331
Kullanım
1
Lemma
28
Türev
27
Anlam
1 lemma, 28 türev form
Kelime | Okunuş | Anlam | Tür | Adet | ||
|---|---|---|---|---|---|---|
עֵץ Lemma | ets | ağaç, ağaç, odun, kereste | İsim | 109 | ||
עֲצֵי | atsey | ağaçları, ağaç, odun, kereste | İsim | 58 | ||
הָעֵץ | ha-ets | ağaç, ağaç, odun, kereste | İsim | 31 | ||
הָעֵצִים | ha-etsim | ağaçlar, ağaç, odun, kereste | İsim | 30 | ||
Örnek Ayetler (5 / 30) Hakimler 9:8 · Tevrat הָל֤וֹךְ הָֽלְכוּ֙ הָעֵצִ֔ים לִמְשֹׁ֥חַ עֲלֵיהֶ֖ם מֶ֑לֶךְ וַיֹּאמְר֥וּ לַזַּ֖יִת מָלְכָ֥ה עָלֵֽינוּ Ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek için giderek gittiler; ve zeytin ağacına dediler: 'Bize kral ol.' Hakimler 9:9 · Tevrat וַיֹּ֤אמֶר לָהֶם֙ הַזַּ֔יִת הֶחֳדַ֨לְתִּי֙ אֶת־דִּשְׁנִ֔י אֲשֶׁר־בִּ֛י יְכַבְּד֥וּ אֱלֹהִ֖ים וַאֲנָשִׁ֑ים וְהָ֣לַכְתִּ֔י לָנ֖וּעַ עַל־הָעֵצִֽים Zeytin ağacı onlara dedi: 'Tanrı'nın ve insanların benimle yüceltildiği yağımı bırakayım da, ağaçların üzerinde sallanmaya mı gideyim?' Hakimler 9:10 · Tevrat וַיֹּאמְר֥וּ הָעֵצִ֖ים לַתְּאֵנָ֑ה לְכִי־אַ֖תְּ מָלְכִ֥י עָלֵֽינוּ Ağaçlar incir ağacına dediler: 'Sen gel, bize kral ol.' Hakimler 9:11 · Tevrat וַתֹּ֤אמֶר לָהֶם֙ הַתְּאֵנָ֔ה הֶחֳדַ֨לְתִּי֙ אֶת־מָתְקִ֔י וְאֶת־תְּנוּבָתִ֖י הַטּוֹבָ֑ה וְהָ֣לַכְתִּ֔י לָנ֖וּעַ עַל־הָעֵצִֽים İncir ağacı onlara dedi: 'Tatlılığımı ve iyi ürünümü bırakayım da, ağaçların üzerinde sallanmaya mı gideyim?' Hakimler 9:12 · Tevrat וַיֹּאמְר֥וּ הָעֵצִ֖ים לַגָּ֑פֶן לְכִי־אַ֖תְּ מָלְכִ֥י עָלֵֽינוּ Ağaçlar asmaya dediler: 'Sen gel, bize kral ol.' | ||||||
עֵצִים | etsim | ağaçlar, ağaç, odun, kereste | İsim | 28 | ||
וְעֵץ | veets | ve ağaç, ağaç, odun, kereste | İsim | 16 | ||
בַּעֲצֵי | ba-atsey | ağaçlarında, ağaç, odun, kereste | İsim | 8 | ||
וַעֲצֵי | va-atsey | ve ağaç, ağaç, odun, kereste | İsim | 6 | ||
לָעֵץ | la-ets | ağaca, ağaç, odun, kereste | İsim | 6 | ||
כָּעֵץ | kaets | ağaç gibi, ağaç, odun, kereste | İsim | 5 | ||
לָעֵצִֽים | la-etsim | ağaçlara, ağaç, odun, kereste | İsim | 4 | ||
וְעֵצִים | ve-etsim | ve ağaçlar, ağaç, odun, kereste | İsim | 4 | ||
מֵעֵץ | me-ets | ağaçtan, ağaç, odun, kereste | İsim | 3 | ||
בָּעֵץ | ba-ets | ağaçta, ağaç, odun, kereste | İsim | 3 | ||
וּבַעֲצֵי | u-va-atsey | ve ağaçlarında, ağaç, odun, kereste | İsim | 2 | ||
וְהָעֵצִים | ve-ha-etsim | ve ağaçlar, ağaç, odun, tahta | İsim | 2 | ||
וּבָעֵצִים | u-va'etsim | ve ağaçlarda, ağaç, odun, kereste | İsim | 2 | ||
עֵצֶיהָ | etseyha | onun ağaçları, ağaç, odun, kereste | Zamir | 2 | ||
עֵצָיו | etsav | onun ağaçları, ağaç, odun, kereste | Zamir | 2 | ||
בְּעֵצוֹ | be-etso | ve onun ağacında, ağaç, odun, kereste | Zamir | 1 | ||
Örnek Ayetler (4 / 109)
Hagay 1:8
·
Tevrat
עֲל֥וּ הָהָ֛ר וַהֲבֵאתֶ֥ם עֵ֖ץ וּבְנ֣וּ הַבָּ֑יִת וְאֶרְצֶה־בּ֥וֹ וְאֶכָּבְדָ֖ה אָמַ֥ר יְהוָֽה
Dağa çıkın ve ağaç getirin ve evi inşa edin; ve ondan razı olacağım ve yüceleceğim, dedi Yahve.
Hezekiel 6:13
·
Tevrat
וִֽידַעְתֶּם֙ כִּֽי־אֲנִ֣י יְהוָ֔ה בִּֽהְי֣וֹת חַלְלֵיהֶ֗ם בְּתוֹךְ֙ גִּלּ֣וּלֵיהֶ֔ם סְבִיב֖וֹת מִזְבְּחֽוֹתֵיהֶ֑ם אֶל֩ כָּל־גִּבְעָ֨ה רָמָ֜ה בְּכֹ֣ל רָאשֵׁ֣י הֶהָרִ֗ים וְתַ֨חַת כָּל־עֵ֤ץ רַֽעֲנָן֙ וְתַ֨חַת֙ כָּל־אֵלָ֣ה עֲבֻתָּ֔ה מְק֗וֹם אֲשֶׁ֤ר נָֽתְנוּ־שָׁם֙ רֵ֣יחַ נִיחֹ֔חַ לְכֹ֖ל גִּלּוּלֵיהֶֽם
Öldürülmüşleri putlarının içinde, sunaklarının etrafında, her yüksek tepenin üzerinde, dağların bütün başlarında, her yeşil ağacın altında ve her gür meşenin altında, bütün putlarına hoş koku verdikleri yerde olduğunda, benim Yahve olduğumu bileceksiniz.
Hezekiel 15:2
·
Tevrat
בֶּן־אָדָ֕ם מַה־יִּֽהְיֶ֥ה עֵץ־הַגֶּ֖פֶן מִכָּל־עֵ֑ץ הַזְּמוֹרָ֕ה אֲשֶׁ֥ר הָיָ֖ה בַּעֲצֵ֥י הַיָּֽעַר
İnsan oğlu, asma ağacı bütün ağaçlardan, ormanın ağaçları arasında bulunan dal ne olur?
Hezekiel 15:3
·
Tevrat
הֲיֻקַּ֤ח מִמֶּ֨נּוּ֙ עֵ֔ץ לַעֲשׂ֖וֹת לִמְלָאכָ֑ה אִם־יִקְח֤וּ מִמֶּ֨נּוּ֙ יָתֵ֔ד לִתְל֥וֹת עָלָ֖יו כָּל־כֶּֽלִי
İş yapmak için ondan odun alınır mı? Veya herhangi bir kap asmak için ondan kazık alırlar mı?
Örnek Ayetler (5 / 58)
Hezekiel 17:24
·
Tevrat
וְֽיָדְע֞וּ כָּל־עֲצֵ֣י הַשָּׂדֶ֗ה כִּ֣י אֲנִ֤י יְהוָה֙ הִשְׁפַּ֣לְתִּי עֵ֣ץ גָּבֹ֗הַ הִגְבַּ֨הְתִּי֙ עֵ֣ץ שָׁפָ֔ל הוֹבַ֨שְׁתִּי֙ עֵ֣ץ לָ֔ח וְהִפְרַ֖חְתִּי עֵ֣ץ יָבֵ֑שׁ אֲנִ֥י יְהוָ֖ה דִּבַּ֥רְתִּי וְעָשִֽׂיתִי
Ve kırın bütün ağaçları bilecekler ki ben Yahve yüksek ağacı alçalttım, alçak ağacı yükselttim, yaş ağacı kuruttum ve kuru ağacı yeşerttim; ben Yahve konuştum ve yaptım.
Hezekiel 31:4
·
Tevrat
מַ֣יִם גִּדְּל֔וּהוּ תְּה֖וֹם רֹֽמְמָ֑תְהוּ אֶת־נַהֲרֹתֶ֗יהָ הֹלֵךְ֙ סְבִיב֣וֹת מַטָּעָ֔הּ וְאֶת־תְּעָלֹתֶ֣יהָ שִׁלְחָ֔ה אֶ֖ל כָּל־עֲצֵ֥י הַשָּׂדֶֽה
Sular onu büyüttü, engin onu yükseltti; onun ırmakları dikildiği yerin etrafında akıyordu ve onun kanallarını kırın bütün ağaçlarına gönderdi.
Hezekiel 31:5
·
Tevrat
עַל־כֵּן֙ גָּבְהָ֣א קֹמָת֔וֹ מִכֹּ֖ל עֲצֵ֣י הַשָּׂדֶ֑ה וַתִּרְבֶּ֨ינָה סַֽרְעַפֹּתָ֜יו וַתֶּאֱרַ֧כְנָה פֹארֹתָ֛יו מִמַּ֥יִם רַבִּ֖ים בְּשַׁלְּחֽוֹ
Bu nedenle onun boyu kırın bütün ağaçlarından yüksek oldu; ve o uzandığında çok sulardan onun dalları çoğaldı ve onun sürgünleri uzadı.
Hezekiel 31:9
·
Tevrat
יָפֶ֣ה עֲשִׂיתִ֔יו בְּרֹ֖ב דָּֽלִיּוֹתָ֑יו וַיְקַנְאֻ֨הוּ֙ כָּל־עֲצֵי־עֵ֔דֶן אֲשֶׁ֖ר בְּגַ֥ן הָאֱלֹהִֽים
Dallarının çokluğuyla onu güzel yaptım; ve Tanrı'nın bahçesinde olan Aden'in bütün ağaçları onu kıskandı.
Hezekiel 31:14
·
Tevrat
לְמַ֡עַן אֲשֶׁר֩ לֹא־יִגְבְּה֨וּ בְקוֹמָתָ֜ם כָּל־עֲצֵי־מַ֗יִם וְלֹֽא־יִתְּנ֤וּ אֶת־צַמַּרְתָּם֙ אֶל־בֵּ֣ין עֲבֹתִ֔ים וְלֹֽא־יַעַמְד֧וּ אֵלֵיהֶ֛ם בְּגָבְהָ֖ם כָּל־שֹׁ֣תֵי מָ֑יִם כִּֽי־כֻלָּם֩ נִתְּנ֨וּ לַמָּ֜וֶת אֶל־אֶ֣רֶץ תַּחְתִּ֗ית בְּת֛וֹךְ בְּנֵ֥י אָדָ֖ם אֶל־י֥וֹרְדֵי בֽוֹר
Öyle ki bütün su ağaçları boylarında yükselmesinler ve tepe kısımlarını sık dalların arasına vermesinler; bütün su içenler yüksekliklerinde durmasınlar; çünkü hepsi ölüme, aşağı yere, insan oğullarının ortasında çukura inenlerin yanına verildiler.
Örnek Ayetler (5 / 31)
Hezekiel 36:30
·
Tevrat
וְהִרְבֵּיתִי֙ אֶת־פְּרִ֣י הָעֵ֔ץ וּתְנוּבַ֖ת הַשָּׂדֶ֑ה לְמַ֗עַן אֲ֠שֶׁר לֹ֣א תִקְח֥וּ ע֛וֹד חֶרְפַּ֥ת רָעָ֖ב בַּגּוֹיִֽם
Ve ağacın meyvesini ve tarlanın ürününü çoğaltacağım; öyle ki ulusların arasında artık kıtlık ayıbını almayasınız.
Yeremya 3:9
·
Tevrat
וְהָיָה֙ מִקֹּ֣ל זְנוּתָ֔הּ וַתֶּחֱנַ֖ף אֶת־הָאָ֑רֶץ וַתִּנְאַ֥ף אֶת־הָאֶ֖בֶן וְאֶת־הָעֵֽץ
Ve fahişeliğinin sesinden dolayı yeri kirletti ve taşla ve ağaçla zina etti.
2. Krallar 12:12
·
Tevrat
וְנָתְנוּ֙ אֶת־הַכֶּ֣סֶף הַֽמְתֻכָּ֔ן עַל־יְדֵי֙ עֹשֵׂ֣י הַמְּלָאכָ֔ה הַמֻּפְקָדִ֖ים בֵּ֣ית יְהוָ֑ה וַיּוֹצִיאֻ֜הוּ לְחָרָשֵׁ֤י הָעֵץ֙ וְלַבֹּנִ֔ים הָעֹשִׂ֖ים בֵּ֥ית יְהוָֽה
Ve tartılan gümüşü Yahve'nin evine atanan işçilerin ellerine verdiler; ve onu Yahve'nin evini yapan ahşap ustalarına ve yapıcılara çıkardılar,
Yeşaya 65:22
·
Tevrat
לֹ֤א יִבְנוּ֙ וְאַחֵ֣ר יֵשֵׁ֔ב לֹ֥א יִטְּע֖וּ וְאַחֵ֣ר יֹאכֵ֑ל כִּֽי־כִימֵ֤י הָעֵץ֙ יְמֵ֣י עַמִּ֔י וּמַעֲשֵׂ֥ה יְדֵיהֶ֖ם יְבַלּ֥וּ בְחִירָֽי
Onlar yapıp başkası oturmayacak, onlar dikip başkası yemeyecek; çünkü halkımın günleri ağacın günleri gibi olacak ve seçtiklerim ellerinin işini eskitene dek kullanacaklar.
Yeşu 2:6
·
Tevrat
וְהִ֖יא הֶעֱלָ֣תַם הַגָּ֑גָה וַֽתִּטְמְנֵם֙ בְּפִשְׁתֵּ֣י הָעֵ֔ץ הָעֲרֻכ֥וֹת לָ֖הּ עַל־הַגָּֽג
Oysa o onları dama çıkarmıştı ve damın üzerinde kendisi için dizilmiş keten sapları içinde onları gizlemişti.
Örnek Ayetler (5 / 30)
Hakimler 9:8
·
Tevrat
הָל֤וֹךְ הָֽלְכוּ֙ הָעֵצִ֔ים לִמְשֹׁ֥חַ עֲלֵיהֶ֖ם מֶ֑לֶךְ וַיֹּאמְר֥וּ לַזַּ֖יִת מָלְכָ֥ה עָלֵֽינוּ
Ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek için giderek gittiler; ve zeytin ağacına dediler: 'Bize kral ol.'
Hakimler 9:9
·
Tevrat
וַיֹּ֤אמֶר לָהֶם֙ הַזַּ֔יִת הֶחֳדַ֨לְתִּי֙ אֶת־דִּשְׁנִ֔י אֲשֶׁר־בִּ֛י יְכַבְּד֥וּ אֱלֹהִ֖ים וַאֲנָשִׁ֑ים וְהָ֣לַכְתִּ֔י לָנ֖וּעַ עַל־הָעֵצִֽים
Zeytin ağacı onlara dedi: 'Tanrı'nın ve insanların benimle yüceltildiği yağımı bırakayım da, ağaçların üzerinde sallanmaya mı gideyim?'
Hakimler 9:10
·
Tevrat
וַיֹּאמְר֥וּ הָעֵצִ֖ים לַתְּאֵנָ֑ה לְכִי־אַ֖תְּ מָלְכִ֥י עָלֵֽינוּ
Ağaçlar incir ağacına dediler: 'Sen gel, bize kral ol.'
Hakimler 9:11
·
Tevrat
וַתֹּ֤אמֶר לָהֶם֙ הַתְּאֵנָ֔ה הֶחֳדַ֨לְתִּי֙ אֶת־מָתְקִ֔י וְאֶת־תְּנוּבָתִ֖י הַטּוֹבָ֑ה וְהָ֣לַכְתִּ֔י לָנ֖וּעַ עַל־הָעֵצִֽים
İncir ağacı onlara dedi: 'Tatlılığımı ve iyi ürünümü bırakayım da, ağaçların üzerinde sallanmaya mı gideyim?'
Hakimler 9:12
·
Tevrat
וַיֹּאמְר֥וּ הָעֵצִ֖ים לַגָּ֑פֶן לְכִי־אַ֖תְּ מָלְכִ֥י עָלֵֽינוּ
Ağaçlar asmaya dediler: 'Sen gel, bize kral ol.'
Örnek Ayetler (5 / 28)
Hakimler 9:48
·
Tevrat
וַיַּ֨עַל אֲבִימֶ֜לֶךְ הַר־צַלְמ֗וֹן הוּא֮ וְכָל־הָעָ֣ם אֲשֶׁר־אִתּוֹ֒ וַיִּקַּח֩ אֲבִימֶ֨לֶךְ אֶת־הַקַּרְדֻּמּ֜וֹת בְּיָד֗וֹ וַיִּכְרֹת֙ שׂוֹכַ֣ת עֵצִ֔ים וַיִּ֨שָּׂאֶ֔הָ וַיָּ֖שֶׂם עַל־שִׁכְמ֑וֹ וַיֹּ֜אמֶר אֶל־הָעָ֣ם אֲשֶׁר־עִמּ֗וֹ מָ֤ה רְאִיתֶם֙ עָשִׂ֔יתִי מַהֲר֖וּ עֲשׂ֥וּ כָמֽוֹנִי
Abimelek, o ve onunla olan bütün halk Tsalmon Dağı'na çıktı; Abimelek eline baltaları aldı ve ağaçların bir dalını kesti, onu taşıdı ve omzuna koydu; ve onunla olan halka dedi: 'Ne yaptığımı gördünüz, acele edin, benim gibi yapın.'
Hezekiel 39:10
·
Tevrat
וְלֹֽא־יִשְׂא֨וּ עֵצִ֜ים מִן־הַשָּׂדֶ֗ה וְלֹ֤א יַחְטְבוּ֙ מִן־הַיְּעָרִ֔ים כִּ֥י בַנֶּ֖שֶׁק יְבַֽעֲרוּ־אֵ֑שׁ וְשָׁלְל֣וּ אֶת־שֹׁלְלֵיהֶ֗ם וּבָֽזְזוּ֙ אֶת־בֹּ֣זְזֵיהֶ֔ם נְאֻ֖ם אֲדֹנָ֥י יְהוִֽה
Ve kırdan odunlar taşımayacaklar ve ormanlardan kesmeyecekler, çünkü silahla ateş yakacaklar; ve kendilerini yağmalayanları yağmalayacaklar ve kendilerini çapul edenleri çapul edecekler, Efendi Yahve'nin bildirisidir.
Yeremya 5:14
·
Tevrat
לָכֵ֗ן כֹּֽה־אָמַ֤ר יְהוָה֙ אֱלֹהֵ֣י צְבָא֔וֹת יַ֚עַן דַּבֶּרְכֶ֔ם אֶת־הַדָּבָ֖ר הַזֶּ֑ה הִנְנִ֣י נֹתֵן֩ דְּבָרַ֨י בְּפִ֜יךָ לְאֵ֗שׁ וְהָעָ֥ם הַזֶּ֛ה עֵצִ֖ים וַאֲכָלָֽתַם
Bu yüzden Ordular Tanrısı Yahve şöyle dedi: Mademki bu sözü konuştunuz, işte ben senin ağzında sözlerimi ateş olarak veriyorum ve bu halk odunlar olacak ve onları yiyecek.
Yeremya 7:18
·
Tevrat
הַבָּנִ֞ים מְלַקְּטִ֣ים עֵצִ֗ים וְהָֽאָבוֹת֙ מְבַעֲרִ֣ים אֶת־הָאֵ֔שׁ וְהַנָּשִׁ֖ים לָשׁ֣וֹת בָּצֵ֑ק לַעֲשׂ֨וֹת כַּוָּנִ֜ים לִמְלֶ֣כֶת הַשָּׁמַ֗יִם וְהַסֵּ֤ךְ נְסָכִים֙ לֵאלֹהִ֣ים אֲחֵרִ֔ים לְמַ֖עַן הַכְעִסֵֽנִי
Oğullar odun topluyorlar ve babalar ateşi yakıyorlar ve kadınlar gök kraliçesine pideler yapmak için hamur yoğuruyorlar ve beni öfkelendirmek için başka ilahlara dökmelik sunular döküyorlar.
Yeremya 46:22
·
Tevrat
קוֹלָ֖הּ כַּנָּחָ֣שׁ יֵלֵ֑ךְ כִּֽי־בְחַ֣יִל יֵלֵ֔כוּ וּבְקַרְדֻּמּוֹת֙ בָּ֣אוּ לָ֔הּ כְּחֹטְבֵ֖י עֵצִֽים
Onun sesi yılan gibi gidecek; çünkü orduyla gidecekler ve odun kesenler gibi baltalarla ona geldiler.
Örnek Ayetler (5 / 16)
Hagay 2:19
·
Tevrat
הַע֤וֹד הַזֶּ֨רַע֙ בַּמְּגוּרָ֔ה וְעַד־הַגֶּ֨פֶן וְהַתְּאֵנָ֧ה וְהָרִמּ֛וֹן וְעֵ֥ץ הַזַּ֖יִת לֹ֣א נָשָׂ֑א מִן־הַיּ֥וֹם הַזֶּ֖ה אֲבָרֵֽךְ
Tohum daha ambarda mı? Ve asmaya ve incire ve nara ve zeytin ağacına kadar taşımadı; bu günden itibaren bereketleyeceğim.
2. Samuel 21:19
·
Tevrat
וַתְּהִי־ע֧וֹד הַמִּלְחָמָ֛ה בְּג֖וֹב עִם־פְּלִשְׁתִּ֑ים וַיַּ֡ךְ אֶלְחָנָן֩ בֶּן־יַעְרֵ֨י אֹרְגִ֜ים בֵּ֣ית הַלַּחְמִ֗י אֵ֚ת גָּלְיָ֣ת הַגִּתִּ֔י וְעֵ֣ץ חֲנִית֔וֹ כִּמְנ֖וֹר אֹרְגִֽים
Gov'da Filistlilerle yine savaş oldu ve Beytlehemli Yaare-Oregim oğlu Elhanan, mızrağının sapı dokumacı tezgâhı gibi olan Gatlı Golyat'ı vurdu.
2. Samuel 23:7
·
Tevrat
וְאִישׁ֙ יִגַּ֣ע בָּהֶ֔ם יִמָּלֵ֥א בַרְזֶ֖ל וְעֵ֣ץ חֲנִ֑ית וּבָאֵ֕שׁ שָׂר֥וֹף יִשָּׂרְפ֖וּ בַּשָּֽׁבֶת
Ve onlara dokunacak adam demir ve mızrak ağacıyla dolar; ve oturdukları yerde ateşte yanarak yakılacaklar.
1. Samuel 17:7
·
Tevrat
וְעֵ֣ץ חֲנִית֗וֹ כִּמְנוֹר֙ אֹֽרְגִ֔ים וְלַהֶ֣בֶת חֲנִית֔וֹ שֵׁשׁ־מֵא֥וֹת שְׁקָלִ֖ים בַּרְזֶ֑ל וְנֹשֵׂ֥א הַצִּנָּ֖ה הֹלֵ֥ךְ לְפָנָֽיו
Mızrağının sapı dokumacıların tezgahı gibiydi ve mızrağının ucu altı yüz şekel (~6.6 kg) demirdi; kalkan taşıyıcısı onun önünde yürüyordu.
Yeşaya 41:19
·
Tevrat
אֶתֵּ֤ן בַּמִּדְבָּר֙ אֶ֣רֶז שִׁטָּ֔ה וַהֲדַ֖ס וְעֵ֣ץ שָׁ֑מֶן אָשִׂ֣ים בָּעֲרָבָ֗ה בְּר֛וֹשׁ תִּדְהָ֥ר וּתְאַשּׁ֖וּר יַחְדָּֽו
Çölde sedir, akasya, mersin ve yağ ağacı vereceğim; bozkıra selvi, çınar ve şimşiri birlikte koyacağım.
Örnek Ayetler (5 / 8)
Hakimler 6:26
·
Tevrat
וּבָנִ֨יתָ מִזְבֵּ֜חַ לַיהוָ֣ה אֱלֹהֶ֗יךָ עַ֣ל רֹ֧אשׁ הַמָּע֛וֹז הַזֶּ֖ה בַּמַּֽעֲרָכָ֑ה וְלָֽקַחְתָּ֙ אֶת־הַפָּ֣ר הַשֵּׁנִ֔י וְהַעֲלִ֣יתָ עוֹלָ֔ה בַּעֲצֵ֥י הָאֲשֵׁרָ֖ה אֲשֶׁ֥ר תִּכְרֹֽת
Ve bu kalenin tepesinde düzenli bir şekilde Yahve Tanrın için bir sunak inşa et; ikinci boğayı al ve keseceğin Aşera'nın odunlarıyla yakmalık sunu sun.
Hezekiel 15:2
·
Tevrat
בֶּן־אָדָ֕ם מַה־יִּֽהְיֶ֥ה עֵץ־הַגֶּ֖פֶן מִכָּל־עֵ֑ץ הַזְּמוֹרָ֕ה אֲשֶׁ֥ר הָיָ֖ה בַּעֲצֵ֥י הַיָּֽעַר
İnsan oğlu, asma ağacı bütün ağaçlardan, ormanın ağaçları arasında bulunan dal ne olur?
Hezekiel 31:18
·
Tevrat
אֶל־מִ֨י דָמִ֥יתָ כָּ֛כָה בְּכָב֥וֹד וּבְגֹ֖דֶל בַּעֲצֵי־עֵ֑דֶן וְהוּרַדְתָּ֨ אֶת־עֲצֵי־עֵ֜דֶן אֶל־אֶ֣רֶץ תַּחְתִּ֗ית בְּת֨וֹךְ עֲרֵלִ֤ים תִּשְׁכַּב֙ אֶת־חַלְלֵי־חֶ֔רֶב ה֤וּא פַרְעֹה֙ וְכָל־הֲמוֹנֹ֔ה נְאֻ֖ם אֲדֹנָ֥י יְהוִֽה
Aden ağaçları arasında yücelikte ve büyüklükte böyle kime benzedin? Aden ağaçlarıyla birlikte aşağı yere indirileceksin; kılıçla öldürülmüş olanlarla birlikte sünnetsizlerin ortasında yatacaksın. O Firavun'dur ve onun bütün kalabalığıdır, Efendi Yahve'nin bildirisidir.
Yeşaya 44:14
·
Tevrat
לִכְרָת־ל֣וֹ אֲרָזִ֔ים וַיִּקַּ֤ח תִּרְזָה֙ וְאַלּ֔וֹן וַיְאַמֶּץ־ל֖וֹ בַּעֲצֵי־יָ֑עַר נָטַ֥ע וְגֶ֥שֶׁם יְגַדֵּֽל
Kendisi için sedirler keser, ve selvi ve meşe alır, ve orman ağaçları arasında kendisi için güçlendirir; diker ve yağmur büyütür.
1. Krallar 5:22
·
Tevrat
וַיִּשְׁלַ֤ח חִירָם֙ אֶל־שְׁלֹמֹ֣ה לֵאמֹ֔ר שָׁמַ֕עְתִּי אֵ֥ת אֲשֶׁר־שָׁלַ֖חְתָּ אֵלָ֑י אֲנִ֤י אֶֽעֱשֶׂה֙ אֶת־כָּל־חֶפְצְךָ֔ בַּעֲצֵ֥י אֲרָזִ֖ים וּבַעֲצֵ֥י בְרוֹשִֽׁים
Ve Hiram Süleyman'a gönderdi, diyerek: 'Bana gönderdiğin şeyi işittim; sedir ağaçlarında ve çam ağaçlarında bütün isteğini ben yapacağım.'
Örnek Ayetler (5 / 6)
2. Samuel 5:11
·
Tevrat
וַ֠יִּשְׁלַח חִירָ֨ם מֶֽלֶךְ־צֹ֥ר מַלְאָכִים֮ אֶל־דָּוִד֒ וַעֲצֵ֣י אֲרָזִ֔ים וְחָרָשֵׁ֣י עֵ֔ץ וְחָֽרָשֵׁ֖י אֶ֣בֶן קִ֑יר וַיִּבְנֽוּ־בַ֖יִת לְדָוִֽד
Sur kralı Hiram Davut'a elçiler, sedir ağaçları, ağaç ustaları ve duvar taşı ustaları gönderdi; Davut için ev inşa ettiler.
1. Krallar 5:24
·
Tevrat
וַיְהִ֨י חִיר֜וֹם נֹתֵ֣ן לִשְׁלֹמֹ֗ה עֲצֵ֧י אֲרָזִ֛ים וַעֲצֵ֥י בְרוֹשִׁ֖ים כָּל־חֶפְצֽוֹ
Böylece Hiram Süleyman'a sedir ağaçları ve çam ağaçları, bütün isteğini veriyordu.
1. Tarihler 14:1
·
Tevrat
וַ֠יִּשְׁלַח חוּרָ֨ם מֶֽלֶךְ־צֹ֥ר מַלְאָכִים֮ אֶל־דָּוִיד֒ וַעֲצֵ֣י אֲרָזִ֔ים וְחָרָשֵׁ֣י קִ֔יר וְחָרָשֵׁ֖י עֵצִ֑ים לִבְנ֥וֹת ל֖וֹ בָּֽיִת
Sur kralı Huram ona ev inşa etmek için Davut'a elçiler, sedir ağaçları, duvar ustaları ve ağaç ustaları gönderdi.
1. Tarihler 22:4
·
Tevrat
וַעֲצֵ֥י אֲרָזִ֖ים לְאֵ֣ין מִסְפָּ֑ר כִּֽי הֵ֠בִיאוּ הַצִּֽידֹנִ֨ים וְהַצֹּרִ֜ים עֲצֵ֧י אֲרָזִ֛ים לָרֹ֖ב לְדָוִֽיד
Sayısı olmayan sedir ağaçları hazırladı; çünkü Saydalılar ve Surlular Davut'a çokça sedir ağaçları getirdiler.
Mısır'dan Çıkış 25:5
·
Tevrat
וְעֹרֹ֨ת אֵילִ֧ם מְאָדָּמִ֛ים וְעֹרֹ֥ת תְּחָשִׁ֖ים וַעֲצֵ֥י שִׁטִּֽים
kızartılmış koç derileri, tehaş derileri ve akasya ağaçları;
Örnek Ayetler (5 / 6)
Hezekiel 37:17
·
Tevrat
וְקָרַ֨ב אֹתָ֜ם אֶחָ֧ד אֶל־אֶחָ֛ד לְךָ֖ לְעֵ֣ץ אֶחָ֑ד וְהָי֥וּ לַאֲחָדִ֖ים בְּיָדֶֽךָ
Ve onları birini diğerine yaklaştır, senin için bir ağaç olsunlar; ve elinde bir olacaklar.
Hezekiel 37:19
·
Tevrat
דַּבֵּ֣ר אֲלֵהֶ֗ם כֹּֽה־אָמַר֮ אֲדֹנָ֣י יְהוִה֒ הִנֵּה֩ אֲנִ֨י לֹקֵ֜חַ אֶת־עֵ֤ץ יוֹסֵף֙ אֲשֶׁ֣ר בְּיַד־אֶפְרַ֔יִם וְשִׁבְטֵ֥י יִשְׂרָאֵ֖ל חֲבֵרָ֑יו וְנָתַתִּי֩ אוֹתָ֨ם עָלָ֜יו אֶת־עֵ֣ץ יְהוּדָ֗ה וַֽעֲשִׂיתִם֙ לְעֵ֣ץ אֶחָ֔ד וְהָי֥וּ אֶחָ֖ד בְּיָדִֽי
Onlara söyle: Efendi Yahve şöyle dedi: İşte ben Efrayim'in elinde olan Yusuf'un ağacını ve onun arkadaşları İsrail oymaklarını alıyorum; ve onları onun üzerine, Yahuda ağacıyla koyacağım, ve onları bir ağaç yapacağım, ve elimde bir olacaklar.
Yeremya 2:27
·
Tevrat
אֹמְרִ֨ים לָעֵ֜ץ אָ֣בִי אַ֗תָּה וְלָאֶ֨בֶן֙ אַ֣תְּ יְלִדְתָּ֔נוּ כִּֽי־פָנ֥וּ אֵלַ֛י עֹ֖רֶף וְלֹ֣א פָנִ֑ים וּבְעֵ֤ת רָֽעָתָם֙ יֹֽאמְר֔וּ ק֖וּמָה וְהוֹשִׁיעֵֽנוּ
Ağaca 'Babam sensin' ve taşa 'Bizi sen doğurdun' derler; çünkü bana yüz değil ense döndüler; ve kötülüklerinin zamanında 'Kalk ve bizi kurtar' derler.
Habakkuk 2:19
·
Tevrat
ה֣וֹי אֹמֵ֤ר לָעֵץ֙ הָקִ֔יצָה ע֖וּרִי לְאֶ֣בֶן דּוּמָ֑ם ה֣וּא יוֹרֶ֔ה הִנֵּה־ה֗וּא תָּפוּשׂ֙ זָהָ֣ב וָכֶ֔סֶף וְכָל־ר֖וּחַ אֵ֥ין בְּקִרְבּֽוֹ
Vay ağaca 'Uyan!', dilsiz taşa 'Kalk!' diyene. O mu öğretecek? İşte, o altın ve gümüşle kaplanmıştır ve içinde hiç ruh yoktur.
Eyüp 14:7
·
Tevrat
כִּ֤י יֵ֥שׁ לָעֵ֗ץ תִּ֫קְוָ֥ה אִֽם־יִ֭כָּרֵת וְע֣וֹד יַחֲלִ֑יף וְ֝יֹֽנַקְתּ֗וֹ לֹ֣א תֶחְדָּֽל
Çünkü ağaç için umut vardır; eğer kesilirse yine filizlenir ve onun sürgünü kesilmez.
Örnek Ayetler (5)
Yeremya 17:8
·
Tevrat
וְהָיָ֞ה כְּעֵ֣ץ שָׁת֣וּל עַל־מַ֗יִם וְעַל־יוּבַל֙ יְשַׁלַּ֣ח שָֽׁרָשָׁ֔יו וְלֹ֤א יִרְאֶה֙ כִּֽי־יָבֹ֣א חֹ֔ם וְהָיָ֥ה עָלֵ֖הוּ רַֽעֲנָ֑ן וּבִשְׁנַ֤ת בַּצֹּ֨רֶת֙ לֹ֣א יִדְאָ֔ג וְלֹ֥א יָמִ֖ישׁ מֵעֲשׂ֥וֹת פֶּֽרִי
Ve sular üzerine dikilmiş, köklerini akarsuya salan bir ağaç gibi olacak; sıcaklık geldiğini görmeyecek, yaprağı yeşil olacak; kuraklık yılında kaygılanmayacak ve meyve vermekten geri durmayacak.
Mezmurlar 1:3
·
Tevrat
וְֽהָיָ֗ה כְּעֵץ֮ שָׁת֪וּל עַֽל־פַּלְגֵ֫י מָ֥יִם אֲשֶׁ֤ר פִּרְי֨וֹ יִתֵּ֬ן בְּעִתּ֗וֹ וְעָלֵ֥הוּ לֹֽא־יִבּ֑וֹל וְכֹ֖ל אֲשֶׁר־יַעֲשֶׂ֣ה יַצְלִֽיחַ
Ve o, su akarsularının yanına dikilmiş, vaktinde meyvesini veren ve yaprağı solmayan bir ağaç gibi olacaktır; yaptığı her şeyde başarılı olur.
Eyüp 19:10
·
Tevrat
יִתְּצֵ֣נִי סָ֭בִיב וָאֵלַ֑ךְ וַיַּסַּ֥ע כָּ֝עֵ֗ץ תִּקְוָתִֽי
Çepeçevre beni yıktı ve gittim ve umudumu ağaç gibi söktü.
Eyüp 24:20
·
Tevrat
יִשְׁכָּ֘חֵ֤הוּ רֶ֨חֶם מְתָ֘ק֤וֹ רִמָּ֗ה ע֥וֹד לֹֽא־יִזָּכֵ֑ר וַתִּשָּׁבֵ֖ר כָּעֵ֣ץ עַוְלָֽה
Rahim onu unutur, kurtçuk ona tatlı gelir; artık hatırlanmaz ve kötülük bir ağaç gibi kırılır.
Ağıtlar 4:8
·
Tevrat
חָשַׁ֤ךְ מִשְּׁחוֹר֙ תָּֽאֳרָ֔ם לֹ֥א נִכְּר֖וּ בַּחוּצ֑וֹת צָפַ֤ד עוֹרָם֙ עַל־עַצְמָ֔ם יָבֵ֖שׁ הָיָ֥ה כָעֵֽץ
Görünümleri is karasından daha karardı, sokaklarda tanınmadılar; derileri kemiklerine yapıştı, ağaç gibi kurudu.
Örnek Ayetler (4)
2. Samuel 24:22
·
Tevrat
וַיֹּ֤אמֶר אֲרַ֨וְנָה֙ אֶל־דָּוִ֔ד יִקַּ֥ח וְיַ֛עַל אֲדֹנִ֥י הַמֶּ֖לֶךְ הַטּ֣וֹב בְּעֵינָ֑יו רְאֵה֙ הַבָּקָ֣ר לָעֹלָ֔ה וְהַמֹּרִגִּ֛ים וּכְלֵ֥י הַבָּקָ֖ר לָעֵצִֽים
Bunun üzerine Aravna Davut'a dedi: 'Efendim kral alsın ve gözünde iyi olanı sunsun; bak, yakmalık sunu için sığırlar ve odunlar için dövenler ve sığırların aletleri.'
1. Tarihler 21:23
·
Tevrat
וַיֹּ֨אמֶר אָרְנָ֤ן אֶל־דָּוִיד֙ קַֽח־לָ֔ךְ וְיַ֛עַשׂ אֲדֹנִ֥י הַמֶּ֖לֶךְ הַטּ֣וֹב בְּעֵינָ֑יו רְאֵה֩ נָתַ֨תִּי הַבָּקָ֜ר לָֽעֹל֗וֹת וְהַמּוֹרִגִּ֧ים לָעֵצִ֛ים וְהַחִטִּ֥ים לַמִּנְחָ֖ה הַכֹּ֥ל נָתָֽתִּי
Ornan Davut'a dedi: 'Kendine al, efendim kral gözlerinde iyi olanı yapsın; gör, sığırları yakmalık sunular için, dövenleri odunlar için ve buğdayları sunu için verdim; hepsini verdim.'
1. Tarihler 29:2
·
Tevrat
וּֽכְכָל־כֹּחִ֞י הֲכִינ֣וֹתִי לְבֵית־אֱלֹהַ֗י הַזָּהָ֣ב לַ֠זָּהָב וְהַכֶּ֨סֶף לַכֶּ֜סֶף וְהַנְּחֹ֣שֶׁת לַנְּחֹ֗שֶׁת הַבַּרְזֶל֙ לַבַּרְזֶ֔ל וְהָעֵצִ֖ים לָעֵצִ֑ים אַבְנֵי־שֹׁ֨הַם וּמִלּוּאִ֜ים אַבְנֵי־פ֣וּךְ וְרִקְמָ֗ה וְכֹ֨ל אֶ֧בֶן יְקָרָ֛ה וְאַבְנֵי־שַׁ֖יִשׁ לָרֹֽב
Ve bütün gücümle Tanrımın evi için hazırlık yaptım: Altın eşyalar için altını, gümüş için gümüşü, tunç için tuncu, demir için demiri ve ağaç için ağaçları; oniks taşları ve kakma taşları, süs taşları ve renkli taşlar ve her türlü değerli taş ve bolca mermer taşları.
Yaratılış 22:9
·
Tevrat
וַיָּבֹ֗אוּ אֶֽל־הַמָּקוֹם֮ אֲשֶׁ֣ר אָֽמַר־ל֣וֹ הָאֱלֹהִים֒ וַיִּ֨בֶן שָׁ֤ם אַבְרָהָם֙ אֶת־הַמִּזְבֵּ֔חַ וַֽיַּעֲרֹ֖ךְ אֶת־הָעֵצִ֑ים וַֽיַּעֲקֹד֙ אֶת־יִצְחָ֣ק בְּנ֔וֹ וַיָּ֤שֶׂם אֹתוֹ֙ עַל־הַמִּזְבֵּ֔חַ מִמַּ֖עַל לָעֵצִֽים
Tanrı'nın ona dediği yere geldiler; İbrahim orada sunağı inşa etti, odunları dizdi, oğlu İshak'ı bağladı ve onu sunağın üzerine, odunların üstüne koydu.
Örnek Ayetler (4)
Yeşaya 30:33
·
Tevrat
כִּֽי־עָר֤וּךְ מֵֽאֶתְמוּל֙ תָּפְתֶּ֔ה גַּם־הִ֛יא לַמֶּ֥לֶךְ הוּכָ֖ן הֶעְמִ֣יק הִרְחִ֑ב מְדֻרָתָ֗הּ אֵ֤שׁ וְעֵצִים֙ הַרְבֵּ֔ה נִשְׁמַ֤ת יְהוָה֙ כְּנַ֣חַל גָּפְרִ֔ית בֹּעֲרָ֖ה בָּֽהּ
Çünkü Tofet dünden hazırlanmıştır, ayrıca o kral için hazırlanmıştır; onun odun yığınını derinleştirdi, genişletti, ateş ve çok odun vardır; Yahve'nin nefesi kükürt nehri gibi onda yanıyor.
1. Tarihler 22:14
·
Tevrat
וְהִנֵּ֨ה בְעָנְיִ֜י הֲכִינ֣וֹתִי לְבֵית־יְהוָ֗ה זָהָ֞ב כִּכָּרִ֤ים מֵֽאָה־אֶ֨לֶף֙ וְכֶ֗סֶף אֶ֤לֶף אֲלָפִים֙ כִּכָּרִ֔ים וְלַנְּחֹ֤שֶׁת וְלַבַּרְזֶל֙ אֵ֣ין מִשְׁקָ֔ל כִּ֥י לָרֹ֖ב הָיָ֑ה וְעֵצִ֤ים וַאֲבָנִים֙ הֲכִינ֔וֹתִי וַעֲלֵיהֶ֖ם תּוֹסִֽיף
Ve işte, zahmetimle Yahve'nin evi için yüz bin talant (~34 kg) altın ve bir milyon talant (~34 kg) gümüş hazırladım; tunç ve demir için tartı yoktur, çünkü çoktu. Ağaçlar ve taşlar da hazırladım; sen de onların üzerine ekleyeceksin.
Süleyman'ın Özdeyişleri 26:21
·
Tevrat
פֶּחָ֣ם לְ֭גֶחָלִים וְעֵצִ֣ים לְאֵ֑שׁ וְאִ֥ישׁ מִ֝דְיָנִ֗ים לְחַרְחַר־רִֽיב
Közlere kömür ve ateşe odun; kavgayı alevlendirmeye de çekişmeci adam.
2. Tarihler 34:11
·
Tevrat
וַֽיִּתְּנ֗וּ לֶחָֽרָשִׁים֙ וְלַבֹּנִ֔ים לִקְנוֹת֙ אַבְנֵ֣י מַחְצֵ֔ב וְעֵצִ֖ים לַֽמְחַבְּר֑וֹת וּלְקָרוֹת֙ אֶת־הַבָּ֣תִּ֔ים אֲשֶׁ֥ר הִשְׁחִ֖יתוּ מַלְכֵ֥י יְהוּדָֽה
Yahuda krallarının harap ettiği evleri kirişlemek, bağlantılar için keresteler ve yontma taşlar satın almak üzere marangozlara ve yapıcılara verdiler.
Örnek Ayetler (2)
Habakkuk 2:11
·
Tevrat
כִּי־אֶ֖בֶן מִקִּ֣יר תִּזְעָ֑ק וְכָפִ֖יס מֵעֵ֥ץ יַעֲנֶֽנָּה
Çünkü duvardan bir taş feryat edecek ve ağaçtan bir kiriş ona cevap verecek.
Yaratılış 3:22
·
Tevrat
וַיֹּ֣אמֶר יְהוָ֣ה אֱלֹהִ֗ים הֵ֤ן הָֽאָדָם֙ הָיָה֙ כְּאַחַ֣ד מִמֶּ֔נּוּ לָדַ֖עַת ט֣וֹב וָרָ֑ע וְעַתָּ֣ה פֶּן־יִשְׁלַ֣ח יָד֗וֹ וְלָקַח֙ גַּ֚ם מֵעֵ֣ץ הַֽחַיִּ֔ים וְאָכַ֖ל וָחַ֥י לְעֹלָֽם
Yahve Tanrı dedi: 'İşte adam iyi ve kötüyü bilmekte bizden biri gibi oldu; ve şimdi elini uzatmasın ve yaşam ağacından da alıp yemesin ve sonsuza dek yaşamasın.'
Örnek Ayetler (3)
Hezekiel 15:6
·
Tevrat
לָכֵ֗ן כֹּ֤ה אָמַר֙ אֲדֹנָ֣י יְהוִ֔ה כַּאֲשֶׁ֤ר עֵץ־הַגֶּ֨פֶן֙ בְּעֵ֣ץ הַיַּ֔עַר אֲשֶׁר־נְתַתִּ֥יו לָאֵ֖שׁ לְאָכְלָ֑ה כֵּ֣ן נָתַ֔תִּי אֶת־יֹשְׁבֵ֖י יְרוּשָׁלִָֽם
Bu nedenle Efendi Yahve şöyle dedi: Yemesi için ateşe verdiğim ormanın ağaçları arasındaki asma ağacı gibi, Yeruşalim'in oturanlarını öyle verdim.
Ağıtlar 5:13
·
Tevrat
בַּחוּרִים֙ טְח֣וֹן נָשָׂ֔אוּ וּנְעָרִ֖ים בָּעֵ֥ץ כָּשָֽׁלוּ
Gençler değirmen taşıdılar ve çocuklar odun altında tökezlediler.
Mısır'dan Çıkış 10:15
·
Tevrat
וַיְכַ֞ס אֶת־עֵ֣ין כָּל־הָאָרֶץ֮ וַתֶּחְשַׁ֣ךְ הָאָרֶץ֒ וַיֹּ֜אכַל אֶת־כָּל־עֵ֣שֶׂב הָאָ֗רֶץ וְאֵת֙ כָּל־פְּרִ֣י הָעֵ֔ץ אֲשֶׁ֥ר הוֹתִ֖יר הַבָּרָ֑ד וְלֹא־נוֹתַ֨ר כָּל־יֶ֧רֶק בָּעֵ֛ץ וּבְעֵ֥שֶׂב הַשָּׂדֶ֖ה בְּכָל־אֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם
Bütün yerin gözünü kapladı ve yer karardı; yerin bütün otunu ve dolunun bıraktığı ağacın bütün meyvesini yedi; bütün Mısır diyarında ağaçta ve kırın otunda hiçbir yeşillik kalmadı.
Örnek Ayetler (2)
1. Krallar 5:22
·
Tevrat
וַיִּשְׁלַ֤ח חִירָם֙ אֶל־שְׁלֹמֹ֣ה לֵאמֹ֔ר שָׁמַ֕עְתִּי אֵ֥ת אֲשֶׁר־שָׁלַ֖חְתָּ אֵלָ֑י אֲנִ֤י אֶֽעֱשֶׂה֙ אֶת־כָּל־חֶפְצְךָ֔ בַּעֲצֵ֥י אֲרָזִ֖ים וּבַעֲצֵ֥י בְרוֹשִֽׁים
Ve Hiram Süleyman'a gönderdi, diyerek: 'Bana gönderdiğin şeyi işittim; sedir ağaçlarında ve çam ağaçlarında bütün isteğini ben yapacağım.'
1. Krallar 9:11
·
Tevrat
חִירָ֣ם מֶֽלֶךְ־צֹ֠ר נִשָּׂ֨א אֶת־שְׁלֹמֹ֜ה בַּעֲצֵי֩ אֲרָזִ֨ים וּבַעֲצֵ֧י בְרוֹשִׁ֛ים וּבַזָּהָ֖ב לְכָל־חֶפְצ֑וֹ אָ֡ז יִתֵּן֩ הַמֶּ֨לֶךְ שְׁלֹמֹ֤ה לְחִירָם֙ עֶשְׂרִ֣ים עִ֔יר בְּאֶ֖רֶץ הַגָּלִֽיל
Sur kralı Hiram Süleyman'ı bütün arzusuna göre sedir ağaçlarıyla, selvi ağaçlarıyla ve altınla desteklemişti; o zaman kral Süleyman Hiram'a Celile diyarında yirmi şehir verdi.
Örnek Ayetler (2)
1. Tarihler 29:2
·
Tevrat
וּֽכְכָל־כֹּחִ֞י הֲכִינ֣וֹתִי לְבֵית־אֱלֹהַ֗י הַזָּהָ֣ב לַ֠זָּהָב וְהַכֶּ֨סֶף לַכֶּ֜סֶף וְהַנְּחֹ֣שֶׁת לַנְּחֹ֗שֶׁת הַבַּרְזֶל֙ לַבַּרְזֶ֔ל וְהָעֵצִ֖ים לָעֵצִ֑ים אַבְנֵי־שֹׁ֨הַם וּמִלּוּאִ֜ים אַבְנֵי־פ֣וּךְ וְרִקְמָ֗ה וְכֹ֨ל אֶ֧בֶן יְקָרָ֛ה וְאַבְנֵי־שַׁ֖יִשׁ לָרֹֽב
Ve bütün gücümle Tanrımın evi için hazırlık yaptım: Altın eşyalar için altını, gümüş için gümüşü, tunç için tuncu, demir için demiri ve ağaç için ağaçları; oniks taşları ve kakma taşları, süs taşları ve renkli taşlar ve her türlü değerli taş ve bolca mermer taşları.
Yaratılış 22:7
·
Tevrat
וַיֹּ֨אמֶר יִצְחָ֜ק אֶל־אַבְרָהָ֤ם אָבִיו֙ וַיֹּ֣אמֶר אָבִ֔י וַיֹּ֖אמֶר הִנֶּ֣נִּֽי בְנִ֑י וַיֹּ֗אמֶר הִנֵּ֤ה הָאֵשׁ֙ וְהָ֣עֵצִ֔ים וְאַיֵּ֥ה הַשֶּׂ֖ה לְעֹלָֽה
İshak babası İbrahim'e dedi ve dedi: 'Babam.' O da dedi: 'İşte buradayım oğlum.' Ve dedi: 'İşte ateş ve odunlar, yakmalık sunu için kuzu nerede?'
Örnek Ayetler (2)
2. Tarihler 2:13
·
Tevrat
בֶּן־אִשָּׁ֞ה מִן־בְּנ֣וֹת דָּ֗ן וְאָבִ֣יו אִישׁ־צֹרִ֡י יוֹדֵ֡עַ לַעֲשׂ֣וֹת בַּזָּֽהָב־וּ֠בַכֶּסֶף בַּנְּחֹ֨שֶׁת בַּבַּרְזֶ֜ל בָּאֲבָנִ֣ים וּבָעֵצִ֗ים בָּאַרְגָּמָ֤ן בַּתְּכֵ֨לֶת֙ וּבַבּ֣וּץ וּבַכַּרְמִ֔יל וּלְפַתֵּ֨חַ֙ כָּל־פִּתּ֔וּחַ וְלַחְשֹׁ֖ב כָּל־מַחֲשָׁ֑בֶת אֲשֶׁ֤ר יִנָּֽתֶן־לוֹ֙ עִם־חֲכָמֶ֔יךָ וְֽחַכְמֵ֔י אֲדֹנִ֖י דָּוִ֥יד אָבִֽיךָ
O, Dan kızlarından bir kadının oğludur ve babası Surlu bir adamdır; altında, gümüşte, tunçta, demirde, taşlarda ve ağaçlarda, erguvanda, lacivertte, ince ketende ve kırmızıda yapmayı, her oymayı oymayı ve ona verilecek her tasarımı tasarlamayı bilir; senin bilgelerinle ve efendim baban Davut'un bilgeleriyle birlikte.
Mısır'dan Çıkış 7:19
·
Tevrat
וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֜ה אֶל־מֹשֶׁ֗ה אֱמֹ֣ר אֶֽל־אַהֲרֹ֡ן קַ֣ח מַטְּךָ֣ וּנְטֵֽה־יָדְךָ֩ עַל־מֵימֵ֨י מִצְרַ֜יִם עַֽל־נַהֲרֹתָ֣ם עַל־יְאֹרֵיהֶ֣ם וְעַל־אַגְמֵיהֶ֗ם וְעַ֛ל כָּל־מִקְוֵ֥ה מֵימֵיהֶ֖ם וְיִֽהְיוּ־דָ֑ם וְהָ֤יָה דָם֙ בְּכָל־אֶ֣רֶץ מִצְרַ֔יִם וּבָעֵצִ֖ים וּבָאֲבָנִֽים
Yahve Musa'ya dedi: 'Harun'a söyle: Değneğini al ve elini Mısır suları üzerine, nehirleri üzerine, ırmakları üzerine, göletleri üzerine ve bütün su birikintileri üzerine uzat ki kan olsunlar; bütün Mısır diyarında, ağaçlarda ve taşlarda kan olacak.'
Örnek Ayetler (2)
1. Krallar 15:22
·
Tevrat
וְהַמֶּ֨לֶךְ אָסָ֜א הִשְׁמִ֤יעַ אֶת־כָּל־יְהוּדָה֙ אֵ֣ין נָקִ֔י וַיִּשְׂא֞וּ אֶת־אַבְנֵ֤י הָֽרָמָה֙ וְאֶת־עֵצֶ֔יהָ אֲשֶׁ֥ר בָּנָ֖ה בַּעְשָׁ֑א וַיִּ֤בֶן בָּם֙ הַמֶּ֣לֶךְ אָסָ֔א אֶת־גֶּ֥בַע בִּנְיָמִ֖ן וְאֶת־הַמִּצְפָּֽה
Kral Asa tüm Yahuda'yı çağırdı, kimse muaf değildi. Başa'nın inşa ettiği Rama'nın taşlarını ve kerestelerini taşıdılar. Kral Asa onlarla Binyamin'deki Geva'yı ve Mitspa'yı inşa etti.
2. Tarihler 16:6
·
Tevrat
וְאָסָ֣א הַמֶּ֗לֶךְ לָקַח֙ אֶת־כָּל־יְהוּדָ֔ה וַיִּשְׂא֞וּ אֶת־אַבְנֵ֤י הָֽרָמָה֙ וְאֶת־עֵצֶ֔יהָ אֲשֶׁ֥ר בָּנָ֖ה בַּעְשָׁ֑א וַיִּ֣בֶן בָּהֶ֔ם אֶת־גֶּ֖בַע וְאֶת־הַמִּצְפָּֽה
Kral Asa bütün Yahuda'yı aldı ve Baaşa'nın inşa etmiş olduğu Rama'nın taşlarını ve kerestelerini taşıdılar; ve onlarla Geva'yı ve Mitspa'yı inşa etti.
Örnek Ayetler (2)
Zekeriya 5:4
·
Tevrat
הוֹצֵאתִ֗יהָ נְאֻם֙ יְהוָ֣ה צְבָא֔וֹת וּבָ֨אָה֙ אֶל־בֵּ֣ית הַגַּנָּ֔ב וְאֶל־בֵּ֛ית הַנִּשְׁבָּ֥ע בִּשְׁמִ֖י לַשָּׁ֑קֶר וְלָ֨נֶה֙ בְּת֣וֹךְ בֵּית֔וֹ וְכִלַּ֖תּוּ וְאֶת־עֵצָ֥יו וְאֶת־אֲבָנָֽיו
Onu çıkardım, Ordular Yahvesi'nin bildirisidir, ve hırsızın evine ve benim adımla yalan yere yemin edenin evine girecek; ve onun evinin içinde geceleyecek ve onu, onun ağaçlarını ve onun taşlarını tüketecek.
Levililer 14:45
·
Tevrat
וְנָתַ֣ץ אֶת־הַבַּ֗יִת אֶת־אֲבָנָיו֙ וְאֶת־עֵצָ֔יו וְאֵ֖ת כָּל־עֲפַ֣ר הַבָּ֑יִת וְהוֹצִיא֙ אֶל־מִח֣וּץ לָעִ֔יר אֶל־מָק֖וֹם טָמֵֽא
Ardından evi, onun taşlarını ve onun ağaçlarını ve evin tüm toprağını yıkacak; ve şehrin dışına, kirli bir yere çıkaracak.
Örnek Ayetler (1)
Hoşea 4:12
·
Tevrat
עַמִּי֙ בְּעֵצ֣וֹ יִשְׁאָ֔ל וּמַקְל֖וֹ יַגִּ֣יד ל֑וֹ כִּ֣י ר֤וּחַ זְנוּנִים֙ הִתְעָ֔ה וַיִּזְנ֖וּ מִתַּ֥חַת אֱלֹהֵיהֶֽם
Halkım ağacına sorar ve değneği ona bildirir; çünkü fahişelik ruhu saptırdı ve Tanrılarının altından fahişelik ettiler.