنَمَا يُوَجِّههُّ لَا يَأۡتِ بِخَيۡرٍ هَلۡ يَسۡتَوِي هُوَ وَمَن يَأۡمُرُ بِٱلۡعَدۡلِ وَهُوَ عَلَىٰ صِرَٰطٖ مُّسۡتَقِيمٖ
Ve Allah iki adamı örnek verdi: Onlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye güç yetiremez ve o koruyucusunun üzerine bir yüktür, onu nereye yöneltse bir iyilikle gelmez. O ve adaletle emreden kimse eşit olur mu? Ve o dosdoğru bir yol üzerindedir.
Örnek Ayetler (5 / 9)
Bakara 2:23
·
Kuran-ı Kerim
وَإِن كُنتُمۡ فِي رَيۡبٖ مِّمَّا نَزَّلۡنَا عَلَىٰ عَبۡدِنَا فَأۡتُواْ بِسُورَةٖ مِّن مِّثۡلِهِۦ وَٱدۡعُواْ شُهَدَآءَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
Ve eğer kulumuzun üzerine indirdiğimiz şeyden bir şüphe içinde iseniz, bunun üzerine onun benzerinden bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz Allah'tan başka tanıklarınızı çağırın.
Bakara 2:223
·
Kuran-ı Kerim
نِسَآؤُكُمۡ حَرۡثٞ لَّكُمۡ فَأۡتُواْ حَرۡثَكُمۡ أَنَّىٰ شِئۡتُمۡۖ وَقَدِّمُواْ لِأَنفُسِكُمۡۚ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّكُم مُّلَٰقُوهُۗ وَبَشِّرِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
Kadınlarınız sizin için bir üründür; ürününüze dilediğiniz gibi gelin ve kendiniz için önceden gönderin. Allah'tan sakının ve O'nunla karşılaşacağınızı bilin. İnananları müjdele.
Ali İmran 3:93
·
Kuran-ı Kerim
۞كُلُّ ٱلطَّعَامِ كَانَ حِلّٗا لِّبَنِيٓ إِسۡرَـٰٓءِيلَ إِلَّا مَا حَرَّمَ إِسۡرَـٰٓءِيلُ عَلَىٰ نَفۡسِهِۦ مِن قَبۡلِ أَن تُنَزَّلَ ٱلتَّوۡرَىٰةُۚ قُلۡ فَأۡتُواْ بِٱلتَّوۡرَىٰةِ فَٱتۡلُوهَآ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
Tevrat indirilmeden öncesinden, İsrail'in kendi nefsinin üzerine haram kıldığı şey hariç, bütün yiyecekler İsrail oğullarına helaldi. De ki: 'Öyleyse Tevrat'ı getirin ve onu okuyun, eğer doğru söyleyenler iseniz.'
Yunus 10:38
·
Kuran-ı Kerim
أَمۡ يَقُولُونَ ٱفۡتَرَىٰهُۖ قُلۡ فَأۡتُواْ بِسُورَةٖ مِّثۡلِهِۦ وَٱدۡعُواْ مَنِ ٱسۡتَطَعۡتُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
Yoksa 'Onu uydurdu' mu derler? De ki: 'Bunun üzerine onun misli bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz Allah'ın astından güç yetirdiğiniz kimseyi çağırın.'
Hud 11:13
·
Kuran-ı Kerim
أَمۡ يَقُولُونَ ٱفۡتَرَىٰهُۖ قُلۡ فَأۡتُواْ بِعَشۡرِ سُوَرٖ مِّثۡلِهِۦ مُفۡتَرَيَٰتٖ وَٱدۡعُواْ مَنِ ٱسۡتَطَعۡتُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
Yoksa 'Onu uydurdu' mu diyorlar? De ki: 'Öyleyse onun misli uydurulmuş on sure getirin ve eğer doğru söyleyenlerseniz Allah'tan başka güç yetirdiğiniz kimseleri çağırın.'
Örnek Ayetler (5 / 7)
Bakara 2:258
·
Kuran-ı Kerim
أَلَمۡ تَرَ إِلَى ٱلَّذِي حَآجَّ إِبۡرَٰهِـۧمَ فِي رَبِّهِۦٓ أَنۡ ءَاتَىٰهُ ٱللَّهُ ٱلۡمُلۡكَ إِذۡ قَالَ إِبۡرَٰهِـۧمُ رَبِّيَ ٱلَّذِي يُحۡيِۦ وَيُمِيتُ قَالَ أَنَا۠ أُحۡيِۦ وَأُمِيتُۖ قَالَ إِبۡرَٰهِـۧمُ فَإِنَّ ٱللَّهَ يَأۡتِي بِٱلشَّمۡسِ مِنَ ٱلۡمَشۡرِقِ فَأۡتِ بِهَا مِنَ ٱلۡمَغۡرِبِ فَبُهِتَ ٱلَّذِي كَفَرَۗ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّـٰلِمِينَ
Allah ona egemenliği verdi diye Rabbi hakkında İbrahim'le tartışan kimseyi görmedin mi? Hani İbrahim 'Benim Rabbim dirilten ve öldüren kimsedir' demişti. 'Ben diriltirim ve öldürürüm' demişti. İbrahim 'Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir, böylece onu batıdan getir' demişti. Bunun üzerine örten kimse şaşırıp kaldı. Ve Allah zalim topluluğa yol göstermez.
Maide 5:54
·
Kuran-ı Kerim
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مَن يَرۡتَدَّ مِنكُمۡ عَن دِينِهِۦ فَسَوۡفَ يَأۡتِي ٱللَّهُ بِقَوۡمٖ يُحِبُّهُمۡ وَيُحِبُّونَهُۥٓ أَذِلَّةٍ عَلَى ٱلۡمُؤۡمِنِينَ أَعِزَّةٍ عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ يُجَٰهِدُونَ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَا يَخَافُونَ لَوۡمَةَ لَآئِمٖۚ ذَٰلِكَ فَضۡلُ ٱللَّهِ يُؤۡتِيهِ مَن يَشَآءُۚ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ
Ey inanan kimseler, sizden kim dininden dönerse, o halde ileride Allah, O'nun onları sevdiği ve onların O'nu sevdiği, inananlar üzerine alçakgönüllü, örtenler üzerine üstün bir kavim getirir. Allah'ın yolunda çabalarlar ve bir kınayıcının kınamasından korkmazlar. İşte bu, Allah'ın lütfudur, onu dilediği kimseye verir. Ve Allah Geniş'tir, Bilen'dir.
En'am 6:158
·
Kuran-ı Kerim
هَلۡ يَنظُرُونَ إِلَّآ أَن تَأۡتِيَهُمُ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ أَوۡ يَأۡتِيَ رَبُّكَ أَوۡ يَأۡتِيَ بَعۡضُ ءَايَٰتِ رَبِّكَۗ يَوۡمَ يَأۡتِي بَعۡضُ ءَايَٰتِ رَبِّكَ لَا يَنفَعُ نَفۡسًا إِيمَٰنُهَا لَمۡ تَكُنۡ ءَامَنَتۡ مِن قَبۡلُ أَوۡ كَسَبَتۡ فِيٓ إِيمَٰنِهَا خَيۡرٗاۗ قُلِ ٱنتَظِرُوٓاْ إِنَّا مُنتَظِرُونَ
Onlara meleklerin gelmesinden veya senin Rabbinin gelmesinden veya senin Rabbinin ayetlerinin bazısının gelmesinden başkasını mı bekliyorlar? Senin Rabbinin ayetlerinin bazısının geldiği günü, önceden inanmış olmayan veya inancının içinde bir iyilik kazanmayan bir nefse inancı fayda vermez. De ki: 'Bekleyin, şüphesiz biz bekleyenleriz.'
A'raf 7:53
·
Kuran-ı Kerim
هَلۡ يَنظُرُونَ إِلَّا تَأۡوِيلَهُۥۚ يَوۡمَ يَأۡتِي تَأۡوِيلُهُۥ يَقُولُ ٱلَّذِينَ نَسُوهُ مِن قَبۡلُ قَدۡ جَآءَتۡ رُسُلُ رَبِّنَا بِٱلۡحَقِّ فَهَل لَّنَا مِن شُفَعَآءَ فَيَشۡفَعُواْ لَنَآ أَوۡ نُرَدُّ فَنَعۡمَلَ غَيۡرَ ٱلَّذِي كُنَّا نَعۡمَلُۚ قَدۡ خَسِرُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ وَضَلَّ عَنۡهُم مَّا كَانُواْ يَفۡتَرُونَ
Onun sonucundan başkasını mı bekliyorlar? Onun sonucunun geldiği gün, önceden onu unutanlar der: 'Kesinlikle Rabbimizin resulleri gerçek ile gelmişti. Bizim için aracılardan var mı ki bize aracılık etsinler veya geri döndürülür müyüz ki yapıyor olduğumuzdan başkasını yapalım?' Kesinlikle nefslerini hüsrana uğrattılar ve uyduruyor oldukları şeyler onlardan kaybolup gitti.
Yusuf 12:48
·
Kuran-ı Kerim
ثُمَّ يَأۡتِي مِنۢ بَعۡدِ ذَٰلِكَ سَبۡعٞ شِدَادٞ يَأۡكُلۡنَ مَا قَدَّمۡتُمۡ لَهُنَّ إِلَّا قَلِيلٗا مِّمَّا تُحۡصِنُونَ
Sonra bunun ardından yedi zorlu gelir, sakladığınızdan azı hariç, onlar için öne aldıklarınızı yerler.
Örnek Ayetler (5 / 6)
Taha 20:9
·
Kuran-ı Kerim
وَهَلۡ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ
Ve Musa'nın haberi sana geldi mi?
Sad 38:21
·
Kuran-ı Kerim
۞وَهَلۡ أَتَىٰكَ نَبَؤُاْ ٱلۡخَصۡمِ إِذۡ تَسَوَّرُواْ ٱلۡمِحۡرَابَ
Ve davacının haberi sana geldi mi? Hani mihraba tırmanmışlardı.
Zariyat 51:24
·
Kuran-ı Kerim
هَلۡ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ضَيۡفِ إِبۡرَٰهِيمَ ٱلۡمُكۡرَمِينَ
İbrahim'in ikram edilen konuklarının haberi sana geldi mi?
Naziat 79:15
·
Kuran-ı Kerim
هَلۡ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ
Musa'nın haberi sana geldi mi?
Buruc 85:17
·
Kuran-ı Kerim
هَلۡ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلۡجُنُودِ
Orduların haberi sana geldi mi?
Örnek Ayetler (5)
Hicr 15:11
·
Kuran-ı Kerim
وَمَا يَأۡتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ
Ve onlara bir resul gelmez, onunla alay ediyor olmaları hariç.
Enbiya 21:2
·
Kuran-ı Kerim
مَا يَأۡتِيهِم مِّن ذِكۡرٖ مِّن رَّبِّهِم مُّحۡدَثٍ إِلَّا ٱسۡتَمَعُوهُ وَهُمۡ يَلۡعَبُونَ
Onlara Rablerinden yeni bir hatırlatma gelmez, ancak onlar oynarken onu dinlerler.
Şuara 26:5
·
Kuran-ı Kerim
وَمَا يَأۡتِيهِم مِّن ذِكۡرٖ مِّنَ ٱلرَّحۡمَٰنِ مُحۡدَثٍ إِلَّا كَانُواْ عَنۡهُ مُعۡرِضِينَ
Ve onlara Merhameti Bol'dan yeni bir hatırlatma gelmez ki, ondan yüz çevirenler olmasınlar.
Yasin 36:30
·
Kuran-ı Kerim
يَٰحَسۡرَةً عَلَى ٱلۡعِبَادِۚ مَا يَأۡتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ
Kulların üzerine ne yazık! Onlara hiçbir resul gelmez ki onunla alay ediyor olmasınlar.
Zuhruf 43:7
·
Kuran-ı Kerim
وَمَا يَأۡتِيهِم مِّن نَّبِيٍّ إِلَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ
Ve onlara hiçbir nebi gelmezdi ki onunla alay etmesinler.
Örnek Ayetler (5)
Yunus 10:79
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالَ فِرۡعَوۡنُ ٱئۡتُونِي بِكُلِّ سَٰحِرٍ عَلِيمٖ
Ve Firavun dedi: 'Bilen her büyücüyü bana getirin.'
Yusuf 12:50
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالَ ٱلۡمَلِكُ ٱئۡتُونِي بِهِۦۖ فَلَمَّا جَآءَهُ ٱلرَّسُولُ قَالَ ٱرۡجِعۡ إِلَىٰ رَبِّكَ فَسۡـَٔلۡهُ مَا بَالُ ٱلنِّسۡوَةِ ٱلَّـٰتِي قَطَّعۡنَ أَيۡدِيَهُنَّۚ إِنَّ رَبِّي بِكَيۡدِهِنَّ عَلِيمٞ
Ve kral dedi: 'Onu bana getirin.' Bunun üzerine resul ona geldiğinde dedi: 'Rabbine dön ve ona sor, ellerini kesen o kadınların durumu nedir? Şüphesiz Rabbim onların tuzağını Bilendir.'
Yusuf 12:54
·
Kuran-ı Kerim
وَقَالَ ٱلۡمَلِكُ ٱئۡتُونِي بِهِۦٓ أَسۡتَخۡلِصۡهُ لِنَفۡسِيۖ فَلَمَّا كَلَّمَهُۥ قَالَ إِنَّكَ ٱلۡيَوۡمَ لَدَيۡنَا مَكِينٌ أَمِينٞ
Ve kral dedi: 'Onu bana getirin, onu nefsim için seçeyim.' Bunun üzerine onunla konuştuğunda dedi: 'Şüphesiz sen bugün yanımızda yer sahibisin, güvenilensin.'
Yusuf 12:59
·
Kuran-ı Kerim
وَلَمَّا جَهَّزَهُم بِجَهَازِهِمۡ قَالَ ٱئۡتُونِي بِأَخٖ لَّكُم مِّنۡ أَبِيكُمۡۚ أَلَا تَرَوۡنَ أَنِّيٓ أُوفِي ٱلۡكَيۡلَ وَأَنَا۠ خَيۡرُ ٱلۡمُنزِلِينَ
Ve onları yükleriyle hazırladığında dedi: 'Babanızdan olan kardeşinizi bana getirin. Şüphesiz benim ölçüyü tam ölçtüğümü ve benim konuk edenlerin en hayırlısı olduğumu görmüyor musunuz?'
Ahkaf 46:4
·
Kuran-ı Kerim
قُلۡ أَرَءَيۡتُم مَّا تَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَرُونِي مَاذَا خَلَقُواْ مِنَ ٱلۡأَرۡضِ أَمۡ لَهُمۡ شِرۡكٞ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِۖ ٱئۡتُونِي بِكِتَٰبٖ مِّن قَبۡلِ هَٰذَآ أَوۡ أَثَٰرَةٖ مِّنۡ عِلۡمٍ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
De ki: 'Allah'ın astından çağırdıklarınızı gördünüz mü? Yeryüzünden ne yarattıklarını bana gösterin; yoksa onların göklerde bir ortaklığı mı vardır? Eğer doğru söyleyenlerseniz, bundan önce bir kitap veya bilgiden bir kalıntı bana getirin.'
Örnek Ayetler (5)
En'am 6:158
·
Kuran-ı Kerim
هَلۡ يَنظُرُونَ إِلَّآ أَن تَأۡتِيَهُمُ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ أَوۡ يَأۡتِيَ رَبُّكَ أَوۡ يَأۡتِيَ بَعۡضُ ءَايَٰتِ رَبِّكَۗ يَوۡمَ يَأۡتِي بَعۡضُ ءَايَٰتِ رَبِّكَ لَا يَنفَعُ نَفۡسًا إِيمَٰنُهَا لَمۡ تَكُنۡ ءَامَنَتۡ مِن قَبۡلُ أَوۡ كَسَبَتۡ فِيٓ إِيمَٰنِهَا خَيۡرٗاۗ قُلِ ٱنتَظِرُوٓاْ إِنَّا مُنتَظِرُونَ
Onlara meleklerin gelmesinden veya senin Rabbinin gelmesinden veya senin Rabbinin ayetlerinin bazısının gelmesinden başkasını mı bekliyorlar? Senin Rabbinin ayetlerinin bazısının geldiği günü, önceden inanmış olmayan veya inancının içinde bir iyilik kazanmayan bir nefse inancı fayda vermez. De ki: 'Bekleyin, şüphesiz biz bekleyenleriz.'
Yusuf 12:107
·
Kuran-ı Kerim
أَفَأَمِنُوٓاْ أَن تَأۡتِيَهُمۡ غَٰشِيَةٞ مِّنۡ عَذَابِ ٱللَّهِ أَوۡ تَأۡتِيَهُمُ ٱلسَّاعَةُ بَغۡتَةٗ وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ
Allah'ın azabından onları kaplayan bir şeyin onlara gelmesinden veya onlar farkında değillerken saatin onlara aniden gelmesinden güvende mi oldular?
Nahl 16:33
·
Kuran-ı Kerim
هَلۡ يَنظُرُونَ إِلَّآ أَن تَأۡتِيَهُمُ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ أَوۡ يَأۡتِيَ أَمۡرُ رَبِّكَۚ كَذَٰلِكَ فَعَلَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۚ وَمَا ظَلَمَهُمُ ٱللَّهُ وَلَٰكِن كَانُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ يَظۡلِمُونَ
Onlar kendilerine meleklerin gelmesinden veya Rabbinin emrinin gelmesinden başkasını mı bekliyorlar? Onlardan öncekiler de işte böyle yaptı. Ve Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi nefslerine zulmediyorlardı.
Hac 22:55
·
Kuran-ı Kerim
وَلَا يَزَالُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فِي مِرۡيَةٖ مِّنۡهُ حَتَّىٰ تَأۡتِيَهُمُ ٱلسَّاعَةُ بَغۡتَةً أَوۡ يَأۡتِيَهُمۡ عَذَابُ يَوۡمٍ عَقِيمٍ
Ve örtenler, o saat onlara ansızın gelinceye veya kısır bir günün azabı onlara gelinceye kadar ondan bir şüphe içinde olmaya devam ederler.
Beyyine 98:1
·
Kuran-ı Kerim
لَمۡ يَكُنِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِنۡ أَهۡلِ ٱلۡكِتَٰبِ وَٱلۡمُشۡرِكِينَ مُنفَكِّينَ حَتَّىٰ تَأۡتِيَهُمُ ٱلۡبَيِّنَةُ
Kitap ehlinden örtenler ve ortak koşanlar, onlara açık delil gelinceye kadar ayrılanlar olmadı.