32
Kullanım
2
Lemma
7
Türev
6
Anlam
2 lemma, 7 türev form
Örnek Ayetler (5 / 16)
Hakimler 6:11
·
Tevrat
וַיָּבֹ֞א מַלְאַ֣ךְ יְהוָ֗ה וַיֵּ֨שֶׁב֙ תַּ֤חַת הָֽאֵלָה֙ אֲשֶׁ֣ר בְּעָפְרָ֔ה אֲשֶׁ֥ר לְיוֹאָ֖שׁ אֲבִ֣י הָֽעֶזְרִ֑י וְגִדְע֣וֹן בְּנ֗וֹ חֹבֵ֤ט חִטִּים֙ בַּגַּ֔ת לְהָנִ֖יס מִפְּנֵ֥י מִדְיָֽן
Sonra Yahve'nin elçisi geldi ve Ofra'da olan, Aviezrili Yoaş'a ait meşe ağacının altında oturdu; ve oğlu Gideon, Midyan yüzünden kaçırmak için üzüm sıkma çukurunda buğday dövüyordu.
Hakimler 15:1
·
Tevrat
וַיְהִ֨י מִיָּמִ֜ים בִּימֵ֣י קְצִיר־חִטִּ֗ים וַיִּפְקֹ֨ד שִׁמְשׁ֤וֹן אֶת־אִשְׁתּוֹ֙ בִּגְדִ֣י עִזִּ֔ים וַיֹּ֕אמֶר אָבֹ֥אָה אֶל־אִשְׁתִּ֖י הֶחָ֑דְרָה וְלֹֽא־נְתָנ֥וֹ אָבִ֖יהָ לָבֽוֹא
Günler sonra, buğday hasadı günlerinde Şimşon bir keçi oğlağıyla karısını ziyaret etti ve dedi: 'Karıma, odaya gireceğim.' Ancak babası onun girmesine izin vermedi.
2. Samuel 4:6
·
Tevrat
וְ֠הֵנָּה בָּ֜אוּ עַד־תּ֤וֹךְ הַבַּ֨יִת֙ לֹקְחֵ֣י חִטִּ֔ים וַיַּכֻּ֖הוּ אֶל־הַחֹ֑מֶשׁ וְרֵכָ֛ב וּבַעֲנָ֥ה אָחִ֖יו נִמְלָֽטוּ
Ve işte evin ortasına kadar buğday alanlar olarak geldiler ve onu karnından vurdular; Rekav ve kardeşi Baana kaçtılar.
Yeremya 12:13
·
Tevrat
זָרְע֤וּ חִטִּים֙ וְקֹצִ֣ים קָצָ֔רוּ נֶחְל֖וּ לֹ֣א יוֹעִ֑לוּ וּבֹ֨שׁוּ֙ מִתְּבוּאֹ֣תֵיכֶ֔ם מֵחֲר֖וֹן אַף־יְהוָֽה
Buğday ektiler ve dikenler biçtiler; yoruldular, yarar sağlamadılar. Yahve'nin öfkesinin alevinden ürünlerinizden utanın.
Yeremya 41:8
·
Tevrat
וַעֲשָׂרָ֨ה אֲנָשִׁ֜ים נִמְצְאוּ־בָ֗ם וַיֹּאמְר֤וּ אֶל־יִשְׁמָעֵאל֙ אַל־תְּמִתֵ֔נוּ כִּֽי־יֶשׁ־לָ֤נוּ מַטְמֹנִים֙ בַּשָּׂדֶ֔ה חִטִּ֥ים וּשְׂעֹרִ֖ים וְשֶׁ֣מֶן וּדְבָ֑שׁ וַיֶּחְדַּ֕ל וְלֹ֥א הֱמִיתָ֖ם בְּת֥וֹךְ אֲחֵיהֶֽם
Ama aralarında on adam bulundu ve İsmail'e dediler: 'Bizi öldürme; çünkü tarlada gizli hazinelerimiz, buğday, arpa, yağ ve bal var.' Bunun üzerine o durdu ve onları kardeşlerinin içinde öldürmedi.
Örnek Ayetler (5 / 6)
Yeşaya 28:25
·
Tevrat
הֲלוֹא֙ אִם־שִׁוָּ֣ה פָנֶ֔יהָ וְהֵפִ֥יץ קֶ֖צַח וְכַמֹּ֣ן יִזְרֹ֑ק וְשָׂ֨ם חִטָּ֤ה שׂוֹרָה֙ וּשְׂעֹרָ֣ה נִסְמָ֔ן וְכֻסֶּ֖מֶת גְּבֻלָתֽוֹ
Onun yüzünü düzlerse, çörek otu saçar ve kimyon serper değil mi; ve sırayla buğday ve işaretlenmiş yere arpa ve onun sınırına kızıl buğday koyar.
Yoel 1:11
·
Tevrat
הֹבִ֣ישׁוּ אִכָּרִ֗ים הֵילִ֨ילוּ֙ כֹּֽרְמִ֔ים עַל־חִטָּ֖ה וְעַל־שְׂעֹרָ֑ה כִּ֥י אָבַ֖ד קְצִ֥יר שָׂדֶֽה
Utanın, ey çiftçiler, feryat edin, ey bağcılar, buğday ve arpa için; çünkü tarlanın hasadı yok oldu.
Mezmurlar 81:17
·
Tevrat
וַֽ֭יַּאֲכִילֵהוּ מֵחֵ֣לֶב חִטָּ֑ה וּ֝מִצּ֗וּר דְּבַ֣שׁ אַשְׂבִּיעֶֽךָ
Ve onu buğdayın yağından yedirirdi ve kayadan balla seni doyururdum.
Eyüp 31:40
·
Tevrat
תַּ֤חַת חִטָּ֨ה יֵ֥צֵא ח֗וֹחַ וְתַֽחַת־שְׂעֹרָ֥ה בָאְשָׁ֑ה תַּ֝֗מּוּ דִּבְרֵ֥י אִיּֽוֹב
Buğday yerine diken çıksın ve arpa yerine yabani ot. Eyyup'un sözleri bitti.
Yasa'nın Tekrarı 8:8
·
Tevrat
אֶ֤רֶץ חִטָּה֙ וּשְׂעֹרָ֔ה וְגֶ֥פֶן וּתְאֵנָ֖ה וְרִמּ֑וֹן אֶֽרֶץ־זֵ֥ית שֶׁ֖מֶן וּדְבָֽשׁ
buğday ve arpa, asma, incir ve nar yeri; zeytinyağı ve bal yeri;
Örnek Ayetler (3)
Hezekiel 45:13
·
Tevrat
זֹ֥את הַתְּרוּמָ֖ה אֲשֶׁ֣ר תָּרִ֑ימוּ שִׁשִּׁ֤ית הָֽאֵיפָה֙ מֵחֹ֣מֶר הַֽחִטִּ֔ים וְשִׁשִּׁיתֶם֙ הָֽאֵיפָ֔ה מֵחֹ֖מֶר הַשְּׂעֹרִֽים
Kaldıracağınız sunu budur: buğdayın homerinden efanın altıda biri, ve arpanın homerinden efanın altıda birini vereceksiniz.
2. Tarihler 2:14
·
Tevrat
וְ֠עַתָּה הַחִטִּ֨ים וְהַשְּׂעֹרִ֜ים הַשֶּׁ֤מֶן וְהַיַּ֨יִן֙ אֲשֶׁ֣ר אָמַ֣ר אֲדֹנִ֔י יִשְׁלַ֖ח לַעֲבָדָֽיו
Ve şimdi efendimin dediği buğdayı, arpayı, yağı ve şarabı kullarına göndersin.
Rut 2:23
·
Tevrat
וַתִּדְבַּ֞ק בְּנַעֲר֥וֹת בֹּ֨עַז֙ לְלַקֵּ֔ט עַד־כְּל֥וֹת קְצִֽיר־הַשְּׂעֹרִ֖ים וּקְצִ֣יר הַֽחִטִּ֑ים וַתֵּ֖שֶׁב אֶת־חֲמוֹתָֽהּ
Böylece arpa hasadının ve buğday hasadının bitmesine kadar toplamak için Boaz'ın genç kadınlarına yapıştı; ve kaynanasıyla oturdu.
Örnek Ayetler (1)
Hezekiel 27:17
·
Tevrat
יְהוּדָה֙ וְאֶ֣רֶץ יִשְׂרָאֵ֔ל הֵ֖מָּה רֹכְלָ֑יִךְ בְּחִטֵּ֣י מִ֠נִּית וּפַנַּ֨ג וּדְבַ֤שׁ וָשֶׁ֨מֶן֙ וָצֹ֔רִי נָתְנ֖וּ מַעֲרָבֵֽךְ
Yahuda ve İsrail diyarı, onlar senin tüccarlarındı; Minnit buğdayı, pannag, bal, yağ ve pelesenk yağıyla senin malını verdiler.
Örnek Ayetler (1)
Mısır'dan Çıkış 9:32
·
Tevrat
וְהַחִטָּ֥ה וְהַכֻּסֶּ֖מֶת לֹ֣א נֻכּ֑וּ כִּ֥י אֲפִילֹ֖ת הֵֽנָּה
Buğday ve kızıl buğday vurulmadı; çünkü onlar geç olgunlaşandı.
Örnek Ayetler (1)
Hezekiel 4:9
·
Tevrat
וְאַתָּ֣ה קַח־לְךָ֡ חִטִּ֡ין וּ֠שְׂעֹרִים וּפ֨וֹל וַעֲדָשִׁ֜ים וְדֹ֣חַן וְכֻסְּמִ֗ים וְנָתַתָּ֤ה אוֹתָם֙ בִּכְלִ֣י אֶחָ֔ד וְעָשִׂ֧יתָ אוֹתָ֛ם לְךָ֖ לְלָ֑חֶם מִסְפַּ֨ר הַיָּמִ֜ים אֲשֶׁר־אַתָּ֣ה שׁוֹכֵ֣ב עַֽל־צִדְּךָ֗ שְׁלֹשׁ־מֵא֧וֹת וְתִשְׁעִ֛ים י֖וֹם תֹּאכֲלֶֽנּוּ
Ve sen kendine buğday ve arpa ve bakla ve mercimek ve darı ve kızıl buğday al ve onları bir kaba koy ve onları kendine ekmek yap; yanının üzerine yatacağın günlerin sayısı kadar, üç yüz doksan gün onu yiyeceksin.
Örnek Ayetler (1)
1. Tarihler 21:23
·
Tevrat
וַיֹּ֨אמֶר אָרְנָ֤ן אֶל־דָּוִיד֙ קַֽח־לָ֔ךְ וְיַ֛עַשׂ אֲדֹנִ֥י הַמֶּ֖לֶךְ הַטּ֣וֹב בְּעֵינָ֑יו רְאֵה֩ נָתַ֨תִּי הַבָּקָ֜ר לָֽעֹל֗וֹת וְהַמּוֹרִגִּ֧ים לָעֵצִ֛ים וְהַחִטִּ֥ים לַמִּנְחָ֖ה הַכֹּ֥ל נָתָֽתִּי
Ornan Davut'a dedi: 'Kendine al, efendim kral gözlerinde iyi olanı yapsın; gör, sığırları yakmalık sunular için, dövenleri odunlar için ve buğdayları sunu için verdim; hepsini verdim.'
Örnek Ayetler (1)
2. Samuel 17:28
·
Tevrat
מִשְׁכָּ֤ב וְסַפּוֹת֙ וּכְלִ֣י יוֹצֵ֔ר וְחִטִּ֥ים וּשְׂעֹרִ֖ים וְקֶ֣מַח וְקָלִ֑י וּפ֥וֹל וַעֲדָשִׁ֖ים וְקָלִֽי
yatak, taslar, çömlekçi kabı, buğday, arpa, un, kavrulmuş tahıl, bakla, mercimek ve kavrulmuş tohum,
Örnek Ayetler (2)
Ezra 6:9
·
Tevrat
וּמָ֣ה חַשְׁחָ֡ן וּבְנֵ֣י תוֹרִ֣ין וְדִכְרִ֣ין וְאִמְּרִ֣ין לַעֲלָוָ֣ן לֶאֱלָ֪הּ שְׁמַיָּ֟א חִנְטִ֞ין מְלַ֣ח חֲמַ֣ר וּמְשַׁ֗ח כְּמֵאמַ֨ר כָּהֲנַיָּ֤א דִי־בִירֽוּשְׁלֶם֙ לֶהֱוֵ֨א מִתְיְהֵ֥ב לְהֹ֛ם י֥וֹם בְּי֖וֹם דִּי־לָ֥א שָׁלֽוּ
Ve neye ihtiyaçları varsa, göklerin Tanrısı'na yakmalık sunular için boğalar, koçlar ve kuzular, buğday, tuz, şarap ve yağ, Yeruşalim'deki kâhinlerin sözüne göre, onlara günden güne ihmal edilmeden verilsin.
Ezra 7:22
·
Tevrat
עַד־כְּסַף֮ כַּכְּרִ֣ין מְאָה֒ וְעַד־חִנְטִין֙ כֹּרִ֣ין מְאָ֔ה וְעַד־חֲמַר֙ בַּתִּ֣ין מְאָ֔ה וְעַד־בַּתִּ֥ין מְשַׁ֖ח מְאָ֑ה וּמְלַ֖ח דִּי־לָ֥א כְתָֽב
yüz talant (~3400 kg) gümüşe, yüz kor (~22000 litre) buğdaya, yüz bat (~2200 litre) şaraba, yüz bat (~2200 litre) zeytinyağına ve sınırsız tuza kadar.