381
Kullanım
8
Lemma
104
Türev
123
Anlam
8 lemma, 104 türev form
Kelime | Okunuş | Anlam | Tür | Adet | ||
|---|---|---|---|---|---|---|
הַכָּבֹד Lemma | hakkavod | ağırlık, ağırlık, yücelik, onur | İsim | 11 | ||
כְּֽבֵדוֹ | kevedo | ağırlığı, ağırlık, karaciğer, yücelik, onur | Zamir | 1 | ||
כְּבֹדִי | kevodi | ağırlığım, ağırlık, yücelik, onur | Zamir | 1 | ||
בַּכָּבֵֽד | ba-kkaved | ağırda, ağır, karaciğer, yüklü | İsim | 1 | ||
נִכְבָּד Lemma | nikhbad | ağır oldu, ağır olmak, onurlu olmak, yücelmek | Fiil | 9 | ||
יִכְבָּד | yihbad | ağır olacak, ağır olmak, önemli olmak, yücelmek | Fiil | 9 | ||
כָבֵד | kaved | ağır, ağır, yüklü, onurlu | Sıfat | 7 | ||
כָּבְדוּ | kavedu | ağırlaştılar, ağır olmak, yüklü olmak, onurlu olmak | Fiil | 6 | ||
כָבְדָה | kaveda | ağır oldu, ağır olmak, yük olmak, önemli olmak | Fiil | 6 | ||
Örnek Ayetler (5 / 6) Hakimler 20:34 · Tevrat וַיָּבֹאוּ֩ מִנֶּ֨גֶד לַגִּבְעָ֜ה עֲשֶׂרֶת֩ אֲלָפִ֨ים אִ֤ישׁ בָּחוּר֙ מִכָּל־יִשְׂרָאֵ֔ל וְהַמִּלְחָמָ֖ה כָּבֵ֑דָה וְהֵם֙ לֹ֣א יָדְע֔וּ כִּֽי־נֹגַ֥עַת עֲלֵיהֶ֖ם הָרָעָֽה Bütün İsrail'den seçilmiş on bin adam Giva'nın karşısına geldi ve savaş ağırdı; ancak onlar kötülüğün kendilerine yaklaştığını bilmiyorlardı. 1. Samuel 5:11 · Tevrat וַיִּשְׁלְח֨וּ וַיַּאַסְפ֜וּ אֶת־כָּל־סַרְנֵ֣י פְלִשְׁתִּ֗ים וַיֹּֽאמְרוּ֙ שַׁלְּח֞וּ אֶת־אֲר֨וֹן אֱלֹהֵ֤י יִשְׂרָאֵל֙ וְיָשֹׁ֣ב לִמְקֹמ֔וֹ וְלֹֽא־יָמִ֥ית אֹתִ֖י וְאֶת־עַמִּ֑י כִּֽי־הָיְתָ֤ה מְהֽוּמַת־מָ֨וֶת֙ בְּכָל־הָעִ֔יר כָּבְדָ֥ה מְאֹ֛ד יַ֥ד הָאֱלֹהִ֖ים שָֽׁם Haber gönderip Filistlilerin bütün beylerini topladılar ve dediler: 'İsrail'in Tanrısı'nın sandığını gönderin, yerine dönsün; beni ve halkımı öldürmesin.' Çünkü bütün şehirde ölüm kargaşası vardı; Tanrı'nın eli orada çok ağırlaşmıştı. Yeşaya 59:1 · Tevrat הֵ֛ן לֹֽא־קָצְרָ֥ה יַד־יְהוָ֖ה מֵֽהוֹשִׁ֑יעַ וְלֹא־כָבְדָ֥ה אָזְנ֖וֹ מִשְּׁמֽוֹעַ İşte Yahve'nin eli kurtarmaktan kısalmadı ve onun kulağı işitmekten ağırlaşmadı. Nehemya 5:18 · Tevrat וַאֲשֶׁר֩ הָיָ֨ה נַעֲשֶׂ֜ה לְי֣וֹם אֶחָ֗ד שׁ֣וֹר אֶחָ֞ד צֹ֠אן שֵׁשׁ־בְּרֻר֤וֹת וְצִפֳּרִים֙ נַֽעֲשׂוּ־לִ֔י וּבֵ֨ין עֲשֶׂ֧רֶת יָמִ֛ים בְּכָל־יַ֖יִן לְהַרְבֵּ֑ה וְעִם־זֶ֗ה לֶ֤חֶם הַפֶּחָה֙ לֹ֣א בִקַּ֔שְׁתִּי כִּֽי־כָֽבְדָ֥ה הָעֲבֹדָ֖ה עַל־הָעָ֥ם הַזֶּֽה Ve bir gün için yapılan bir sığır, altı seçilmiş koyun ve kuşlar benim için yapılıyordu ve on gün arasında her şarap çokça bulunuyordu; ve bununla birlikte valinin ekmeğini istemedim, çünkü bu halkın üzerinde iş ağırdı. Eyüp 23:2 · Tevrat גַּם־הַ֭יּוֹם מְרִ֣י שִׂחִ֑י יָ֝דִ֗י כָּבְדָ֥ה עַל־אַנְחָתִֽי Bugün de şikayetim isyandır; elim inlememin üzerine ağırlaştı. | ||||||
וַתִּכְבַּד | va-ttikhbad | ve ağırlaştı, ağır olmak, yük olmak, saygın olmak | Fiil | 5 | ||
הִכְבִּיד | hikhbid | ağırlaştırdı, ağırlaştırmak, zorlaştırmak, onurlandırmak | Fiil | 5 | ||
וְאִכָּבְדָה | ve-ikkaveda | ve ağırlaşacağım, ağırlaşmak, yücelmek, onurlandırılmak | Fiil | 4 | ||
יְכַבְּדוּ | yekhabbedu | ağır olacaklar, ağır olmak, onurlandırmak, yüceltmek | Fiil | 3 | ||
נִכְבַּדֵּי | nikhbaddey | ağır olanları, ağır olmak, saygın olmak, onurlandırılmak | Fiil | 3 | ||
וַיַּכְבֵּד | va-yyakhbed | ve ağırlaştırdı, ağır olmak, yüceltmek, onurlandırmak | Fiil | 3 | ||
אֶכָּבֵד | ekkaved | ağırlaşacağım, ağır olmak, yücelmek, onurlandırılmak | Fiil | 3 | ||
תִּכְבַּד | tikhbad | ağırlaşacak, ağır olmak, yük olmak, onurlandırmak | Fiil | 2 | ||
נִכְבָּדְתָּ | nikhbadeta | ağırlaştın, ağır olmak, onurlandırılmak, yüceltilmek | Fiil | 2 | ||
הִכְבִּידוּ | hikhbidu | ağırlaştırdılar, ağırlaştırmak, zorlaştırmak, yüceltmek | Fiil | 2 | ||
הַֽמְכַבֵּד | ha-mkhabbed | onurlandıran, ağır olmak, onurlandırmak, yüceltmek | Fiil | 2 | ||
Örnek Ayetler (5 / 11)
Levililer 3:4
·
Tevrat
וְאֵת֙ שְׁתֵּ֣י הַכְּלָיֹ֔ת וְאֶת־הַחֵ֨לֶב֙ אֲשֶׁ֣ר עֲלֵהֶ֔ן אֲשֶׁ֖ר עַל־הַכְּסָלִ֑ים וְאֶת־הַיֹּתֶ֨רֶת֙ עַל־הַכָּבֵ֔ד עַל־הַכְּלָי֖וֹת יְסִירֶֽנָּה
ve iki böbreği, onların üzerindeki, kasıkların üzerindeki yağı ve karaciğerin üzerindeki uzantıyı böbreklerle birlikte çıkaracak.
Levililer 3:10
·
Tevrat
וְאֵת֙ שְׁתֵּ֣י הַכְּלָיֹ֔ת וְאֶת־הַחֵ֨לֶב֙ אֲשֶׁ֣ר עֲלֵהֶ֔ן אֲשֶׁ֖ר עַל־הַכְּסָלִ֑ים וְאֶת־הַיֹּתֶ֨רֶת֙ עַל־הַכָּבֵ֔ד עַל־הַכְּלָיֹ֖ת יְסִירֶֽנָּה
ve iki böbreği, onların üzerindeki, böğürlerin üzerindeki yağı ve karaciğerin üzerindeki zarı böbreklerle birlikte ayıracaktır.
Levililer 3:15
·
Tevrat
וְאֵת֙ שְׁתֵּ֣י הַכְּלָיֹ֔ת וְאֶת־הַחֵ֨לֶב֙ אֲשֶׁ֣ר עֲלֵהֶ֔ן אֲשֶׁ֖ר עַל־הַכְּסָלִ֑ים וְאֶת־הַיֹּתֶ֨רֶת֙ עַל־הַכָּבֵ֔ד עַל־הַכְּלָיֹ֖ת יְסִירֶֽנָּה
ve iki böbreği, onların üzerindeki, böğürlerin üzerindeki yağı ve karaciğerin üzerindeki zarı böbreklerle birlikte çıkaracaktır.
Levililer 4:9
·
Tevrat
וְאֵת֙ שְׁתֵּ֣י הַכְּלָיֹ֔ת וְאֶת־הַחֵ֨לֶב֙ אֲשֶׁ֣ר עֲלֵיהֶ֔ן אֲשֶׁ֖ר עַל־הַכְּסָלִ֑ים וְאֶת־הַיֹּתֶ֨רֶת֙ עַל־הַכָּבֵ֔ד עַל־הַכְּלָי֖וֹת יְסִירֶֽנָּה
Ve iki böbreği, onların üzerindeki, böğürlerin üzerindeki yağı ve karaciğerin üzerindeki uzantıyı böbreklerle birlikte çıkaracaktır.
Levililer 7:4
·
Tevrat
וְאֵת֙ שְׁתֵּ֣י הַכְּלָיֹ֔ת וְאֶת־הַחֵ֨לֶב֙ אֲשֶׁ֣ר עֲלֵיהֶ֔ן אֲשֶׁ֖ר עַל־הַכְּסָלִ֑ים וְאֶת־הַיֹּתֶ֨רֶת֙ עַל־הַכָּבֵ֔ד עַל־הַכְּלָיֹ֖ת יְסִירֶֽנָּה
Ve iki böbreği ve onların üzerindeki, böğürlerin üzerindeki yağı, ve karaciğerin üzerindeki zarı böbreklerle birlikte ayıracak.
Örnek Ayetler (1)
Süleyman'ın Özdeyişleri 7:23
·
Tevrat
עַ֤ד יְפַלַּ֪ח חֵ֡ץ כְּֽבֵד֗וֹ כְּמַהֵ֣ר צִפּ֣וֹר אֶל־פָּ֑ח וְלֹֽא־יָ֝דַ֗ע כִּֽי־בְנַפְשׁ֥וֹ הֽוּא
Bir ok karaciğerini delene kadar; tuzağa acele eden bir kuş gibi, bunun kendi canına olduğunu bilmez.
Örnek Ayetler (1)
Ağıtlar 2:11
·
Tevrat
כָּל֨וּ בַדְּמָע֤וֹת עֵינַי֙ חֳמַרְמְר֣וּ מֵעַ֔י נִשְׁפַּ֤ךְ לָאָ֨רֶץ֙ כְּבֵדִ֔י עַל־שֶׁ֖בֶר בַּת־עַמִּ֑י בֵּֽעָטֵ֤ף עוֹלֵל֙ וְיוֹנֵ֔ק בִּרְחֹב֖וֹת קִרְיָֽה
Gözlerim gözyaşlarıyla tükendi, bağırsaklarım kaynıyor; halkımın kızının kırılması yüzünden ciğerim yere döküldü; şehrin meydanlarında çocuk ve emzikli bayıldığında.
Örnek Ayetler (1)
Hezekiel 21:26
·
Tevrat
כִּֽי־עָמַ֨ד מֶלֶךְ־בָּבֶ֜ל אֶל־אֵ֣ם הַדֶּ֗רֶךְ בְּרֹ֛אשׁ שְׁנֵ֥י הַדְּרָכִ֖ים לִקְסָם־קָ֑סֶם קִלְקַ֤ל בַּֽחִצִּים֙ שָׁאַ֣ל בַּתְּרָפִ֔ים רָאָ֖ה בַּכָּבֵֽד
Çünkü Babil kralı fal bakmak için yolun ayrımında, iki yolun başında durdu; okları salladı, terafimlere sordu, karaciğere baktı.
Örnek Ayetler (5 / 9)
2. Samuel 6:20
·
Tevrat
וַיָּ֥שָׁב דָּוִ֖ד לְבָרֵ֣ךְ אֶת־בֵּית֑וֹ וַתֵּצֵ֞א מִיכַ֤ל בַּת־שָׁאוּל֙ לִקְרַ֣את דָּוִ֔ד וַתֹּ֗אמֶר מַה־נִּכְבַּ֨ד הַיּ֜וֹם מֶ֣לֶךְ יִשְׂרָאֵ֗ל אֲשֶׁ֨ר נִגְלָ֤ה הַיּוֹם֙ לְעֵינֵ֨י אַמְה֣וֹת עֲבָדָ֔יו כְּהִגָּל֥וֹת נִגְל֖וֹת אַחַ֥ד הָרֵקִֽים
Davut evini bereketlemek için döndü; Saul'un kızı Mikal Davut'u karşılamaya çıktı ve dedi: 'İsrail kralı bugün ne kadar yüceldi! Değersizlerden birinin açıldığı gibi, bugün kullarının cariyelerinin gözleri önünde açıldı.'
2. Samuel 13:25
·
Tevrat
וַיֹּ֨אמֶר הַמֶּ֜לֶךְ אֶל־אַבְשָׁל֗וֹם אַל־בְּנִי֙ אַל־נָ֤א נֵלֵךְ֙ כֻּלָּ֔נוּ וְלֹ֥א נִכְבַּ֖ד עָלֶ֑יךָ וַיִּפְרָץ־בּ֛וֹ וְלֹֽא־אָבָ֥ה לָלֶ֖כֶת וַֽיְבָרֲכֵֽהוּ
Kral Avşalom'a dedi: 'Hayır oğlum, lütfen hepimiz gitmeyelim ve sana ağır olmayalım.' Ve o diretti, ama gitmek istemedi ve onu bereketledi.
2. Samuel 23:19
·
Tevrat
מִן־הַשְּׁלֹשָׁה֙ הֲכִ֣י נִכְבָּ֔ד וַיְהִ֥י לָהֶ֖ם לְשָׂ֑ר וְעַד־הַשְּׁלֹשָׁ֖ה לֹא־בָֽא
Üçlerden en saygındı ve onlara komutan oldu; ve üçlere kadar gelmedi.
2. Samuel 23:23
·
Tevrat
מִן־הַשְּׁלֹשִׁ֣ים נִכְבָּ֔ד וְאֶל־הַשְּׁלֹשָׁ֖ה לֹא־בָ֑א וַיְשִׂמֵ֥הוּ דָוִ֖ד אֶל־מִשְׁמַעְתּֽוֹ
Otuzlardan saygındı ve üçlere gelmedi; ve Davut onu muhafızlarının başına koydu.
1. Samuel 9:6
·
Tevrat
וַיֹּ֣אמֶר ל֗וֹ הִנֵּה־נָ֤א אִישׁ־אֱלֹהִים֙ בָּעִ֣יר הַזֹּ֔את וְהָאִ֣ישׁ נִכְבָּ֔ד כֹּ֥ל אֲשֶׁר־יְדַבֵּ֖ר בּ֣וֹא יָב֑וֹא עַתָּה֙ נֵ֣לֲכָה שָּׁ֔ם אוּלַי֙ יַגִּ֣יד לָ֔נוּ אֶת־דַּרְכֵּ֖נוּ אֲשֶׁר־הָלַ֥כְנוּ עָלֶֽיהָ
Ve ona dedi: 'İşte bu şehirde bir Tanrı adamı var ve adam saygındır; her ne söylerse kesinlikle gelir. Şimdi oraya gidelim, belki üzerinde gittiğimiz yolumuzu bize bildirir.'
Örnek Ayetler (5 / 9)
Malaki 1:6
·
Tevrat
בֵּ֛ן יְכַבֵּ֥ד אָ֖ב וְעֶ֣בֶד אֲדֹנָ֑יו וְאִם־אָ֣ב אָ֣נִי אַיֵּ֣ה כְבוֹדִ֡י וְאִם־אֲדוֹנִ֣ים אָנִי֩ אַיֵּ֨ה מוֹרָאִ֜י אָמַ֣ר יְהוָ֣ה צְבָא֗וֹת לָכֶם֙ הַכֹּֽהֲנִים֙ בּוֹזֵ֣י שְׁמִ֔י וַאֲמַרְתֶּ֕ם בַּמֶּ֥ה בָזִ֖ינוּ אֶת־שְׁמֶֽךָ
Oğul babayı ve kul efendisini yüceltir; ve eğer ben baba isem yüceliğim nerede? Ve eğer ben efendiler isem korkum nerede? Ordular Yahve adımı hor gören siz kâhinlere dedi. Ve dediniz: 'Senin adını neyle hor gördük?'
Yeşaya 66:5
·
Tevrat
שִׁמְעוּ֙ דְּבַר־יְהוָ֔ה הַחֲרֵדִ֖ים אֶל־דְּבָר֑וֹ אָמְרוּ֩ אֲחֵיכֶ֨ם שֹׂנְאֵיכֶ֜ם מְנַדֵּיכֶ֗ם לְמַ֤עַן שְׁמִי֙ יִכְבַּ֣ד יְהוָ֔ה וְנִרְאֶ֥ה בְשִׂמְחַתְכֶ֖ם וְהֵ֥ם יֵבֹֽשׁוּ
Yahve'nin sözünü işitin, O'nun sözünün üzerine titreyenler: Sizden nefret eden, adımın uğruna sizi dışlayan kardeşleriniz dediler: 'Yahve yücelsin ve sevincinizi görelim'; ama onlar utanacaklar.
Mezmurlar 15:4
·
Tevrat
נִבְזֶ֤ה בְּֽעֵ֘ינָ֤יו נִמְאָ֗ס וְאֶת־יִרְאֵ֣י יְהוָ֣ה יְכַבֵּ֑ד נִשְׁבַּ֥ע לְ֝הָרַ֗ע וְלֹ֣א יָמִֽר
Gözlerinde aşağılık kişi reddedilir, ama Yahve'den korkanları onurlandırır; zararına yemin etse de değiştirmez.
Süleyman'ın Özdeyişleri 13:18
·
Tevrat
רֵ֣ישׁ וְ֭קָלוֹן פּוֹרֵ֣עַ מוּסָ֑ר וְשׁוֹמֵ֖ר תּוֹכַ֣חַת יְכֻבָּֽד
Terbiyeyi görmezden gelene yoksulluk ve utanç vardır, ve azarlamayı tutan onurlandırılır.
Süleyman'ın Özdeyişleri 27:18
·
Tevrat
נֹצֵ֣ר תְּ֭אֵנָה יֹאכַ֣ל פִּרְיָ֑הּ וְשֹׁמֵ֖ר אֲדֹנָ֣יו יְכֻבָּֽד
İncir ağacını koruyan onun meyvesini yer ve efendisini gözeten onurlandırılır.
Örnek Ayetler (5 / 7)
2. Samuel 14:26
·
Tevrat
וּֽבְגַלְּחוֹ֮ אֶת־רֹאשׁוֹ֒ וְֽ֠הָיָה מִקֵּ֨ץ יָמִ֤ים לַיָּמִים֙ אֲשֶׁ֣ר יְגַלֵּ֔חַ כִּֽי־כָבֵ֥ד עָלָ֖יו וְגִלְּח֑וֹ וְשָׁקַל֙ אֶת־שְׂעַ֣ר רֹאשׁ֔וֹ מָאתַ֥יִם שְׁקָלִ֖ים בְּאֶ֥בֶן הַמֶּֽלֶךְ
Ve başını tıraş ettiğinde, günlerin sonundan günlere olurdu ki tıraş ederdi, çünkü ona ağırdı ve onu tıraş ederdi; başının saçını kralın taşıyla iki yüz şekel (~2.2 kg) tartardı.
Süleyman'ın Özdeyişleri 3:9
·
Tevrat
כַּבֵּ֣ד אֶת־יְ֭הוָה מֵהוֹנֶ֑ךָ וּ֝מֵרֵאשִׁ֗ית כָּל־תְּבוּאָתֶֽךָ
Yahve'yi servetinden ve bütün ürününün ilk kısmından onurlandır.
Yaratılış 13:2
·
Tevrat
וְאַבְרָ֖ם כָּבֵ֣ד מְאֹ֑ד בַּמִּקְנֶ֕ה בַּכֶּ֖סֶף וּבַזָּהָֽב
İbrahim sürüde, gümüşte ve altında çok ağırdı.
Yasa'nın Tekrarı 5:16
·
Tevrat
כַּבֵּ֤ד אֶת־אָבִ֨יךָ֙ וְאֶת־אִמֶּ֔ךָ כַּאֲשֶׁ֥ר צִוְּךָ֖ יְהוָ֣ה אֱלֹהֶ֑יךָ לְמַ֣עַן יַאֲרִיכֻ֣ן יָמֶ֗יךָ וּלְמַ֨עַן֙ יִ֣יטַב לָ֔ךְ עַ֚ל הָֽאֲדָמָ֔ה אֲשֶׁר־יְהוָ֥ה אֱלֹהֶ֖יךָ נֹתֵ֥ן לָֽךְ
Tanrın Yahve'nin sana buyurduğu gibi babanı ve ananı yücelt; günlerinin uzaması için ve Tanrın Yahve'nin sana verdiği toprağın üzerinde senin için iyi olması için.
Çölde Sayım 22:17
·
Tevrat
כִּֽי־כַבֵּ֤ד אֲכַבֶּדְךָ֙ מְאֹ֔ד וְכֹ֛ל אֲשֶׁר־תֹּאמַ֥ר אֵלַ֖י אֶֽעֱשֶׂ֑ה וּלְכָה־נָּא֙ קָֽבָה־לִּ֔י אֵ֖ת הָעָ֥ם הַזֶּֽה
'Çünkü seni kesinlikle çok yücelteceğim ve bana diyeceğin her şeyi yapacağım; ve lütfen gel, benim için bu halkı lanetle.'
Örnek Ayetler (3 / 6)
1. Samuel 6:6
·
Tevrat
וְלָ֤מָּה תְכַבְּדוּ֙ אֶת־לְבַבְכֶ֔ם כַּאֲשֶׁ֧ר כִּבְּד֛וּ מִצְרַ֥יִם וּפַרְעֹ֖ה אֶת־לִבָּ֑ם הֲלוֹא֙ כַּאֲשֶׁ֣ר הִתְעַלֵּ֣ל בָּהֶ֔ם וַֽיְשַׁלְּח֖וּם וַיֵּלֵֽכוּ
'Mısır ve Firavun kalplerini ağırlaştırdığı gibi, neden kalplerinizi ağırlaştırıyorsunuz? O onlarla alay ettiğinde, onları göndermediler mi ve onlar gitmediler mi?'
Yeşaya 24:15
·
Tevrat
עַל־כֵּ֥ן בָּאֻרִ֖ים כַּבְּד֣וּ יְהוָ֑ה בְּאִיֵּ֣י הַיָּ֔ם שֵׁ֥ם יְהוָ֖ה אֱלֹהֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל
Bu nedenle ışıklarda Yahve'yi yüceltin; denizin adalarında İsrail'in Tanrısı Yahve'nin adını.
Yaratılış 48:10
·
Tevrat
וְעֵינֵ֤י יִשְׂרָאֵל֙ כָּבְד֣וּ מִזֹּ֔קֶן לֹ֥א יוּכַ֖ל לִרְא֑וֹת וַיַּגֵּ֤שׁ אֹתָם֙ אֵלָ֔יו וַיִּשַּׁ֥ק לָהֶ֖ם וַיְחַבֵּ֥ק לָהֶֽם
İsrail'in gözleri yaşlılıktan ağırlaştı, göremedi; onları ona yaklaştırdı, onları öptü ve onları kucakladı.
Örnek Ayetler (5 / 6)
Hakimler 20:34
·
Tevrat
וַיָּבֹאוּ֩ מִנֶּ֨גֶד לַגִּבְעָ֜ה עֲשֶׂרֶת֩ אֲלָפִ֨ים אִ֤ישׁ בָּחוּר֙ מִכָּל־יִשְׂרָאֵ֔ל וְהַמִּלְחָמָ֖ה כָּבֵ֑דָה וְהֵם֙ לֹ֣א יָדְע֔וּ כִּֽי־נֹגַ֥עַת עֲלֵיהֶ֖ם הָרָעָֽה
Bütün İsrail'den seçilmiş on bin adam Giva'nın karşısına geldi ve savaş ağırdı; ancak onlar kötülüğün kendilerine yaklaştığını bilmiyorlardı.
1. Samuel 5:11
·
Tevrat
וַיִּשְׁלְח֨וּ וַיַּאַסְפ֜וּ אֶת־כָּל־סַרְנֵ֣י פְלִשְׁתִּ֗ים וַיֹּֽאמְרוּ֙ שַׁלְּח֞וּ אֶת־אֲר֨וֹן אֱלֹהֵ֤י יִשְׂרָאֵל֙ וְיָשֹׁ֣ב לִמְקֹמ֔וֹ וְלֹֽא־יָמִ֥ית אֹתִ֖י וְאֶת־עַמִּ֑י כִּֽי־הָיְתָ֤ה מְהֽוּמַת־מָ֨וֶת֙ בְּכָל־הָעִ֔יר כָּבְדָ֥ה מְאֹ֛ד יַ֥ד הָאֱלֹהִ֖ים שָֽׁם
Haber gönderip Filistlilerin bütün beylerini topladılar ve dediler: 'İsrail'in Tanrısı'nın sandığını gönderin, yerine dönsün; beni ve halkımı öldürmesin.' Çünkü bütün şehirde ölüm kargaşası vardı; Tanrı'nın eli orada çok ağırlaşmıştı.
Yeşaya 59:1
·
Tevrat
הֵ֛ן לֹֽא־קָצְרָ֥ה יַד־יְהוָ֖ה מֵֽהוֹשִׁ֑יעַ וְלֹא־כָבְדָ֥ה אָזְנ֖וֹ מִשְּׁמֽוֹעַ
İşte Yahve'nin eli kurtarmaktan kısalmadı ve onun kulağı işitmekten ağırlaşmadı.
Nehemya 5:18
·
Tevrat
וַאֲשֶׁר֩ הָיָ֨ה נַעֲשֶׂ֜ה לְי֣וֹם אֶחָ֗ד שׁ֣וֹר אֶחָ֞ד צֹ֠אן שֵׁשׁ־בְּרֻר֤וֹת וְצִפֳּרִים֙ נַֽעֲשׂוּ־לִ֔י וּבֵ֨ין עֲשֶׂ֧רֶת יָמִ֛ים בְּכָל־יַ֖יִן לְהַרְבֵּ֑ה וְעִם־זֶ֗ה לֶ֤חֶם הַפֶּחָה֙ לֹ֣א בִקַּ֔שְׁתִּי כִּֽי־כָֽבְדָ֥ה הָעֲבֹדָ֖ה עַל־הָעָ֥ם הַזֶּֽה
Ve bir gün için yapılan bir sığır, altı seçilmiş koyun ve kuşlar benim için yapılıyordu ve on gün arasında her şarap çokça bulunuyordu; ve bununla birlikte valinin ekmeğini istemedim, çünkü bu halkın üzerinde iş ağırdı.
Eyüp 23:2
·
Tevrat
גַּם־הַ֭יּוֹם מְרִ֣י שִׂחִ֑י יָ֝דִ֗י כָּבְדָ֥ה עַל־אַנְחָתִֽי
Bugün de şikayetim isyandır; elim inlememin üzerine ağırlaştı.
Örnek Ayetler (5)
Hakimler 1:35
·
Tevrat
וַיּ֤וֹאֶל הָֽאֱמֹרִי֙ לָשֶׁ֣בֶת בְּהַר־חֶ֔רֶס בְּאַיָּל֖וֹן וּבְשַֽׁעַלְבִ֑ים וַתִּכְבַּד֙ יַ֣ד בֵּית־יוֹסֵ֔ף וַיִּהְי֖וּ לָמַֽס
Amorlu Heres dağında, Ayalon'da ve Şaalvim'de oturmaya diretti; ancak Yusuf evinin eli ağırlaştı ve angaryaya tabi oldular.
1. Samuel 2:29
·
Tevrat
לָ֣מָּה תִבְעֲט֗וּ בְּזִבְחִי֙ וּבְמִנְחָתִ֔י אֲשֶׁ֥ר צִוִּ֖יתִי מָע֑וֹן וַתְּכַבֵּ֤ד אֶת־בָּנֶ֨יךָ֙ מִמֶּ֔נִּי לְהַבְרִֽיאֲכֶ֗ם מֵרֵאשִׁ֛ית כָּל־מִנְחַ֥ת יִשְׂרָאֵ֖ל לְעַמִּֽי
Konutta buyurduğum kurbanımı ve sunumu neden tekmeliyorsunuz? Halkım İsrail'in tüm sunusunun ilklerinden kendinizi semirtmek için oğullarını benden daha çok yücelttin.
1. Samuel 5:6
·
Tevrat
וַתִּכְבַּ֧ד יַד־יְהוָ֛ה אֶל־הָאַשְׁדּוֹדִ֖ים וַיְשִׁמֵּ֑ם וַיַּ֤ךְ אֹתָם֙ בַּטְּחֹרִ֔ים אֶת־אַשְׁדּ֖וֹד וְאֶת־גְּבוּלֶֽיהָ
Yahve'nin eli Aşdodluların üzerinde ağırlaştı; onları harap etti ve Aşdod'u ve sınırlarını urlarla vurdu.
1. Samuel 31:3
·
Tevrat
וַתִּכְבַּ֤ד הַמִּלְחָמָה֙ אֶל־שָׁא֔וּל וַיִּמְצָאֻ֥הוּ הַמּוֹרִ֖ים אֲנָשִׁ֣ים בַּקָּ֑שֶׁת וַיָּ֥חֶל מְאֹ֖ד מֵהַמּוֹרִֽים
Savaş Şaul'a karşı ağırlaştı, yaylı adamlar olan okçular onu buldular ve okçulardan dolayı çok kıvrandı.
1. Tarihler 10:3
·
Tevrat
וַתִּכְבַּ֤ד הַמִּלְחָמָה֙ עַל־שָׁא֔וּל וַיִּמְצָאֻ֖הוּ הַמּוֹרִ֣ים בַּקָּ֑שֶׁת וַיָּ֖חֶל מִן־הַיּוֹרִֽים
Ve savaş Şaul'un üzerinde ağırlaştı ve yaylı okçular onu buldular; ve okçulardan dolayı yaralandı.
Örnek Ayetler (5)
Yeşaya 8:23
·
Tevrat
כִּ֣י לֹ֣א מוּעָף֮ לַאֲשֶׁ֣ר מוּצָ֣ק לָהּ֒ כָּעֵ֣ת הָרִאשׁ֗וֹן הֵקַ֞ל אַ֤רְצָה זְבֻלוּן֙ וְאַ֣רְצָה נַפְתָּלִ֔י וְהָאַחֲר֖וֹן הִכְבִּ֑יד דֶּ֤רֶךְ הַיָּם֙ עֵ֣בֶר הַיַּרְדֵּ֔ן גְּלִ֖יל הַגּוֹיִֽם
Çünkü sıkıntı çeken için karanlık yoktur; ilk vakitte Zevulun yerini ve Naftali yerini hafifletti, ve sonrakinde deniz yolunu, Yarden'in ötesini, ulusların bölgesini ağırlaştırdı.
1. Krallar 12:10
·
Tevrat
וַיְדַבְּר֣וּ אֵלָ֗יו הַיְלָדִים֙ אֲשֶׁ֨ר גָּדְל֣וּ אִתּוֹ֮ לֵאמֹר֒ כֹּֽה־תֹאמַ֣ר לָעָ֣ם הַזֶּ֡ה אֲשֶׁר֩ דִּבְּר֨וּ אֵלֶ֜יךָ לֵאמֹ֗ר אָבִ֨יךָ֙ הִכְבִּ֣יד אֶת־עֻלֵּ֔נוּ וְאַתָּ֖ה הָקֵ֣ל מֵעָלֵ֑ינוּ כֹּ֚ה תְּדַבֵּ֣ר אֲלֵיהֶ֔ם קָֽטָנִּ֥י עָבָ֖ה מִמָּתְנֵ֥י אָבִֽי
Onunla büyüyen gençler ona diyerek konuştular: 'Sana diyerek konuşan bu halka şöyle diyeceksin: Baban boyunduruğumuzu ağırlaştırdı ve sen üzerimizden hafiflet; onlara şöyle konuşacaksın: Küçük parmağım babamın bellerinden kalındır.'
1. Krallar 12:14
·
Tevrat
וַיְדַבֵּ֣ר אֲלֵיהֶ֗ם כַּעֲצַ֤ת הַיְלָדִים֙ לֵאמֹ֔ר אָבִי֙ הִכְבִּ֣יד אֶֽת־עֻלְּכֶ֔ם וַאֲנִ֖י אֹסִ֣יף עַֽל־עֻלְּכֶ֑ם אָבִ֗י יִסַּ֤ר אֶתְכֶם֙ בַּשּׁוֹטִ֔ים וַאֲנִ֕י אֲיַסֵּ֥ר אֶתְכֶ֖ם בָּעַקְרַבִּֽים
Onlara gençlerin öğüdüne göre konuştu ve dedi: 'Babam boyunduruğunuzu ağırlaştırdı, ben ise boyunduruğunuza ekleyeceğim; babam sizi kırbaçlarla terbiye etti, ben ise sizi akreplerle terbiye edeceğim.'
2. Tarihler 10:10
·
Tevrat
וַיְדַבְּר֣וּ אִתּ֗וֹ הַיְלָדִים֙ אֲשֶׁ֨ר גָּדְל֣וּ אִתּוֹ֮ לֵאמֹר֒ כֹּֽה־תֹאמַ֡ר לָעָם֩ אֲשֶׁר־דִּבְּר֨וּ אֵלֶ֜יךָ לֵאמֹ֗ר אָבִ֨יךָ֙ הִכְבִּ֣יד אֶת־עֻלֵּ֔נוּ וְאַתָּ֖ה הָקֵ֣ל מֵעָלֵ֑ינוּ כֹּ֚ה תֹּאמַ֣ר אֲלֵהֶ֔ם קָֽטָנִּ֥י עָבָ֖ה מִמָּתְנֵ֥י אָבִֽי
Onunla büyüyen gençler onunla konuşarak dediler: 'Sana konuşarak, "Baban boyunduruğumuzu ağırlaştırdı ve sen üzerimizden hafiflet" diyen halka şöyle diyeceksin; onlara şöyle diyeceksin: "Benim küçük parmağım babamın bellerinden kalındır."
Ağıtlar 3:7
·
Tevrat
גָּדַ֧ר בַּעֲדִ֛י וְלֹ֥א אֵצֵ֖א הִכְבִּ֥יד נְחָשְׁתִּֽי
Etrafıma duvar ördü ve çıkamam, tuncumu ağırlaştırdı.
Örnek Ayetler (4)
Hagay 1:8
·
Tevrat
עֲל֥וּ הָהָ֛ר וַהֲבֵאתֶ֥ם עֵ֖ץ וּבְנ֣וּ הַבָּ֑יִת וְאֶרְצֶה־בּ֥וֹ וְאֶכָּבְדָ֖ה אָמַ֥ר יְהוָֽה
Dağa çıkın ve ağaç getirin ve evi inşa edin; ve ondan razı olacağım ve yüceleceğim, dedi Yahve.
Mezmurlar 86:12
·
Tevrat
אוֹדְךָ֤ אֲדֹנָ֣י אֱ֭לֹהַי בְּכָל־לְבָבִ֑י וַאֲכַבְּדָ֖ה שִׁמְךָ֣ לְעוֹלָֽם
Sana bütün kalbimle şükrederim, Efendi Tanrım; ve adını sonsuza kadar yücelteceğim.
Mısır'dan Çıkış 14:4
·
Tevrat
וְחִזַּקְתִּ֣י אֶת־לֵב־פַּרְעֹה֮ וְרָדַ֣ף אַחֲרֵיהֶם֒ וְאִכָּבְדָ֤ה בְּפַרְעֹה֙ וּבְכָל־חֵיל֔וֹ וְיָדְע֥וּ מִצְרַ֖יִם כִּֽי־אֲנִ֣י יְהוָ֑ה וַיַּֽעֲשׂוּ־כֵֽן
Firavun'un kalbini sertleştireceğim ve onların arkasından kovalayacak; Firavun'da ve bütün ordusunda yüceleceğim ve Mısırlılar benim Yahve olduğumu bilecekler. Ve öyle yaptılar.
Mısır'dan Çıkış 14:17
·
Tevrat
וַאֲנִ֗י הִנְנִ֤י מְחַזֵּק֙ אֶת־לֵ֣ב מִצְרַ֔יִם וְיָבֹ֖אוּ אַחֲרֵיהֶ֑ם וְאִכָּבְדָ֤ה בְּפַרְעֹה֙ וּבְכָל־חֵיל֔וֹ בְּרִכְבּ֖וֹ וּבְפָרָשָֽׁיו
Ben ise, işte Mısır'ın kalbini sertleştiriyorum ve onların arkasından gidecekler; Firavun'da, bütün ordusunda, savaş arabalarında ve atlılarında yücelik kazanacağım.
Örnek Ayetler (3)
Hakimler 9:9
·
Tevrat
וַיֹּ֤אמֶר לָהֶם֙ הַזַּ֔יִת הֶחֳדַ֨לְתִּי֙ אֶת־דִּשְׁנִ֔י אֲשֶׁר־בִּ֛י יְכַבְּד֥וּ אֱלֹהִ֖ים וַאֲנָשִׁ֑ים וְהָ֣לַכְתִּ֔י לָנ֖וּעַ עַל־הָעֵצִֽים
Zeytin ağacı onlara dedi: 'Tanrı'nın ve insanların benimle yüceltildiği yağımı bırakayım da, ağaçların üzerinde sallanmaya mı gideyim?'
Mezmurlar 38:5
·
Tevrat
כִּ֣י עֲ֭וֺנֹתַי עָבְר֣וּ רֹאשִׁ֑י כְּמַשָּׂ֥א כָ֝בֵ֗ד יִכְבְּד֥וּ מִמֶּֽנִּי
Çünkü suçlarım başımı aştı; ağır bir yük gibi bana ağır geliyorlar.
Eyüp 14:21
·
Tevrat
יִכְבְּד֣וּ בָ֭נָיו וְלֹ֣א יֵדָ֑ע וְ֝יִצְעֲר֗וּ וְֽלֹא־יָבִ֥ין לָֽמוֹ
Oğulları yücelir ve o bilmez; ve alçalırlar ve o onları anlamaz.
Örnek Ayetler (3)
Yeşaya 23:8
·
Tevrat
מִ֚י יָעַ֣ץ זֹ֔את עַל־צֹ֖ר הַמַּֽעֲטִירָ֑ה אֲשֶׁ֤ר סֹחֲרֶ֨יה֙ שָׂרִ֔ים כִּנְעָנֶ֖יהָ נִכְבַּדֵּי־אָֽרֶץ
Tüccarları önderler, tüccarları yerin saygınları olan taç giydiren Sur'a karşı bunu kim tasarladı?
Yeşaya 23:9
·
Tevrat
יְהוָ֥ה צְבָא֖וֹת יְעָצָ֑הּ לְחַלֵּל֙ גְּא֣וֹן כָּל־צְבִ֔י לְהָקֵ֖ל כָּל־נִכְבַּדֵּי־אָֽרֶץ
Ordular Yahvesi onu tasarladı; tüm güzelliğin gururunu kirletmek, yerin tüm saygınlarını aşağılamak için.
Süleyman'ın Özdeyişleri 8:24
·
Tevrat
בְּאֵין־תְּהֹמ֥וֹת חוֹלָ֑לְתִּי בְּאֵ֥ין מַ֝עְיָנ֗וֹת נִכְבַּדֵּי־מָֽיִם
Enginler yokken, bol sular pınarları yokken doğdum.
Örnek Ayetler (3)
Mısır'dan Çıkış 8:28
·
Tevrat
וַיַּכְבֵּ֤ד פַּרְעֹה֙ אֶת־לִבּ֔וֹ גַּ֖ם בַּפַּ֣עַם הַזֹּ֑את וְלֹ֥א שִׁלַּ֖ח אֶת־הָעָֽם
Firavun bu sefer de kalbini ağırlaştırdı ve halkı salıvermedi.
Mısır'dan Çıkış 9:7
·
Tevrat
וַיִּשְׁלַ֣ח פַּרְעֹ֔ה וְהִנֵּ֗ה לֹא־מֵ֛ת מִמִּקְנֵ֥ה יִשְׂרָאֵ֖ל עַד־אֶחָ֑ד וַיִּכְבַּד֙ לֵ֣ב פַּרְעֹ֔ה וְלֹ֥א שִׁלַּ֖ח אֶת־הָעָֽם
Firavun gönderdi ve işte İsrail sürüsünden bir taneye kadar ölmedi. Firavun'un kalbi ağırlaştı ve halkı salıvermedi.
Mısır'dan Çıkış 9:34
·
Tevrat
וַיַּ֣רְא פַּרְעֹ֗ה כִּֽי־חָדַ֨ל הַמָּטָ֧ר וְהַבָּרָ֛ד וְהַקֹּלֹ֖ת וַיֹּ֣סֶף לַחֲטֹ֑א וַיַּכְבֵּ֥ד לִבּ֖וֹ ה֥וּא וַעֲבָדָֽיו
Firavun yağmurun, dolunun ve seslerin kesildiğini gördü ve tekrar günah işledi; o ve kulları kalbini ağırlaştırdı.
Örnek Ayetler (3)
1. Samuel 2:30
·
Tevrat
לָכֵ֗ן נְאֻם־יְהוָה֮ אֱלֹהֵ֣י יִשְׂרָאֵל֒ אָמ֣וֹר אָמַ֔רְתִּי בֵּֽיתְךָ֙ וּבֵ֣ית אָבִ֔יךָ יִתְהַלְּכ֥וּ לְפָנַ֖י עַד־עוֹלָ֑ם וְעַתָּ֤ה נְאֻם־יְהוָה֙ חָלִ֣ילָה לִּ֔י כִּֽי־מְכַבְּדַ֥י אֲכַבֵּ֖ד וּבֹזַ֥י יֵקָֽלּוּ
Bu yüzden İsrail'in Tanrısı Yahve'nin bildirisidir: Senin evin ve babanın evi sonsuza dek yüzümün önünde yürüyecekler diye kesinlikle demiştim; ama şimdi Yahve'nin bildirisidir: Benden uzak olsun! Çünkü beni yüceltenleri yücelteceğim ve beni hor görenler hafifletilecekler.
Yeşaya 60:13
·
Tevrat
כְּב֤וֹד הַלְּבָנוֹן֙ אֵלַ֣יִךְ יָב֔וֹא בְּר֛וֹשׁ תִּדְהָ֥ר וּתְאַשּׁ֖וּר יַחְדָּ֑ו לְפָאֵר֙ מְק֣וֹם מִקְדָּשִׁ֔י וּמְק֥וֹם רַגְלַ֖י אֲכַבֵּֽד
Lübnan'ın yüceliği sana gelecek; selvi, çınar ve şimşir birlikte, kutsal alanımın yerini güzelleştirmek için; ve ayaklarımın yerini yücelteceğim.
Levililer 10:3
·
Tevrat
וַיֹּ֨אמֶר מֹשֶׁ֜ה אֶֽל־אַהֲרֹ֗ן הוּא֩ אֲשֶׁר־דִּבֶּ֨ר יְהוָ֤ה לֵאמֹר֙ בִּקְרֹבַ֣י אֶקָּדֵ֔שׁ וְעַל־פְּנֵ֥י כָל־הָעָ֖ם אֶכָּבֵ֑ד וַיִּדֹּ֖ם אַהֲרֹֽן
Musa Harun'a dedi: 'Yahve'nin konuştuğu şudur, diyerek: Bana yaklaşanlarda kutsal kılınacağım ve bütün halkın önünde yüceltileceğim.' Harun sustu.
Örnek Ayetler (2)
Mezmurlar 32:4
·
Tevrat
כִּ֤י יוֹמָ֣ם וָלַיְלָה֮ תִּכְבַּ֥ד עָלַ֗י יָ֫דֶ֥ךָ נֶהְפַּ֥ךְ לְשַׁדִּ֑י בְּחַרְבֹ֖נֵי קַ֣יִץ סֶֽלָה
Çünkü gündüz ve gece elin üzerimde ağırlaştı; canlılığım yaz kuraklığına döndü. Sela.
Mısır'dan Çıkış 5:9
·
Tevrat
תִּכְבַּ֧ד הָעֲבֹדָ֛ה עַל־הָאֲנָשִׁ֖ים וְיַעֲשׂוּ־בָ֑הּ וְאַל־יִשְׁע֖וּ בְּדִבְרֵי־שָֽׁקֶר
Adamların üzerine iş ağırlaşsın ve onu yapsınlar ve yalan sözlere bakmasınlar.'
Örnek Ayetler (2)
Yeşaya 26:15
·
Tevrat
יָסַ֤פְתָּ לַגּוֹי֙ יְהוָ֔ה יָסַ֥פְתָּ לַגּ֖וֹי נִכְבָּ֑דְתָּ רִחַ֖קְתָּ כָּל־קַצְוֵי־אָֽרֶץ
Ulusa ekledin, Yahve, ulusa ekledin, yüceltildin; yerin bütün uçlarını uzaklaştırdın.
Yeşaya 43:4
·
Tevrat
מֵאֲשֶׁ֨ר יָקַ֧רְתָּ בְעֵינַ֛י נִכְבַּ֖דְתָּ וַאֲנִ֣י אֲהַבְתִּ֑יךָ וְאֶתֵּ֤ן אָדָם֙ תַּחְתֶּ֔יךָ וּלְאֻמִּ֖ים תַּ֥חַת נַפְשֶֽׁךָ
Gözlerimde değerli olduğun için yüceltildin ve ben seni sevdim; ve senin yerine insanı ve canının yerine halkları vereceğim.
Örnek Ayetler (2)
Zekeriya 7:11
·
Tevrat
וַיְמָאֲנ֣וּ לְהַקְשִׁ֔יב וַיִּתְּנ֥וּ כָתֵ֖ף סֹרָ֑רֶת וְאָזְנֵיהֶ֖ם הִכְבִּ֥ידוּ מִשְּׁמֽוֹעַ
Ama dikkat etmeyi reddettiler ve isyankar omuz verdiler; ve işitmekten kulaklarını ağırlaştırdılar.
Nehemya 5:15
·
Tevrat
וְהַפַּחוֹת֩ הָרִאשֹׁנִ֨ים אֲשֶׁר־לְפָנַ֜י הִכְבִּ֣ידוּ עַל־הָעָ֗ם וַיִּקְח֨וּ מֵהֶ֜ם בְּלֶ֤חֶם וָיַ֨יִן֙ אַחַר֙ כֶּֽסֶף־שְׁקָלִ֣ים אַרְבָּעִ֔ים גַּ֥ם נַעֲרֵיהֶ֖ם שָׁלְט֣וּ עַל־הָעָ֑ם וַאֲנִי֙ לֹא־עָשִׂ֣יתִי כֵ֔ן מִפְּנֵ֖י יִרְאַ֥ת אֱלֹהִֽים
Benden önceki valiler halkın üzerine ağırlaştırdılar ve onlardan ekmek ve şarap, sonra da kırk şekel (~440 gram) gümüş aldılar; ayrıca onların hizmetkarları halkın üzerine egemen oldular. Fakat ben Tanrı korkusu yüzünden böyle yapmadım.
Örnek Ayetler (2)
2. Samuel 10:3
·
Tevrat
וַיֹּאמְרוּ֩ שָׂרֵ֨י בְנֵֽי־עַמּ֜וֹן אֶל־חָנ֣וּן אֲדֹֽנֵיהֶ֗ם הַֽמְכַבֵּ֨ד דָּוִ֤ד אֶת־אָבִ֨יךָ֙ בְּעֵינֶ֔יךָ כִּֽי־שָׁלַ֥ח לְךָ֖ מְנַֽחֲמִ֑ים הֲ֠לוֹא בַּעֲב֞וּר חֲק֤וֹר אֶת־הָעִיר֙ וּלְרַגְּלָ֣הּ וּלְהָפְכָ֔הּ שָׁלַ֥ח דָּוִ֛ד אֶת־עֲבָדָ֖יו אֵלֶֽיךָ
Ammon oğullarının önderleri efendileri Hanun'a dediler: 'Davut sana teselli ediciler gönderdi diye senin gözünde babanı onurlandırıyor mu? Davut kullarını sana şehri araştırmak, onu gözetlemek ve onu yıkmak için göndermedi mi?'
1. Tarihler 19:3
·
Tevrat
וַיֹּאמְרוּ֩ שָׂרֵ֨י בְנֵי־עַמּ֜וֹן לְחָנ֗וּן הַֽמְכַבֵּ֨ד דָּוִ֤יד אֶת־אָבִ֨יךָ֙ בְּעֵינֶ֔יךָ כִּֽי־שָׁלַ֥ח לְךָ֖ מְנַחֲמִ֑ים הֲלֹ֡א בַּ֠עֲבוּר לַחְקֹ֨ר וְלַהֲפֹ֤ךְ וּלְרַגֵּל֙ הָאָ֔רֶץ בָּ֥אוּ עֲבָדָ֖יו אֵלֶֽיךָ
Ammon oğulları önderleri Hanun'a dediler ki: 'Sana teselli ediciler gönderdiği için Davut senin gözünde babanı yüceltiyor mu? Onun kulları diyarı araştırmak, yıkmak ve casusluk yapmak için sana gelmediler mi?'