5647
Kullanım
14
Lemma
122
Türev
115
Anlam
14 lemma, 122 türev form
Kelime | Okunuş | Anlam | Tür | Adet | ||
|---|---|---|---|---|---|---|
הָאֹמֵר | ha-omer | söyleyen, söylemek, demek, düşünmek | Fiil | 12 | ||
אֲמַרְתֶּם | amartem | söylediniz, söylemek, demek, düşünmek | Fiil | 12 | ||
וְאָמַרְתִּי | ve'amarti | ve söyledim, söylemek, demek, düşünmek | Fiil | 11 | ||
תֹאמְרוּן | tomrun | söyleyeceksiniz, söylemek, demek, konuşmak | Zamir | 9 | ||
וַנֹּאמֶר | vannomer | ve söyledik, söylemek, demek, düşünmek | Fiil | 9 | ||
וַתֹּאמְרוּ | vattomeru | ve söylediniz, söylemek, demek, düşünmek | Fiil | 8 | ||
נֹּאמַר | nomar | söyleyeceğiz, söylemek, demek, düşünmek, emretmek | Fiil | 7 | ||
אִמְרִי | imri | sözüm, söz, ifade, kelam | Fiil | 6 | ||
Örnek Ayetler (5 / 6) Yeremya 48:19 · Tevrat אֶל־דֶּ֛רֶךְ עִמְדִ֥י וְצַפִּ֖י יוֹשֶׁ֣בֶת עֲרוֹעֵ֑ר שַׁאֲלִי־נָ֣ס וְנִמְלָ֔טָה אִמְרִ֖י מַה־נִּֽהְיָֽתָה Yola dur ve gözle, oturan Aroer; kaçana ve kurtulana sor, de: Ne oldu? Yeşaya 40:9 · Tevrat עַ֣ל הַר־גָּבֹ֤הַ עֲלִי־לָךְ֙ מְבַשֶּׂ֣רֶת צִיּ֔וֹן הָרִ֤ימִי בַכֹּ֨חַ֙ קוֹלֵ֔ךְ מְבַשֶּׂ֖רֶת יְרוּשָׁלִָ֑ם הָרִ֨ימִי֙ אַל־תִּירָ֔אִי אִמְרִי֙ לְעָרֵ֣י יְהוּדָ֔ה הִנֵּ֖ה אֱלֹהֵיכֶֽם Yüksek bir dağa çık, ey Siyon'a iyi haber getiren; sesini güçle yükselt, ey Yeruşalim'e iyi haber getiren. Yükselt, korkma; Yahuda şehirlerine de: 'İşte Tanrınız!' 1. Krallar 2:17 · Tevrat וַיֹּ֗אמֶר אִמְרִי־נָא֙ לִשְׁלֹמֹ֣ה הַמֶּ֔לֶךְ כִּ֥י לֹֽא־יָשִׁ֖יב אֶת־פָּנָ֑יִךְ וְיִתֶּן־לִ֛י אֶת־אֲבִישַׁ֥ג הַשּׁוּנַמִּ֖ית לְאִשָּֽׁה Dedi: 'Lütfen kral Süleyman'a söyle, çünkü o senin yüzünü çevirmeyecek, Şunemli Avişag'ı bana eş olarak versin.' 1. Krallar 14:7 · Tevrat לְכִ֞י אִמְרִ֣י לְיָרָבְעָ֗ם כֹּֽה־אָמַ֤ר יְהוָה֙ אֱלֹהֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל יַ֛עַן אֲשֶׁ֥ר הֲרִימֹתִ֖יךָ מִתּ֣וֹךְ הָעָ֑ם וָאֶתֶּנְךָ֣ נָגִ֔יד עַ֖ל עַמִּ֥י יִשְׂרָאֵֽל Git, Yarovam'a söyle: İsrail'in Tanrısı Yahve şöyle diyor: Seni halkın içinden yükselttiğim ve halkım İsrail'in üzerine önder yaptığım için, Yaratılış 12:13 · Tevrat אִמְרִי־נָ֖א אֲחֹ֣תִי אָ֑תְּ לְמַ֨עַן֙ יִֽיטַב־לִ֣י בַעֲבוּרֵ֔ךְ וְחָיְתָ֥ה נַפְשִׁ֖י בִּגְלָלֵֽךְ Lütfen, 'Kız kardeşiyim' de, ki senin uğruna bana iyi olsun, ve senin sayende canım yaşasın. | ||||||
וַתֹּאמְרִי | vattomeri | ve söyledin, söylemek, demek, düşünmek | Fiil | 5 | ||
תֹּאמְרִי | tomeri | söyleyeceksin, söylemek, konuşmak, düşünmek | Fiil | 5 | ||
וַתֹּאמַרְנָה | vattomarna | ve söylediler, söylemek, demek, düşünmek | Fiil | 5 | ||
וָאוֹמַר | va-omar | ve söyledim, söylemek, demek, düşünmek | Fiil | 4 | ||
לֵאמוֹר | lemor | diyerek, söylemek, demek, ifade etmek | Fiil | 3 | ||
וְאָמַרְנוּ | ve'amarnu | ve söyleyeceğiz, söylemek, demek, düşünmek | Fiil | 3 | ||
הָאֹֽמְרָה | ha-omera | söyleyen, söylemek, demek, düşünmek | Fiil | 3 | ||
אָמַרְנוּ | amarnu | söyledik, söylemek, demek, düşünmek | Fiil | 3 | ||
וְלֵֽאמֹר | ve-lemor | ve söylemek, söylemek, konuşmak, demek | Fiil | 3 | ||
בֶּאֱמֹר | be-emor | söylerken, söylemek, demek, ifade etmek | Fiil | 3 | ||
וַתֹּאמַרְןָ | va-ttomarna | ve söylediler, söylemek, demek, konuşmak | Fiil | 3 | ||
אָמוֹר | amor | kesinlikle söylemek, söylemek, demek, düşünmek | Fiil | 3 | ||
Örnek Ayetler (5 / 12)
Hezekiel 28:9
·
Tevrat
הֶאָמֹ֤ר תֹּאמַר֙ אֱלֹהִ֣ים אָ֔נִי לִפְנֵ֖י הֹֽרְגֶ֑ךָ וְאַתָּ֥ה אָדָ֛ם וְלֹא־אֵ֖ל בְּיַ֥ד מְחַלְלֶֽיךָ
Seni öldürenin önünde 'Ben Tanrıyım' diyecek misin? Oysa sen seni kirletenlerin elinde insansın ve Tanrı değilsin.
Yeremya 22:14
·
Tevrat
הָאֹמֵ֗ר אֶבְנֶה־לִּי֙ בֵּ֣ית מִדּ֔וֹת וַעֲלִיּ֖וֹת מְרֻוָּחִ֑ים וְקָ֤רַֽע לוֹ֙ חַלּוֹנָ֔י וְסָפ֣וּן בָּאָ֔רֶז וּמָשׁ֖וֹחַ בַּשָּׁשַֽׁר
'Kendime büyük ev ve geniş üst odalar yapacağım' diyen, ona pencereler açan, sedirle kaplayan ve kırmızıyla boyayan.
1. Samuel 11:12
·
Tevrat
וַיֹּ֤אמֶר הָעָם֙ אֶל־שְׁמוּאֵ֔ל מִ֣י הָאֹמֵ֔ר שָׁא֖וּל יִמְלֹ֣ךְ עָלֵ֑ינוּ תְּנ֥וּ הָאֲנָשִׁ֖ים וּנְמִיתֵֽם
Halk Samuel'e dedi: 'Şaul mu üzerimize kral olacak diyen kimdir? Adamları verin ve onları öldürelim.'
Yeşaya 41:13
·
Tevrat
כִּ֗י אֲנִ֛י יְהוָ֥ה אֱלֹהֶ֖יךָ מַחֲזִ֣יק יְמִינֶ֑ךָ הָאֹמֵ֥ר לְךָ֛ אַל־תִּירָ֖א אֲנִ֥י עֲזַרְתִּֽיךָ
Çünkü ben senin Tanrın Yahve, senin sağ elini tutanım; sana diyenim: 'Korkma, ben sana yardım ettim'.
Yeşaya 44:26
·
Tevrat
מֵקִים֙ דְּבַ֣ר עַבְדּ֔וֹ וַעֲצַ֥ת מַלְאָכָ֖יו יַשְׁלִ֑ים הָאֹמֵ֨ר לִירוּשָׁלִַ֜ם תּוּשָׁ֗ב וּלְעָרֵ֤י יְהוּדָה֙ תִּבָּנֶ֔ינָה וְחָרְבוֹתֶ֖יהָ אֲקוֹמֵֽם
Kulunun sözünü ayağa kaldıran ve elçilerinin öğüdünü tamamlayan; Yeruşalim için, 'Oturulacak' ve Yahuda şehirleri için, 'İnşa edilecekler ve onun yıkıntılarını ayağa kaldıracağım' diyen;
Örnek Ayetler (5 / 12)
Amos 5:14
·
Tevrat
דִּרְשׁוּ־ט֥וֹב וְאַל־רָ֖ע לְמַ֣עַן תִּֽחְי֑וּ וִיהִי־כֵ֞ן יְהוָ֧ה אֱלֹהֵֽי־צְבָא֛וֹת אִתְּכֶ֖ם כַּאֲשֶׁ֥ר אֲמַרְתֶּֽם
Yaşamanız için iyiyi arayın ve kötüyü değil; ve dediğiniz gibi Ordular Tanrısı Yahve böylece sizinle olsun.
Hezekiel 11:5
·
Tevrat
וַתִּפֹּ֣ל עָלַי֮ ר֣וּחַ יְהוָה֒ וַיֹּ֣אמֶר אֵלַ֗י אֱמֹר֙ כֹּה־אָמַ֣ר יְהוָ֔ה כֵּ֥ן אֲמַרְתֶּ֖ם בֵּ֣ית יִשְׂרָאֵ֑ל וּמַעֲל֥וֹת רֽוּחֲכֶ֖ם אֲנִ֥י יְדַעְתִּֽיהָ
Yahve'nin ruhu üzerime düştü ve bana dedi: 'Söyle, Yahve şöyle dedi: Böyle dediniz İsrail evi; ve ruhunuzun yükselenlerini ben bildim.'
Hezekiel 13:7
·
Tevrat
הֲל֤וֹא מַֽחֲזֵה־שָׁוְא֙ חֲזִיתֶ֔ם וּמִקְסַ֥ם כָּזָ֖ב אֲמַרְתֶּ֑ם וְאֹֽמְרִים֙ נְאֻם־יְהוָ֔ה וַאֲנִ֖י לֹ֥א דִבַּֽרְתִּי
Boş görüm görmediniz mi ve yalan fal söylemediniz mi? Ve ben konuşmadığım halde 'Yahve'nin bildirisidir' diyorsunuz.
Hezekiel 33:10
·
Tevrat
וְאַתָּ֣ה בֶן־אָדָ֗ם אֱמֹר֙ אֶל־בֵּ֣ית יִשְׂרָאֵ֔ל כֵּ֤ן אֲמַרְתֶּם֙ לֵאמֹ֔ר כִּֽי־פְשָׁעֵ֥ינוּ וְחַטֹּאתֵ֖ינוּ עָלֵ֑ינוּ וּבָ֛ם אֲנַ֥חְנוּ נְמַקִּ֖ים וְאֵ֥יךְ נִֽחְיֶֽה
Ve sen İnsanoğlu, İsrail evine söyle, siz şöyle diyerek dediniz: 'İsyanlarımız ve günahlarımız üzerimizdedir ve biz onların içinde eriyoruz; o halde nasıl yaşarız?'
Yeremya 29:15
·
Tevrat
כִּ֖י אֲמַרְתֶּ֑ם הֵקִ֨ים לָ֧נוּ יְהוָ֛ה נְבִאִ֖ים בָּבֶֽלָה
Çünkü dediniz: Yahve Babil'de bizim için peygamberler kaldırdı.
Örnek Ayetler (5 / 11)
Hezekiel 14:17
·
Tevrat
א֛וֹ חֶ֥רֶב אָבִ֖יא עַל־הָאָ֣רֶץ הַהִ֑יא וְאָמַרְתִּ֗י חֶ֚רֶב תַּעֲבֹ֣ר בָּאָ֔רֶץ וְהִכְרַתִּ֥י מִמֶּ֖נָּה אָדָ֥ם וּבְהֵמָֽה
Veya o yere kılıç getirirsem ve dersem: Kılıç yerden geçsin, ve ondan insan ve hayvan kesersem,
2. Samuel 13:28
·
Tevrat
וַיְצַו֩ אַבְשָׁל֨וֹם אֶת־נְעָרָ֜יו לֵאמֹ֗ר רְא֣וּ נָ֠א כְּט֨וֹב לֵב־אַמְנ֤וֹן בַּיַּ֨יִן֙ וְאָמַרְתִּ֣י אֲלֵיכֶ֔ם הַכּ֧וּ אֶת־אַמְנ֛וֹן וַהֲמִתֶּ֥ם אֹת֖וֹ אַל־תִּירָ֑אוּ הֲל֗וֹא כִּ֤י אָֽנֹכִי֙ צִוִּ֣יתִי אֶתְכֶ֔ם חִזְק֖וּ וִהְי֥וּ לִבְנֵי־חָֽיִל
Avşalom gençlerine buyurarak dedi: 'Lütfen görün, Amnon'un kalbi şarapla iyi olduğunda ve size dediğimde: Amnon'u vurun ve onu öldürün; korkmayın. Size ben buyurmadım mı? Güçlü olun ve yiğit oğullar olun.'
Yeremya 20:9
·
Tevrat
וְאָמַרְתִּ֣י לֹֽא־אֶזְכְּרֶ֗נּוּ וְלֹֽא־אֲדַבֵּ֥ר עוֹד֙ בִּשְׁמ֔וֹ וְהָיָ֤ה בְלִבִּי֙ כְּאֵ֣שׁ בֹּעֶ֔רֶת עָצֻ֖ר בְּעַצְמֹתָ֑י וְנִלְאֵ֥יתִי כַּֽלְכֵ֖ל וְלֹ֥א אוּכָֽל
Ve dedim: 'Onu anmayacağım ve artık onun adıyla konuşmayacağım'; ve kalbimde kemiklerimde kapatılmış yanan bir ateş gibi oldu, ve onu tutmaktan yoruldum ve yapamadım.
Hoşea 2:25
·
Tevrat
וּזְרַעְתִּ֤יהָ לִּי֙ בָּאָ֔רֶץ וְרִֽחַמְתִּ֖י אֶת־לֹ֣א רֻחָ֑מָה וְאָמַרְתִּ֤י לְלֹֽא־עַמִּי֙ עַמִּי־אַ֔תָּה וְה֖וּא יֹאמַ֥ר אֱלֹהָֽי
Ve onu kendim için yerde ekeceğim, Lo-Ruhama'ya merhamet edeceğim; ve Lo-Ammi'ye 'Sen halkımsın' diyeceğim, ve o 'Tanrım' diyecek.
Süleyman'ın Özdeyişleri 30:9
·
Tevrat
פֶּ֥ן אֶשְׂבַּ֨ע וְכִחַשְׁתִּי֮ וְאָמַ֗רְתִּי מִ֥י יְה֫וָ֥ה וּפֶֽן־אִוָּרֵ֥שׁ וְגָנַ֑בְתִּי וְ֝תָפַ֗שְׂתִּי שֵׁ֣ם אֱלֹהָֽי
Yoksa doyarım ve inkar ederim ve derim: 'Yahve kimdir?' Ve yoksa yoksul düşerim ve çalarım ve Tanrımın adına el uzatırım.
Örnek Ayetler (5 / 9)
1. Samuel 11:9
·
Tevrat
וַיֹּאמְר֞וּ לַמַּלְאָכִ֣ים הַבָּאִ֗ים כֹּ֤ה תֹֽאמְרוּן֙ לְאִישׁ֙ יָבֵ֣ישׁ גִּלְעָ֔ד מָחָ֛ר תִּהְיֶֽה־לָכֶ֥ם תְּשׁוּעָ֖ה כְּחֹ֣ם הַשָּׁ֑מֶשׁ וַיָּבֹ֣אוּ הַמַּלְאָכִ֗ים וַיַּגִּ֛ידוּ לְאַנְשֵׁ֥י יָבֵ֖ישׁ וַיִּשְׂמָֽחוּ
Gelen habercilere dediler: 'Yaveş Gilead adamlarına şöyle diyeceksiniz: Yarın güneş ısındığında size kurtuluş olacak.' Haberciler geldiler ve Yaveş adamlarına bildirdiler ve sevindiler.
2. Krallar 18:22
·
Tevrat
וְכִי־תֹאמְר֣וּן אֵלַ֔י אֶל־יְהוָ֥ה אֱלֹהֵ֖ינוּ בָּטָ֑חְנוּ הֲלוֹא־ה֗וּא אֲשֶׁ֨ר הֵסִ֤יר חִזְקִיָּ֨הוּ֙ אֶת־בָּמֹתָ֣יו וְאֶת־מִזְבְּחֹתָ֔יו וַיֹּ֤אמֶר לִֽיהוּדָה֙ וְלִיר֣וּשָׁלִַ֔ם לִפְנֵי֙ הַמִּזְבֵּ֣חַ הַזֶּ֔ה תִּֽשְׁתַּחֲו֖וּ בִּירוּשָׁלִָֽם
Ve eğer bana derseniz: 'Tanrımız Yahve'ye güvendik'; Hizkiya'nın O'nun yüksek yerlerini ve O'nun sunaklarını kaldırdığı ve Yahuda'ya ve Yeruşalim'e: 'Yeruşalim'de bu sunağın önünde eğileceksiniz' dediği O değil midir?
2. Krallar 19:6
·
Tevrat
וַיֹּ֤אמֶר לָהֶם֙ יְשַֽׁעְיָ֔הוּ כֹּ֥ה תֹאמְר֖וּן אֶל־אֲדֹֽנֵיכֶ֑ם כֹּ֣ה אָמַ֣ר יְהוָ֗ה אַל־תִּירָא֙ מִפְּנֵ֤י הַדְּבָרִים֙ אֲשֶׁ֣ר שָׁמַ֗עְתָּ אֲשֶׁ֧ר גִּדְּפ֛וּ נַעֲרֵ֥י מֶֽלֶךְ־אַשּׁ֖וּר אֹתִֽי
Yeşaya onlara dedi: 'Efendinize şöyle diyeceksiniz: Yahve şöyle dedi: Asur kralının uşaklarının bana küfrettiği, işittiğin sözlerin yüzünden korkma.'
2. Krallar 19:10
·
Tevrat
כֹּ֣ה תֹאמְר֗וּן אֶל־חִזְקִיָּ֤הוּ מֶֽלֶךְ־יְהוּדָה֙ לֵאמֹ֔ר אַל־יַשִּׁאֲךָ֣ אֱלֹהֶ֔יךָ אֲשֶׁ֥ר אַתָּ֛ה בֹּטֵ֥חַ בּ֖וֹ לֵאמֹ֑ר לֹ֤א תִנָּתֵן֙ יְר֣וּשָׁלִַ֔ם בְּיַ֖ד מֶ֥לֶךְ אַשּֽׁוּר
Yahuda kralı Hizkiya'ya şöyle diyeceksiniz: 'Yeruşalim Asur kralının eline verilmeyecek' diyerek kendisine güvendiğin Tanrın seni aldatmasın.
Yeşaya 8:12
·
Tevrat
לֹא־תֹאמְר֣וּן קֶ֔שֶׁר לְכֹ֧ל אֲשֶׁר־יֹאמַ֛ר הָעָ֥ם הַזֶּ֖ה קָ֑שֶׁר וְאֶת־מוֹרָא֥וֹ לֹֽא־תִֽירְא֖וּ וְלֹ֥א תַעֲרִֽיצוּ
Bu halkın komplo dediği her şeye komplo demeyeceksiniz; ve onun korkusundan korkmayacaksınız ve dehşete düşmeyeceksiniz.
Örnek Ayetler (5 / 9)
Yeremya 35:11
·
Tevrat
וַיְהִ֗י בַּעֲל֨וֹת נְבוּכַדְרֶאצַּ֥ר מֶֽלֶךְ־בָּבֶל֮ אֶל־הָאָרֶץ֒ וַנֹּ֗אמֶר בֹּ֚אוּ וְנָב֣וֹא יְרוּשָׁלִַ֔ם מִפְּנֵי֙ חֵ֣יל הַכַּשְׂדִּ֔ים וּמִפְּנֵ֖י חֵ֣יל אֲרָ֑ם וַנֵּ֖שֶׁב בִּירוּשָׁלִָֽם
Babil Kralı Nebukadnessar ülkeye çıktığında dedik ki: Gelin, Kildanilerin ordusunun yüzünden ve Aram ordusunun yüzünden Yeruşalim'e gidelim; böylece Yeruşalim'de oturduk."
Yeşaya 41:26
·
Tevrat
מִֽי־הִגִּ֤יד מֵרֹאשׁ֙ וְנֵדָ֔עָה וּמִלְּפָנִ֖ים וְנֹאמַ֣ר צַדִּ֑יק אַ֣ף אֵין־מַגִּ֗יד אַ֚ף אֵ֣ין מַשְׁמִ֔יעַ אַ֥ף אֵין־שֹׁמֵ֖עַ אִמְרֵיכֶֽם
Baştan kim bildirdi ve bilelim, ve önceden, ve "Doğru" diyelim? Gerçekten bildiren yok, gerçekten işittiren yok, gerçekten sözlerinizi işiten yok.
Yeşu 22:26
·
Tevrat
וַנֹּ֕אמֶר נַעֲשֶׂה־נָּ֣א לָ֔נוּ לִבְנ֖וֹת אֶת־הַמִּזְבֵּ֑חַ לֹ֥א לְעוֹלָ֖ה וְלֹ֥א לְזָֽבַח
Ve dedik: Lütfen kendimize sunağı inşa etmeyi yapalım; yakmalık sunu için değil ve kurban için değil.
Yeşu 22:28
·
Tevrat
וַנֹּ֕אמֶר וְהָיָ֗ה כִּֽי־יֹאמְר֥וּ אֵלֵ֛ינוּ וְאֶל־דֹּרֹתֵ֖ינוּ מָחָ֑ר וְאָמַ֡רְנוּ רְא֣וּ אֶת־תַּבְנִית֩ מִזְבַּ֨ח יְהוָ֜ה אֲשֶׁר־עָשׂ֣וּ אֲבוֹתֵ֗ינוּ לֹ֤א לְעוֹלָה֙ וְלֹ֣א לְזֶ֔בַח כִּי־עֵ֣ד ה֔וּא בֵּינֵ֖ינוּ וּבֵינֵיכֶֽם
Ve dedik: Ve olacak ki yarın bize ve kuşaklarımıza dedikleri zaman, ve diyeceğiz: Atalarımızın yaptığı Yahve'nin sunağının örneğini görün; yakmalık sunu için değil ve kurban için değil, çünkü o aramızda ve aranızda tanıktır.
Yaratılış 26:28
·
Tevrat
וַיֹּאמְר֗וּ רָא֣וֹ רָאִינוּ֮ כִּֽי־הָיָ֣ה יְהוָ֣ה עִמָּךְ֒ וַנֹּ֗אמֶר תְּהִ֨י נָ֥א אָלָ֛ה בֵּינוֹתֵ֖ינוּ בֵּינֵ֣ינוּ וּבֵינֶ֑ךָ וְנִכְרְתָ֥ה בְרִ֖ית עִמָּֽךְ
Ve dediler: 'Açıkça gördük ki Yahve seninleydi; ve dedik: Lütfen aramızda, bizimle senin aranda bir yemin olsun ve seninle antlaşma yapalım.'
Örnek Ayetler (5 / 8)
1. Samuel 10:19
·
Tevrat
וְאַתֶּ֨ם הַיּ֜וֹם מְאַסְתֶּ֣ם אֶת־אֱלֹהֵיכֶ֗ם אֲשֶׁר־ה֣וּא מוֹשִׁ֣יעַ לָכֶם֮ מִכָּל־רָעוֹתֵיכֶ֣ם וְצָרֹֽתֵיכֶם֒ וַתֹּ֣אמְרוּ ל֔וֹ כִּי־מֶ֖לֶךְ תָּשִׂ֣ים עָלֵ֑ינוּ וְעַתָּ֗ה הִֽתְיַצְּבוּ֙ לִפְנֵ֣י יְהוָ֔ה לְשִׁבְטֵיכֶ֖ם וּלְאַלְפֵיכֶֽם
Ve siz bugün, sizi bütün kötülüklerinizden ve sıkıntılarınızdan kurtaran Tanrınızı reddettiniz ve ona dediniz: 'Hayır, üzerimize bir kral koyacaksın.' Ve şimdi oymaklarınıza ve binlerinize göre Yahve'nin önünde durun.
1. Samuel 12:12
·
Tevrat
וַתִּרְא֗וּ כִּֽי־נָחָ֞שׁ מֶ֣לֶךְ בְּנֵֽי־עַמּוֹן֮ בָּ֣א עֲלֵיכֶם֒ וַתֹּ֣אמְרוּ לִ֔י לֹ֕א כִּי־מֶ֖לֶךְ יִמְלֹ֣ךְ עָלֵ֑ינוּ וַיהוָ֥ה אֱלֹהֵיכֶ֖ם מַלְכְּכֶֽם
Ammonoğulları kralı Nahaş'ın üzerinize geldiğini gördüğünüzde, Tanrınız Yahve kralınız olduğu halde bana dediniz ki: 'Hayır, üzerimizde bir kral krallık yapacak.'
Yeşaya 30:16
·
Tevrat
וַתֹּ֨אמְר֥וּ לֹא־כִ֛י עַל־ס֥וּס נָנ֖וּס עַל־כֵּ֣ן תְּנוּס֑וּן וְעַל־קַ֣ל נִרְכָּ֔ב עַל־כֵּ֖ן יִקַּ֥לּוּ רֹדְפֵיכֶֽם
Ve dediniz: 'Hayır, at üzerinde kaçacağız'; bu nedenle kaçacaksınız. 'Ve hızlı olanın üzerinde bineceğiz'; bu nedenle sizi kovalayanlar hızlı olacak.
Yasa'nın Tekrarı 1:14
·
Tevrat
וַֽתַּעֲנ֖וּ אֹתִ֑י וַתֹּ֣אמְר֔וּ טֽוֹב־הַדָּבָ֥ר אֲשֶׁר־דִּבַּ֖רְתָּ לַעֲשֽׂוֹת
Bana cevap verdiniz ve dediniz: 'Yapmak için konuştuğun söz iyidir.'
Yasa'nın Tekrarı 1:22
·
Tevrat
וַתִּקְרְב֣וּן אֵלַי֮ כֻּלְּכֶם֒ וַתֹּאמְר֗וּ נִשְׁלְחָ֤ה אֲנָשִׁים֙ לְפָנֵ֔ינוּ וְיַחְפְּרוּ־לָ֖נוּ אֶת־הָאָ֑רֶץ וְיָשִׁ֤בוּ אֹתָ֨נוּ֙ דָּבָ֔ר אֶת־הַדֶּ֨רֶךְ֙ אֲשֶׁ֣ר נַעֲלֶה־בָּ֔הּ וְאֵת֙ הֶֽעָרִ֔ים אֲשֶׁ֥ר נָבֹ֖א אֲלֵיהֶֽן
Hepiniz bana yaklaştınız ve dediniz: 'Önümüzden adamlar gönderelim, bizim için diyarı araştırsınlar ve çıkacağımız yolu ve gireceğimiz şehirleri bize söz olarak döndürsünler.'
Örnek Ayetler (5 / 7)
2. Samuel 12:18
·
Tevrat
וַיְהִ֛י בַּיּ֥וֹם הַשְּׁבִיעִ֖י וַיָּ֣מָת הַיָּ֑לֶד וַיִּֽרְאוּ֩ עַבְדֵ֨י דָוִ֜ד לְהַגִּ֥יד ל֣וֹ כִּי־מֵ֣ת הַיֶּ֗לֶד כִּ֤י אָֽמְרוּ֙ הִנֵּה֩ בִהְי֨וֹת הַיֶּ֜לֶד חַ֗י דִּבַּ֤רְנוּ אֵלָיו֙ וְלֹא־שָׁמַ֣ע בְּקוֹלֵ֔נוּ וְאֵ֨יךְ נֹאמַ֥ר אֵלָ֛יו מֵ֥ת הַיֶּ֖לֶד וְעָשָׂ֥ה רָעָֽה
Yedinci günde çocuk öldü. Davut'un kulları çocuğun öldüğünü ona bildirmekten korktular; çünkü dediler ki: 'İşte çocuk canlıyken onunla konuştuk ve sesimizi dinlemedi; ona nasıl Çocuk öldü deriz? Kötülük yapar.'
Hoşea 14:4
·
Tevrat
אַשּׁ֣וּר לֹ֣א יוֹשִׁיעֵ֗נוּ עַל־סוּס֙ לֹ֣א נִרְכָּ֔ב וְלֹא־נֹ֥אמַר ע֛וֹד אֱלֹהֵ֖ינוּ לְמַעֲשֵׂ֣ה יָדֵ֑ינוּ אֲשֶׁר־בְּךָ֖ יְרֻחַ֥ם יָתֽוֹם
Asur bizi kurtarmayacak, at üzerinde binmeyeceğiz ve ellerimizin işine bir daha 'Tanrımız' demeyeceğiz; ki yetim sende merhamet bulur.
Ezra 9:10
·
Tevrat
וְעַתָּ֛ה מַה־נֹּאמַ֥ר אֱלֹהֵ֖ינוּ אַֽחֲרֵי־זֹ֑את כִּ֥י עָזַ֖בְנוּ מִצְוֺתֶֽיךָ
Ve şimdi, Tanrımız, bundan sonra ne diyelim? Çünkü buyruklarını bıraktık;
Eyüp 37:19
·
Tevrat
ה֭וֹדִיעֵנוּ מַה־נֹּ֣אמַר ל֑וֹ לֹ֥א־נַ֝עֲרֹ֗ךְ מִפְּנֵי־חֹֽשֶׁךְ
Ona ne diyeceğimizi bize bildir; karanlık yüzünden düzenleyemeyiz.
Daniel 8:26
·
Tevrat
וּמַרְאֵ֨ה הָעֶ֧רֶב וְהַבֹּ֛קֶר אֲשֶׁ֥ר נֶאֱמַ֖ר אֱמֶ֣ת ה֑וּא וְאַתָּה֙ סְתֹ֣ם הֶֽחָז֔וֹן כִּ֖י לְיָמִ֥ים רַבִּֽים
Ve söylenen akşamın ve sabahın görümü gerçektir; ve sen görümü mühürle, çünkü çok günleredir.
Örnek Ayetler (5 / 6)
Yeremya 48:19
·
Tevrat
אֶל־דֶּ֛רֶךְ עִמְדִ֥י וְצַפִּ֖י יוֹשֶׁ֣בֶת עֲרוֹעֵ֑ר שַׁאֲלִי־נָ֣ס וְנִמְלָ֔טָה אִמְרִ֖י מַה־נִּֽהְיָֽתָה
Yola dur ve gözle, oturan Aroer; kaçana ve kurtulana sor, de: Ne oldu?
Yeşaya 40:9
·
Tevrat
עַ֣ל הַר־גָּבֹ֤הַ עֲלִי־לָךְ֙ מְבַשֶּׂ֣רֶת צִיּ֔וֹן הָרִ֤ימִי בַכֹּ֨חַ֙ קוֹלֵ֔ךְ מְבַשֶּׂ֖רֶת יְרוּשָׁלִָ֑ם הָרִ֨ימִי֙ אַל־תִּירָ֔אִי אִמְרִי֙ לְעָרֵ֣י יְהוּדָ֔ה הִנֵּ֖ה אֱלֹהֵיכֶֽם
Yüksek bir dağa çık, ey Siyon'a iyi haber getiren; sesini güçle yükselt, ey Yeruşalim'e iyi haber getiren. Yükselt, korkma; Yahuda şehirlerine de: 'İşte Tanrınız!'
1. Krallar 2:17
·
Tevrat
וַיֹּ֗אמֶר אִמְרִי־נָא֙ לִשְׁלֹמֹ֣ה הַמֶּ֔לֶךְ כִּ֥י לֹֽא־יָשִׁ֖יב אֶת־פָּנָ֑יִךְ וְיִתֶּן־לִ֛י אֶת־אֲבִישַׁ֥ג הַשּׁוּנַמִּ֖ית לְאִשָּֽׁה
Dedi: 'Lütfen kral Süleyman'a söyle, çünkü o senin yüzünü çevirmeyecek, Şunemli Avişag'ı bana eş olarak versin.'
1. Krallar 14:7
·
Tevrat
לְכִ֞י אִמְרִ֣י לְיָרָבְעָ֗ם כֹּֽה־אָמַ֤ר יְהוָה֙ אֱלֹהֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל יַ֛עַן אֲשֶׁ֥ר הֲרִימֹתִ֖יךָ מִתּ֣וֹךְ הָעָ֑ם וָאֶתֶּנְךָ֣ נָגִ֔יד עַ֖ל עַמִּ֥י יִשְׂרָאֵֽל
Git, Yarovam'a söyle: İsrail'in Tanrısı Yahve şöyle diyor: Seni halkın içinden yükselttiğim ve halkım İsrail'in üzerine önder yaptığım için,
Yaratılış 12:13
·
Tevrat
אִמְרִי־נָ֖א אֲחֹ֣תִי אָ֑תְּ לְמַ֨עַן֙ יִֽיטַב־לִ֣י בַעֲבוּרֵ֔ךְ וְחָיְתָ֥ה נַפְשִׁ֖י בִּגְלָלֵֽךְ
Lütfen, 'Kız kardeşiyim' de, ki senin uğruna bana iyi olsun, ve senin sayende canım yaşasın.
Örnek Ayetler (5)
Yeremya 2:20
·
Tevrat
כִּ֣י מֵעוֹלָ֞ם שָׁבַ֣רְתִּי עֻלֵּ֗ךְ נִתַּ֨קְתִּי֙ מוֹסְרֹתַ֔יִךְ וַתֹּאמְרִ֖י לֹ֣א אֶעֱב֑וֹר כִּ֣י עַֽל־כָּל־גִּבְעָ֞ה גְּבֹהָ֗ה וְתַ֨חַת֙ כָּל־עֵ֣ץ רַעֲנָ֔ן אַ֖תְּ צֹעָ֥ה זֹנָֽה
Çünkü eskiden beri boyunduruğunu kırdım, bağlarını kopardım; ve sen dedin: 'Kulluk etmeyeceğim.' Çünkü her yüksek tepe üzerinde ve her yeşil ağacın altında sen fahişe olarak uzanıyorsun.
Yeremya 2:25
·
Tevrat
מִנְעִ֤י רַגְלֵךְ֙ מִיָּחֵ֔ף וּגְרוֹנֵ֖ךְ מִצִּמְאָ֑ה וַתֹּאמְרִ֣י נוֹאָ֔שׁ ל֕וֹא כִּֽי־אָהַ֥בְתִּי זָרִ֖ים וְאַחֲרֵיהֶ֥ם אֵלֵֽךְ
Ayağını çıplaklıktan ve boğazını susuzluktan alıkoy; ama sen dedin: 'Umutsuz, hayır; çünkü yabancıları sevdim ve onların ardınca gideceğim.'
Yeremya 2:35
·
Tevrat
וַתֹּֽאמְרִי֙ כִּ֣י נִקֵּ֔יתִי אַ֛ךְ שָׁ֥ב אַפּ֖וֹ מִמֶּ֑נִּי הִנְנִי֙ נִשְׁפָּ֣ט אוֹתָ֔ךְ עַל־אָמְרֵ֖ךְ לֹ֥א חָטָֽאתִי
Ve dedin: 'Çünkü ben suçsuzum, kesinlikle onun öfkesi benden döndü.' İşte, 'Günah işlemedim' dediğin için seni yargılayacağım.
Yeşaya 47:7
·
Tevrat
וַתֹּ֣אמְרִ֔י לְעוֹלָ֖ם אֶהְיֶ֣ה גְבָ֑רֶת עַ֣ד לֹא־שַׂ֥מְתְּ אֵ֨לֶּה֙ עַל־לִבֵּ֔ךְ לֹ֥א זָכַ֖רְתְּ אַחֲרִיתָֽהּ
Ve dedin: 'Sonsuza dek hanımefendi olacağım', bunları kalbine koymadın, onun sonunu hatırlamadın.
Yeşaya 47:10
·
Tevrat
וַתִּבְטְחִ֣י בְרָעָתֵ֗ךְ אָמַרְתְּ֙ אֵ֣ין רֹאָ֔נִי חָכְמָתֵ֥ךְ וְדַעְתֵּ֖ךְ הִ֣יא שׁוֹבְבָ֑תֶךְ וַתֹּאמְרִ֣י בְלִבֵּ֔ךְ אֲנִ֖י וְאַפְסִ֥י עֽוֹד
Ve kötülüğüne güvendin, 'Beni gören yok' dedin; bilgeliğin ve bilgin, o seni saptırdı ve kalbinde 'Ben ve benden başkası yok' dedin.
Örnek Ayetler (5)
Yeremya 2:23
·
Tevrat
אֵ֣יךְ תֹּאמְרִ֞י לֹ֣א נִטְמֵ֗אתִי אַחֲרֵ֤י הַבְּעָלִים֙ לֹ֣א הָלַ֔כְתִּי רְאִ֤י דַרְכֵּךְ֙ בַּגַּ֔יְא דְּעִ֖י מֶ֣ה עָשִׂ֑ית בִּכְרָ֥ה קַלָּ֖ה מְשָׂרֶ֥כֶת דְּרָכֶֽיהָ
Nasıl 'Kirlenmedim, Baalların ardınca gitmedim' dersin? Vadideki yolunu gör, ne yaptığını bil; yollarında dolanan hızlı dişi deve gibisin.
Yeremya 13:21
·
Tevrat
מַה־תֹּֽאמְרִי֙ כִּֽי־יִפְקֹ֣ד עָלַ֔יִךְ וְ֠אַתְּ לִמַּ֨דְתְּ אֹתָ֥ם עָלַ֛יִךְ אַלֻּפִ֖ים לְרֹ֑אשׁ הֲל֤וֹא חֲבָלִים֙ יֹאחֱז֔וּךְ כְּמ֖וֹ אֵ֥שֶׁת לֵדָֽה
Seni cezalandırdığında ne diyeceksin? Ve sen onları kendi üzerine baş önderler olarak öğrettin; doğuran kadın gibi sancılar seni tutmayacak mı?
Yeremya 13:22
·
Tevrat
וְכִ֤י תֹאמְרִי֙ בִּלְבָבֵ֔ךְ מַדּ֖וּעַ קְרָאֻ֣נִי אֵ֑לֶּה בְּרֹ֧ב עֲוֺנֵ֛ךְ נִגְל֥וּ שׁוּלַ֖יִךְ נֶחְמְס֥וּ עֲקֵבָֽיִךְ
Ve eğer kalbinde, 'Bunlar neden başıma geldi?' dersen; suçunun çokluğuyla eteklerin açıldı, topukların şiddet gördü.
Rut 3:5
·
Tevrat
וַתֹּ֖אמֶר אֵלֶ֑יהָ כֹּ֛ל אֲשֶׁר־תֹּאמְרִ֥י אֵלַ֖י אֶֽעֱשֶֽׂה
Ve ona dedi: 'Bana diyeceğin her şeyi yapacağım.'
Rut 3:11
·
Tevrat
וְעַתָּ֗ה בִּתִּי֙ אַל־תִּ֣ירְאִ֔י כֹּ֥ל אֲשֶׁר־תֹּאמְרִ֖י אֶֽעֱשֶׂה־לָּ֑ךְ כִּ֤י יוֹדֵ֨עַ֙ כָּל־שַׁ֣עַר עַמִּ֔י כִּ֛י אֵ֥שֶׁת חַ֖יִל אָֽתְּ
Ve şimdi, kızım, korkma; diyeceğin her şeyi sana yapacağım, çünkü halkımın tüm kapısı senin erdem kadını olduğunu biliyor.
Örnek Ayetler (5)
1. Samuel 9:12
·
Tevrat
וַתַּעֲנֶ֧ינָה אוֹתָ֛ם וַתֹּאמַ֥רְנָה יֵּ֖שׁ הִנֵּ֣ה לְפָנֶ֑יךָ מַהֵ֣ר עַתָּ֗ה כִּ֤י הַיּוֹם֙ בָּ֣א לָעִ֔יר כִּ֣י זֶ֧בַח הַיּ֛וֹם לָעָ֖ם בַּבָּמָֽה
Ve onlara cevap verdiler ve dediler: 'Var, işte önünde. Şimdi acele et, çünkü bugün şehre geldi; çünkü bugün yüksek yerde halkın kurbanı var.'
Rut 1:10
·
Tevrat
וַתֹּאמַ֖רְנָה־לָּ֑הּ כִּי־אִתָּ֥ךְ נָשׁ֖וּב לְעַמֵּֽךְ
Ona dediler: 'Hayır, seninle birlikte halkına döneceğiz.'
Rut 1:19
·
Tevrat
וַתֵּלַ֣כְנָה שְׁתֵּיהֶ֔ם עַד־בֹּאָ֖נָה בֵּ֣ית לָ֑חֶם וַיְהִ֗י כְּבֹאָ֨נָה֙ בֵּ֣ית לֶ֔חֶם וַתֵּהֹ֤ם כָּל־הָעִיר֙ עֲלֵיהֶ֔ן וַתֹּאמַ֖רְנָה הֲזֹ֥את נָעֳמִֽי
İkisi Beytlehem'e gelene kadar yürüdüler. Beytlehem'e geldiklerinde bütün şehir onlardan dolayı çalkalandı ve dediler: 'Bu Naomi mi?'
Rut 4:14
·
Tevrat
וַתֹּאמַ֤רְנָה הַנָּשִׁים֙ אֶֽל־נָעֳמִ֔י בָּר֣וּךְ יְהוָ֔ה אֲ֠שֶׁר לֹ֣א הִשְׁבִּ֥ית לָ֛ךְ גֹּאֵ֖ל הַיּ֑וֹם וְיִקָּרֵ֥א שְׁמ֖וֹ בְּיִשְׂרָאֵֽל
Ve kadınlar Naomi'ye dediler: 'Bugün senden kurtaranı eksik etmeyen Yahve bereketli olsun; ve onun adı İsrail'de çağrılsın.
Yaratılış 31:14
·
Tevrat
וַתַּ֤עַן רָחֵל֙ וְלֵאָ֔ה וַתֹּאמַ֖רְנָה ל֑וֹ הַע֥וֹד לָ֛נוּ חֵ֥לֶק וְנַחֲלָ֖ה בְּבֵ֥ית אָבִֽינוּ
Rahel ve Lea yanıt verdiler ve ona dediler: 'Babamızın evinde bizim için hâlâ bir pay ve miras var mı?'
Örnek Ayetler (4)
Nehemya 2:7
·
Tevrat
וָאוֹמַר֮ לַמֶּלֶךְ֒ אִם־עַל־הַמֶּ֣לֶךְ ט֔וֹב אִגְּרוֹת֙ יִתְּנוּ־לִ֔י עַֽל־פַּחֲו֖וֹת עֵ֣בֶר הַנָּהָ֑ר אֲשֶׁר֙ יַעֲבִיר֔וּנִי עַ֥ד אֲשֶׁר־אָב֖וֹא אֶל־יְהוּדָֽה
Krala dedim: 'Eğer krala iyi gelirse, Yahuda'ya gelene kadar beni geçirsinler diye Irmağın ötesindeki valilere mektuplar bana verilsin.'
Nehemya 2:17
·
Tevrat
וָאוֹמַ֣ר אֲלֵהֶ֗ם אַתֶּ֤ם רֹאִים֙ הָרָעָה֙ אֲשֶׁ֣ר אֲנַ֣חְנוּ בָ֔הּ אֲשֶׁ֤ר יְרוּשָׁלִַ֨ם֙ חֲרֵבָ֔ה וּשְׁעָרֶ֖יהָ נִצְּת֣וּ בָאֵ֑שׁ לְכ֗וּ וְנִבְנֶה֙ אֶת־חוֹמַ֣ת יְרוּשָׁלִַ֔ם וְלֹא־נִהְיֶ֥ה ע֖וֹד חֶרְפָּֽה
Onlara dedim: 'İçinde olduğumuz kötülüğü, Yeruşalim'in virane olduğunu ve kapılarının ateşle yakıldığını görüyorsunuz; gelin, Yeruşalim'in duvarını inşa edelim ve artık utanç olmayalım.'
Nehemya 2:20
·
Tevrat
וָאָשִׁ֨יב אוֹתָ֜ם דָּבָ֗ר וָאוֹמַ֤ר לָהֶם֙ אֱלֹהֵ֣י הַשָּׁמַ֔יִם ה֚וּא יַצְלִ֣יחַֽ לָ֔נוּ וַאֲנַ֥חְנוּ עֲבָדָ֖יו נָק֣וּם וּבָנִ֑ינוּ וְלָכֶ֗ם אֵֽין־חֵ֧לֶק וּצְדָקָ֛ה וְזִכָּר֖וֹן בִּירוּשָׁלִָֽם
Onlara sözle cevap verdim ve onlara dedim: 'Göklerin Tanrısı bizi başarılı kılacak ve biz O'nun kulları kalkacağız ve inşa edeceğiz; sizin için ise Yeruşalim'de pay, hak ve anı yoktur.'
Nehemya 5:9
·
Tevrat
וָאוֹמַ֕ר לֹא־ט֥וֹב הַדָּבָ֖ר אֲשֶׁר־אַתֶּ֣ם עֹשִׂ֑ים הֲל֞וֹא בְּיִרְאַ֤ת אֱלֹהֵ֨ינוּ֙ תֵּלֵ֔כוּ מֵחֶרְפַּ֖ת הַגּוֹיִ֥ם אוֹיְבֵֽינוּ
Sonra dedim: 'Sizin yaptığınız şey iyi değil; düşmanlarımız olan ulusların utancından dolayı Tanrımızın korkusunda yürümeniz gerekmez mi?'
Örnek Ayetler (3)
Yeremya 18:5
·
Tevrat
וַיְהִ֥י דְבַר־יְהוָ֖ה אֵלַ֥י לֵאמֽוֹר
Sonra Yahve'nin sözü bana geldi, diyerek:
Yeremya 33:19
·
Tevrat
וַֽיְהִי֙ דְּבַר־יְהוָ֔ה אֶֽל־יִרְמְיָ֖הוּ לֵאמֽוֹר
Yahve'nin sözü Yeremya'ya şöyle diyerek geldi:
Yaratılış 48:20
·
Tevrat
וַיְבָ֨רֲכֵ֜ם בַּיּ֣וֹם הַהוּא֮ לֵאמוֹר֒ בְּךָ֗ יְבָרֵ֤ךְ יִשְׂרָאֵל֙ לֵאמֹ֔ר יְשִֽׂמְךָ֣ אֱלֹהִ֔ים כְּאֶפְרַ֖יִם וְכִמְנַשֶּׁ֑ה וַיָּ֥שֶׂם אֶת־אֶפְרַ֖יִם לִפְנֵ֥י מְנַשֶּֽׁה
O gün onları bereketledi ve dedi: 'İsrail seninle bereketleyecek ve diyecek: 'Tanrı seni Efrayim gibi ve Manaşe gibi yapsın.'' Efrayim'i Manaşe'nin önüne koydu.
Örnek Ayetler (3)
Hakimler 21:22
·
Tevrat
וְהָיָ֡ה כִּֽי־יָבֹ֣אוּ אֲבוֹתָם֩ א֨וֹ אֲחֵיהֶ֜ם לָרִ֣יב אֵלֵ֗ינוּ וְאָמַ֤רְנוּ אֲלֵיהֶם֙ חָנּ֣וּנוּ אוֹתָ֔ם כִּ֣י לֹ֥א לָקַ֛חְנוּ אִ֥ישׁ אִשְׁתּ֖וֹ בַּמִּלְחָמָ֑ה כִּ֣י לֹ֥א אַתֶּ֛ם נְתַתֶּ֥ם לָהֶ֖ם כָּעֵ֥ת תֶּאְשָֽׁמוּ
Ve olacak ki babaları veya kardeşleri bize çekişmeye gelecekler, onlara diyeceğiz: 'Onlara lütfedin, çünkü savaşta her adamın karısını almadık; çünkü onlara siz vermediniz, şimdi suçlu olurdunuz.'
Yeşu 22:28
·
Tevrat
וַנֹּ֕אמֶר וְהָיָ֗ה כִּֽי־יֹאמְר֥וּ אֵלֵ֛ינוּ וְאֶל־דֹּרֹתֵ֖ינוּ מָחָ֑ר וְאָמַ֡רְנוּ רְא֣וּ אֶת־תַּבְנִית֩ מִזְבַּ֨ח יְהוָ֜ה אֲשֶׁר־עָשׂ֣וּ אֲבוֹתֵ֗ינוּ לֹ֤א לְעוֹלָה֙ וְלֹ֣א לְזֶ֔בַח כִּי־עֵ֣ד ה֔וּא בֵּינֵ֖ינוּ וּבֵינֵיכֶֽם
Ve dedik: Ve olacak ki yarın bize ve kuşaklarımıza dedikleri zaman, ve diyeceğiz: Atalarımızın yaptığı Yahve'nin sunağının örneğini görün; yakmalık sunu için değil ve kurban için değil, çünkü o aramızda ve aranızda tanıktır.
Yaratılış 37:20
·
Tevrat
וְעַתָּ֣ה לְכ֣וּ וְנַֽהַרְגֵ֗הוּ וְנַשְׁלִכֵ֨הוּ֙ בְּאַחַ֣ד הַבֹּר֔וֹת וְאָמַ֕רְנוּ חַיָּ֥ה רָעָ֖ה אֲכָלָ֑תְהוּ וְנִרְאֶ֕ה מַה־יִּהְי֖וּ חֲלֹמֹתָֽיו
Ve şimdi gelin ve onu öldürelim ve onu çukurlardan birine atalım ve 'Kötü bir hayvan onu yedi' diyelim; ve rüyalarının ne olacağını görelim.
Örnek Ayetler (3)
Yeşaya 47:8
·
Tevrat
וְעַתָּ֞ה שִׁמְעִי־זֹ֤את עֲדִינָה֙ הַיּוֹשֶׁ֣בֶת לָבֶ֔טַח הָאֹֽמְרָה֙ בִּלְבָ֔בָהּ אֲנִ֖י וְאַפְסִ֣י ע֑וֹד לֹ֤א אֵשֵׁב֙ אַלְמָנָ֔ה וְלֹ֥א אֵדַ֖ע שְׁכֽוֹל
Ve şimdi bunu dinle, güvenlikte oturan, kalbinde 'Ben ve benden başkası yok; dul oturmayacağım ve çocuksuzluk bilemeyeceğim' diyen zevk düşkünü;
Mika 7:10
·
Tevrat
וְתֵרֶ֤א אֹיַ֨בְתִּי֙ וּתְכַסֶּ֣הָ בוּשָׁ֔ה הָאֹמְרָ֣ה אֵלַ֔י אַיּ֖וֹ יְהוָ֣ה אֱלֹהָ֑יִךְ עֵינַי֙ תִּרְאֶ֣ינָּה בָּ֔הּ עַתָּ֛ה תִּֽהְיֶ֥ה לְמִרְמָ֖ס כְּטִ֥יט חוּצֽוֹת
Ve düşmanım görecek ve utanç onu örtecek; bana, 'Tanrın Yahve nerede?' diyen kişiyi; gözlerim ona bakacak, şimdi sokakların çamuru gibi çiğnenecek.
Sefanya 2:15
·
Tevrat
זֹ֞֠את הָעִ֤יר הָעַלִּיזָה֙ הַיּוֹשֶׁ֣בֶת לָבֶ֔טַח הָאֹֽמְרָה֙ בִּלְבָבָ֔הּ אֲנִ֖י וְאַפְסִ֣י ע֑וֹד אֵ֣יךְ הָיְתָ֣ה לְשַׁמָּ֗ה מַרְבֵּץ֙ לַֽחַיָּ֔ה כֹּ֚ל עוֹבֵ֣ר עָלֶ֔יהָ יִשְׁרֹ֖ק יָנִ֥יעַ יָדֽוֹ
Güven içinde oturan, kalbinde 'Benim ve benden başkası yoktur' diyen neşeli şehir budur. Nasıl da viraneye, yabanıl hayvanlar için yatma yerine dönüştü! Onun yanından geçen herkes ıslık çalacak, elini sallayacak.
Örnek Ayetler (3)
2. Krallar 7:4
·
Tevrat
אִם־אָמַרְנוּ֩ נָב֨וֹא הָעִ֜יר וְהָרָעָ֤ב בָּעִיר֙ וָמַ֣תְנוּ שָׁ֔ם וְאִם־יָשַׁ֥בְנוּ פֹ֖ה וָמָ֑תְנוּ וְעַתָּ֗ה לְכוּ֙ וְנִפְּלָה֙ אֶל־מַחֲנֵ֣ה אֲרָ֔ם אִם־יְחַיֻּ֣נוּ נִֽחְיֶ֔ה וְאִם־יְמִיתֻ֖נוּ וָמָֽתְנוּ
Eğer 'Şehre girelim' dersek, şehirde kıtlık var ve orada ölürüz; ve eğer burada oturursak, yine ölürüz. Şimdi gelin, Aram ordugahına düşelim; eğer bizi yaşatırlarsa yaşarız, ve eğer bizi öldürürlerse ölürüz.
Ezra 8:22
·
Tevrat
כִּ֣י בֹ֗שְׁתִּי לִשְׁא֤וֹל מִן־הַמֶּ֨לֶךְ֙ חַ֣יִל וּפָרָשִׁ֔ים לְעָזְרֵ֥נוּ מֵאוֹיֵ֖ב בַּדָּ֑רֶךְ כִּֽי־אָמַ֨רְנוּ לַמֶּ֜לֶךְ לֵאמֹ֗ר יַד־אֱלֹהֵ֤ינוּ עַל־כָּל־מְבַקְשָׁיו֙ לְטוֹבָ֔ה וְעֻזּ֣וֹ וְאַפּ֔וֹ עַ֖ל כָּל־עֹזְבָֽיו
Çünkü yolda düşmandan bize yardım etmeleri için kraldan ordu ve atlılar istemeye utandım; çünkü krala şöyle demiştik: 'Tanrımızın eli, O'nu arayan herkesin üzerinde iyilik içindir, ve O'nun gücü ve öfkesi O'nu bırakan herkesin üzerindedir.'
Ağıtlar 4:20
·
Tevrat
ר֤וּחַ אַפֵּ֨ינוּ֙ מְשִׁ֣יחַ יְהוָ֔ה נִלְכַּ֖ד בִּשְׁחִיתוֹתָ֑ם אֲשֶׁ֣ר אָמַ֔רְנוּ בְּצִלּ֖וֹ נִֽחְיֶ֥ה בַגּוֹיִֽם
Burnumuzun nefesi, Yahve'nin meshedilmişi onların çukurlarında yakalandı; ki biz, 'Onun gölgesinde uluslar arasında yaşayacağız' dedik.
Örnek Ayetler (3)
Yeşaya 44:28
·
Tevrat
הָאֹמֵ֤ר לְכ֨וֹרֶשׁ֙ רֹעִ֔י וְכָל־חֶפְצִ֖י יַשְׁלִ֑ם וְלֵאמֹ֤ר לִירוּשָׁלִַ֨ם֙ תִּבָּנֶ֔ה וְהֵיכָ֖ל תִּוָּסֵֽד
Koreş için, 'O benim çobanımdır ve bütün arzumu tamamlayacaktır' diyen ve Yeruşalim için, 'İnşa edilecek' ve tapınak için, 'Temeli atılacak' diyen;
Yeşaya 51:16
·
Tevrat
וָאָשִׂ֤ים דְּבָרַי֙ בְּפִ֔יךָ וּבְצֵ֥ל יָדִ֖י כִּסִּיתִ֑יךָ לִנְטֹ֤עַ שָׁמַ֨יִם֙ וְלִיסֹ֣ד אָ֔רֶץ וְלֵאמֹ֥ר לְצִיּ֖וֹן עַמִּי־אָֽתָּה
Ve sözlerimi senin ağzına koydum ve elimin gölgesinde seni örttüm; gökleri dikmek için ve yeri temellendirmek için ve Siyon'a 'Sen halkımsın' demek için.
2. Tarihler 32:17
·
Tevrat
וּסְפָרִ֣ים כָּתַ֔ב לְחָרֵ֕ף לַיהוָ֖ה אֱלֹהֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל וְלֵֽאמֹ֨ר עָלָ֜יו לֵאמֹ֗ר כֵּֽאלֹהֵ֞י גּוֹיֵ֤ הָאֲרָצוֹת֙ אֲשֶׁ֨ר לֹא־הִצִּ֤ילוּ עַמָּם֙ מִיָּדִ֔י כֵּ֣ן לֹֽא־יַצִּ֞יל אֱלֹהֵ֧י יְחִזְקִיָּ֛הוּ עַמּ֖וֹ מִיָּדִֽי
Ve İsrail'in Tanrısı Yahve'yi aşağılamak için ve ona karşı demek için mektuplar yazdı, diyerek: 'Halklarını elimden kurtarmayan diyarların uluslarının ilahları gibi, öyle Hizkiya'nın Tanrısı halkını elimden kurtarmayacak.'
Örnek Ayetler (3)
Hezekiel 36:20
·
Tevrat
וַיָּב֗וֹא אֶל־הַגּוֹיִם֙ אֲשֶׁר־בָּ֣אוּ שָׁ֔ם וַֽיְחַלְּל֖וּ אֶת־שֵׁ֣ם קָדְשִׁ֑י בֶּאֱמֹ֤ר לָהֶם֙ עַם־יְהוָ֣ה אֵ֔לֶּה וּמֵאַרְצ֖וֹ יָצָֽאוּ
Ve gittikleri uluslara geldiler ve kutsal adımı kirlettiler; onlara, 'Bunlar Yahve'nin halkıdır ve O'nun diyarından çıktılar' denildiğinde.
Mezmurlar 42:4
·
Tevrat
הָֽיְתָה־לִּ֬י דִמְעָתִ֣י לֶ֭חֶם יוֹמָ֣ם וָלָ֑יְלָה בֶּאֱמֹ֥ר אֵלַ֥י כָּל־הַ֝יּ֗וֹם אַיֵּ֥ה אֱלֹהֶֽיךָ
Bütün gün bana, 'Tanrın nerede?' denildiğinde, gözyaşım gündüz ve gece bana ekmek oldu.
Yasa'nın Tekrarı 4:10
·
Tevrat
י֗וֹם אֲשֶׁ֨ר עָמַ֜דְתָּ לִפְנֵ֨י יְהוָ֣ה אֱלֹהֶיךָ֮ בְּחֹרֵב֒ בֶּאֱמֹ֨ר יְהוָ֜ה אֵלַ֗י הַקְהֶל־לִי֙ אֶת־הָעָ֔ם וְאַשְׁמִעֵ֖ם אֶת־דְּבָרָ֑י אֲשֶׁ֨ר יִלְמְד֜וּן לְיִרְאָ֣ה אֹתִ֗י כָּל־הַיָּמִים֙ אֲשֶׁ֨ר הֵ֤ם חַיִּים֙ עַל־הָ֣אֲדָמָ֔ה וְאֶת־בְּנֵיהֶ֖ם יְלַמֵּדֽוּן
Horev'de Tanrın Yahve'nin yüzüne durduğun gün, Yahve bana dediğinde: 'Halkı benim için topla ve onlara sözlerimi işittireyim; ki toprak üzerinde yaşadıkları bütün günler boyunca benden korkmayı öğrensinler ve oğullarına öğretsinler.'
Örnek Ayetler (3)
1. Samuel 18:7
·
Tevrat
וַֽתַּעֲנֶ֛ינָה הַנָּשִׁ֥ים הַֽמְשַׂחֲק֖וֹת וַתֹּאמַ֑רְןָ הִכָּ֤ה שָׁאוּל֙ בַּאֲלָפָ֔יו וְדָוִ֖ד בְּרִבְבֹתָֽיו
Oynayan kadınlar karşılık verdiler ve dediler ki: 'Şaul binlerini vurdu ve Davut on binlerini.'
Mısır'dan Çıkış 1:19
·
Tevrat
וַתֹּאמַ֤רְןָ הַֽמְיַלְּדֹת֙ אֶל־פַּרְעֹ֔ה כִּ֣י לֹ֧א כַנָּשִׁ֛ים הַמִּצְרִיֹּ֖ת הָֽעִבְרִיֹּ֑ת כִּֽי־חָי֣וֹת הֵ֔נָּה בְּטֶ֨רֶם תָּב֧וֹא אֲלֵהֶ֛ן הַמְיַלֶּ֖דֶת וְיָלָֽדוּ
Ebeler Firavun'a dediler: 'Çünkü İbrani kadınlar Mısırlı kadınlar gibi değildir; çünkü onlar güçlüdürler, ebe onlara gelmeden önce doğururlar.'
Mısır'dan Çıkış 2:19
·
Tevrat
וַתֹּאמַ֕רְןָ אִ֣ישׁ מִצְרִ֔י הִצִּילָ֖נוּ מִיַּ֣ד הָרֹעִ֑ים וְגַם־דָּלֹ֤ה דָלָה֙ לָ֔נוּ וַיַּ֖שְׁקְ אֶת־הַצֹּֽאן
Dediler: 'Mısırlı bir adam bizi çobanların elinden kurtardı, ve ayrıca bizim için bolca su çekti ve sürüyü suladı.'
Örnek Ayetler (3)
Yeremya 23:17
·
Tevrat
אֹמְרִ֤ים אָמוֹר֙ לִֽמְנַאֲצַ֔י דִּבֶּ֣ר יְהוָ֔ה שָׁל֖וֹם יִֽהְיֶ֣ה לָכֶ֑ם וְ֠כֹל הֹלֵ֞ךְ בִּשְׁרִר֤וּת לִבּוֹ֙ אָֽמְר֔וּ לֹֽא־תָב֥וֹא עֲלֵיכֶ֖ם רָעָֽה
Beni hor görenlere sürekli diyorlar: 'Yahve konuştu, size barış olacak'; ve kalbinin inatçılığında yürüyen herkese dediler: 'Üzerinize kötülük gelmeyecek.'
1. Samuel 2:30
·
Tevrat
לָכֵ֗ן נְאֻם־יְהוָה֮ אֱלֹהֵ֣י יִשְׂרָאֵל֒ אָמ֣וֹר אָמַ֔רְתִּי בֵּֽיתְךָ֙ וּבֵ֣ית אָבִ֔יךָ יִתְהַלְּכ֥וּ לְפָנַ֖י עַד־עוֹלָ֑ם וְעַתָּ֤ה נְאֻם־יְהוָה֙ חָלִ֣ילָה לִּ֔י כִּֽי־מְכַבְּדַ֥י אֲכַבֵּ֖ד וּבֹזַ֥י יֵקָֽלּוּ
Bu yüzden İsrail'in Tanrısı Yahve'nin bildirisidir: Senin evin ve babanın evi sonsuza dek yüzümün önünde yürüyecekler diye kesinlikle demiştim; ama şimdi Yahve'nin bildirisidir: Benden uzak olsun! Çünkü beni yüceltenleri yücelteceğim ve beni hor görenler hafifletilecekler.
Çölde Sayım 6:23
·
Tevrat
דַּבֵּ֤ר אֶֽל־אַהֲרֹן֙ וְאֶל־בָּנָ֣יו לֵאמֹ֔ר כֹּ֥ה תְבָרֲכ֖וּ אֶת־בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל אָמ֖וֹר לָהֶֽם
Harun'a ve oğullarına diyerek konuş: İsrail oğullarını böyle bereketleyeceksiniz, onlara söyleyerek: