871
Kullanım
9
Lemma
137
Türev
148
Anlam
9 lemma, 137 türev form
Örnek Ayetler (5 / 74)
Hakimler 9:54
·
Tevrat
וַיִּקְרָ֨א מְהֵרָ֜ה אֶל־הַנַּ֣עַר נֹשֵׂ֣א כֵלָ֗יו וַיֹּ֤אמֶר לוֹ֙ שְׁלֹ֤ף חַרְבְּךָ֙ וּמ֣וֹתְתֵ֔נִי פֶּן־יֹ֥אמְרוּ לִ֖י אִשָּׁ֣ה הֲרָגָ֑תְהוּ וַיִּדְקְרֵ֥הוּ נַעֲר֖וֹ וַיָּמֹֽת
Silahlarını taşıyan genci hızla çağırdı ve ona dedi: 'Kılıcını çek ve beni öldür, benim için bir kadın onu öldürdü demesinler.' Genci onu deldi ve o öldü.
Amos 5:1
·
Tevrat
שִׁמְע֞וּ אֶת־הַדָּבָ֣ר הַזֶּ֗ה אֲשֶׁ֨ר אָנֹכִ֜י נֹשֵׂ֧א עֲלֵיכֶ֛ם קִינָ֖ה בֵּ֥ית יִשְׂרָאֵֽל
Üzerinize bir ağıt olarak kaldırdığım bu sözü dinleyin ey İsrail evi.
Hagay 2:19
·
Tevrat
הַע֤וֹד הַזֶּ֨רַע֙ בַּמְּגוּרָ֔ה וְעַד־הַגֶּ֨פֶן וְהַתְּאֵנָ֧ה וְהָרִמּ֛וֹן וְעֵ֥ץ הַזַּ֖יִת לֹ֣א נָשָׂ֑א מִן־הַיּ֥וֹם הַזֶּ֖ה אֲבָרֵֽךְ
Tohum daha ambarda mı? Ve asmaya ve incire ve nara ve zeytin ağacına kadar taşımadı; bu günden itibaren bereketleyeceğim.
Hezekiel 18:6
·
Tevrat
אֶל־הֶֽהָרִים֙ לֹ֣א אָכָ֔ל וְעֵינָיו֙ לֹ֣א נָשָׂ֔א אֶל־גִּלּוּלֵ֖י בֵּ֣ית יִשְׂרָאֵ֑ל וְאֶת־אֵ֤שֶׁת רֵעֵ֨הוּ֙ לֹ֣א טִמֵּ֔א וְאֶל־אִשָּׁ֥ה נִדָּ֖ה לֹ֥א יִקְרָֽב
Dağlarda yemez, ve gözlerini İsrail evinin putlarına kaldırmaz, ve komşusunun karısını kirletmez, ve adetli kadına yaklaşmaz;
Hezekiel 18:12
·
Tevrat
עָנִ֤י וְאֶבְיוֹן֙ הוֹנָ֔ה גְּזֵל֣וֹת גָּזָ֔ל חֲבֹ֖ל לֹ֣א יָשִׁ֑יב וְאֶל־הַגִּלּוּלִים֙ נָשָׂ֣א עֵינָ֔יו תּוֹעֵבָ֖ה עָשָֽׂה
Düşküne ve yoksula baskı yaptı, soygunlarla soydu, rehini geri vermedi ve gözlerini putlara kaldırdı, iğrençlik yaptı;
Örnek Ayetler (5 / 43)
Hakimler 2:4
·
Tevrat
וַיְהִ֗י כְּדַבֵּ֞ר מַלְאַ֤ךְ יְהוָה֙ אֶת־הַדְּבָרִ֣ים הָאֵ֔לֶּה אֶֽל־כָּל־בְּנֵ֖י יִשְׂרָאֵ֑ל וַיִּשְׂא֥וּ הָעָ֛ם אֶת־קוֹלָ֖ם וַיִּבְכּֽוּ
Yahve'nin elçisi bu sözleri bütün İsrail oğullarına konuştuğunda, halk sesini kaldırdı ve ağladı.
Hakimler 16:31
·
Tevrat
וַיֵּרְד֨וּ אֶחָ֜יו וְכָל־בֵּ֣ית אָבִיהוּ֮ וַיִּשְׂא֣וּ אֹתוֹ֒ וַֽיַּעֲל֣וּ וַיִּקְבְּר֣וּ אוֹת֗וֹ בֵּ֤ין צָרְעָה֙ וּבֵ֣ין אֶשְׁתָּאֹ֔ל בְּקֶ֖בֶר מָנ֣וֹחַ אָבִ֑יו וְה֛וּא שָׁפַ֥ט אֶת־יִשְׂרָאֵ֖ל עֶשְׂרִ֥ים שָׁנָֽה
Kardeşleri ve babasının bütün evi indiler, onu taşıdılar ve çıktılar; onu Tsor'a ile Eştaol arasında babası Manoah'ın mezarına gömdüler. Ve o İsrail'i yirmi yıl yargıladı.
Hakimler 21:2
·
Tevrat
וַיָּבֹ֤א הָעָם֙ בֵּֽית־אֵ֔ל וַיֵּ֤שְׁבוּ שָׁם֙ עַד־הָעֶ֔רֶב לִפְנֵ֖י הָאֱלֹהִ֑ים וַיִּשְׂא֣וּ קוֹלָ֔ם וַיִּבְכּ֖וּ בְּכִ֥י גָדֽוֹל
Halk Beytel'e geldi ve orada akşama kadar Tanrı'nın önünde oturdular; seslerini kaldırdılar ve büyük bir ağlayışla ağladılar.
Hakimler 21:23
·
Tevrat
וַיַּֽעֲשׂוּ־כֵן֙ בְּנֵ֣י בִנְיָמִ֔ן וַיִּשְׂא֤וּ נָשִׁים֙ לְמִסְפָּרָ֔ם מִן־הַמְּחֹלְל֖וֹת אֲשֶׁ֣ר גָּזָ֑לוּ וַיֵּלְכ֗וּ וַיָּשׁ֨וּבוּ֙ אֶל־נַ֣חֲלָתָ֔ם וַיִּבְנוּ֙ אֶת־הֶ֣עָרִ֔ים וַיֵּשְׁב֖וּ בָּהֶֽם
Bünyamin oğulları böyle yaptılar ve kaptıkları dans edenlerden sayılarına göre kadınlar aldılar; gittiler ve miraslarına döndüler, şehirleri yaptılar ve onlarda oturdular.
Hezekiel 10:19
·
Tevrat
וַיִּשְׂא֣וּ הַכְּרוּבִ֣ים אֶת־כַּ֠נְפֵיהֶם וַיֵּר֨וֹמּוּ מִן־הָאָ֤רֶץ לְעֵינַי֙ בְּצֵאתָ֔ם וְהָאֽוֹפַנִּ֖ים לְעֻמָּתָ֑ם וַֽיַּעֲמֹ֗ד פֶּ֣תַח שַׁ֤עַר בֵּית־יְהוָה֙ הַקַּדְמוֹנִ֔י וּכְב֧וֹד אֱלֹהֵֽי־יִשְׂרָאֵ֛ל עֲלֵיהֶ֖ם מִלְמָֽעְלָה
Keruvlar kanatlarını kaldırdılar ve çıktıklarında gözlerimin önünde yerden yükseldiler, tekerlekler de yanlarındaydı; Yahve'nin evinin doğu kapısının girişinde durdu ve İsrail'in Tanrısı'nın yüceliği yukarıdan onların üzerindeydi.
Örnek Ayetler (5 / 42)
Hakimler 9:7
·
Tevrat
וַיַּגִּ֣דוּ לְיוֹתָ֗ם וַיֵּ֨לֶךְ֙ וַֽיַּעֲמֹד֙ בְּרֹ֣אשׁ הַר־גְּרִזִ֔ים וַיִּשָּׂ֥א קוֹל֖וֹ וַיִּקְרָ֑א וַיֹּ֣אמֶר לָהֶ֗ם שִׁמְע֤וּ אֵלַי֙ בַּעֲלֵ֣י שְׁכֶ֔ם וְיִשְׁמַ֥ע אֲלֵיכֶ֖ם אֱלֹהִֽים
Yotam'a bildirdiler; ve o gidip Gerizim Dağı'nın tepesinde durdu, ve sesini yükseltip bağırdı; ve onlara dedi: 'Beni dinleyin, ey Şekem'in sahipleri, Tanrı da sizi dinlesin.'
Hakimler 19:17
·
Tevrat
וַיִּשָּׂ֣א עֵינָ֗יו וַיַּ֛רְא אֶת־הָאִ֥ישׁ הָאֹרֵ֖חַ בִּרְחֹ֣ב הָעִ֑יר וַיֹּ֨אמֶר הָאִ֧ישׁ הַזָּקֵ֛ן אָ֥נָה תֵלֵ֖ךְ וּמֵאַ֥יִן תָּבֽוֹא
Gözlerini kaldırdı ve şehrin meydanında yolcu adamı gördü; ve yaşlı adam dedi ki: 'Nereye gidiyorsun ve nereden geliyorsun?'
Hezekiel 10:7
·
Tevrat
וַיִּשְׁלַח֩ הַכְּר֨וּב אֶת־יָד֜וֹ מִבֵּינ֣וֹת לַכְּרוּבִ֗ים אֶל־הָאֵשׁ֙ אֲשֶׁר֙ בֵּינ֣וֹת הַכְּרֻבִ֔ים וַיִּשָּׂא֙ וַיִּתֵּ֔ן אֶל־חָפְנֵ֖י לְבֻ֣שׁ הַבַּדִּ֑ים וַיִּקַּ֖ח וַיֵּצֵֽא
Ve keruv, keruvların arasından elini keruvların arasında olan ateşe uzattı ve aldı ve keten giyinmiş adamın avuçlarına verdi; ve o aldı ve çıktı.
2. Samuel 3:32
·
Tevrat
וַיִּקְבְּר֥וּ אֶת־אַבְנֵ֖ר בְּחֶבְר֑וֹן וַיִשָּׂ֧א הַמֶּ֣לֶךְ אֶת־קוֹל֗וֹ וַיֵּבְךְּ֙ אֶל־קֶ֣בֶר אַבְנֵ֔ר וַיִּבְכּ֖וּ כָּל־הָעָֽם
Avner'i Hevron'da gömdüler; kral Avner'in mezarında sesini kaldırdı ve ağladı, bütün halk da ağladı.
2. Samuel 13:34
·
Tevrat
וַיִּבְרַ֖ח אַבְשָׁל֑וֹם וַיִּשָּׂ֞א הַנַּ֤עַר הַצֹּפֶה֙ אֶת־עֵינָ֔יו וַיַּ֗רְא וְהִנֵּ֨ה עַם־רַ֜ב הֹלְכִ֥ים מִדֶּ֛רֶךְ אַחֲרָ֖יו מִצַּ֥ד הָהָֽר
Ve Avşalom kaçtı. Gözcü genç gözlerini kaldırdı ve gördü ve işte, arkasındaki yoldan, dağın yanından çok halk yürüyor.
Örnek Ayetler (4 / 39)
Hagay 2:12
·
Tevrat
הֵ֣ן יִשָּׂא־אִ֨ישׁ בְּשַׂר־קֹ֜דֶשׁ בִּכְנַ֣ף בִּגְד֗וֹ וְנָגַ֣ע בִּ֠כְנָפוֹ אֶל־הַלֶּ֨חֶם וְאֶל־הַנָּזִ֜יד וְאֶל־הַיַּ֧יִן וְאֶל־שֶׁ֛מֶן וְאֶל־כָּל־מַאֲכָ֖ל הֲיִקְדָּ֑שׁ וַיַּעֲנ֧וּ הַכֹּהֲנִ֛ים וַיֹּאמְר֖וּ לֹֽא
İşte bir adam giysisinin eteğinde kutsal et taşırsa ve eteğiyle ekmeğe ve yemeğe ve şaraba ve yağa ve bütün yiyeceklere dokunursa, kutsal olur mu? Ve kâhinler cevap verdiler ve dediler: 'Hayır.'
Hezekiel 12:12
·
Tevrat
וְהַנָּשִׂ֨יא אֲשֶׁר־בְּתוֹכָ֜ם אֶל־כָּתֵ֤ף יִשָּׂא֙ בָּעֲלָטָ֣ה וְיֵצֵ֔א בַּקִּ֥יר יַחְתְּר֖וּ לְה֣וֹצִיא ב֑וֹ פָּנָ֣יו יְכַסֶּ֔ה יַ֗עַן אֲשֶׁ֨ר לֹא־יִרְאֶ֥ה לַעַ֛יִן ה֖וּא אֶת־הָאָֽרֶץ
Ve onların ortasında olan önder karanlıkta omuz üzerinde taşıyacak ve çıkacak; oradan çıkarmak için duvarda delik açacaklar; o gözle yeri görmesin diye yüzünü örtecek.
Hezekiel 18:20
·
Tevrat
הַנֶּ֥פֶשׁ הַחֹטֵ֖את הִ֣יא תָמ֑וּת בֵּ֞ן לֹא־יִשָּׂ֣א בַּעֲוֺ֣ן הָאָ֗ב וְאָב֙ לֹ֤א יִשָּׂא֙ בַּעֲוֺ֣ן הַבֵּ֔ן צִדְקַ֤ת הַצַּדִּיק֙ עָלָ֣יו תִּֽהְיֶ֔ה וְרִשְׁעַ֥ת הָרָשָׁ֖ע עָלָ֥יו תִּֽהְיֶֽה
Günah işleyen can, o ölecektir; oğul babanın suçunu taşımayacak ve baba oğlun suçunu taşımayacak; doğru kişinin doğruluğu kendi üzerinde olacak ve kötünün kötülüğü kendi üzerinde olacaktır.
2. Samuel 14:14
·
Tevrat
כִּי־מ֣וֹת נָמ֔וּת וְכַמַּ֨יִם֙ הַנִּגָּרִ֣ים אַ֔רְצָה אֲשֶׁ֖ר לֹ֣א יֵאָסֵ֑פוּ וְלֹֽא־יִשָּׂ֤א אֱלֹהִים֙ נֶ֔פֶשׁ וְחָשַׁב֙ מַֽחֲשָׁב֔וֹת לְבִלְתִּ֛י יִדַּ֥ח מִמֶּ֖נּוּ נִדָּֽח
Çünkü kesinlikle öleceğiz ve yere dökülen, toplanmayan sular gibiyiz; ve Tanrı can almaz, sürgünün ondan sürülmemesi için düşünceler düşünür.
Örnek Ayetler (5 / 39)
Amos 4:2
·
Tevrat
נִשְׁבַּ֨ע אֲדֹנָ֤י יְהוִה֙ בְּקָדְשׁ֔וֹ כִּ֛י הִנֵּ֥ה יָמִ֖ים בָּאִ֣ים עֲלֵיכֶ֑ם וְנִשָּׂ֤א אֶתְכֶם֙ בְּצִנּ֔וֹת וְאַחֲרִיתְכֶ֖ן בְּסִיר֥וֹת דּוּגָֽה
Efendi Yahve kutsallığı üzerine yemin etti ki: 'İşte üzerinize günler geliyor; sizi kancalarla ve geride kalanlarınızı balık kancalarıyla taşıyacaklar.'
Hezekiel 17:23
·
Tevrat
בְּהַ֨ר מְר֤וֹם יִשְׂרָאֵל֙ אֶשְׁתֳּלֶ֔נּוּ וְנָשָׂ֤א עָנָף֙ וְעָ֣שָׂה פֶ֔רִי וְהָיָ֖ה לְאֶ֣רֶז אַדִּ֑יר וְשָׁכְנ֣וּ תַחְתָּ֗יו כֹּ֚ל צִפּ֣וֹר כָּל־כָּנָ֔ף בְּצֵ֥ל דָּלִיּוֹתָ֖יו תִּשְׁכֹּֽנָּה
İsrail'in yüksek dağında onu dikeceğim; ve dal verecek ve meyve yapacak ve görkemli bir sedir ağacı olacak; ve onun altında bütün kuşlar, her kanatlı barınacak, onun dallarının gölgesinde barınacaklar.
Hezekiel 29:19
·
Tevrat
לָכֵ֗ן כֹּ֤ה אָמַר֙ אֲדֹנָ֣י יְהוִ֔ה הִנְנִ֥י נֹתֵ֛ן לִנְבוּכַדְרֶאצַּ֥ר מֶֽלֶךְ־בָּבֶ֖ל אֶת־אֶ֣רֶץ מִצְרָ֑יִם וְנָשָׂ֨א הֲמֹנָ֜הּ וְשָׁלַ֤ל שְׁלָלָהּ֙ וּבָזַ֣ז בִּזָּ֔הּ וְהָיְתָ֥ה שָׂכָ֖ר לְחֵילֽוֹ
Bu nedenle Efendi Yahve şöyle dedi: İşte ben Mısır diyarını Babil kralı Nebukadnessar'a veriyorum; onun kalabalığını taşıyacak, onun ganimetini yağmalayacak ve onun çapulunu çapullayacak; ve ordusu için ücret olacak.
Yeremya 51:9
·
Tevrat
רִפִּ֣ינוּ אֶת־בָּבֶל֙ וְלֹ֣א נִרְפָּ֔תָה עִזְב֕וּהָ וְנֵלֵ֖ךְ אִ֣ישׁ לְאַרְצ֑וֹ כִּֽי־נָגַ֤ע אֶל־הַשָּׁמַ֨יִם֙ מִשְׁפָּטָ֔הּ וְנִשָּׂ֖א עַד־שְׁחָקִֽים
Babil'e şifa verdik ama şifa bulmadı; onu bırakın ve her adam kendi diyarına gidelim; çünkü onun yargısı göklere dokundu ve bulutlara kadar yükseldi.
1. Samuel 14:13
·
Tevrat
וַיַּ֣עַל יוֹנָתָ֗ן עַל־יָדָיו֙ וְעַל־רַגְלָ֔יו וְנֹשֵׂ֥א כֵלָ֖יו אַחֲרָ֑יו וַֽיִּפְּלוּ֙ לִפְנֵ֣י יוֹנָתָ֔ן וְנֹשֵׂ֥א כֵלָ֖יו מְמוֹתֵ֥ת אַחֲרָֽיו
Yonatan elleri ve ayakları üzerinde çıktı, silahlarını taşıyan genç de ardındaydı; Yonatan'ın önünde düştüler, silahlarını taşıyan genç de onun ardında öldürüyordu.
Örnek Ayetler (5 / 26)
Hezekiel 34:29
·
Tevrat
וַהֲקִמֹתִ֥י לָהֶ֛ם מַטָּ֖ע לְשֵׁ֑ם וְלֹֽא־יִהְי֨וּ ע֜וֹד אֲסֻפֵ֤י רָעָב֙ בָּאָ֔רֶץ וְלֹֽא־יִשְׂא֥וּ ע֖וֹד כְּלִמַּ֥ת הַגּוֹיִֽם
Onlar için tanınmış bir dikim yeri dikeceğim; artık yerde açlıktan toplanmış olmayacaklar ve artık ulusların utancını taşımayacaklar.
Hezekiel 36:7
·
Tevrat
לָכֵ֗ן כֹּ֤ה אָמַר֙ אֲדֹנָ֣י יְהוִ֔ה אֲנִ֖י נָשָׂ֣אתִי אֶת־יָדִ֑י אִם־לֹ֤א הַגּוֹיִם֙ אֲשֶׁ֣ר לָכֶ֣ם מִסָּבִ֔יב הֵ֖מָּה כְּלִמָּתָ֥ם יִשָּֽׂאוּ
Bu yüzden Efendi Yahve şöyle dedi: Ben elimi kaldırdım; çevrenizdeki uluslar, onlar utançlarını taşıyacaklar.
Hezekiel 39:10
·
Tevrat
וְלֹֽא־יִשְׂא֨וּ עֵצִ֜ים מִן־הַשָּׂדֶ֗ה וְלֹ֤א יַחְטְבוּ֙ מִן־הַיְּעָרִ֔ים כִּ֥י בַנֶּ֖שֶׁק יְבַֽעֲרוּ־אֵ֑שׁ וְשָׁלְל֣וּ אֶת־שֹׁלְלֵיהֶ֗ם וּבָֽזְזוּ֙ אֶת־בֹּ֣זְזֵיהֶ֔ם נְאֻ֖ם אֲדֹנָ֥י יְהוִֽה
Ve kırdan odunlar taşımayacaklar ve ormanlardan kesmeyecekler, çünkü silahla ateş yakacaklar; ve kendilerini yağmalayanları yağmalayacaklar ve kendilerini çapul edenleri çapul edecekler, Efendi Yahve'nin bildirisidir.
Yeremya 49:29
·
Tevrat
אָהֳלֵיהֶ֤ם וְצֹאנָם֙ יִקָּ֔חוּ יְרִיעוֹתֵיהֶ֧ם וְכָל־כְּלֵיהֶ֛ם וּגְמַלֵּיהֶ֖ם יִשְׂא֣וּ לָהֶ֑ם וְקָרְא֧וּ עֲלֵיהֶ֛ם מָג֖וֹר מִסָּבִֽיב
Çadırlarını ve sürülerini alacaklar; çadır bezlerini, bütün eşyalarını ve develerini kendileri için taşıyacaklar ve onlara, 'Çevrede dehşet var!' diye bağıracaklar.
Hoşea 4:8
·
Tevrat
חַטַּ֥את עַמִּ֖י יֹאכֵ֑לוּ וְאֶל־עֲוֺנָ֖ם יִשְׂא֥וּ נַפְשֽׁוֹ
Halkımın günahını yerler ve onların suçuna canını kaldırırlar.
Örnek Ayetler (5 / 25)
Hakimler 3:18
·
Tevrat
וַֽיְהִי֙ כַּאֲשֶׁ֣ר כִּלָּ֔ה לְהַקְרִ֖יב אֶת־הַמִּנְחָ֑ה וַיְשַׁלַּח֙ אֶת־הָעָ֔ם נֹשְׂאֵ֖י הַמִּנְחָֽה
Ve sunuyu sunmayı bitirdiğinde, sunuyu taşıyan halkı gönderdi.
2. Samuel 6:13
·
Tevrat
וַיְהִ֗י כִּ֧י צָעֲד֛וּ נֹשְׂאֵ֥י אֲרוֹן־יְהוָ֖ה שִׁשָּׁ֣ה צְעָדִ֑ים וַיִּזְבַּ֥ח שׁ֖וֹר וּמְרִֽיא
Yahve'nin sandığını taşıyanlar altı adım atınca, o bir boğa ve besili bir dana kurban etti.
2. Samuel 8:2
·
Tevrat
וַיַּ֣ךְ אֶת־מוֹאָ֗ב וַֽיְמַדְּדֵ֤ם בַּחֶ֨בֶל֙ הַשְׁכֵּ֣ב אוֹתָ֣ם אַ֔רְצָה וַיְמַדֵּ֤ד שְׁנֵֽי־חֲבָלִים֙ לְהָמִ֔ית וּמְלֹ֥א הַחֶ֖בֶל לְהַחֲי֑וֹת וַתְּהִ֤י מוֹאָב֙ לְדָוִ֔ד לַעֲבָדִ֖ים נֹשְׂאֵ֥י מִנְחָֽה
Moav'ı da vurdu ve onları yere yatırarak iple ölçtü; öldürmek için iki ip ve yaşatmak için ip dolusu ölçtü. Böylece Moav Davut'a sunu taşıyan kullar oldu.
2. Samuel 18:15
·
Tevrat
וַיָּסֹ֨בּוּ֙ עֲשָׂרָ֣ה נְעָרִ֔ים נֹשְׂאֵ֖י כְּלֵ֣י יוֹאָ֑ב וַיַּכּ֥וּ אֶת־אַבְשָׁל֖וֹם וַיְמִיתֻֽהוּ
Yoav'ın silahlarını taşıyan on genç etrafını sardı; Avşalom'a vurdular ve onu öldürdüler.
Yeşaya 52:11
·
Tevrat
ס֤וּרוּ ס֨וּרוּ֙ צְא֣וּ מִשָּׁ֔ם טָמֵ֖א אַל־תִּגָּ֑עוּ צְא֣וּ מִתּוֹכָ֔הּ הִבָּ֕רוּ נֹשְׂאֵ֖י כְּלֵ֥י יְהוָֽה
Çekilin, çekilin, oradan çıkın, kirliye dokunmayın; onun içinden çıkın, Yahve'nin eşyalarını taşıyanlar, arının.
Örnek Ayetler (5 / 25)
Hezekiel 4:4
·
Tevrat
וְאַתָּ֤ה שְׁכַב֙ עַל־צִדְּךָ֣ הַשְּׂמָאלִ֔י וְשַׂמְתָּ֛ אֶת־עֲוֺ֥ן בֵּֽית־יִשְׂרָאֵ֖ל עָלָ֑יו מִסְפַּ֤ר הַיָּמִים֙ אֲשֶׁ֣ר תִּשְׁכַּ֣ב עָלָ֔יו תִּשָּׂ֖א אֶת־עֲוֺנָֽם
Ve sen sol yanının üzerine yat ve İsrail evinin suçunu onun üzerine koy; onun üzerine yatacağın günlerin sayısı kadar onların suçunu taşıyacaksın.
Hezekiel 12:6
·
Tevrat
לְעֵ֨ינֵיהֶ֜ם עַל־כָּתֵ֤ף תִּשָּׂא֙ בָּעֲלָטָ֣ה תוֹצִ֔יא פָּנֶ֣יךָ תְכַסֶּ֔ה וְלֹ֥א תִרְאֶ֖ה אֶת־הָאָ֑רֶץ כִּֽי־מוֹפֵ֥ת נְתַתִּ֖יךָ לְבֵ֥ית יִשְׂרָאֵֽל
Onların gözleri önünde omuz üzerinde taşıyacaksın, karanlıkta çıkaracaksın, yüzünü örteceksin ve yeri görmeyeceksin; çünkü seni İsrail evine belirti olarak verdim.
Yeremya 7:16
·
Tevrat
וְאַתָּ֞ה אַל־תִּתְפַּלֵּ֣ל בְּעַד־הָעָ֣ם הַזֶּ֗ה וְאַל־תִּשָּׂ֧א בַעֲדָ֛ם רִנָּ֥ה וּתְפִלָּ֖ה וְאַל־תִּפְגַּע־בִּ֑י כִּי־אֵינֶ֥נִּי שֹׁמֵ֖עַ אֹתָֽךְ
Ve sen bu halk için dua etme ve onlar için yakarış ve dua yükseltme ve bana yalvarma; çünkü ben seni dinlemeyeceğim.
Yeremya 11:14
·
Tevrat
וְאַתָּ֗ה אַל־תִּתְפַּלֵּל֙ בְּעַד־הָעָ֣ם הַזֶּ֔ה וְאַל־תִּשָּׂ֥א בַעֲדָ֖ם רִנָּ֣ה וּתְפִלָּ֑ה כִּ֣י אֵינֶ֣נִּי שֹׁמֵ֗עַ בְּעֵ֛ת קָרְאָ֥ם אֵלַ֖י בְּעַ֥ד רָעָתָֽם
Ve sen bu halk için dua etme, onlar için yakarış ve dua yükseltme; çünkü kötülükleri yüzünden bana çağırdıkları zamanda işitmeyeceğim.
Hoşea 14:3
·
Tevrat
קְח֤וּ עִמָּכֶם֙ דְּבָרִ֔ים וְשׁ֖וּבוּ אֶל־יְהוָ֑ה אִמְר֣וּ אֵלָ֗יו כָּל־תִּשָּׂ֤א עָוֺן֙ וְקַח־ט֔וֹב וּֽנְשַׁלְּמָ֥ה פָרִ֖ים שְׂפָתֵֽינוּ
Sizinle sözler alın ve Yahve'ye dönün; ona deyin: 'Bütün suçu kaldır ve iyiyi al ve dudaklarımızın boğalarını ödeyelim.'
Örnek Ayetler (5 / 24)
2. Samuel 2:22
·
Tevrat
וַיֹּ֧סֶף ע֣וֹד אַבְנֵ֗ר לֵאמֹר֙ אֶל־עֲשָׂהאֵ֔ל ס֥וּר לְךָ֖ מֵאַֽחֲרָ֑י לָ֤מָּה אַכֶּ֨כָּה֙ אַ֔רְצָה וְאֵיךְ֙ אֶשָּׂ֣א פָנַ֔י אֶל־יוֹאָ֖ב אָחִֽיךָ
Avner Asahel'e diyerek tekrar etti: 'Ardımdan ayrıl; neden seni yere vurayım? Kardeşin Yoav'a yüzümü nasıl kaldırayım?'
Yeremya 9:9
·
Tevrat
עַל־הֶ֨הָרִ֜ים אֶשָּׂ֧א בְכִ֣י וָנֶ֗הִי וְעַל־נְא֤וֹת מִדְבָּר֙ קִינָ֔ה כִּ֤י נִצְּתוּ֙ מִבְּלִי־אִ֣ישׁ עֹבֵ֔ר וְלֹ֥א שָׁמְע֖וּ ק֣וֹל מִקְנֶ֑ה מֵע֤וֹף הַשָּׁמַ֨יִם֙ וְעַד־בְּהֵמָ֔ה נָדְד֖וּ הָלָֽכוּ
Dağlar için ağlayış ve feryat, çölün otlakları için ağıt yükselteceğim; çünkü yandılar, öyle ki geçen adam yok ve sürünün sesini duymadılar; göklerin kuşundan hayvana kadar kaçtılar, gittiler.
Hoşea 1:6
·
Tevrat
וַתַּ֤הַר עוֹד֙ וַתֵּ֣לֶד בַּ֔ת וַיֹּ֣אמֶר ל֔וֹ קְרָ֥א שְׁמָ֖הּ לֹ֣א רֻחָ֑מָה כִּי֩ לֹ֨א אוֹסִ֜יף ע֗וֹד אֲרַחֵם֙ אֶת־בֵּ֣ית יִשְׂרָאֵ֔ל כִּֽי־נָשֹׂ֥א אֶשָּׂ֖א לָהֶֽם
Tekrar hamile kaldı ve kız doğurdu. Ve ona dedi: 'Adını Lo-Ruhama koy; çünkü İsrail evine bir daha merhamet etmeyeceğim, onları kesinlikle kaldırıp götüreceğim.'
Hoşea 5:14
·
Tevrat
כִּ֣י אָנֹכִ֤י כַשַּׁ֨חַל֙ לְאֶפְרַ֔יִם וְכַכְּפִ֖יר לְבֵ֣ית יְהוּדָ֑ה אֲנִ֨י אֲנִ֤י אֶטְרֹף֙ וְאֵלֵ֔ךְ אֶשָּׂ֖א וְאֵ֥ין מַצִּֽיל
Çünkü ben Efrayim'e aslan gibiyim ve Yahuda evine genç aslan gibiyim; ben, ben parçalayacağım ve gideceğim, taşıyacağım ve kurtaran yoktur.
2. Krallar 18:14
·
Tevrat
וַיִּשְׁלַ֣ח חִזְקִיָּ֣ה מֶֽלֶךְ־יְהוּדָ֣ה אֶל־מֶֽלֶךְ־אַשּׁוּר֩ לָכִ֨ישָׁה לֵאמֹ֤ר חָטָ֨אתִי֙ שׁ֣וּב מֵֽעָלַ֔י אֵ֛ת אֲשֶׁר־תִּתֵּ֥ן עָלַ֖י אֶשָּׂ֑א וַיָּ֨שֶׂם מֶֽלֶךְ־אַשּׁ֜וּר עַל־חִזְקִיָּ֣ה מֶֽלֶךְ־יְהוּדָ֗ה שְׁלֹ֤שׁ מֵאוֹת֙ כִּכַּר־כֶּ֔סֶף וּשְׁלֹשִׁ֖ים כִּכַּ֥ר זָהָֽב
Ve Yahuda kralı Hizkiya Lakiş'e, Asur kralına diyerek gönderdi: 'Günah işledim; üzerimden dön, üzerime ne koyarsan taşıyacağım.' Ve Asur kralı Yahuda kralı Hizkiya'nın üzerine üç yüz talant gümüş ve otuz talant altın koydu.
Örnek Ayetler (5 / 24)
Hakimler 8:28
·
Tevrat
וַיִּכָּנַ֣ע מִדְיָ֗ן לִפְנֵי֙ בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל וְלֹ֥א יָסְפ֖וּ לָשֵׂ֣את רֹאשָׁ֑ם וַתִּשְׁקֹ֥ט הָאָ֛רֶץ אַרְבָּעִ֥ים שָׁנָ֖ה בִּימֵ֥י גִדְעֽוֹן
Midyan İsrail oğullarının önünde boyun eğdi ve bir daha başlarını kaldırmadılar. Gideon'un günlerinde yer kırk yıl sakinleşti.
Hezekiel 38:13
·
Tevrat
שְׁבָ֡א וּ֠דְדָן וְסֹחֲרֵ֨י תַרְשִׁ֤ישׁ וְכָל־כְּפִרֶ֨יהָ֙ יֹאמְר֣וּ לְךָ֔ הֲלִשְׁלֹ֤ל שָׁלָל֙ אַתָּ֣ה בָ֔א הֲלָבֹ֥ז בַּ֖ז הִקְהַ֣לְתָּ קְהָלֶ֑ךָ לָשֵׂ֣את כֶּ֣סֶף וְזָהָ֗ב לָקַ֨חַת֙ מִקְנֶ֣ה וְקִנְיָ֔ן לִשְׁלֹ֖ל שָׁלָ֥ל גָּדֽוֹל
Şeva ve Dedan ve Tarşiş'in tüccarları ve bütün genç aslanları sana diyecekler: Yağma yağmalamak için mi sen geliyorsun? Çapul çapul etmek için mi topluluğunu topladın? Gümüş ve altın taşımak, sürü ve mal almak, büyük yağma yağmalamak için mi?
Hezekiel 45:11
·
Tevrat
הָאֵיפָ֣ה וְהַבַּ֗ת תֹּ֤כֶן אֶחָד֙ יִֽהְיֶ֔ה לָשֵׂ֕את מַעְשַׂ֥ר הַחֹ֖מֶר הַבָּ֑ת וַעֲשִׂירִ֤ת הַחֹ֨מֶר֙ הָֽאֵיפָ֔ה אֶל־הַחֹ֖מֶר יִהְיֶ֥ה מַתְכֻּנְתּֽוֹ
Efa ve bat tek bir ölçü olacak; bat homerin ondalığını alacak ve efa homerin onuncusunu; onun ölçüsü homere göre olacak.
Yeremya 44:22
·
Tevrat
וְלֹֽא־יוּכַל֩ יְהוָ֨ה ע֜וֹד לָשֵׂ֗את מִפְּנֵי֙ רֹ֣עַ מַעַלְלֵיכֶ֔ם מִפְּנֵ֥י הַתּוֹעֵבֹ֖ת אֲשֶׁ֣ר עֲשִׂיתֶ֑ם וַתְּהִ֣י אַ֠רְצְכֶם לְחָרְבָּ֨ה וּלְשַׁמָּ֧ה וְלִקְלָלָ֛ה מֵאֵ֥ין יוֹשֵׁ֖ב כְּהַיּ֥וֹם הַזֶּֽה
Ve Yahve işlerinizin kötülüğü yüzünden, yaptığınız iğrençlikler yüzünden artık taşımaya dayanamadı; ve diyarınız bu gün olduğu gibi oturan olmadan viraneye, ıssızlığa ve lanete döndü.
1. Samuel 2:28
·
Tevrat
וּבָחֹ֣ר אֹ֠תוֹ מִכָּל־שִׁבְטֵ֨י יִשְׂרָאֵ֥ל לִי֙ לְכֹהֵ֔ן לַעֲל֣וֹת עַֽל־מִזְבְּחִ֗י לְהַקְטִ֥יר קְטֹ֛רֶת לָשֵׂ֥את אֵפ֖וֹד לְפָנָ֑י וָֽאֶתְּנָה֙ לְבֵ֣ית אָבִ֔יךָ אֶת־כָּל־אִשֵּׁ֖י בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל
Bana kâhin olması, sunağıma çıkması, buhur yakması, yüzümün önünde efod taşıması için onu tüm İsrail oymakları arasından seçtim. Ve İsrail oğullarının tüm ateş sunularını babanın evine verdim.
Örnek Ayetler (5 / 21)
Yeremya 4:6
·
Tevrat
שְׂאוּ־נֵ֣ס צִיּ֔וֹנָה הָעִ֖יזוּ אַֽל־תַּעֲמֹ֑דוּ כִּ֣י רָעָ֗ה אָנֹכִ֛י מֵבִ֥יא מִצָּפ֖וֹן וְשֶׁ֥בֶר גָּדֽוֹל
Siyon'a doğru sancak kaldırın, sığının, durmayın! Çünkü ben kuzeyden kötülük ve büyük bir yıkım getiriyorum.
Yeremya 6:1
·
Tevrat
הָעִ֣זוּ בְּנֵ֣י בִניָמִ֗ן מִקֶּ֨רֶב֙ יְר֣וּשָׁלִַ֔ם וּבִתְק֨וֹעַ֙ תִּקְע֣וּ שׁוֹפָ֔ר וְעַל־בֵּ֥ית הַכֶּ֖רֶם שְׂא֣וּ מַשְׂאֵ֑ת כִּ֥י רָעָ֛ה נִשְׁקְפָ֥ה מִצָּפ֖וֹן וְשֶׁ֥בֶר גָּדֽוֹל
Yeruşalim'in ortasından kaçıp sığının, Bünyamin oğulları, ve Tekoa'da şofar çalın ve Beyt-Kerem üzerine işaret kaldırın; çünkü kuzeyden kötülük ve büyük bir yıkım göründü.
Yeremya 13:20
·
Tevrat
שְׂא֤וּ עֵֽינֵיכֶם֙ וּרְא֔וּ הַבָּאִ֖ים מִצָּפ֑וֹן אַיֵּ֗ה הָעֵ֨דֶר֙ נִתַּן־לָ֔ךְ צֹ֖אן תִּפְאַרְתֵּֽךְ
Gözlerinizi kaldırın ve kuzeyden gelenleri görün. Sana verilen sürü, güzelliğinin koyunları nerede?
Yeremya 51:12
·
Tevrat
אֶל־חוֹמֹ֨ת בָּבֶ֜ל שְׂאוּ־נֵ֗ס הַחֲזִ֨יקוּ֙ הַמִּשְׁמָ֔ר הָקִ֨ימוּ֙ שֹֽׁמְרִ֔ים הָכִ֖ינוּ הָאֹֽרְבִ֑ים כִּ֚י גַּם־זָמַ֣ם יְהוָ֔ה גַּם־עָשָׂ֕ה אֵ֥ת אֲשֶׁר־דִּבֶּ֖ר אֶל־יֹשְׁבֵ֥י בָבֶֽל
Babil'in surlarına karşı sancak kaldırın, nöbeti güçlendirin, bekçiler dikin, pusudakileri hazırlayın; çünkü Yahve Babil'de oturanlara karşı söylediği şeyi hem tasarladı hem de yaptı.
Yeremya 51:27
·
Tevrat
שְׂאוּ־נֵ֣ס בָּאָ֗רֶץ תִּקְע֨וּ שׁוֹפָ֤ר בַּגּוֹיִם֙ קַדְּשׁ֤וּ עָלֶ֨יהָ֙ גּוֹיִ֔ם הַשְׁמִ֧יעוּ עָלֶ֛יהָ מַמְלְכ֥וֹת אֲרָרַ֖ט מִנִּ֣י וְאַשְׁכְּנָ֑ז פִּקְד֤וּ עָלֶ֨יהָ֙ טִפְסָ֔ר הַֽעֲלוּ־ס֖וּס כְּיֶ֥לֶק סָמָֽר
Yerde sancak kaldırın, uluslar arasında şofar çalın, ona karşı ulusları kutsal kılın, ona karşı Ararat, Minni ve Aşkenaz krallıklarını çağırın; ona karşı komutan atayın, tüylü çekirge gibi at çıkarın.
Örnek Ayetler (5 / 19)
Hezekiel 12:7
·
Tevrat
וָאַ֣עַשׂ כֵּן֮ כַּאֲשֶׁ֣ר צֻוֵּיתִי֒ כֵּ֠לַי הוֹצֵ֜אתִי כִּכְלֵ֤י גוֹלָה֙ יוֹמָ֔ם וּבָעֶ֛רֶב חָתַֽרְתִּי־לִ֥י בַקִּ֖יר בְּיָ֑ד בָּעֲלָטָ֥ה הוֹצֵ֛אתִי עַל־כָּתֵ֥ף נָשָׂ֖אתִי לְעֵינֵיהֶֽם
Ve bana buyrulduğu gibi böyle yaptım; eşyalarımı sürgün eşyaları gibi gündüzün çıkardım ve akşamleyin elimle duvarda kendime delik açtım; karanlıkta çıkardım, onların gözleri önünde omuz üzerinde taşıdım.
Hezekiel 20:6
·
Tevrat
בַּיּ֣וֹם הַה֗וּא נָשָׂ֤אתִי יָדִי֙ לָהֶ֔ם לְהֽוֹצִיאָ֖ם מֵאֶ֣רֶץ מִצְרָ֑יִם אֶל־אֶ֜רֶץ אֲשֶׁר־תַּ֣רְתִּי לָהֶ֗ם זָבַ֤ת חָלָב֙ וּדְבַ֔שׁ צְבִ֥י הִ֖יא לְכָל־הָאֲרָצֽוֹת
O günde onları Mısır diyarından, onlar için aradığım, süt ve bal akan diyara çıkarmak için onlara elimi kaldırdım; o bütün diyarlara güzelliktir.
Hezekiel 20:15
·
Tevrat
וְגַם־אֲנִ֗י נָשָׂ֧אתִי יָדִ֛י לָהֶ֖ם בַּמִּדְבָּ֑ר לְבִלְתִּי֩ הָבִ֨יא אוֹתָ֜ם אֶל־הָאָ֣רֶץ אֲשֶׁר־נָתַ֗תִּי זָבַ֤ת חָלָב֙ וּדְבַ֔שׁ צְבִ֥י הִ֖יא לְכָל־הָאֲרָצֽוֹת
Ve ayrıca ben çölde onlara elimi kaldırdım, onları verdiğim, süt ve bal akan diyara getirmemek için; o bütün diyarlara güzelliktir.
Hezekiel 20:23
·
Tevrat
גַּם־אֲנִ֗י נָשָׂ֧אתִי אֶת־יָדִ֛י לָהֶ֖ם בַּמִּדְבָּ֑ר לְהָפִ֤יץ אֹתָם֙ בַּגּוֹיִ֔ם וּלְזָר֥וֹת אוֹתָ֖ם בָּאֲרָצֽוֹת
Ayrıca ben çölde onları uluslar arasında dağıtmak için ve onları diyarlara saçmak için onlara elimi kaldırdım.
Hezekiel 20:28
·
Tevrat
וָאֲבִיאֵם֙ אֶל־הָאָ֔רֶץ אֲשֶׁ֤ר נָשָׂ֨אתִי֙ אֶת־יָדִ֔י לָתֵ֥ת אוֹתָ֖הּ לָהֶ֑ם וַיִּרְאוּ֩ כָל־גִּבְעָ֨ה רָמָ֜ה וְכָל־עֵ֣ץ עָבֹ֗ת וַיִּזְבְּחוּ־שָׁ֤ם אֶת־זִבְחֵיהֶם֙ וַיִּתְּנוּ־שָׁם֙ כַּ֣עַס קָרְבָּנָ֔ם וַיָּשִׂ֣ימוּ שָׁ֗ם רֵ֚יחַ נִיח֣וֹחֵיהֶ֔ם וַיַּסִּ֥יכוּ שָׁ֖ם אֶת־נִסְכֵּיהֶֽם
Ve onları, onlara vermek için elimi kaldırdığım yere getirdim; ve her yüksek tepeyi ve her sık ağacı gördüler ve orada kurbanlarını kurban kestiler ve orada sunularının öfkesini verdiler ve orada hoş kokularının kokusunu koydular ve orada dökme sunularını döktüler.
Örnek Ayetler (5 / 18)
Hezekiel 8:5
·
Tevrat
וַיֹּ֣אמֶר אֵלַ֔י בֶּן־אָדָ֕ם שָׂא־נָ֥א עֵינֶ֖יךָ דֶּ֣רֶךְ צָפ֑וֹנָה וָאֶשָּׂ֤א עֵינַי֙ דֶּ֣רֶךְ צָפ֔וֹנָה וְהִנֵּ֤ה מִצָּפוֹן֙ לְשַׁ֣עַר הַמִּזְבֵּ֔חַ סֵ֛מֶל הַקִּנְאָ֥ה הַזֶּ֖ה בַּבִּאָֽה
Ve bana dedi: 'İnsan oğlu, lütfen gözlerini kuzey yoluna kaldır.' Ve gözlerimi kuzey yoluna kaldırdım ve işte sunak kapısının kuzeyinden, girişte bu kıskançlık putu vardı.
Hezekiel 19:1
·
Tevrat
וְאַתָּה֙ שָׂ֣א קִינָ֔ה אֶל־נְשִׂיאֵ֖י יִשְׂרָאֵֽל
Ve sen İsrail'in önderleri için ağıt kaldır.
Hezekiel 27:2
·
Tevrat
וְאַתָּ֣ה בֶן־אָדָ֔ם שָׂ֥א עַל־צֹ֖ר קִינָֽה
Sen de, insanoğlu, Sur üzerine ağıt yükselt.
Hezekiel 28:12
·
Tevrat
בֶּן־אָדָ֕ם שָׂ֥א קִינָ֖ה עַל־מֶ֣לֶךְ צ֑וֹר וְאָמַ֣רְתָּ לּ֗וֹ כֹּ֤ה אָמַר֙ אֲדֹנָ֣י יְהוִ֔ה אַתָּה֙ חוֹתֵ֣ם תָּכְנִ֔ית מָלֵ֥א חָכְמָ֖ה וּכְלִ֥יל יֹֽפִי
İnsanoğlu, Sur kralı üzerine ağıt kaldır ve ona de ki: Efendi Yahve şöyle dedi: Sen ölçünün mührüsün, bilgelik dolusun ve güzellikte kusursuzsun.
Hezekiel 32:2
·
Tevrat
בֶּן־אָדָ֗ם שָׂ֤א קִינָה֙ עַל־פַּרְעֹ֣ה מֶֽלֶךְ־מִצְרַ֔יִם וְאָמַרְתָּ֣ אֵלָ֔יו כְּפִ֥יר גּוֹיִ֖ם נִדְמֵ֑יתָ וְאַתָּה֙ כַּתַּנִּ֣ים בַּיַּמִּ֔ים וַתָּ֣גַח בְּנַהֲרוֹתֶ֗יךָ וַתִּדְלַח־מַ֨יִם֙ בְּרַגְלֶ֔יךָ וַתִּרְפֹּ֖ס נַהֲרוֹתָֽם
İnsan oğlu, Mısır kralı Firavun için ağıt yak ve ona de: Ulusların genç aslanına benzedin; sen denizlerdeki canavar gibisin, ırmaklarında çıktın, ayaklarınla suları bulandırdın ve onların ırmaklarını çamurlattın.
Örnek Ayetler (5 / 17)
2. Samuel 18:28
·
Tevrat
וַיִּקְרָ֣א אֲחִימַ֗עַץ וַיֹּ֤אמֶר אֶל־הַמֶּ֨לֶךְ֙ שָׁל֔וֹם וַיִּשְׁתַּ֧חוּ לַמֶּ֛לֶךְ לְאַפָּ֖יו אָ֑רְצָה וַיֹּ֗אמֶר בָּרוּךְ֙ יְהוָ֣ה אֱלֹהֶ֔יךָ אֲשֶׁ֤ר סִגַּר֙ אֶת־הָ֣אֲנָשִׁ֔ים אֲשֶׁר־נָשְׂא֥וּ אֶת־יָדָ֖ם בַּֽאדֹנִ֥י הַמֶּֽלֶךְ
Ahimaats seslendi ve krala dedi: 'Esenlik!' Yüzüstü yere, krala secde etti ve dedi: 'Efendim krala ellerini kaldıran adamları teslim eden Tanrın Yahve bereketli olsun.'
2. Krallar 2:16
·
Tevrat
וַיֹּאמְר֣וּ אֵלָ֡יו הִנֵּה־נָ֣א יֵֽשׁ־אֶת־עֲבָדֶיךָ֩ חֲמִשִּׁ֨ים אֲנָשִׁ֜ים בְּנֵֽי־חַ֗יִל יֵ֣לְכוּ נָא֮ וִיבַקְשׁ֣וּ אֶת־אֲדֹנֶיךָ֒ פֶּן־נְשָׂאוֹ֙ ר֣וּחַ יְהוָ֔ה וַיַּשְׁלִכֵ֨הוּ֙ בְּאַחַ֣ד הֶהָרִ֔ים א֖וֹ בְּאַחַ֣ת הַגֵּאָי֑וֹת וַיֹּ֖אמֶר לֹ֥א תִשְׁלָֽחוּ
Ona dediler: 'İşte kullarının yanında elli yiğit adam var; lütfen gitsinler ve efendini arasınlar. Belki Yahve'nin ruhu onu kaldırmış ve dağların birine veya vadilerin birine atmıştır.' O da dedi: 'Göndermeyin.'
Yeşaya 52:8
·
Tevrat
ק֥וֹל צֹפַ֛יִךְ נָ֥שְׂאוּ ק֖וֹל יַחְדָּ֣ו יְרַנֵּ֑נוּ כִּ֣י עַ֤יִן בְּעַ֨יִן֙ יִרְא֔וּ בְּשׁ֥וּב יְהוָ֖ה צִיּֽוֹן
Senin gözcülerinin sesi; ses kaldırdılar, birlikte sevinçle bağırıyorlar; çünkü Yahve Siyon'a döndüğünde göz göze görecekler.
Mezmurlar 83:3
·
Tevrat
כִּֽי־הִנֵּ֣ה א֭וֹיְבֶיךָ יֶהֱמָי֑וּן וּ֝מְשַׂנְאֶ֗יךָ נָ֣שְׂאוּ רֹֽאשׁ
Çünkü işte düşmanların gürlüyorlar ve senden nefret edenler baş kaldırdılar.
Mezmurlar 93:3
·
Tevrat
נָשְׂא֤וּ נְהָר֨וֹת יְֽהוָ֗ה נָשְׂא֣וּ נְהָר֣וֹת קוֹלָ֑ם יִשְׂא֖וּ נְהָר֣וֹת דָּכְיָֽם
Irmaklar kaldırdılar Yahve, ırmaklar seslerini kaldırdılar; ırmaklar gürlemelerini kaldırırlar.
Örnek Ayetler (4 / 16)
Hezekiel 8:5
·
Tevrat
וַיֹּ֣אמֶר אֵלַ֔י בֶּן־אָדָ֕ם שָׂא־נָ֥א עֵינֶ֖יךָ דֶּ֣רֶךְ צָפ֑וֹנָה וָאֶשָּׂ֤א עֵינַי֙ דֶּ֣רֶךְ צָפ֔וֹנָה וְהִנֵּ֤ה מִצָּפוֹן֙ לְשַׁ֣עַר הַמִּזְבֵּ֔חַ סֵ֛מֶל הַקִּנְאָ֥ה הַזֶּ֖ה בַּבִּאָֽה
Ve bana dedi: 'İnsan oğlu, lütfen gözlerini kuzey yoluna kaldır.' Ve gözlerimi kuzey yoluna kaldırdım ve işte sunak kapısının kuzeyinden, girişte bu kıskançlık putu vardı.
Hezekiel 20:5
·
Tevrat
וְאָמַרְתָּ֣ אֲלֵיהֶ֗ם כֹּֽה־אָמַר֮ אֲדֹנָ֣י יְהוִה֒ בְּיוֹם֙ בָּחֳרִ֣י בְיִשְׂרָאֵ֔ל וָאֶשָּׂ֣א יָדִ֗י לְזֶ֨רַע֙ בֵּ֣ית יַֽעֲקֹ֔ב וָאִוָּדַ֥ע לָהֶ֖ם בְּאֶ֣רֶץ מִצְרָ֑יִם וָאֶשָּׂ֨א יָדִ֤י לָהֶם֙ לֵאמֹ֔ר אֲנִ֖י יְהוָ֥ה אֱלֹהֵיכֶֽם
Ve onlara diyeceksin: Efendi Yahve böyle dedi: İsrail'i seçtiğim gün, Yakup evinin soyuna elimi kaldırdım ve Mısır diyarında onlara bilindim; ve onlara elimi kaldırdım, diyerek: Ben sizin Tanrınız Yahve'yim.
1. Samuel 25:35
·
Tevrat
וַיִּקַּ֤ח דָּוִד֙ מִיָּדָ֔הּ אֵ֥ת אֲשֶׁר־הֵבִ֖יאָה ל֑וֹ וְלָ֣הּ אָמַ֗ר עֲלִ֤י לְשָׁלוֹם֙ לְבֵיתֵ֔ךְ רְאִי֙ שָׁמַ֣עְתִּי בְקוֹלֵ֔ךְ וָאֶשָּׂ֖א פָּנָֽיִךְ
Davut ona getirdiğini elinden aldı ve ona dedi: 'Evine esenlikle çık; gör, sesini dinledim ve yüzünü kaldırdım.'
Zekeriya 2:1
·
Tevrat
וָאֶשָּׂ֥א אֶת־עֵינַ֖י וָאֵ֑רֶא וְהִנֵּ֖ה אַרְבַּ֥ע קְרָנֽוֹת
Gözlerimi kaldırdım ve gördüm; ve işte dört boynuz.
Örnek Ayetler (5 / 15)
Hezekiel 8:3
·
Tevrat
וַיִּשְׁלַח֙ תַּבְנִ֣ית יָ֔ד וַיִּקָּחֵ֖נִי בְּצִיצִ֣ת רֹאשִׁ֑י וַתִּשָּׂ֣א אֹתִ֣י ר֣וּחַ בֵּֽין־הָאָ֣רֶץ וּבֵ֣ין הַשָּׁמַ֡יִם וַתָּבֵא֩ אֹתִ֨י יְרוּשָׁלְַ֜מָה בְּמַרְא֣וֹת אֱלֹהִ֗ים אֶל־פֶּ֜תַח שַׁ֤עַר הַפְּנִימִית֙ הַפּוֹנֶ֣ה צָפ֔וֹנָה אֲשֶׁר־שָׁ֣ם מוֹשַׁ֔ב סֵ֖מֶל הַקִּנְאָ֥ה הַמַּקְנֶֽה
Ve el biçimini uzattı ve beni başımın perçeminden aldı; ruh beni yer ile gökler arasına kaldırdı ve Tanrı'nın görümlerinde beni Yeruşalim'e, kuzeye bakan iç kapının girişine getirdi, ki orada kıskandıran kıskançlık putunun oturağı vardı.
Hezekiel 11:1
·
Tevrat
וַתִּשָּׂ֨א אֹתִ֜י ר֗וּחַ וַתָּבֵ֣א אֹ֠תִי אֶל־שַׁ֨עַר בֵּית־יְהוָ֤ה הַקַּדְמוֹנִי֙ הַפּוֹנֶ֣ה קָדִ֔ימָה וְהִנֵּה֙ בְּפֶ֣תַח הַשַּׁ֔עַר עֶשְׂרִ֥ים וַחֲמִשָּׁ֖ה אִ֑ישׁ וָאֶרְאֶ֨ה בְתוֹכָ֜ם אֶת־יַאֲזַנְיָ֧ה בֶן־עַזֻּ֛ר וְאֶת־פְּלַטְיָ֥הוּ בֶן־בְּנָיָ֖הוּ שָׂרֵ֖י הָעָֽם
Ruh beni kaldırdı ve beni Yahve'nin evinin doğuya bakan doğu kapısına getirdi; ve işte kapının girişinde yirmi beş adam vardı; ve aralarında halkın önderleri Azzur oğlu Yaazanya'yı ve Benayahu oğlu Pelatyahu'yu gördüm.
2. Krallar 4:37
·
Tevrat
וַתָּבֹא֙ וַתִּפֹּ֣ל עַל־רַגְלָ֔יו וַתִּשְׁתַּ֖חוּ אָ֑רְצָה וַתִּשָּׂ֥א אֶת־בְּנָ֖הּ וַתֵּצֵֽא
Geldi ve onun ayaklarına düştü ve yere kapandı; oğlunu kaldırdı ve çıktı.
2. Krallar 19:22
·
Tevrat
אֶת־מִ֤י חֵרַ֨פְתָּ֙ וְגִדַּ֔פְתָּ וְעַל־מִ֖י הֲרִימ֣וֹתָ קּ֑וֹל וַתִּשָּׂ֥א מָר֛וֹם עֵינֶ֖יךָ עַל־קְד֥וֹשׁ יִשְׂרָאֵֽל
Kimi aşağıladın ve küfrettin? Ve kime karşı sesini yükselttin ve gözlerini yükseğe kaldırdın? İsrail'in Kutsalına karşı!
Nahum 1:5
·
Tevrat
הָרִים֙ רָעֲשׁ֣וּ מִמֶּ֔נּוּ וְהַגְּבָע֖וֹת הִתְמֹגָ֑גוּ וַתִּשָּׂ֤א הָאָ֨רֶץ֙ מִפָּנָ֔יו וְתֵבֵ֖ל וְכָל־יֹ֥שְׁבֵי בָֽהּ
Dağlar O'nun yüzünden sarsılır ve tepeler erir; ve yer, dünya ve onda oturan herkes O'nun yüzünden kabarır.
Örnek Ayetler (5 / 14)
Amos 6:10
·
Tevrat
וּנְשָׂא֞וֹ דּוֹד֣וֹ וּמְסָרְפ֗וֹ לְהוֹצִ֣יא עֲצָמִים֮ מִן־הַבַּיִת֒ וְאָמַ֞ר לַאֲשֶׁ֨ר בְּיַרְכְּתֵ֥י הַבַּ֛יִת הַע֥וֹד עִמָּ֖ךְ וְאָמַ֣ר אָ֑פֶס וְאָמַ֣ר הָ֔ס כִּ֛י לֹ֥א לְהַזְכִּ֖יר בְּשֵׁ֥ם יְהוָֽה
Ve amcası ve onu yakan kişi, kemikleri evden çıkarmak için onu taşıyacak; ve evin en iç kısımlarındakine diyecek: 'Yanında daha var mı?' Ve o diyecek: 'Yok.' Ve o diyecek: 'Sus, çünkü Yahve'nin adını anmamalıyız.'
Hezekiel 14:10
·
Tevrat
וְנָשְׂא֖וּ עֲוֺנָ֑ם כַּֽעֲוֺן֙ הַדֹּרֵ֔שׁ כַּעֲוֺ֥ן הַנָּבִ֖יא יִֽהְיֶֽה
Ve suçlarını taşıyacaklar; arayanın suçu gibi peygamberin suçu olacak.
Hezekiel 26:17
·
Tevrat
וְנָשְׂא֨וּ עָלַ֤יִךְ קִינָה֙ וְאָ֣מְרוּ לָ֔ךְ אֵ֣יךְ אָבַ֔דְתְּ נוֹשֶׁ֖בֶת מִיַּמִּ֑ים הָעִ֣יר הַהֻלָּ֗לָה אֲשֶׁר֩ הָיְתָ֨ה חֲזָקָ֤ה בַיָּם֙ הִ֣יא וְיֹשְׁבֶ֔יהָ אֲשֶׁר־נָתְנ֥וּ חִתִּיתָ֖ם לְכָל־יוֹשְׁבֶֽיהָ
Ve senin üzerine bir ağıt yakacaklar ve sana diyecekler: 'Denizlerden oturtulan, denizde güçlü olan o övülen şehir, o ve sakinleri, bütün sakinlerine dehşetlerini verenler, nasıl yok oldun!'
Hezekiel 27:32
·
Tevrat
וְנָשְׂא֨וּ אֵלַ֤יִךְ בְּנִיהֶם֙ קִינָ֔ה וְקוֹנְנ֖וּ עָלָ֑יִךְ מִ֣י כְצ֔וֹר כְּדֻמָ֖ה בְּת֥וֹךְ הַיָּֽם
Böylece feryatlarında senin için bir ağıt yükseltecekler ve senin üzerine ağıt yakacaklar: Denizin içinde sessizliğe bürünen Sur gibi kim var?
Hezekiel 44:10
·
Tevrat
כִּ֣י אִם־הַלְוִיִּ֗ם אֲשֶׁ֤ר רָֽחֲקוּ֙ מֵֽעָלַ֔י בִּתְע֤וֹת יִשְׂרָאֵל֙ אֲשֶׁ֣ר תָּע֣וּ מֵֽעָלַ֔י אַחֲרֵ֖י גִּלּֽוּלֵיהֶ֑ם וְנָשְׂא֖וּ עֲוֺנָֽם
Ancak İsrail putlarının ardından benden saptığında benden uzaklaşan Levililer, suçlarını taşıyacaklar.
Örnek Ayetler (5 / 12)
2. Samuel 15:24
·
Tevrat
וְהִנֵּ֨ה גַם־צָד֜וֹק וְכָֽל־הַלְוִיִּ֣ם אִתּ֗וֹ נֹֽשְׂאִים֙ אֶת־אֲרוֹן֙ בְּרִ֣ית הָאֱלֹהִ֔ים וַיַּצִּ֨קוּ֙ אֶת־אֲר֣וֹן הָאֱלֹהִ֔ים וַיַּ֖עַל אֶבְיָתָ֑ר עַד־תֹּ֥ם כָּל־הָעָ֖ם לַעֲב֥וֹר מִן־הָעִֽיר
Ve işte Sadok da ve onunla olan bütün Levililer Tanrı'nın antlaşma sandığını taşıyorlardı; Tanrı'nın sandığını koydular ve bütün halk şehirden geçmeyi bitirene kadar Ebyatar yukarı çıktı.
1. Krallar 10:2
·
Tevrat
וַתָּבֹ֣א יְרוּשָׁלְַ֗מָה בְּחַיִל֮ כָּבֵ֣ד מְאֹד֒ גְּ֠מַלִּים נֹשְׂאִ֨ים בְּשָׂמִ֧ים וְזָהָ֛ב רַב־מְאֹ֖ד וְאֶ֣בֶן יְקָרָ֑ה וַתָּבֹא֙ אֶל־שְׁלֹמֹ֔ה וַתְּדַבֵּ֣ר אֵלָ֔יו אֵ֛ת כָּל־אֲשֶׁ֥ר הָיָ֖ה עִם־לְבָבָֽהּ
Ve Yeruşalim'e çok büyük bir birlikle, baharatlar, çok fazla altın ve değerli taş taşıyan develerle geldi; ve Süleyman'a geldi ve kalbiyle olan her şeyi ona konuştu.
Yeşu 3:3
·
Tevrat
וַיְצַוּוּ֮ אֶת־הָעָ֣ם לֵאמֹר֒ כִּרְאֽוֹתְכֶ֗ם אֵ֣ת אֲר֤וֹן בְּרִית־יְהוָה֙ אֱלֹ֣הֵיכֶ֔ם וְהַכֹּֽהֲנִים֙ הַלְוִיִּ֔ם נֹשְׂאִ֖ים אֹת֑וֹ וְאַתֶּ֗ם תִּסְעוּ֙ מִמְּק֣וֹמְכֶ֔ם וַהֲלַכְתֶּ֖ם אַחֲרָֽיו
Halka buyurup dediler: 'Tanrınız Yahve'nin antlaşma sandığını ve onu taşıyan Levili kahinleri gördüğünüzde, siz de yerinizden göç edeceksiniz ve onun arkasından gideceksiniz.
Yeşu 6:8
·
Tevrat
וַיְהִ֗י כֶּאֱמֹ֣ר יְהוֹשֻׁעַ֮ אֶל־הָעָם֒ וְשִׁבְעָ֣ה הַכֹּהֲנִ֡ים נֹשְׂאִים֩ שִׁבְעָ֨ה שׁוֹפְר֤וֹת הַיּֽוֹבְלִים֙ לִפְנֵ֣י יְהוָ֔ה עָבְר֕וּ וְתָקְע֖וּ בַּשּֽׁוֹפָר֑וֹת וַֽאֲרוֹן֙ בְּרִ֣ית יְהוָ֔ה הֹלֵ֖ךְ אַחֲרֵיהֶֽם
Yeşu'nun halka söylediği gibi oldu; Yahve'nin önünde yedi koç boynuzu borusu taşıyan yedi kâhin geçtiler ve boruları çaldılar; ve Yahve'nin antlaşma sandığı onların arkasından gidiyordu.
Yeşu 6:13
·
Tevrat
וְשִׁבְעָ֣ה הַכֹּהֲנִ֡ים נֹשְׂאִים֩ שִׁבְעָ֨ה שׁוֹפְר֜וֹת הַיֹּבְלִ֗ים לִפְנֵי֙ אֲר֣וֹן יְהוָ֔ה הֹלְכִ֣ים הָל֔וֹךְ וְתָקְע֖וּ בַּשּׁוֹפָר֑וֹת וְהֶחָלוּץ֙ הֹלֵ֣ךְ לִפְנֵיהֶ֔ם וְהַֽמְאַסֵּ֗ף הֹלֵךְ֙ אַֽחֲרֵי֙ אֲר֣וֹן יְהוָ֔ה הָל֖וֹךְ וְתָק֥וֹעַ בַּשּׁוֹפָרֽוֹת
Yahve'nin sandığının önünde yedi koç boynuzu borusu taşıyan yedi kâhin gidiyordu, giderek ve boruları çalarak; ve silahlı adamlar onların önünde gidiyordu ve artçı birlik Yahve'nin sandığının arkasından gidiyordu, giderek ve boruları çalarak.
Örnek Ayetler (5 / 12)
Hezekiel 33:25
·
Tevrat
לָכֵן֩ אֱמֹ֨ר אֲלֵיהֶ֜ם כֹּֽה־אָמַ֣ר אֲדֹנָ֣י יְהֹוִ֗ה עַל־הַדָּ֧ם תֹּאכֵ֛לוּ וְעֵינֵכֶ֛ם תִּשְׂא֥וּ אֶל־גִּלּוּלֵיכֶ֖ם וְדָ֣ם תִּשְׁפֹּ֑כוּ וְהָאָ֖רֶץ תִּירָֽשׁוּ
Bu yüzden onlara söyle, Efendi Yahve şöyle dedi: Kanla birlikte yiyorsunuz, gözlerinizi putlarınıza kaldırıyorsunuz ve kan döküyorsunuz; yeri miras mı alacaksınız?
Hezekiel 36:8
·
Tevrat
וְאַתֶּ֞ם הָרֵ֤י יִשְׂרָאֵל֙ עַנְפְּכֶ֣ם תִּתֵּ֔נוּ וּפֶרְיְכֶ֥ם תִּשְׂא֖וּ לְעַמִּ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל כִּ֥י קֵרְב֖וּ לָבֽוֹא
Ve siz, İsrail dağları, dallarınızı vereceksiniz ve halkım İsrail için meyvenizi taşıyacaksınız; çünkü gelmeye yaklaştılar.
Yeremya 17:21
·
Tevrat
כֹּ֚ה אָמַ֣ר יְהוָ֔ה הִשָּׁמְר֖וּ בְּנַפְשֽׁוֹתֵיכֶ֑ם וְאַל־תִּשְׂא֤וּ מַשָּׂא֙ בְּי֣וֹם הַשַּׁבָּ֔ת וַהֲבֵאתֶ֖ם בְּשַׁעֲרֵ֥י יְרוּשָׁלִָֽם
Yahve şöyle dedi: Canlarınız için sakının ve Şabat gününde yük taşımayın ve Yeruşalim'in kapılarından getirmeyin.
Mika 6:16
·
Tevrat
וְיִשְׁתַּמֵּ֞ר חֻקּ֣וֹת עָמְרִ֗י וְכֹל֙ מַעֲשֵׂ֣ה בֵית־אַחְאָ֔ב וַתֵּלְכ֖וּ בְּמֹֽעֲצוֹתָ֑ם לְמַעַן֩ תִּתִּ֨י אֹתְךָ֜ לְשַׁמָּ֗ה וְיֹשְׁבֶ֨יהָ֙ לִשְׁרֵקָ֔ה וְחֶרְפַּ֥ת עַמִּ֖י תִּשָּֽׂאוּ
Ve Omri'nin kuralları ve Ahav evinin bütün işleri tutuluyor ve onların öğütlerinde yürüyorsunuz; öyle ki seni viraneye ve sakinlerini ıslıklanmaya vereyim; ve halkımın utancını taşıyacaksınız.
Mezmurlar 82:2
·
Tevrat
עַד־מָתַ֥י תִּשְׁפְּטוּ־עָ֑וֶל וּפְנֵ֥י רְ֝שָׁעִ֗ים תִּשְׂאוּ־סֶֽלָה
Ne zamana dek haksız yargılayacaksınız ve kötülerin yüzünü kaldıracaksınız? Sela.
Örnek Ayetler (5 / 10)
1. Krallar 2:26
·
Tevrat
וּלְאֶבְיָתָ֨ר הַכֹּהֵ֜ן אָמַ֣ר הַמֶּ֗לֶךְ עֲנָתֹת֙ לֵ֣ךְ עַל־שָׂדֶ֔יךָ כִּ֛י אִ֥ישׁ מָ֖וֶת אָ֑תָּה וּבַיּ֨וֹם הַזֶּ֜ה לֹ֣א אֲמִיתֶ֗ךָ כִּֽי־נָשָׂ֜אתָ אֶת־אֲר֨וֹן אֲדֹנָ֤י יְהֹוִה֙ לִפְנֵי֙ דָּוִ֣ד אָבִ֔י וְכִ֣י הִתְעַנִּ֔יתָ בְּכֹ֥ל אֲשֶֽׁר־הִתְעַנָּ֖ה אָבִֽי
Kral kâhin Evyatar'a dedi: 'Anatot'a, tarlalarına git; çünkü sen ölüm adamısın, ama bu gün seni öldürmeyeceğim. Çünkü babam Davut'un önünde Efendi Yahve'nin sandığını taşıdın ve babamın sıkıntı çektiği her şeyde sıkıntı çektin.'
1. Krallar 10:22
·
Tevrat
כִּי֩ אֳנִ֨י תַרְשִׁ֤ישׁ לַמֶּ֨לֶךְ֙ בַּיָּ֔ם עִ֖ם אֳנִ֣י חִירָ֑ם אַחַת֩ לְשָׁלֹ֨שׁ שָׁנִ֜ים תָּב֣וֹא אֳנִ֣י תַרְשִׁ֗ישׁ נֹֽשְׂאֵת֙ זָהָ֣ב וָכֶ֔סֶף שֶׁנְהַבִּ֥ים וְקֹפִ֖ים וְתֻכִּיִּֽים
Çünkü kralın denizde Hiram'ın gemisiyle birlikte Tarşiş gemisi vardı; Tarşiş gemisi üç yılda bir altın, gümüş, fildişi, maymunlar ve tavus kuşları taşıyarak gelirdi.
Zekeriya 5:7
·
Tevrat
וְהִנֵּ֛ה כִּכַּ֥ר עֹפֶ֖רֶת נִשֵּׂ֑את וְזֹאת֙ אִשָּׁ֣ה אַחַ֔ת יוֹשֶׁ֖בֶת בְּת֥וֹךְ הָאֵיפָֽה
Ve işte kurşun yuvarlak kapak kaldırıldı; ve bu efanın (~22 litre) içinde oturan bir kadındır.
1. Tarihler 14:2
·
Tevrat
וַיֵּ֣דַע דָּוִ֔יד כִּֽי־הֱכִינ֧וֹ יְהוָ֛ה לְמֶ֖לֶךְ עַל־יִשְׂרָאֵ֑ל כִּֽי־נִשֵּׂ֤את לְמַ֨עְלָה֙ מַלְכוּת֔וֹ בַּעֲב֖וּר עַמּ֥וֹ יִשְׂרָאֵֽל
Davut Yahve'nin onu İsrail üzerine kral olarak pekiştirdiğini bildi; çünkü halkı İsrail uğruna onun krallığı yukarıya yükseltildi.
Mezmurlar 32:5
·
Tevrat
חַטָּאתִ֨י אוֹדִ֪יעֲךָ֡ וַעֲוֺ֘נִ֤י לֹֽא־כִסִּ֗יתִי אָמַ֗רְתִּי אוֹדֶ֤ה עֲלֵ֣י פְ֭שָׁעַי לַיהוָ֑ה וְאַתָּ֨ה נָ֘שָׂ֤אתָ עֲוֺ֖ן חַטָּאתִ֣י סֶֽלָה
Günahımı sana bildirdim ve suçumu örtmedim; dedim: 'İsyanlarımı Yahve'ye itiraf edeceğim'; ve sen günahımın suçunu bağışladın. Sela.