1214
Kullanım
2
Lemma
15
Türev
12
Anlam
2 lemma, 15 türev form
Kelime | Okunuş | Anlam | Tür | Adet | ||
|---|---|---|---|---|---|---|
הַזֶּֽה Lemma | hazze | bu, bu, şu | Zamir | 704 | ||
זֶה | ze | bu, bu, şu | Zamir | 323 | ||
מִזֶּה | mi-zze | bundan, bu, şu | Zamir | 64 | ||
וְזֶה | veze | ve bu, bu, şu | Zamir | 51 | ||
בָזֶה | ba-ze | bunda, bu, şu | Zamir | 30 | ||
וּמִזָּה | umizza | ve bundan, bu, şu | Zamir | 13 | ||
Örnek Ayetler (5 / 13) Hezekiel 45:7 · Tevrat וְלַנָּשִׂ֡יא מִזֶּ֣ה וּמִזֶּה֩ לִתְרוּמַ֨ת הַקֹּ֜דֶשׁ וְלַאֲחֻזַּ֣ת הָעִ֗יר אֶל־פְּנֵ֤י תְרֽוּמַת־הַקֹּ֨דֶשׁ֙ וְאֶל־פְּנֵי֙ אֲחֻזַּ֣ת הָעִ֔יר מִפְּאַת־יָ֣ם יָ֔מָּה וּמִפְּאַת־קֵ֖דְמָה קָדִ֑ימָה וְאֹ֗רֶךְ לְעֻמּוֹת֙ אַחַ֣ד הַחֲלָקִ֔ים מִגְּב֥וּל יָ֖ם אֶל־גְּב֥וּל קָדִֽימָה Ve öndere, kutsal sununun ve şehrin mülkünün bu yanından ve bu yanından, kutsal sununun önüne ve şehrin mülkünün önüne, batı tarafından batıya ve doğu tarafından doğuya; ve uzunluk payların birinin karşısında, batı sınırından doğu sınırına olacak. Hezekiel 47:7 · Tevrat בְּשׁוּבֵ֕נִי וְהִנֵּה֙ אֶל־שְׂפַ֣ת הַנַּ֔חַל עֵ֖ץ רַ֣ב מְאֹ֑ד מִזֶּ֖ה וּמִזֶּֽה Geri döndüğümde, ve işte, vadinin kıyısında bu tarafta ve şu tarafta çok fazla ağaç vardı. Hezekiel 47:12 · Tevrat וְעַל־הַנַּ֣חַל יַעֲלֶ֣ה עַל־שְׂפָת֣וֹ מִזֶּ֣ה וּמִזֶּ֣ה כָּל־עֵֽץ־מַ֠אֲכָל לֹא־יִבּ֨וֹל עָלֵ֜הוּ וְלֹֽא־יִתֹּ֣ם פִּרְי֗וֹ לָֽחֳדָשָׁיו֙ יְבַכֵּ֔ר כִּ֣י מֵימָ֔יו מִן־הַמִּקְדָּ֖שׁ הֵ֣מָּה יֽוֹצְאִ֑ים וְהָיָ֤ה פִרְיוֹ֙ לְמַֽאֲכָ֔ל וְעָלֵ֖הוּ לִתְרוּפָֽה Ve vadinin üzerinde, kıyısında, bu tarafta ve şu tarafta her yiyecek ağacı yükselecek; yaprağı solmayacak ve meyvesi tükenmeyecek; aylarına göre ilk meyvesini verecek, çünkü suları tapınaktan çıkıyor; ve meyvesi yiyecek için ve yaprağı şifa için olacak. Hezekiel 48:21 · Tevrat וְהַנּוֹתָ֣ר לַנָּשִׂ֣יא מִזֶּ֣ה וּמִזֶּ֣ה לִתְרֽוּמַת־הַקֹּ֣דֶשׁ וְלַאֲחֻזַּ֪ת הָעִ֟יר אֶל־פְּנֵ֣י חֲמִשָּׁה֩ וְעֶשְׂרִ֨ים אֶ֥לֶף תְּרוּמָה֮ עַד־גְּב֣וּל קָדִימָה֒ וְיָ֗מָּה עַל־פְּ֠נֵי חֲמִשָּׁ֨ה וְעֶשְׂרִ֥ים אֶ֨לֶף֙ עַל־גְּב֣וּל יָ֔מָּה לְעֻמַּ֥ת חֲלָקִ֖ים לַנָּשִׂ֑יא וְהָֽיְתָה֙ תְּרוּמַ֣ת הַקֹּ֔דֶשׁ וּמִקְדַּ֥שׁ הַבַּ֖יִת בְּתוֹכֽוֹ Kutsal sununun ve şehrin mülkünün bu yanında ve bu yanında kalan öndere ait olacaktır; doğu sınırına kadar yirmi beş binlik sununun yanında ve batı sınırına kadar yirmi beş binin yanında batıya doğru, payların karşısında öndere ait olacaktır; kutsal sunu ve evin tapınağı onun ortasında olacaktır. 1. Krallar 10:19 · Tevrat שֵׁ֧שׁ מַעֲל֣וֹת לַכִּסֵּ֗ה וְרֹאשׁ־עָגֹ֤ל לַכִּסֵּה֙ מֵאַֽחֲרָ֔יו וְיָדֹ֛ת מִזֶּ֥ה וּמִזֶּ֖ה אֶל־מְק֣וֹם הַשָּׁ֑בֶת וּשְׁנַ֣יִם אֲרָי֔וֹת עֹמְדִ֖ים אֵ֥צֶל הַיָּדֽוֹת Tahtın altı basamağı vardı ve tahtın arkadan yuvarlak bir başı vardı; oturma yerinin bu yanında ve şu yanında kollar vardı ve kolların yanında duran iki aslan vardı. | ||||||
כָזֶה | khaze | bunun gibi, bu, şu | Zamir | 8 | ||
וְכָזֶה | ve-khaze | ve bunun gibi, bu, şu | Zamir | 3 | ||
לָזֶה | la-ze | buna, bu, şu | Zamir | 3 | ||
הֲכָזֶה | hakhaze | bunun gibi mi, bu, şu | Zamir | 1 | ||
וּבָזֶה | u-vaze | ve bunda, bu, şu | Zamir | 1 | ||
הֲלָזֶה | halaze | bu, bu, şu | Zamir | 1 | ||
זֹה Lemma | zo | bu, bu, şu | Zamir | 7 | ||
כָּזֹה | kazo | bunun gibi, bu, şu | Zamir | 2 | ||
זוּ | zu | bu, bu, şu, ki o | Zamir | 1 | ||
כָזֹה | kazo | bunun gibi, bu, şu | Zamir | 1 | ||
זֹּה | zo | bu, bu, şu | Zamir | 1 | ||
Örnek Ayetler (5 / 704)
Hakimler 1:21
·
Tevrat
וְאֶת־הַיְבוּסִי֙ יֹשֵׁ֣ב יְרֽוּשָׁלִַ֔ם לֹ֥א הוֹרִ֖ישׁוּ בְּנֵ֣י בִנְיָמִ֑ן וַיֵּ֨שֶׁב הַיְבוּסִ֜י אֶת־בְּנֵ֤י בִנְיָמִן֙ בִּיר֣וּשָׁלִַ֔ם עַ֖ד הַיּ֥וֹם הַזֶּֽה
Binyamin oğulları Yeruşalim'de oturan Yebusluyu kovmadılar; böylece Yebuslu bu güne kadar Yeruşalim'de Binyamin oğullarıyla oturdu.
Hakimler 1:26
·
Tevrat
וַיֵּ֣לֶךְ הָאִ֔ישׁ אֶ֖רֶץ הַחִתִּ֑ים וַיִּ֣בֶן עִ֗יר וַיִּקְרָ֤א שְׁמָהּ֙ ל֔וּז ה֣וּא שְׁמָ֔הּ עַ֖ד הַיּ֥וֹם הַזֶּֽה
Adam Hititlerin diyarına gitti, bir şehir inşa etti ve adını Luz koydu; bu güne kadar onun adı budur.
Hakimler 2:20
·
Tevrat
וַיִּֽחַר־אַ֥ף יְהוָ֖ה בְּיִשְׂרָאֵ֑ל וַיֹּ֗אמֶר יַעַן֩ אֲשֶׁ֨ר עָבְר֜וּ הַגּ֣וֹי הַזֶּ֗ה אֶת־בְּרִיתִי֙ אֲשֶׁ֣ר צִוִּ֣יתִי אֶת־אֲבוֹתָ֔ם וְלֹ֥א שָׁמְע֖וּ לְקוֹלִֽי
Yahve'nin öfkesi İsrail'e alevlendi ve dedi: 'Mademki bu ulus babalarına buyurduğum antlaşmamı bozdu ve sesimi dinlemedi;'
Hakimler 6:24
·
Tevrat
וַיִּבֶן֩ שָׁ֨ם גִּדְע֤וֹן מִזְבֵּ֨חַ֙ לַֽיהוָ֔ה וַיִּקְרָא־ל֥וֹ יְהוָ֖ה שָׁל֑וֹם עַ֚ד הַיּ֣וֹם הַזֶּ֔ה עוֹדֶ֕נּוּ בְּעָפְרָ֖ת אֲבִ֥י הָעֶזְרִֽי
Gideon orada Yahve'ye bir sunak yaptı ve ona Yahve Şalom adını verdi; o bugüne kadar hala Aviezrilerin Ofra'sındadır.
Hakimler 6:26
·
Tevrat
וּבָנִ֨יתָ מִזְבֵּ֜חַ לַיהוָ֣ה אֱלֹהֶ֗יךָ עַ֣ל רֹ֧אשׁ הַמָּע֛וֹז הַזֶּ֖ה בַּמַּֽעֲרָכָ֑ה וְלָֽקַחְתָּ֙ אֶת־הַפָּ֣ר הַשֵּׁנִ֔י וְהַעֲלִ֣יתָ עוֹלָ֔ה בַּעֲצֵ֥י הָאֲשֵׁרָ֖ה אֲשֶׁ֥ר תִּכְרֹֽת
Ve bu kalenin tepesinde düzenli bir şekilde Yahve Tanrın için bir sunak inşa et; ikinci boğayı al ve keseceğin Aşera'nın odunlarıyla yakmalık sunu sun.
Örnek Ayetler (4 / 323)
Hakimler 4:14
·
Tevrat
וַתֹּאמֶר֩ דְּבֹרָ֨ה אֶל־בָּרָ֜ק ק֗וּם כִּ֣י זֶ֤ה הַיּוֹם֙ אֲשֶׁר֩ נָתַ֨ן יְהוָ֤ה אֶת־סִֽיסְרָא֙ בְּיָדֶ֔ךָ הֲלֹ֥א יְהוָ֖ה יָצָ֣א לְפָנֶ֑יךָ וַיֵּ֤רֶד בָּרָק֙ מֵהַ֣ר תָּב֔וֹר וַעֲשֶׂ֧רֶת אֲלָפִ֛ים אִ֖ישׁ אַחֲרָֽיו
Ve Debora Barak'a dedi: 'Kalk, çünkü Yahve'nin Sisera'yı senin eline verdiği gün bugündür. Yahve senin önünden çıkmadı mı?' Ve Barak Tavor dağından indi ve on bin adam onun ardındaydı.
Hakimler 5:5
·
Tevrat
הָרִ֥ים נָזְל֖וּ מִפְּנֵ֣י יְהוָ֑ה זֶ֣ה סִינַ֔י מִפְּנֵ֕י יְהוָ֖ה אֱלֹהֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל
Dağlar Yahve'nin yüzünden aktı; bu Sina, İsrail'in Tanrısı Yahve'nin yüzünden aktı.
Hakimler 6:14
·
Tevrat
וַיִּ֤פֶן אֵלָיו֙ יְהוָ֔ה וַיֹּ֗אמֶר לֵ֚ךְ בְּכֹחֲךָ֣ זֶ֔ה וְהוֹשַׁעְתָּ֥ אֶת־יִשְׂרָאֵ֖ל מִכַּ֣ף מִדְיָ֑ן הֲלֹ֖א שְׁלַחְתִּֽיךָ
Bunun üzerine Yahve ona döndü ve dedi ki: 'Bu gücünle git ve İsrail'i Midyan'ın avucundan kurtar. Seni ben göndermedim mi?'
Hakimler 7:4
·
Tevrat
וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֜ה אֶל־גִּדְע֗וֹן עוֹד֮ הָעָ֣ם רָב֒ הוֹרֵ֤ד אוֹתָם֙ אֶל־הַמַּ֔יִם וְאֶצְרְפֶ֥נּוּ לְךָ֖ שָׁ֑ם וְהָיָ֡ה אֲשֶׁר֩ אֹמַ֨ר אֵלֶ֜יךָ זֶ֣ה יֵלֵ֣ךְ אִתָּ֗ךְ ה֚וּא יֵלֵ֣ךְ אִתָּ֔ךְ וְכֹ֨ל אֲשֶׁר־אֹמַ֜ר אֵלֶ֗יךָ זֶ֚ה לֹא־יֵלֵ֣ךְ עִמָּ֔ךְ ה֖וּא לֹ֥א יֵלֵֽךְ
Yahve Gideon'a dedi ki: 'Halk hâlâ çoktur. Onları suya indir ve orada senin için onları sınayacağım. Sana kimin için, 'Bu seninle gidecek' dersem, o seninle gidecek. Ve sana kimin için, 'Bu seninle gitmeyecek' dersem, o gitmeyecek.'
Örnek Ayetler (5 / 64)
Hakimler 6:18
·
Tevrat
אַל־נָ֨א תָמֻ֤שׁ מִזֶּה֙ עַד־בֹּאִ֣י אֵלֶ֔יךָ וְהֹֽצֵאתִי֙ אֶת־מִנְחָתִ֔י וְהִנַּחְתִּ֖י לְפָנֶ֑יךָ וַיֹּאמַ֕ר אָנֹכִ֥י אֵשֵׁ֖ב עַ֥ד שׁוּבֶֽךָ
Sana gelinceye, sunumu çıkarıp önüne koyuncaya kadar lütfen buradan ayrılma.' O da dedi ki: 'Sen dönünceye kadar ben oturacağım.'
Hakimler 13:6
·
Tevrat
וַתָּבֹ֣א הָאִשָּׁ֗ה וַתֹּ֣אמֶר לְאִישָׁהּ֮ לֵאמֹר֒ אִ֤ישׁ הָאֱלֹהִים֙ בָּ֣א אֵלַ֔י וּמַרְאֵ֕הוּ כְּמַרְאֵ֛ה מַלְאַ֥ךְ הָאֱלֹהִ֖ים נוֹרָ֣א מְאֹ֑ד וְלֹ֤א שְׁאִלְתִּ֨יהוּ֙ אֵֽי־מִזֶּ֣ה ה֔וּא וְאֶת־שְׁמ֖וֹ לֹֽא־הִגִּ֥יד לִֽי
Bunun üzerine kadın geldi ve kocasına diyerek dedi: 'Tanrı'nın adamı bana geldi ve onun görünüşü Tanrı'nın elçisinin görünüşü gibi çok korkunçtu; ve ona nereden olduğunu sormadım ve bana adını bildirmedi.'
Hezekiel 45:2
·
Tevrat
יִהְיֶ֤ה מִזֶּה֙ אֶל־הַקֹּ֔דֶשׁ חֲמֵ֥שׁ מֵא֛וֹת בַּחֲמֵ֥שׁ מֵא֖וֹת מְרֻבָּ֣ע סָבִ֑יב וַחֲמִשִּׁ֣ים אַמָּ֔ה מִגְרָ֥שׁ ל֖וֹ סָבִֽיב
Bundan kutsal yer için çevresinde beş yüze beş yüz kare olacak; ve çevresinde onun için elli kubit (~22.5 m) açık alan olacak.
Hezekiel 45:7
·
Tevrat
וְלַנָּשִׂ֡יא מִזֶּ֣ה וּמִזֶּה֩ לִתְרוּמַ֨ת הַקֹּ֜דֶשׁ וְלַאֲחֻזַּ֣ת הָעִ֗יר אֶל־פְּנֵ֤י תְרֽוּמַת־הַקֹּ֨דֶשׁ֙ וְאֶל־פְּנֵי֙ אֲחֻזַּ֣ת הָעִ֔יר מִפְּאַת־יָ֣ם יָ֔מָּה וּמִפְּאַת־קֵ֖דְמָה קָדִ֑ימָה וְאֹ֗רֶךְ לְעֻמּוֹת֙ אַחַ֣ד הַחֲלָקִ֔ים מִגְּב֥וּל יָ֖ם אֶל־גְּב֥וּל קָדִֽימָה
Ve öndere, kutsal sununun ve şehrin mülkünün bu yanından ve bu yanından, kutsal sununun önüne ve şehrin mülkünün önüne, batı tarafından batıya ve doğu tarafından doğuya; ve uzunluk payların birinin karşısında, batı sınırından doğu sınırına olacak.
Hezekiel 47:7
·
Tevrat
בְּשׁוּבֵ֕נִי וְהִנֵּה֙ אֶל־שְׂפַ֣ת הַנַּ֔חַל עֵ֖ץ רַ֣ב מְאֹ֑ד מִזֶּ֖ה וּמִזֶּֽה
Geri döndüğümde, ve işte, vadinin kıyısında bu tarafta ve şu tarafta çok fazla ağaç vardı.
Örnek Ayetler (5 / 51)
Hakimler 21:11
·
Tevrat
וְזֶ֥ה הַדָּבָ֖ר אֲשֶׁ֣ר תַּעֲשׂ֑וּ כָּל־זָכָ֗ר וְכָל־אִשָּׁ֛ה יֹדַ֥עַת מִשְׁכַּב־זָכָ֖ר תַּחֲרִֽימוּ
Ve yapacağınız şey budur: Bütün erkekleri ve erkek yatmasını bilen bütün kadınları yok edeceksiniz.
Hezekiel 1:5
·
Tevrat
וּמִ֨תּוֹכָ֔הּ דְּמ֖וּת אַרְבַּ֣ע חַיּ֑וֹת וְזֶה֙ מַרְאֵֽיהֶ֔ן דְּמ֥וּת אָדָ֖ם לָהֵֽנָּה
Ve onun içinden dört canlının benzerliği vardı; ve onların görünümü budur: onlara insan benzerliği vardı.
Hezekiel 43:13
·
Tevrat
וְאֵ֨לֶּה מִדּ֤וֹת הַמִּזְבֵּ֨חַ֙ בָּֽאַמּ֔וֹת אַמָּ֥ה אַמָּ֖ה וָטֹ֑פַח וְחֵ֨יק הָאַמָּ֜ה וְאַמָּה־רֹ֗חַב וּגְבוּלָ֨הּ אֶל־שְׂפָתָ֤הּ סָבִיב֙ זֶ֣רֶת הָאֶחָ֔ד וְזֶ֖ה גַּ֥ב הַמִּזְבֵּֽחַ
Ve sunağın kubit (~45 cm) cinsinden ölçüleri şunlardır: Kubit (~45 cm), bir kubit (~45 cm) ve bir el ayasıdır; ve tabanı bir kubit (~45 cm) ve eni bir kubit (~45 cm), ve kenarına doğru çepeçevre sınırı bir karıştır; ve sunağın yüksekliği budur.
Hezekiel 47:15
·
Tevrat
וְזֶ֖ה גְּב֣וּל הָאָ֑רֶץ לִפְאַ֨ת צָפ֜וֹנָה מִן־הַיָּ֧ם הַגָּד֛וֹל הַדֶּ֥רֶךְ חֶתְלֹ֖ן לְב֥וֹא צְדָֽדָה
Ve yerin sınırı budur: kuzey tarafına, Büyük Deniz'den, Hetlon yoluyla, Tsedad'a girişe kadar;
Yeremya 23:6
·
Tevrat
בְּיָמָיו֙ תִּוָּשַׁ֣ע יְהוּדָ֔ה וְיִשְׂרָאֵ֖ל יִשְׁכֹּ֣ן לָבֶ֑טַח וְזֶה־שְּׁמ֥וֹ אֲֽשֶׁר־יִקְרְא֖וֹ יְהוָ֥ה צִדְקֵֽנוּ
Onun günlerinde Yahuda kurtulacak ve İsrail güvenle oturacak; ve onu çağıracakları adı budur: Yahve doğruluğumuzdur.
Örnek Ayetler (5 / 30)
Hakimler 18:3
·
Tevrat
הֵ֚מָּה עִם־בֵּ֣ית מִיכָ֔ה וְהֵ֣מָּה הִכִּ֔ירוּ אֶת־ק֥וֹל הַנַּ֖עַר הַלֵּוִ֑י וַיָּס֣וּרוּ שָׁ֗ם וַיֹּ֤אמְרוּ לוֹ֙ מִֽי־הֱבִיאֲךָ֣ הֲלֹ֔ם וּמָֽה־אַתָּ֥ה עֹשֶׂ֛ה בָּזֶ֖ה וּמַה־לְּךָ֥ פֹֽה
Onlar Mika'nın evindeyken, Levili gencin sesini tanıdılar; oraya saptılar ve ona dediler: 'Seni buraya kim getirdi? Ve burada ne yapıyorsun? Ve burada senin neyin var?'
2. Samuel 11:12
·
Tevrat
וַיֹּ֨אמֶר דָּוִ֜ד אֶל־אוּרִיָּ֗ה שֵׁ֥ב בָּזֶ֛ה גַּם־הַיּ֖וֹם וּמָחָ֣ר אֲשַׁלְּחֶ֑ךָּ וַיֵּ֨שֶׁב אוּרִיָּ֧ה בִירוּשָׁלִַ֛ם בַּיּ֥וֹם הַה֖וּא וּמִֽמָּחֳרָֽת
Davut Uriya'ya dedi: 'Bugün de burada otur, yarın seni göndereceğim.' Uriya o gün ve ertesi gün Yeruşalim'de oturdu.
1. Samuel 1:26
·
Tevrat
וַתֹּ֨אמֶר֙ בִּ֣י אֲדֹנִ֔י חֵ֥י נַפְשְׁךָ֖ אֲדֹנִ֑י אֲנִ֣י הָאִשָּׁ֗ה הַנִּצֶּ֤בֶת עִמְּכָה֙ בָּזֶ֔ה לְהִתְפַּלֵּ֖ל אֶל־יְהוָֽה
Ve dedi: 'Lütfen efendim, canın yaşıyor efendim, Yahve'ye dua etmek için burada seninle duran kadın benim.'
1. Samuel 9:11
·
Tevrat
הֵ֗מָּה עֹלִים֙ בְּמַעֲלֵ֣ה הָעִ֔יר וְהֵ֨מָּה֙ מָצְא֣וּ נְעָר֔וֹת יֹצְא֖וֹת לִשְׁאֹ֣ב מָ֑יִם וַיֹּאמְר֣וּ לָהֶ֔ן הֲיֵ֥שׁ בָּזֶ֖ה הָרֹאֶֽה
Onlar şehrin yokuşunda çıkıyorlardı ve su çekmek için çıkan genç kızlarla karşılaştılar ve onlara dediler: 'Gören burada mı?'
1. Samuel 14:34
·
Tevrat
וַיֹּ֣אמֶר שָׁא֣וּל פֻּ֣צוּ בָעָ֡ם וַאֲמַרְתֶּ֣ם לָהֶ֡ם הַגִּ֣ישׁוּ אֵלַי֩ אִ֨ישׁ שׁוֹר֜וֹ וְאִ֣ישׁ שְׂיֵ֗הוּ וּשְׁחַטְתֶּ֤ם בָּזֶה֙ וַאֲכַלְתֶּ֔ם וְלֹֽא־תֶחֶטְא֥וּ לַֽיהוָ֖ה לֶאֱכֹ֣ל אֶל־הַדָּ֑ם וַיַּגִּ֨שׁוּ כָל־הָעָ֜ם אִ֣ישׁ שׁוֹר֧וֹ בְיָד֛וֹ הַלַּ֖יְלָה וַיִּשְׁחֲטוּ־שָֽׁם
Şaul dedi: 'Halkın içinde dağılın ve onlara deyin: Adam sığırını ve adam koyununu bana yaklaştırsın, burada kesin ve yiyin; kan üzerinde yiyerek Yahve'ye günah işlemeyin.' Bütün halk gece adam elinde sığırını yaklaştırdı ve orada kestiler.
Örnek Ayetler (5 / 13)
Hezekiel 45:7
·
Tevrat
וְלַנָּשִׂ֡יא מִזֶּ֣ה וּמִזֶּה֩ לִתְרוּמַ֨ת הַקֹּ֜דֶשׁ וְלַאֲחֻזַּ֣ת הָעִ֗יר אֶל־פְּנֵ֤י תְרֽוּמַת־הַקֹּ֨דֶשׁ֙ וְאֶל־פְּנֵי֙ אֲחֻזַּ֣ת הָעִ֔יר מִפְּאַת־יָ֣ם יָ֔מָּה וּמִפְּאַת־קֵ֖דְמָה קָדִ֑ימָה וְאֹ֗רֶךְ לְעֻמּוֹת֙ אַחַ֣ד הַחֲלָקִ֔ים מִגְּב֥וּל יָ֖ם אֶל־גְּב֥וּל קָדִֽימָה
Ve öndere, kutsal sununun ve şehrin mülkünün bu yanından ve bu yanından, kutsal sununun önüne ve şehrin mülkünün önüne, batı tarafından batıya ve doğu tarafından doğuya; ve uzunluk payların birinin karşısında, batı sınırından doğu sınırına olacak.
Hezekiel 47:7
·
Tevrat
בְּשׁוּבֵ֕נִי וְהִנֵּה֙ אֶל־שְׂפַ֣ת הַנַּ֔חַל עֵ֖ץ רַ֣ב מְאֹ֑ד מִזֶּ֖ה וּמִזֶּֽה
Geri döndüğümde, ve işte, vadinin kıyısında bu tarafta ve şu tarafta çok fazla ağaç vardı.
Hezekiel 47:12
·
Tevrat
וְעַל־הַנַּ֣חַל יַעֲלֶ֣ה עַל־שְׂפָת֣וֹ מִזֶּ֣ה וּמִזֶּ֣ה כָּל־עֵֽץ־מַ֠אֲכָל לֹא־יִבּ֨וֹל עָלֵ֜הוּ וְלֹֽא־יִתֹּ֣ם פִּרְי֗וֹ לָֽחֳדָשָׁיו֙ יְבַכֵּ֔ר כִּ֣י מֵימָ֔יו מִן־הַמִּקְדָּ֖שׁ הֵ֣מָּה יֽוֹצְאִ֑ים וְהָיָ֤ה פִרְיוֹ֙ לְמַֽאֲכָ֔ל וְעָלֵ֖הוּ לִתְרוּפָֽה
Ve vadinin üzerinde, kıyısında, bu tarafta ve şu tarafta her yiyecek ağacı yükselecek; yaprağı solmayacak ve meyvesi tükenmeyecek; aylarına göre ilk meyvesini verecek, çünkü suları tapınaktan çıkıyor; ve meyvesi yiyecek için ve yaprağı şifa için olacak.
Hezekiel 48:21
·
Tevrat
וְהַנּוֹתָ֣ר לַנָּשִׂ֣יא מִזֶּ֣ה וּמִזֶּ֣ה לִתְרֽוּמַת־הַקֹּ֣דֶשׁ וְלַאֲחֻזַּ֪ת הָעִ֟יר אֶל־פְּנֵ֣י חֲמִשָּׁה֩ וְעֶשְׂרִ֨ים אֶ֥לֶף תְּרוּמָה֮ עַד־גְּב֣וּל קָדִימָה֒ וְיָ֗מָּה עַל־פְּ֠נֵי חֲמִשָּׁ֨ה וְעֶשְׂרִ֥ים אֶ֨לֶף֙ עַל־גְּב֣וּל יָ֔מָּה לְעֻמַּ֥ת חֲלָקִ֖ים לַנָּשִׂ֑יא וְהָֽיְתָה֙ תְּרוּמַ֣ת הַקֹּ֔דֶשׁ וּמִקְדַּ֥שׁ הַבַּ֖יִת בְּתוֹכֽוֹ
Kutsal sununun ve şehrin mülkünün bu yanında ve bu yanında kalan öndere ait olacaktır; doğu sınırına kadar yirmi beş binlik sununun yanında ve batı sınırına kadar yirmi beş binin yanında batıya doğru, payların karşısında öndere ait olacaktır; kutsal sunu ve evin tapınağı onun ortasında olacaktır.
1. Krallar 10:19
·
Tevrat
שֵׁ֧שׁ מַעֲל֣וֹת לַכִּסֵּ֗ה וְרֹאשׁ־עָגֹ֤ל לַכִּסֵּה֙ מֵאַֽחֲרָ֔יו וְיָדֹ֛ת מִזֶּ֥ה וּמִזֶּ֖ה אֶל־מְק֣וֹם הַשָּׁ֑בֶת וּשְׁנַ֣יִם אֲרָי֔וֹת עֹמְדִ֖ים אֵ֥צֶל הַיָּדֽוֹת
Tahtın altı basamağı vardı ve tahtın arkadan yuvarlak bir başı vardı; oturma yerinin bu yanında ve şu yanında kollar vardı ve kolların yanında duran iki aslan vardı.
Örnek Ayetler (5 / 8)
Yeremya 5:9
·
Tevrat
הַֽעַל־אֵ֥לֶּה לוֹא־אֶפְקֹ֖ד נְאֻם־יְהֹוָ֑ה וְאִם֙ בְּג֣וֹי אֲשֶׁר־כָּזֶ֔ה לֹ֥א תִתְנַקֵּ֖ם נַפְשִֽׁי
Bunlar üzerine yoklamayacak mıyım, Yahve'nin bildirisidir; ve böyle olan bir ulustan canım öç almayacak mı?
Yeremya 5:29
·
Tevrat
הַֽעַל־אֵ֥לֶּה לֹֽא־אֶפְקֹ֖ד נְאֻם־יְהֹוָ֑ה אִ֚ם בְּג֣וֹי אֲשֶׁר־כָּזֶ֔ה לֹ֥א תִתְנַקֵּ֖ם נַפְשִֽׁי
Bunlar üzerine yoklamayacak mıyım, Yahve'nin bildirisidir, yoksa canım bunun gibi olan bir ulustan öç almayacak mı?
Yeremya 9:8
·
Tevrat
הַעַל־אֵ֥לֶּה לֹֽא־אֶפְקָד־בָּ֖ם נְאֻם־יְהוָ֑ה אִ֚ם בְּג֣וֹי אֲשֶׁר־כָּזֶ֔ה לֹ֥א תִתְנַקֵּ֖ם נַפְשִֽׁי
Bunlar için onları yoklamayacak mıyım, Yahve'nin bildirisidir; bunun gibi bir ulustan canım öç almayacak mı?
Yeşaya 56:12
·
Tevrat
אֵתָ֥יוּ אֶקְחָה־יַ֖יִן וְנִסְבְּאָ֣ה שֵׁכָ֑ר וְהָיָ֤ה כָזֶה֙ י֣וֹם מָחָ֔ר גָּד֖וֹל יֶ֥תֶר מְאֹֽד
Gelin, şarap alayım ve içki içelim; ve yarınki gün de bunun gibi, çok daha büyük olacaktır.
Yaratılış 41:38
·
Tevrat
וַיֹּ֥אמֶר פַּרְעֹ֖ה אֶל־עֲבָדָ֑יו הֲנִמְצָ֣א כָזֶ֔ה אִ֕ישׁ אֲשֶׁ֛ר ר֥וּחַ אֱלֹהִ֖ים בּֽוֹ
Firavun kullarına dedi: 'İçinde Tanrı'nın ruhu olan bunun gibi bir adam bulunur mu?'
Örnek Ayetler (3)
Hakimler 18:4
·
Tevrat
וַיֹּ֣אמֶר אֲלֵהֶ֔ם כָּזֹ֣ה וְכָזֶ֔ה עָ֥שָׂה לִ֖י מִיכָ֑ה וַיִּשְׂכְּרֵ֕נִי וָאֱהִי־ל֖וֹ לְכֹהֵֽן
Onlara dedi: 'Mika bana şöyle ve şöyle yaptı, beni kiraladı ve ona kâhin oldum.'
2. Samuel 11:25
·
Tevrat
וַיֹּ֨אמֶר דָּוִ֜ד אֶל־הַמַּלְאָ֗ךְ כֹּֽה־תֹאמַ֤ר אֶל־יוֹאָב֙ אַל־יֵרַ֤ע בְּעֵינֶ֨יךָ֙ אֶת־הַדָּבָ֣ר הַזֶּ֔ה כִּֽי־כָזֹ֥ה וְכָזֶ֖ה תֹּאכַ֣ל הֶחָ֑רֶב הַחֲזֵ֨ק מִלְחַמְתְּךָ֧ אֶל־הָעִ֛יר וְהָרְסָ֖הּ וְחַזְּקֵֽהוּ
Davut elçiye dedi: 'Yoav'a şöyle diyeceksin: Bu söz gözlerinde kötü olmasın, çünkü kılıç böyle ve şöyle yer. Şehre karşı savaşını güçlendir ve onu yık.' Ve onu güçlendir.
1. Krallar 14:5
·
Tevrat
וַיהוָ֞ה אָמַ֣ר אֶל־אֲחִיָּ֗הוּ הִנֵּ֣ה אֵ֣שֶׁת יָרָבְעָ֡ם בָּאָ֣ה לִדְרֹשׁ֩ דָּבָ֨ר מֵעִמְּךָ֤ אֶל־בְּנָהּ֙ כִּֽי־חֹלֶ֣ה ה֔וּא כָּזֹ֥ה וְכָזֶ֖ה תְּדַבֵּ֣ר אֵלֶ֑יהָ וִיהִ֣י כְבֹאָ֔הּ וְהִ֖יא מִתְנַכֵּרָֽה
Yahve Ahiya'ya dedi: 'İşte Yarovam'ın karısı oğlu için senden bir söz sormaya geliyor, çünkü o hastadır; ona şöyle ve şöyle konuşacaksın; ve o geldiğinde kılık değiştirmiş olacak.'
Örnek Ayetler (3)
1. Samuel 21:12
·
Tevrat
וַיֹּ֨אמְר֜וּ עַבְדֵ֤י אָכִישׁ֙ אֵלָ֔יו הֲלוֹא־זֶ֥ה דָוִ֖ד מֶ֣לֶךְ הָאָ֑רֶץ הֲל֣וֹא לָזֶ֗ה יַעֲנ֤וּ בַמְּחֹלוֹת֙ לֵאמֹ֔ר הִכָּ֤ה שָׁאוּל֙ בַּאֲלָפָ֔יו וְדָוִ֖ד בְּרִבְבֹתָֽיו
Akiş'in kulları ona dediler: 'Bu yerin kralı Davut değil mi? Danslarda, 'Saul binlerini vurdu, Davut ise on binlerini' diyerek karşılık verdikleri kişi bu değil mi?'
1. Samuel 25:21
·
Tevrat
וְדָוִ֣ד אָמַ֗ר אַךְ֩ לַשֶּׁ֨קֶר שָׁמַ֜רְתִּי אֶֽת־כָּל־אֲשֶׁ֤ר לָזֶה֙ בַּמִּדְבָּ֔ר וְלֹא־נִפְקַ֥ד מִכָּל־אֲשֶׁר־ל֖וֹ מְא֑וּמָה וַיָּֽשֶׁב־לִ֥י רָעָ֖ה תַּ֥חַת טוֹבָֽה
Davut demişti: 'Bunun çölde olan bütün her şeyini boşuna korudum ve ona ait olan her şeyden hiçbir şey eksilmedi; iyilik yerine bana kötülük döndürdü.'
Vaiz 6:5
·
Tevrat
גַּם־שֶׁ֥מֶשׁ לֹא־רָאָ֖ה וְלֹ֣א יָדָ֑ע נַ֥חַת לָזֶ֖ה מִזֶּֽה
Ayrıca güneşi görmedi ve bilmedi; bunun rahatlığı ondan fazladır.
Örnek Ayetler (1)
Yeşaya 58:5
·
Tevrat
הֲכָזֶ֗ה יִֽהְיֶה֙ צ֣וֹם אֶבְחָרֵ֔הוּ י֛וֹם עַנּ֥וֹת אָדָ֖ם נַפְשׁ֑וֹ הֲלָכֹ֨ף כְּאַגְמֹ֜ן רֹאשׁ֗וֹ וְשַׂ֤ק וָאֵ֨פֶר֙ יַצִּ֔יעַ הֲלָזֶה֙ תִּקְרָא־צ֔וֹם וְי֥וֹם רָצ֖וֹן לַיהוָֽה
Seçtiğim oruç, insanın canını alçalttığı gün, bunun gibi mi olacak? Başını saz gibi eğmesi ve çul ve kül sermesi mi? Buna mı oruç ve Yahve'ye kabul günü diye çağıracaksın?
Örnek Ayetler (1)
Ester 2:13
·
Tevrat
וּבָזֶ֕ה הַֽנַּעֲרָ֖ה בָּאָ֣ה אֶל־הַמֶּ֑לֶךְ אֵת֩ כָּל־אֲשֶׁ֨ר תֹּאמַ֜ר יִנָּ֤תֵֽן לָהּ֙ לָב֣וֹא עִמָּ֔הּ מִבֵּ֥ית הַנָּשִׁ֖ים עַד־בֵּ֥ית הַמֶּֽלֶךְ
Ve bununla genç kız krala geliyordu; kadınlar evinden kralın evine kadar onunla gelmesi için söyleyeceği her şey ona veriliyordu.
Örnek Ayetler (1)
Yeşaya 58:5
·
Tevrat
הֲכָזֶ֗ה יִֽהְיֶה֙ צ֣וֹם אֶבְחָרֵ֔הוּ י֛וֹם עַנּ֥וֹת אָדָ֖ם נַפְשׁ֑וֹ הֲלָכֹ֨ף כְּאַגְמֹ֜ן רֹאשׁ֗וֹ וְשַׂ֤ק וָאֵ֨פֶר֙ יַצִּ֔יעַ הֲלָזֶה֙ תִּקְרָא־צ֔וֹם וְי֥וֹם רָצ֖וֹן לַיהוָֽה
Seçtiğim oruç, insanın canını alçalttığı gün, bunun gibi mi olacak? Başını saz gibi eğmesi ve çul ve kül sermesi mi? Buna mı oruç ve Yahve'ye kabul günü diye çağıracaksın?
Örnek Ayetler (5 / 7)
Hezekiel 40:45
·
Tevrat
וַיְדַבֵּ֖ר אֵלָ֑י זֹ֣ה הַלִּשְׁכָּ֗ה אֲשֶׁ֤ר פָּנֶ֨יהָ֙ דֶּ֣רֶךְ הַדָּר֔וֹם לַכֹּ֣הֲנִ֔ים שֹׁמְרֵ֖י מִשְׁמֶ֥רֶת הַבָּֽיִת
Bunun üzerine bana dedi: 'Yüzü güney yönüne olan bu oda, evin nöbetini tutan kâhinler içindir.'
2. Krallar 6:19
·
Tevrat
וַיֹּ֨אמֶר אֲלֵהֶ֜ם אֱלִישָׁ֗ע לֹ֣א זֶ֣ה הַדֶּרֶךְ֮ וְלֹ֣א זֹ֣ה הָעִיר֒ לְכ֣וּ אַחֲרַ֔י וְאוֹלִ֣יכָה אֶתְכֶ֔ם אֶל־הָאִ֖ישׁ אֲשֶׁ֣ר תְּבַקֵּשׁ֑וּן וַיֹּ֥לֶךְ אוֹתָ֖ם שֹׁמְרֽוֹנָה
Elişa onlara dedi: 'Yol bu değil ve şehir bu değil; arkamdan gelin ve sizi aradığınız adama götüreyim.' Onları Samiriye'ye götürdü.
Vaiz 2:24
·
Tevrat
אֵֽין־ט֤וֹב בָּאָדָם֙ שֶׁיֹּאכַ֣ל וְשָׁתָ֔ה וְהֶרְאָ֧ה אֶת־נַפְשׁ֛וֹ ט֖וֹב בַּעֲמָל֑וֹ גַּם־זֹה֙ רָאִ֣יתִי אָ֔נִי כִּ֛י מִיַּ֥ד הָאֱלֹהִ֖ים הִֽיא
İnsanda yemesinden, içmesinden ve emeğinde canına iyiyi göstermesinden iyi yoktur. Bunu da ben gördüm, çünkü o Tanrı'nın elindendir.
Vaiz 5:15
·
Tevrat
וְגַם־זֹה֙ רָעָ֣ה חוֹלָ֔ה כָּל־עֻמַּ֥ת שֶׁבָּ֖א כֵּ֣ן יֵלֵ֑ךְ וּמַה־יִּתְר֣וֹן ל֔וֹ שֶֽׁיַּעֲמֹ֖ל לָרֽוּחַ
Ve bu da hastalıklı bir kötülüktür: tam geldiği gibi, öyle gidecektir; ve rüzgar için emek verene ne üstünlük vardır?
Vaiz 5:18
·
Tevrat
גַּ֣ם כָּֽל־הָאָדָ֡ם אֲשֶׁ֣ר נָֽתַן־ל֣וֹ הָאֱלֹהִים֩ עֹ֨שֶׁר וּנְכָסִ֜ים וְהִשְׁלִיט֨וֹ לֶאֱכֹ֤ל מִמֶּ֨נּוּ֙ וְלָשֵׂ֣את אֶת־חֶלְק֔וֹ וְלִשְׂמֹ֖חַ בַּעֲמָל֑וֹ זֹ֕ה מַתַּ֥ת אֱלֹהִ֖ים הִֽיא
Ayrıca Tanrı'nın kendisine zenginlik ve mallar verdiği, ve ondan yemesi, kendi payını alması ve emeğinde sevinmesi için ona yetki verdiği her insan; bu Tanrı'nın armağanıdır.
Örnek Ayetler (2)
Hakimler 18:4
·
Tevrat
וַיֹּ֣אמֶר אֲלֵהֶ֔ם כָּזֹ֣ה וְכָזֶ֔ה עָ֥שָׂה לִ֖י מִיכָ֑ה וַיִּשְׂכְּרֵ֕נִי וָאֱהִי־ל֖וֹ לְכֹהֵֽן
Onlara dedi: 'Mika bana şöyle ve şöyle yaptı, beni kiraladı ve ona kâhin oldum.'
1. Krallar 14:5
·
Tevrat
וַיהוָ֞ה אָמַ֣ר אֶל־אֲחִיָּ֗הוּ הִנֵּ֣ה אֵ֣שֶׁת יָרָבְעָ֡ם בָּאָ֣ה לִדְרֹשׁ֩ דָּבָ֨ר מֵעִמְּךָ֤ אֶל־בְּנָהּ֙ כִּֽי־חֹלֶ֣ה ה֔וּא כָּזֹ֥ה וְכָזֶ֖ה תְּדַבֵּ֣ר אֵלֶ֑יהָ וִיהִ֣י כְבֹאָ֔הּ וְהִ֖יא מִתְנַכֵּרָֽה
Yahve Ahiya'ya dedi: 'İşte Yarovam'ın karısı oğlu için senden bir söz sormaya geliyor, çünkü o hastadır; ona şöyle ve şöyle konuşacaksın; ve o geldiğinde kılık değiştirmiş olacak.'
Örnek Ayetler (1)
Mezmurlar 132:12
·
Tevrat
אִֽם־יִשְׁמְר֬וּ בָנֶ֨יךָ בְּרִיתִי֮ וְעֵדֹתִ֥י ז֗וֹ אֲלַ֫מְּדֵ֥ם גַּם־בְּנֵיהֶ֥ם עֲדֵי־עַ֑ד יֵ֝שְׁב֗וּ לְכִסֵּא־לָֽךְ
Eğer oğulların antlaşmamı ve onlara öğreteceğim bu tanıklığımı tutarlarsa; onların oğulları da sonsuza dek senin tahtına oturacaklar.
Örnek Ayetler (1)
2. Samuel 11:25
·
Tevrat
וַיֹּ֨אמֶר דָּוִ֜ד אֶל־הַמַּלְאָ֗ךְ כֹּֽה־תֹאמַ֤ר אֶל־יוֹאָב֙ אַל־יֵרַ֤ע בְּעֵינֶ֨יךָ֙ אֶת־הַדָּבָ֣ר הַזֶּ֔ה כִּֽי־כָזֹ֥ה וְכָזֶ֖ה תֹּאכַ֣ל הֶחָ֑רֶב הַחֲזֵ֨ק מִלְחַמְתְּךָ֧ אֶל־הָעִ֛יר וְהָרְסָ֖הּ וְחַזְּקֵֽהוּ
Davut elçiye dedi: 'Yoav'a şöyle diyeceksin: Bu söz gözlerinde kötü olmasın, çünkü kılıç böyle ve şöyle yer. Şehre karşı savaşını güçlendir ve onu yık.' Ve onu güçlendir.