146
Kullanım
4
Lemma
28
Türev
39
Anlam
4 lemma, 28 türev form
Kelime | Okunuş | Anlam | Tür | Adet | ||
|---|---|---|---|---|---|---|
רָעָב Lemma | ra'av | kıtlık, açlık, kıtlık | İsim | 33 | ||
הָרָעָב | ha-ra'av | açlık, açlık, kıtlık | İsim | 25 | ||
בָּרָעָֽב | ba-ra'av | açlıkta, açlık, kıtlık | İsim | 19 | ||
וּבָרָעָב | u-vara'av | ve açlıkta, açlık, kıtlık | İsim | 10 | ||
וְהָרָעָב | vehara'av | ve açlık, açlık, kıtlık | İsim | 9 | ||
Örnek Ayetler (5 / 9) Hezekiel 7:15 · Tevrat הַחֶ֣רֶב בַּח֔וּץ וְהַדֶּ֥בֶר וְהָרָעָ֖ב מִבָּ֑יִת אֲשֶׁ֤ר בַּשָּׂדֶה֙ בַּחֶ֣רֶב יָמ֔וּת וַאֲשֶׁ֣ר בָּעִ֔יר רָעָ֥ב וָדֶ֖בֶר יֹאכֲלֶֽנּוּ Dışarıda kılıç, içeride salgın hastalık ve kıtlık var; tarlada olan kılıçla ölecek, şehirde olanı kıtlık ve salgın hastalık yiyecek. Yeremya 32:24 · Tevrat הִנֵּ֣ה הַסֹּלְל֗וֹת בָּ֣אוּ הָעִיר֮ לְלָכְדָהּ֒ וְהָעִ֣יר נִתְּנָ֗ה בְּיַ֤ד הַכַּשְׂדִּים֙ הַנִּלְחָמִ֣ים עָלֶ֔יהָ מִפְּנֵ֛י הַחֶ֥רֶב וְהָרָעָ֖ב וְהַדָּ֑בֶר וַאֲשֶׁ֥ר דִּבַּ֛רְתָּ הָיָ֖ה וְהִנְּךָ֥ רֹאֶֽה İşte kuşatma rampaları onu ele geçirmek için şehre geldi; ve kılıç, kıtlık ve salgın hastalık yüzünden şehir, ona karşı savaşan Kildanilerin eline verildi. Söylediğin şey oldu ve işte sen görüyorsun. Yeremya 42:16 · Tevrat וְהָיְתָ֣ה הַחֶ֗רֶב אֲשֶׁ֤ר אַתֶּם֙ יְרֵאִ֣ים מִמֶּ֔נָּה שָׁ֛ם תַּשִּׂ֥יג אֶתְכֶ֖ם בְּאֶ֣רֶץ מִצְרָ֑יִם וְהָרָעָ֞ב אֲשֶׁר־אַתֶּ֣ם דֹּאֲגִ֣ים מִמֶּ֗נּוּ שָׁ֣ם יִדְבַּ֧ק אַחֲרֵיכֶ֛ם מִצְרַ֖יִם וְשָׁ֥ם תָּמֻֽתוּ Ve olacak ki, ondan korktuğunuz kılıç orada, Mısır diyarında size yetişecek; ve ondan kaygılandığınız kıtlık orada, Mısır'da arkanızdan yapışacak ve orada öleceksiniz. 2. Krallar 4:38 · Tevrat וֶאֱלִישָׁ֞ע שָׁ֤ב הַגִּלְגָּ֨לָה֙ וְהָרָעָ֣ב בָּאָ֔רֶץ וּבְנֵי֙ הַנְּבִיאִ֔ים יֹשְׁבִ֖ים לְפָנָ֑יו וַיֹּ֣אמֶר לְנַעֲר֗וֹ שְׁפֹת֙ הַסִּ֣יר הַגְּדוֹלָ֔ה וּבַשֵּׁ֥ל נָזִ֖יד לִבְנֵ֥י הַנְּבִיאִֽים Elişa Gilgal'a döndü ve yerde kıtlık vardı; peygamber oğulları onun önünde oturuyorlardı. Hizmetçisine dedi: 'Büyük tencereyi koy ve peygamber oğulları için yahni pişir.' 2. Krallar 7:4 · Tevrat אִם־אָמַרְנוּ֩ נָב֨וֹא הָעִ֜יר וְהָרָעָ֤ב בָּעִיר֙ וָמַ֣תְנוּ שָׁ֔ם וְאִם־יָשַׁ֥בְנוּ פֹ֖ה וָמָ֑תְנוּ וְעַתָּ֗ה לְכוּ֙ וְנִפְּלָה֙ אֶל־מַחֲנֵ֣ה אֲרָ֔ם אִם־יְחַיֻּ֣נוּ נִֽחְיֶ֔ה וְאִם־יְמִיתֻ֖נוּ וָמָֽתְנוּ Eğer 'Şehre girelim' dersek, şehirde kıtlık var ve orada ölürüz; ve eğer burada oturursak, yine ölürüz. Şimdi gelin, Aram ordugahına düşelim; eğer bizi yaşatırlarsa yaşarız, ve eğer bizi öldürürlerse ölürüz. | ||||||
וְרָעָב | ve-ra'av | ve açlık, açlık, kıtlık | İsim | 8 | ||
לָֽרָעֵב | la-ra'ev | aça, aç, acıkmış | İsim | 4 | ||
לִרְעָבָם | lir'avam | onların açlığına, açlık, kıtlık | Zamir | 1 | ||
מֵרָעָב | me-ra'av | açlıktan, açlık, kıtlık | İsim | 1 | ||
רָעֵב Lemma | ra'ev | açlık çekti, açlık çekmek, aç olmak, acıktırmak | Sıfat | 5 | ||
רְעֵבִים | re'evim | açlar, aç, açlık çeken | Sıfat | 3 | ||
וּרְעֵבִים | u-re'evim | ve açlar, aç, acıkmış, kıtlık çeken | Sıfat | 2 | ||
רְעֵבָה | re'eva | aç, aç, kıtlık çeken | Sıfat | 2 | ||
לָֽרָעֵב | la-ra'ev | aça, aç, açlık çeken | Sıfat | 2 | ||
לְרָעֵב | le-ra'ev | aç olana, aç, açlık çeken | Sıfat | 2 | ||
וּמֵרָעֵב | umera'ev | ve açlıktan, açlık, kıtlık | Sıfat | 1 | ||
הָרָעֵב | ha-ra'ev | aç olan, aç, açlık çeken | Sıfat | 1 | ||
לָרְעֵבִים | la-re'evim | açlara, aç, açlık çeken | Sıfat | 1 | ||
וְרָעֵב | ve-ra'ev | ve açlık çekti, açlık çekmek, acıkmak, kıtlık yaşamak | Sıfat | 1 | ||
רַעֲבוֹן Lemma | ra'avon | açlığın, açlık, kıtlık | İsim | 3 | ||
Örnek Ayetler (4 / 33)
Amos 8:11
·
Tevrat
הִנֵּ֣ה יָמִ֣ים בָּאִ֗ים נְאֻם֙ אֲדֹנָ֣י יְהוִ֔ה וְהִשְׁלַחְתִּ֥י רָעָ֖ב בָּאָ֑רֶץ לֹֽא־רָעָ֤ב לַלֶּ֨חֶם֙ וְלֹֽא־צָמָ֣א לַמַּ֔יִם כִּ֣י אִם־לִשְׁמֹ֔עַ אֵ֖ת דִּבְרֵ֥י יְהוָֽה
İşte günler geliyor, Efendi Yahve'nin bildirisidir; yere kıtlık göndereceğim; ekmek kıtlığı değil ve su susuzluğu değil, ancak Yahve'nin sözlerini işitmek için.
Hezekiel 5:17
·
Tevrat
וְשִׁלַּחְתִּ֣י עֲ֠לֵיכֶם רָעָ֞ב וְחַיָּ֤ה רָעָה֙ וְשִׁכְּלֻ֔ךְ וְדֶ֥בֶר וָדָ֖ם יַעֲבָר־בָּ֑ךְ וְחֶ֨רֶב֙ אָבִ֣יא עָלַ֔יִךְ אֲנִ֥י יְהוָ֖ה דִּבַּֽרְתִּי
Üzerinize kıtlık ve kötü hayvanlar göndereceğim ve seni çocuksuz bırakacaklar; içinden salgın hastalık ve kan geçecek ve üzerine kılıç getireceğim; Ben Yahve konuştum.
Hezekiel 7:15
·
Tevrat
הַחֶ֣רֶב בַּח֔וּץ וְהַדֶּ֥בֶר וְהָרָעָ֖ב מִבָּ֑יִת אֲשֶׁ֤ר בַּשָּׂדֶה֙ בַּחֶ֣רֶב יָמ֔וּת וַאֲשֶׁ֣ר בָּעִ֔יר רָעָ֥ב וָדֶ֖בֶר יֹאכֲלֶֽנּוּ
Dışarıda kılıç, içeride salgın hastalık ve kıtlık var; tarlada olan kılıçla ölecek, şehirde olanı kıtlık ve salgın hastalık yiyecek.
Hezekiel 14:13
·
Tevrat
בֶּן־אָדָ֗ם אֶ֚רֶץ כִּ֤י תֶחֱטָא־לִי֙ לִמְעָל־מַ֔עַל וְנָטִ֤יתִי יָדִי֙ עָלֶ֔יהָ וְשָׁבַ֥רְתִּי לָ֖הּ מַטֵּה־לָ֑חֶם וְהִשְׁלַחְתִּי־בָ֣הּ רָעָ֔ב וְהִכְרַתִּ֥י מִמֶּ֖נָּה אָדָ֥ם וּבְהֵמָֽה
İnsan oğlu, bir yer sadakatsizlik ederek bana karşı günah işlerse ve elimi onun üzerine uzatırsam ve onun ekmek değneğini kırarsam ve ona kıtlık gönderirsem ve ondan insan ve hayvan kesersem,
Örnek Ayetler (5 / 25)
Hezekiel 5:16
·
Tevrat
בְּֽשַׁלְּחִ֡י אֶת־חִצֵּי֩ הָרָעָ֨ב הָרָעִ֤ים בָּהֶם֙ אֲשֶׁ֣ר הָי֣וּ לְמַשְׁחִ֔ית אֲשֶׁר־אֲשַׁלַּ֥ח אוֹתָ֖ם לְשַֽׁחֶתְכֶ֑ם וְרָעָב֙ אֹסֵ֣ף עֲלֵיכֶ֔ם וְשָׁבַרְתִּ֥י לָכֶ֖ם מַטֵּה־לָֽחֶם
Yıkım için olan kötü kıtlık oklarını onlara gönderdiğimde, ki onları sizi yıkmak için göndereceğim; üzerinize kıtlığı artıracağım ve ekmek desteğinizi kıracağım.
Yeremya 14:16
·
Tevrat
וְהָעָ֣ם אֲשֶׁר־הֵ֣מָּה נִבְּאִ֣ים לָהֶ֡ם יִֽהְי֣וּ מֻשְׁלָכִים֩ בְּחֻצ֨וֹת יְרוּשָׁלִַ֜ם מִפְּנֵ֣י הָרָעָ֣ב וְהַחֶ֗רֶב וְאֵ֤ין מְקַבֵּר֙ לָהֵ֔מָּה הֵ֣מָּה נְשֵׁיהֶ֔ם וּבְנֵיהֶ֖ם וּבְנֹֽתֵיהֶ֑ם וְשָׁפַכְתִּ֥י עֲלֵיהֶ֖ם אֶת־רָעָתָֽם
Ve onlara peygamberlik ettikleri halk, kıtlık ve kılıç yüzünden Yeruşalim'in sokaklarına atılmış olacaklar ve onları gömen yok; onlar, karıları, oğulları ve kızları; ve kötülüklerini üzerlerine dökeceğim.
Yeremya 21:7
·
Tevrat
וְאַחֲרֵי־כֵ֣ן נְאֻם־יְהוָ֡ה אֶתֵּ֣ן אֶת־צִדְקִיָּ֣הוּ מֶֽלֶךְ־יְהוּדָ֣ה וְאֶת־עֲבָדָ֣יו וְאֶת־הָעָ֡ם וְאֶת־הַנִּשְׁאָרִים֩ בָּעִ֨יר הַזֹּ֜את מִן־הַדֶּ֣בֶר מִן־הַחֶ֣רֶב וּמִן־הָרָעָ֗ב בְּיַד֙ נְבוּכַדְרֶאצַּ֣ר מֶֽלֶךְ־בָּבֶ֔ל וּבְיַד֙ אֹֽיְבֵיהֶ֔ם וּבְיַ֖ד מְבַקְשֵׁ֣י נַפְשָׁ֑ם וְהִכָּ֣ם לְפִי־חֶ֔רֶב לֹֽא־יָח֣וּס עֲלֵיהֶ֔ם וְלֹ֥א יַחְמֹ֖ל וְלֹ֥א יְרַחֵֽם
Ve ondan sonra, Yahve'nin bildirisidir, Yahuda kralı Tsidkiya'yı, kullarını, halkı ve bu şehirde salgından, kılıçtan ve kıtlıktan kalanları Babil kralı Nebukadnessar'ın eline, düşmanlarının eline ve canlarını arayanların eline vereceğim; ve onları kılıcın ağzıyla vuracak, onları esirgemeyecek, acımayacak ve merhamet etmeyecek.
Yeremya 24:10
·
Tevrat
וְשִׁלַּ֣חְתִּי בָ֔ם אֶת־הַחֶ֖רֶב אֶת־הָרָעָ֣ב וְאֶת־הַדָּ֑בֶר עַד־תֻּמָּם֙ מֵעַ֣ל הָאֲדָמָ֔ה אֲשֶׁר־נָתַ֥תִּי לָהֶ֖ם וְלַאֲבוֹתֵיהֶֽם
Ve onlara ve babalarına verdiğim toprağın üzerinden onlar tükenene kadar onlara kılıcı, kıtlığı ve salgın hastalığı göndereceğim.
Yeremya 29:17
·
Tevrat
כֹּ֤ה אָמַר֙ יְהוָ֣ה צְבָא֔וֹת הִנְנִי֙ מְשַׁלֵּ֣חַ בָּ֔ם אֶת־הַחֶ֖רֶב אֶת־הָרָעָ֣ב וְאֶת־הַדָּ֑בֶר וְנָתַתִּ֣י אוֹתָ֗ם כַּתְּאֵנִים֙ הַשֹּׁ֣עָרִ֔ים אֲשֶׁ֥ר לֹא־תֵאָכַ֖לְנָה מֵרֹֽעַ
Ordular Yahve şöyle dedi: İşte ben onlara kılıcı, kıtlığı ve salgın hastalığı gönderiyorum; onları kötülükten yenmeyen iğrenç incirler gibi edeceğim.
Örnek Ayetler (5 / 19)
Hezekiel 6:11
·
Tevrat
כֹּֽה־אָמַ֞ר אֲדֹנָ֣י יְהוִ֗ה הַכֵּ֨ה בְכַפְּךָ֜ וּרְקַ֤ע בְּרַגְלְךָ֙ וֶֽאֱמָר־אָ֔ח אֶ֛ל כָּל־תּוֹעֲב֥וֹת רָע֖וֹת בֵּ֣ית יִשְׂרָאֵ֑ל אֲשֶׁ֗ר בַּחֶ֛רֶב בָּרָעָ֥ב וּבַדֶּ֖בֶר יִפֹּֽלוּ
Efendi Yahve şöyle dedi: Avucunla vur ve ayağınla yere vur ve de ki: 'Ah!' İsrail evinin bütün kötü iğrençlikleri için; ki kılıçla, kıtlıkla ve salgın hastalıkla düşecekler.
Hezekiel 6:12
·
Tevrat
הָרָח֞וֹק בַּדֶּ֣בֶר יָמ֗וּת וְהַקָּרוֹב֙ בַּחֶ֣רֶב יִפּ֔וֹל וְהַנִּשְׁאָר֙ וְהַנָּצ֔וּר בָּרָעָ֖ב יָמ֑וּת וְכִלֵּיתִ֥י חֲמָתִ֖י בָּֽם
Uzaktaki salgın hastalıkla ölecek ve yakındaki kılıçla düşecek; arta kalan ve kuşatılan kıtlıkla ölecek ve hiddetimi onlarda tüketeceğim.
Yeremya 11:22
·
Tevrat
לָכֵ֗ן כֹּ֤ה אָמַר֙ יְהוָ֣ה צְבָא֔וֹת הִנְנִ֥י פֹקֵ֖ד עֲלֵיהֶ֑ם הַבַּֽחוּרִים֙ יָמֻ֣תוּ בַחֶ֔רֶב בְּנֵיהֶם֙ וּבְנ֣וֹתֵיהֶ֔ם יָמֻ֖תוּ בָּרָעָֽב
Bu yüzden Ordular Yahve şöyle dedi: İşte ben onları yokluyorum; gençler kılıçla ölecekler, oğulları ve kızları açlıkla ölecekler.
Yeremya 27:13
·
Tevrat
לָ֤מָּה תָמ֨וּתוּ֙ אַתָּ֣ה וְעַמֶּ֔ךָ בַּחֶ֖רֶב בָּרָעָ֣ב וּבַדָּ֑בֶר֙ כַּֽאֲשֶׁר֙ דִּבֶּ֣ר יְהוָ֔ה אֶל־הַגּ֕וֹי אֲשֶׁ֥ר לֹֽא־יַעֲבֹ֖ד אֶת־מֶ֥לֶךְ בָּבֶֽל
Yahve'nin Babil kralına hizmet etmeyecek ulusa konuştuğu gibi, sen ve halkın neden kılıçla, kıtlıkla ve salgın hastalıkla ölesiniz?
Yeremya 29:18
·
Tevrat
וְרָֽדַפְתִּי֙ אַֽחֲרֵיהֶ֔ם בַּחֶ֖רֶב בָּרָעָ֣ב וּבַדָּ֑בֶר וּנְתַתִּ֨ים לְזַעֲוָ֜ה לְכֹ֣ל מַמְלְכ֣וֹת הָאָ֗רֶץ לְאָלָ֤ה וּלְשַׁמָּה֙ וְלִשְׁרֵקָ֣ה וּלְחֶרְפָּ֔ה בְּכָל־הַגּוֹיִ֖ם אֲשֶׁר־הִדַּחְתִּ֥ים שָֽׁם
Arkalarından kılıçla, kıtlıkla ve salgın hastalıkla kovalayacağım; onları yerin bütün krallıklarına dehşet için, onları sürdüğüm bütün uluslarda lanet, şaşkınlık, ıslık ve utanç için vereceğim.
Örnek Ayetler (5 / 10)
Hezekiel 5:12
·
Tevrat
שְׁלִשִׁתֵ֞יךְ בַּדֶּ֣בֶר יָמ֗וּתוּ וּבָֽרָעָב֙ יִכְל֣וּ בְתוֹכֵ֔ךְ וְהַ֨שְּׁלִשִׁ֔ית בַּחֶ֖רֶב יִפְּל֣וּ סְבִיבוֹתָ֑יִךְ וְהַשְּׁלִישִׁית֙ לְכָל־ר֣וּחַ אֱזָרֶ֔ה וְחֶ֖רֶב אָרִ֥יק אַחֲרֵיהֶֽם
Üçte birin salgın hastalıkla ölecekler ve senin içinde kıtlıkla tükenecekler; ve üçte biri etrafında kılıçla düşecekler; ve üçte birini her rüzgara savuracağım ve arkalarından kılıç çekeceğim.
Yeremya 14:12
·
Tevrat
כִּ֣י יָצֻ֗מוּ אֵינֶ֤נִּי שֹׁמֵ֨עַ֙ אֶל־רִנָּתָ֔ם וְכִ֧י יַעֲל֛וּ עֹלָ֥ה וּמִנְחָ֖ה אֵינֶ֣נִּי רֹצָ֑ם כִּ֗י בַּחֶ֨רֶב֙ וּבָרָעָ֣ב וּבַדֶּ֔בֶר אָנֹכִ֖י מְכַלֶּ֥ה אוֹתָֽם
Çünkü oruç tuttuklarında, onların feryadını işitmiyorum; ve yakmalık sunu ve tahıl sunusu sunduklarında, onlardan razı olmuyorum; çünkü kılıçla, kıtlıkla ve salgın hastalıkla ben onları tüketiyorum.
Yeremya 14:15
·
Tevrat
לָכֵ֞ן כֹּֽה־אָמַ֣ר יְהוָ֗ה עַֽל־הַנְּבִאִ֞ים הַנִּבְּאִ֣ים בִּשְׁמִי֮ וַאֲנִ֣י לֹֽא־שְׁלַחְתִּים֒ וְהֵ֨מָּה֙ אֹֽמְרִ֔ים חֶ֣רֶב וְרָעָ֔ב לֹ֥א יִהְיֶ֖ה בָּאָ֣רֶץ הַזֹּ֑את בַּחֶ֤רֶב וּבָֽרָעָב֙ יִתַּ֔מּוּ הַנְּבִאִ֖ים הָהֵֽמָּה
Bu nedenle ismimle peygamberlik eden, onları göndermediğim halde, 'Bu yerde kılıç ve kıtlık olmayacak' diyen peygamberler hakkında Yahve şöyle dedi: O peygamberler kılıçla ve kıtlıkla tükenecekler.
Yeremya 16:4
·
Tevrat
מְמוֹתֵ֨י תַחֲלֻאִ֜ים יָמֻ֗תוּ לֹ֤א יִסָּֽפְדוּ֙ וְלֹ֣א יִקָּבֵ֔רוּ לְדֹ֛מֶן עַל־פְּנֵ֥י הָאֲדָמָ֖ה יִֽהְי֑וּ וּבַחֶ֤רֶב וּבָֽרָעָב֙ יִכְל֔וּ וְהָיְתָ֤ה נִבְלָתָם֙ לְמַאֲכָ֔ל לְע֥וֹף הַשָּׁמַ֖יִם וּלְבֶהֱמַ֥ת הָאָֽרֶץ
Hastalık ölümleriyle ölecekler. Onlar için dövünülmeyecek ve gömülmeyecekler; toprağın yüzü üzerinde gübre olacaklar. Ve kılıçla ve kıtlıkla tükenecekler ve cesetleri göklerin kuşuna ve yerin hayvanına yiyecek olacak.
Yeremya 21:9
·
Tevrat
הַיֹּשֵׁב֙ בָּעִ֣יר הַזֹּ֔את יָמ֕וּת בַּחֶ֖רֶב וּבָרָעָ֣ב וּבַדָּ֑בֶר וְהַיּוֹצֵא֩ וְנָפַ֨ל עַל־הַכַּשְׂדִּ֜ים הַצָּרִ֤ים עֲלֵיכֶם֙ וְחָיָ֔ה וְהָֽיְתָה־לּ֥וֹ נַפְשׁ֖וֹ לְשָׁלָֽל
Bu şehirde oturan kılıçla, kıtlıkla ve salgınla ölecek; ve çıkan ve sizi kuşatan Kildanilerin üzerine düşen yaşayacak ve canı ona ganimet olarak kalacak.
Örnek Ayetler (5 / 9)
Hezekiel 7:15
·
Tevrat
הַחֶ֣רֶב בַּח֔וּץ וְהַדֶּ֥בֶר וְהָרָעָ֖ב מִבָּ֑יִת אֲשֶׁ֤ר בַּשָּׂדֶה֙ בַּחֶ֣רֶב יָמ֔וּת וַאֲשֶׁ֣ר בָּעִ֔יר רָעָ֥ב וָדֶ֖בֶר יֹאכֲלֶֽנּוּ
Dışarıda kılıç, içeride salgın hastalık ve kıtlık var; tarlada olan kılıçla ölecek, şehirde olanı kıtlık ve salgın hastalık yiyecek.
Yeremya 32:24
·
Tevrat
הִנֵּ֣ה הַסֹּלְל֗וֹת בָּ֣אוּ הָעִיר֮ לְלָכְדָהּ֒ וְהָעִ֣יר נִתְּנָ֗ה בְּיַ֤ד הַכַּשְׂדִּים֙ הַנִּלְחָמִ֣ים עָלֶ֔יהָ מִפְּנֵ֛י הַחֶ֥רֶב וְהָרָעָ֖ב וְהַדָּ֑בֶר וַאֲשֶׁ֥ר דִּבַּ֛רְתָּ הָיָ֖ה וְהִנְּךָ֥ רֹאֶֽה
İşte kuşatma rampaları onu ele geçirmek için şehre geldi; ve kılıç, kıtlık ve salgın hastalık yüzünden şehir, ona karşı savaşan Kildanilerin eline verildi. Söylediğin şey oldu ve işte sen görüyorsun.
Yeremya 42:16
·
Tevrat
וְהָיְתָ֣ה הַחֶ֗רֶב אֲשֶׁ֤ר אַתֶּם֙ יְרֵאִ֣ים מִמֶּ֔נָּה שָׁ֛ם תַּשִּׂ֥יג אֶתְכֶ֖ם בְּאֶ֣רֶץ מִצְרָ֑יִם וְהָרָעָ֞ב אֲשֶׁר־אַתֶּ֣ם דֹּאֲגִ֣ים מִמֶּ֗נּוּ שָׁ֣ם יִדְבַּ֧ק אַחֲרֵיכֶ֛ם מִצְרַ֖יִם וְשָׁ֥ם תָּמֻֽתוּ
Ve olacak ki, ondan korktuğunuz kılıç orada, Mısır diyarında size yetişecek; ve ondan kaygılandığınız kıtlık orada, Mısır'da arkanızdan yapışacak ve orada öleceksiniz.
2. Krallar 4:38
·
Tevrat
וֶאֱלִישָׁ֞ע שָׁ֤ב הַגִּלְגָּ֨לָה֙ וְהָרָעָ֣ב בָּאָ֔רֶץ וּבְנֵי֙ הַנְּבִיאִ֔ים יֹשְׁבִ֖ים לְפָנָ֑יו וַיֹּ֣אמֶר לְנַעֲר֗וֹ שְׁפֹת֙ הַסִּ֣יר הַגְּדוֹלָ֔ה וּבַשֵּׁ֥ל נָזִ֖יד לִבְנֵ֥י הַנְּבִיאִֽים
Elişa Gilgal'a döndü ve yerde kıtlık vardı; peygamber oğulları onun önünde oturuyorlardı. Hizmetçisine dedi: 'Büyük tencereyi koy ve peygamber oğulları için yahni pişir.'
2. Krallar 7:4
·
Tevrat
אִם־אָמַרְנוּ֩ נָב֨וֹא הָעִ֜יר וְהָרָעָ֤ב בָּעִיר֙ וָמַ֣תְנוּ שָׁ֔ם וְאִם־יָשַׁ֥בְנוּ פֹ֖ה וָמָ֑תְנוּ וְעַתָּ֗ה לְכוּ֙ וְנִפְּלָה֙ אֶל־מַחֲנֵ֣ה אֲרָ֔ם אִם־יְחַיֻּ֣נוּ נִֽחְיֶ֔ה וְאִם־יְמִיתֻ֖נוּ וָמָֽתְנוּ
Eğer 'Şehre girelim' dersek, şehirde kıtlık var ve orada ölürüz; ve eğer burada oturursak, yine ölürüz. Şimdi gelin, Aram ordugahına düşelim; eğer bizi yaşatırlarsa yaşarız, ve eğer bizi öldürürlerse ölürüz.
Örnek Ayetler (5 / 8)
Hezekiel 5:16
·
Tevrat
בְּֽשַׁלְּחִ֡י אֶת־חִצֵּי֩ הָרָעָ֨ב הָרָעִ֤ים בָּהֶם֙ אֲשֶׁ֣ר הָי֣וּ לְמַשְׁחִ֔ית אֲשֶׁר־אֲשַׁלַּ֥ח אוֹתָ֖ם לְשַֽׁחֶתְכֶ֑ם וְרָעָב֙ אֹסֵ֣ף עֲלֵיכֶ֔ם וְשָׁבַרְתִּ֥י לָכֶ֖ם מַטֵּה־לָֽחֶם
Yıkım için olan kötü kıtlık oklarını onlara gönderdiğimde, ki onları sizi yıkmak için göndereceğim; üzerinize kıtlığı artıracağım ve ekmek desteğinizi kıracağım.
Hezekiel 14:21
·
Tevrat
כִּי֩ כֹ֨ה אָמַ֜ר אֲדֹנָ֣י יְהֹוִ֗ה אַ֣ף כִּֽי־אַרְבַּ֣עַת שְׁפָטַ֣י הָרָעִ֡ים חֶ֠רֶב וְרָעָ֞ב וְחַיָּ֤ה רָעָה֙ וָדֶ֔בֶר שִׁלַּ֖חְתִּי אֶל־יְרוּשָׁלִָ֑ם לְהַכְרִ֥ית מִמֶּ֖נָּה אָדָ֥ם וּבְהֵמָֽה
Çünkü Efendi Yahve şöyle dedi: Ondan insan ve hayvan kesmek için Yeruşalim'e dört kötü yargımı, kılıç ve kıtlık ve kötü hayvan ve salgın hastalık gönderdiğimde ne kadar daha çok!
Yeremya 5:12
·
Tevrat
כִּֽחֲשׁוּ֙ בַּיהוָ֔ה וַיֹּאמְר֖וּ לֹא־ה֑וּא וְלֹא־תָב֤וֹא עָלֵ֨ינוּ֙ רָעָ֔ה וְחֶ֥רֶב וְרָעָ֖ב ל֥וֹא נִרְאֶֽה
Yahve'yi yalanladılar ve dediler: 'O değildir ve üzerimize kötülük gelmeyecek ve kılıç ve kıtlık görmeyeceğiz.'
Yeremya 14:13
·
Tevrat
וָאֹמַ֞ר אֲהָ֣הּ אֲדֹנָ֣י יְהוִ֗ה הִנֵּ֨ה הַנְּבִאִ֜ים אֹמְרִ֤ים לָהֶם֙ לֹֽא־תִרְא֣וּ חֶ֔רֶב וְרָעָ֖ב לֹֽא־יִהְיֶ֣ה לָכֶ֑ם כִּֽי־שְׁל֤וֹם אֱמֶת֙ אֶתֵּ֣ן לָכֶ֔ם בַּמָּק֖וֹם הַזֶּֽה
Ve dedim: Ah, Efendi Yahve! İşte peygamberler onlara diyorlar: 'Kılıç görmeyeceksiniz ve size kıtlık olmayacak; çünkü bu yerde size gerçek barış vereceğim.'
Yeremya 14:15
·
Tevrat
לָכֵ֞ן כֹּֽה־אָמַ֣ר יְהוָ֗ה עַֽל־הַנְּבִאִ֞ים הַנִּבְּאִ֣ים בִּשְׁמִי֮ וַאֲנִ֣י לֹֽא־שְׁלַחְתִּים֒ וְהֵ֨מָּה֙ אֹֽמְרִ֔ים חֶ֣רֶב וְרָעָ֔ב לֹ֥א יִהְיֶ֖ה בָּאָ֣רֶץ הַזֹּ֑את בַּחֶ֤רֶב וּבָֽרָעָב֙ יִתַּ֔מּוּ הַנְּבִאִ֖ים הָהֵֽמָּה
Bu nedenle ismimle peygamberlik eden, onları göndermediğim halde, 'Bu yerde kılıç ve kıtlık olmayacak' diyen peygamberler hakkında Yahve şöyle dedi: O peygamberler kılıçla ve kıtlıkla tükenecekler.
Örnek Ayetler (3)
Yeremya 15:2
·
Tevrat
וְהָיָ֛ה כִּֽי־יֹאמְר֥וּ אֵלֶ֖יךָ אָ֣נָה נֵצֵ֑א וְאָמַרְתָּ֨ אֲלֵיהֶ֜ם כֹּֽה־אָמַ֣ר יְהוָ֗ה אֲשֶׁ֨ר לַמָּ֤וֶת לַמָּ֨וֶת֙ וַאֲשֶׁ֤ר לַחֶ֨רֶב֙ לַחֶ֔רֶב וַאֲשֶׁ֤ר לָֽרָעָב֙ לָֽרָעָ֔ב וַאֲשֶׁ֥ר לַשְּׁבִ֖י לַשֶּֽׁבִי
Ve sana, 'Nereye çıkalım?' dediklerinde, onlara diyeceksin: 'Yahve şöyle dedi: Ölüme olan ölüme, kılıca olan kılıca, kıtlığa olan kıtlığa ve tutsaklığa olan tutsaklığa.'
Yeremya 18:21
·
Tevrat
לָכֵן֩ תֵּ֨ן אֶת־בְּנֵיהֶ֜ם לָרָעָ֗ב וְהַגִּרֵם֮ עַל־יְדֵי־חֶרֶב֒ וְתִֽהְיֶ֨נָה נְשֵׁיהֶ֤ם שַׁכֻּלוֹת֙ וְאַלְמָנ֔וֹת וְאַ֨נְשֵׁיהֶ֔ם יִֽהְי֖וּ הֲרֻ֣גֵי מָ֑וֶת בַּח֣וּרֵיהֶ֔ם מֻכֵּי־חֶ֖רֶב בַּמִּלְחָמָֽה
Bu yüzden onların oğullarını kıtlığa ver ve onları kılıcın ellerine dök; ve onların kadınları çocuksuz ve dul olsun, ve onların adamları ölümün öldürdükleri olsun, onların gençleri savaşta kılıcın vurdukları olsun.
2. Krallar 8:1
·
Tevrat
וֶאֱלִישָׁ֡ע דִּבֶּ֣ר אֶל־הָאִשָּׁה֩ אֲשֶׁר־הֶחֱיָ֨ה אֶת־בְּנָ֜הּ לֵאמֹ֗ר ק֤וּמִי וּלְכִי֙ אַ֣תְּ וּבֵיתֵ֔ךְ וְג֖וּרִי בַּאֲשֶׁ֣ר תָּג֑וּרִי כִּֽי־קָרָ֤א יְהוָה֙ לָֽרָעָ֔ב וְגַם־בָּ֥א אֶל־הָאָ֖רֶץ שֶׁ֥בַע שָׁנִֽים
Elişa oğlunu dirilttiği kadınla konuştu, diyerek: 'Kalk ve git, sen ve evin; misafir olacağın yerde misafir ol. Çünkü Yahve kıtlığı çağırdı ve ayrıca diyara yedi yıl geldi.'
Örnek Ayetler (1)
Nehemya 9:15
·
Tevrat
וְ֠לֶחֶם מִשָּׁמַ֜יִם נָתַ֤תָּה לָהֶם֙ לִרְעָבָ֔ם וּמַ֗יִם מִסֶּ֛לַע הוֹצֵ֥אתָ לָהֶ֖ם לִצְמָאָ֑ם וַתֹּ֣אמֶר לָהֶ֗ם לָבוֹא֙ לָרֶ֣שֶׁת אֶת־הָאָ֔רֶץ אֲשֶׁר־נָשָׂ֥אתָ אֶת־יָדְךָ֖ לָתֵ֥ת לָהֶֽם
Ve açlıkları için onlara göklerden ekmek verdin ve susuzlukları için onlara kayadan su çıkardın; ve onlara vermek için elini kaldırdığın diyarı mülk edinmek için girmelerini onlara dedin.
Örnek Ayetler (1)
Hezekiel 12:16
·
Tevrat
וְהוֹתַרְתִּ֤י מֵהֶם֙ אַנְשֵׁ֣י מִסְפָּ֔ר מֵחֶ֖רֶב מֵרָעָ֣ב וּמִדָּ֑בֶר לְמַ֨עַן יְסַפְּר֜וּ אֶת־כָּל־תּוֹעֲבֽוֹתֵיהֶ֗ם בַּגּוֹיִם֙ אֲשֶׁר־בָּ֣אוּ שָׁ֔ם וְיָדְע֖וּ כִּֽי־אֲנִ֥י יְהוָֽה
Ve oraya gittikleri uluslar arasında bütün iğrençliklerini anlatsınlar diye, onlardan kılıçtan, kıtlıktan ve salgın hastalıktan sayılı adamlar bırakacağım; ve benim Yahve olduğumu bilecekler.
Örnek Ayetler (5)
2. Samuel 17:29
·
Tevrat
וּדְבַ֣שׁ וְחֶמְאָ֗ה וְצֹאן֙ וּשְׁפ֣וֹת בָּקָ֔ר הִגִּ֧ישׁוּ לְדָוִ֛ד וְלָעָ֥ם אֲשֶׁר־אִתּ֖וֹ לֶאֱכ֑וֹל כִּ֣י אָמְר֔וּ הָעָ֗ם רָעֵ֛ב וְעָיֵ֥ף וְצָמֵ֖א בַּמִּדְבָּֽר
bal, tereyağı, koyun ve inek peynirini Davut'a ve onunla olan halka yemeleri için sundular; çünkü dediler: 'Halk çölde aç, yorgun ve susuzdur.'
Yeşaya 32:6
·
Tevrat
כִּ֤י נָבָל֙ נְבָלָ֣ה יְדַבֵּ֔ר וְלִבּ֖וֹ יַעֲשֶׂה־אָ֑וֶן לַעֲשׂ֣וֹת חֹ֗נֶף וּלְדַבֵּ֤ר אֶל־יְהוָה֙ תּוֹעָ֔ה לְהָרִיק֙ נֶ֣פֶשׁ רָעֵ֔ב וּמַשְׁקֶ֥ה צָמֵ֖א יַחְסִֽיר
Çünkü ahmak ahmaklık konuşur ve kalbi fesat yapar; ikiyüzlülük yapmak için ve Yahve'ye karşı sapkınlık konuşmak için, açın canını boşaltmak için ve susamışın içeceğini eksiltir.
Süleyman'ın Özdeyişleri 25:21
·
Tevrat
אִם־רָעֵ֣ב שֹׂ֭נַאֲךָ הַאֲכִלֵ֣הוּ לָ֑חֶם וְאִם־צָ֝מֵ֗א הַשְׁקֵ֥הוּ מָֽיִם
Eğer senden nefret eden açsa ona ekmek yedir; ve eğer susamışsa ona su içir.
Eyüp 5:5
·
Tevrat
אֲשֶׁ֤ר קְצִיר֨וֹ רָ֘עֵ֤ב יֹאכֵ֗ל וְאֶֽל־מִצִּנִּ֥ים יִקָּחֵ֑הוּ וְשָׁאַ֖ף צַמִּ֣ים חֵילָֽם
Ki onun hasadını aç yer ve onu dikenlerden alır; ve susamışlar onların servetini yutar.
Eyüp 18:12
·
Tevrat
יְהִי־רָעֵ֥ב אֹנ֑וֹ וְ֝אֵ֗יד נָכ֥וֹן לְצַלְעֽוֹ
Gücü aç olacak ve felaket yanına hazırdır.
Örnek Ayetler (3)
2. Krallar 7:12
·
Tevrat
וַיָּ֨קָם הַמֶּ֜לֶךְ לַ֗יְלָה וַיֹּ֨אמֶר֙ אֶל־עֲבָדָ֔יו אַגִּֽידָה־נָּ֣א לָכֶ֔ם אֵ֛ת אֲשֶׁר־עָ֥שׂוּ לָ֖נוּ אֲרָ֑ם יָדְע֞וּ כִּי־רְעֵבִ֣ים אֲנַ֗חְנוּ וַיֵּצְא֤וּ מִן־הַֽמַּחֲנֶה֙ לְהֵחָבֵ֤ה בַשָּׂדֶה֙ לֵאמֹ֔ר כִּֽי־יֵצְא֤וּ מִן־הָעִיר֙ וְנִתְפְּשֵׂ֣ם חַיִּ֔ים וְאֶל־הָעִ֖יר נָבֹֽא
Kral gece kalktı ve kullarına dedi: 'Aram'ın bize yaptığını size bildireyim. Aç olduğumuzu biliyorlar; Şehirden çıkacaklar, onları canlı yakalayacağız ve şehre gireceğiz diyerek kırda saklanmak için ordugahtan çıktılar.'
Mezmurlar 107:5
·
Tevrat
רְעֵבִ֥ים גַּם־צְמֵאִ֑ים נַ֝פְשָׁ֗ם בָּהֶ֥ם תִּתְעַטָּֽף
Açtılar, hem de susuzdular; canları içlerinde tükeniyordu.
Mezmurlar 107:36
·
Tevrat
וַיּ֣וֹשֶׁב שָׁ֣ם רְעֵבִ֑ים וַ֝יְכוֹנְנ֗וּ עִ֣יר מוֹשָֽׁב
Açları oraya oturttu ve yerleşim şehri kurdular.
Örnek Ayetler (2)
1. Samuel 2:5
·
Tevrat
שְׂבֵעִ֤ים בַּלֶּ֨חֶם֙ נִשְׂכָּ֔רוּ וּרְעֵבִ֖ים חָדֵ֑לּוּ עַד־עֲקָרָה֙ יָלְדָ֣ה שִׁבְעָ֔ה וְרַבַּ֥ת בָּנִ֖ים אֻמְלָֽלָה
Toklar ekmek için kiralandılar ve açlar kesildiler; öyle ki kısır yedi doğurdu ve çok oğulları olan zayıf düştü.
Eyüp 24:10
·
Tevrat
עָר֣וֹם הִ֭לְּכוּ בְּלִ֣י לְב֑וּשׁ וּ֝רְעֵבִ֗ים נָ֣שְׂאוּ עֹֽמֶר
Giysisiz, çıplak dolaşırlar ve açken demet taşırlar.
Örnek Ayetler (2)
Mezmurlar 107:9
·
Tevrat
כִּי־הִ֭שְׂבִּיעַ נֶ֣פֶשׁ שֹׁקֵקָ֑ה וְנֶ֥פֶשׁ רְ֝עֵבָה מִלֵּא־טֽוֹב
Çünkü susamış canı doyurdu ve aç canı iyilikle doldurdu.
Süleyman'ın Özdeyişleri 27:7
·
Tevrat
נֶ֣פֶשׁ שְׂ֭בֵעָה תָּב֣וּס נֹ֑פֶת וְנֶ֥פֶשׁ רְ֝עֵבָ֗ה כָּל־מַ֥ר מָתֽוֹק
Tok can petek balını çiğner ve aç cana her acı tatlıdır.
Örnek Ayetler (2)
Yeşaya 58:7
·
Tevrat
הֲל֨וֹא פָרֹ֤ס לָֽרָעֵב֙ לַחְמֶ֔ךָ וַעֲנִיִּ֥ים מְרוּדִ֖ים תָּ֣בִיא בָ֑יִת כִּֽי־תִרְאֶ֤ה עָרֹם֙ וְכִסִּית֔וֹ וּמִבְּשָׂרְךָ֖ לֹ֥א תִתְעַלָּֽם
Ekmeğini aca bölmen ve sürgün düşkünleri eve getirmen değil mi? Çıplak gördüğünde onu örtmen ve kendi etinden gizlenmemen?
Yeşaya 58:10
·
Tevrat
וְתָפֵ֤ק לָֽרָעֵב֙ נַפְשֶׁ֔ךָ וְנֶ֥פֶשׁ נַעֲנָ֖ה תַּשְׂבִּ֑יעַ וְזָרַ֤ח בַּחֹ֨שֶׁךְ֙ אוֹרֶ֔ךָ וַאֲפֵלָתְךָ֖ כַּֽצָּהֳרָֽיִם
Ve canını aca sunarsan ve alçaltılmış canı doyurursan; ışığın karanlıkta doğacak ve karanlığın öğle gibi olacak.
Örnek Ayetler (2)
Hezekiel 18:7
·
Tevrat
וְאִישׁ֙ לֹ֣א יוֹנֶ֔ה חֲבֹלָת֥וֹ חוֹב֙ יָשִׁ֔יב גְּזֵלָ֖ה לֹ֣א יִגְזֹ֑ל לַחְמוֹ֙ לְרָעֵ֣ב יִתֵּ֔ן וְעֵירֹ֖ם יְכַסֶּה־בָּֽגֶד
Ve kimseye baskı yapmaz, borçlunun rehinini geri verir, soygun yapmaz, ekmeğini aca verir ve çıplağı giysiyle örter;
Hezekiel 18:16
·
Tevrat
וְאִישׁ֙ לֹ֣א הוֹנָ֔ה חֲבֹל֙ לֹ֣א חָבָ֔ל וּגְזֵלָ֖ה לֹ֣א גָזָ֑ל לַחְמוֹ֙ לְרָעֵ֣ב נָתָ֔ן וְעֵר֖וֹם כִּסָּה־בָֽגֶד
Ve kimseye baskı yapmadı, rehin almadı ve soygun yapmadı; ekmeğini aca verdi ve çıplağı giysiyle örttü;
Örnek Ayetler (1)
Eyüp 22:7
·
Tevrat
לֹא־מַ֭יִם עָיֵ֣ף תַּשְׁקֶ֑ה וּ֝מֵרָעֵ֗ב תִּֽמְנַֽע־לָֽחֶם
Yorgun olana su içirmezsin; ve aç olandan ekmeği esirgersin.
Örnek Ayetler (1)
Yeşaya 29:8
·
Tevrat
וְהָיָ֡ה כַּאֲשֶׁר֩ יַחֲלֹ֨ם הָרָעֵ֜ב וְהִנֵּ֣ה אוֹכֵ֗ל וְהֵקִיץ֮ וְרֵיקָ֣ה נַפְשׁוֹ֒ וְכַאֲשֶׁ֨ר יַחֲלֹ֤ם הַצָּמֵא֙ וְהִנֵּ֣ה שֹׁתֶ֔ה וְהֵקִיץ֙ וְהִנֵּ֣ה עָיֵ֔ף וְנַפְשׁ֖וֹ שׁוֹקֵקָ֑ה כֵּ֣ן יִֽהְיֶ֗ה הֲמוֹן֙ כָּל־הַגּוֹיִ֔ם הַצֹּבְאִ֖ים עַל־הַ֥ר צִיּֽוֹן
Ve açın rüya görüp işte yiyor olması, ve uyanıp canının boş olması gibi; ve susuzun rüya görüp işte içiyor olması, ve uyanıp işte yorgun ve canının susamış olması gibi olacak; Siyon dağına karşı savaşan bütün ulusların kalabalığı böyle olacak.
Örnek Ayetler (1)
Mezmurlar 146:7
·
Tevrat
עֹשֶׂ֤ה מִשְׁפָּ֨ט לָעֲשׁוּקִ֗ים נֹתֵ֣ן לֶ֭חֶם לָרְעֵבִ֑ים יְ֝הוָ֗ה מַתִּ֥יר אֲסוּרִֽים
Ezilenlere adalet yapan, açlara ekmek veren; Yahve tutsakları serbest bırakır.
Örnek Ayetler (1)
Yeşaya 8:21
·
Tevrat
וְעָ֥בַר בָּ֖הּ נִקְשֶׁ֣ה וְרָעֵ֑ב וְהָיָ֨ה כִֽי־יִרְעַ֜ב וְהִתְקַצַּ֗ף וְקִלֵּ֧ל בְּמַלְכּ֛וֹ וּבֵאלֹהָ֖יו וּפָנָ֥ה לְמָֽעְלָה
Ve oradan sıkıntı çekerek ve aç kalarak geçecek; ve acıktığında öfkelenecek, kralına ve Tanrısına lanetleyecek ve yukarıya dönecektir.
Örnek Ayetler (3)
Mezmurlar 37:19
·
Tevrat
לֹֽא־יֵ֭בֹשׁוּ בְּעֵ֣ת רָעָ֑ה וּבִימֵ֖י רְעָב֣וֹן יִשְׂבָּֽעוּ
Kötülük vaktinde utanmayacaklar ve kıtlık günlerinde doyacaklar.
Yaratılış 42:19
·
Tevrat
אִם־כֵּנִ֣ים אַתֶּ֔ם אֲחִיכֶ֣ם אֶחָ֔ד יֵאָסֵ֖ר בְּבֵ֣ית מִשְׁמַרְכֶ֑ם וְאַתֶּם֙ לְכ֣וּ הָבִ֔יאוּ שֶׁ֖בֶר רַעֲב֥וֹן בָּתֵּיכֶֽם
Eğer dürüstseniz, kardeşlerinizden biri muhafaza evinizde bağlansın; ve siz gidin, evlerinizin kıtlığı için tahıl götürün.
Yaratılış 42:33
·
Tevrat
וַיֹּ֣אמֶר אֵלֵ֗ינוּ הָאִישׁ֙ אֲדֹנֵ֣י הָאָ֔רֶץ בְּזֹ֣את אֵדַ֔ע כִּ֥י כֵנִ֖ים אַתֶּ֑ם אֲחִיכֶ֤ם הָֽאֶחָד֙ הַנִּ֣יחוּ אִתִּ֔י וְאֶת־רַעֲב֥וֹן בָּתֵּיכֶ֖ם קְח֥וּ וָלֵֽכוּ
'Yerin efendisi olan adam bize dedi: Dürüst olduğunuzu bununla bileceğim: Kardeşlerinizden birini yanımda bırakın, evlerinizin kıtlığı için alın ve gidin.'