989
Kullanım
33
Lemma
89
Türev
112
Anlam
33 lemma, 89 türev form
Kelime | Okunuş | Anlam | Tür | Adet | ||
|---|---|---|---|---|---|---|
בְּעֵינֶֽיהָ | be-eyneyha | gözlerinde, göz, pınar, kaynak | Zamir | 2 | ||
בְעֵינֵינוּ | ve-eyneynu | ve gözlerimizde, göz, pınar, görüş | Zamir | 2 | ||
וְעֵינֵיהוּ | ve-eyneyhu | ve onun gözleri, göz, pınar, görünüm | Zamir | 1 | ||
לָעָיִן | la-ayin | göze, göz, pınar, kaynak | İsim | 1 | ||
וְעֵינוֹ | ve-eyno | ve gözü, göz, pınar, kaynak | Zamir | 1 | ||
וְעֵינֵיכֶם | ve-eyneykhem | ve gözleriniz, göz, pınar, kaynak | Zamir | 1 | ||
וְעֵינֵינוּ | ve-eyneynu | ve gözlerimiz, göz, pınar, görünüm | Zamir | 1 | ||
עֵינֵמוֹ | eynemo | gözleri, göz, pınar, görünüm | Zamir | 1 | ||
עֵנֵי | eney | gözleri, göz, pınar, görünüm | İsim | 1 | ||
עֵינְכֶם | eynekhem | gözleriniz, göz, pınar, kaynak | Zamir | 1 | ||
מֵֽעֵינָֽי | me'eynay | gözlerimden, göz, pınar, kaynak | Zamir | 1 | ||
עֵינָהּ | eynah | gözü, göz, pınar, bakış | Zamir | 1 | ||
בְעֵינֶךָ | ve'eynekha | ve gözünde, göz, pınar, bakış | Zamir | 1 | ||
עֵינֵֽנוּ | eynenu | gözümüz, göz, pınar, kaynak | Zamir | 1 | ||
בְּעֵינֵיהֶן | be-eyneyhen | onların gözlerinde, göz, pınar, görüş | Zamir | 1 | ||
מֵעֵינָֽיו | me-eynayv | onun gözlerinden, göz, pınar, görünüm | Zamir | 1 | ||
מַעְיָן Lemma | ma'yan | pınar, pınar, kaynak, göz | İsim | 10 | ||
Örnek Ayetler (5 / 10) 2. Krallar 3:25 · Tevrat וְהֶעָרִ֣ים יַהֲרֹ֡סוּ וְכָל־חֶלְקָ֣ה ט֠וֹבָה יַשְׁלִ֨יכוּ אִישׁ־אַבְנ֜וֹ וּמִלְא֗וּהָ וְכָל־מַעְיַן־מַ֤יִם יִסְתֹּ֨מוּ֙ וְכָל־עֵֽץ־ט֣וֹב יַפִּ֔ילוּ עַד־הִשְׁאִ֧יר אֲבָנֶ֛יהָ בַּקִּ֖יר חֲרָ֑שֶׂת וַיָּסֹ֥בּוּ הַקַּלָּעִ֖ים וַיַּכּֽוּהָ Şehirleri yıktılar ve her iyi tarlaya her adam kendi taşını attı ve onu doldurdular; bütün su pınarlarını tıkadılar ve her iyi ağacı devirdiler; ta ki Kir-Hareset'te taşları kalana kadar; sapancılar etrafını sarıp onu vurdular. Yeşu 15:9 · Tevrat וְתָאַ֨ר הַגְּב֜וּל מֵרֹ֣אשׁ הָהָ֗ר אֶל־מַעְיַן֙ מֵ֣י נֶפְתּ֔וֹחַ וְיָצָ֖א אֶל־עָרֵ֣י הַר־עֶפְר֑וֹן וְתָאַ֤ר הַגְּבוּל֙ בַּעֲלָ֔ה הִ֖יא קִרְיַ֥ת יְעָרִֽים Sınır dağın başından Neftoah suları pınarına yöneldi ve Efron dağının şehirlerine çıktı; sınır Baala'ya yöneldi, o Kiryat-Yearim'dir. Yeşu 18:15 · Tevrat וּפְאַת־נֶ֕גְבָּה מִקְצֵ֖ה קִרְיַ֣ת יְעָרִ֑ים וְיָצָ֤א הַגְּבוּל֙ יָ֔מָּה וְיָצָ֕א אֶל־מַעְיַ֖ן מֵ֥י נֶפְתּֽוֹחַ Ve güney tarafı Kiryat-Yearim'in ucundandı; sınır batıya çıktı ve Neftoah sularının pınarına çıktı. Mezmurlar 74:15 · Tevrat אַתָּ֣ה בָ֭קַעְתָּ מַעְיָ֣ן וָנָ֑חַל אַתָּ֥ה ה֝וֹבַ֗שְׁתָּ נַהֲר֥וֹת אֵיתָֽן Sen pınarı ve vadiyi yardın; sen sürekli akan ırmakları kuruttun. Mezmurlar 84:7 · Tevrat עֹבְרֵ֤י בְּעֵ֣מֶק הַ֭בָּכָא מַעְיָ֣ן יְשִׁית֑וּהוּ גַּם־בְּ֝רָכ֗וֹת יַעְטֶ֥ה מוֹרֶֽה Baka vadisinde geçenler onu pınar yaparlar; ilk yağmur da onu bereketlerle örter. | ||||||
מֵֽעֵינָֽי | me-eynay | gözlerimden, göz, pınar, kaynak | İsim | 3 | ||
מַעְיְנֹת | ma'yenot | pınarları, pınar, kaynak, su gözesi | İsim | 2 | ||
מַעְיָנוֹת | ma'yanot | pınarlar, pınar, kaynak, su kaynağı | İsim | 2 | ||
Örnek Ayetler (2)
Yaratılış 16:4
·
Tevrat
וַיָּבֹ֥א אֶל־הָגָ֖ר וַתַּ֑הַר וַתֵּ֨רֶא֙ כִּ֣י הָרָ֔תָה וַתֵּקַ֥ל גְּבִרְתָּ֖הּ בְּעֵינֶֽיהָ
Hacer'e girdi ve o gebe kaldı; gebe kaldığını görünce hanımı onun gözünde küçümsendi.
Yaratılış 16:5
·
Tevrat
וַתֹּ֨אמֶר שָׂרַ֣י אֶל־אַבְרָם֮ חֲמָסִ֣י עָלֶיךָ֒ אָנֹכִ֗י נָתַ֤תִּי שִׁפְחָתִי֙ בְּחֵיקֶ֔ךָ וַתֵּ֨רֶא֙ כִּ֣י הָרָ֔תָה וָאֵקַ֖ל בְּעֵינֶ֑יהָ יִשְׁפֹּ֥ט יְהוָ֖ה בֵּינִ֥י וּבֵינֶֽיׄךָ
Sara İbrahim'e dedi: 'Bana yapılan haksızlık senin üzerinedir! Hizmetçimi kucağına ben verdim; ama gebe kaldığını görünce onun gözünde küçümsendim. Yahve benimle senin aranda yargılasın.'
Örnek Ayetler (2)
Mezmurlar 118:23
·
Tevrat
מֵאֵ֣ת יְ֭הוָה הָ֣יְתָה זֹּ֑את הִ֖יא נִפְלָ֣את בְּעֵינֵֽינוּ
Bu Yahve'nin tarafından oldu; o gözlerimizde harikadır.
Çölde Sayım 13:33
·
Tevrat
וְשָׁ֣ם רָאִ֗ינוּ אֶת־הַנְּפִילִ֛ים בְּנֵ֥י עֲנָ֖ק מִן־הַנְּפִלִ֑ים וַנְּהִ֤י בְעֵינֵ֨ינוּ֙ כַּֽחֲגָבִ֔ים וְכֵ֥ן הָיִ֖ינוּ בְּעֵינֵיהֶֽם
Ve orada Nefilim'den olan Anak oğullarını, Nefilim'i gördük; kendi gözlerimizde çekirgeler gibiydik ve onların gözlerinde de öyleydik.
Örnek Ayetler (1)
Eyüp 24:23
·
Tevrat
יִתֶּן־ל֣וֹ לָ֭בֶטַח וְיִשָּׁעֵ֑ן וְ֝עֵינֵ֗יהוּ עַל־דַּרְכֵיהֶֽם
Ona güvenlik verir ve o desteklenir; ve onun gözleri onların yollarının üzerindedir.
Örnek Ayetler (1)
Hezekiel 12:12
·
Tevrat
וְהַנָּשִׂ֨יא אֲשֶׁר־בְּתוֹכָ֜ם אֶל־כָּתֵ֤ף יִשָּׂא֙ בָּעֲלָטָ֣ה וְיֵצֵ֔א בַּקִּ֥יר יַחְתְּר֖וּ לְה֣וֹצִיא ב֑וֹ פָּנָ֣יו יְכַסֶּ֔ה יַ֗עַן אֲשֶׁ֨ר לֹא־יִרְאֶ֥ה לַעַ֛יִן ה֖וּא אֶת־הָאָֽרֶץ
Ve onların ortasında olan önder karanlıkta omuz üzerinde taşıyacak ve çıkacak; oradan çıkarmak için duvarda delik açacaklar; o gözle yeri görmesin diye yüzünü örtecek.
Örnek Ayetler (1)
Çölde Sayım 11:7
·
Tevrat
וְהַמָּ֕ן כִּזְרַע־גַּ֖ד ה֑וּא וְעֵינ֖וֹ כְּעֵ֥ין הַבְּדֹֽלַח
Manna kişniş tohumu gibiydi ve gözü bedolah gözü gibiydi.
Örnek Ayetler (1)
Malaki 1:5
·
Tevrat
וְעֵינֵיכֶ֖ם תִּרְאֶ֑ינָה וְאַתֶּ֤ם תֹּֽאמְרוּ֙ יִגְדַּ֣ל יְהוָ֔ה מֵעַ֖ל לִגְב֥וּל יִשְׂרָאֵֽל
Ve gözleriniz görecek ve siz diyeceksiniz: 'Yahve İsrail sınırının üzerinden büyüsün.'
Örnek Ayetler (1)
Yasa'nın Tekrarı 21:7
·
Tevrat
וְעָנ֖וּ וְאָמְר֑וּ יָדֵ֗ינוּ לֹ֤א שָֽׁפְכוּ֙ אֶת־הַדָּ֣ם הַזֶּ֔ה וְעֵינֵ֖ינוּ לֹ֥א רָאֽוּ
Yanıtlayacaklar ve diyecekler: 'Ellerimiz bu kanı dökmedi ve gözlerimiz görmedi.'
Örnek Ayetler (1)
Mezmurlar 73:7
·
Tevrat
יָ֭צָא מֵחֵ֣לֶב עֵינֵ֑מוֹ עָ֝בְר֗וּ מַשְׂכִּיּ֥וֹת לֵבָֽב
Gözleri yağdan dışarı çıktı; kalbin tasarıları taştı.
Örnek Ayetler (1)
Yeşaya 3:8
·
Tevrat
כִּ֤י כָשְׁלָה֙ יְר֣וּשָׁלִַ֔ם וִיהוּדָ֖ה נָפָ֑ל כִּֽי־לְשׁוֹנָ֤ם וּמַֽעַלְלֵיהֶם֙ אֶל־יְהוָ֔ה לַמְר֖וֹת עֵנֵ֥י כְבוֹדֽוֹ
Çünkü Yeruşalim tökezledi ve Yahuda düştü; çünkü onların dilleri ve eylemleri Yahve'ye karşıdır, O'nun yüceliğinin gözlerine isyan etmek içindir.
Örnek Ayetler (1)
Hezekiel 9:5
·
Tevrat
וּלְאֵ֨לֶּה֙ אָמַ֣ר בְּאָזְנַ֔י עִבְר֥וּ בָעִ֛יר אַחֲרָ֖יו וְהַכּ֑וּ אַל־תָּחֹ֥ס עֵינְכֶ֖ם וְאַל־תַּחְמֹֽלוּ
Ve bunlara kulaklarıma dedi: 'Onun ardından şehirden geçin ve vurun; gözünüz acımasın ve esirgemeyin.'
Örnek Ayetler (1)
Yaratılış 31:40
·
Tevrat
הָיִ֧יתִי בַיּ֛וֹם אֲכָלַ֥נִי חֹ֖רֶב וְקֶ֣רַח בַּלָּ֑יְלָה וַתִּדַּ֥ד שְׁנָתִ֖י מֵֽעֵינָֽי
Gündüz sıcaklık, gece don beni yedi ve uykum gözlerimden kaçtı.
Örnek Ayetler (1)
Yasa'nın Tekrarı 28:56
·
Tevrat
הָרַכָּ֨ה בְךָ֜ וְהָעֲנֻגָּ֗ה אֲשֶׁ֨ר לֹא־נִסְּתָ֤ה כַף־רַגְלָהּ֙ הַצֵּ֣ג עַל־הָאָ֔רֶץ מֵהִתְעַנֵּ֖ג וּמֵרֹ֑ךְ תֵּרַ֤ע עֵינָהּ֙ בְּאִ֣ישׁ חֵיקָ֔הּ וּבִבְנָ֖הּ וּבְבִתָּֽהּ
Narinlikten ve naziklikten ayağının tabanını yere koymayı denememiş sendeki nazik ve narin kadının gözü bağrının adamına, oğluna ve kızına kötü olacak;
Örnek Ayetler (1)
Yasa'nın Tekrarı 15:18
·
Tevrat
לֹא־יִקְשֶׁ֣ה בְעֵינֶ֗ךָ בְּשַׁלֵּֽחֲךָ֙ אֹת֤וֹ חָפְשִׁי֙ מֵֽעִמָּ֔ךְ כִּ֗י מִשְׁנֶה֙ שְׂכַ֣ר שָׂכִ֔יר עֲבָֽדְךָ֖ שֵׁ֣שׁ שָׁנִ֑ים וּבֵֽרַכְךָ֙ יְהוָ֣ה אֱלֹהֶ֔יךָ בְּכֹ֖ל אֲשֶׁ֥ר תַּעֲשֶֽׂה
Onu yanından özgür gönderdiğinde gözünde zor olmayacak; çünkü sana altı yıl ücretli işçinin ücretinin iki katı hizmet etti; ve Tanrın Yahve yapacağın her şeyde seni bereketleyecektir.
Örnek Ayetler (1)
2. Samuel 20:6
·
Tevrat
וַיֹּ֤אמֶר דָּוִד֙ אֶל־אֲבִישַׁ֔י עַתָּ֗ה יֵ֧רַֽע לָ֛נוּ שֶׁ֥בַע בֶּן־בִּכְרִ֖י מִן־אַבְשָׁל֑וֹם אַ֠תָּה קַ֞ח אֶת־עַבְדֵ֤י אֲדֹנֶ֨יךָ֙ וּרְדֹ֣ף אַחֲרָ֔יו פֶּן־מָ֥צָא ל֛וֹ עָרִ֥ים בְּצֻר֖וֹת וְהִצִּ֥יל עֵינֵֽנוּ
Davut Avişay'a dedi: 'Şimdi Bikri oğlu Şeva bize Avşalom'dan daha çok kötülük yapacak; sen efendinin kullarını al ve onun arkasından kovala, yoksa kendine surlu şehirler bulur ve gözümüzden kurtulur.'
Örnek Ayetler (1)
Ester 1:17
·
Tevrat
כִּֽי־יֵצֵ֤א דְבַר־הַמַּלְכָּה֙ עַל־כָּל־הַנָּשִׁ֔ים לְהַבְז֥וֹת בַּעְלֵיהֶ֖ן בְּעֵינֵיהֶ֑ן בְּאָמְרָ֗ם הַמֶּ֣לֶךְ אֲחַשְׁוֵר֡וֹשׁ אָמַ֞ר לְהָבִ֨יא אֶת־וַשְׁתִּ֧י הַמַּלְכָּ֛ה לְפָנָ֖יו וְלֹא־בָֽאָה
Çünkü kraliçenin sözü bütün kadınlara çıkacak, 'Kral Ahaşveroş Kraliçe Vaşti'nin kendi önüne getirilmesini söyledi ama o gelmedi' diyerek kocalarını gözlerinde hor görecekler.
Örnek Ayetler (1)
Hakimler 6:21
·
Tevrat
וַיִּשְׁלַ֞ח מַלְאַ֣ךְ יְהוָ֗ה אֶת־קְצֵ֤ה הַמִּשְׁעֶ֨נֶת֙ אֲשֶׁ֣ר בְּיָד֔וֹ וַיִּגַּ֥ע בַּבָּשָׂ֖ר וּבַמַּצּ֑וֹת וַתַּ֨עַל הָאֵ֜שׁ מִן־הַצּ֗וּר וַתֹּ֤אכַל אֶת־הַבָּשָׂר֙ וְאֶת־הַמַּצּ֔וֹת וּמַלְאַ֣ךְ יְהוָ֔ה הָלַ֖ךְ מֵעֵינָֽיו
Sonra Yahve'nin elçisi elindeki değneğin ucunu uzattı, ete ve mayasız ekmeklere dokundu; kayadan ateş çıktı, eti ve mayasız ekmekleri yedi. Yahve'nin elçisi onun gözlerinden gitti.
Örnek Ayetler (5 / 10)
2. Krallar 3:25
·
Tevrat
וְהֶעָרִ֣ים יַהֲרֹ֡סוּ וְכָל־חֶלְקָ֣ה ט֠וֹבָה יַשְׁלִ֨יכוּ אִישׁ־אַבְנ֜וֹ וּמִלְא֗וּהָ וְכָל־מַעְיַן־מַ֤יִם יִסְתֹּ֨מוּ֙ וְכָל־עֵֽץ־ט֣וֹב יַפִּ֔ילוּ עַד־הִשְׁאִ֧יר אֲבָנֶ֛יהָ בַּקִּ֖יר חֲרָ֑שֶׂת וַיָּסֹ֥בּוּ הַקַּלָּעִ֖ים וַיַּכּֽוּהָ
Şehirleri yıktılar ve her iyi tarlaya her adam kendi taşını attı ve onu doldurdular; bütün su pınarlarını tıkadılar ve her iyi ağacı devirdiler; ta ki Kir-Hareset'te taşları kalana kadar; sapancılar etrafını sarıp onu vurdular.
Yeşu 15:9
·
Tevrat
וְתָאַ֨ר הַגְּב֜וּל מֵרֹ֣אשׁ הָהָ֗ר אֶל־מַעְיַן֙ מֵ֣י נֶפְתּ֔וֹחַ וְיָצָ֖א אֶל־עָרֵ֣י הַר־עֶפְר֑וֹן וְתָאַ֤ר הַגְּבוּל֙ בַּעֲלָ֔ה הִ֖יא קִרְיַ֥ת יְעָרִֽים
Sınır dağın başından Neftoah suları pınarına yöneldi ve Efron dağının şehirlerine çıktı; sınır Baala'ya yöneldi, o Kiryat-Yearim'dir.
Yeşu 18:15
·
Tevrat
וּפְאַת־נֶ֕גְבָּה מִקְצֵ֖ה קִרְיַ֣ת יְעָרִ֑ים וְיָצָ֤א הַגְּבוּל֙ יָ֔מָּה וְיָצָ֕א אֶל־מַעְיַ֖ן מֵ֥י נֶפְתּֽוֹחַ
Ve güney tarafı Kiryat-Yearim'in ucundandı; sınır batıya çıktı ve Neftoah sularının pınarına çıktı.
Mezmurlar 74:15
·
Tevrat
אַתָּ֣ה בָ֭קַעְתָּ מַעְיָ֣ן וָנָ֑חַל אַתָּ֥ה ה֝וֹבַ֗שְׁתָּ נַהֲר֥וֹת אֵיתָֽן
Sen pınarı ve vadiyi yardın; sen sürekli akan ırmakları kuruttun.
Mezmurlar 84:7
·
Tevrat
עֹבְרֵ֤י בְּעֵ֣מֶק הַ֭בָּכָא מַעְיָ֣ן יְשִׁית֑וּהוּ גַּם־בְּ֝רָכ֗וֹת יַעְטֶ֥ה מוֹרֶֽה
Baka vadisinde geçenler onu pınar yaparlar; ilk yağmur da onu bereketlerle örter.
Örnek Ayetler (3)
2. Krallar 3:19
·
Tevrat
וְהִכִּיתֶ֞ם כָּל־עִ֤יר מִבְצָר֙ וְכָל־עִ֣יר מִבְח֔וֹר וְכָל־עֵ֥ץ טוֹב֙ תַּפִּ֔ילוּ וְכָל־מַעְיְנֵי־מַ֖יִם תִּסְתֹּ֑מוּ וְכֹל֙ הַחֶלְקָ֣ה הַטּוֹבָ֔ה תַּכְאִ֖בוּ בָּאֲבָנִֽים
Ve her surlu şehri ve her seçkin şehri vuracaksınız, her iyi ağacı devireceksiniz, bütün su pınarlarını tıkayacaksınız ve her iyi tarlayı taşlarla bozacaksınız.
1. Krallar 18:5
·
Tevrat
וַיֹּ֤אמֶר אַחְאָב֙ אֶל־עֹ֣בַדְיָ֔הוּ לֵ֤ךְ בָּאָ֨רֶץ֙ אֶל־כָּל־מַעְיְנֵ֣י הַמַּ֔יִם וְאֶ֖ל כָּל־הַנְּחָלִ֑ים אוּלַ֣י נִמְצָ֣א חָצִ֗יר וּנְחַיֶּה֙ ס֣וּס וָפֶ֔רֶד וְל֥וֹא נַכְרִ֖ית מֵהַבְּהֵמָֽה
Ahav Ovadya'ya dedi: 'Yerdeki bütün su pınarlarına ve bütün vadilere git; belki ot buluruz ve atı ve katırı yaşatırız ve hayvanlardan kesip atmayız.'
Mezmurlar 87:7
·
Tevrat
וְשָׁרִ֥ים כְּחֹלְלִ֑ים כָּֽל־מַעְיָנַ֥י בָּֽךְ
Ve şarkıcılar dans edenler gibidir: Bütün pınarlarım sendedir.
Örnek Ayetler (2)
Yaratılış 7:11
·
Tevrat
בִּשְׁנַ֨ת שֵׁשׁ־מֵא֤וֹת שָׁנָה֙ לְחַיֵּי־נֹ֔חַ בַּחֹ֨דֶשׁ֙ הַשֵּׁנִ֔י בְּשִׁבְעָֽה־עָשָׂ֥ר י֖וֹם לַחֹ֑דֶשׁ בַּיּ֣וֹם הַזֶּ֗ה נִבְקְעוּ֙ כָּֽל־מַעְיְנֹת֙ תְּה֣וֹם רַבָּ֔ה וַאֲרֻבֹּ֥ת הַשָּׁמַ֖יִם נִפְתָּֽחוּ
Nuh'un yaşamının altı yüzüncü yılında, ikinci ayda, ayın on yedinci gününde; bu günde büyük enginin bütün pınarları yarıldı ve göklerin kapakları açıldı.
Yaratılış 8:2
·
Tevrat
וַיִּסָּֽכְרוּ֙ מַעְיְנֹ֣ת תְּה֔וֹם וַֽאֲרֻבֹּ֖ת הַשָּׁמָ֑יִם וַיִּכָּלֵ֥א הַגֶּ֖שֶׁם מִן־הַשָּׁמָֽיִם
Enginin pınarları ve göklerin kapakları kapandı; göklerden yağmur kesildi.
Örnek Ayetler (2)
Yeşaya 41:18
·
Tevrat
אֶפְתַּ֤ח עַל־שְׁפָיִים֙ נְהָר֔וֹת וּבְת֥וֹךְ בְּקָע֖וֹת מַעְיָנ֑וֹת אָשִׂ֤ים מִדְבָּר֙ לַאֲגַם־מַ֔יִם וְאֶ֥רֶץ צִיָּ֖ה לְמוֹצָ֥אֵי מָֽיִם
Çıplak tepeler üzerinde ırmaklar ve vadilerin ortasında pınarlar açacağım; çölü su gölüne ve kurak yeri suların çıkışlarına yapacağım.
Süleyman'ın Özdeyişleri 8:24
·
Tevrat
בְּאֵין־תְּהֹמ֥וֹת חוֹלָ֑לְתִּי בְּאֵ֥ין מַ֝עְיָנ֗וֹת נִכְבַּדֵּי־מָֽיִם
Enginler yokken, bol sular pınarları yokken doğdum.