388
Kullanım
4
Lemma
2
Türev
14
Anlam
4 lemma, 2 türev form
Kelime | Okunuş | Anlam | Tür | Adet | ||
|---|---|---|---|---|---|---|
אוֹ Lemma | o | veya, veya, yoksa, ya da | Bağlaç | 320 | ||
Örnek Ayetler (5 / 320) Hakimler 11:34 · Tevrat וַיָּבֹ֨א יִפְתָּ֣ח הַמִּצְפָּה֮ אֶל־בֵּיתוֹ֒ וְהִנֵּ֤ה בִתּוֹ֙ יֹצֵ֣את לִקְרָאת֔וֹ בְתֻפִּ֖ים וּבִמְחֹל֑וֹת וְרַק֙ הִ֣יא יְחִידָ֔ה אֵֽין־ל֥וֹ מִמֶּ֛נּוּ בֵּ֖ן אוֹ־בַֽת Ve Yiftah Mitspe'ye evine geldi ve işte kızı teflerle ve danslarla onu karşılamaya çıkıyordu. Ve sadece o tekti; ondan başka oğlu veya kızı yoktu. Hakimler 18:19 · Tevrat וַיֹּאמְרוּ֩ ל֨וֹ הַחֲרֵ֜שׁ שִֽׂים־יָדְךָ֤ עַל־פִּ֨יךָ֙ וְלֵ֣ךְ עִמָּ֔נוּ וֶֽהְיֵה־לָ֖נוּ לְאָ֣ב וּלְכֹהֵ֑ן הֲט֣וֹב הֱיוֹתְךָ֣ כֹהֵ֗ן לְבֵית֙ אִ֣ישׁ אֶחָ֔ד א֚וֹ הֱיוֹתְךָ֣ כֹהֵ֔ן לְשֵׁ֥בֶט וּלְמִשְׁפָּחָ֖ה בְּיִשְׂרָאֵֽל Ve ona dediler ki: 'Sus, elini ağzının üzerine koy ve bizimle gel, ve bize baba ve kâhin ol; senin bir adamın evine kâhin olman mı iyidir, yoksa İsrail'de bir oymak ve bir aile için kâhin olman mı?' Hakimler 19:13 · Tevrat וַיֹּ֣אמֶר לְנַעֲר֔וֹ לְךָ֥ וְנִקְרְבָ֖ה בְּאַחַ֣ד הַמְּקֹמ֑וֹת וְלַ֥נּוּ בַגִּבְעָ֖ה א֥וֹ בָרָמָֽה Ve uşağına dedi ki: 'Gel ve yerlerden birine yaklaşalım; ve Giva'da veya Rama'da geceleyelim.' Hakimler 21:22 · Tevrat וְהָיָ֡ה כִּֽי־יָבֹ֣אוּ אֲבוֹתָם֩ א֨וֹ אֲחֵיהֶ֜ם לָרִ֣יב אֵלֵ֗ינוּ וְאָמַ֤רְנוּ אֲלֵיהֶם֙ חָנּ֣וּנוּ אוֹתָ֔ם כִּ֣י לֹ֥א לָקַ֛חְנוּ אִ֥ישׁ אִשְׁתּ֖וֹ בַּמִּלְחָמָ֑ה כִּ֣י לֹ֥א אַתֶּ֛ם נְתַתֶּ֥ם לָהֶ֖ם כָּעֵ֥ת תֶּאְשָֽׁמוּ Ve olacak ki babaları veya kardeşleri bize çekişmeye gelecekler, onlara diyeceğiz: 'Onlara lütfedin, çünkü savaşta her adamın karısını almadık; çünkü onlara siz vermediniz, şimdi suçlu olurdunuz.' Amos 3:12 · Tevrat כֹּה֮ אָמַ֣ר יְהוָה֒ כַּאֲשֶׁר֩ יַצִּ֨יל הָרֹעֶ֜ה מִפִּ֧י הָאֲרִ֛י שְׁתֵּ֥י כְרָעַ֖יִם א֣וֹ בְדַל־אֹ֑זֶן כֵּ֣ן יִנָּצְל֞וּ בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֗ל הַיֹּֽשְׁבִים֙ בְּשֹׁ֣מְר֔וֹן בִּפְאַ֥ת מִטָּ֖ה וּבִדְמֶ֥שֶׁק עָֽרֶשׂ Yahve şöyle dedi: 'Çoban aslanın ağzından iki bacak veya bir kulak parçası nasıl kurtarırsa, Samiriye'de yatağın köşesinde ve Şam'da divanda oturan İsrail oğulları da öyle kurtulacak.' | ||||||
אוּלַי Lemma | ulay | belki, belki, umarım, acaba | Zarf | 47 | ||
אֻלַי | ulay | belki, belki, umarım | Zarf | 1 | ||
וְאוּלָם Lemma | veulam | ve sundurma, sundurma, ön avlu, giriş | Zarf | 16 | ||
אוּלָם | ulam | sundurma, sundurma, giriş holü, ön avlu | Zarf | 3 | ||
וְאוּאֵֽל Lemma | ve-uel | ve Uel, Uel, Tanrı'nın isteği | İsim | 1 | ||
Örnek Ayetler (5 / 320)
Hakimler 11:34
·
Tevrat
וַיָּבֹ֨א יִפְתָּ֣ח הַמִּצְפָּה֮ אֶל־בֵּיתוֹ֒ וְהִנֵּ֤ה בִתּוֹ֙ יֹצֵ֣את לִקְרָאת֔וֹ בְתֻפִּ֖ים וּבִמְחֹל֑וֹת וְרַק֙ הִ֣יא יְחִידָ֔ה אֵֽין־ל֥וֹ מִמֶּ֛נּוּ בֵּ֖ן אוֹ־בַֽת
Ve Yiftah Mitspe'ye evine geldi ve işte kızı teflerle ve danslarla onu karşılamaya çıkıyordu. Ve sadece o tekti; ondan başka oğlu veya kızı yoktu.
Hakimler 18:19
·
Tevrat
וַיֹּאמְרוּ֩ ל֨וֹ הַחֲרֵ֜שׁ שִֽׂים־יָדְךָ֤ עַל־פִּ֨יךָ֙ וְלֵ֣ךְ עִמָּ֔נוּ וֶֽהְיֵה־לָ֖נוּ לְאָ֣ב וּלְכֹהֵ֑ן הֲט֣וֹב הֱיוֹתְךָ֣ כֹהֵ֗ן לְבֵית֙ אִ֣ישׁ אֶחָ֔ד א֚וֹ הֱיוֹתְךָ֣ כֹהֵ֔ן לְשֵׁ֥בֶט וּלְמִשְׁפָּחָ֖ה בְּיִשְׂרָאֵֽל
Ve ona dediler ki: 'Sus, elini ağzının üzerine koy ve bizimle gel, ve bize baba ve kâhin ol; senin bir adamın evine kâhin olman mı iyidir, yoksa İsrail'de bir oymak ve bir aile için kâhin olman mı?'
Hakimler 19:13
·
Tevrat
וַיֹּ֣אמֶר לְנַעֲר֔וֹ לְךָ֥ וְנִקְרְבָ֖ה בְּאַחַ֣ד הַמְּקֹמ֑וֹת וְלַ֥נּוּ בַגִּבְעָ֖ה א֥וֹ בָרָמָֽה
Ve uşağına dedi ki: 'Gel ve yerlerden birine yaklaşalım; ve Giva'da veya Rama'da geceleyelim.'
Hakimler 21:22
·
Tevrat
וְהָיָ֡ה כִּֽי־יָבֹ֣אוּ אֲבוֹתָם֩ א֨וֹ אֲחֵיהֶ֜ם לָרִ֣יב אֵלֵ֗ינוּ וְאָמַ֤רְנוּ אֲלֵיהֶם֙ חָנּ֣וּנוּ אוֹתָ֔ם כִּ֣י לֹ֥א לָקַ֛חְנוּ אִ֥ישׁ אִשְׁתּ֖וֹ בַּמִּלְחָמָ֑ה כִּ֣י לֹ֥א אַתֶּ֛ם נְתַתֶּ֥ם לָהֶ֖ם כָּעֵ֥ת תֶּאְשָֽׁמוּ
Ve olacak ki babaları veya kardeşleri bize çekişmeye gelecekler, onlara diyeceğiz: 'Onlara lütfedin, çünkü savaşta her adamın karısını almadık; çünkü onlara siz vermediniz, şimdi suçlu olurdunuz.'
Amos 3:12
·
Tevrat
כֹּה֮ אָמַ֣ר יְהוָה֒ כַּאֲשֶׁר֩ יַצִּ֨יל הָרֹעֶ֜ה מִפִּ֧י הָאֲרִ֛י שְׁתֵּ֥י כְרָעַ֖יִם א֣וֹ בְדַל־אֹ֑זֶן כֵּ֣ן יִנָּצְל֞וּ בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֗ל הַיֹּֽשְׁבִים֙ בְּשֹׁ֣מְר֔וֹן בִּפְאַ֥ת מִטָּ֖ה וּבִדְמֶ֥שֶׁק עָֽרֶשׂ
Yahve şöyle dedi: 'Çoban aslanın ağzından iki bacak veya bir kulak parçası nasıl kurtarırsa, Samiriye'de yatağın köşesinde ve Şam'da divanda oturan İsrail oğulları da öyle kurtulacak.'
Örnek Ayetler (5 / 47)
Amos 5:15
·
Tevrat
שִׂנְאוּ־רָע֙ וְאֶ֣הֱבוּ ט֔וֹב וְהַצִּ֥יגוּ בַשַּׁ֖עַר מִשְׁפָּ֑ט אוּלַ֗י יֶֽחֱנַ֛ן יְהוָ֥ה אֱלֹהֵֽי־צְבָא֖וֹת שְׁאֵרִ֥ית יוֹסֵֽף
Kötüden nefret edin ve iyiyi sevin ve kapıda hükmü kurun; belki Ordular Tanrısı Yahve Yusuf'un kalanına lütfeder.
Hezekiel 12:3
·
Tevrat
וְאַתָּ֣ה בֶן־אָדָ֗ם עֲשֵׂ֤ה לְךָ֙ כְּלֵ֣י גוֹלָ֔ה וּגְלֵ֥ה יוֹמָ֖ם לְעֵֽינֵיהֶ֑ם וְגָלִ֨יתָ מִמְּקוֹמְךָ֜ אֶל־מָק֤וֹם אַחֵר֙ לְעֵ֣ינֵיהֶ֔ם אוּלַ֣י יִרְא֔וּ כִּ֛י בֵּ֥ית מְרִ֖י הֵֽמָּה
Ve sen, insanoğlu, kendine sürgün eşyaları yap ve gündüzün onların gözleri önünde sürgüne git; ve yerinden başka yere onların gözleri önünde sürgüne git, belki görürler, çünkü onlar isyan evidir.
2. Samuel 14:15
·
Tevrat
וְ֠עַתָּה אֲשֶׁר־בָּ֜אתִי לְדַבֵּ֨ר אֶל־הַמֶּ֤לֶךְ אֲדֹנִי֙ אֶת־הַדָּבָ֣ר הַזֶּ֔ה כִּ֥י יֵֽרְאֻ֖נִי הָעָ֑ם וַתֹּ֤אמֶר שִׁפְחָֽתְךָ֙ אֲדַבְּרָה־נָּ֣א אֶל־הַמֶּ֔לֶךְ אוּלַ֛י יַעֲשֶׂ֥ה הַמֶּ֖לֶךְ אֶת־דְּבַ֥ר אֲמָתֽוֹ
Ve şimdi efendim krala bu sözü konuşmaya gelmem, çünkü halk beni korkuttu. Ve hizmetçin dedi: 'Lütfen krala konuşayım, belki kral cariyesinin sözünü yapar.'
2. Samuel 16:12
·
Tevrat
אוּלַ֛י יִרְאֶ֥ה יְהוָ֖ה בְּעֵינִ֑י וְהֵשִׁ֨יב יְהוָ֥ה לִי֙ טוֹבָ֔ה תַּ֥חַת קִלְלָת֖וֹ הַיּ֥וֹם הַזֶּֽה
Belki Yahve gözüme bakar ve Yahve bu günkü onun lanetlemesi yerine bana iyilik döndürür.
Yeremya 20:10
·
Tevrat
כִּ֣י שָׁמַ֜עְתִּי דִּבַּ֣ת רַבִּים֮ מָג֣וֹר מִסָּבִיב֒ הַגִּ֨ידוּ֙ וְנַגִּידֶ֔נּוּ כֹּ֚ל אֱנ֣וֹשׁ שְׁלוֹמִ֔י שֹׁמְרֵ֖י צַלְעִ֑י אוּלַ֤י יְפֻתֶּה֙ וְנ֣וּכְלָה ל֔וֹ וְנִקְחָ֥ה נִקְמָתֵ֖נוּ מִמֶּֽנּוּ
Çünkü birçoğunun iftirasını işittim, çevredeki dehşet: 'Bildirin ve onu bildirelim!' Bütün barış adamlarım, tökezlememi gözleyenler: 'Belki kandırılır ve ona üstün geliriz ve ondan öcümüzü alırız.'
Örnek Ayetler (1)
Yaratılış 24:39
·
Tevrat
וָאֹמַ֖ר אֶל־אֲדֹנִ֑י אֻלַ֛י לֹא־תֵלֵ֥ךְ הָאִשָּׁ֖ה אַחֲרָֽי
'Ben de efendime dedim: Belki kadın benim ardımdan gelmez.'
Örnek Ayetler (5 / 16)
Hakimler 18:29
·
Tevrat
וַיִּקְרְא֤וּ שֵׁם־הָעִיר֙ דָּ֔ן בְּשֵׁם֙ דָּ֣ן אֲבִיהֶ֔ם אֲשֶׁ֥ר יוּלַּ֖ד לְיִשְׂרָאֵ֑ל וְאוּלָ֛ם לַ֥יִשׁ שֵׁם־הָעִ֖יר לָרִאשֹׁנָֽה
Ve İsrail'e doğan babaları Dan'ın adıyla şehrin adını Dan diye çağırdılar; ancak başlangıçta şehrin adı Layiş'ti.
1. Samuel 20:3
·
Tevrat
וַיִּשָּׁבַ֨ע ע֜וֹד דָּוִ֗ד וַיֹּ֨אמֶר֙ יָדֹ֨עַ יָדַ֜ע אָבִ֗יךָ כִּֽי־מָצָ֤אתִי חֵן֙ בְּעֵינֶ֔יךָ וַיֹּ֛אמֶר אַל־יֵֽדַע־זֹ֥את יְהוֹנָתָ֖ן פֶּן־יֵֽעָצֵ֑ב וְאוּלָ֗ם חַי־יְהוָה֙ וְחֵ֣י נַפְשֶׁ֔ךָ כִּ֣י כְפֶ֔שַׂע בֵּינִ֖י וּבֵ֥ין הַמָּֽוֶת
Davut tekrar yemin etti ve dedi: 'Baban gözlerinde lütuf bulduğumu kesinlikle biliyor, ve dedi: Yonatan üzülmesin diye bunu bilmesin. Ancak Yahve yaşıyor ki ve canın yaşıyor ki, benimle ölüm arasında adım gibidir.'
1. Samuel 25:34
·
Tevrat
וְאוּלָ֗ם חַי־יְהוָה֙ אֱלֹהֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל אֲשֶׁ֣ר מְנָעַ֔נִי מֵהָרַ֖ע אֹתָ֑ךְ כִּ֣י לוּלֵ֣י מִהַ֗רְתְּ וַתָּבֹאת֙ לִקְרָאתִ֔י כִּ֣י אִם־נוֹתַ֧ר לְנָבָ֛ל עַד־א֥וֹר הַבֹּ֖קֶר מַשְׁתִּ֥ין בְּקִֽיר
Ancak sana kötülük yapmaktan beni alıkoyan İsrail'in Tanrısı Yahve yaşıyor; çünkü eğer acele edip beni karşılamaya gelmeseydin, sabahın ışığına kadar Nabal'a duvara işeyen biri kesinlikle kalmazdı.
1. Krallar 20:23
·
Tevrat
וְעַבְדֵ֨י מֶֽלֶךְ־אֲרָ֜ם אָמְר֣וּ אֵלָ֗יו אֱלֹהֵ֤י הָרִים֙ אֱלֹ֣הֵיהֶ֔ם עַל־כֵּ֖ן חָזְק֣וּ מִמֶּ֑נּוּ וְאוּלָ֗ם נִלָּחֵ֤ם אִתָּם֙ בַּמִּישׁ֔וֹר אִם־לֹ֥א נֶחֱזַ֖ק מֵהֶֽם
Aram kralının kulları ona dediler: 'Onların ilahları dağların ilahlarıdır, bu yüzden bizden güçlü oldular; ama onlarla ovada savaşalım, kesinlikle onlardan güçlü olacağız.'
Mika 3:8
·
Tevrat
וְאוּלָ֗ם אָנֹכִ֞י מָלֵ֤אתִי כֹ֨חַ֙ אֶת־ר֣וּחַ יְהוָ֔ה וּמִשְׁפָּ֖ט וּגְבוּרָ֑ה לְהַגִּ֤יד לְיַֽעֲקֹב֙ פִּשְׁע֔וֹ וּלְיִשְׂרָאֵ֖ל חַטָּאתֽוֹ
Ama ben Yakup'a isyanını ve İsrail'e günahını bildirmek için Yahve'nin ruhuyla güçle ve adaletle ve kudretle doldum.
Örnek Ayetler (3)
Eyüp 2:5
·
Tevrat
אוּלָם֙ שְֽׁלַֽח־נָ֣א יָֽדְךָ֔ וְגַ֥ע אֶל־עַצְמ֖וֹ וְאֶל־בְּשָׂר֑וֹ אִם־לֹ֥א אֶל־פָּנֶ֖יךָ יְבָרֲכֶֽךָּ
Fakat lütfen elini uzat ve onun kemiğine ve onun etine dokun; senin yüzüne karşı seni bereketlemeyecek mi?
Eyüp 5:8
·
Tevrat
אוּלָ֗ם אֲ֭נִי אֶדְרֹ֣שׁ אֶל־אֵ֑ל וְאֶל־אֱ֝לֹהִ֗ים אָשִׂ֥ים דִּבְרָתִֽי
Ancak ben Tanrı'yı ararım ve sözümü Tanrı'ya sunarım.
Eyüp 13:3
·
Tevrat
אוּלָ֗ם אֲ֭נִי אֶל־שַׁדַּ֣י אֲדַבֵּ֑ר וְהוֹכֵ֖חַ אֶל־אֵ֣ל אֶחְפָּֽץ
Ama ben Şaddai'ye konuşacağım ve Tanrı ile tartışmayı isterim.