604
Kullanım
1
Lemma
8
Türev
9
Anlam
1 lemma, 8 türev form
Kelime | Okunuş | Anlam | Tür | Adet | ||
|---|---|---|---|---|---|---|
הַזֹּאת Lemma | ha-zzot | bu, bu, şu | Zamir | 275 | ||
זֹאת | zot | bu, bu, şu | Zamir | 251 | ||
וְזֹאת | ve-zot | ve bu, bu, şu | Zamir | 25 | ||
כְּזֹאת | ke-zot | bunun gibi, bu, şu | Zamir | 21 | ||
Örnek Ayetler (5 / 21) Hakimler 8:8 · Tevrat וַיַּ֤עַל מִשָּׁם֙ פְּנוּאֵ֔ל וַיְדַבֵּ֥ר אֲלֵיהֶ֖ם כָּזֹ֑את וַיַּעֲנ֤וּ אוֹתוֹ֙ אַנְשֵׁ֣י פְנוּאֵ֔ל כַּאֲשֶׁ֥ר עָנ֖וּ אַנְשֵׁ֥י סֻכּֽוֹת Oradan Penuel'e çıktı ve onlara bunun gibi konuştu; Penuel adamları ona Sukkot adamlarının cevap verdikleri gibi cevap verdiler. Hakimler 13:23 · Tevrat וַתֹּ֧אמֶר ל֣וֹ אִשְׁתּ֗וֹ לוּ֩ חָפֵ֨ץ יְהוָ֤ה לַהֲמִיתֵ֨נוּ֙ לֹֽא־לָקַ֤ח מִיָּדֵ֨נוּ֙ עֹלָ֣ה וּמִנְחָ֔ה וְלֹ֥א הֶרְאָ֖נוּ אֶת־כָּל־אֵ֑לֶּה וְכָעֵ֕ת לֹ֥א הִשְׁמִיעָ֖נוּ כָּזֹֽאת Bunun üzerine karısı ona dedi: 'Eğer Yahve bizi öldürmeyi isteseydi elimizden yakmalık sunu ve sunu almazdı ve bütün bunları bize göstermezdi ve bu zamanda bunun gibi bize işittirmezdi.' Hakimler 15:7 · Tevrat וַיֹּ֤אמֶר לָהֶם֙ שִׁמְשׁ֔וֹן אִֽם־תַּעֲשׂ֖וּן כָּזֹ֑את כִּ֛י אִם־נִקַּ֥מְתִּי בָכֶ֖ם וְאַחַ֥ר אֶחְדָּֽל Şimşon onlara dedi: 'Eğer böyle yaparsanız, kesinlikle sizden öcümü alacağım ve sonra duracağım.' Hakimler 19:30 · Tevrat וְהָיָ֣ה כָל־הָרֹאֶ֗ה וְאָמַר֙ לֹֽא־נִהְיְתָ֤ה וְלֹֽא־נִרְאֲתָה֙ כָּזֹ֔את לְמִיּ֞וֹם עֲל֤וֹת בְּנֵֽי־יִשְׂרָאֵל֙ מֵאֶ֣רֶץ מִצְרַ֔יִם עַ֖ד הַיּ֣וֹם הַזֶּ֑ה שִֽׂימוּ־לָכֶ֥ם עָלֶ֖יהָ עֻ֥צוּ וְדַבֵּֽרוּ Her gören dedi: 'İsrailoğulları'nın Mısır diyarından çıktığı günden bu güne kadar böyle bir şey olmadı ve görülmedi; bunun üzerine düşünün, öğütleşin ve konuşun.' 2. Samuel 14:13 · Tevrat וַתֹּ֨אמֶר֙ הָֽאִשָּׁ֔ה וְלָ֧מָּה חָשַׁ֛בְתָּה כָּזֹ֖את עַל־עַ֣ם אֱלֹהִ֑ים וּמִדַּבֵּ֨ר הַמֶּ֜לֶךְ הַדָּבָ֤ר הַזֶּה֙ כְּאָשֵׁ֔ם לְבִלְתִּ֛י הָשִׁ֥יב הַמֶּ֖לֶךְ אֶֽת־נִדְּחֽוֹ Kadın dedi: 'Ve neden Tanrı'nın halkına karşı bunun gibi düşündün? Kralın sürgününü geri getirmemesinden dolayı, kral bu sözü konuşmakla suçlu gibidir.' | ||||||
בְּזֹאת | be-zot | bunda, bu, şu | Zamir | 18 | ||
וְכָזֹאת | ve-khazot | ve bunun gibi, bu, şu | Zamir | 7 | ||
לְזֹאת | lezot | buna, bu, şu | Zamir | 5 | ||
מִזֹּאת | mi-zzot | bundan, bu, şu | Zamir | 1 | ||
וּבָזֹאת | u-va-zot | ve -de bu, bu, şu | Zamir | 1 | ||
Örnek Ayetler (5 / 275)
Hakimler 1:27
·
Tevrat
וְלֹא־הוֹרִ֣ישׁ מְנַשֶּׁ֗ה אֶת־בֵּית־שְׁאָ֣ן וְאֶת־בְּנוֹתֶיהָ֮ וְאֶת־תַּעְנַ֣ךְ וְאֶת־בְּנֹתֶיהָ֒ וְאֶת־יֹשְׁבֵ֨י ד֜וֹר וְאֶת־בְּנוֹתֶ֗יהָ וְאֶת־יוֹשְׁבֵ֤י יִבְלְעָם֙ וְאֶת־בְּנֹתֶ֔יהָ וְאֶת־יוֹשְׁבֵ֥י מְגִדּ֖וֹ וְאֶת־בְּנוֹתֶ֑יהָ וַיּ֨וֹאֶל֙ הַֽכְּנַעֲנִ֔י לָשֶׁ֖בֶת בָּאָ֥רֶץ הַזֹּֽאת
Manaşe Beyt-Şean'ı ve köylerini, Taanak'ı ve köylerini, Dor'da oturanları ve köylerini, Yivleam'da oturanları ve köylerini, Megiddo'da oturanları ve köylerini kovmadı; Kenanlı bu yerde oturmaya diretti.
Hakimler 2:2
·
Tevrat
וְאַתֶּ֗ם לֹֽא־תִכְרְת֤וּ בְרִית֙ לְיֽוֹשְׁבֵי֙ הָאָ֣רֶץ הַזֹּ֔את מִזְבְּחוֹתֵיהֶ֖ם תִּתֹּצ֑וּן וְלֹֽא־שְׁמַעְתֶּ֥ם בְּקֹלִ֖י מַה־זֹּ֥את עֲשִׂיתֶֽם
'Ve siz bu yerin oturanlarıyla antlaşma yapmayacaksınız, onların sunaklarını yıkacaksınız; ama sesimi dinlemediniz. Nedir bu yaptığınız?'
Hakimler 15:18
·
Tevrat
וַיִּצְמָא֮ מְאֹד֒ וַיִּקְרָ֤א אֶל־יְהוָה֙ וַיֹּאמַ֔ר אַתָּה֙ נָתַ֣תָּ בְיַֽד־עַבְדְּךָ֔ אֶת־הַתְּשׁוּעָ֥ה הַגְּדֹלָ֖ה הַזֹּ֑את וְעַתָּה֙ אָמ֣וּת בַּצָּמָ֔א וְנָפַלְתִּ֖י בְּיַ֥ד הָעֲרֵלִֽים
Çok susadı ve Yahve'ye seslenip dedi: 'Sen kulunun eliyle bu büyük kurtuluşu verdin; ve şimdi susuzluktan öleceğim ve sünnetsizlerin eline düşeceğim.'
Hakimler 19:11
·
Tevrat
הֵ֣ם עִם־יְב֔וּס וְהַיּ֖וֹם רַ֣ד מְאֹ֑ד וַיֹּ֨אמֶר הַנַּ֜עַר אֶל־אֲדֹנָ֗יו לְכָה־נָּ֛א וְנָס֛וּרָה אֶל־עִֽיר־הַיְבוּסִ֥י הַזֹּ֖את וְנָלִ֥ין בָּֽהּ
Onlar Yebus'un yanındayken gün çok inmişti; ve uşak efendisine dedi ki: 'Lütfen gel ve Yebusilerin bu şehrine sapalım ve orada geceleyelim.'
Hakimler 19:23
·
Tevrat
וַיֵּצֵ֣א אֲלֵיהֶ֗ם הָאִישׁ֙ בַּ֣עַל הַבַּ֔יִת וַיֹּ֣אמֶר אֲלֵהֶ֔ם אַל־אַחַ֖י אַל־תָּרֵ֣עוּ נָ֑א אַ֠חֲרֵי אֲשֶׁר־בָּ֞א הָאִ֤ישׁ הַזֶּה֙ אַל־בֵּיתִ֔י אַֽל־תַּעֲשׂ֖וּ אֶת־הַנְּבָלָ֥ה הַזֹּֽאת
Evin sahibi adam onlara çıktı ve onlara dedi: 'Hayır kardeşlerim, lütfen kötülük yapmayın; bu adam evime geldikten sonra bu alçaklığı yapmayın.'
Örnek Ayetler (5 / 251)
Hakimler 2:2
·
Tevrat
וְאַתֶּ֗ם לֹֽא־תִכְרְת֤וּ בְרִית֙ לְיֽוֹשְׁבֵי֙ הָאָ֣רֶץ הַזֹּ֔את מִזְבְּחוֹתֵיהֶ֖ם תִּתֹּצ֑וּן וְלֹֽא־שְׁמַעְתֶּ֥ם בְּקֹלִ֖י מַה־זֹּ֥את עֲשִׂיתֶֽם
'Ve siz bu yerin oturanlarıyla antlaşma yapmayacaksınız, onların sunaklarını yıkacaksınız; ama sesimi dinlemediniz. Nedir bu yaptığınız?'
Hakimler 6:13
·
Tevrat
וַיֹּ֨אמֶר אֵלָ֤יו גִּדְעוֹן֙ בִּ֣י אֲדֹנִ֔י וְיֵ֤שׁ יְהוָה֙ עִמָּ֔נוּ וְלָ֥מָּה מְצָאַ֖תְנוּ כָּל־זֹ֑את וְאַיֵּ֣ה כָֽל־נִפְלְאֹתָ֡יו אֲשֶׁר֩ סִפְּרוּ־לָ֨נוּ אֲבוֹתֵ֜ינוּ לֵאמֹ֗ר הֲלֹ֤א מִמִּצְרַ֨יִם֙ הֶעֱלָ֣נוּ יְהוָ֔ה וְעַתָּה֙ נְטָשָׁ֣נוּ יְהוָ֔ה וַֽיִּתְּנֵ֖נוּ בְּכַף־מִדְיָֽן
Gideon ona dedi ki: 'Lütfen efendim, eğer Yahve bizimleyse, bütün bunlar neden bizi buldu? Babalarımızın, 'Yahve bizi Mısır'dan çıkarmadı mı?' diyerek bize anlattıkları bütün harikaları nerede? Fakat şimdi Yahve bizi terk etti ve bizi Midyan'ın avucuna verdi.'
Hakimler 7:14
·
Tevrat
וַיַּ֨עַן רֵעֵ֤הוּ וַיֹּ֨אמֶר֙ אֵ֣ין זֹ֔את בִּלְתִּ֗י אִם־חֶ֛רֶב גִּדְע֥וֹן בֶּן־יוֹאָ֖שׁ אִ֣ישׁ יִשְׂרָאֵ֑ל נָתַ֤ן הָֽאֱלֹהִים֙ בְּיָד֔וֹ אֶת־מִדְיָ֖ן וְאֶת־כָּל־הַֽמַּחֲנֶֽה
Arkadaşı cevap verdi ve dedi: "Bu, İsrail adamı Yoaş oğlu Gideon'un kılıcından başka bir şey değildir; Tanrı, Midyan'ı ve bütün ordugahı onun eline verdi."
Hakimler 15:6
·
Tevrat
וַיֹּאמְר֣וּ פְלִשְׁתִּים֮ מִ֣י עָ֣שָׂה זֹאת֒ וַיֹּאמְר֗וּ שִׁמְשׁוֹן֙ חֲתַ֣ן הַתִּמְנִ֔י כִּ֚י לָקַ֣ח אֶת־אִשְׁתּ֔וֹ וַֽיִּתְּנָ֖הּ לְמֵרֵעֵ֑הוּ וַיַּעֲל֣וּ פְלִשְׁתִּ֔ים וַיִּשְׂרְפ֥וּ אוֹתָ֛הּ וְאֶת־אָבִ֖יהָ בָּאֵֽשׁ
Filistliler dediler: 'Bunu kim yaptı?' Ve dediler: 'Timnalının damadı Şimşon; çünkü onun karısını aldı ve onu arkadaşına verdi.' Bunun üzerine Filistliler çıktılar ve onu ve babasını ateşte yaktılar.
Hakimler 15:11
·
Tevrat
וַיֵּרְד֡וּ שְׁלֹשֶׁת֩ אֲלָפִ֨ים אִ֜ישׁ מִֽיהוּדָ֗ה אֶל־סְעִיף֮ סֶ֣לַע עֵיטָם֒ וַיֹּאמְר֣וּ לְשִׁמְשׁ֗וֹן הֲלֹ֤א יָדַ֨עְתָּ֙ כִּֽי־מֹשְׁלִ֥ים בָּ֨נוּ֙ פְּלִשְׁתִּ֔ים וּמַה־זֹּ֖את עָשִׂ֣יתָ לָּ֑נוּ וַיֹּ֣אמֶר לָהֶ֔ם כַּאֲשֶׁר֙ עָ֣שׂוּ לִ֔י כֵּ֖ן עָשִׂ֥יתִי לָהֶֽם
Yahuda'dan üç bin adam Eytam kayasının yarığına indiler ve Şimşon'a dediler: 'Filistlilerin bize egemen olduğunu bilmiyor musun? Bize yaptığın bu nedir?' O da onlara dedi: 'Bana yaptıkları gibi, ben de onlara öyle yaptım.'
Örnek Ayetler (5 / 25)
2. Samuel 7:19
·
Tevrat
וַתִּקְטַן֩ ע֨וֹד זֹ֤את בְּעֵינֶ֨יךָ֙ אֲדֹנָ֣י יְהוִ֔ה וַתְּדַבֵּ֛ר גַּ֥ם אֶל־בֵּֽית־עַבְדְּךָ֖ לְמֵֽרָח֑וֹק וְזֹ֛את תּוֹרַ֥ת הָאָדָ֖ם אֲדֹנָ֥י יְהוִֽה
'Ey Efendi Yahve, bu senin gözlerinde yine de küçük kaldı; kulunun evi hakkında da uzak gelecek için konuştun; ey Efendi Yahve, insanın yasası bu mudur?'
Yeremya 44:29
·
Tevrat
וְזֹאת־לָכֶ֤ם הָאוֹת֙ נְאֻם־יְהוָ֔ה כִּֽי־פֹקֵ֥ד אֲנִ֛י עֲלֵיכֶ֖ם בַּמָּק֣וֹם הַזֶּ֑ה לְמַ֨עַן֙ תֵּֽדְע֔וּ כִּי֩ ק֨וֹם יָק֧וּמוּ דְבָרַ֛י עֲלֵיכֶ֖ם לְרָעָֽה
Ve sizin için belirti budur, Yahve'nin bildirisidir, ki bu yerde sizi yokluyorum; öyle ki sözlerimin kötülük için sizin üzerinize kesinlikle duracağını bilesiniz.
Malaki 2:13
·
Tevrat
וְזֹאת֙ שֵׁנִ֣ית תַּֽעֲשׂ֔וּ כַּסּ֤וֹת דִּמְעָה֙ אֶת־מִזְבַּ֣ח יְהוָ֔ה בְּכִ֖י וַֽאֲנָקָ֑ה מֵאֵ֣ין ע֗וֹד פְּנוֹת֙ אֶל־הַמִּנְחָ֔ה וְלָקַ֥חַת רָצ֖וֹן מִיֶּדְכֶֽם
Ve bunu ikinci olarak yapıyorsunuz: Yahve'nin sunağını gözyaşıyla, ağlamayla ve inlemeyle örtmek; artık sunuya dönmek ve elinizden rıza almak olmadığından.
Yeşaya 14:26
·
Tevrat
זֹ֛את הָעֵצָ֥ה הַיְּעוּצָ֖ה עַל־כָּל־הָאָ֑רֶץ וְזֹ֛את הַיָּ֥ד הַנְּטוּיָ֖ה עַל־כָּל־הַגּוֹיִֽם
Bütün yerin üzerine öğütlenen öğüt budur; ve bütün ulusların üzerine uzatılan el budur.
Yeşaya 28:12
·
Tevrat
אֲשֶׁ֣ר אָמַ֣ר אֲלֵיהֶ֗ם זֹ֤את הַמְּנוּחָה֙ הָנִ֣יחוּ לֶֽעָיֵ֔ף וְזֹ֖את הַמַּרְגֵּעָ֑ה וְלֹ֥א אָב֖וּא שְׁמֽוֹעַ
Ki onlara dedi: Dinlenme budur, yorgunu dinlendirin ve huzur budur; ama işitmek istemediler.
Örnek Ayetler (5 / 21)
Hakimler 8:8
·
Tevrat
וַיַּ֤עַל מִשָּׁם֙ פְּנוּאֵ֔ל וַיְדַבֵּ֥ר אֲלֵיהֶ֖ם כָּזֹ֑את וַיַּעֲנ֤וּ אוֹתוֹ֙ אַנְשֵׁ֣י פְנוּאֵ֔ל כַּאֲשֶׁ֥ר עָנ֖וּ אַנְשֵׁ֥י סֻכּֽוֹת
Oradan Penuel'e çıktı ve onlara bunun gibi konuştu; Penuel adamları ona Sukkot adamlarının cevap verdikleri gibi cevap verdiler.
Hakimler 13:23
·
Tevrat
וַתֹּ֧אמֶר ל֣וֹ אִשְׁתּ֗וֹ לוּ֩ חָפֵ֨ץ יְהוָ֤ה לַהֲמִיתֵ֨נוּ֙ לֹֽא־לָקַ֤ח מִיָּדֵ֨נוּ֙ עֹלָ֣ה וּמִנְחָ֔ה וְלֹ֥א הֶרְאָ֖נוּ אֶת־כָּל־אֵ֑לֶּה וְכָעֵ֕ת לֹ֥א הִשְׁמִיעָ֖נוּ כָּזֹֽאת
Bunun üzerine karısı ona dedi: 'Eğer Yahve bizi öldürmeyi isteseydi elimizden yakmalık sunu ve sunu almazdı ve bütün bunları bize göstermezdi ve bu zamanda bunun gibi bize işittirmezdi.'
Hakimler 15:7
·
Tevrat
וַיֹּ֤אמֶר לָהֶם֙ שִׁמְשׁ֔וֹן אִֽם־תַּעֲשׂ֖וּן כָּזֹ֑את כִּ֛י אִם־נִקַּ֥מְתִּי בָכֶ֖ם וְאַחַ֥ר אֶחְדָּֽל
Şimşon onlara dedi: 'Eğer böyle yaparsanız, kesinlikle sizden öcümü alacağım ve sonra duracağım.'
Hakimler 19:30
·
Tevrat
וְהָיָ֣ה כָל־הָרֹאֶ֗ה וְאָמַר֙ לֹֽא־נִהְיְתָ֤ה וְלֹֽא־נִרְאֲתָה֙ כָּזֹ֔את לְמִיּ֞וֹם עֲל֤וֹת בְּנֵֽי־יִשְׂרָאֵל֙ מֵאֶ֣רֶץ מִצְרַ֔יִם עַ֖ד הַיּ֣וֹם הַזֶּ֑ה שִֽׂימוּ־לָכֶ֥ם עָלֶ֖יהָ עֻ֥צוּ וְדַבֵּֽרוּ
Her gören dedi: 'İsrailoğulları'nın Mısır diyarından çıktığı günden bu güne kadar böyle bir şey olmadı ve görülmedi; bunun üzerine düşünün, öğütleşin ve konuşun.'
2. Samuel 14:13
·
Tevrat
וַתֹּ֨אמֶר֙ הָֽאִשָּׁ֔ה וְלָ֧מָּה חָשַׁ֛בְתָּה כָּזֹ֖את עַל־עַ֣ם אֱלֹהִ֑ים וּמִדַּבֵּ֨ר הַמֶּ֜לֶךְ הַדָּבָ֤ר הַזֶּה֙ כְּאָשֵׁ֔ם לְבִלְתִּ֛י הָשִׁ֥יב הַמֶּ֖לֶךְ אֶֽת־נִדְּחֽוֹ
Kadın dedi: 'Ve neden Tanrı'nın halkına karşı bunun gibi düşündün? Kralın sürgününü geri getirmemesinden dolayı, kral bu sözü konuşmakla suçlu gibidir.'
Örnek Ayetler (5 / 18)
Hezekiel 16:29
·
Tevrat
וַתַּרְבִּ֧י אֶת־תַּזְנוּתֵ֛ךְ אֶל־אֶ֥רֶץ כְּנַ֖עַן כַּשְׂדִּ֑ימָה וְגַם־בְּזֹ֖את לֹ֥א שָׂבָֽעַתְּ
Ve fahişeliğini Kenan diyarına, Kildaniler'e kadar çoğalttın, ve bununla da doymadın.
Yeremya 9:23
·
Tevrat
כִּ֣י אִם־בְּזֹ֞את יִתְהַלֵּ֣ל הַמִּתְהַלֵּ֗ל הַשְׂכֵּל֮ וְיָדֹ֣עַ אוֹתִי֒ כִּ֚י אֲנִ֣י יְהוָ֔ה עֹ֥שֶׂה חֶ֛סֶד מִשְׁפָּ֥ט וּצְדָקָ֖ה בָּאָ֑רֶץ כִּֽי־בְאֵ֥לֶּה חָפַ֖צְתִּי נְאֻם־יְהוָֽה
Ancak övünen şununla övünsün: Anlayışlı olmakla ve beni bilmekle; çünkü ben yerde sadakat, adalet ve doğruluk yapan Yahve'yim; çünkü bunlardan zevk alırım, Yahve'nin bildirisidir.
1. Samuel 11:2
·
Tevrat
וַיֹּ֣אמֶר אֲלֵיהֶ֗ם נָחָשׁ֙ הָעַמּוֹנִ֔י בְּזֹאת֙ אֶכְרֹ֣ת לָכֶ֔ם בִּנְק֥וֹר לָכֶ֖ם כָּל־עֵ֣ין יָמִ֑ין וְשַׂמְתִּ֥יהָ חֶרְפָּ֖ה עַל־כָּל־יִשְׂרָאֵֽל
Ammonlu Nahaş onlara dedi: 'Sizinle antlaşmayı bununla yapacağım: hepinizin sağ gözünü oyarak; ve onu bütün İsrail'in üzerine utanç koyacağım.'
Malaki 3:10
·
Tevrat
הָבִ֨יאוּ אֶת־כָּל־הַֽמַּעֲשֵׂ֜ר אֶל־בֵּ֣ית הָאוֹצָ֗ר וִיהִ֥י טֶ֨רֶף֙ בְּבֵיתִ֔י וּבְחָנ֤וּנִי נָא֙ בָּזֹ֔את אָמַ֖ר יְהוָ֣ה צְבָא֑וֹת אִם־לֹ֧א אֶפְתַּ֣ח לָכֶ֗ם אֵ֚ת אֲרֻבּ֣וֹת הַשָּׁמַ֔יִם וַהֲרִיקֹתִ֥י לָכֶ֛ם בְּרָכָ֖ה עַד־בְּלִי־דָֽי
Bütün ondalığı hazine evine getirin, evimde yiyecek olsun; ve lütfen beni bununla sınayın, dedi Ordular Yahvesi, göklerin pencerelerini size açmazsam ve size yeterli yer kalmayana kadar bereket dökmezsem.
Yeşaya 27:9
·
Tevrat
לָכֵ֗ן בְּזֹאת֙ יְכֻפַּ֣ר עֲוֺֽן־יַעֲקֹ֔ב וְזֶ֕ה כָּל־פְּרִ֖י הָסִ֣ר חַטָּאת֑וֹ בְּשׂוּמ֣וֹ כָּל־אַבְנֵ֣י מִזְבֵּ֗חַ כְּאַבְנֵי־גִר֙ מְנֻפָּצ֔וֹת לֹֽא־יָקֻ֥מוּ אֲשֵׁרִ֖ים וְחַמָּנִֽים
Bu nedenle Yakup'un suçu bununla kefaret edilecek ve onun günahını kaldırmanın bütün meyvesi budur; sunağın bütün taşlarını parçalanmış kireç taşları gibi koyduğunda, Aşera direkleri ve buhur sunakları kalkmayacak.
Örnek Ayetler (3 / 7)
2. Samuel 17:15
·
Tevrat
וַיֹּ֣אמֶר חוּשַׁ֗י אֶל־צָד֤וֹק וְאֶל־אֶבְיָתָר֙ הַכֹּ֣הֲנִ֔ים כָּזֹ֣את וְכָזֹ֗את יָעַ֤ץ אֲחִיתֹ֨פֶל֙ אֶת־אַבְשָׁלֹ֔ם וְאֵ֖ת זִקְנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל וְכָזֹ֥את וְכָזֹ֖את יָעַ֥צְתִּי אָֽנִי
Huşay kâhinler Tsadok'a ve Evyatar'a dedi: 'Ahitofel Avşalom'a ve İsrail'in yaşlılarına şöyle ve şöyle öğüt verdi; ben de şöyle ve şöyle öğüt verdim.'
2. Krallar 5:4
·
Tevrat
וַיָּבֹ֕א וַיַּגֵּ֥ד לַאדֹנָ֖יו לֵאמֹ֑ר כָּזֹ֤את וְכָזֹאת֙ דִּבְּרָ֣ה הַֽנַּעֲרָ֔ה אֲשֶׁ֖ר מֵאֶ֥רֶץ יִשְׂרָאֵֽל
Sonra geldi ve efendisine bildirerek dedi ki: 'İsrail diyarından olan genç kız şöyle ve şöyle konuştu.'
2. Krallar 9:12
·
Tevrat
וַיֹּאמְר֣וּ שֶׁ֔קֶר הַגֶּד־נָ֖א לָ֑נוּ וַיֹּ֗אמֶר כָּזֹ֤את וְכָזֹאת֙ אָמַ֤ר אֵלַי֙ לֵאמֹ֔ר כֹּ֚ה אָמַ֣ר יְהוָ֔ה מְשַׁחְתִּ֥יךָֽ לְמֶ֖לֶךְ אֶל־יִשְׂרָאֵֽל
Dediler: 'Yalan! Lütfen bize anlat.' O dedi: 'Bana şöyle ve şöyle diyerek dedi: Yahve şöyle dedi: Seni İsrail üzerine kral olarak meshettim.'
Örnek Ayetler (5)
Yeremya 5:7
·
Tevrat
אֵ֤י לָזֹאת֙ אֶֽסְלַֽח־לָ֔ךְ בָּנַ֣יִךְ עֲזָב֔וּנִי וַיִּשָּׁבְע֖וּ בְּלֹ֣א אֱלֹהִ֑ים וָאַשְׂבִּ֤עַ אוֹתָם֙ וַיִּנְאָ֔פוּ וּבֵ֥ית זוֹנָ֖ה יִתְגֹּדָֽדוּ
Bunun için seni nasıl bağışlayayım? Senin oğulların beni terk ettiler ve ilah olmayanlar üzerine yemin ettiler; onları doyurdum ve zina ettiler ve fahişe evine akın ettiler.
Yeşaya 30:7
·
Tevrat
וּמִצְרַ֕יִם הֶ֥בֶל וָרִ֖יק יַעְזֹ֑רוּ לָכֵן֙ קָרָ֣אתִי לָזֹ֔את רַ֥הַב הֵ֖ם שָֽׁבֶת
Ve Mısır boş ve hiçlik yardım ederler; bu yüzden bunu çağırdım: Onlar duran Rahav'dır.
Eyüp 37:1
·
Tevrat
אַף־לְ֭זֹאת יֶחֱרַ֣ד לִבִּ֑י וְ֝יִתַּ֗ר מִמְּקוֹמֽוֹ
Buna da kalbim titrer ve yerinden sıçrar.
Yaratılış 2:23
·
Tevrat
וַיֹּאמֶר֮ הָֽאָדָם֒ זֹ֣את הַפַּ֗עַם עֶ֚צֶם מֵֽעֲצָמַ֔י וּבָשָׂ֖ר מִבְּשָׂרִ֑י לְזֹאת֙ יִקָּרֵ֣א אִשָּׁ֔ה כִּ֥י מֵאִ֖ישׁ לֻֽקֳחָה־זֹּֽאת
Adam dedi: 'Bu defa kemiklerimden kemik ve etimden ettir; buna kadın çağrılacak, çünkü bu adamdan alındı.'
Mısır'dan Çıkış 7:23
·
Tevrat
וַיִּ֣פֶן פַּרְעֹ֔ה וַיָּבֹ֖א אֶל־בֵּית֑וֹ וְלֹא־שָׁ֥ת לִבּ֖וֹ גַּם־לָזֹֽאת
Firavun döndü ve evine girdi; buna da kalbini koymadı.
Örnek Ayetler (1)
2. Samuel 6:22
·
Tevrat
וּנְקַלֹּ֤תִי עוֹד֙ מִזֹּ֔את וְהָיִ֥יתִי שָׁפָ֖ל בְּעֵינָ֑י וְעִם־הָֽאֲמָהוֹת֙ אֲשֶׁ֣ר אָמַ֔רְתְּ עִמָּ֖ם אִכָּבֵֽדָה
'Bundan daha da küçüleceğim ve kendi gözlerimde alçalacağım; ama söylediğin o cariyelerle, onlarla yüceleceğim.'
Örnek Ayetler (1)
2. Tarihler 19:2
·
Tevrat
וַיֵּצֵ֣א אֶל־פָּנָ֗יו יֵה֣וּא בֶן־חֲנָ֘נִי֮ הַחֹזֶה֒ וַיֹּ֨אמֶר֙ אֶל־הַמֶּ֣לֶךְ יְהוֹשָׁפָ֔ט הֲלָרָשָׁ֣ע לַעְזֹ֔ר וּלְשֹׂנְאֵ֥י יְהוָ֖ה תֶּאֱהָ֑ב וּבָזֹאת֙ עָלֶ֣יךָ קֶּ֔צֶף מִלִּפְנֵ֖י יְהוָֽה
Gören Hanani oğlu Yehu onun önüne çıktı ve kral Yehoşafat'a dedi: 'Kötüye mi yardım edeceksin ve Yahve'den nefret edenleri mi seveceksin? Ve bu yüzden Yahve'nin önünden senin üzerine öfke vardır.'