38
Kullanım
1
Lemma
11
Türev
15
Anlam
1 lemma, 11 türev form
Kelime | Okunuş | Anlam | Tür | Adet | ||
|---|---|---|---|---|---|---|
גָל Lemma | gal | yığın, yığın, dalga, küme | İsim | 10 | ||
גַלָּיו | gallav | dalgaları, dalga, yığın, tomar | Zamir | 6 | ||
הַגָּֽל | ha-ggal | yığın, yığın, dalga, taş kümesi | İsim | 6 | ||
Örnek Ayetler (4 / 6) Yaratılış 31:46 · Tevrat וַיֹּ֨אמֶר יַעֲקֹ֤ב לְאֶחָיו֙ לִקְט֣וּ אֲבָנִ֔ים וַיִּקְח֥וּ אֲבָנִ֖ים וַיַּֽעֲשׂוּ־גָ֑ל וַיֹּ֥אכְלוּ שָׁ֖ם עַל־הַגָּֽל Yakup kardeşlerine dedi: 'Taşlar toplayın.' Taşlar aldılar ve bir yığın yaptılar; orada yığının üzerinde yediler. Yaratılış 31:48 · Tevrat וַיֹּ֣אמֶר לָבָ֔ן הַגַּ֨ל הַזֶּ֥ה עֵ֛ד בֵּינִ֥י וּבֵינְךָ֖ הַיּ֑וֹם עַל־כֵּ֥ן קָרָֽא־שְׁמ֖וֹ גַּלְעֵֽד Laban dedi: 'Bu yığın bugün benimle senin aranda tanıktır.' Bu yüzden onun adı Galed diye çağrıldı. Yaratılış 31:51 · Tevrat וַיֹּ֥אמֶר לָבָ֖ן לְיַעֲקֹ֑ב הִנֵּ֣ה הַגַּ֣ל הַזֶּ֗ה וְהִנֵּה֙ הַמַצֵּבָ֔ה אֲשֶׁ֥ר יָרִ֖יתִי בֵּינִ֥י וּבֵינֶֽךָ Laban Yakup'a dedi: 'İşte bu yığın ve işte benimle senin arana diktiğim dikili taş.' Yaratılış 31:52 · Tevrat עֵ֚ד הַגַּ֣ל הַזֶּ֔ה וְעֵדָ֖ה הַמַּצֵּבָ֑ה אִם־אָ֗נִי לֹֽא־אֶֽעֱבֹ֤ר אֵלֶ֨יךָ֙ אֶת־הַגַּ֣ל הַזֶּ֔ה וְאִם־אַ֠תָּה לֹא־תַעֲבֹ֨ר אֵלַ֜י אֶת־הַגַּ֥ל הַזֶּ֛ה וְאֶת־הַמַּצֵּבָ֥ה הַזֹּ֖את לְרָעָֽה Bu yığın tanıktır ve dikili taş tanıktır ki, ben bu yığını geçip sana gelmeyeceğim ve sen de kötülük için bu yığını ve bu dikili taşı geçip bana gelmeyeceksin. | ||||||
גַּלֵּיהֶם | galleyhem | dalgaları, dalga, yığın, küme | Zamir | 3 | ||
גַּלִּים | gallim | yığınlar, yığın, dalga, taş yığını | İsim | 3 | ||
לְגַלִּֽים | le-gallim | yığınlara, yığın, dalga, taş yığını | İsim | 3 | ||
וְגַלֶּיךָ | ve-galleykha | ve senin dalgaların, dalga, yığın | Zamir | 2 | ||
גַּלֶּֽיךָ | galleyha | dalgaların, dalga, yığın, küme | Zamir | 1 | ||
לַגָּל | laggal | yığına, yığın, dalga, küme | İsim | 1 | ||
כְּגַלִּים | ke-gallim | yığınlar gibi, yığın, dalga, küme | İsim | 1 | ||
כְּגַלֵּי | kegalley | yığınları gibi, yığın, dalga, küme | İsim | 1 | ||
לְגַלָּֽיו | le-gallav | onun yığınlarına, yığın, dalga, taş yığını | Zamir | 1 | ||
Örnek Ayetler (5 / 10)
2. Samuel 18:17
·
Tevrat
וַיִּקְח֣וּ אֶת־אַבְשָׁל֗וֹם וַיַּשְׁלִ֨יכוּ אֹת֤וֹ בַיַּ֨עַר֙ אֶל־הַפַּ֣חַת הַגָּד֔וֹל וַיַּצִּ֧בוּ עָלָ֛יו גַּל־אֲבָנִ֖ים גָּד֣וֹל מְאֹ֑ד וְכָל־יִשְׂרָאֵ֔ל נָ֖סוּ אִ֥ישׁ לְאֹהָלָֽיו
Avşalom'u aldılar ve onu ormanda büyük çukura attılar ve üzerine çok büyük bir taş yığını diktiler; ve bütün İsrail, her adam kendi çadırlarına kaçtı.
Yeşu 7:26
·
Tevrat
וַיָּקִ֨ימוּ עָלָ֜יו גַּל־אֲבָנִ֣ים גָּד֗וֹל עַ֚ד הַיּ֣וֹם הַזֶּ֔ה וַיָּ֥שָׁב יְהוָ֖ה מֵחֲר֣וֹן אַפּ֑וֹ עַל־כֵּ֠ן קָרָ֞א שֵׁ֣ם הַמָּק֤וֹם הַהוּא֙ עֵ֣מֶק עָכ֔וֹר עַ֖ד הַיּ֥וֹם הַזֶּֽה
Üzerine bu güne kadar duran büyük bir taş yığını diktiler ve Yahve öfkesinin alevlenmesinden döndü. Bu yüzden o yerin adını bu güne kadar Akor vadisi çağırdı.
Yeşu 8:29
·
Tevrat
וְאֶת־מֶ֧לֶךְ הָעַ֛י תָּלָ֥ה עַל־הָעֵ֖ץ עַד־עֵ֣ת הָעָ֑רֶב וּכְב֣וֹא הַשֶּׁמֶשׁ֩ צִוָּ֨ה יְהוֹשֻׁ֜עַ וַיֹּרִ֧ידוּ אֶת־נִבְלָת֣וֹ מִן־הָעֵ֗ץ וַיַּשְׁלִ֤יכוּ אוֹתָהּ֙ אֶל־פֶּ֨תַח֙ שַׁ֣עַר הָעִ֔יר וַיָּקִ֤ימוּ עָלָיו֙ גַּל־אֲבָנִ֣ים גָּד֔וֹל עַ֖ד הַיּ֥וֹם הַזֶּֽה
Ay kralını akşam vaktine kadar ağacın üzerine astı; güneş battığında Yeşu buyurdu ve onun cesedini ağaçtan indirdiler, onu şehrin kapısının girişine attılar ve üzerine bu güne kadar büyük bir taş yığını diktiler.
Ezgiler Ezgisi 4:12
·
Tevrat
גַּ֥ן נָע֖וּל אֲחֹתִ֣י כַלָּ֑ה גַּ֥ל נָע֖וּל מַעְיָ֥ן חָתֽוּם
Kız kardeşim, gelin kilitli bir bahçedir; kilitli bir pınar, mühürlü bir kaynaktır.
Eyüp 8:17
·
Tevrat
עַל־גַּ֭ל שָֽׁרָשָׁ֣יו יְסֻבָּ֑כוּ בֵּ֖ית אֲבָנִ֣ים יֶחֱזֶֽה
Kökleri yığın üzerine dolanır, taşların evini görür.
Örnek Ayetler (5 / 6)
Yeremya 5:22
·
Tevrat
הַאוֹתִ֨י לֹא־תִירָ֜אוּ נְאֻם־יְהֹוָ֗ה אִ֤ם מִפָּנַי֙ לֹ֣א תָחִ֔ילוּ אֲשֶׁר־שַׂ֤מְתִּי חוֹל֙ גְּב֣וּל לַיָּ֔ם חָק־עוֹלָ֖ם וְלֹ֣א יַעַבְרֶ֑נְהוּ וַיִּֽתְגָּעֲשׁוּ֙ וְלֹ֣א יוּכָ֔לוּ וְהָמ֥וּ גַלָּ֖יו וְלֹ֥א יַעַבְרֻֽנְהוּ
Benden korkmaz mısınız, Yahve'nin bildirisidir, yoksa yüzümden titremez misiniz? Ki kumu denize sınır, sonsuz bir kural koydum ve onu geçemez; ve çalkalanırlar ve güçleri yetmez, ve onun dalgaları gürler ve onu geçemezler.
Yeremya 31:35
·
Tevrat
כֹּ֣ה אָמַ֣ר יְהוָ֗ה נֹתֵ֥ן שֶׁ֨מֶשׁ֙ לְא֣וֹר יוֹמָ֔ם חֻקֹּ֛ת יָרֵ֥חַ וְכוֹכָבִ֖ים לְא֣וֹר לָ֑יְלָה רֹגַ֤ע הַיָּם֙ וַיֶּהֱמ֣וּ גַלָּ֔יו יְהוָ֥ה צְבָא֖וֹת שְׁמֽוֹ
Gündüz ışık için güneşi, gece ışık için ayın ve yıldızların kurallarını veren, dalgaları gürlesin diye denizi çalkalayan Yahve şöyle dedi; O'nun adı Ordular Yahvesi'dir:
Yeremya 51:42
·
Tevrat
עָלָ֥ה עַל־בָּבֶ֖ל הַיָּ֑ם בַּהֲמ֥וֹן גַּלָּ֖יו נִכְסָֽתָה
Deniz Babil'in üzerine çıktı; onun dalgalarının gürültüsüyle o örtüldü.
Yeşaya 51:15
·
Tevrat
וְאָֽנֹכִי֙ יְהוָ֣ה אֱלֹהֶ֔יךָ רֹגַ֣ע הַיָּ֔ם וַיֶּהֱמ֖וּ גַּלָּ֑יו יְהוָ֥ה צְבָא֖וֹת שְׁמֽוֹ
Ve ben denizi çalkalayan senin Tanrın Yahve'yim ve onun dalgaları gürler; O'nun adı Ordular Yahve'dir.
Mezmurlar 89:10
·
Tevrat
אַתָּ֣ה מ֭וֹשֵׁל בְּגֵא֣וּת הַיָּ֑ם בְּשׂ֥וֹא גַ֝לָּ֗יו אַתָּ֥ה תְשַׁבְּחֵֽם
Sen denizin kabarmasına egemensin; dalgaları kalktığında sen onları dindirirsin.
Örnek Ayetler (4 / 6)
Yaratılış 31:46
·
Tevrat
וַיֹּ֨אמֶר יַעֲקֹ֤ב לְאֶחָיו֙ לִקְט֣וּ אֲבָנִ֔ים וַיִּקְח֥וּ אֲבָנִ֖ים וַיַּֽעֲשׂוּ־גָ֑ל וַיֹּ֥אכְלוּ שָׁ֖ם עַל־הַגָּֽל
Yakup kardeşlerine dedi: 'Taşlar toplayın.' Taşlar aldılar ve bir yığın yaptılar; orada yığının üzerinde yediler.
Yaratılış 31:48
·
Tevrat
וַיֹּ֣אמֶר לָבָ֔ן הַגַּ֨ל הַזֶּ֥ה עֵ֛ד בֵּינִ֥י וּבֵינְךָ֖ הַיּ֑וֹם עַל־כֵּ֥ן קָרָֽא־שְׁמ֖וֹ גַּלְעֵֽד
Laban dedi: 'Bu yığın bugün benimle senin aranda tanıktır.' Bu yüzden onun adı Galed diye çağrıldı.
Yaratılış 31:51
·
Tevrat
וַיֹּ֥אמֶר לָבָ֖ן לְיַעֲקֹ֑ב הִנֵּ֣ה הַגַּ֣ל הַזֶּ֗ה וְהִנֵּה֙ הַמַצֵּבָ֔ה אֲשֶׁ֥ר יָרִ֖יתִי בֵּינִ֥י וּבֵינֶֽךָ
Laban Yakup'a dedi: 'İşte bu yığın ve işte benimle senin arana diktiğim dikili taş.'
Yaratılış 31:52
·
Tevrat
עֵ֚ד הַגַּ֣ל הַזֶּ֔ה וְעֵדָ֖ה הַמַּצֵּבָ֑ה אִם־אָ֗נִי לֹֽא־אֶֽעֱבֹ֤ר אֵלֶ֨יךָ֙ אֶת־הַגַּ֣ל הַזֶּ֔ה וְאִם־אַ֠תָּה לֹא־תַעֲבֹ֨ר אֵלַ֜י אֶת־הַגַּ֥ל הַזֶּ֛ה וְאֶת־הַמַּצֵּבָ֥ה הַזֹּ֖את לְרָעָֽה
Bu yığın tanıktır ve dikili taş tanıktır ki, ben bu yığını geçip sana gelmeyeceğim ve sen de kötülük için bu yığını ve bu dikili taşı geçip bana gelmeyeceksin.
Örnek Ayetler (3)
Yeremya 51:55
·
Tevrat
כִּֽי־שֹׁדֵ֤ד יְהוָה֙ אֶת־בָּבֶ֔ל וְאִבַּ֥ד מִמֶּ֖נָּה ק֣וֹל גָּד֑וֹל וְהָמ֤וּ גַלֵּיהֶם֙ כְּמַ֣יִם רַבִּ֔ים נִתַּ֥ן שְׁא֖וֹן קוֹלָֽם
Çünkü Yahve Babil'i yok ediyor ve ondan büyük sesi yok etti; ve onların dalgaları çok sular gibi gürledi, onların sesinin gürültüsü verildi.
Mezmurlar 65:8
·
Tevrat
מַשְׁבִּ֤יחַ שְׁא֣וֹן יַ֭מִּים שְׁא֥וֹן גַּלֵּיהֶ֗ם וַהֲמ֥וֹן לְאֻמִּֽים
Denizlerin gürültüsünü, dalgalarının gürültüsünü ve halkların kargaşasını yatıştıran;
Mezmurlar 107:29
·
Tevrat
יָקֵ֣ם סְ֭עָרָה לִדְמָמָ֑ה וַ֝יֶּחֱשׁ֗וּ גַּלֵּיהֶֽם
Fırtınayı sessizliğe çevirdi ve dalgaları sustu.
Örnek Ayetler (3)
2. Krallar 19:25
·
Tevrat
הֲלֹֽא־שָׁמַ֤עְתָּ לְמֵֽרָחוֹק֙ אֹתָ֣הּ עָשִׂ֔יתִי לְמִ֥ימֵי קֶ֖דֶם וִֽיצַרְתִּ֑יהָ עַתָּ֣ה הֲבֵיאתִ֗יהָ וּתְהִ֗י לַהְשׁ֛וֹת גַּלִּ֥ים נִצִּ֖ים עָרִ֥ים בְּצֻרֽוֹת
Uzaktan onu yaptığımı, eski günlerden onu biçimlendirdiğimi işitmedin mi? Şimdi onu getirdim; ve surlu şehirleri harabe yığınları olarak viran etmek için oldu.
Yeşaya 37:26
·
Tevrat
הֲלֽוֹא־שָׁמַ֤עְתָּ לְמֵֽרָחוֹק֙ אוֹתָ֣הּ עָשִׂ֔יתִי מִ֥ימֵי קֶ֖דֶם וִיצַרְתִּ֑יהָ עַתָּ֣ה הֲבֵאתִ֔יהָ וּתְהִ֗י לְהַשְׁא֛וֹת גַּלִּ֥ים נִצִּ֖ים עָרִ֥ים בְּצֻרֽוֹת
Duymadın mı? Uzaktan onu ben yaptım, eski günlerden onu ben biçimlendirdim; şimdi onu getirdim ve sen surlu şehirleri yıkık yığınlar olarak yıkmak için oldun.
Zekeriya 10:11
·
Tevrat
וְעָבַ֨ר בַּיָּ֜ם צָרָ֗ה וְהִכָּ֤ה בַיָּם֙ גַּלִּ֔ים וְהֹבִ֕ישׁוּ כֹּ֖ל מְצוּל֣וֹת יְאֹ֑ר וְהוּרַד֙ גְּא֣וֹן אַשּׁ֔וּר וְשֵׁ֥בֶט מִצְרַ֖יִם יָסֽוּר
Ve denizde sıkıntıyla geçecek ve denizde dalgaları vuracak ve Nil'in bütün derinlikleri kuruyacak; ve Asur'un gururu indirilecek ve Mısır'ın asası ayrılacak.
Örnek Ayetler (3)
Yeremya 9:10
·
Tevrat
וְנָתַתִּ֧י אֶת־יְרוּשָׁלִַ֛ם לְגַלִּ֖ים מְע֣וֹן תַּנִּ֑ים וְאֶת־עָרֵ֧י יְהוּדָ֛ה אֶתֵּ֥ן שְׁמָמָ֖ה מִבְּלִ֖י יוֹשֵֽׁב
Ve Yeruşalim'i yıkıntı yığınlarına, çakalların barınağına çevireceğim; ve Yahuda şehirlerini oturanı olmayan bir viraneye çevireceğim.
Yeremya 51:37
·
Tevrat
וְהָיְתָה֩ בָבֶ֨ל לְגַלִּ֧ים מְעוֹן־תַּנִּ֛ים שַׁמָּ֥ה וּשְׁרֵקָ֖ה מֵאֵ֥ין יוֹשֵֽׁב
Ve Babil yığınlar, çakalların barınağı, viranelik ve ıslık olacak, oturan olmadan.
Eyüp 15:28
·
Tevrat
וַיִּשְׁכּ֤וֹן עָ֘רִ֤ים נִכְחָד֗וֹת בָּ֭תִּים לֹא־יֵ֣שְׁבוּ לָ֑מוֹ אֲשֶׁ֖ר הִתְעַתְּד֣וּ לְגַלִּֽים
Ve yıkılmış şehirlerde, içinde oturulmayacak evlerde oturdu, ki yığınlar olmaya hazırlandılar.
Örnek Ayetler (2)
Yunus 2:4
·
Tevrat
וַתַּשְׁלִיכֵ֤נִי מְצוּלָה֙ בִּלְבַ֣ב יַמִּ֔ים וְנָהָ֖ר יְסֹבְבֵ֑נִי כָּל־מִשְׁבָּרֶ֥יךָ וְגַלֶּ֖יךָ עָלַ֥י עָבָֽרוּ
Beni derinliğe, denizlerin kalbine attın ve ırmak beni çevreledi; bütün kırılan dalgaların ve dalgaların üzerimden geçti.
Mezmurlar 42:8
·
Tevrat
תְּהֽוֹם־אֶל־תְּה֣וֹם ק֭וֹרֵא לְק֣וֹל צִנּוֹרֶ֑יךָ כָּֽל־מִשְׁבָּרֶ֥יךָ וְ֝גַלֶּ֗יךָ עָלַ֥י עָבָֽרוּ
Şelalelerinin sesine engin engine seslenir; bütün dalgaların ve suların üzerimden geçti.
Örnek Ayetler (1)
Eyüp 38:11
·
Tevrat
וָאֹמַ֗ר עַד־פֹּ֣ה תָ֭בוֹא וְלֹ֣א תֹסִ֑יף וּפֹ֥א־יָ֝שִׁ֗ית בִּגְא֥וֹן גַּלֶּֽיךָ
Ve dedim: 'Buraya kadar geleceksin ve ileri gitmeyeceksin; ve dalgalarının gururu burada duracak.'
Örnek Ayetler (1)
Yeşaya 25:2
·
Tevrat
כִּ֣י שַׂ֤מְתָּ מֵעִיר֙ לַגָּ֔ל קִרְיָ֥ה בְצוּרָ֖ה לְמַפֵּלָ֑ה אַרְמ֤וֹן זָרִים֙ מֵעִ֔יר לְעוֹלָ֖ם לֹ֥א יִבָּנֶֽה
Çünkü şehri bir yığına, surlu şehri bir harabeye koydun; yabancıların sarayını şehirden çıkardın, sonsuza dek inşa edilmeyecek.
Örnek Ayetler (1)
Hoşea 12:12
·
Tevrat
אִם־גִּלְעָ֥ד אָ֨וֶן֙ אַךְ־שָׁ֣וְא הָי֔וּ בַּגִּלְגָּ֖ל שְׁוָרִ֣ים זִבֵּ֑חוּ גַּ֤ם מִזְבְּחוֹתָם֙ כְּגַלִּ֔ים עַ֖ל תַּלְמֵ֥י שָׂדָֽי
Eğer Gilat kötülükse, kesinlikle boş oldular; Gilgal'da boğalar kurban ettiler; ayrıca onların sunakları tarlanın karıkları üzerinde yığınlar gibidir.
Örnek Ayetler (1)
Yeşaya 48:18
·
Tevrat
ל֥וּא הִקְשַׁ֖בְתָּ לְמִצְוֺתָ֑י וַיְהִ֤י כַנָּהָר֙ שְׁלוֹמֶ֔ךָ וְצִדְקָתְךָ֖ כְּגַלֵּ֥י הַיָּֽם
Keşke buyruklarıma dikkat etseydin; ve esenliğin ırmak gibi, doğruluğun denizin dalgaları gibi olurdu.
Örnek Ayetler (1)
Hezekiel 26:3
·
Tevrat
לָכֵ֗ן כֹּ֤ה אָמַר֙ אֲדֹנָ֣י יְהוִ֔ה הִנְנִ֥י עָלַ֖יִךְ צֹ֑ר וְהַעֲלֵיתִ֤י עָלַ֨יִךְ֙ גּוֹיִ֣ם רַבִּ֔ים כְּהַעֲל֥וֹת הַיָּ֖ם לְגַלָּֽיו
Bu yüzden Efendi Yahve şöyle dedi: İşte ben sana karşıyım, ey Sur; ve denizin dalgalarını çıkardığı gibi, sana karşı birçok ulus çıkaracağım.