7
Kullanım
2
Lemma
4
Türev
10
Anlam
2 lemma, 4 türev form
Örnek Ayetler (1)
Zekeriya 3:3
·
Tevrat
וִיהוֹשֻׁ֕עַ הָיָ֥ה לָבֻ֖שׁ בְּגָדִ֣ים צוֹאִ֑ים וְעֹמֵ֖ד לִפְנֵ֥י הַמַּלְאָֽךְ
Ve Yeşu kirli giysiler giyinmişti ve habercinin önünde duruyordu.
Örnek Ayetler (1)
Zekeriya 3:4
·
Tevrat
וַיַּ֣עַן וַיֹּ֗אמֶר אֶל־הָעֹמְדִ֤ים לְפָנָיו֙ לֵאמֹ֔ר הָסִ֛ירוּ הַבְּגָדִ֥ים הַצֹּאִ֖ים מֵעָלָ֑יו וַיֹּ֣אמֶר אֵלָ֗יו רְאֵ֨ה הֶעֱבַ֤רְתִּי מֵעָלֶ֨יךָ֙ עֲוֺנֶ֔ךָ וְהַלְבֵּ֥שׁ אֹתְךָ֖ מַחֲלָצֽוֹת
O da yanıtladı ve kendi önünde duranlara diyerek dedi: 'Kirli giysileri onun üzerinden çıkarın.' Ve ona dedi: 'Bak, suçunu senin üzerinden kaldırdım ve sana güzel giysiler giydireceğim.'
Örnek Ayetler (1)
Yeşaya 4:4
·
Tevrat
אִ֣ם רָחַ֣ץ אֲדֹנָ֗י אֵ֚ת צֹאַ֣ת בְּנוֹת־צִיּ֔וֹן וְאֶת־דְּמֵ֥י יְרוּשָׁלִַ֖ם יָדִ֣יחַ מִקִּרְבָּ֑הּ בְּר֥וּחַ מִשְׁפָּ֖ט וּבְר֥וּחַ בָּעֵֽר
Efendi, Siyon kızlarının pisliğini yıkadığında ve Yeruşalim'in kanlarını yargı ruhuyla ve yakma ruhuyla onun içinden temizlediğinde;
Örnek Ayetler (2)
2. Krallar 18:27
·
Tevrat
וַיֹּ֨אמֶר אֲלֵיהֶ֜ם רַב־שָׁקֵ֗ה הַעַ֨ל אֲדֹנֶ֤יךָ וְאֵלֶ֨יךָ֙ שְׁלָחַ֣נִי אֲדֹנִ֔י לְדַבֵּ֖ר אֶת־הַדְּבָרִ֣ים הָאֵ֑לֶּה הֲלֹ֣א עַל־הָאֲנָשִׁ֗ים הַיֹּֽשְׁבִים֙ עַל־הַ֣חֹמָ֔ה לֶאֱכֹ֣ל אֶת צוֹאָתָ֗ם וְלִשְׁתּ֛וֹת אֶת־מימֵ֥י רַגְלֵיהֶ֖ם עִמָּכֶֽם
Ravşake onlara dedi: 'Efendim beni bu sözleri konuşmak için senin efendine ve sana mı gönderdi? Sizinle birlikte kendi dışkılarını yemek ve kendi ayaklarının sularını içmek için duvarın üzerinde oturan adamlara değil mi?'
Yeşaya 36:12
·
Tevrat
וַיֹּ֣אמֶר רַב־שָׁקֵ֗ה הַאֶ֨ל אֲדֹנֶ֤יךָ וְאֵלֶ֨יךָ֙ שְׁלָחַ֣נִי אֲדֹנִ֔י לְדַבֵּ֖ר אֶת־הַדְּבָרִ֣ים הָאֵ֑לֶּה הֲלֹ֣א עַל־הָאֲנָשִׁ֗ים הַיֹּֽשְׁבִים֙ עַל־הַ֣חוֹמָ֔ה לֶאֱכֹ֣ל אֶת־צוֹאָתָ֗ם וְלִשְׁתּ֛וֹת אֶת־מֵימֵ֥י רַגְלֵיהֶ֖ם עִמָּכֶֽם
Rabşake dedi: 'Efendim beni bu sözleri konuşmak için senin efendine ve sana mı gönderdi? Sizinle birlikte kendi dışkılarını yemek ve kendi ayaklarının sularını içmek için duvarın üzerinde oturan adamlara değil mi?'
Örnek Ayetler (1)
Yeşaya 28:8
·
Tevrat
כִּ֚י כָּל־שֻׁלְחָנ֔וֹת מָלְא֖וּ קִ֣יא צֹאָ֑ה בְּלִ֖י מָקֽוֹם
Çünkü bütün masalar kusmukla, pislikle doldu, yer kalmadı.